TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



KENDİNE GÜVENEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRİN

Nihal ARAPTARLI Fotoğraf
Nihal ARAPTARLI
İstanbul
Psikolog / Psk.Danışman
Özel Statülü Üye!TavsiyeEdiyorum.com Üyesi23 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: psikolog uzman psikolog öss danışmanlığı uzman istanbul psikolog öss ye hazırlık terapist avrupa yakası psikolog psikolojik destek psikodramatist osmanbey psikolog danışman aile terapisi psikolojik yardım çift terapisi depresyon grup terapisi kaygı kişisel gelişim stresle başetme eğitimci bunalım eğitim danışmanlığı ergen yetişkin ilişki danışmanlığı psikoterapi panik atak psikolojik test nihal özarslan terapi sınav stresi yaşam koçu sosyal fobi kanserlilerle terapi kanser terapi obsesif kompulKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 466,

* Yayın Tarihi : 12-09-2008 - 01:36 (83 gün önce),

* Ortalama Günde 5.55 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 13581 , Kelime Sayısı : 1655 , Boyut : 13.26 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Nihal ARAPTARLI hakkında söyledikleri:
Merhabalar...ben 32 yaşında bir bayanım..öncelikle Nihal hanım hakkında yazılanlara 100% katılıyorum...çok fazla söze gerek yok, Nihal hanımın bana çok faydası oldu...yıllarca içimde biriktirdiğim olaylar, korkular, kimseye anlatamadığım sırlar, omuzlarıma ağır bir yük olarak yerleşmişti, sürekli herşeye ağlayan bir insan olmuştum...
Biri bana yükses sesle karşılık verdiğinde hıçkıra hıçkıra ağlardım, bu ağlamalar beni kilitlerdi, konuşamaz hale gelirdim, derdimi kimselere anlatamazdım, kendimi ifade etmekte çok zorlanırdım, krizlere girerdim; bu durum bana, aileme ve ilişkime çok zarar veriy... [DEVAMI..]

(Özlem, Danışan, 26-11-2008)

Başlangıç cümlesi... İşin en zor kısmı sanırım...
Nihal Hanım size minnettarım... Yeniden kendimi sevmemi sağladığınız için, sıkıntılarımı paylaştığınız için, bana güç verdiğiniz için.... Tüm bunlar için size minnettarım ama bunların hepsinden daha büyük ve daha güçlü bir nedenim var... İnsanların "iyi" olabileceğine dair kırılan inancımı yeniden yeşerttiğiniz için size gerçekten minnettarım. Yaşamak için neden bulamıyordum, insanları sevmiyordum, herkes kötü niyetli diyordum, kendimi sevmiyor, başarısız buluyordum... Sizi tanıyana kadar bu böyleydi. sonra her şey değişti. Nasıl old... [DEVAMI..]

(DENİZ, Danışan, 01-09-2008)

Saygı değer NİHAL hanım.Önemli kişiler söylenmesi zor olandır.Kelimeler onları küçültür,anlamlarını köreltir.Gerçek bir kişiyi anlatmakta böyledir.Sizinle psikolojik yardım sitesinde tanıştık.Oradan size mesaj gönderip,aradan bir gün bile geçmeden mesajıma cevap verdiniz.O gün cevabınızı okuduğumda hayatımda bir şeylerin değişeceğine daha çok inanmaya başladım.Sonra zaten sizle tanıştık.Düzenli olarak görüşmeye başladık.İnanın size geliceğimden bir gün önce içimi bir huzur kaplıyor,heyecanlanıyorum ve görüşeceğim günü iple hatta halatla çekiyorum.Çünkü sizinle görüştüğümüz ilk günden beri haya... [DEVAMI..]
(ismail, Danışan, 29-01-2008)

Merhaba,
28 yaşındayım. Çocukluğumdan beri ciddi bir kedi fobim vardı. Öyleki bu durum artık hayatımı zorlaştırmaya başlamıştı. Açık alanda kedilerin bulunduğu hiçbir yerde oturamaz hale gelmiştim. Kedi gördüğüm yerde kaçıyor, yolumu değiştiriyor hatta bazen farkında olmadan karşıma çıkan kedilerden korkup caddeye fırladığım oluyordu. Bir keresinde sırf bu yüzden kaza tehlikesi bile atlattım. Nihal hanımı bu siteden buldum. Kendisine bir mail attım ve hemen mailime cevap geldi.. Bugüne kadar bu konuyla ilgili mail attığım hiçbir psikologtan cevap alamazken Nihal hanımdan anında cevap geldiği ... [DEVAMI..]

