2007'den Bugüne 85,285 Tavsiye, 26,662 Uzman ve 18,981 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Kendi Çocuklarım Olmadan Önce Harika Bir Anneydim
MAKALE #15799 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ | Yayın Kasım 2015 | 2,189 Okuyucu
 Rohner tarafından geliştirilen Ebeveyn Kabul-Red kuramı çocuğun anne-babası tarafından kabullenilmesi veya reddedilmesi çocuğun genel uyumu üzerindeki etkilerini inceleyen bir sosyalizasyon kuramıdır.
 Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’nın Orjini: Rohner ebeveyn kabul-reddi ile ilgili araştırmalarına 1960 yılında başlamıştır. Coleman’ın reddedilmiş çocukların hem çocukken hem daha sonraki yaşantılarında genel olarak korkulu, güvensiz, ilgi arayan, kıskanç, düşmanca ve yalnız olma eğiliminde olduklarını belirttiği bir yazısından etkilenmiştir. Rohner, bu gibi görüşlerin evrensel mi yoksa kültüre bağımlı mı olduklarını sınamak amacıyla dünyanın birçok yerinde araştırmalar yapmış; birçok toplumda reddedilmiş çocukların kabul edilmiş çocuklara göre daha düşmanca ve saldırgan olduklarını, daha olumsuz dünya görüşlerine sahip olduklarını görmüştür.

