2007'den Bugüne 85,285 Tavsiye, 26,663 Uzman ve 18,981 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Duyguları Yönetmek
MAKALE #15617 © Yazan Psk.Namık ACAR | Yayın Kasım 2015 | 5,293 Okuyucu
İnsan bilimsel olarak biy-psiko-sosyal bir varlık olarak tanımlanır.psikolojik tarafı olan bir varlığın duygularının da olması kadar doğal bir şey yoktur.Zaten insanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran özelliği de aklı ve duygularıdır.Duyguları hissetmek,aklı yaşamı yönetmek için vardır.Zaten bu ikisiyle bir birlikte insan doğası yaşamla bütünleşmektedir.
Türk insanı çoğunlukla duygusal bir insan profili olarak öne çıkar.Türk toplumu da ağırlıklı olarak diğer dünya toplumlarına oranla duygularını daha yoğun kullanan bir özelliğe sahiptir.Önemli olan da duyguların varlığından ziyade nasıl kullanıldığıdır.Çünkü insada duygular normalde aklın kontrolünde bulunmalıdır.Çünkü duygular yaşamı hissetmede,akıl ise yaşamı yönetmede öne çıkarılmalıdır.Ancak bizim bilgi,toplumu olmayışımız ve sistem insanı olarak yetişmeyişimiz nedeniyle duygular yaşamın içerisinde olması gerekenden çok daha fazla kullanılmakta,hatta karar alma süreçlerinde de haddinden fazla etkili olmaktadır.yaşam i,çerisindeki olayların hissedilmesinde,renginin belirlenmesinde elbette ki duyguların önemli bir işlevi vardır.Ancak kara verme süreçlerinde duygularla hissedilen olayların akılla muhakeme edilerek karara dönüşmesi gerekir.Ülkemizde insanlara düşünme erkinin kullanma yeterince öğretilmediği için duygularla hissedilen yaşamsal olayların ve olguların yine duygularla yönetilmesi gibi çok daha sağlıklı olmayan bir durum ortaya çıkmaktadır.Bu durumda insan yaşamı aklıyla yöneten bir varlık olmaktan çıkmakta,duygularıyla yöneten ve duygularınca davranışının yönü belirlenen bir varlığa dönüşmektedir.
Doğrusu duyguları olmayan ve hissetmeyen bir insan elbette insan olmaktan çıkar.Her şey mantık değildir.Ancak yaşamı yönetir iken duygularla hissetmek ve akılla düşünerek yönetmek şeklinde bir doğru sıralamanın takip edilmesi gerekmektedir.İnsanlarımızın çoğunluğu bu bu sıralamayı doğru kullanamadıkları,duyguları çabuk öne çıktıkları ve karar alma süreçlerine de duygularını karıştırdıkları için duyguları olması gerekenden yoğun kullanan,düşünmeyi gerektiğinden az kullanan bir eğilime sahiptir.Bu nedenle de duygusallık noktasında talimli,düşünsellik noktasında ise dalgalı bir yaşam seyrine sahiptir.şu bir gerçek ki insanlar duygularını yönetemezseler duygularınca yönetilirler.İnsanlarımızın çoğunluğunun düştüğü duygusallık çıkmazı tam da buna işaret eder niteliktedir.Aslında duygularımızın bir şeyin doğru veya yanlış mı olduğunu belirleme fonksiyonu yoktur.Duygular insanda daha çok bir şeyin hoş mu yoksa nahoş mu olduğunu hissetmeye yarar.Üstelik duyguların bir kilo bir ton gibi fiziksel ifadesi de yoktur.Çünkü duygular soyuttur.Burada önemli olan neyin,nasıl kullanılacağıdır.İnsan en hoş gelen şeyde bile neden-sonuç ilişkisi kurarak düşünmeli ve o şakilde bir karar oluşturmalıdır.Çünkü bir şeyin sadece yaşandığı an değil,aynı zamanda yaşama ve geleceğe yansımaları da hesaba katılarak yönetilmesi gerekir.Bu nedenle olayları hissetmede duyguların,yönetme ve yönlendirmede aklın ve düşünme erkinin doğru dozda kullanılmasıyla sağlıklı bir yaşam sürdürülebilir.Burada önemli ölçü hissttiren duyguların düşündüren aklın önüne yaşamı sıçratılmamasıdır.