(Çiğdem, Danışan, 25-09-2008)

Nihal ARAPTARLI Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
KENDİNE GÜVENEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRİN

KENDİNE GÜVENEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRİN


Nihal Araptarlı Özarslan


Uzman Psikolog, Terapist

Özgüven ne demektir?

Özgüven, tüm insanlar için temel ve çok önemli bir duygusal gerekliliktir. Kendimize biçtiğimiz “özdeğerimiz” oranında “özgüvenimiz” vardır. Yani özgüvenimiz, bir anlamda kendimizi ne kadar değerli bulduğumuzun, ne kadar değer verdiğimizin bir göstergesidir. Kendimizi belli bir ölçüde değerli bulmadığımız durumlarda temel gereksinimimiz karşılanmadığı için sıkıntı yaşarız.

Bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri, kendimizin farkında olma yani “farkındalık” özelliğimizdir. Yaşantımızın ilk yıllarından itibaren, çeşitli faktörlerin de etkisiyle kendimize bir kimlik oluşturur, sonra bu kimliğe bir değer kazandırırız. Yani kim olduğumuzu tanımlar sonra bu kimliğin sevip, sevmediğimiz özelliklerine karar veririz. İşte özgüven sorunu burada, bizim yargı gücümüzün sonucunda ortaya çıkar. Bir nesneyi, rengi, sesi ya da şekli sevmemek, ondan hoşlanmamak sadece zevklerle ifade edilebilir ve bizi hiç rahatsız etmezken kendimize ait bir özellikten hoşlanmamak veya bazı ayrılmaz parçalarımızı reddetmek ruhsal dengemizin sarsılmasına neden olur.

Özgüven; değişmeyen, durağan bir durum ya da duygu hali değildir. Farklı zaman, durum ve ortamlarda farklı güven ya da güvensizlik duygularına sahip olabiliriz. Her insanın bazen kendine güvendiği, bazen de güvenmediği durumlar olabilir. Kimi insanlar, yaşantılarının bazı alanlarında (akademik başarı, teknik beceri vb.) kendine fazla güvenirken, diğer bazı alanlarda (fiziki özellikler, görünüm, sosyal ilişkiler, vb.) fazla güven duymayabilirler. Ama çoğumuz kendimize daha çok güvenmek, her durum ve ortamda daha rahat, kendini daha iyi hisseden olmayı isteriz. Yeni bir işe girdiğimizde bütün yeteneklerimizi sergilemeye, sınırlarımızı zorlayarak performansımızı artırmaya, aşağılık duygusunun bizi etkilemesine fırsat vermemeye, diğerleriyle iyi ilişkiler kurmaya ve bizi değerli görmelerini sağlamaya çabalarız. Ancak bazı kişiler, bunları çok istemelerine rağmen gerçekleştirmekte zorlanır. Kedine güvensizlik ve özgüven eksikliğinin, doğuştan gelen bir kişilik özelliği olduğuna inanır, bu durumu kabullenirler.

