2007'den Bugüne 77,790 Tavsiye, 25,208 Uzman ve 17,430 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Cinsel Bozukluklar ve Cinsel Kimlik Bozuklukları
MAKALE #16119 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Bayram ŞİMŞEK | Yayın Ocak 2016 | 4,702 Okuyucu
Dünya Sağlık Örgütü'nün Cinsel Sağlık tanımı;
"Cinsellik, fiziksel, duygusal, entelektüel ve sosyal yönlerin kişiliği, iletişimi ve aşkı zenginleştirici etkilerinin bileşiminden oluşur. Herkesin cinsel bilgilere ulaşma ve cinsel ilişkiyi zevk için ya da üreme amacıyla yaşama hakkı vardır. Cinsel bir varlık olarak insanın sadece bedensel değil; duygusal, düşünsel ve toplumsal bütünlüğünü sağlayan, kişilik gelişimi, iletişim ve sevginin paylaşımını olumlu yönde zenginleştiren ve arttıran sağlıklılık halidir".

Cinsiyet (Seks)
Cinsiyet, bizi kadın ya da erkek yapan anatomik, fiziksel ve genetik biyolojik özelliklerle şekillenir.
Anatomik ve hormonal değişimlere göre birey kadın ya da erkek cinsiyetlerinden birine ait olur. Cinsiyetlerin üremede rolleri farklıdır.
Ayrıca cinslerin üreme organları farklıdır ve işlevleri birbirini tamamlayıcıdır. Seks kelimesi, toplumda kimi zaman, cinsel birleşmeyi de içeren bir cinsel faaliyet anlamında da kullanılır.

TOPLUMSAL CİNSİYET (GENDER)
Toplumsal cinsiyet, bir bireyin ya da toplumun kadını ya da erkeği tanımlama şeklidir. Toplumsal cinsiyet rolleri kadın ve erkek için tanımlanmış o toplumda onaylanmış tutumlar, davranışlar, beklentiler ve sorumluluklardır. Toplumsal cinsiyet kimliği ise bireylerin kadın ve erkek olmakla sahip olduğu kişisel ve özel kimliktir.

CİNSEL YÖNELİM
Kişinin düşünce, duygu ve davranışsal olarak cinsel çekim duyduğu cinsiyete göre, aşağıda gruplandığı gibi, tanımlanan bir özelliktir.
• Karşı cinse ilgi (Heteroseksüel): Kişinin karşı cinsiyete cinsel ilgi duyması,
• Aynı cinse ilgi (Homoseksüel, eşcinsel): Kişinin kendi cinsiyetine cinsel ilgi duyması,
• Biseksüel olma: Kişinin her iki cinsiyetten olanlara cinsel ilgi duyması,
• Travesti olma: Karşı cinsiyete özgü davranış ve giyimi sürdürmekten zevk alma,
• Transseksüel olma: Cinsiyetini değiştirmesi gerektiğine, ruhsal ve bedensel olarak diğer cinsiyete sahip olması gerektiğine inanma.


Cinsel Kimlik (Sexual Identity)
Kişinin kromozomlarının belirlediği, genital organları ve sekonder seks özelliklerini içeren biyolojik özelliklerdir.
Cinsiyet Kimliği(Gender Identity)
Kişinin kadınlık ya da erkeklik algısıdır. Davranışın erkeklik ya da kadınlık içsel yönlerini yansıtır. Biyolojik faktörler eksiksiz gelişimini tamamlasa bile erkeklik ya da kadınlık hissinin gelişiminde bir sorun olabilir.
Cinsel Rol ve Davranış(Gender Role)
Cinsel davranış kişinin biyolojik faktörlerinin getirdiği özelliklerden dolayı toplumun beklediği ve kabul ettiği davranışlardır. Cinsel davranışlar, cinsel kimlikle ilişkilidir

Psikanalitik yaklaşıma göre;
Cinsel işlev bozuklukları altta yatan bastırılmış çatışmalardan kaynaklanır.
Cinsel işlev bozukluklarında bastırılmış öfke ve saldırganlık ile cinsel ihtiyaçların tatmini arasındaki çatışmaya dikkat çekilmektedir.
Dolayısıyla çok erken boşalarak eşine hayal kırıklığına uğratan bir erkek, belki de aslında bilinçaltında onu annesini hatırlatan kadınlara bastırılmış olan düşmanlığını ifade ediyor olabilir.
Vajinismusu olan bir kadın çocuklukta maruz kaldığı cinsel kötüye kullanımda veya eşinin zorba tavırlarından dolayı erkeklere karşı düşmanlığını ifade ediyor olabilir.
Yetişkinlikte görülen cinsel davranış sapmaları, çocuğun Oidipal dönemde karşılaştığı sorunlarla da yakından alakalıdır.
Kimi psikologlara göre ise, bireyselliklerine kavuşamamış ve otoriter anne imgesinden kurtulamamış kişiler, kimliklerini sürdürememe korkusunu yenmek ve kafalarındaki imgelere karşı bir zafer kazanmak için, bir ilaçmışçasına bu sapmalara yönelirler.
Bilişsel davranışçılar da cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde psikanalitik temaların rolünü takdir etmeye başlamışlar ve uzlaşma sağlamışlardır.

Masters ve Johnson’un kuramsal modeli

Cinsel yetersizliklerin nedenlerini kavramlaştırırlarken şu andaki ve geçmişteki nedenleri belirlemede performans korkusu, seyirci rolüne girme şeklinde iki gruba indirgemişlerdir.

Yetersizlik korkusu başarılı bir cinsel ilişkiyi engelleyen en önemli nedendir. Çünkü bu korku, cinsel uyarıcıların farkına varılmasını engelleyerek kişinin kendi doğal tepkilerinden tamamen uzaklaşmasına yol açar.

Bu bozuklukların ortaya çıkmasında geçmişteki yaşantıların belirleyici rolü olduğu düşünülmelidir.
Bunlar:
Dini katılık
Psikoseksüel travma
Eşcinsel eğilim
Yetersiz danışma
Aşırı alkol alımı
Biyolojik faktörler
Sosyo-kültürel faktörler
Alt Tipleri

Aşağıdaki alt tipleri bütün primer cinsel işlev bozuklukları için geçerlidir.

Cinsel işlev bozukluğunun nasıl başladığını göstermek için aşağıdaki alt tiplerden biri kullanılabilir:

Yaşam Boyu Tipi: Cinsel işlevselliğin başından beri cinsel işlev bozukluğu varsa.

Edinsel Tip: Cinsel işlev bozukluğu olagan bir işlevsellik döneminden sonra ortaya çıkmışsa.

Cinsel İşlev Bozukluğunun ortaya çıktığı genel çerçeveyi göstermek için aşağıdaki alt tiplerden biri kullanılabilir:

Yaygın Tip: Cinsel İşlev Bozukluğu belirli bir takım uyarılar, durumlar ya da cinsel eşlerle sınırlı değilse.

Durumsal Tip: Cinsel İşlev Bozukluğu belirli bir takım uyarılar, durumlar ya da cinsel eşlerle sınırlı ise. Bu işlev bozuklukları çoğu kez bir cinsel eşle cinsel etkinlik sırasında ortaya çıkarsa da kimi olgularda mastürbasyon sırasında ortaya çıkan işlev bozukluklarını da tanımlamak uygun olabilir.