Toplum olarak ağırlıklı olarak yaptığımız hata yaşamı yönetme fonksiyonu olmamasına rağmen duygularımızı çok yoğun kullanmaya talimli olduğumuz için duyguların çok çabuk öne çıkması ve aklı da perdelemesidir.Şu bir gerçek ki "duygular öne çıktığında akıl irtifa kaybeder".Duygularımızın öne çıkması da yaşamın duygularca yönetilmesi demektir.Bir şeyin doğru mu yoksa yanlış mı olacağının belirlenmesinde fonksiyonel olmayan bir melekenin yönlendirici olması insanların çoğunlukla yanlış kararlar almasına,yanlış tercihler yapmasına ve sonra da bunların bedellerini ödemesine yol açmaktadır.İnsanların aklın kontrolünde olarak duygularını serbest bırakacağı ve duygularını yöneteceği yaşamsal alanlar vardır.Kimseye eşine aklınla sarıl diyemeyiz.Orada tabi ki duygular serbest bırakılmalıdır.Çünkü yaşamın o noktası zaten bir karar alma veya yönetme gerektiren bir sahası değildir.Aksine duyguların serbest bırakılması ve doğal akışın yaşanması gereken bir alandır.Ama bir sorunun nasıl çözüleceği,bir şeyde tercihin nasıl yapılacağı gibi düşünme gerektiren alanlarda duygular öne çıkan belirleyiciler olmamalıdır.Hatta duygularımıza hoş gelse bile düşünsel olarak baktığımızda mantıklı değilse doğru değilse karar ona göre verilmelidir.Daha somut ifade ile insanlar açısından duygular bir şeyin hoş gelip gelmediğini belirleyen süçgeçlerdir,akıl ise doğru veya isabetli olup olmadığını belirleyen süzgeçlerdir.Örneğin kıyafet alır iken bir elbiseyi çok beğenmek başka bir şeydir,o elbisenin bütçemizi aşıp aşmadığının matematiğini yapmak başka bir şeydir.Beğenmek duygularımzın yaptığı,bütçemize uygun olup olmadığı ise aklımızın belirlediği noktalardır.sadece düşünmek beğenmeyi ortadan kaldırır,sadece beğenmek ise ölçülendirilmediği için yönetebilmeyi ortadan kaldırır.Oysa yaşam yönetilmesi hem de ince süzgeçlerden geçirerek yönetilmesi gereken bir süreçtir.Duyguların öne çıktığı yaşam tarzında insan her hoşuna giden şeye balıklama atlayarak ölçülendirme ve yönlendirme melekelerini yeterince kullanamaz hale düşer.İşte sorunun başladığı yer de burasıdır.Çünkü yönetemediğiniz hayat sizin hayatınız değildir.Yaşamı da duygusallık çıkmazında kiraya verilmiş hayatlar olarak yaşamanın bir alemi yoktur.