Çevremizde her gün bir sürü kendinden emin ve güvenli insanı gördükçe “bunu nasıl başardıklarını, buna nasıl sahip olduklarını” anlamaya çalışırız. Özgüven doğuştan sahip olunacak ya da kolayca erişilebilecek bir duygu hali değildir. Toplumdaki bir çok insanın güveni, aslında “kendine güvenli gibi” görünme halidir. Çünkü yapılan iş, yaşanan veya çalışılan yer ne olursa olsun, içinde bulunduğumuz toplum bizden özgüvenli davranış bekler. Bu beklenti herkes tarafından bilindiği için bireyler güvensizliklerini göstermekten kaçınır, kendinden emin ve güvenliymiş gibi davranır. Ya da “miş gibi” davranışını göstermekte zorluk çekeceği durum ve ortamlardan kaçınmaya, oralarda mümkün olduğunca bulunmamaya çalışır. Çünkü bireyin kendini yetersiz, eksik hissettiği ya da yargılayıp, reddettiği özelliklerinin ortaya çıkacağı, pekişeceği ortamlar acı veren durumlardır. Nasıl ki bedendeki bir yaranın büyüyüp, deşilmesini ve kanamasını önlemek için bandaj, pansuman yaparak kapatmaya çalışırsak; kendini reddetmenin vereceği acıyı arttıracak her türlü etken ve ortamdan da kaçınırız. Pansuman yapılan yaranın kanaması bir süre sonra durur, kabuk bağlar ve zamanla çoğu kez izi bile kalmaz ama kimliğe değer katan özelliklerdeki herhangi bir eksiklik ya da yetersizlik hissi “örtmeye”, “bastırmaya”, “yok farzetmeye” çalışmakla “yok edilemez”. Aksine bu duygunun üzerine gitmek yani bireyin kendiyle ilgili farkındalığını artırmasıyla değişebilir. Kişinin farkındalığının gelişmesi demek, kendi hakkında olumlu ve gerçekçi değerlendirme yapabilmesi demektir. Bu durum, kişinin kendisiyle ilgili beklentilerinin gerçekçi olmasını sağlar. Özgüvenin yüksek olması demek, abartılmış biçimde “herşeyi yapabilirim, herşeye gücüm yeter” duygusu içinde olmak demek değildir. Güvenli kişi, kendisiyle ilgili gerçeklerin, neyi başarıp-neyi başaramayacağının farkında olan; değiştirebilecek ya da geliştirebilecekleri için çaba gösteren, değiştiremeyeceklerini kabul etmeyi ve bu haliyle kendini sevmeyi bilen kişidir. Özgüveni yüksek birey, kendisiyle ilgili bazı beklentileri gerçekleşmese bile kendini kabul etmeyi ve kendisiyle ilgili olumlu düşünmeyi sürdürebilendir. İçgörüsü yüksek, yeteneklerinin ve sınırlarının farkındadır. Yeteneklerine olan güveni nedeniyle başkalarının onayına ihtiyaç duymaz, kendini kabullendiğinden diğerlerine kabul ettirmeye çalışmaz.
Bunun tam tersi durumdaki güvensiz kişilerin, kendileriyle ilgili duyguları, diğerlerinden alacakları onay ve geri bildirime bağlıdır. Yetenek ve sınırlarının farkında değildir. Bu körlük, sürekli olarak başarısız olma kaygısı yaratır. Kendine verdiği değer düşüktür, öyle ki bazen olumlu geri bildirim, iltifat ve takdirleri görmezden gelebildiği gibi bazen de diğerlerinin kendisiyle alay ettiklerini düşünüp, alınabilir. Bu kişiler, kendini daha fazla yargılamamak, reddetmemek ve yaralanmamak için çevresine koruyucu duvarlar örer, savunmalar geliştirirler. Kendilerine karşı öfke veya suçlama duyabildiği gibi sürekli her iş ve durumda mükemmel olma çabası da gösterebilir. Başaramadığı durumlarda diğerlerini suçlama, sürekli şikayet etme, gerekçeler öne sürmeler olabildiği gibi duyduğu sıkıntı ve acı veren bu durumu unutmak için alkol veya uyuşturucuya sığınabilirler.

Özgüvene sahip olmak bir çocuk için neden önemli?

