TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
27.Mayıs.2017 Tuzla - İSTANBUL
■ Klinik Psk. Tuğba Baltacı Sarıbay ile butik bir çalışma
■ Mitoloji, Arketipler, Kültürel Miras Aracılığı ile Dişilik Kaynaklarımıza Ulaşmak.
■ Bastırdığımız Kadınlık Rollerimiz, İhtiyaçlarımız ve Kadınlık Durumları ile Temasa Geçmek
Hubic'ten herkese ücretsiz!
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Astımlı Bireyler Beslenmelerinde Nelere Dikkat Etmelidir?
MAKALE #15878 © Yazan Uzm.Dyt.Zühal AYNACI BAYEL | Yayın Aralık 2015 | 864 Okuyucu
ASTIMLI BİREYLER BESLENMELERİNDE NELERE DİKKAT ETMELİDİRLER?
Astım, Yunanca’da “soluksuzluk” veya “ağzı açık solumak” anlamına gelen astım çok eski çağlardan bu yana bilinen bir hastalıktır. Astım geri dönüşümlü hava yolu tıkanıklarına neden olan bronşların kasılması, aşırı mukus salgılanması, mukus ödemi ve hava yollarının kronik inflamasyonu ile karakterize olan bir hastalıktır. Duyarlı kişilerde hava yollarındaki bu inflamasyon nöbetler şeklinde gelen öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissine neden olur.
Yakınmalar özellikle gece ve sabaha karşı ortaya çıkmaktadır. Hastada görülen bu semptomlar, hava yolu tıkanıklığına bağlıdır. Hava yolu tıkanıklığı değişik derecelerde olup genellikle geriye dönüşlüdür. Kendiliğinden veya tedavi ile düzelebilir.
Astımın Görülme Sıklığı Nedir? Astımın görülme sıklığında 1970’lerden sonra özellikle erken çocukluk döneminde oldukça önemli artış göstermiştir. Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği’nce 1992 yılında Türkiye’nin çeşitli yerlerinde ortak bir yöntem kullanılarak başlatılan bir dizi araştırmada; 6-14 yaş arası çocuklarda astım görülme sıklığı; Adana’da %12.9, Samsun’da %8.2, Bursa’da %7.8, Ankara’da %6.9, İzmir’de %4.9, Ege Bölgesi genelinde %3.8, Eskişehir’de %5.5 olarak bulunmuştur. Türkiye’de son beş yıl içinde yapılan diğer çalışmalarda astım prevelansının yetişkinlerde %2-7, çocuklarda ise %5-9 civarında olduğu saptanmıştır.
Astım Oluşumunu Etkileyen EtmenlerAstım pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen bir hastalık olup, gelişiminde genetik, immünolojik ve çevresel etmenler büyük önem taşımaktadır. Hava kirliliği ve ortamdaki sigara dumanının fazlalığı, alerjenlere maruz kalma ve beslenme, çevresel etmenlerin en önemlilerindendir. Astımın oluşumunu ve şiddetini etkileyen genetik ve çevresel etmenler şu şekilde sıralanabilir: • Hava kirliliği • Sigara içimi • Coğrafik yerleşim, mevsim ve yükseklik • Alerjenler
Enfeksiyonlar • Mesleksel faktörler • Besin ve besin katkı maddesi alerjileri • İlaçlar • Psikolojik faktörler • Hormonal faktörler, menstürel siklus ve gebelik • Derin soluk alma ve soğuk hava • Gastroözefajiyal reflü • Noktürnal ataklar • Egzersiz
Genetik Etmenler: Genetik faktörlerin astım oluşumunu etkilediği düşünülmektedir. Çift yumurta ikizleriyle kıyaslandığında astım tek yumurta ikizlerinde daha yüksek oranda görülmektedir.