Bilimsel olarak incelediğimizde duygusallık yaşamı yönetme noktasında çoğunlukla bilgi yetersizliklerinin yol açtığı bir çıkmazdır.Çünkü insan yaşamdan aldığı uyaranları duyu organlarıyla beyne ilettiğinde hafızasında gelen uyaranı anlamlandıracak bir bilgi kayıtlıysa o uyarana o bilgi üzerinden cevap üretmektedir.Herhangi bir anlamlandırıcı bilgi kayıtlı değilse de o uyaranı duygu alemine yönelendirmekte ve duygular üzerinden anlamlandırarak cevap üretmektedir.Dolayısıyla bilgi düzeyi arttıkça duygusallık azalmakta,bilgi düzeyi düştükçe duygusallık öen çıkmaktadır.Peki eğitimli insanlarımızda görülen duygusallığa ne diyeceğiz..?O duygusallığın altında da yaşamı yönetmeye yarayan bilgilerden çok eğitim gördüğü alanla sınırlı bilgilerle donatılmasının çok büyük etkisi vardır.Aslında eğitimin amcı insanı yaşama hazırlama olmalıdır.Eğitimli insan ise bir uzmanlık lanaı kazanmakla birlikte aynı zamanda bir yaşamsal formasyona sahip hale getirilmelidir.Ama ülkemizde yaşam formasyonu olabilecek bilgiler eğitim sitemimizin içinde yoktur.Bu nedenle bazı özel branşlar hariç bir çok alanda yetişmiş insanlarımız da eğitimli olmalarına rağmen yaşamsal formasyon kazanamamıştır.Bu eksiklik zaten yaşam yönetilmeye başlandığında sıkça yaşanan iniş-çıkışlar ile kendisini netçe göstermektedir.insanlarımızın duygusallığı ise yaşamı yönetecek bir formasyon kazandırılmadığı için duygulara aşırı yönelmek zorunda kalmak ve duyguları yoğun kullanmanın neticesinde bu konuda daha talimli hale gelmeye alışmakla ilgilidir.
Duygusallık çıkmazı bizim yaşamı hissetmemiz gereken alanı yaşamı yönetmede kullanmamız nedeniyle akılsallığı dışlamamıza,kara kalitemizi düşürmemeize veya uzun soluklu kararlar üretememize yol açmaktadır.İnsanlarımızdaki yalpalamaların,istikrarsızlıkların,iniş-çıkışların çoğunlukla sebebi de budur.Dengeli ve sağlıklı bir yaşam yaşayabilmek iyi süzülmüş kararlar alabilmeyi ve uygulamayı gerektirmektedir.Bu tam da olması gerektiği gibi yapılamadığından duygular çok çabuk insanları dalgalandırmakta ve böylece isabetli karalar alamayan,kararlarında istikrar sağlayamayan bir dalgalı,çalkantılı yaşam akışı ortaya çıkmaktadır.
Duygulları yönetmede de,yaşamı yönetmede de çok basit bir yöntemle düşünme erki devreye sokulabilir.İç soru yöntemi dediğimiz bu yöntem karşılaşılan her olay karşısında kendimize kendi içimizde "bu durumda ne yaparsam daha isabetli olur" gibi soru yönelterek düşünme kontağını çevirmeyle kullanılabilir.Çünkü düşünülmeye başlandığında artık akıl devreye girmiştir ve duygular tek belirleyici olmayacaktır.İşte duyguları yönetmenin,her olayda duygusal kararlar almamanın ve aklı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sokmanın en basit yöntemi budur.Yineunutmamak gerekir ki insan koşullanan bir varlıktır ve olaylar karşısında iç soru yöntemiyle akıl devreye sokulur ve bu bir süre sonra o insanın koşullanmasına dönüşür ve duyguların daha iyi yönetildiği bir karakter ortaya çıkarılmış olur.Kişisel zorlanmalar ve duyguların aşırılığı ve kontrol edilemezliği ise insanda duygu durum bozukluğu gibi bir sorun ortaya çıkarabilir.Bu durumda yapılacak doğru şey de bir psikologtan yardım almaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Duyguları Yönetmek" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Namık ACAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Namık ACAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Namık ACAR Fotoğraf
Psk.Namık ACAR
Kocaeli (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
Psikolog-Psikoterapist-Evlilik Terapisti-Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Namık ACAR'ın Makaleleri
► Duyguları Tanımlamak Psk.Doğancan GÖKÇE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,981 uzman makalesi arasında 'Duyguları Yönetmek' başlığıyla benzeşen toplam 7 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİDuygusal Boğulma Kasım 2020
► Yaşama Tutunmak Eylül 2020
► Pandemi ve Psikolojimiz Temmuz 2020
► Kontrol Bozuklukları Ekim 2019
► Teknoloji Bağımlılığı ÇOK OKUNUYOR Ekim 2019
► Evlilik Olgunluğu Mart 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:27
Top