Bireyin kendini iyi hissetmesi; başarılı, dengeli ve haz aldığı bir yaşama sahip olup, olmaması ile özgüvenin yüksekliği ya da güvensizlik duyguları paralel süreçlerdir. Yaşamdan haz alabilmek için özgüvene ihtiyacımız vardır. Bu temel ihtiyacın karşılanmaması hayatı çekilmez kılabilir. Özgüven yaşamın ilk yıllarından itibaren yavaş yavaş gelişen bir duygudur. Çocukluk döneminde bu duygunun gelişmesine olanak tanınmaz, eksik bırakılırsa yetişkin dönemde telafi edilmesi mümkün olmayabilir. Özgüvenli çocuklar, geleceğin özgüvenli yetişkinleri olacaktır.

Çocuklarda Özgüven Gelişimini Neler Etkiler?

Özgüvenin gelişiminde özellikle çocukluk döneminin ilk yıllarında (3-4 yaş) ana-baba tutumları, yetiştirme biçimi bireyin kendisi hakkındaki duygularının oluşumunda ve özgüvenin derecesinde son derece önemlidir. Daha sonra arkadaş ve sosyal çevreden aldığı tepkiler de çok önemli bir rol oynar. Çocuk çevresinden aldığı tepkiler doğrultusunda kendine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir benlik algısı edinir. Çocuklar, arkadaş veya sosyal çevre içinde bazen haksızlık ve istismara maruz kalabilirler. Bundan ne yönde ve ne derece etkilenecekleri aileden aldıkları temel güven duygusunun yeterliliğiyle doğru orantılıdır. Aile içinde sevildiğini, değerli bulunduğunu hisseden bir çocuk, çevreden gelecek olumsuz tepkilerden pek fazla etkilenmeyecek, etkilense bile çok kısa sürede bunu atlatacaktır.

Ebeveynlerden biri ya da her ikisi, aşırı derecede eleştirel ve yüksek beklentili, mükemmeliyetçi ise ya da aşırı korumacı ve bağımsızlığı engelleyiciyse, çocuğun kendine ilişkin duygu ve yargısı; yeteneksiz, yetersiz ve değersiz olduğudur.

Ebeveynler, aşırı korumacı tavırlarıyla çocuklarını koruduklarını, onlara iyilik ettiklerini düşünürler. Çocuğunu aşırı sevgi ve ilgiye boğan, zorluk yaşamasın diye her şeyi kendisi yapan ve fazlaca kontrol eden ebeveyn tutumu; sorumluluk alamayan, anne babaya bağımlı, problem çözme becerisi, özetle özgüveni gelişmemiş çocuklar oluşturur. Oysa ebeveynler, çocuğun girişimlerini destekler, gelişimini alkışlar, hata yaptığında doğrusunu bulmasına/yapmasına yardımcı olur, onu bu haliyle sevmeye ve kabullenmeye devam ederlerse çocuk da kendini kabul etmeyi, sevmeyi ve kendine güvenmeyi öğrenir.

Yapılan bir başka yanlış tutum ise çocuğu bir başka çocukla kıyaslamadır. Kardeşi, kuzeni ya da komşu çocuğuyla kıyaslanan çocuk; kendini yetersiz hissettiği gibi başarmayı kendisi için değil diğer çocuğu geçmek için ister hale gelip bir yarış atına dönüşür.


Özetle; büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğu ilgi ve yakınlığı bulan, fikirlerine değer verilip ve önemsenen, güven duyulan ve sorumluluk verilen, iyi yaptığı şeyler için övülen, gurur duyulan, yaptığı hatalarda doğruya uygun biçimde yönlendirilen ve sahip olduğu özellikleriyle kabul edilen çocuğun özgüveni gelişir.

Ama sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen, beklediği yakınlık ve ilgiyi göremeyen, sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen, sürekli başkalarıyla kıyaslanan çocuk kendini değersiz hisseder ve özgüveni gelişmez. Bu çocuklar; yaşadığı aile, çevre, okul ve toplum içinde çeşitli sorunlara neden olur.