 Rohner önce 20 yıllık çalışmaların dayanarak ebeveyn kabul-red kavramını ortaya atmış, bundan sonrada hem Amerika’ da ki çalışmalar hem de uluslararası birçok çalışma bu kuramın değişik yönlerini araştırmış ve benzer sonuçlar elde etmiştir.
 Anne babaları tarafından kabul veya reddedilmeleri çocukları etkileyen en belirgin yaşantıdır. Birçok ülkede yapılan araştırmalar, anne baba tarafından kabul veya reddedilmenin çocukların hem duygusal, davranışsal ve sosyal-bilişsel gelişimini hem de yetişkinlikteki psikolojik uyumlarını etkilediğini göstermiştir. Kişilerin üzerindeki etkilerinin yanı sıra, anne baba tarafından kabul veya reddedilmenin şekli, sıklığı, süresi ve ağırlığının kişilerin dini inançlarından aile yapılarına kadar pek çok sosyal özellikle ilişkili olduğu belirlenmiştir. Anne baba tarafından bir ucunda kabul diğer ucunda reddedilmenin yer aldığı boyuta Sıcaklık Boyutu adı verilir. Tüm insanlar, çocukluklarında kendilerine bakan kişilerden az ya da çok sevgi gördükleri için bu boyut üzerinde uygun bir noktaya yerleştirilebilir.
 Dolayısıyla, Sıcaklık Boyutu, ebeveyn çocuk arasındaki duygusal bağın kalitesi ile, anne babanın bu duygularını ifade etmekte kullandıkları fiziksel ve sözel davranışları ile ilgilidir. Bir başka deyişle Sıcaklık Boyutunun bir ucunda, anne babanın çocuklarına karşı gösterdikleri sıcaklık, şefkat, bakım, ilgi, destek ya da kısaca sevginin ön plana çıktığı ‘kabul etme’ vardır. Boyutun diğer ucunda, bu duygu ve davranışların olmadığı veya belirgin şekilde esirgendiği, bunun yanı sıra çocuğu inciten fiziksel veya psikolojik davranış veya duyguların sergilendiği ‘reddetme’ vardır.
 Ebeveyn Kabul-Red Kuramında (EKRK) kabul edici ebeveynler, sevgi ve sıcaklıklarını çocuklarına sözlü veya fiziksel olarak gösteren kişiler olarak tanımlanmıştır. Sevgi fiziksel olarak, çocuğu okşayarak, öperek, kucaklayarak veya ona sarılarak; sözel olarak ise çocuk hakkında veya çocuğa hoş şeyler veya onu överek gösterebilir. Bütün bunlar, çocuğa şefkatli bir bakım verme, onu destekleme çocuğa sevildiğini ve kabul edildiğini hissettirecek davranış şeklidir.
 Reddedici ebeveynler ise çocuklarına sevgi göstermeyen, onları onaylamayan veya onlara kızan kişiler olarak tanımlanmıştır. Rohner’ in ilk çalışmalarına reddetme iki şekilde gösterilir; bunlardan biri ebeveyn saldırganlığı ve düşmanlığı, diğeri ise ebeveyn ilgisizliği ve ihmalkarlığıdır. Birincisinde anne babalar çocuklarına karşı düşmanca, kızgınca, sabırsızca, sinirli ya da öfkeli bir biçimde davranırlar. İkincisinde ise çocuklarına karşı kayıtsızdırlar; ona ilgi göstermezler, onu umursamazlar.
 Saldırgan veya düşmanca olan ebeveynler bunu çocuklarına fiziksel olarak (vurma, itme, bir şey fırlatma, çimdikleme, yaralayıcı olan sembolik el-kol hareketi yapma gibi) ve/veya sözel olarak (alay etme, küfür etme, bağırma, çocuğa veya çocuk hakkında düşüncesiz, aşağılayıcı ve eleştirici şeyler söyleme gibi) kötü davranarak gösterirler.
 Reddetmenin ikinci şekli olan ebeveyn ilgisizliği ve ihmalkarlığı ise hem çocukların maddi ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmamasını, hem de anne babanın çocuğun sosyal ve duygusal ihtiyaçlarıyla yeterince ilgilenmemesini içerir. Örneğin, çocuklarını ihmal eden anne babalar çocuklarının rahat ve huzur bulma, yardım alma veya ilgi görme ihtiyaçlarıyla yeterince ilgilenmezler. Bu anne babalar, fiziksel ve psikolojik olarak tepkisiz, ulaşılmaz, hatta yok olabilirler. Çocuklarına çok az ilgi gösterirler ve onlarla mümkün olduğunca az zaman geçirme eğilimindedirler. Ebeveyn reddinin her iki şekli de çocukların sevilmedikleri, kabul edilmedikleri yorumuna götürür.
 Rohner daha sonraki çalışmalarında reddetmenin aşağıdaki dört temel ifade yolunun herhangi biri ya da birkaçı şeklinde ortaya çıkabileceğini öne sürmüştür: soğuk ve duygusuz, düşmanca ve saldırgan, kayıtsız ve ihmalci, ayrışmamış reddetme.
 ‘Ayrışmamış Reddetme’ anne babanın çocuklarını ihmal ettikleri, ya da onlara karşı şefkatsiz veya saldırgan olduklarına dair açık bir davranışsal gösterge olmamasına rağmen, çocukların anne babalarının umurunda olmadıklarına veya onlar tarafından sevilmediklerine inanmalarıdır.

Ebeveyn Kabul-Red Kuramının Temel İlkeleri

 Ebeveyn Kabul-Red Kuramı, ‘kişilik’ ‘başa çıkma’ ve ‘sosyokültürel’ alanlar olmak üzere üç farklı alanda beş temel soru sormaktadır
I. Kişilik alt teorisi (Personality Subtheory)
1) Anne babası tarafından kabul edilen ya da reddedilen çocuklar çocukken nasıl olmaktadırlar? Yani anne babası tarafından kabul edilen veya reddedilen çocuklar bu duruma nasıl tepkiler göstermektedirler?
2) Anne babası tarafından kabul edilmiş veya reddedilmiş olan çocuklar, yetişkinlikte nasıl olmaktadırlar? Çocuklukta yaşanan reddedilmenin ektileri yetişkinlik veya yaşlılık dönemine kadar sürmekte midir?

I. Başa çıkma alt teorisi (Coping Subtheory)
1) Çocuklukta yaşadıkları reddedilme deneyimleri ile bazı çocukların ve yetişkinliklerin diğerlerine göre daha etkili bir biçimde başa çıkabilmelerinin nedenleri nelerdir?