Yaş, Cinsiyet ve Irk: Çocukluk çağında görülen astım için en önemli risk faktörlerinden biri erkek cinsiyetine sahip olmaktır. Bununla birlikte yaş da diğer bir risk etmenidir. Özellikle de 10 yaşın altındaki erkeklerde astım çok daha fazla görülmektedir. Kadın bireylerde 44-46 yaşları arasında artış gözlenmektedir. Astım görülme sıklığının siyah ırkta beyaz ırktan daha düşük olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
• Aile Yapısı: Ailenin yapısı veya doğum sırası astım riskini etkileyebilmektedir. Astımda Tedavi İlk zamanlarda astımın tedavisi ilk olarak bitkilerden ve hayvan ürünlerinden elde edilen maddelerle ve bunların karışımı ile yapılmaya çalışılmıştır. Günümüzde ise astımın primer tedavisinde tetikleyici faktörlerden uzak durma ve antipasmodik veya anti inflamatuar kortikosteroidler kullanılarak atakların baskılanması hedeflenmektedir. Astım ve Beslenme Son 40 yıl içinde besinler ve bireyin beslenme alışkanlıkları astımın görülme sıklığını etkileyen üç önemli faktör arasında yerini almıştır.
1. Anne sütü ve astım: Anne sütü 0-6 aylık bebeklerin tek besini olmalıdır. Bu dönemde anne sütü alınması bebeğin savunma sistemini güçlendirmektedir. Anne sütünde bulunan pek çok savunma sistemhücreleri, büyüme faktörleri, vitaminler, proteinler ve yağlar yaşamın ilk gününden itibaren bebeği korumaktadır. Uzun süreli anne sütü alan çocuklarda alerjik problemlerin gelişmesi engellenebilmektedir. Anne sütü astımda da koruyucu etkiye sahiptir. Sekiz haftadan daha az anne sütü alan bebeklerde astım riskinin arttığı bilinmektedir. Özellikle ilk 4 ay anne sü- tüyle beslenmenin 6 yaşına kadar astıma karşı belirgin koruyucu etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle, diğer birçok yararlı ve koruyucu etkisi de göz önünde bulundurulduğunda anne sütü ilk 6 ay tek başına verilmelidir.
2. Diyet yağları ve astım: Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri çoklu doymamış yağ asitleridir. Diyetle alınan omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin astımın gelişiminde etkileri olduğu bilinmektedir. Omega-6 yağ asitleri astımda ve alerjik hastalıklarda problem oluşturabilmektedir. Omega-6 yağ asitlerinin vücuttaki metabolizması sonucunda oluşan bazı maddeler (prostaglandin 2, lökotrien 4 ve tromboksan 2 serisi) düz kas kasılması ve yüksek inflamatuar yanıtların oluşmasına neden olmaktadır. Omega 3 yağ asitleri ise, omega 6 yağ asitlerinden oluşan inflamatuar ürünlerin salınımı yerine daha az inflamatuar potansiyeli olan metabolitlerin oluşmasını sağlar. Omega-6 yağ asitlerinden zengin olan bitkisel yağlar mısır özü, ayçiçeği, soya fasulyesi yağlarıdır. Omega-3 yağ asitleri ise balık yağında bulunur. Özellikle soğuk sularda yaşayan uskumru, ton, somon gibi yağlı balıklarda bulunmaktadır. Balıklardan başka keten tohumu ve yağı konala yağı, soya yağı, fındık ve ceviz gibi bitkisel kaynaklarda da bir miktar omega-3 yağ asidi bulunmaktadır. Omega-6’nın olumsuz etkileri nedeniyle günlük tüketimi enerjinin % 10’unu karşılayacak kadar olmalıdır. Astımdaki önemli olumlu etkilerinden dolayı da omega-3 yağ asitlerinin önemli kaynağı olan balığın tüketimi arttırılmalı, haftada en az 2 kez balık yenilmeldir.
3. Antioksidan vitaminler ve astım: Oksidatif stres, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi hava yolunun inflamatuar hastalıklarında önemli rol oynamaktadır. Astıma özellikle hava yollarındaki inflamatuar ve immün hücrelerde (makrofaj, nötrofil, eozinofilerde) oksidatif stresin artışına neden olduğu ile ilgili kanıtlar mevcuttur. Astımda beslenmenin en önemli rollerinden biri antioksidan vitamin (A, C ve E vitamini) alımı ile ilişkilidir. Astımda antioksidan korunma mekanizmasında pek çok farklılaşmaların olduğu bilinmektedir. Diyette yapılacak basit değişiklikler oksidatif stresi azaltabilmekte ve astımdan korunma ve tedavide önemli olumlu etki gösterebilmektedir. Antioksidanların astım üzerindeki olumlu etkilerinin başında antioksidanların oksidatif hasarı azaltmaları gelmektedir. Diyetle antioksidan alımındaki değişikler ile akciğerlerin antioksidan korunma seviyelerindeki azalma, hava yolu inflamasyonu ve astım ile sonuçlanan oksidatif hasara karşı duyarlılığının artışı ile açıklanmaktadır. Bu nedenle antioksidan vitaminler olan A,C ve E vitamininin astımın oluşumunda, astımdan korunmada veya astım semptomlarının azaltılmasında önemli etkileri mevcuttur. Yetersiz antioksidan alımı, genetik ve çevresel faktörlerle beraber astım gelişimine neden olabilmektedir. Diyetle antioksidan alımı özellikle havayolunun gelişmekte olduğu çocukluk döneminde önem kazanmaktadır. Hamilelik döneminde annenin diyetinde antioksidan alımı çok önemlidir. Bu nedenle hamilelik döneminde artan oksidatif strese karşı azalan antioksidan alımı fetusta, bozulmuş akciğer gelişimi ile ve doğumdan sonra buna bağlı olarak hırıltılı solunum, astım ve yaşamın ilerleyen döneminde azalan akciğer fonksiyonu ile ilişkilendirilebilir. Benzer ilişki hamilelik döneminde sigara içen (oksidatif stres) gebelerde de görülmüştür. Antioksidan vitaminlerden olan E vitaminin en zengin kaynakları; yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve bunlardan elde edilen yağlar, sert kabuklu meyveler (fındık, ceviz vb.), tahıl taneleri ve kurubaklagillerdir. Et, yumurta ve balıkta da bir miktar vardır. A vitamini ise hayvansal yiyeceklerden en çok balık karaciğer ve vücut yağı, karaciğer, süt ve süt yağı, yumurta sarısında bulunur. A vitamini öncüsü karotenoidler en çok sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunur. Taze sebze ve meyvelerde C vitamininin en önemli kaynaklarıdır.
4. Bazı mineraller ve astım: Selenyumun vücuttaki en önemli görevlerinden biri antioksidan enzim olan glutatyon peroksidazın fonksiyonunda yer alarak organizmayı oksidatif hasara karşı korumasıdır. Selenyum aynı zamanda E vitaminin etkisini de artırmaktadır. Selenyumun zengin kaynakları; deniz ürünleri, organ etleri ve diğer etlerdir. Magnezyum insanlar için elzem (yaşam için gerekli) olan minerallerden biridir. Magnezyumun astım üzerindeki etkisi, bronşiyal düz kasa doğrudan etki etmesi sonucu oluşan hava yolu dilatasyonu olarak ifade edilebilir. Dolayısıyla diyetle yüksek magnezyum alımının, yüksek akciğer fonksiyonları ve düşük bronşiyal reaktiviteyle ilişkisi olabileceği belirtilmektedir. Tüm bu etkileri sonucunda magnezyumun stabil astım durumundan çok, özellikle akut astım tedavisinde kullanılabileceği belirtilmektedir. Magnezyumun en iyi kaynakları arasında; tahıllar, yeşil sebzeler, süt ürünleri, yağlı tohumlar ve kurubaklagiller bulunmaktadır. Sodyum vücudumuzda en fazla bulunan minerallerden biridir. Kentleşmenin artışı ile birlikte bireylerin sodyum