Cinsel işlev bozukluklarına eşlik eden etyolojik etkenleri göstermek için aşağıdaki alt tiplerden biri kullanılabilir:

Psikolojik Etkenlere Bağlı: Cinsel işlev bozukluğunun başlaması, şiddetlenmesi, alevlenmesi ya da sürmesinde psikolojik etkenlerin başlıca rol oynadığı ve Cinsel İşlev Bozukluğunun etyolojisinde genel tıbbi durumların ve maddelerin herhangi bir rol oynamadığı yargısına varıldığında.

Bileşik Etkenlere Bağlı: 1). Cinsel İşlev Bozukluğunun başlaması, şiddetlenmesi, alevlenmesi ya da sürmesinde psikolojik etkenlerin rolünün olduğu yargısına varıldığında ve 2). Genel tıbbi bir durum ya da madde kullanımının da katkıda bulunduğu, ancak Cinsel İşlev Bozukluğunu açıklamaya yetmediği yargısına da varıldığında. Genel tıbbi bir durum ya da madde kullanımı (ilaç yan etkileri de içinde olmak üzere) Cinsel İşlev Bozukluğunu açıklamaya yeterse Genel Tıbbi Bir Duruma Bağlı Cinsel İşlev Bozukluğunu (s. 208) ve/ya da Madde Kullanımının Yol Açtığı Cinsel İşlev Bozukluğu (s. 209) tanısı konur.


CİNSEL DAVRANIŞ
Fiziksel yanıtlar
Cinsel yanıt gerçek bir psikofizyolojik deneyimdir. DSM IV’ de cinsel yanıt döngüsü 4 evrede tanımlanmaktadır.

1.İstek: istek veya şehvet evresi fizyoloji içinde tanımlanan tüm evrelerden ayrıdır ve psikiyatristin motivasyon dürtü ve kişilik hakkında temel fikrini yansıtır.

2. Uyarılma: Uyarılma evresi psikolojik uyarı (fantezi veya bir aşk nesnesinin varlığı) veya fizyolojik uyarı (okşama veya öpme) veya her ikisinin kombinasyonu ile ortaya çıkar. Subjektif bir haz duygusundan ibarettir. Uyarılma evresi erkeklerde ereksiyona getiren penil şişme ve kadınlarda vajinal ıslanma ile karakterizedir. Her iki cinste de meme uçları erekte olmakla birlikte kadınlarda bu daha sıktır. Kadının klitorisi sertleşir ve şişer. ilk uyarılma birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Devam eden uyarıyla erkeğin testis boyu % 50 artar ve yükselir. Kadın vajinası karakteristik olarak dış 1/3 ü boyunca kasılma gösterir. Burası orgazmik labia bölgedir. Klitoris yükselir ve klitoris kolayca ulaşılamaz hale gelir. Kadınlarda meme boyutu %25 artar. Penis ve vajinada devam eden şişme özgül renk değişiklikleri yapar. Bu dönemde erotik duygular başlar ve vajinal lubrikasyon olur. Ayrıca solunum derinleşir tansiyonda ve nabız sayısında artış olur. Kadınların bir kısmında klitoral kanlanmadaki artışa bağlı ereksiyon olabilir. Vajina genişler.

3. Orgazm: Orgazm evresinde cinsel gerginliğin gevşemesi ve perineal kas ve pelvik üreme organlarının ritmik kasılmaları ile cinsel hazzın doruğa cıkmasından ibarettir. Subjektif bir ejekulasyon duygusu kaçınılmaz olarak erkeklerde orgazmı tetikler. Semen kuvvetli bir şekilde salıverilir. Erkek orgazmı ayrıca prostat seminal vezüküller ve vas ve üretranın 4 veya 5 kez ritmik spazmı ile beraberlik gösterir. Kadınlar orgazm alt 1/3 vajina ve uterusta fundustan aşağı servikse doğru yayılan uzun süren güçlü 3-15 istemsiz kasılma ile birliktedir. Kan basıncı artar ve kalp hızı dakikada 160’ a çıkar.orgazm 3-25 saniye sürer ve bilinç bulanıklığı ile beraberdir.

4. Rezolüsyon: Cinsel uyarıya bağlı olan değişiklikler hızla kaybolur. Nabız, tansiyon solunum birkaç dakika içinde normale döner. Vajinanın istirahat haline dönmesi 15 dakikayı bulmaktadır.eğer orgazm gerçekleştiyse rezolüsyon hızlıdır. Eğer gerçekleşmediyse 2-6 saat sürebilir. İrritabilite ve rahatsızlık hissiyle birlikte olabilir.


Cinsel İşlev Bozuklukları
DSM-IV'te cinsel işlev bozuklukları(CİB) 7 kategoride incelenmektedir:
1. Cinsel istek bozuklukları
2. Uyarılma bozuklukları
3. Orgazm bozuklukları
4. Cinsel ağrı bozuklukları
5. Genel tıbbi duruma bağlı CİB
6. Madde kullanımına bağlı gelişen CİB
7. Başka türlü sınıflandırılamayan CİB

DSM-IV'te CİB'lar, Eksen I tanısı olarak ele alınmışlardır. Hastalarda birden fazla bozukluk birarada bulunabilir.

CİB içnde, en fazla tek başına bulunan, prematür ejekulasyondur. CİB'lar; hayat boyu, kazanılmış, jeneralize ve durumsal olabilir. Başka bir hastalığın sonucu, madde kullanımına bağlı, ilaç yan etkisi gibi nedenlerle olabilir. Cinsel işlevler, ilişki problemlerinden, performans anksiyetesinden çok çabuk etkilenir. CİB'lar, bir çok hastada depresyon, anksiyete bozuklukları, şizofreni ve kişilik bozuklukları gibi diğer pisikiyatrik bozukluklar ile birliktedir.

1.CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLARI
302.71 Azalmış (Hipoaktif) Cinsel İstek Bozukluğu

A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması). Klinisyen, kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevselliğini etkileyen etkenleri göz önünde bulundurarak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varır.

B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu cinsel işlev bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışnda) ve sadece bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir,

Cinsel İstek Bozuklukları: DSM-IV'te cinsel istek bozuklukları iki grupta incelenmiştir. i) Hipoaktif cinsel istek bozukluğu ve ii) Cinsel tiksinme bozukluğu.

1. Hipoaktif Cinsel İstek Bozukluğu: Hipoaktif cinsel istek bozukluğu, her iki cinste de görülebilen, genel olarak cinsel fantaziler ve cinsel aktiviteye karşı isteksizlikle karakterize bir bozukluktur. Kadınlarda daha sık görülmektedir. Erkeklerde %1-15, kadınlarda ise %1-35 oranında gözlenir. Eğer tek başına isteksizlik varsa cinsel ilişki sırasında bir problem olmayabilir. Cinsel isteksizlik çoğunlukla başka bir cinsel işlev bozukluğunu maskelemek için kullanılmaktadır. İstek azlığı kendini cinsel ilişki sayısında azalma ile gösterir. Cinsel ilişki ve doyuma olan ihtiyaç bireyler arasında çok değişiklik gösterdiği için her çift için ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır.