Çocuklarda Zayıf Özgüvenin Göstergeleri

Özgüveni zayıf çocuklar; duygusal, sosyal ve akademik konularda zorluklar yaşarlar. Bu durum okulda ve yaşamın diğer alanlarında kendini çeşitli şekillerde belli eder. Çocuk ya aşırı kontrol kullanarak, duygusal anlamda aşırı kırılgan ve hassas, yeni deneyimlere kapalı, çekingen bir kişilik geliştirir ya da aşırı kontrolsüzlük ile zorba davranan, asi, otoriteyle çatışan, sürekli problem yaratan tutum ve davranışlar sergilerler.

a. Aşırı Kontrollü Davranışın Göstergeleri
·Anne ve babaya bağımlı
·Utangaç ve içine kapanık
·Yeni aktivitelere girmekte isteksiz
·Başka çocuklarla kaynaşmakta sıkıntı çeken
·Yeni durumlarla karşılaştığında ürkek davranan, uyum sağlayamayan
·Davranışlarının olumlu biçimde düzeltilmesinden bile hemen incinen, rahatsız olan
·Kendini aşağı görme alışkanlığı edinmiş
·Yanlış yapmaktan ve başarısızlıktan çok korkan
·Sürekli diğerlerini memnun etme çabası içinde olan

b. Aşırı Kontrolsüz Davranışın Göstergeleri
·Saldırgan ve zorba
·Öfkeli, kızgın
·Sık sık okuldan kaçan
·İşbirliğine yanaşmayan
·Yardım almak isteyen
·Sürekli sevilip sevilmediğini soran
·Hoş görülmeyeceğini bile bile derslerini ihmal eden
·Kendi hataları için sürekli başkalarını suçlayan
·Görevlerini yerine getirirken özensiz davranan
·Sorumluluklarının bilincinde olmayan
·Herkesten üstünmüş gibi davranan
·Yalan söyleyen
·Kendisine ve başkasına ait eşyaları hor kullanan

Aşırı kontrolsüz davranışlar gösteren çocuklar, kendilerine, başkalarına zarar verdiği ve çevreyi rahatsız ettiği için daha fazla dikkat çeker, ailesi ya da öğretmenleri tarafından sürekli olarak uyarılır, cezalandırılır. Bu çocuğun güvensizliğini daha da pekiştirir.

Aşırı kontrollü çocuklar, kimseyi rahatsız etmedikleri için bu tutumları önemsenmez, sorun olarak görülmez, ancak bu da aynı biçimde etki yaparak çocuğun özgüven yetersizliğinin pekişmesine neden olur.

Anne-baba ne yapmalı? Anne-babaya tavsiyeler...