I. Sosyo-kültürel alt teorisi (Socio-cultural systems Subtheory)
1) Bazı anne babaların çocuklarına karşı sıcak ve sevgi dolu bir şekilde yaklaşmalarının, diğerlerinin ise çocuklarına karşı soğuk, ilgisiz ya da saldırgan davranmalarının nedenleri nelerdir? Anne ve babaların çocuklarına yönelik olumlu veya olumsuz davranışlarında hangi psikolojik ve/veya toplumsal faktörler rol oynamaktadır?
2) Toplumun genel yapısı ve toplumda yer alan bireylerin davranış ve inançları, çocuklukta algılanan kabul veya red ile ne kadar ilişkilidir?
EKRK’nin Kişilik Alt-Teorisi (Personality Theory)
 Ebeveyn Kabul-Red Kuramı, çocuklukta anne-baba tarafından reddedilmenin çocuk veya yetişkin kişiliği veya psikolojisi üzerindeki (özellikle ruh sağlığı üzerindeki) etkilerini yordamaya ve açıklamaya çalışmaktadır.
 Kuram, insanların kendileri için önemli olan kişilerden olumlu tepki almak gereksinmesinde oldukları varsayımından yola çıkmaktadır. Bu, insanın evrim süreci içerisinde oluşmuş, biyolojik temelli, temel bir gereksinmedir. Olumlu tepkiye duyulan gereksinmeyi, insanın (farkında olarak veya olmayarak) bakım, ilgi, destek, şefkat aranması, istemesi olarak düşünmek mümkündür. Bu gereksinme, yetişkinlik döneminde daha karmaşıklaşarak sürmekte; düşüncelerine önem verdiğimiz kişiler tarafından beğenilme isteğini de (farkında olarak ya da olmayarak) içermektedir.
 Çocuğun duygusal güvenliği ve gelişimi anne babasıyla olan ilişkisinin niteliğine bağlı olduğu için ebeveynler çocukların yaşamında çok özel bir yer tutar. Bundan dolayı Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’nda çocuğun anne babası tarafından kabullenilmesi veya reddedilmesinin çocuğun kişilik gelişimi üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu kabul eder.
 Kişilik, Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’nda kişinin çeşitli ortamlarda veya yaşam durumlarında, oldukça süreklilik gösteren (duygusal, bilişsel, algısal, güdüsel) tepki verme eğilimleri ve sonuçta ortaya çıkan davranışları olarak tanımlanır. Bu tanım davranışın hem dışsal (çevresel) hem de içsel (örn:duygusal, biyolojik ve bilişsel) faktörler tarafından etkilenip, güdülenebileceğini ve davranışın bir zaman ve mekanda diğerine genellikle tutarlılık göstereceğini kabul eder.
 Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’na göre, reddedilme, çocukta öz-saygı ve öz-yeterliliği de zedeler. Bilindiği gibi çocuklar, kendilerini, anne babalarının onları gördüğü gibi görme eğilimindedirler. Anne babalarının kendilerini sevmediğini düşündüklerinde, kendilerini sevilebilir olmayanlar, sevilmeye değmeyeneler olarak algılamaya başlayabilirler.
 Öz-saygı kişinin öz-değeriyle ilgiliyken, öz-yeterlilik (self adequacy) kişinin günlük yaşamın getirdiği işlere yetebilme, bu işleri becerebilme duyguları ile ilgilidir. Bir insanın özsaygısı azaldıkça öz-yeterliliği de azalır. Öz-yeterliliğin azalması ise öz-saygıyı daha da azaltır. Diğer bir deyişle, kendi kişisel gereksinimlerini karşılamakta yetersiz olduğunu düşünen birinin kendisiyle ilgili genel kanısı da iyi olmayacaktır.
 Reddedilmiş çocukların ve yetişkinlerin duydukları öfke, düşük özsaygı ve diğer duygular, onların stres ile etkili bir biçimde başaçıkma yeteneklerini de zedeler. Bundan dolayı reddedilmiş kişiler, kabul edilmiş kişilere göre, duygusal açıdan daha tutarsızdırlar. Kabul edilmiş kişiler stresli durumlarda daha soğukkanlılıkla başederken; reddedilmiş kişiler böyle durumlarla karşılaştıklarında daha fazla sarsılırlar, öfkelenirler ya da ağlarlar.
 Anne babası tarafından reddedilmeyle ilgili tüm bu acı veren duygular çocuk veya yetişkinin olumsuz bir dünya görüşü oluşturmasına neden olur. Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’na göre, reddedilmiş kişiler dünyayı ve yaşamı düşmanca, güvensiz, tehdit edici ve tehlikeli olarak görürler. Bu duygu ve düşünceler, kişinin dini inançlarının doğasına da uzanabilir. (ebeveyn kabul-red kuramı bu konuyu sosyo kültürel alt teori içinde ele almaktadır) EKRK’ye göre reddedilmiş kişiler, insanların da genellikle dostça olmadıklarına, düşmanca ya da tehlikeli olduklarına inanırlar. Olumsuz dünya görüşü olumsuz öz-saygı, olumsuz öz-yeterlilik ve yukarıda açıklanmış olan diğer kişilik özellikleri reddedilmiş kişilerin zihinsel tasarımların ya da sosyal bilişlerinin temelini oluşturur.
 Zihinsel temsil(mental represantation) kavramı, Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’nda kişinin oluşturduğu kendi içinde oldukça bütünsellik taşıman ancak genellikle gizli olan gerçeklik kuramıdır. Bu gerçeklik kuramının önemli bir kısmını kişinin kendisi, diğerleri hakkındaki anlamlı deneyimler yoluyla inşa edilmiş genellemeleri oluşturur
 Reddedilmiş çocuklar tüm bu seçici dikkat veya algılardan, yanlış nedensel açıklamalardan ve çarpıtılmış bilişsel süreçlerden dolayı, anne babaları tarafından kabul edilip sevilmiş çocuklara göre niteliksel olarak farklı gelişimsel yollara girerler. Anne baba tarafından reddedilmiş olmak sağlıklı bir sosyal ve duygusal gelişim süreci yaşama şanslarını ellerinden alır.
 Anne baba tarafından reddedilmenin, tüm bu duygusal, davranışsal, ve sosyal-bilişsel zararlardan dolayı dünyanın her yerinde ruhsal sağlıkla ilişkili olacağı varsayılmıştır. Reddedilmenin kişilikte bu örüntülere yol açmasının yanı sıra depresyon ya da depresif duygularla, davranış sorunları, okul başarısı ve zihinsel performans, arkadaş ve eş ilişkileri ile ilgili pek çok sorunla ilişkili olduğunu belirtilmiştir.
 Reddedilmeyle ilişkili bulunmuş bir çok olumsuz özelliğe karşın anne babası tarafından kabul edilmenin ise birçok olumlu gelişimsel özellikle doğrudan veya dolaylı bir şekilde ilişkili olduğu belirtilmiştir. Çocukluk döneminde cömertlik, yardımseverlik ve empati gibi sosyal davranışların gelişimi, ergenlikte yaşıtlarla olumlu ilişkiler kurabilme gibi özellikler bunlar arasındadır. Ayrıca, anne baba tarafından kabul edilmenin, reddedilme ile ilişkili olduğu gösterilmiş olan depresyon, madde kullanımı, davranım bozuklukları ve suç işleme gibi davranışların gelişmesine karşı etkili bir tampon görevi gördüğü de vurgulanmıştır.

 Reddedilmişliğin bazı özellikleri yetişkinliğe kadar sürme eğiliminde olması ve çocukluğunda reddedilmiş kişileri yaşam boyu sosyal ve duygusal sorunlardan oluşan bir risk grubuna koymaktadır.


Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’nın Başa Çıkma Alt-Teorisi
(Coping Theory)

 Ebeveyn Kabul-Red Kuramı başaçıkma alanında şu soruya cevap aramaktadır: Bazı çocuklar reddedilmenin örseleyici etkilerine, duygusal veya zihinsel sağlıklar (reddedilmiş çocuklarda tipik olarak görülen derecede) fazla zedelenmeden nasıl göğüs gerebilmektedir?

 Ebeveyn Kabul-Red Kuramının kişilik alt teorisinin öngördüğü beklentileri karşılamayaz, kişilere ‘sorunlu’ (troubled) kişiler denmektedir. Sorunlu kişiler çocukluklarında reddedilme yaşamadıklarına (algılamadıklarına) rağmen ruh sağlıkları yine de zedelenmiş kişilerdir.
 Çocuklarında ebeveyn reddi yaşamış olmalarına rağmen EKRK’nın kişilik alt teorisinde beklenen belirtileri göstermeyen kişiler ise ‘başa çıkanlar’ (copers) olarak adlandırılmaktadır. EKRK’nın başa çıkma alt teorisine göre başa çıkanlar iki gruba ayrılmaktadır. EKRK’nın başa çıkma alt teorisine göre başa çıkanlar iki gruba ayrılmaktadır: ‘Duygusal başa çıkanlar’ (affective copers) ve ‘araçsal başa çıkanlar’ (instrumental copers). Duygusal başa çıkanlar, ebeveyn reddine rağmen genel olarak ruh sağlıkları iyi olan kişilerdir. Araçsal başa çıkanlar yaşamlarının ilk yıllarında ebeveyn reddinden dolayı bazı psikolojik bozuklukları olmasına rağmen profesyonel ve iş yaşamlarında ya da verilen görevleri yerine getirmede başarılı olan kişilerdir.
 Hem kuramsal hem de ampirik açıdan, başaçıkma mekanizması Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’nın en az gelişmiş kısmıdır. Bazı kişilerin reddedilme olgusuyla diğerlerine göre daha etkin başa çıkabilmelerinde rol oynayan mekanizma ve süreçler hakkında güvenilir bilgiler henüz yoktur. Yine de, Ebeveyn Kabul-Red Kuramı’na göre, başa çıkma mekanizmasını (hatta, tüm kabul edilme-reddedilme sürecini) anlayabilmek için, hem bireyi hem de bireyin içerisinde bulunduğu durumu göz önüne alan çok yönlü bir bakış açısı benimsemek gerekir. Bu bakış açısının üç öğesi vardır: Kişinin kendisi (self), diğerleri (others) ve içerisinde bulunulan bağlam (context)
 Çocukluktan yetişkinliğe uzanan zaman içerisinde (aşırı düzeyde reddedilmiş ve psikolojik olarak ağır hasar görmüş olan kişiler hariç) birçok reddedilmiş kişinin ebeveynleri tarafından reddedilmenin yarattığı duygusal, bilişsel ve davranışsal sorunları hafifletmeye yetecek olumlu deneyimleri, aile dışında kazanmaları olasıdır. Başarılı bir psikoterapi, olumlu iş yaşantıları, tatmin edici bir evlilik gibi diğer bazı doyurucu süreçler onları, reddedici anne babalarının doğrudan etkisi altında oldukları günlere nazaran duygusal ve psikolojik olarak daha uyumlu ve güçlü hale getirebilir. Bu kişiler yine de kendilerini, çocukluklarından beri sevildiğini hissetmemiş olan kişiler kadar iyi hissetmeyebilirler. Çocuklukta yaşanan ebeveyn reddi, sıklıkla reddetmenin bir sonraki kuşağa aktarılması ile sonuçlanır. Buna duygusal başa çıkanlar grubunda da rastlanmaktadır.
 Farklı topluluklarda yapılan araştırmalarda ortaya çıkan birçok toplumda anne babaların pek çoğunun çocuklarına karşı sevgi ve kabul ile yaklaştıkları, bazı toplumlarda ise (yaklaşık %25’i) çocukların ılımlıdan ağıra uzanan bir reddetme ile karşılaştıklarıdır. Gerek toplumlar arasında bu farklılaşma, gerekse aynı toplum içerisinde çocuklara anne babalık etmek konusunda ortaya çıkan bireysel farklılıklar nereden kaynaklanmaktadır? Bu soruların kolay veya basit yanıtları yoktur. Ancak, anne babanın reddediciliği açısından ortaya çıkan toplar arası veya toplu içi farklılaşmalar ile bazı değişkenler arasında tutarlı ilişkiler olduğu da belirlenmiştir. Duygusal ilişkilerin ve sosyal desteğin engellemesinin, anne babanın çocuğu reddetmesinde önemli bir rol oynadığı dikkati çekmektedir. Örneğin maddi ve manevi, sosyal ve duygusal destek kaynaklarından yoksun tek ebeveynlerin (genellikle anne) çocuklarından sevgi ve şefkatlerini geri çekmek konusunda daha yüksek bir risk taşıdıkları görülmektedir. Ancak, ekonomik yoksulluğun tek başına reddetme ile ilişkili olmadığı görüşmektedir. Fakirlik ancak diğer sosyal ve duygusal şartlarla bir araya geldiği zaman, çocuklar için daha fazla risk oluşturmaktadır. Hem geçmişte hem de günümüzde insanlığın büyük bir bölümü oldukça yoğun bir fakirlik içinde yaşamakta; buna rağmen, dünya üzerinde ebeveynlerin çoğu çocuklarını sevgi ve özenle yetiştirmektedir.

Ebeveyn Kabul Red Kuramı İle İlgili Araştırma Bulguları

 Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan pek çok araştırmada elde edilen bulgular anne baba tarafından reddedilmenin kişilik sorunları, depresyon ve depresif duygulanım davranış sorunları ile alkol veya madde kötüye kullanımıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Rohner ve Britner kültürler arası ve kültürel çalışmalar üzerinde yaptıkları incelemeler sonucunda ebeveyn kabul-reddi ile depresyon, psikolojik uyumsuzluk, davranışsal problemler ve suça yönelik davranışlar arasında ilişkiler olduğunu bildirmişlerdir. Ayrıca ebeveyn reddinin hem klinik hem de klinik olmayan depresyonla bağlantılı olduğu da birçok çalışmada bildirilmiştir.
 Yapılan bazı boylamsal araştırmalarda da çocukluk yıllarında algılanan ebeveyn reddi ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde görülen depresif semptomlar arasında ilişkiler saptanmıştır.
 Haque algılanan anne kabul reddi ile çocuğun özgüveni arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Starkey ilkokul ögrencilerinde akademik başarı ile ebeveyn kabul reddi arasındaki ilişkiyi araştırmış, red algılamayan çocukların ders notlarının daha yüksek olduğu görmüştür.
 Dünyanın pek çok yerinde yapılan çeşitli çalışmalarda, çocuklukta algılanan ebeveyn kabul-reddi ile bireyin çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerindeki psikolojik uyumunun da ilişkili olduğu saptanmış bulunmaktadır.
 Ebeveyn reddinin psikiyatrik sorunlar, suça yönelik davranışlar, astım gibi psiko-fizyolojik reaksiyonlar, okul başarısı ve zihinsel performans sorunları ile, arkadaşlarla ve eşle ilişkilerdeki sorunlar gibi birçok sorunla da ilişkili olduğu bildirilmiştir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kendi Çocuklarım Olmadan Önce Harika Bir Anneydim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ'ın Yazıları
► "Anne" Olmadan Annelik Yapmak: Üvey Anneler ÇOK OKUNUYOR Psk.Bilgen SAĞ
► Kendi Bedeninde Yabancı Olmak Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR
► Kendi Başarı Hikayenizi Yazın Psk.Mehmet Enver BAYATLI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,981 uzman makalesi arasında 'Kendi Çocuklarım Olmadan Önce Harika Bir Anneydim' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Ayrışma-Bireyleşme Aralık 2015
◊ Takıntı Nedir? Ekim 2017
◊ Otistik Zeka Aralık 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:44
Top