Hipoaktif cinsel işlev bozukluğu iki gruba ayrılır:
a) Yaşamları boyunca hiçbir eşle erotik haz yaşamamış olanlar
b) Yaşamları boyunca bir dönem uyarılmaya yanıt vermiş olanlar

Bu gruptaki kadınlar cinsel uyarılmadan çok az haz alırlar ve genital vazokonjestif yanıt vermezler. Eğer cinsel ilişki gerçekleşirse penisin mekanik uyarması hafif bir lubrikasyona neden olur. Nadiren orgazm olabilirler. Tipik olarak bu kadınlar evlenmeden önce cinsel ön oyunlarla uyarılan kadınlardır, gerçek cinsel ilişki başlayınca istekte azalma olmuştur.

İstek problemi olan kişilerin genel olarak egoları güçlüdür ve bilinç dışı cinsel çatışmalarından isteklerini inhibe ederek korunmaya çalışmaktadırlar. Cinsel isteksizlik, kronik stres, depresyon veya anksiyete sonucu da ortaya çıkabilir. Uzun süre cinsel uyaran yokluğu, cinsel istekte azalmaya yol açabilir.

Cinsel isteğin yeterli olmasını sağlayan faktörler şunlardır: Biyolojik dürtü, yeterli benlik saygısı, cinsellikle ilgili olumlu geçmiş deneyimler, partnerle cinsellik dışı alanlarda da iyi bir ilişkinin olması. Bu faktörlerin herhangi biri bozulursa cinsel istekte de bozulma olur.

302.79 Cinsel Tiksinti Bozukluğu

A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, bir cinsel eş ile genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma ve bundan tümüyle (ya da hemen tümüyle) kaçınma.

B. Bu bozukluk belirgin bir sıkntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu cinsel işlev bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında).

Cinsel Tiksinme Bozuklukları: Cinsel istek bozukluğunun en uç noktası olduğu düşünülebilir ancak bu hastalarda korku ve tiksinme de vardır. Freud'a göre cinsel tiksinme bozukluğu, fallik dönemde inhibisyon ve ödipal çatışmaların çözülmemiş olmasına bağlıdır. Tecavüz gibi cinsel travmaya maruz kalma, acı dolu geçmiş cinsel yaşantılar etyolojide rol oynayabilir. Bireyler, cinsel ilişkiye karşı korku, endişe ve tiksinti tanımlarlar. Bu korku ve tiksinme genital organlara, eylemin kendisine ya da sekresyonlara karşı olabilir. Klinik olarak fobiye benzer. Birey partneriyle birlikte olmaktan kaçınır. Cinsel ilişki olasılığı belirdiğinde yoğun anksiyete semptomları görülür.

Tedavi ilkeleri
Cinsel isteksizlik tedavisinde temel yaklaşım, kişide cinsel isteği azaltan etkenlerin bulunup ortadan kaldırılması ve kişinin cinsel arzuları ile uyumlu bir cinsel yaşam biçiminin sağlanmasıdır. Eğer neden herhangi bir hastalık, depresyon gibi psikiyatrik sorunlar ya da bir ilaç kullanımından kaynaklanıyorsa nedene yönelik bir tedavi stratejisi izlenir.



Cinsel terapi
Cinsel İstek bozukluğu tedavisinde cinsel terapiye yanıt oranı diğer cinsel sorunlara göre daha düşüktür.Güncel ve nispeten daha yüzeyde olan bir etkene karşı gelişmiş cinsel istek veya tiksinme bozukluğunda cinsel terapi yöntemleri işe yarayabilir ve denenmelidir.Daha erken dönemlere ait, kronik, yaşam boyu özellik gösteren ve derin dinamik nedenlerden kaynaklanan etkenler söz konusu ise sorunun ağırlığına göre dinamik yönelimli cinsel terapi ya da uzun süreli psikanalitik terapiler tercih edilmelidir.


Azalmış Cinsel İstek Bozukluğunda Tedavi

Tedavide nedenlere yönelik çözümler daha çok önem kazanır. Tedavide çiftin cinsel iletişimlerinin arttırılması, cinsel isteklerini daha rahat ifade edebilmelerinin sağlanması cinsel yaşamlarındaki kısıtlılıkların kaldırılması amaçlanır. Ancak tedavide en önemli unsur cinsel isteği engelleyen unsurların bulunup ortadan kaldırılması ile kişinin gizli kalmış arzu ve fantezilerinin uyandırılmasıdır.

Tiksintide Tedavi
Tedavide temel ilke tiksintiye yol açan etkenlerin bulunup ortadan kaldırılması ya da çözümlenmesidir. Bazen tiksintiye yol açan etken sevişme sırasında kişiyi çok rahatsız eden ama ifade edemediği bir eylemdir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğuna her zaman kolaylıkla çözümlenecek basit bir etken neden olmaz ve etkenlerin bulunup çözümlenmesi zaman alabilir.

İşlev bozukluklarında tedavi yönelimleri

• Önceleri bireysel psikoterapi ön planda iken daha sonra çiftlerde seks terapisi daha çok önem kazanmıştır. Tedavi kısa dönemli ve davranışçı yönelimlidir. Çiftlere özel sorunlarını çözmek için özgül egzersizler verilir.

• Hipnoterapi; bu yöntem özgül olarak anksiyete meydana getiren belirti yani, belirli cinsel işlev bozukluğu üzerine odaklanırlar.

• Davranışçı terapi:davranışçılar, cinsel işlev bozukluğunun öğrenilmiş bozuk uyum davranışı olduğunu farz ederler. Sistematik duyarsızlaştırma yöntemini kullanırlar.

• Grup terapisi: bu yöntem belirli bir cinsel sorun hakkında utanan, suçlu hisseden hastaya güçlü bir destek sistemi sağlar.





2.CİNSEL UYARILMA BOZULUKLARI

302.72 Erkekte Erektil Bozukluk
A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, yeterli bir ereksiyon sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe.

B. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu cinsel işlev bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyiy açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında ve sadece bir maddeni (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç)ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

1. Ereksiyon(Sertleşme) Bozukluğu: Ereksiyon bozukluğuna impotans da denmektedir. Bu bozuklukta peniste, koitus için gerekli sertliğin sağlanamaması ya da sürdürülememesi söz konusudur. Yaşam boyu sürenlerde ya da ileri yaşlarda başlayanlarda organik nedenler araştırılmalıdır. Akut başlangıçlı edinsel ereksiyon bozukluklarında, psikojenik faktörler ön plandadır. Genç erkeklerde erkesiyon bozukluğu oranı %8'dir. 40 yaş üstü erkeklerde impotans korkusu çok yaygındır. Cinsel terapi için başvuran erkeklerin %35-50'sinde ereksiyon bozukluğu vardır. Ereksiyon bozukluğundan şikayetçi olan erkeklerin %20-50'sinde organik bir neden bulunmaktadır.

Ereksiyon Bozukluğuna Yol Açabilecek Organik Faktörler:
1. Enfeksiyonlar(kabakulak)
2. Kardiyovasküler hastalıklar (Kalp yetmezliği gibi)
3. Renal ve ürolojik hastalıklar (Kronik böbrek yetmezliği gibi)
4. Hepatik hastalıklar (Siroz gibi)
5. Pulmoner hastalıklar (Solunum yetmezliği gibi)
6. Genetik nedenler (Kleinfelter sendromu)
7. Beslenme bozuklukları
8. Endokrin bozukluklar (Diabetes mellitus,Hipofiz-adrenal-testis aksında işlev bozukluğu)
9. Nörolojik bozukluklar (Multiple skleroz,Parkinson hastalığı)
10. Farmakolojik ajanlar (Alkol ve madde kullanımı, Bazı ilaçlar(psikotrop ilaçlar, antihipertansifler, östrojen ve androjenler)
11. İntoksikasyon (Kurşun)
12. Cerrahi girişimler
13. Diğerleri (Radyasyon terapisi)

Ereksiyon bozukluğunun süresi de çok önemlidir. Akut başlangıçlı, kısa süreli olguların bir kısmında kendiliğinden düzelme bildirilmiştir. Daha uzun süren bozukluklarda standart cinsel terapi çok iyi sonuçlar vermektedir.

302.72 Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu
A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel uyarılmanın yeterli bir ıslanma-kabarma tepkisini sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe.

B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu cinsel işlev bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuylada daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında)ve sadece bir meddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi içn kullanılan bir ilaç)ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı deyildir.

Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu: Uyarılma, cinsel ilişki süresince zevk almaya yetecek düzeyde değildir. Genital hiperemi çok azdır ya da hiç yoktur. Çok hafif vajinal ıslanma olur. Erkeklerin tersine uyarılma bozukluğu olan kadınlar cinsel ilişkiye girebilirler. Ancak yeterince ıslanma olmadığı için yanma ve ağrı olabilir. Uyarılma güçlüğü olan kadınların hemen hepsi orgazm sorunu da yaşarlar. Bazı kadınlar ise uyarılmayla gelişen vücut değişikliklerine karşı daha az duyarlıdır.

Kadında uyarılma bozukluğuna yol açan organik faktörler ise şunlardır:
1) Endokrin değişiklikler (testesteron, östrojen, prolaktin ve tiroksin seviyelerinde değişiklik)
2) Antihistaminerjik ve antikolinerjik ilaçlar
3) Postmenapozal dönemde vajinal sekresyon miktarı azalır

UYARILMA BOZUKLUĞU TEDAVİSİ
 Organik nedenlere bağlı uyarılma bozukluklarında nedene yönelik tedavi uygulanır. Örneğin menopoz dönemindeki hormon tedavileri sorunun çözümünde çok önemli bir yer tutar. Ya da herhangi bir ilaç kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan uyarılma bozukluğunda ilacın değiştirilmesi ya da dozunun azaltılması sorunu kolayca çözebilir.

 Uyarılma bozukluğunda tedavinin esası kadının daha aktifleştirilmesi ile cinsel arzularını keşfedip kendini daha serbest bırakmasının sağlanması oluşturur.
 Cinsel iletişimi artırıcı teknikler yanında istek bozukluğunda bahsettiğimiz fantezi kurma, öykü yazma, cinsel materyal paylaşılması gibi tekniklerden yararlanılır.

İKTİDARSIZLIKTA TEDAVİ SEÇENEKLERİ
A. İlaç Tedavileri:
Yohimbin- Hindistan ve Afrika'da yetişen bir ağacın gövdesinden elde edilen doğal bir ilaçtır. Uygun hasta seçimi ile %25-40 başarı elde edilebilir. Genellikle kullanımla ilgili bilinen ciddi yan etkileri yoktur.
Viagra- Sertleşmenin oluşumunda etkili olan vücuttaki maddelerin yıkımına engel olarak ereksiyonun kalitesini ve süresini uzatarak impotansta etkin olan bir ilaçtır. Bu ilacın etkili olabilmesi için kişinin az da olsa kendi ereksiyonlarının olması gerekmektedir. Uygun seçilen kişilerde başarı oranı % 75'lere kadar çıkmaktadır.
b. Hormon Tedavileri
Erkeklik hormonunun ( testosteron) cinsel gücü arttırdığı ve ileri yaştaki erkeklerde impotansın hormın eksikliği sonucu ortaya çıktığı görüşleri yanlıştır. Hormon tedavisi sadece erkeklik hormonunun bulunmadığı veya çok nadir olarak da prolaktinemi adı verilen durumda etkilidir. başarı şansı düşüktür.
c. Vakum Cihazı
Mekanik bir pompa sistemidir. Etki mekanizması dışarıdan uygulanan vakum cihazı sayesinde penise kan akımını arttırmak ve daha sonra penis köküne konulan bir lastik yardımı ile bu kanın burada kalmasını sağlamaktır. Başarı oranı %40- 50’dir.
d. Enjeksiyon Tedavisi ( İğne tedavisi)
Direk olarak penis içerisine normal sertleşme sırasında vücutta salınan maddelerin benzeri maddelerin verilerek sertleşmenin sağlanması yöntemidir. Başarı şansı yüksek olan bu yöntemde kişi ilişkiye girmeden yaklaşık 10-15 dakika önce enjeksiyonu yapar ve ilacın etkisi ortalama olarak yarım saat sürer. %70-80 oranında başarılıdır.
e. MUSE ( idrar borusu içerisine tıpa tedavisi)
Enjeksiyon tedavisinde kullanılan maddelerin benzerleri kamışın ucundan idrar borusunun içerisine verilir. Buradan emilen bu maddeler kamışa geçerek etki ederler.
Başarı şansı hastalara göre değişmektedir. En sık görülen yan etkisi yanma hissi ve daha sonrasında idrarda hafif kanamadır.


f. Penil protez ( Mutluluk Çubuğu)
En etkili tedavi kabul edilmektedir. Esas olarak peniste sertleşmeyi sağlayan boruların içerisine ameliyatla sertleşmeyi gerçekleştirecek protezlerin ( mutluluk çubuklarının) yerleştirilmesi işlemidir. Başarı oranı %95-99’dur.

3.ORGAZMİK BOZUKLUKLAR
Diğer bozukluklar da olduğu gibi orgazmik bozukluklar da kadın ve erkeklerde olmak üzere iki grupta incelenir.

302.73 Kadında Orgazm Bozukluğu
A. Olağan bir cinsel uyarılma evresinde sonra orgazmın sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmaması. Kadınlar, orgazmı tetikleyen uyarının türü ya da yoğunluğu açısından büyük bir değişkenlik gösterirler. Kadında orgazm bozukluğu tanısı, kadının yaşı, cinsel deneyimi ve aldığı cinsel uyaranların yeterliliği açısından baktığında klinisyenin kadının orgazm olma yetisinin beklenenden daha az olduğu yargısına varması temeline dayanmalıdır.

B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu orgazm bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında) ve sadece bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Edinilmiş orgazm bozukluğu, organik ya da psikolojik kökenli olabilir. Psikolojik faktörler çok çeşitlidir. Partner tarafından reddedilme korkusu, vajinaya zarar gelebileceği korkusu, hostilite duyguları, suçluluk duyguları bunlardan birkaçıdır.

302.74 Erkekte Orgazm Bozukluğu
A. Klinisyenin, kişinin yaşını göz önünde bulundurduğunda, yoğunluğunun ve süresinin yeterli olduğunu düşündüğü cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, orgazmın gecikmesi ya da olmaması.

B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu orgazm bozukluğu, başka bir Eksen I Bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında) ve sadace bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

2.Erkek Orgazm Bozukluğu
Erkekte orgazm bozukluğunun en sık rastlanılan şeklinde cinsel birleşmede ejekulasyonun gecikmesi ya da olmamasına karşın masturbasyonla orgazmın oluşabilmesidir. Kliniklere başvuran erkeklerin %2-3 oranında orgazm bozukluğu saptanır. Yaşam boyu sürmüş olan bozukluklarda altta yatan psikopatoloji daha ciddidir. Bu bireylerde cinsellikle ilgili hatalı kognisyonlar, suçluluk düşünceleri, kontrolü yitirebileceği gibi düşünceler vardır. Edinsel orgazm bozukluklarında ise genellikle kişilerarası çatışmalar, başaramama korkusu gibi sorunlar bulunmaktadır.

302.75 Prematür Ejakülasyon
A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, çok az bir cinsel uyarılma ile kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra ejakülasyonun olması. Kılinisyen, yaş, cinsel eş ya da durumun yeni olması ve son zamanlardaki cinsel etkinliğin sıklığı gibi uyarılma evresinin süresini etkileyen etkenleri göz önünde bulndurmalıdır.

B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Prematür ejakülasyon sadece bir maddenin (örn. opiyatların bırakılması) doğrudan etkilerine bağlı deyildir.

3.Erken Boşalma: Erken boşalmada birey istediğinden daha kısa sürede orgazm olmaktadır. Erken boşalma için bir zaman sınırı vermek çok zordur. Genellikle birey, cinsel ilişki sırasında vajinaya girişten hemen sonra ya da minimum uyarılmadan sonra ejekulasyon oluyorsa tanı konulmaktadır. Klinisyen tanı koyarken uyarılma döneminin süresini, kişinin yaşını ve cinsel ilişki sıklığını göz önünde tutmalıdır.
Erken boşalma, eğitim düzeyi yüksek genç erkeklerde daha sık görülmektedir. Erkeklerin %30'unda erken boşalma problemi vardır. Erken boşalma, anksiyeteye ya da vajina ile ilgili bilinç dışı korkularla ilgili olabilir. İlk cinsel deneyimlerini fahişelerle kısa ve çabuk şekilde yaşayan erkeklerde bu durum daha sık görülmektedir. Cinsel ilişkinin rahat olmayan bir yerde gerçekleşmesi(ebeveyn evinde, kalabalık evlerde v.b) erken boşalmaya neden olabilir.

ERKEN BOŞALMA TEDAVİSİ

Erken boşalmada cinsel terapinin esasını kişinin boşalma refleksini kontrol edebilmeyi öğrenmesi oluşturur.

Erken boşalmayı geciktirmek amacıyla kullanılan spreyler ve kremler peniste anesteziye yol açarak, duyarlılığı ve alınan zevki azalttığı için boşalmayı geciktirirler. Sonuçta boşalma süresi uzamış olabilir ancak alınan haz azalmış olur.

Erken boşalma tedavisinde kullanılan antidepresanlar cinsel isteği ve uyarılmayı azalttıkları için boşalma süresini uzatırlar.Ancak kişide isteksizlik ve cinsellikten alınan hazda azalmaya yol açarlar. Üstelik kişi ilacı bıraktığı zaman problem yeniden ortaya çıkar. Gene de terapi olanakları olmayan ya da çok nadiren terapiden yararlanmayan hastalarda bir son seçenek olarak kullanılabilir.

Cinsel terapide hastanın cinsel hazza odaklanması ve aldığı zevki bastırmaması amaçlanır. Cinsel terapiyle kazanılan şey, boşalmayı kişinin denetimi altına almasıdır.Çünkü her erkek uygun yöntem ve tekniklerin kullanılmasıyla boşalma kontrolünü öğrenebilir.

Erken boşalmanın tedavisi 6-10 seansla ortalama 3 ayda tamamlanır. Ancak bazı vakalarda tedavi daha kısa sürebilir. Tedavinin esasını boşalma refleksi üzerinde denetim kazandırma egzersizleri oluşturur. Ayrıca kişinin erken boşalmasına neden olan özel bir etken varsa bunun çözümlenmesi sağlanır.


4.CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI

302.76 Disparoni (Genel Tıbbi Bir Duruma Bolmayan)

A. Erkekte ya da kadında cinsel ilişkiye, yineleyici bir biçimde ya da sürekli olarak eşlik eden genital ağrının olması.

B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu bozukluğa, sadece Vajnismus ya da ıslanmanın olmaması neden olmaktadır, bu bozukluk başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında) ve sadece bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Disparoni: Disparoni, erkek ve ya kadında cinsel ilişki sırasında ağrı duyulmasıdır. Ağrıyı açıklayabilecek tıbbi bir neden saptanırsa bu tanı konulmamalıdır. Kadınlarda bu bozukluk genellikle vajinismusla ilgilidir. Disparoninin insidansı tam bilinmemekle birlikte genital cerrahi girişimlerden sonra %30 oranında disparoni gelişmektedir. Disparoni şikayeti ile gelen kadınların %40'ında pelvik patoloji saptanmaktadır. Psikolojik disparonide, ilişkide çatışma önem kazanmaktadır.

306.51 Vajinismus (Genel Tıbbi Bir Duruma Bağlı Olmayan)
A. Vajinanın dış üçte birindeki kaslarda koitusu engelleyecek bir biçimde, yineleyici bir biçimde ya da sürekli olarak istem dışı spazmın olması.

B. Bu bozukluk, bealirgin bir sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu bozukluk, başka bir eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (örn. somatizasyon bozukluğu) ve sadece genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.


2.Vajinismus: Vajinismus, istemsiz ve kalıcı olarak, vajinanın, penisin girişini engelleyecek tarzda 1/3 dış kısmının kasılmasıdır. Vajinismus koitusa izin verebilecek ölçüde ise tanı konulmamalıdır. Vajinismusu olan kadın cinsel ilişkiyi ister ancak bilinç dışı olarak penisin girişini engeller. Travma, tecavüz ya da cerrahi girişimler vajinismusa neden olabilir.
Bireyde cinsel ilişki ile ilgili kaygı artıkça kaçınma davranışı da artmakta ve vajinismusun devamına neden olmaktadır.
Batı toplumlarında nadir olmakla birlikte, ülkemizde kliniğe başvuran kadınların yarısında vajinismus saptanmaktadır. Vajinismus koşullu bir yanıttır. Genellikle vajinal giriş konusundaki korku dolu fantazilerden kaynaklanabilir.

Vajinismusu ortaya çıkaran faktörler şöyle sıralanabilir:
• Erken çocukluk döneminde erkeklerin özellikle babanın tehditkar, agresif oluşu
• Annenin çekimser , pasif oluşu
• Cinsel ilişkinin kötü birşey olduğu, görev olarak katlanılması gerektiği gibi inançlar
• İlk cinsel ilişkinin çok acı verici olduğu şeklinde kulaktan dolma bilgiler

Vajinismus tedavisinde ana amaç koşullanmanın kalkmasıdır. Psikoterapi yanında, cinsel terapi de yapılmalıdır. Çünkü sadece soruna yönelik içgörü kazanma, davranışı düzeltmemektedir. Vajinismus düzeldikten sonra, bireyin her zaman cinsel ilişkisinin tamamen yolunda gideceği garanti değildir. Kişide daha sonra ortaya çıkabilecek sorunlara karşı da tetikte olmak gerekmektedir.

Disparonide tedavi
Tedavi, nedene yönelik olarak yapılır. Öncelikle bu duruma neden olabilecek fiziksel bir hastalık varsa o tedavi edilmelidir. Eğer neden psikolojik ise psikiyatrik destek ve tedaviler ile çözüme gidilir. Disparoni tedavisi vajinismus tedavisine benzer ve seks terapisi ile başarı oranı oldukça yüksektir.
Cinsel isteği olumuz etkileyebilecek diğer psikiyatrik rahatsızlıklar şunlardır:
 yaygın anksiyete bozukluğu,
 özellikle cinsellikle ilgili olmak üzere obsesif-kompülsif bozukluk,
 travma sonrası stres bozukluğu,
 panik bozukluk,
 özellikle anksiyetenin yoğun olduğu dönemlerde şizofreni gibi psikotik bozukluklar.
VAJİNİSMUS TEDAVİSİ
Orgazm sorunlarında tedavinin başlıca iki basamağı vardır. Önce kadının yalnız başına sonra da eşiyle birlikte orgazm olması planlanır. Tedavide önce çiftin sevgi ve yakınlık konusunda iletişim ve deneyimlerini arttıracak ödevler verilir. Çiftin sevgi ve yakınlık konusunda ilerlemelerinin ardından cinsel iletişimlerini ve cinsel davranış çeşitlerini zenginleştirecek ödevler verilir. Ardından, önce kadının kendi başına daha sonra da eşinin yanında ve uyarısıyla cinsel birleşme olmaksızın orgazma ulaşması sağlanır.
Cinsel birleşme olmaksızın orgazm olunduktan sonra cinsel birleşmeyle orgazm olma aşamasına geçilir. Bu aşamada başlangıçta cinsel birleşme ile mastürbasyon aynı anda yapılarak orgazm sağlanır. Cinsel birleşme sırasında klitorisin kadın veya eşi tarafından uyarılması giderek azaltılarak klitorisin elle uyarılması olmaksızın orgazm sağlanır.

5.Genel tıbbi duruma bağlı cinsel işlev bozukluğu
5.a Kadın ve erkekte …e bağlı azalmış istek bozukluğu
5.b Erkekte genel tıbbi duruma bağlı erektil bozukluk
5.c Kadın ve erkekte …e bağlı disparoni
5.d Kadında ve erkekte…e bağlı başka bir cinsel işlev bozukluğu

5.a Kadın ve erkekte cinsel istek bozukluğuna yol açan genel tıbbi durumlar:
Cinsel istek ağır hastalıklar ya da ciddi cerrahi girişimlerden sonra azalabilir. Özellikle vücut imajının etkilendiği ameliyatlardan sonra daha çok etkilenmektedir. Kişinin enerjisini azaltan ağır hastalıklar ya da adaptasyon gereken kronik hastalıklardan sonra cinsel ilgi ve istek azalır.

Cinsel istek bozukluğuna yol açan genel tıbbi durumlar
Diabetes mellitus
Hipogonadotropik hipogonadizm
Hiperprolaktinemi
Cushing ve Addison hastalığı
Üremi, kronik böbrek yetmezliği
Epilepsi
Parkinson hastalığı
Multipl skleroz
Medülla spinalis yaralanması (erkeklerde)
Lösemi ve Hodgin lenfoma kemoterapisi
Mastektomi (kadında)
Perineal prostatektomi
Osteomiler
Histerektomi

5. b Erkekte genel tıbbi duruma bağlı erektil bozukluk:
Hematolojik hastalıklar
Maligniteler
Beslenme bozuklukları
Obesite
AIDS
Nörolojik hastalıklar
Serebrovasküler hastalık, Epilepsi, Alzheimer hastalığı
Parkinson hastalığı, Multipl Skleroz, MSS Enfeksiyonları
Periferik nöropatiler
Ürogenital sistem hastalıkları
Kronik böbrek yetmezliği, Diyaliz, Böbrek transplantasyonu, Priapizm, Hidrosel, varikosel, Enfeksiyonlar
İyatrojenik durumlar
Travma, Cerrahi girişimler

5.c İlaca Bağlı Cinsel İşlev Bozuklukları
Bazı ilaçlar libido üzerine etki yaparken bazıları ise ereksiyon, ejekulasyon ya da orgazm gibi fizyolojik yanıtları etkilerler.
Hormonal, monoaminerjik, adrenerjik ve kolinerjik düzenekleri olan ilaçlar sıklıkla cinsel istek ve uyarılmada azalmaya ve ejekülasyon bozukluklarına yol açarlar. Dopamin, cinsel davranışlar üzerine uyarıcı etki yaparken, serotonin önleyici etki yapar.
Çeşitli araştırmalar, antidepresan ilaçların cinsel işlev bozukluklarına yol açtığını göstermektedir. Eğer hastada, antidepresan kullanımına bağlı cinsel işlev bozukluğu gelişmişse, ilaç etkinliği etkilenmeyecek şekilde doz azaltılabilir. Diğer bir yöntem de, daha nadir cinsel işlev bozukluğu yaptığı gösterilmiş başka sınıf antidepresanlara geçmektir.
Cinsel işlev bozuklukları, çoğunlukla ilaç kesildikten kısa bir süre sonra düzelmektedir. Tolerans gelişimi nadirdir.

6. Madde kullanımının yol açtığı cinsel işlev bozukluğu
Madde kullanımının ya da kullanılan maddenin kesilmesiyle ortaya çıkan cinsel işlev bozukluklarıdır. Küçük dozlarda bazı maddeler cinsel performansı başta artırabilir fakat sürekli kullanımı, ereksiyon, orgazm ve ejakülasyon kapasitesini düşürür.

1-) Alkol sinirler için en büyük tehlikedir, çünkü alkol sinir hücrelerini öldürür. Bu nedenle sinirler sinyalleri düzenli olarak gönderemez ve ortaya ereksiyon bozuklukları (iktidarsızlık) çıkar.
2-) Alkol vücudun hormon dengelerini bozar ve testosteronun (erkeklik hormonu) seviyesini düşürür ve erkeklerde zamanla kadınsı oluşumlar görülür, yani göğüsleri büyür ve kadınlık hormonu östrojen oranı çoğalır ve de cinsel arzuları yok olur.
3-) Alkol kişide psikolojik rahatsızlıklara sebep olur ve kişide depresyon ortaya çıkar.

7. Başka Türlü Adlandırılamayan Cinsel Bozukluk
Erkeksilik ya da kadınsılıkla ilgili kendi koyduğu ölçülere göre cinsel başarının ya da diğer özelliklerinin belirgin olarak yetersiz olduğu duygusunu taşıma
Kişinin, sadece kullanılacak şeylermiş gibi düşündüğü, birbiri peşi sıra gelen sevgililerini kapsayan yineleyici cinsel ilişki biçimi hakkında sıkıntı duyması
Cinsel yönelimi hakkında sürekli ve belirgin bir sıkıntı duyma

PARAFİLİLER
Parafililer genellikle tekrarlanan ve kişiye üzüntü veren özel fanteziler, yoğun cinsel dürtüler ve uygulamalar ile karakterize cinsel bozukluklardır.
Parafililerin Sıklığı
Parafililerin sıklığı ile ilgili çok az güvenilir bilgi vardır. Genel toplumdaki sıklığının, vaka örneklerine dayalı tahminlerden daha fazla olduğu kabul edilir.

Parafililer, daha büyük oranda erkeklerde görülmektedir. Fetişizm, büyük oranda her zaman erkeklerde görülür. Tüm parafililerin % 50'den fazlası 18 yaşından önce başlar. Parafilik davranışın oluşumunun en sık görüldüğü yaş dilimi 15-25 yaş arasıdır.





Parafililerin Nedenleri
Parafililerin nedenleri henüz aydınlatılamamıştır.
Normal kabul edilen cinsel arzular ancak çocukluğun ileri dönemlerinde kurulur. Başlangıçta tüm insanlar çocukluklarının erken dönemlerinde parafili olarak kabul edilecek arzulara sahiptir. 5-6 yaşlarında bu arzular normal kabul edilen cinsel arzuların egemenliği altına girer ve etkileri zayıflar.

PARARAFİLİLER
 Egzibisyonizm (Teşhircilik, Göstermecilik)
 Fetişizm
 Frotörizm (Sürtünmecilik)
 Pedofili
 Cinsel Mazoşizm
 Cinsel Sadizm
 Transvestik Fetişizm
 Voyörizm (Gözetlemecilik)
 Başka Türlü Adlandırılamayan Parafili

Egzibisyonizm (Teşhircilik, Göstermecilik)
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin genital organlarını, bunu beklemeyen bir yabancıya göstermesi ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.

B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

Kişi cinsel organlarını, başkalarına göstermekten ya da böyle hayaller kurmaktan büyük bir haz alır. Bu davranışı genellikle beklenmedik bir yerde, zamanda ve bunu beklemeyen bir kişiye gösterir. Bir çoğu bu eylemden sonra mastürbasyon yaparak orgazm olur.

Fetişizm
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin canlı olmayan nesneleri kullanmakla ilgili (örn. kadın iç çamaşırları) yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.

B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

C. Bu fetiş nesneleri aykırı-giyimde kullanılan kadın giysileri (transvestik fetişizmde olduğu gibi) ya da taktil genital uyarı sağlamak amacıyla tasarlanmış araçlarla (örn. bir vibratör) sınırlı değildir.

Bu kişilerde cinsel ilgi cansız nesnelere yöneliktir. Uyarıcı olarak kullanılan nesneler genellikle karşı cinsten birine ait eşyalardır.Bu amaçla en sık iç çamaşırları ve ayakkabılar kullanılır.

Frotörizm (Sürtünmecilik)
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin rızası olmayan bir kişiye dokunması ve sürtünmesi ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.

B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, meslek alanlarında ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
Bu kişiler daha çok toplu taşıma araçları gibi insanların kalabalık olduğu yerlerde başkalarına dokunarak ya da sürtünerek cinsel haz alırlar.

Pedofili
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin ergenlik dönemine girmemiş bir çocukla ya da çocuklarla (genellikle 13 yaşlarında ya da altında olanlarla) cinsel etkinlikte bulunmak ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.
B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

C. Bu kişi en az 16 yaşındadır ve A Tanı Ölçütündeki çocuk ya da çocuklardan en az 5 yaş daha büyüktür.

Not: 12-13 yaşlarında biri ile cinsel ilişki sürdüren geç ergenlik dönemindeki bir kişiyi buraya katmayınız.


Erişkin birinin sürekli ya da tekrarlayıcı bir biçimde çocuklarla cinsel ilişkiye girmesi ya da böyle fanteziler kurarak uyarılmasıdır. Daha çok karşı cinsten bir çocukla ilişki görülse de aynı cinsten çocukları da kullananlar vardır. Çocukları ilişkiye daha çok kandırarak veya tehdit ya da şantajlarla ikna ederler ancak bazen şiddet uygulama davranışı da gösterirler.

Cinsel Mazoşizm
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin hakaret edilme, dövülme, bağlanma ya da başka bir biçimde ıstırap çekme eylemi (taklidi değil gerçeği) ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.

B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

Bu kişilerin cinsel olarak uyarılmalar ve orgazm olabilmeleri için manevi olarak aşağılanmaya ya da fiziksel acı duymaya gereksinimleri vardır.

Cinsel Sadizm
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin, başka birinin psikolojik ya da fiziksel olarak ıstırap çekmesi (hakaret etme de içinde olmak üzere) eylemi (taklidi değil gerçeği) ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.

B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

Sürekli ya da yineleyici bir biçimde başka birini manevi olarak aşağılayarak ya da fiziksel acı vererek ya da böyle hayaller kurmak suretiyle cinsel olarak uyarılma durumudur.

Transvestik Fetişizm
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, heteroseksüel bir erkekte, aykırı giyim ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerin, cinsel dürtülerin ya da davranışların yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.

B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
Heteroseksüel bir erkeğin kadın kıyafetleri giyerek uyarılmasıdır. Halk arasında ve medyada sıklıkla cinsel kimlik bozukluğu ile karıştırılır. Transvestik fetişizm vakaları, heteroseksüel bir yaşam sürerler ve kadın kıyafetleri giyip erkeklerle ilişkiye girmezler. Sıklıkla bu eylemlerini gizli olarak gerçekleştirirler ve kadın olduklarını iddia etmedikleri gibi kadın olarak da kabul edilmek istemezler.

Voyörizm (Gözetlemecilik)
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin bunu beklemeyen bir kişiyi çıplakken, soyunurken ya da cinsel etkinlikte bulunurken gözetleme eylemi ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.
B. Bu fanteziler, cinsel dürtüler ya da davranışlar klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

Sürekli ya da yineleyici bir biçimde çıplak ya da cinsel etkinlikte bulunan insanları gizlice seyrederek ya da böyle hayaller kurarak uyarılma durumudur.

Başka Türlü Adlandırılamayan Parafili
Bu katagori, herhangi özgül katagorilerden birinin tanı ölçütlerini karşılamayan Parafilileri kodlamak içindir. Sadece bunlarla sınırlı kalmamak üzere örnekleri arasında telefon skatolojisi (açık saçık telefon konuşmaları), nekrofili (cesetler), parsiyalizm (sadece vücudun belirli bir bölümü üzerinde odaklaşma), zoofili (hayvanlar), koprofili (feçes), klizmafili (enema) ve ürofili (idrar) sayılabilir.

Yukarıda anlatılan parafililere tam olarak uymayan ancak sürekli ya da yineleyici bir biçimde parafilik sayılacak eylemler ya da fantazilerle uyarılma durumudur. Örnek olarak telefonla açık saçık konuşmalar, cesetlerle cinsel ilişki kurma, bedenin sadece belli bölümlerine odaklanan cinsel etkinlikler, hayvanlarla cinsel ilişki kurma vb. verilebilir.

Tedavi
Tedavinin başarısı, genel olarak kişilik gelişimi ve olgunluk düzeyi ile paralellik gösterir. Kişilik gelişimi daha ileri düzeylerde olan ve ciddi bir kişilik patolojisi olmayan hastalarda tedavi daha kolay ve başarılı iken ağır kişilik bozuklukları gösteren kişilerde tedavi çok daha uzun sürer ve başarı oranı da çok yüksek değildir.

Psikoterapi ile sonuç alınamayan ya da psikoterapi olanakları olmayan hastalarda ilaç tedavisi de kullanılabilir.
Parafili tedavisinde yararlı olabilecek ilaçlar şunlardır :
Serotonin sistemi üzerinden etki eden depresyon ilaçları: Dürtüsel davranışları ve cinsel arzuyu azaltırlar.
Antipsikotikler: Dürtü gücünü azaltırlar ve dürtü denetimini kolaylaştırırlar.
Hormon tedaviler: Cinsel arzuyu azaltırlar.

Cinsel Kimlik Bozuklukları
Tanım:
Kişinin anatomik ve biyolojik cinsiyetini reddederek karşı cinsin primer ve sekonder cinsiyet özelliklerine sahip olmak istemesidir. Karşı cinsel kuvvetli bir özdeşim kurmanın yanı sıra anatomik cinsiyetinden rahatsızlık duyma ve anatomik cinsiyetine ait rolde uygunsuzluk hissetme söz konusudur.

Genellikle çocuklukta başlar. Geç başlangıç gösteren olguların da geçmişlerinde cinsel kimlikle ilgili farklı yaşantılarının olduğu ifade edilmektedir.

Sıklık
Yetişkin erkeklerde 1/30.000, yetişkin kadınlarda ise 1/100.000 olarak görülür. Erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla rastlanır. Ülkemizde cinsel kimlik bozuklukları ile ilgili bir birimi bulunan İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’na başvuran cinsel kimlik bozukluğu olanlar arasında kadınlar erkeklerden 10 kat fazladır.

Nedenler
Cinsel kimlik bozukluğunun (Transseksüalite) herhangi bir hormonal dengesizlikle ya da biyolojik patoloji ile ilgisi ortaya konamamıştır.

Cinsel Kimlik Bozukluğu Tanı Kriterleri
A. Karşı cinsiyetle güçlü ve sürekli bir özdeşim kurma
B. Cinsiyetine ilişkin sürekli bir rahatsızlık duyma ya da cinsiyetinin gerektirdiği cinsel rol için uygun olmadığı duyumunun olması.
C. Bu bozukluk fiziksel bir interseks durumu ile birlikte gitmemektedir.
D. Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.

A. Karşı cinsiyetle güçlü ve sürekli bir özdeşim kurma
Çocuklarda bu bozukluk aşağıdakilerden dördü (ya da daha fazlası) ile kendini gösterir.
(1) diğer cinsiyette olma isteğini ya da ısrarını yineleyici bir biçimde dile getirme
(2) erkek çocukların aykırı giyimi yeğlemesi ya da kadınsı giyim kuşamı taklit etmesi; kız çocuklarının sadece kalıplaşmış alışılagelen erkeksi giysiler giyme konusunda ısrar etmesi
(3) İmgesel oyunlarda güçlü bir biçimde ve sürekli olarak karşı cinsin rollerini oynamayı yeğleme ya da sürekli olarak diğer cinsiyette olma fantezileri taşıma
(4) Karşı cinsin alışılagelmiş oyunlarına ve eğlencelerine katılma konusunda yoğun bir istek duyma
(5) Özellikle karşı cinsten oyun arkadaşları seçme.

Ergenlerde ve erişkinlerde bu bozukluk diğer cinsiyette olma isteğini dile getirme, sıklıkla kendini diğer cinsiyetteymiş gibi gösterme, diğer cinsiyetteymiş gibi yaşamayı ya da davranılmayı isteme ya da diğer cinsiyete özgü duygularının ve tepkilerinin olduğuna ilişkin bir inanç taşıma gibi semptomlarla kendini gösterir.

B. Cinsiyetine ilişkin sürekli bir rahatsızlık duyma ya da cinsiyetinin gerektirdiği cinsel rol için uygun olmadığı duyumunun olması.
Çocuklarda bu bozukluk aşağıdakilerden herhangi biri ile kendini gösterir:

Erkek çocuklarında, penis ya da testislerinin iğrenç olduğunu,
İleride yok olacaklarını ya da bir penis sahibi olmamanın daha iyi olacağını öne sürme,
Kuralsız kaba saba oyunlardan tiksinme ya da erkeklere özgü oyuncakları, oyunları ve etkinlikleri reddetme;
Kız çocuklarında oturarak idrar yapmayı reddetme,
Penisinin olduğunu ya da ileride bir penisinin olacağını ileri sürme,
Göğüslerinin büyümesini ya da mensturasyon görmeyi istememe üzerinde durma ya da olağan kadınsı giysilere karşı ileri derecede tiksinti duyma.


Ergenlerde ve erişkinlerde bu bozukluk primer ve sekonder cinsiyet özelliklerinden kurtulma üzerine kafa yorma (örn. diğer cinsiyeti taklit etmek için cinsiyet özelliklerini fiziksel olarak değiştirmek üzere hormon, cerrahi ya da başka tür bir girişim uygulanmasını isteme) ya da yanlış cinsiyette doğduğuna ilişkin bir inanç taşıma gibi semptomlarla kendini gösterir.

Başka Türlü Adlandırılamayan Cinsel Kimlik Bozukluğu
1. İnterseks durumları (örn. antrojen duyarsızlık sendromu ya da konjenital adrenal hiperplazi) ve eşlik eden cinsel disfori)
2. Gelip geçici, stresle ilişkili aykırı giyim davranışı
3. Diğer cinsiyetin cinsiyet özelliklerini kazanma isteğini taşımaksızın sürekli olarak kastrasyon ya da penektomi üzerine kafa yorma

Bozukluğun Bireye Etkisi
Çoğunlukla yaşanan toplumsal izolasyon ve dışlanma bu kişilerin özsaygısında azalmaya yol açmaktadır.
Madde kullanımı ile ilgili sorunlar, anksiyete ve depresyon, özellikle ergenlerde belirgin olarak intihar girişimleri sıklıkla görülmektedir.

Tedavi
Tedavi kişinin cinsel kimliği ile uyumunu sağlaması, sosyal ve mesleki işlevselliğini artırabilmesi ve bağımsızlığını kazanmasına yönelik bireysel veya grup psikoterapisi biçimindedir.

Terapide kişinin biyolojik cinsiyetine dönmesi amaçlanmaz çünkü bu hastanın istemediği bir şeydir ve zaten denense de başarılı olunamaz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cinsel Bozukluklar ve Cinsel Kimlik Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Bayram ŞİMŞEK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Bayram ŞİMŞEK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bayram ŞİMŞEK Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Bayram ŞİMŞEK
İzmir
Uzman Psikolojik Danışman
Aile Danışmanı - Cinsel Terapist - Emdr Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi113 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Bayram ŞİMŞEK'in Yazıları
► Cinsel Kimlik Bozuklukları Psk.Dnş.Çiğdem SESLİ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,430 uzman makalesi arasında 'Cinsel Bozukluklar ve Cinsel Kimlik Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Niye Aile Terapisi Ocak 2016
◊ Psikoterapi Yardımı Ekim 2015
◊ Okula Uyum Sorunu Ekim 2015
◊ Mutlu Evliliğin Sırrı Eylül 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:15
Top