tüketimleri artmıştır. Sodyum tüketimindeki artış ile astımın görülme sıklığındaki artış arasında ilişki olabileceği düşünülmüştür. Yüksek tuz içeren diyetlerin bireylerde bronşiyal reaktiviteyi etkilediği düşünülmektedir. Sodyum ve diğer bir mineral olan potasyum hücre zarının geçirgenliğinde rol oynamaktadırlar. Bu etkileri nedeni ile astımda oluşan inflamasyon ve hava yolu hiperaktivitesine karşı oluşan hücresel yanıtını etkileyebileceği düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda, astımlı bireylerin düşük tuzlu diyetler tüketmelerinin yararlı olacağı ve ayrıca astım tedavisinde kullanılan ilaçlara olan ihtiyacı azaltabileceği belirtilmiştir. PNÖMONİ (ZATÜRRE) Halk dilinde zatürre ya da akciğer enfeksiyonu olarak bilinen pnömoni, genellikle nazokomiyal enfeksiyon veya katı – sıvı gıdaların, tükürük gibi salgıların sürekli aspirasyonu nedeni ile oluşur. Aspirasyon zayıf, sürekli öksürük spazmı yaşayan, besinleri çiğneme veya yutma sorunları yaşayan veya yemek sırasında baş ve boyun hareketlerini yeterince kontrol edemeyen bebek, çocuk ve yetişkinlerde daha sık görülür. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde, beslenme yetersizliği olan çocuklarda ve anne sütü almamış çocuklarda pnömoni ve pnömoni nedenli ölüm riski daha yüksek olduğu bilinmektedir.
Bireye uygulanacak en iyi beslenme yöntemi ile bu solunum yolu enfeksiyonundan korunma amaçlanır. Özellikle erken çocukluk döneminde pnömoni nedenli ölüm riski yüksek olduğundan bu dönemdeki çocukların beslenmelerine dikkat edilmelidir. Yapılan çalışmalarda pnömoni teşhisi konmuş bireylere çinko verilmesinin hastalığın iyileşme sürecini arttırdığı gösterilmiştir. Özellikle düşük doğum ağırlıklı olan çocuklarda çinko gereksinmesi daha yüksektir. Günlük 10-20 mg’lık çinko verilmesinin yeterli olacağı söylenmektedir. Çoklu doymamış yağ asitleri de vücutta savunma mekanizmasında görev aldıklarından diyetin omega-6 ve omega-3 yağ asitlerinden zengin olması da pnömoni riskini azaltmaktadır.Tüm bu bilgiler ışığında sağlıklı ve doğru beslenmenin yaşamın ilk yıllarından itibaren ne kadar önemli olduğu bir kez daha tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Astımlı Bireyler Beslenmelerinde Nelere Dikkat Etmelidir?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Dyt.Zühal AYNACI BAYEL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Dyt.Zühal AYNACI BAYEL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Zühal AYNACI BAYEL Fotoğraf
Uzm.Dyt.Zühal AYNACI BAYEL
İçel (Mersin)
Uzman Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi115 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
27.Mayıs.2017 Tuzla - İSTANBUL
■ Klinik Psk. Tuğba Baltacı Sarıbay ile butik bir çalışma
■ Mitoloji, Arketipler, Kültürel Miras Aracılığı ile Dişilik Kaynaklarımıza Ulaşmak.
■ Bastırdığımız Kadınlık Rollerimiz, İhtiyaçlarımız ve Kadınlık Durumları ile Temasa Geçmek
Hubic'ten herkese ücretsiz!
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Dyt.Zühal AYNACI BAYEL'in Yazıları
► Diyet Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli Dyt.Merve KARA CİRAY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,540 uzman makalesi arasında 'Astımlı Bireyler Beslenmelerinde Nelere Dikkat Etmelidir?' başlığıyla benzeşen toplam 57 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Vejeteryan Beslenme Mart 2017
► Otizm ve Beslenme Şubat 2017
► Besin Allerjileri Aralık 2016
◊ Kanser ve Beslenme Temmuz 2008
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:14
Top