2007'den Bugüne 86,871 Tavsiye, 26,961 Uzman ve 19,241 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İlişki Kurma Korkusunun Psikoterapisi
MAKALE #15835 © Yazan Dr.Ali Algın KÖŞKDERE | Yayın Aralık 2015 | 2,944 Okuyucu
Bazı insanlar ilişki kurma konusunda ciddi zorluklar yaşarlar. Bu zorluklarını aşmada çeşitli psikoterapi yöntemlerinden yararlanabilirler. Bu sorunun ciddi bir örneğinin nasıl değiştiğini ve ilişki kurabilmeye nasıl başladığını anlatan bir film üzerinden açıklanmasını aşağıda bulabilirsiniz. Bu film, böyle bir tedavi sürecini aileyi ve çevreyi de işe katarak ele almaktadır.

“Lars ve Gerçek Sevgili” adlı film Lars'ın pencereden dışarıyı izlemesi ile başlar. Lars dışarı bakarken boynundaki şal dikkat çeker. Şal, pek erkeklerin kullandığı türden değildir ama Lars için özel bir eşya olduğu bellidir. Karin’in garaja yaklaştığını görünce saklanır, sonra pes edip ortaya çıkar. Karin ısrarla onu çağırır ama o pek gitmeye niyetli değildir. Karin’e “Şalı ört hastalanırsın.” der. Sanki onun, geçmişte annesinin hastalandığı gibi, hastalanmamasını ister.

GEBELİK VE ANNELİK UĞRAŞISI

Gebelik, kadınların çevrelerindeki çocuklar ve bebekler için hassaslaştıkları bir dönemdir. Gebelik ilerledikçe anne adayı o kadar hassaslaşır ki doğan bebeğinin tüm ihtiyaçlarını sezebilecek bir düzeye gelir. Annenin zihninde bebeği sürekli canlı kalır. Bebeğini, kendisi uyurken bile izler. Winnicott buna “birincil annelik uğraşısı” der. Karin’in gebeliği onu Lars’a karşı hassaslaştırmıştır ve annelik içgüdüleri ile Lars için endişelenir ve sürekli onu çağırır. Abisi ise başlarda umursamaz.

Kilisedeki vaazda peder yaşamdaki tek kanunun sevmek olduğundan söz ederken Lars’ın bu konudaki zorlanmasının altını çizer gibidir. Kiliseden çıkarken ilişkileri bilen bir kadın Lars’a çiçek verir. Çiçekle bir başlangıç yapabileceğini söyler. Lars çiçeği kıza verirse neler olacağını düşünebilmektedir. Yani Lars sevmeyi ve sevilmeyi, bir ilişkinin nasıl olduğunu anlayabilmektedir ama aktif olarak istememektedir, koşarak kaçar.
Bilinçdışında anne rahmi yerine geçebilecek bir garajda yalnız yaşar. Yalnız başına yatağında oturduğunu ve düşündüğünü gösteren sahnede Lars, sanki bir annenin karnındaki cenin gibidir. Oradan çıkıp bir ilişki kurmak istemiyor gibi gözükür. Karin bu durumu farklı yorumlar. Onun ilişki kurabilecek yönünü görür ve sürekli bir ilişki kanalı arar.

BU BEBEK FARKLI ÇIKTI!

İş arkadaşının rahatsız edici müdahaleleri arasında bir plastik seks bebeği reklamı görünce Lars için yaşam değişmeye başlar. Tüm özellikleri istediği biçimde ayarladığı bir genç kadın manken siparişi verir. Kargo bir tabut gibi gelir eve. Lars’ın bu şişme sevgiliye yaptığı ruhsal yatırım, onu paketten çıkarmadan önceki hazırlıklarında kendini gösterir. Ve Bianca paketten çıkınca artık Lars için iç dünyasındakileri korkmadan yansıtabileceği bir nesne vardır. İçindeki travmatik ya da çatışmalı ögeleri yansıtıp doldurabileceği bir “kişi” olunca Lars çevresindekilerle ilişki kurmaya başlar. Bu sefer öncekilerinin tersine Lars Karin’lere (aslında kendi evidir) gider.

Psikoterapilerde benzer bir süreç yaşanır. Hasta iç dünyasını doktoruna aktarmaya başlayınca yaşamında geçici bir iyileşme olur. Bazı hastalar bunu kalıcı zannederek terapiyi bırakmak isterler. Aslında bu terapinin ilk aşaması olan bağlantı kurma ve iç dünyayı yansıtma aşamasıdır. Bu yansıtma tüm olumsuz ögeleri doktora odaklarken çevre ile ilişkiler rahatlar.

PSİKOLOJİK BELİRTİ

Lars Karin’lere ilk gidişinde iyileşmiş gibi gözükür. Abisi ve Karin şaşırırlar, çok mutlu olurlar. Kısa bir süreliğine. Bianca eve gelince “psikolojik belirti” ortaya çıkar. Belirti, insan ruhsallığı için çok değerlidir. Psikolojik belirtiler bir sorunu, hastalığı ya da bozukluğu gösterirlerken üzerinde durulması gereken noktayı işaret ederler. Belirtiler, bastırılmış olanın, gün yüzüne çıkmak ve farkındalık yaratmak için kapının hemen arkasında bekleyen konuların, simgeleşmiş halidirler. Psikolojik belirtilere saygı gösterilmeli, anlaşılmaya çalışılmalıdır. Anlaşılamayan belirtiler kalıcılaşır ve görevlerini yerine getirmek için beklerler. Lars'ın belirtisine tüm kasaba gereken saygıyı gösterir.
Filmde bu belirtiye delüzyon-sanrı denmiştir. Sanrı genellikle filmdeki kadar sembolik ve öyküsel olmaz. Sanrı geliştiren kişilerin bilişsel yetileri de geriler. Sanrılar genellikle sığ ve tekrarlayıcıdır. Filmdeki sanrının (Lars’ın şişme bebeğe insanmış gibi davranması) biçimi ve seyri farklıdır. Film için kurgulanmış bir durumdur. Gerçek yaşamda böyle durumlarla bu biçimiyle karşılaşmayız. Bu durumun farklı bir versyonu çocukların oyunlarında vardır. Erişkinler ise daha simgesel ve sözel ögeler ile gelir. Psikoterapilerde Bianca’nın işlevini metaforlar, anılar ve rüyalar görür. Psikoterapideki kişi değiştikçe söz ettiği metaforlar, anılar ve rüyalar farklılaşır.

İnsanın ruh dünyası tek kişilik değildir. Kişi, aile ve toplumun bir parçasıdır, onları etkiler ve onlardan etkilenir. Anne kaybı travmasından etkilenmiş bir ailenin en hasar görmüş bireyi olarak Lars, Bianca’yı yaratana kadar abisi, yengesi ile birlikte bir ev ve garajın içinde kurulmuş bir düzende yaşıyordu. Bianca gelince ve psikolojik belirti ortaya çıkınca düzen bozulur. Sadece ailesel değil, toplumsal düzende karışır. Belirtiler bazen kişisel ve ailesel olabilir. Daha önceden yalnızca Lars iç dünyasındaki sorunlarla uğraşırken ve daha çok bunları baskılamaya, dış dünyaya çıkartmamak için koşarak kaçmaya çabalarken Bianca’nın doğuşuyla artık tüm aile ve kasaba ruhsal bir çalışmanın içine girer. Filmdeki ruhsal çalışma, ideal bir terapinin ve terapötik ortamın resmini sunar.

AİLENİN BELİRTİSİ

Bianca’yı görünce, daha önce Lars ile karısının zorlamasıyla onunla ilgilenen abi kaygılanmaya başlar. Bir sürü soru gelir Gus’ın aklına Lars’la ilgili. Bunlardan en değerli olanları Lars ile beraber yaşadıkları anne kaybıyla ilgili olanlardır. Lars’la ilgili hissettiği suçluluğu anlar ve film süresince abi, kendi yasını tutar, depresifleşir.
Bir belirti ortaya çıkıp bir süreliğine yaşandığında aile üyeleri –özellikle de anne-babalar- Gus gibi, “Hiç düzelmeyecek mi?” diye sorarlar. Zamanla bazı şeyler ve belirtiler değişebilir ama psikolojik bir belirti konuşulması gerekenler olduğunu gösteren bir ruhsal sinyaldir. Eğer belirti yeterince konuşulamaz ise bir karakter özelliğine dönüşür, ilişkileri genellikle olumsuz yönde etkileyerek sabitleşir. Lars’ın film başında sergilediği bir karakter vardır. Bianca ortaya çıktıktan sonra ailesi ve çevresindeki dostları ona sahip çıkarak o belirti ile oynayıp onun hakkında konuştukça Lars değişir ve filmin sonunda ilişki kurabilir, sevgiden kaçmaz hale gelir.

BUNUN ANLAMI NE ŞİMDİ?

Bianca ile karşılaşınca ne yapacağını bilemeyen Karin ve Gus hemen onu bir doktora götürmenin yolunu bulurlar. Bu ilk adım belirtiye gösterdikleri saygıyı ve anlaşılması gereken bir konu olduğunu ama anlayamadıklarını fark edebildiklerini gösterir. İnsanlar anlayamadıkları bir konu olunca aralarında konuşmaya ve bu konuyu anlayıp yorumlayabilecek birilerini bulmaya çalışırlar. Bu bazen bir akraba, bazen bir dost, bazen bir cami hocası, bazen bir doktor, bazen bir psikolog olur. Eğer bu arayış var ise eninde sonunda doğru kişi bulunur. En korkuncu bu arayışın olmaması ve ihmal edilmesidir.

Bebekler doğduklarında benzer bir anlam ve yaşam kaynağı arayışı ile doğarlar. Lars gibi şanssız bebekler anne kaybı yaşayınca genellikle ölmezler ve bir bakıcı bulunur. Her zaman bu bakıcılar sevgi ile bağlanma ve bebeğin anlam arayışına karşılık verme olanağına sahip değillerdir. Böyle olduğunda bebeğin iç dünyasından çıkan anlamsız sinyaller anlamlandırılamaz ve kaygılı sinyaller sakinleştirilemez (bu süreci Bion kavramsallaştırmıştır). Bebek ve anne ya da bebek ve bakıcısı arasında bilinçdışını da kapsayan geliştirici bir ilişki kurulabilmesi için “tek kanun” sevginin olmasıdır. Aslında bir kanun daha vardır: annenin anlama ve dönüştürme kapasitesinin olması. Yine de sevgi var ise anne bebeğini anlamasa dahi anlayacak birini ya da anlamanın bir yolunu bulur.
Lars erişkin olduğu için belirtinin aracılığıyla oluşan ilişkiyi anlamlandırma süreci daha çok konuşarak olmuştur. Bianca bir aracı olarak kullanılmıştır. Anneler bunu daha çok kendileri konuşarak ve bebeklerinin sinyallerini söze dönüştürerek yaparlar. Bu sırada bebeklerini hep daha yukarıya, daha anlamlıya, daha bütünleşmişliğe çekerler. Anne “ınga”nın farklı anlamlarını tanır ve buna göre hareket eder, yanıt verir. Her "ınga"yı farklı kelimelere dönüştürür. Bir "ınga"yı "Bebeğim yemek mi istiyormuş."a, bir "ma"yı "Yavrum anne dedi."ye çevirir. Bebeğini bol bol kucaklar.

Lars küçükken annesini kaybetmenin yanında birkaç şansızlık daha yaşamıştır. Annesi olmadığında babasının sessiz birisi olması ve depresyona girmesi bir bebek için büyük bir zorluktur. Çünkü baba, annenin yedeğidir. Anneye ulaşamayan bebeğin en yakınındaki yedek kaynağı babadır. Winnicott "Bebeğin ilk ek gıdası babasıdır." der. Lars'ın annesi ölünce babası depresyona girmiş, çocuklarına zor bakmıştır.
Lars için bir diğer zorluk abisinin evden ayrılmasıdır ki belki abisi evde kalsaydı hatta belki abisi yerine bir ablası olsaydı yaşamı bambaşka olabilirdi. Eğer çekirdek değil de geniş bir ailesi olsaydı da durum değişirdi. Bu açıdan toplumumuzdaki aile yapısı ruhsal gelişimi destekleyici yöndedir. Çekirdek ailenin dışında, zor durumlarda bebeğe bakabilecek bir anne yedeği kolay bulunur. Çoğunlukla anneanne ya da babaanneler bu görevi severek üstlenirler.

Bebeğe bakma görevini kadınlar daha iyi yaparlar. Onlar hem genetik olarak hem psikolojik olarak bebek ile ilgilenme konusunda donanımlı ve tecrübelidirler. Filmde de kadınlar Lars’ı daha iyi anlar, onu daha iyi kucaklar ve Bianca ile daha kolay oynarlar. Bu “annesel” yön erkeklerde de bir miktar bulunur. Erkek çocukları anneleri ile kurdukları ilişkiyle bunu öğrenirler. Lars gibi anne kaybı yaşamış olan Abi Gus belki de bu yüzden kardeşi ile ilgilenemedi. Yine de Karin gibi annesel yönü güçlü bir eş bularak hem kendisindeki hem de Lars’taki değişimin tetiklenmesine neden oldu. Gus için bu süreç psikolojik açıdan daha üst düzeyde seyreder. Lars ise anne kaybı ile çok erken dönemde karşılaştığından onun farklılaşması için hem doktor ile bireysel hem abisi ve Karin ile ailesel hem de toplumsal düzeyde ruhsal çalışmalar gerekmiştir.

SEVEMEMEK VE SEVGİDEN KAÇMAK

Lars için filmdeki süreç çok şanslı bir biçimde gelişir. Karin ve Gus’ın götürdükleri doktor, belirtiyi yani Bianca'yı çok ustaca ele alır. Bianca ile ilgileniyor gibi yapar, Lars’ın oyuncağı ile oynar, bir yandan yan odada onunla konuşur. Sanki Lars ile ilgilenmiyordur ki bu yöntem Lars’ın korkmamasını sağlayarak iç dünyasını anlatabilmesine olanak vermiştir. Çünkü Lars ilgilenilmekten ve sevilmekten korkuyordur. Bu korkusunu iki nedene bağlayabiliriz. Birincisi annesinin kaybıdır ki “sevilirsem terk edilebilirim ve incinebilirim” diye düşünüyor olabilir. İkincisi “beni severlerse onları öldürebilirim” diye düşünebilir ve saldırganlığından korkuyor olabilir. Çünkü çocuklar çevrelerinde gelişen olaylardan kendilerini sorumlu hissedebilirler ve bir kayıp olursa bu konuda kendilerini suçlayabilirler. Bu suçlamanın şöyle bir nedeni olur: çocuk içinde kaygı ve korku uyandıran kötü ögeleri sevdiği yakınlarına yansıttığından onlara birşey olursa bunu kendi yapmış zanneder.

“KÖTܔ ANNE

Eğer çocuğun sevdiği kişiler yaşamda kalmayı başarır ve onun kötü ögelerine katlanabilirse çocuk için ilişkiler korkutucu olmazlar. Anne-babanın bir işlevi de çocuğun yansıttığı kötü ögeleri sindirerek ona geri yollamaktır. Eğer, sıklıkla agresyon yüklü bu bu kötü ögelere karşılık verirlerse çocuk yapılan misilleme yüzünden korkmaya başlar. Lars da annesi ölünce onu yok ettiğini düşünerek sevilmekten kaçıyor olabilir. Ama Bianca müthiş bir çözüm olur. Lars, Bianca’yı istediği gibi seçmiştir. Onu istediği gibi yönetir, istediği yere götürür. Bianca her türlü fantezinin nesnesi olabilirken Lars ne yaparsa yapsın Bianca misilleme yapmamaktadır. Bianca’yı Lars getirmiştir ve Lars isteyince Bianca gidecektir. Bu serbestlik Lars’ın yaratıcılığını geliştirmesini ve daha sonra bu gelişimin kendi ruhsallığının bir parçası olmasını sağlar. Psikoterapi sürecinin sonunda insan özgürleşir ve yaratıcılığı artar. İnsanın ruhsal dünyasını daraltan çatışmalardan, kısır döngülere sokan olumsuzluklardan, enerjisini soğuran korkulardan ve engelleyici suçluluklardan kurtulur.

OYUNCAK=SİMGE=SÖZCÜK

Psikoterapilerde çocuklar ile çalışılırken oyuncaklar kullanılır ve onlarla oynanır. Çocuklar için kelimelerin yerine oyuncaklar vardır. Erişkinlikte ise kelimeler vardır. Bir erişkin psikoterapiye başvurduğunda serbest bir biçimde konuşursa onun Bianca’sı ve Bianca’sı ile ilişkisi ortaya çıkar. Lars’ın Bianca’sı gibi anlatılanlar hem gerçektir hem de değildir. Bilinçdışının bir ögesi haline gelen deneyimlerin gerçeklikle bağlantıları gevşer. Çarpıtılırlar ve bilinçdışına göre biçimlendirilirler.

Çocuğun gelişiminde bazı oyuncaklarını ruhsallığının bir parçası gibi kullandığı, yanından hiç ayırmadığı bir dönem vardır. Bu dönem annesinden ruhsal açıdan ayrılmaya başladığı dönemdir. Bu bir bebek, ayı gibi bir oyuncak ya da battaniye, mendil gibi bir eşya olabilir. Bunları çocuk kendisi seçer, işlevleri bitince bırakır. Bu oyuncaklarla kaygısı olunca kendini yatıştırır. Çocuk bunları Lars'ın Bianca'yı götürmesi gibi her yere götürür, taşır. Hiç aklından çıkartmaz hep anımsar. Bu youncaklar anne ile bağlantılı nesnelerdir ve çocuk bunları annesinin yerine koyar. Böylelikle nesne ve sembol kullanmayı da öğrenir. Böyle bir oyuncak hem çocuğun iç dünyasının hem de dış dünyasının bir parçası olur. Filmdeki "gerçek sevgili" gibi gerçektir, yan odada oturmaktadır ama gerçek değildir oyuncaktır. Onu gerçek yapan Lars’ın düşlemidir. Çocuklar bu oyuncaklar sayesinde gerçek ve gerçek olmayanı ayırt etmeye başlarlar. Ama bu ayırt etme öncesinde bunlarla kaynaşırlar. Bu oyuncakların annesi olarak anneleri ile özdeşleşirler.
Lars’ın, Bianca’yı tarif ederken kendisine benzer özellikleri (Bianca’nın da anne-babası ölmüştür) ona atfetmesi, kendi düşüncelerini sanki Bianca konuşuyormuş gibi aktarması bu kaynaşmanın bir göstergesidir. Lars bir bebek gibi Bianca’yı taşırken bir zamanlar kendisine belki de pek iyi yapılamayan kucaklamayı Bianca’ya yapmıştır. Bu taşıma, kucaklama ve kaynaşmayı rahat yapabilmesinin sayesinde Lars’ta değişimler başlar. Bianca annesinin özelliklerini de taşır. Öncelikle bir kadındır. Bianca’nın annesinin odasında kalmasını ister. Şişme plastik bebek cinsel ilişki için tasarlanmış olsa da Lars onunla yatmaz ve sevişmez. Lars’ın annesi gibi Bianca’nın da bir hastalığı vardır. Lars psikolojik açıdan geliştikçe Bianca daha çok hastalanır.

Lars’ın Bianca ile temasına doktoru ile yaptığı dokunma çalışmasının eklenmesi ile Lars için yabancıların dokunması tehlikeli ve acı verici olmaktan çıkmıştır.

Lars’ın çevresindekiler Bianca’ya gerçek bir insanmış gibi davranınca Lars’ın oyunu ilerler. Komşular Bianca’yı arasına almak isteyince Lars’ın bir süreliğine ondan ayrılması gerekir. Yaşlı kadın Lars’ı fırçalarken “Onun da her erişkin kadın gibi bir hayatı var.” der. Lars ise ona kızarak “Sevgilimle istediğim zaman istediğim şeyi yapamayacak mıyım?” diye söylenir. Büyümek her istenilenin her zaman yapılmayacağını kabullenmektir.
Lars ikinci fırçasını da Karin’den yer. Karin tüm bunların bir oyun olduğunu ima ederek “Herkes bunları seni sevdiği için yapıyor.” diye bağırır. Bazen bağırınca sevgi karşıya daha iyi ulaşır. Sonrasında Lars Bianca ile kavga eder.

BİANCA’YA VEDA

Bunlar Lars’ın Bianca’dan ayrılmasını destekler ve nasıl erişkin olunacağını sorgulamasını sağlar. Abisine, nasıl erkek olunduğunu sorduğunda abisi çok hoş bir yanıt verir: “Bir anda büyüdüğünü anlamazsın. Ama canını yaksa bile herkes için doğru kararı alırsın. Babamız gibi. Bizi yetimhaneye vermedi ve sorumluluğumuzu alarak bize baktı.”

Lars ruhsal olarak büyüdükçe Margo’ya bakışı değişir. Daha önceleri ondan kaçmaya çalışan Lars önce onu izlemeye başlar. Sonra onun yanındaki adama gıcık olur. Üzülünce Margo için kaygılanmaya ve onu teselli edebilmeye başlar. Başkaları için sorumluluk duyma ve kaygılanma yetisi erişkinliğegeçişte önemli bir aşamadır. Lars, Margo’nun oyuncak ayısı ile oynayarak, onu boynundaki ilmekten kurtararak Margo ile bağlantıya geçer.

MARGO’YA MERHABA

Lars Bianca’yı toplantıya bıraktıktan sonra Margo ile bowling oynamaya gider. Çıktıklarında ise Margo ona hiçbir şey söylemediği halde Lars ona açıklama yapma ihtiyacı duyar. “Beni yanlış anlama. Bianca’yı aldatamam.” der. Böyle bir açıklamaya ihtiyaç duyması içinde Bianca’yı aldatma arzusunun doğduğunu ama bunu dile getirmekten suçluluk duyduğunu gösterir. Olumsuzlama (negasyon) denilen bu savunma sayesinde Bianca’nın aldatılabileceği konuşulmaya başlanır. Margo bu olumsuzlamayı alır, onaylar ve katılır. Üzülür de. Margo üzülünce Lars ona elini uzatır ve ilk kez kendi isteğiyle bir kadına dokunur.

Margo yaşamına girdikçe Bianca ölüme yaklaşır. Bianca çevresindekiler tarafından ciddiye alındıkça ve ona gerçekmiş gibi davranıldıkça Lars için oyun ile gerçek yaşam arasındaki bağ güçlenir. En sonunda Lars Bianca’ya bir veda öpücüğü verir ve onu öldürür. Lars’ın Love şarkısındaki “V is very very extraordinary” (“V çok çok olağandışıdır.” ya da “Biz çok çok olağandışıdır.”) dizelerini söyleyerek başladığı ilişki pederin cenaze töreninde, Lars ve Bianca’nın ilişkilerini olağandışı olarak tanımlaması ile sona erer. Lars ve çevresindekiler durumun ne kadar olağandışı olduğunu bilmektedirler. Ama bilmemezlikten gelerek Lars’ın oyununa katılırlar.

İç dünyasında anne-babasını öldürebilenler yani onlardan ayrılarak yaslarını tutanlar dünyaya ve yabancılara yönelenler artık anne-babalarına eskisi kadar ihtiyaç duymazlar. İlkokula başlarken çocukluk aşkları, ergenlikte ergenlik aşkları ve daha sonra erişkinlik ilişkileri ile karşı cinsiyetteki anne-babanın yerine geçecek yeni aşklar bulunur. İlkokulda öğretmenler, ergenlikte ergenlik kahramanları ve erişkinlikte ise daha özenle seçilmiş örnek kişiler ile özdeşimler kurulacaktır. Tüm bunlar için tek kural sevmek ve sevebilmektir. Lars artık korkmadan sevebilir ve Margo ile yaşam yolunda yürüyebilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İlişki Kurma Korkusunun Psikoterapisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Ali Algın KÖŞKDERE'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Ali Algın KÖŞKDERE'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Dr.Ali Algın KÖŞKDERE
Bursa
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Ali Algın KÖŞKDERE'nin Makaleleri
► İlişki Değerlendirme Testi Prof.Dr.Doğan ŞAHİN
► Ağrılı Cinsel İlişki (Disparoni Nedir?) Op.Dr.Süleyman ESERDAĞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,241 uzman makalesi arasında 'İlişki Kurma Korkusunun Psikoterapisi' başlığıyla benzeşen toplam 98 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kıskançlık ve Haset Mayıs 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:30
Top