·Evdeki herkesin birbirine güvendiği bir ortam oluşturun.
Güvenli bir ortamda yetişen çocuk, duygu ve düşüncesini, sevgisini, başarı ya da başarısızlığını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilir. Bu onun özgüveninin gelişmesini sağlar.
·Onunla ilgili duygularınızda açık olun.
Sevginizin onun başarı ya da başarısızlığına bağlı olmadığını, varlığının sizin için ne derece önemli olduğunu ve ne olursa olsun onu daima seveceğinizi ona hissettirin.
·Çocuğunuzun gerçek kapasitesinin farkında olun.
Zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ancak onları eleştirirken tüm kişiliğine yaymayın. Çocuk kendindeki eksiklik ve kusurların farkında olmalı, kabullenmelidir. Bunun yanı sıra güçlü olduğu yönleriyle de gurur duyabilmelidir.
·Davranışlarınızla ona model olun.
Onda görmek istemediğiniz davranışları ona ya da başkalarına karşı göstermeyin. Çocuklar size ya da diğerlerine sizin ona davrandığınız gibi davranacaktır. Ona şiddet kullandığınızda, şiddetin normal olduğu mesajını verirsiniz.
·Çocuğunuzun yanlışlarını, onu suçlamadan ve onun tüm kişiliğini eleştirmeden tartışın.
Yaptığı yanlışları, ona saldırıp eleştirmeden konuştuğunuzda bunu anlamak ve düzeltmek için çaba sarf eder. Onun tüm kişiliğine değil yaptığı hataya hitap ederek konuşun.
·Ondan beklentileriniz onun yaşına ve seviyesine uygun olsun.
Her çocuğun farklı bir kapasite ve seviyesi vardır. Çocuğunuzun neyi yapıp, neyi yapamayacağının farkında olun. Başka çocukların başarabildiği şeyleri o da başarmak zorunda değildir. Bir şeyi yapamayacağını bildiğiniz halde bunu ondan bekleyip sonunda hayal kırıklığı yaratmayın. Ulaşabileceği hedefler amaçlayıp başarılı olmalarını sağlayın.
·Özgüvenli olmak kibirli, kendini beğenmiş olmak değildir.
Kendine güven duymak kendini beğenmiş ya da kibirli davranmak demek değildir. Özgüvenli davranış; Kabul görmüş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenli hissetme durumudur. En küçük başarısında şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun aslında kendine olan güveni ya yok ya da çok düşük demektir. Böyle bir durumda çocuğunuzun bi özgüven sorunu olduğunu fark edip hemen önlem alın.
·Çocukların birbirlerinden farklı olduklarını ve her çocuğun kendine özgü biryeteneği olduğunu unutmayın.
Her çocuğun kendine özgü farklı özellikleri, yetenekleri ve başarılı olduğu alanlar vardır. Çocuğunuzun ilgi alanı ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılmasına imkan sağlayarak onun sahip olduğu kapasitesini ortaya çıkarması, kendisiyle ilgili yeni keşifler yapması için destekleyin.
·Çocuğunuza sorumluluklar verin.
Kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuk, kendini yararlı ve önemli hisseder.
·Onun her şeyine değer verdiğinizi ve takdir ettiğinizi belirtin.
Sadece çok özel yetenek ya da başarısında değil, küçük bile olsa yaptığı güzel ve doğru davranışları için onu övün ve bunun ne kadar önemli olduğunu belirtin.




Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"KENDİNE GÜVENEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRİN" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Nihal ARAPTARLI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Bir Cinsel Sapma: Teşhircilik , Emir Emre DOĞAN
  • Transseksüellik (Cinsel Kimlik Bozukluğu) , Emir Emre DOĞAN
  • Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu (Dehb) , Emir Emre DOĞAN
  • Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu , Emir Emre DOĞAN
  • Kişilik Ve Kişilik Bozuklukları , Emir Emre DOĞAN
  • Şimdiki Çocuklara Kitap Okuma Alışkanlığını Nasıl Kazandırırız? , Hülya TOPAL
  • Hiperaktivite Ve Dikkat Eksikliği (Hade) Hakkında Amerikan Psikoloji Birliği’ne Mektup , Üstün ÖNGEL
  • Merak Ve Öğrenme , Arzu GÜNEŞ
  • Kurban Bayramının Çocuklar Üzerindeki Etkisi , Ayhan ALTAŞ
  • Çocuklarımızın Sağlıklı Gelişimi İçin Tavsiyeler , Asım EREN
  • Doğal Farklılıklar Neden Hastalık Olarak Etiketleniyor? , Üstün ÖNGEL
  • Çocuk Gelişim Dönemi Ve Özelikleri , Abdullah TOPAL
  • Panik Atak Mıyım?... , Füsun BUDAK
  • Geleceğimize Yön Vermek , Selahattin ÖNER
  • Öfke Yönetimi , Gülçin Dönmez FİDAN
  • Boşanmada Çocuk Psikolojisi: Anne Babanın Ayrıldığını Durumlarda Çocukların Ruhsal Durumu , Füsun BUDAK
  • Engelli Hakları, Yasal Düzenlemeler Ve Yaşanan Sorunlar , Halil TÜRKMEN
  • İntihar: Nedenleri, Belirtileri, Riskleri Ve Öneriler , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Günümüz Çocuğunda Stres , Özden ŞENKOYUNCU
  • Çocuklarda İnatçılık , Özden ŞENKOYUNCU
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    20:19
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler