TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



LYME HASTALIĞI: Belirtiler, Teşhis ve Tedavi

Dr.Ahmet Akif ÖZBEK
İçel (Mersin)
Doktor "Kulak, Burun, Boğaz - KBB"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiKütüphanemizde Yayınlanan 2 Makalesi var
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 59990,

* Yayın Tarihi : 21-09-2008 - 11:58 (2034 gün önce),

* Ortalama Günde 29.48 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 62725 , Kelime Sayısı : 7474 , Boyut : 61.25 Kb.
LYME HASTALIĞI: Belirtiler, Teşhis ve Tedavi

LYME HASTALIĞI

Lyme hastalığı kene tarafından bulaştırılan ve borrellia bugdorferi isimli bakterinin yolaçtığı bir hastalıktır.Anneden çocuğada geçebilmektedir.. Amerikada 100 , tüm dünyada 300 tane borrelia türü vardır.. Hastalığının ilk vakası 1970 yılında Amerikada tesbit edilmiştir.1975 yılında Amerikanın Connecticut kentinin lyme kasabasında yoğun olarak görülmesi yüzünden bu hastalığa lyme hastalığı denmiştir. 1982 yılında Willy Bugdorferi tarafından lyme hastalığına borrelia bakterisinin yolaçtığı tesbit edilmiştir

Lyme a yolaçan bakteri ince uzun ve spiral şeklinde bir bakteridir. Hareket edebilmesini sağlayan flagella denen uzantıları bulunur ve çok hızlı dokular içinde hareket edebilir.

Taşıyıcı keneler geyik kenesi denen ixodes dammini ve ixodes scapularis,ixodes pasificus denen keneler ve lone star tick denen kene yaygın olarak bu bakteriyi taşır. Bu keneler 2-3 mm uzunlukta1-1,5 mm genişlikte küçük kenelerdir. Bunlar yumurtadan ilk çıktıklarında larva denen 6 ayaklı haldedir. Daha sonra yarı erişkin olan nympha haline erişirler ve bu evrede bakteriyi bulaştırıcı özelliktedir. ve erişkin formunun nerdeyse yarısı büyüklüğündedir ve 8 ayaklıdır. Daha açık renktedir. erişkin formuna ulaşır ve rengi koyu kahverengi ,bronz rengi ve kırmızımsı olabilir. Ancak sadece bu keneler değil ağaç keneleri ve köpek keneleri de bu bakteriyi taşıyabilir. Onun için bütün kene ısırıklarının lyme hastalığını bulaştırmada potansiyel tehlike taşıdığı unutulmamalıdır. Sadece geyik keneleri bulaştırmaz. Diğer keneler daha büyük ve belirgindirler. Keneler barsaklarında borrelia bakterisini taşırlar. Bahar, yaz ve erken sonbaharda aktiftirler. Güneş ışınından kaçarlar ve genelde çayır ve ağaçların olduğu gölge yerleri tercih ederler. Yumurtanın çatlama ve larva formunun yaşaması için %65 den fazla nem gereklidir. Bu yüzden serin yağışlı ilkbahar üreme için idealdir. Bu keneler birçok hayvan tarafından taşınır. Geyik ,tilki,çakal,kedi, köpek, fare, rakun,inek vahşi hayvanlar ve insan. Amerikan bıldırcını,sülün piliç ve hindide de bulunabilir. Evcil hayvanlar enfekte keneyi eve taşıyabilir. Ayrıca enfekte anneden hamilelik esnasında çocuğa geçebilir

Lyme hastalığı 3 evreye ayrılır
1)Erken dönem lyme hastalığı
2)Erken dönem yaygın lyme hastalığı
3)Kronik persistan enfeksiyon

ERKEN DÖNEM LYME HASTALIĞI (AKUT LYME)

Kene ısırmasından sonra 3 gün ile 1 ay arasında eritema migrans denen(öküzgözü eritem) ortası açık kenarları kırmızı veya iç içe geçmiş koyu kırmızı alanlar içinde açık kırmızı alanlar içeren eritem (kızarıklık) % 50 den az vakada meydana gelir. Daire veya elips şeklindedir. Ancak bazen dairevi olmayıp gelişigüzel şekillerdede olabilir.Bu görüntü lyme hastalığına hastır ve tanı koydurur. Ancak her vakada görülmediği unutulmamalıdır. Bu eritem 2-4 hafta içinde kendiliğinden kaybolur.Oluştuktan sonra 5-10 gün konsantrik olarak büyüyebilir. Küçükten büyüğe çapı değişebilir. Kaşıntı yapabilir,ısı artışı hissedilebilir.hiç şikayet oluşturmayıp farkedilmeyebilirde.

Kene ısırığına bağlı her kırmızılık lyme hastalığına yolaçmaz. Kene salgısına karşı allerjik reaksiyonda kırmızılık (eritem) oluşturur. Bu kırmızılık genellikle genişlemez ve birkaç gün içinde kaybolur

Kene ısırığından 4-6 hafta sonra lyme hastalığının ilk sistemik bulguları olabilir veya olmayabilir.Grip benzeri tablo ve bitkinlik bu dönemde olabilir.Boğaz ağrısı, başağrısı, boyun ağrıları,ciddi yorgunluk , lenf bezi şişliği ,titreme ve ateş görülebilir.Bu tabloda boğaz ağrısı hariç üst solunum yolunun diğer belirtileri(burun akıntısı , öksürük) genellikle bulunmaz ve bu lyme hastalığını gripal enfeksiyondan ayırır. Bu durum kendiliğinden geçer. Daha sonra eklem ve kas ağrıları başlayabilir.Eklem ağrıları genellikle büyük eklemleri(özelliklede diz) tutsa da küçük eklemleride tutabilir. Ağrı genellikle şiddetlidir ve eklemden ekleme atlayıp gezici tipte olabilir. Dişlerde ve çene ekleminde ağrı yaygındır. Nörolojik tutulum kas seğirmesi, deride duyu bozuklukları,karıncalanma, hissizlik, deride yanma,zonklayıcı ağrılara yolaçabilir.

Yüz felci lyme hastalığının diğer bir norolojik belirtisidir.(%11 vakada görülür) Beyin tutulumu kısa süreli hafıza bozukluğu, kognitive bozukluk(dikkat , konsantrasyon , hafıza bozukluğu) ve panik atak, anksiete, depresyon gibi psikiatrik semptomlar gösterebilir.Ensefalit(beyin iltihabı) ve yüz felci kene ısırmasından sonra ilk birkaç ay içinde oluşma eğilimindedir. Fakat hastalığın alevlendiği herhangi bir zamandada görülebilir.

Bu evrede diğer belirtiler; görme bulanıklığı,üveit, kulak çınlaması,işitme kaybı,nefes almanın yüzeyelleşmesi çarpıntı,taşikardi,göğüs ağrısı, karın ağrıları,ishal veya spastik kolon,testislerde veya pelvik(leğen kemiği) bölgede ağrı,idrar kaçırma, idrara ani sıkışma ve altına kaçırma,başdönmesi, titreme ve hepatitdir(karaciğer iltihabı)

Lyme hastalığı infeksiyöz ve toksik bir hastalıktır.birçok değişik yakınmalara yolaçabilir. Fibromyalji ,kronik yorgunluk, eklem ağrıları,kas ,bağ dokusu, tendon ağrıları içerebilir.Öncelikli bir nörolojik hastalık olarakta kendini gösterebilir(yorgunluk, kas zayıflığı veya felci , deride hissizlik, ağrı, karıncalanma,reflekslerde azalma). Yüzlerce lyme a bağlı belirti olduğunu ve diğer hastalıkları taklit edebileceğini unutmamak gerekir. Lyme hastalığının çok hastalıkla karışması yüzünden bu hastalığa büyük taklitçi de denir
Hastalığın gidişatı ne kadar erken yakalanabildiğine ve nasıl tedavi edildiğine bağlıdır. Erken, güçlü ve geniş tedavi sonucu prognoz mükemmeldir. Fakat birçok vakada erken teşhis koymak zordur. Çünkü belirgin lyme hastalığı belirtileriyle kendini göstermez. Sıklıkla kendini birkaç şüpheli belirtiyle gösterir ve bu durumda kolayca yanlış teşhis konmasına yol açar

ERKEN DÖNEM YAYGIN LYME HASTALIĞI

1 yıldan az süredir olan, hafif semptomlu, immun yetmezlik henüz gelişmemiş veya steroid kullanımı olmayan vakalardır. Genellikle 4-6 ay( 4-8 hafta aktif hastalık geçtikten sonra devam edilmek suretiyle) antibiotik tedavisiyle iyileşebilir.

KRONİK PERSİSTANT (ISRARCI) İNFEKSİYON

Kronik lyme hastalığı demek için 3 kriter vardır
1) Enfeksiyonun en az 1 yıldan beri bulunması(bu durum immun sistemde bozukluğa yolaçar)
2) Önemli nörolojik bozukluklar oluşması(ensefalit,ensefalopati,menenjit)(beyin sis, hafıza bozukluğu,his kusurları,ağrı vs)
3) Aktif borrelia enfeksiyonunun olması(daha önce antibiotik tedavisi alsa bile)

Hastalığın ağırlığı vucuttaki bakteri miktarına, hastalığın süresine ve ilave enfeksiyon bulunup bulunmamasına bağlıdır. Keneler lyme bakterisi ile birlikte babesia,erlichia, bartonella ve mycoplasma isimli enfeksiyon ajanlarını da bulaştırabilirler. Kronik lyme hastalığının % 60 ında ilave bir enfeksiyonda vardır. Kronik lyme immun sistemde (bağışıklık sisteminde)bozulmaya ve baskılanmaya yolaçabilir. Bu durum hastalığın daha da ağırlaşmasına yolaçar. Birsürü fırsatçı enfeksiyon ajanı (bakteri ve virusler) hastalığın üzerine eklenebilir

Bazı yakınma ve belirtiler kene ısırığından sonra haftalar, aylar veya yıllar geçinceye kadar görülmeyebilir. Bu evre genellikle aralıklı epizodlarla eklem ,kas kemik ağrıları veya birçok nörolojik belirtilerle, yorgunluk, yüz felci, kalp ritm bozukluğu ve anksiete , depresyon gibi psikiatrik belirtilerle kendini gösterebilir.
Artrit kısa dönem ağrı ve şişlik yapabilir ve genellikle büyük eklemlerden birini tutar(diz, omuz, kol ,kalça). Bazı hastalarda lyme ın ilk ve tek bulgusu artrittir.Diğer bazılarında sinir sistemi belirtileri tek bulgu olabilir. bazılarındada Psikiatrik bulgular en önemli belirti olabilir. Fakat bunların kombinasyonu da görülebilir.

Vakaların %11 inde kronik lyme artriti gelişir ve bu durum kartilaj ve kemikte erozyona yolaçabilir

Neuroborrelliosiste (lyme ın beyni tuttuğu durum) hissizlik, ağrı,yüz felci, menenjit(ateş,ense sertliği,ciddi başağrısı), otonom sinir sistemi bozukluğu ve kalp ritm bozukluğu olabilir.ayrıca hafıza bozukluğu, beyin sisi(beyin fonksiyonlarında yavaşlama ve donukluk),uyku bozukluğu,ruhsal dalgalanmalar(depresyon, mani,öfke),deride uyuşukluk, karıncalanma olabilir.

hastalık kötüleşme dönemleriyle birlikte belirtilerin azaldığı veya kaybolduğu dönemler şeklinde seyir gösterebilir.Haftalar ve aylarla ortaya çıkan siklik(dönemsel) belirtilerle süregenlik gösterebilir.. Ağrı, yorgunluk ve başağrısı gibi sıkıcı sürekli belirtiler taşıyabilir. Bazı hastalar diğerlerinden çok daha fazla belirti gösterebilir ve bu da genetik ve cinsiyet olarak enfeksiyona farklı cevaplara bağlıdır. Genellikle kadınlar erkeklerden daha fazla hastadırlar ve sebebi bilinmez. Hastalık ilerleyici, tahrip edici ve sakatlayıcıdır. Nadiren ciddi seyir gösterip tedaviye cevap vermeyen vakalar ölümcül olabilir
Lyme da metabolik ve endokrin fonksiyon bozuklukları sonucu genellikle kilo alımı görülür. az orandada kilo kaybı olabilir. Böbrek üstü bezi,over ve testisler, tiroid bezinin salgıladığı hormonlarda yetersizlik meydana gelebilir. Kan kortizolü, testesteron veya östrojen seviyesi, ve tiroid hormonlarında yetersizlik ortaya çıkabilir

KRONİK LYME HASTALIĞI BELİRTİLERİ LİSTESİ

Aşağıdaki belirtiler hafif ,orta veya şiddetli olabilir .Olmayabilir, nadiren olabilir. arada bir olabilir. sürekli olabilir
Kas ağrıları ve kramplar
Eklem ağrıları veya iltihabı
Vucutta yaygın ağrılar
Salgı ve lenf bezi şişilikleri
Boğaz ağrısı
Yorgunluk,bitkinlik,dayanıklılıkta azalma
Öğleden sonra ağırlaşan yorgunluğa bağlı kestirmeler
Koku ve tad bozukluğu, metalik tat veya tuzlu tat
Ağız kuruluğu
Konuşma zorluğu
Konuşurken kelime bulma güçlüğü
Düşünme zorluğu ve mental kapasitede azalma
Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü
Kitap okuma zorluğu
Unutkanlık ve isimleri hatırlamada zorluk
Beyin sisi(kafada donukluk)
Adresleri bulmada güçlük, kaybolma, arabasını ve evini bulmada zorlanma
Duygusal dalgalanmalar,sinirlilik,depresyon
Anksiete ve panik atak
Psikoz(halüsinasyon, kuruntu,şüphecilik,)
Manik depressif hastalık
Titreme
Başağrısı,
Havale
Işığa ve sese aşırı duyarlılık
Görmede bulanıklık,çift görme, gözde uçuşan cisimler
Kulak ağrısı
Kulak çınlaması,işitme kaybı
Başta boşluk hissi, başdönmesi,denge bozukluğu
Deride uyuşma, hissizlik, batma, yanma hissi
Yüz felci
Diş ağrısı
Boyun gıcırtısı,boyun ağrısı ,boyun sertliği
Açıklanamayan sırt ağrıları
Yüz kaslarında veya diğer kaslarda seğirmeler
Uykusuzluk,sık uyanma,erken uyanma
Fazla uyku
gündüz uyuklama
Açıklanamayan kilo artışı
Açıklanamayan kilo kaybı
Saç dökülmesi
Genital bölgede ağrı
Açıklanamayan adet düzensizlikleri
Açıklanamayan memeden süt gelmesi ve meme ağrısı
İrritabl mesane ve mesane fonksiyon bozukluğu(sık idrara çıkma, altına kaçırma)
Ereksiyon zorluğu
Cinsel istek azlığı ( bazende cinsel dürtüde artış)
Bulantı,midede yanma ve ağrı
Kabızlık
İshal
Alt karın bölgesinde ağrı ve kramp
Kalp çarpıntısı veya ritm bozukluğu
Göğüs duvarında ağrı
Nefessiz kalma, hava açlığı,açıklanamayan kronik öksürük
Gece terlemeleri
Alkol alma sonrası abartılı belirtiler (alkol almaya duyarlılık)veya akşamdan kalma halinin fazlalığı
Belirtilerin 4 haftada bir alevlenmesi
Gebelikte düşük , erken doğum, doğum defekti,ölü doğum
20 yıl önce kene tarafından ısırılıp lyme mikrobu vucuduna bulaşmış kişi yıllarca hastalanmayabilir ve 20 yıl sonra hastalık belirtileri ortaya çıkabilir.Çocukluğunda bakteri bulaşan çocukta ara ara hafıza ve yorgunluk problemi ortaya çıkıp diğer zamanlar çocuk normal olabilir.Başka bir vakada hasta sırf psikiatrik problemlerle gelebilir. Depresyon , iç sıkıntısı , panik atak, manik depressif( obsessif kompülsif bozukluk, şizofreniye benzer semptomlar, demans gibi belirtiler) hastalık görüntüsünde hastalık ortaya çıkabilir. Hastalık başlangıçtan itibaren ilerleyici seyirde gösterebilir. Hastalarda bulgular hafif, orta veya ciddi derecelerde olabilir. Bir hastada en önemli semptom aşırı yorgunlukken diğerinde hafıza problemi veya ciddi ağrılar olabilir. Belirtileri olan kimi hasta günlük işlerini sürdürebilirken(verimlilikte düşüşle birlikte) kimi hasta aşırı yorgunluktan yataktan kalkamayabilir ve basit işlerini dahi büyük bir zorlukla yapabilir.diş fırçalamak, duş almak gibi günlük olaylar bile hastaya çok zor gelebilir. Felçli olmadığı halde felçli bir hasta gibi yatakta bakım gerekebilir. Bir başkası işlerini zorlada olsa yapabilir ama hastalılkla birlikte hayat artık zor ve tahmmül edilmez hale gelebilir

Bakteri kronik evrede beyne, bağ dokusuna , iç organlara eklem ve kas dokusuna yerleşebilir.Bakteri vucutta kan akımının en az olduğu yerleri de tutar(kollojen doku vs) ve bu yüzden vucudun savunma sistemi ve antibiotiklerden iyi bir şekilde kendini korumuş olur.

Vucutta 2 form daha oluşturabilir. birincisi hücre duvarı olmayan forma dönüşebilir. ikincisi etrafını bir duvarla örerek kist formu oluşturabilir. Hücre duvarı içermeyen formu hücre duvarına etki eden antibiotiklere(penisilin, sefalosporin) karşı dirençlidir. Ancak hücre içinde etki gösterebilen antibiotikler bu mikrop formuna etkilidir bu tip antibiotiklerde genellikle tetrasiklin grubu ile makrolit antibiotiklerdir. Kist formuna ise hiçbir antibiotik etkili değildir. Ancak metranidazol ve tinidazol denen kistlere etkili parazit tedavisinde etkili ilaçlar bu forma karşı etkili olup onları öldürebilir.

Antibiotik tedavisi sırasında mikrop antibiotiğe direnç geliştirebilir. Bu yüzden antibiotik tedavisi hastadaki gelişmeye göre düzenlenir. Eğer belli bir dönemde hastadaki klinik bulgularda düzelme görülmezse antibiotik tedavisi değiştirilir. Erken dönem akut lyme hastalığı dışında genellikle kombine(birden fazla sayıda ) antibiotik tedavisi yapılır. Bakteri duvarına etkili bir antibiotikle bakteri içine etkili bir antibiotik birlikte kullanılabilir. Biri bakterinin normal formuna etkiliyken ikincisi bakterinin hücre duvarı içermeyen formuna etkili olur. Ayrıca kist formu da gözönüne alınıp arada bir tedaviye metranidazol eklenip 15-20 gün kullanılabilir.

Bu bakteri(borrelia bugdorferi) sfiliz bakterisiyle aynı gruptandır. birbirine benzeyen özellikleri vardır. Sfiliz cinsel ilişkiyle bulaşır, lyme bakterisi ise(borrelia bugdorferi) keneyle bulaşır.

JARİSCH HERXHEİMER REAKSİYONU

Erken evre lyme hastalığında genellikle bu reaksiyon gelişmez. (% 10 vakada görülebilir) Lyme tedavisinde iyileşme krizleri denen dönemler vardır. Bu duruma herxheimer reaksiyonu denir.Batıda buna iyileşmeden önce kötüleşme dönemi deniyor. Bu dönem tedaviye başlandığında bakterinin parçalanmasıyla birlikte bakteri içindeki toksinlerin kana geçmesi sonucu vucutta gelişen geçici bir iltihabi reaksiyondur. Bu esnada düşük dereceli ateş, yorgunlukta artış, beyin sisinde artış(beyin bulanıklığında artış-hafıza dikkat konsantrasyon problemlerinin kötüleşmesi) , ağrılarda artış görülebilir. Genellikle hastanın yakındığı şikayetler bu dönemde daha da beter olur.Önceden olmayan birtakım belirtilerde eklenebilir. Şikayetler geçici bir süre yoğunlaşır. Hasta daha da kötüleştiğini ve tedavinin işe yaramadığını düşünebilir. Oysa bu esnada vucuttaki mikrop yükü bir kısmının parçalanması sonucu azalma gösterir. Tedaviyle geçici kötüleşme dönemi(herxheimer reaksiyonu) birkaç günle birkaç hafta arası sürebilir ve tedaviye başlandıktan hemen sonra görülebileceği gibi 2-7 gün sonrada ortaya çıkabilir.

Herxheimer reaksiyonu(iyileşme krizi) hasta için kötü bir deneyim olsada aslında tedavinin işe yaradığının bir göstergesidir . Bu reaksiyon 3-4 haftada bir tekrar tekrar olabileceği gibi , tedavi süresince birkaç kez olup bir daha görülmeyebilir.nadiren bu reaksiyon kandaki bakteri yükü az bazı hastalarda fazla hissedilmeyebilir.

TEŞHİS

Hastalığın teşhisi genellikle akut evrede kişi kene ısırığını farkederse ve öküz gözü eritem ortaya çıkarsa kolaylıkla konabilir. Tabi her kene ısırığı bu hastalığa yolaçmaz.

Kronik everede hastanın yakınmaları ve klinik durumu önemli yer tutar. Doktorun en başta lyme konusunda bilgili olması gerekir .Bu evrede teşhis konması zordur.Çünkü belirtiler karışıktır ve birçok hastalıkla karışabilir. Hasta daha önce kene ısırığını hatırlıyorsa veya eritem oluştuysa lyme dan kuşkulanmak gerekir. Ama hasta kene ısırığını farketmeyebilir veya öküz gözü eritem hastada oluşmayabilir.(%30-50 vakada görülür)(oluşsada gelişen hafıza problemleri nedeniyle hasta unutmuş olabilir) Bu durumda hasta genellikle birçok doktora başvurur ve değişik teşhislerle değişik tedaviler uygulanır., Artrit, romatizma, fibromyalji, kronik yorgunluk sendromu, enfeksiyoz mononükleoz, depresyon , nörolojik birtakım hastalıklar(multip skleroz, amyotrofik lateral skleroz, demans) ve daha birçok rahatsızlık teşhis olarak konabilir. Lyme ın en yaygın görüldüğü ülkelerden biri olan Amerikada bile bu hastalıktan yakınan birçok hastaya yanlış teşhisler konulmakta ve hasta yıllarca başka teşhislerle tedavi edilmekte , hatta hastaya kan değerlerin normal, senin hiçbir şeyin yok,herşey kafanda denilebilmektedir. Çoğu doktor lyme hastalığının ismini bilir ama teşhis ve tedavisi konusunda bilgisizdir. Bu durum infeksiyon hastalıkları uzmanları içinde geçerlidir. Amerikada bu hastalık çok yaygın görülmesine karşın bu konuda uzmanlaşmış doktor sayısı 50-100 civarıdadır. 35 yıl hasta olup yeni teşhis konmuş hastalar bile bulunmakta. veya bu hastalık olduğu halde teşhis konamayıp hayat boyu hastalığı çekip öldükten sonra biyopsiyle vucudunda lyme bakterisi bulunan hastalar görülebilmektedir.

Lyme hastalığının teşhisinde en önemli unsur hastanın klinik bulguları ve başka hastalıkların ekarte edilmesidir. Ikinci planda labaratuar testleri gelir. Labaratuar testlerinin negatif çıkması lyme olmadığı anlamına gelmez
Kene ısırığından sonra bakteri bulaştıysa birkaç hafta geçmeden kan testi pozitifleşmez. Western blot testi en yaygın kullanılan testtir. Lyme ın %50-70 inde pozitif sonuç verir. %5-10 yalancı pozitiflik şansı vardır.Pozitif çıkması önemlidir ama negatif sonuç lyme hastalığı olmadığı anlamına gelmez.igG ve igM western blot testleri yapılmalıdır. Geç dönem lyme da tekrarlayan testlerde igM pozitif çıkabilir.igM pozitifliği erken dönem hastalıktan geç dönem hastalığı ayırdedemeyebilir...igM western blot pozitifliği aktif enfeksiyonu gösterir.Western blot negatif kimi lyme hastasında başarılı tedavi sonrası %36 vakada geçici dönem serolojik test pozitif olur .Western blotta 41KD bandı enfeksiyonun erken döneminde görünür ve diğer spiroket enfeksiyonlarında da görülebilir. 18KD ,23KD-25KD, 31KD, 34KD, 37KD, 39KD, 83KD ve 93KD bantları borreliaya spesifik bantlardır. 55KD, 60KD, 66KD, 73KD spesifik olmayan bantlardır. Amerikadaki İgenex adlı labaratuar western blotta 2 spesifik bandı pozitif olarak kabul etmektedir .Elisa testinde yalancı negatiflik oranı yüksektir Lyme teşhisinde değeri yoktur. DNA teknolojisini içeren ve bakterinin DNA sını belirleyen PCR testinin pozitifliği %100 tanı koydurur . fakat lyme vakalarının %30 unda pozitif sonuç verir. Negatif sonuç vermesi lyme olmadığı anlamına gelmez. Idrar antijen yakalama testi lyme hastalarının %30 unda pozitiftir ve pozitif olduğunda %100 tanı koydurur. Negative olması lyme ı ekarte ettirmez

İLAVE ENFEKSİYONLAR

Lyme a yolaçan borrellia bugdorferi denen mikrobu taşıyan keneler ayrıca babesia, erlichia, bartonella, mycoplazma denen enfeksiyon ajanlarını da bulaştırabilirler. Kronik lyme hastalığının %60 ında bu ilave enfeksiyonlar görülebilmektedir. Onun için bu ajanlara yönelik testte teşhis sonrası yapılmalıdır. Ancak test sonuçları her zaman güvenilir değildir. Bu yüzden klinik bulgular önem taşır

BARTONELLA

Deride doğrusal kızarıklıklar nadiren oluşturabilir. Belirtileri beyin sisi,sinirlilik,düşük düzeyli ateş,deri altında derin yerleşimli ağrılı nodüller, lenfadenopati,karın ağrısı,gastrit ve en önemlisi anksietedir.

BABESİA

Akut ve kronik formu vardır
Akut form ani başlar. Terleme,yüksek ateş,idrarda koyulaşma,akut anemi tablolu ciddi bir hastalıktır ve ölümcül seyredebilir(%5 ölümcüldür)
Kronik formda yorgunluk,başağrısı,ciddi gece terlemeleri, hava açlığı ,kuru öksürük,dengesizlik görülebilir

ERLİCHİA (ANAPLASMA)(daha az oranda)

Akut ve kronik formu vardır
Akut formunda nadiren kızarıklık olur. Ani başlayan yüksek ateş,kas ağrısı,başağrısı,beyaz küre sayısında düşme,karaciğer enzimlerinde yükselme görülür
Kronik formunda başağrısı ve kas ağrıları görülür
Bunların yanısıra mycoplazma, EBV,CMV,HHV-6,Herpes virus tip 1 ve tip2 , clamidia enfeksiyonlarıda lyme hastalığına eklenebilen fırsatçı enfeksiyonlardır

BORRELİA NASIL İNFLAMATUAR HASTALIĞA NEDEN OLUR

Borrelianın hücre zarının dış yüzeyinde bulunan bacterial lipoproteinler (BLP) hastalığı başlatıyor. BLP insan doku ve organlarında birçok zarar verici iltihabi reaksiyonu başlatır,Bu cevaplar fibromyalji, artrit,nörolojik belirtiler, psikiatrik rahatsızlıklar,bağışıklık sisteminde bozukluk ve endokrin yetersizlikleri ortaya çıkarır.Kimyasal immun aracı olan cytokinlerin fazla uyarılması immune sistemi düzenleyen bu maddelerin vucutta zararlı reaksiyonları ortaya çıkarmasına neden olur. Bunlar ağrı,enflamasyon hatta hücre ölümüdür.Bu sitokinlerden bazıları tumor nekroz factor,interlökin-6, yağlı asit ürünlerdir(prostaglandin,thomboxane ve leukotrienler)

Borrelia nın dış yüzey proteinlerinden Osp-A ve Osp-B nitric oxide üretimini uyarır. Bu madde antimikrobyaldir fakat vucuda zararlı patolojik iltihabi olaylara da yolaçar. Borrelia microbial toksinleri olan lipopolisakkaritler (BLP) 150 genle kodlanır. Oysa diğer bakteriler lipoproteinleri için 3 gene sahiptirler. Yani diğer hastalık yapan bakterilerden borrelia 50 misli daha patojendir BLP nöroborreliozda ensefaliti tetikler. Bu yalnız sinir iletimini sağlayan nöro transmitterlerin dengesinin bozulmasına değil ayrıca vaskülite de (damar iltihabı) yolaçar. Vaskülit sonucu beyin kan akımı azalır ve dolayısıyla oksijen azlığı ortaya çıkar. Anksiete, depresyon,duyu bozuklukları,hiperakuzi(sese aşırı duyarlılık),tremor, şüpheli static şoklar meydana gelebilir

TEDAVİ

Lyme hastalığının geleneksel tedavisinde antibiotikler kullanılır. Erken evre lyme da 1.5-2 aylık antibiotic tedavisiyle hasta tamamen iyileşebilir. Ancak birkaç haftalık antibiotic tedavisi hastalığın nüxüne ve kronik evreye dönmesine yolaçabilir.Oral tedavide mynocycline,tetracycline, amoxisilin ve birçok diğer antibiotic kullanılabilir

Akut lyme sonrası evrede ( erken dönem yaygın lyme hastalığı) antibiotic tedavisinde oral antibiotikler ağır olmayan vakalarda(nörolojik tutulum ve kalp tutulumu olmayan) ve 1 yıldan az sureli enfeksiyon tablosu olan vakalarda kullanılabilir. Intravenöz tedavi daha etkilidir. Oral antibiotic olarak;
Amoxicillin+probenecide,augmentin XR
Cefuroxime/ceftin
Clarihtromycine/azithromycin
Telhitromycine
Rifampisin
Metranidazol(flagyl) kullanılabilir
Intravenöz tedavi endikasyonları
1)1 yıldan uzun sureli enfeksiyon tablosu
2)nörolojik tutulum (klnik semptomlar veya spinal sıvıda beyaz küre ve protein artışı)
3)Akut kalp bloğu
4)Yüksek sedimantasyon değeriyle birlikte eklem iltihabı(synovitis)
5)Hastanın yaşının 60 ın üzerinde olması
6)Daha once steroid kullanımı
7) Oral tedavi verilen vakalarda oral antibiotik almaya karşı intolerans(tahammülsüzlük) veya oral tedavide başarısızlık
Intravenöz tedavide kullanılan ilaçlar
Ceftriaxone (rochepin) hala sıklıkla kullanılır. 2 gram günde 2 kez verilir ve haftada 4 gün devam edilip 3 gün ara verilebilir. Çok etkilidir. Uzun sure kullanımda safra taşı düşük orandada olsa oluşturabilir bunu önlemek için actigall beraberinde kullanılabilir.
Cefotaxime(claforane)
Doxycycline(intravenöz formu türkiyede yok)
Azithromycin(intravenöz formu türkiyede yok)
Vancomycin
Imipenem
Penadur ; intramüsküler uygulanır. Etkinliği intravenöz tedaviye yakındır. 1,2 milyon unite haftada 3-4 kez uygulanır.6-12 ay devam edilebilir .mantar oluşturma oranı minimaldir(uzun dönem ab tedavisinde sık görülen bir komplikasyon)
Genellikle intravenöz tedaviyle semptomlar kontrol altına alındıktan sonra hastanın tedavisine oral antibiotiklerle devam edilir
Geç evre lyme da intravenöz tedaviden sonra belirtiler yatışınca oral tedaviye geçilebilir. Intravenöz tedavinin süresi 8-16 ay arasında değişebilir. Tedavi kesildikten sonra nüxeden vakalarda daha uzun sure kullanılabilir.
Geç evredede oral antibiotic olarak amoksisilin,klaritromisin,zitromaks,co-trimoksazol doksisiklin, minosiklin, metranidazol,ketek kullanılabilir
Tedaviyle 4 haftada bir hastanın semptomlarının alevlendiği görülmüştür.Bu durum ayda bir bakterinin üreme fazına girdiğini düşündürür.. Antibiotikler sadece üreme fazında bakteriyi öldürür. Antibiotikler etki gösterirse bu alevlenmenin şiddet ve süresi gittikçe azalacaktır.. Bu alevlenmenin devam etmesi canlı bakterinin hala vucutta bulunduğunu ve tedavinin devam etmesi gerektiğini gösterir

ÖNEMLİ NOKTALAR

1) Antibiotik tedavisine rağmen kronik lyme hastalığı devam edebilir(immunsupresyon veya antibiotiğe direnç olabilir)

2)Tekrarlayan ve uzun süreli antibiotik tedavisi gerekli olabilir
3)Serolojik testlerin takibi tedavide önem taşımaz(western blot) (PCR hariç)
4 )Tedaviye rağmen PCR pozitifliği ve CD57 (naturel killer hücreler) düşüklüğü ısrarcı aktif enfeksiyonu düşündürür.Naturel killer hücreler vucudun bağışıklık sisteminin en önemli hücrelerinden biridir. Kronik lyme hastalığı bağışıklık sistemini bozduğundan bu hücrelerin düzeyi düşer. Başarılı tedaviden sonra normal seviyeye ulaşırlar.Kronik lyme da genellikle sayısı 100 ün altındadır. Alt sınırı 60 tır ve 200 ün üzeri normal seviyesidir
5) İlave enfeksiyon olabileceği her zaman akılda tutulmalıdır(klinik olarak teşhis önemlidir)

ANTİBİOTİK KOMBİNASYONU

Genellikle lyme ın vucuda yayılmış evrelerinde tercih edilir. (erken dissemine ve geç dissemine form)Lyme a yol açan borrelia bugdorferi vucutta 3 şekilde bulunabilir. Birincisi normal aktif enfeksiyon etkeni. İkincisi hücre duvarı olmayan L formu. Üçüncüsü ise kist formu. Aktif form çoğu antibiotiğe hassas yapıdadır. Ancak hücre duvarı olmayan L formu hücre duvarına etkili penisilin ve sefalosporin grubu antibiotiklere dirençlidir. Ancak makrolid antibiotikler ve tetrasiklin grubu bu forma etkilidir. Bakterinin kist formuna ise hiçbir antibiotik etkili değildir. Ancak metranidazol isimli parazit ilacı bu forma etkilidir. Bu yüzden tedavide kombine antibiotik kullanımı yaygındır. Kombine antibiotik kullanımı tek kullanımdan çok daha etkilidir. Birçok antibiotik beraber kullanıldığında birbirinin etkisini arttırabilir

Lyme da nöral kaynaklı hipotansiyon (NMH) nadir değildir. Semptomlar özellikle çarpıntı,sersemlik,,titreme,özellikle efor ve uzun sure ayakta durma sonrası baş dönmesi bayılma veya baygınlık hissi ve buna bağlı oturma veya yatma ihtiyacıdır. Sıklıkla hipoglisemi ile karışır. Nöral kaynaklı hipotansiyon otonom nöropati ve endokrin bozukluktan kaynaklanabilir.NMH mevcutsa tedavisi ile yorgunluk,çarpıntı,başdönmesi dramatic olarak azalır ve dayanıklılık artar
Kronik lyme hastalığının beyin üzerinde geniş bir etkisi vardır ve hipotalamo-hipofizer aksı sıklıkla bozabilir. Bu durum hormonal sistemin işleyişini bozar. Değişen derecelerde hipofiz yetmezliği bu hastalarda görülebilir. Kan kortizolü, testesteron ve östrojen seviyesi, tiroid hormonları düzeyi düşebilir. Bu durumun düzeltilmesi enerji, dayanıklılık,libido ve ısrarcı hipotansiyonun düzelmesini sağlar.hastaya eksik olan hormonlar dışardan verilebilir. Lyme hastalığının başarılı tedavisiyle hormonal bozukluk düzelir ve hormon tedavisi azaltılabilir veya kesilebilir

Inflamatuar reaksiyonlar hücre hormon reseptörlerinin blokajına neden olabilir.insülin resistansı, klinik hipotroidizm( serum hormone seviyesi normal olsada) görülebilir.bu durum kısmen dislipidemi(kan yağlarında yükselme) ve kilo alımından sorumludur.(%80 lyme hastasında bu durum görülür) T3,T4,TSH ile birlikte bazal vucut ısısI da ölçülmelidir. Sabahları koltuk altı ısısı 36.4 derece altında çıkıyorsa hormon seviyesi normal olsada hipotroidi olabilir.

TEDAVİYE DİRENÇ

Borrelianın bazı türleri beta lactamase içerebilir ve bu türler penisilin ve sefalosporin cinsi antibiotiklere dirençlidirler. Bu durumda sulbactam/ampisilin,imipenem ve vancomisine (farklı hücre duvar mekanizmalarına etki gösterir) cevap verebilir.
Borrelia vejetatif endokardit(kalp kapakçıklartında enfekte kitle) oluşturabilir ve çok küçük olabilir. Ekokardiografi ile tesbit edilir. Hastada üfürüm varsa, bazı hastaların neden uzun süre antibiotik kullanımı sonrası relaps gösterdiklerini açıklayabilir.
İleri derecede immun yetmezlikte tedaviye cevapsızlıkta rol oynayabilir. İlave enfeksiyon varlığı tedavi edilmediği takdirde borrelia tedavisinde başarısızlığa neden olabilir. Ayrıca düzenli alkol kullanımı,uyku bozukluğu tedavide başarısızlığın diğer sebepleridir

LYME HASTALIĞIYLA KARIŞABİLEN BAZI HASTALIKLAR

Fibromyalji,kronik yorgunluk sendromu,multipl skleroz,lupus ,parkinson hastalığı, amyotrofik lateral skleroz, tourette sendromu,spastik kolit, candida albicans,kalp hastalıkları,alzheimer, romatoid artrit, yüz felci(bells palsy) multipl kimyasal hassasiyet sendromu, dikkat eksikliği, depresyon,anksiete,panik atak,manik depressif hastalık,şizofreni ,psikoz, obsesif kompülsif nevroz, hipokondria, anorexia, tiroid hastalıkları, addison hastalığı, alerjiler, infeksiyöz mononükleoz, hepatit,kalp ritm bozuklukları,kalp yetmezliği vs…

KORUNMA

1)Enfekte kenelerin bol bulunduğu alanlardan uzak durmak(amerikada bazı bölgelerde çok yaygın)
2)Ormanlık ve hayvanların olduğu bölgelerde dışarıda ve eve geldikten sonra vucutta kene olup olmadığını kontrol etmek
3) Riskli alanlarda kolları bacakları örten giysiler ve çorap giymek
4)DEET isimli ilacı deriye sürmek(geniş alana sürülmemelidir, vucudun acıkta bulunan kısımlarına sürülür.Fazla miktarda vucuda girmesi toksik etki yaratır)
5)Permethrin isimli ilacı elbiselerin üstüne püskürtmek(kokusundan keneler kaçar)

CD57 TESTİ

Kronik lyme hastalığının immun sistemi baskıladığı bilinir. Labaratuar ortamında borrelianın hem B lenfostit hemde T lenfositleri n fonksiyonlarını baskıladığı görülmüştür. Borrelia T lefositlerin içindeki .CD57 ( naurel killer-katil hücreler) hücrelerin sayısını azaltabilir.

lyme da CD57 seviyesi enfeksiyonun aktivitesini ölçmek için rutin bir markır olarak kullanılır. Yüksek CD57 sayısı olan bir hastada hastanın durumu iyi değilse, lyme dışında başka bir sebep olabilir. Mesela ilave bir enfeksiyon.CD57 seviyesi lyme hastalığı kontrol altına alınıncaya kadar düşük seyredip daha sonra birden bire sayısı artabilir. CD57 seviyesi antibiotik tedavisi bitiminde normal seviyenin altındaysa genellikle relaps( enfeksiyonun tekrar alevlenmesi) görülür.

ANTİBİOTİK TEDAVİSİNİNİN ETKİNLİĞİNİ ARTTIRAN VEYA ANTİBİOTİK TEDAVİSİNE CEVAPSIZ VAKALARDA ALTERNATİF TEDAVİLER
HİPERTERMİ

Borrellia vucudun düşük ısı olan bölgelerini tercih eder.bu yüzden tedavide verilen maddenin bu bölgelere ulaşması zor olabilir. 40 derece üstü sauna veya sıcak banyonun 20-30 dkk uygulanması ile vucut ısısının arttırılması kan dolaşımını arttırarak antibiotik veya diğer antimikrobyal ajanların bütün vucut bölgelerine dağılmasına ve düşük kan dolaşımı içeren alanlarda miktarının artmasına yol açar. Hipertermi antibiotik tedavisinin etkinliğini 16 misli arttırır
Hipertermi ayrıca etkili bir detoxifikasyon yöntemidir.

MMS (MİRACLE MİNERAL SOLUTİON)

Sıtma tedavisinde 75 binin üzerinde vakada günlük 2 kez 15 damla ile bir günde sıtmayı iyileştiren bu antiseptik etkili sıvı lyme tedavisinde yeni bir çığır açacak gibi görünmektedir. Sıvı asit solüsyonla etkili hale getirilir(limon suyu, sirke veya sitrik asit) 1 damla MMS ye 5 damla aktivatör olarak bu sıvılardan eklenir. 2 damlaya 10,3 damlaya 15 damla gibi. Bu sıvı eklendikten sonra karıştırılıp 3 dkk beklenir. Aktif form olan Chloride dioxide açığa çıkar. Sonra üzerine çeşme suyu veya C vitamini içermeyen meyve suyu eklenip içilir. Tek hoş olmayan tarafı kokusudur(çamaşır suyunu andıran kokusu vardır). Başlangıçta tek veya yarım damlayla başlanıp her doz yan etki yoksa tek damla arttırılabilir. Sabah akşam günde iki kez alınır. En sık görülen yan etkisi bulantı ve ishaldir. Bulantı varsa doz 1 damla düşürülüp birkaç gün bu dozda devam edilip daha sonra doz bir damla her seferinde olmak üzere arttırılır.ishal olursa 2-3 damla doz azaltılır ve birkaç gün bu dozda devam edilip daha sonra dozu her seferinde 1 damla arttırılır. Maximum doz olan sabah akşam 15 damlaya çıkılınca doz günde 3 kez 15 damla olmak üzere 45 damlaya çıkılır ve 1 hafta bu dozda devam edilir. Fakat kronik lyme hastalığında yüksek dozlara her hasta dayanamaz. Çünkü yüksek dozlarda çok fazla bakteri öldüğünden buna bağlı gelişen herxheimer reaksiyonu şiddetli olur ve hasta bu şiddetli vucut belirtilerine dayanmakta zorlanabilir. Kronik lyme da düşük doz ve uzun süreli tedavi daha etkin görünmektedir. 1 damlayla başlanıp sabah akşam 6 damlaya ulaşıldığında bu dozla devam etmek uzun vadede daha az şiddetli herx reaksiyonu ve uzun vadede etkinlik açısından daha makul görünmektedir.yüksek dozla başlamak kesinlikle önerilmez. Hastalık belirtileri ani olarak çok şiddetleneceğinden hasta tedaviyi tamamen bırakmak isteyebilir.1 ile 4 ay arası zamanda iyileşme belirtileri ortaya çıkabilir.MMS alınmadan 3 saat önce ve alındıktan 3 saat sonra kesinlikle C vitamini içeren gıda veya ilaç alınmamalıdır. C vitamini bu sürede alınırsda MMS nin etkinliği azalır. Antioksidan maddelerinde MMS den farklı zamanlarda alınması gerekir.MMS mikropları oksitleyerek inaktive eder. Çok yüksek dozda alındığında hafif anemi yaptığı bildirilmiştir.bunun dışında şu ana kadar bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur

COLLOİDAL SİLVER

Kullanan birçok hastada önemli derecede etkili olduğu söylenen antimikrobik bir ajandır. Antibiotikler bulunmadan önce enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılırdı. Yalnız argyria denen deride mavimsi gri renkte bir renk oluşabilir. Görülme sıklığı çok azdır ve pür koloidal silver olmayan gümüş tuzları kullanımına bağlıdır. Koloidal silver partiküllerinin hacmide önemlidir. Daha küçük partiküller daha güçlü antimikrobial etki gösterirler. Colloidal silver en etkili non farmasötikal antibiotiktir ve belki de mevcut antibiotiklerden çok daha etkilidir. Hakkında yazılmış bir sürü kitap bulunmaktadır.

SAMENTO(CATS CLAW)

Peruya özgü bir bitkidir. Antimikrobyal ve antienflamatuar özellikleri vardır. Bazı kişilerde tolerans gelişimi(etkinlikte azalma) görülebilmektedir. Bazı insanlarda düşük dozlarda bile etki gösterebilmektedir. Düşük dozla başlanıp (günde 2 kez 1 damla) dozu arttırılabilir(günde 2 kez 10-15 damla) maximum doz günlük 60 damladır.

RİFE MAKİNASI

Bu elektronik alet değişik frekanslarda vucuda enerji yayan bir alettir.bu enerjinin vucuda bir zararı yoktur. Bakteriyi titreştirerek bütünlüğünü bozarak öldürür veya bakterinin fonksiyonlarını bozar. Her lyme vakasında etkili değildir.Kimi vakada çok etkili kimisinde az etkilidir. Kimi vakada da hiç etki göstermez.kronik lyme da antibiotiklerin etkili olmadığı durumlarda kullanılabilir. Antibiotik kullanımını kaldıramayan kişilerde deneyebilir ve etkili olursa buna devam edebilirler. Birçok tipi vardır. En etkilisi Doug tipi makinalardır. Daha sonra Emem makinası gelir. Piyasada birçok rife makinası vardır. Sıklıkla başlangıçta haftada bir oturum yapılır. Semptomlar azalınca oturum sıklığı uzatılır.15günde bir, ayda bir,3 ayda bir,6 ayda bir gibi)

BECK ELEKTRİFİKASYONU

Düşük voltaj elektrik borrelia nın bütünlüğünü bozmak için faydalıdır. Bu durum ayrıca antibiotiğin hücre içine girmesini ve burada saklanan bakterinin bakteriye ulaşmasını arttırır. Herx reaksiyonu oluşması veya olan reaksiyonun şiddetinin artması bu tedavinin etkinliğini gösterir.

LAURİCİDİN

Potent antimikrobyal etkilidir. Hindistan cevizinde bulunan bir maddedir. Bazı araştırıcılar nörotoksinlerin atılmasındada etkili olduğu görüşündedirler Non toksik ve FDA tarafından gıda koruyucu olarak onaylanmıştır. Bakteri, mantar ve zarflı viruslere karşı etkilidir. Hücre membranını tahrip eder. Kullananlar lyme a karşı güçlü etkisi olduğunu bildirmektedir.

ARTEMİSİN

Bu bitkinin çayı asyada malarya tedavisinde kullanılmaktadır. Lyme da özellikle babesia ilave enfeksiyonunun tedavisinde kullanılır. Antiparazitik ve antimikrobial özellikler taşır. Lyme hastalığının kendisindede faydalı görünmektedir.

TEASEL EXTRESİ

Bazı lyme vakalarında oldukça etkili bir antimikrobial özellikte bitki özüdür

GOLDENSEAL KÖKÜ

Dondurulmuş kurutulmuş goldenseal kökü lyme vakalarında etkili olabilir

OLİVE LEAF EXTRAKT

Zeytin yaprağı özü olan bu madde yüksek dozda bazı lyme vakalarında etkilidir. Günde 3 kez 1500-2000mg kullanılır

GARLİC(sarımsak)

Antimikrobialdir ve kan pıhtılaşmasını azaltır. Tazesi veya dondurulup kurutulmuşu yüksek dozda fayda sağlayabilir.

HİDROJEN PEROKSİT VE OZON

Potent antiseptik maddelerdir. İkiside intravenöz kullanılabilir. Ozon oral ,vajinal ve dış kulak yollundan ve enema olarak(makattan verilerek)kullanılabilmektedir. Kullanan bazı vakalar faydalandıklarını söylemektedir.Ozon maddesi çok yönlü etkilidir ve etkisine karşı mikroplar direnç kazanamaz. Ayrıca immun sistemide aktive eder. Hidrojen peroksidin seyreltilerek kullanılması gerekmektedir. Yoksa yakıcı ve emboli oluşturucu bir maddedir.

HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ

Antibiotik tedavisine cevap vermeyen vakalarda veya antibiotik tedavisine yetersiz cevap alınan vakalarda antibiotik tedavisinin etkinliğini arttırmak için kullanılabilir. Dokudaki oksijen miktarını arttırarak etki gösterir. Lyme bakterisi oksijenden hoşlanmaz ve yüksek doku oksijen değerlerinde ölebilir. Tedaviye dirençli kimi lyme vakalarında tek başına oldukça etkili olabilen bir tedavidir. Haftada 5 gün günde 2 kez 60 dkk uygulanır.ortalama 30-60 arası hiperbarik uygulama gerekir.Eğer bu kadar tedavi yeterli gelmezse tekrar aynı sayıda tedavi uygulanabilir.Zor yönü kapalı bir ortamda yüksek atmosfer basıncında günde 2 kez uzun bir süre bu tedavinin uygulanmasıdır. Tek veya çok kişilik kabinler vardır. Tedavi esnasında kabin içinde müzik dinlenebilir veya televizyon seyredilebilir. Ancak Türkiyede lyme hastalığı sosyal güvenlik kurumları tarafından tedavi bedeli karşılanan bir rahatsızlık değildir ve bu yüzden hiperbarik oksijen tedavisinin maliyeti yüksektir. Tek oturum 100 dolar civarındadır ve bir sezonluk tedavi 6-8 milyar maliyet getirmektedir. Üstelikte tedavi sonrası nüx ihtimali her zaman vardır.Lyme da hiçbir tedaviye cevap vermeyen vakalarda mutlaka denenmesi gerekir.Özelliklede nörolyme vakalarında tedaviye cevap yoksa uygulanması başarılı sonuç verebilir

MARSHALL PROTOKOLÜ

Bu protokolün özü hücre duvarsız bakterilerin yol açtığı kronik enfeksiyonlarda vucutta fazla miktarda olan aktif vitamin D yi azaltarak vucut bağışıklık sisteminde fazla miktarda vitamin D nin yol açtığı baskılanmayı ortadan kaldırarak vucut savunma sisteminin sağlıklı çalışmasıyla vucuttan bakterileri defetme esasına dayanır. Bunu sağlamak için D vitamini içeren gıda ve ilaç alınmaz. D vitamininin deride oluşumunu sağlayan doğal ışıktan kaçınılır. Bağışıklık sistemi hücreleri içinde bulunan bakterilerin vitamin D oluşturması için gereken anjiotensin hormonu reseptörleri olmesartan denen tansiyon ilacı ile engellenir ve düşük doz antibiotikle bağışıklık sistemi düzelen vucutta fazla miktarda bakteri ölmesi sağlanır

Vitamin D nin iki formu vardır. Aktif ve inaktif form. Vitamin D nin kortizona benzer etkileri vardır. Vitamin D bir immun baskılayıcı maddedir. Vucut ,derideki hücreler içinde vitamin D nin inaktif formunu üretir.Vucut daha sonra aktif forma dönüştürür. Deride yapılan inaktif formu diğer hücreler ve böbrekler aktif forma dönüştürür. İnaktif vitamin D üretimi için birkaç dkk naturel ışık yeterlidir. Aktif form vitamin D vitamin D reseptörlerini kullanır ki vucutta hemen çoğu hücrede bulunur

Birçok kronik hastalık inflamasyona yol açar. Bağışıklık sisteminin hücreleri olan beyaz kürelerin içinde yaşayan bakteriler bu inflamasyona yol açar

Kronik hastalığı olan insanların aktif vitamin D seviyesi ölçüldüğünde yüksek bulunur. İnaktif form vitamin D bunlarda düşüktür.

Vitamin D alan kronik hastalarda vitamin D reseptörünün etkisi baskılanır ve immun sistemin cevabı kesilerek hücre içi bakteriyle savaşılamaz. Kronik hasta bazı insanlar çok fazla vitamin D aldığında veya çok fazla güneşte kaldıklarında kendilerini daha fazla hasta hissederler

Çok fazla vitamin D kemiklerden kalsiyum alarak kalp, ac, veya böbreklerde depolanmasını sağlar ve fonksiyonlarını azaltır. Bu şekilde osteoforoza yolaçar
Profesör Trevor Marshall tarafından 2002 yılında geliştirilmiştir. TH1 immun sistem bozukluğunu kapsayan belli hastalıkların tedavisi için kullanılmaktadır.İmmun sistemin T-helper 1 işlemini hücre duvarı olmayan bakteriler uyardıklarından bu durum TH1 enflamasyonu olarak isimlendirilir Bu hastalıkların hücre duvarı olmayan bakterilerle oluştuğunu ve sarkoidoz,kronik lyme,romatoid artrit, kronik yorgunluk sendromu, fibromyalji,lupusu kapsadığı Trevor Marshall tarafından bildirilmiştir. Kendisi sarkoidoz hastasıyken bu protokolü uygulayarak bu hastalığı remisyona sokmuştur. Bu tür hücre duvarı içermeyen bakteriler fagositoz yapan hücre içinde saklanabilirler.
Normalde vitamin D (25-D ). böbreklerde 1-25 D ye dönüşebilir. Bakteri içeren ,vucut savunmasında rol alan infekte beyaz küreler 1-25D üretirler. Yüksek 1-25 D hücre duvarındaki proteinleri etkiler ve yarıklar oluşturarak daha fazla bakterinin hücre içine girmesini sağlar.
Hücre duvarı olmayan bakteri 4 yolla etkir
!) İmmun sistemden gizlenmek için 1-25 D üretir
2)İmmun sistem hücrelerinin hücre duvarını zayıflatmak için 1-25 D üretir
3)Aşırı ürettikleri 1-25 D iltihabı yangı için bir yakıt gibidir.
4) Fagositoz yapan hücreleri uyararak cytokine siklusunu başlatır.
İlk 3 ünü yapmak için hücre duvarı olmayan bakterinin anjiotensin 2 ye ihtiyacı vardır. Ve olmesartan denen tansiyon ilacı anjiotensin 2 nin reseptöre bağlanmasını engelleyerek ilk 3 olayı engeller. Böylece;
1) Hücre duvarsız bakterinin saklanabilme yeteneği azalır
2) İmmun sistem hücrelerine çok kolay girip çıkamaz
3) Daha az 1-25 D iltihabi yangı için daha az yakıt demektir ve iltihabı yangı azalır.

Vucut 1-25 D oluşum miktarını böbrekler vasıtasıyla düzenler. 1-25 D ayrıca bir cytokindir(iltihabi reaksiyonda aracı). İltihabi dokudaki miktarı kan dolaşımından çok fazladır.. Böbrekler dokudaki seviyesini düzenleyemez, sadece kandaki düzeyini düzenler

Marshall protokolünün temel özelliği vitamin D içeren gıda ve ilaçlardan kaçınıp immun sistemi baskılayan vitamin D nin 1-25 D aktif formunun fazla miktarda oluşumunu azaltmaktır. Protokolün diğer parçası anjiotensin 2 reseptör blokajıyla anjiotensin 2 hormonunun etkisini engellemektir.bu durum 1-25 D üretimini bloke eder. Bunu Olmesartan denen tansiyon ilacı yapar. Ayrıca çoğu insanın doğal ve parlak ışıktan kaçınması gerekir çünkü bu deride vitamin D sentezine yol açar. Bunun için ultravioleyle beraber infrared ışınları da engelleyen gözlükler kullanılır. Protokol ayrıca düşük doz antibiotiğin eklenmesini içerir(minocyclin veya doxycycline)

Marshall protokolüne başlamadan önce vitamin D metabolitleri olan 1-25 dihydroxy vitamin D ve 25 hydroxy vitamin D düzeylerine bakılır.Genellikle 1-25 D yüksek ve 25-D düşüktür . Normalde 2 si arası oran sağlıklı insanda 0,75-1,75 arasıdır. Oranın 2 nin üzerinde olması vitamin D regülasyon bozukluğundan kaynaklanan TH1 enflamasyonunu gösterir(immunsupresyon yapar) 1-25 D düşüklüğü(25pcg ml) TH1 enflamasyonunu düşündürmez
Sedimantasyon Marshall protokolünün erken evresinde bakteri ölümüne bağlı yükselecektir.. 12 ay ve sonrası ölen bakteri miktarı azalınca normal seviyeye yakın seyreder
Bu protokolle 1-3 yıl arası sürede bütün hücre içi bakteriler tahrip edilir.
Olmesartan başlanmadan önce kullanılan bütün antibiotiklerin kesilmesi gerekir. Çünkü olmesartan birçok antibiotiğin etkisini büyük oranda arttırır ve bunun sonucu hayatı tehdit edici immun reaksiyon gelişebilir(aşırı bakteri ölümüne bağlı toksitite sonucu)

TUZ VİTAMİN C PROTOKOLÜ

Bu protokol tuz ve vitamin C nin mikrop öldürücü etkisi üzerine kuruludur. Lyme hastalığında borrelia bakterisi ile birlikte,mikrofilaryal solucanlarında yaşadığı ve bakterileri antibiotiklerin etkisinden koruduğu bu protokolü oluşturanlar tarafından söylenir. Bu nematoda paragordius lyme incorporehumani demektedirler

3 gram vitamin C ve 3 gram tuz günde 4 kez alınır. Daha doğrusu her 10 paund (4,5 kilo) ağırlığa 1 gram tuz ve 1 gram C vitamini alınması şeklindedir. Günlük dozajın üst sınırı her 2 madde için 18 gramdır. 1 çay kaşığı 5 gram madde içerir yaklaşık olarak. Bir yemek kaşığı da 15 gram. Tuz katkı maddesi içermemelidir(sofra tuzları içerir). Tedavi çok zor gelebilir. Gıdalarla birlikte alınması yan etkileri azaltır. Mikrop ölümüne bağlı herxheimer reaksiyonu , ayrıca ishal gelişebilir. Mikrop ölümleri dönemler halinde olabilir. Tedavide bol su içilmesi önemlidir ve sadece vucut için gerekli su alımını sağlamaz alınan tuz ve c vitaminin bütün vucuda dağılmasını sağlar.
Tansiyon ve kalp yetmezliği problemi olanların bu tedaviyi uygulaması zordur
Tedaviyle remisyona girme (hastalık belirtilerinin kaybolması) süresi 1-3yıl arasında değiştiği söylenmektedir

HOMEOPATİ

Homeopati sadace hastalığı değil kişiyi bir bütün olarak alarak hem psikolojik hemde fiziksel açıdan değerlendirip naturel ilaçlarla tedavi uygulanan bir daldır. Homeopatik ilaçlar vucudun bağışıklık sistemini güçlendirir ve bakteriyi tanımasını ve ona karşı antikor üretmesini sağlar.ledum kronik lyme da kullanılan bir homeopati ilacıdır. Ledumdan daha etkili kronik lyme da kullanılan bir seri homeopatik ilaç amerikada deseret biologicals tarafından üretilmektedir
Peter Alex tarafından yazılmış homeopathy treatment in lyme disease adlı bir kitapta bulunmaktadır

DÜŞÜK DOZ NALTREXONE TEDAVİSİ (LDN)

Naltrexone eroin bağımlılığında kullanılan bir opiad reseptör antagonistidir. Son zamanlarda alkol bağımlılığında da kullanılmaya başlanmıştır.
LDN tedavisi vucuttan salgılanan endorfinleri(iç morfin) arttırarak bağışıklık sistemi fonksiyonlarını iyileştirir. Endorfin immunmodülatördür.
Doktor Zagon ve Hong naltrexone un kanser hücrelerinin çoğalmasını ve enflamasyonu azalttığını(nörodejeneratif ve otoimmun hastalıklar, fibromyalji) veya immunmodülatör olarak infeksiyon hastalıklarında faydalı olduğunu söylemektedirler

Eroin bağımlılığında 50-300 mg kullanılırken düşük dozda ,3-10 mg arasında kullanılır.

LDN mikroglial(beyin destekleyici hücrelerinin) aktivasyonu önler. Bu aktivasyon kronik beyin inflamasyonunun ana sebebidir. LDN aynı zamanda antioksidandır ve serbest radikallerin etkisini azaltır.
LDN nöronal dejenerasyonu azaltır. Bu da nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki sunar(Parkinson, multipl skleroz)
Klinik denemelerde LDN ile crohn ve multipl sklerozlu hastalarda önemli iyileşme elde edilmiştir.kronik yorgunluk sendromlu ve romatoid artiritli bazı hastalar LDN kullanımıyla düzeldiklerini ifade etmişlerdir.
Naltreksonun ayrıca nitric oxide syntetase aktivitesini azalttığı ve bununda glutamat taşıyıcıyı inhibe ettiği öne sürülmüştür. Bunun sonucu glutamatın nöronlar ve oligodentrositler üzerindeki nörotoksisisteyi uyarıcı etkisi önlenir. Çalışmalar naltreksonun nöronlardaki inflamasyonu azlttığını da gösteriyor.(lyme hastalığında da oluşan nörotoksik maddeler beyin fonksiyonlarını bozuyor)
Kısaca
1)LDN inflamasyonu(iltihabi yangıyı) azaltır
2)LDN oksidatif stresi azaltır
3)LDN multipl sklerozda oligodentrositlerin ölümünü azaltır
4)LDN beta endorfin seviyesini arttırır(kronik hastalıklarda seviyesi düşüyor)
5)LDN doku onarımı ve yara iyileşmesini hızlandırır
6)LDN AİDS te seviyesi düşen T hepler hücrelerinin sayısını arttırır
7)LDN naturel killer hücrelerin sayısını arttırır(kronik lyme da genellikle düşüktür)
Kronik lyme da ana tedaviye ilave olarak LDN kullanıp fayda gördüğünü söyleyenlerde olduğu gibi fayda görmeyenlerde bulunmaktadır(bazı vakalarda dramatik etki göstermekte)

LYME HASTALIĞINDA EK ÖNLEMLER
CİVA TOKSİTİTESİ

Civa direkt bağışıklık sistemini baskılayıcı bir maddedir. Lyme hastalarında detoksifikasyon mekanizması bozuk olduğu için vucuda giren civa kolay kolay atılamaz. Civaya az oranda maruz kalma bile vucutta önemli oranda civa birikimine yol açabilir. Civa vucut dokularına çok sıkı yapışır ve vucuttan atılması çok zordur. Civa ,enfeksiyonu katalizler ve immun sistemi ciddi şekilde zayıflatır. Civa toksisitesi ve lyme hastalığı birlikte olan çoğu hasta da civa vucuttan atılmadan semptomlarda gerileme ortaya çıkmaz.
Civanın kan, idrar, gaita analizi doğru sonuç vermez. Bu miktarlar sadece vucut sıvılarındaki sığ miktarı ölçer(dokulardakini göstermez). En güvenilir sonuç saç analizidir. Bazen saç testinde düşük veya normal civa çıksada hastada yüksek civa olabilir.saç testininde daha azda olsa yanılma payı vardır. Kişinin test sonuçları normal olsada zehirlenmeden şüpheleniliyorsa civa çıkarma programı uygulanabilir.

Bir ksım civa bağlayıcılar onu bağlandığı yerden çıkarır ve daha sonra dolaşımda serbest bırakıp vucutta başka dokulara yapışmasına neden olur. Bu durum kişinin rahatsızlığının artmasına neden olabilir ve civa beyin ve karaciğerde birikebilir. Bu güçlü olmayan bağlayıcılar cilantro,chlorella, msm dir. Bu ajanlar civa çıkarıcı ajan olarak kabul edilmezler ve faydadan çok zarar verirler

DMSA,DMSP ve ALA ( alfa lipoic asit) 3 güçlü civa bağlayıcıdır ve civayla güçlü bağ oluşturup vucuttan atılmasını sağlarlar. Bu 3 etkili bağlayıcının seyrek olarak yüksek doz alınması işe yaramaz.( haftada bir, ayda bir yüksek doz) Sık olarak yüksek doz alınması da çok civanın dokulardan dolaşıma çıkmasına fakat az miktarın atılmasına yol açar. Bu da atılmayan civanın değişik dokulara bağlanmasına yol açar. Bu durumda hasar ve semptomlarda artmaya yol açar. Uygun olan güçlü civa bağlayıcıları sık ve etkili olan az dozda kullanmaktır

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ

Magnezyum eksikliğide lyme hastalarında sıklıkla bulunur ve fazladır. Borrelia magnezyum kullanır ve vucuttaki Mg miktarını azaltır.refleks artışı, kas spazmları ve seğirmelere yol açabilir. Mg eksikliği hafif , orta ve şiddetli olabilir. Mg alımının arttırılması vucutta lyme la ilgili 3 belirgin olaya neden olur.
1) Hastalığın uykuda olan kist formunun aktif spiroket formuna dönmesine elverişli ortam oluşturur.
2) Mg eksikliğinin giderilmesi immun sistemin fonksiyonunu düzeltir.Bu durum antibiotik kullanılmasa bile herx reaksiyonuna neden olabilir.Bu durum immun sistemin lyme la aktif mücadele etmesine bağlıdır.
3) Mg eksikliğinin düzeltilmesi lyme semptomlarında dramatik azalmayla neticelenebilir.Birçok lyme hastalığı semptomu Mg eksikliğinden kaynaklanır.Kramp, kas eklem ağrıları,kas seğirmeleri,tremor, kalp disfonksiyonu,iştah bozukluğu vs… Bu sebeple Mg lyme hastalığında en önemli maddelerden biridir.Bir lyme hastası lyme hastalığının etraflı tedavisini uygulasa bile sonuçta Mg eksikliği düzeltilmezse iyileşme bir platoya ulaşır ve orada kalır Magnezyum hücre içi iyondur ve kan testinin normal olmasının değeri azdır. Kan eritrosit içi magnezyum seviyesi ölçülmelidir.Nöromüsküler belirtiler yatışıncaya kadar 1 hafta günde 1 gram İM veya İV verilmesi ,sonra oral yoldan alınması önerilir

Kronik lyme hastalarının çoğunda uyku bozukluğu vardır ve mutlaka ilaçlarla hastanın uyku düzeninin sağlanması gerekir.

İnflamasyon ve immun bozukluğu kontrol edebilmek için hastanın hazır şekerden uzak durması gerekir. Şeker ve nişasta yağ asitlerinin metabolizmasını değiştirerek enflamasyonu arttırır. Ayrıca şeker ve nişastadan fakir diet mantar enfeksiyonu gelişme riskini azaltır. Antibiotik tedavisi barsak mantarı(candidiasis) gelişme riskini arttırmaktadır. Gelişen mantar enfeksiyonu, gerek salgıladığı toksinler gerekse barsaktaki emilimi bozmasıyla hastanın durumunu daha da bozar

Yeşil sebze ve meyve ve proteinden zengin diet ,katı yağlardan uzak, basit karbonhidrattan fakir diet metabolizmadaki bozukluğa olumlu etki gösterir
Alkol kullanımı hem alkole karşı tolerana azalmasından hemde alkolün karaciğerin yeterince toksik maddeye maruzken alkolle daha da sıkıntıya girmesinden ötürü önerilmez. Alkolün ayrıca vucut savunma sistemini baskılayıcı etkisi vardır ki hastanın kronik lyme da bağışıklık sistemi zaten bozuktur ve alkol üstüne tuz biber eker

Sigara kesinlikle kullanılmamalı ve kafeinli gıdalardan uzak durmalıdır
Ağır yorgunluk yoksa ekzersiz kan dolaşımını arttırdığından ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden vucudun enfeksiyonla daha iyi baş etmesini sağladığından mutlaka yapılmalıdır

Hastanın kan B12 vitamini seviyesine mutlaka bakılmalı ve düşükse parenteral B12 verilmelidir. Ayrıca ağır hastada B1 ve B6 ,B121 vitaminini içeren haftalık enjeksiyonlar yapılabilir

Hastaların % 80 ininde kan lipidlerinde yükseklik ve kilo alımı vardır.Normal serum tiroid hormonlarına rağmen klinik olarak tiroid yetersizliği hormonlara reseptör düzeyinde blokaj olması yüzünden olabilir.Hastada hipotroidizm belirtileri varsa hormonların kan seviyesi normal olsa bile T3 preparatı kullanılmalıdır. Hipotroidi belirtileri soğuğa duyarlılık, kilo alımı, terlemede azalma, saç dökülmesi, kabızlık , depresyon, hafıza bozukluğu gibi belirtilerdir. Sabah kalkıldığında koltuk altı ısısı sıklıkla 36,4 derecenin altındaysa klinik hipotroidi olabilir

SPECT (BEYİN KAN AKIMI GÖRÜNTÜLEMESİ)

Lyme ensefalopatisinde(nörolojik tutulum) SPECT yapılabilir. MRİ ve CT beyindeki yapıları göstermesine rağmen SPECT beyin fonksiyonunu gösterir.kronik lyme hastalarının çoğunda SPECT anormaldir. Lyme a spesifik tanı koymasa da SPECT anormalse , bozukluğun miktarını göstermekle beraber bu değişimlerin sebeplerini psikiatrik durumlardan ayırmamıza yardım eder. Ayrıca tedavi süresince tekrarlanan SPECT tedavinin etkinliğinin değerlendirilmesinde kullanılabilir. global (tüm beyinde) hipoperfüzyon görülebilir(homojen veya heterojen SPECT tin göstergesi nöronal disfonksiyon ve/veya değişen derecelerde cerebrovasküler yetmezliktir.Bilgili radyolojist ve yüksek çözünürlüklü ekipmanla lyme ensefalopatisindeki karakteristik anormallikler görülebilir.Bu sadece ayrıcı tanıda değil aynı zamanda asetazolamidle tekrarlandığında kan akımında artma oluyorsa hastanın vazodilatatör ilaçlardan faydalanabileceğini gösterir.(beyin sisi, dikkat, hafıza,konsantrasyon bozukluğu bu ilaçlarla azaltılabilir)

Tekrarlayan tedavi başarısızlıkları hastada immün yetmezliği düşündürür
Antibiotik tedavisindeki hastanın barsaklarındaki faydalı bakteriler öldüğü için mutlaka bu bakterilerin ağızdan takviyesi gerekir.Probiotik denen ürünler günlük 2 tane kullanılabilir . kefir veya günlük 1 kase yoğurtta probiotik ihtiyacını karşılayabilir

NEUROTOXİN TEDAVİSİ

Borrelia bakterisi nörotoksin salgılayan bir bakteridir
Özellikle uzun yıllardır lyme hastalığı çeken hastaların vucudunda beyin fonksiyonlarını bozan nörotoksinler fazla miktarda bulunabilir. Bunların vucuttan uzaklaştırılması ile hastanın beyin fonksiyonlarında ve hormonal sistemlerinin işleyişinde düzelme olabilir. Amerikada yapılan visual contrast sensivity test ile nörotoksinlerin beyinde oluşturduğu bozukluk ortaya konabilmektedir. (bu test şu an internet üzerinden düşük bir ücret ödenerekte yapılabilmektedir)Nörotoksinler yağda çözünür ve safrayla atılırlar ancak tekrar emilip kan dolaşımına girdiklerinden vucuttan uzaklaştırılazmazlar. Bu durumda barsakta onlara yapışıp vucuttan atılmasını sağlayan maddeler kullanılabilmektedir. Bunlardan biri kan yağlarını düşürmede kullanılan kolestramindir. Günde 2 veya 4 defa yemeklerden yarım saat önce veya 1 saat sonra ayrıca gece yatarken alınır. Bazı ilaçların emilimini azalttığından kolestraminin bu ilaçlarla aynı zamanda alınması önerilmez(kalp ve tiroit ilaçları). 2 cisi chlorella denilen bir bitkidir , Bu madde nörotoksinleri uzaklaştırdığı gibi borrelia mikrobunun salgıladığı amonyağın beyinden uzaklaştırılmasındada etkilidir. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır. Yemeklerden yarım saat önce 1-3 tablet arası günde 3-4 kez alınabilir. Bu maddelerin etkileri 3 hafta içinde görülebileceği gibi 2 aya kadar bu süre uzayabilir. Cilantro denen vucuttaki ağır metalleri uzaklaştıran bir madde aynı zamanda safra akımını arttırır ve chlorella ile birlikte kullanımı chlorellanın etkinliğini arttırır. Chlorelladan yarım saat sonra 10 damla alınır

BORRELİANIN SAKLANDIĞI KORUYUCU VUCUT ALANLARI

1)Hücre içi
2)Ligament ve tendonlar
3)Beyin
4)Göz

TEDAVİYE CEVAPSIZLIK
ANTİBİOTİK TEDAVİSİNE CEVAP VEREN ISRARCI BELİRTİ VE BULGULAR

Bu grup hasta antibiotiklerle düzelir fakat ilaçlar kesildiğinde hemen hastalık alevlenme gösterir. Bazı hastaların bu grupta olduğu görülmüştür.Tedavi eden doktor belirtilerin kötüleşmesini engellemek için kronik tedaviye karar verebilir. Kan değerlerine bakılması ve immun yeterliliğin kontrol edilmesi önerilir. T ve B lenfositlerin sayısı ve fonksiyonuna bakılır. Naturel killer hücrelerin fonksiyonu ölçülür. Compleman seviyesi, nötrofil fonksiyonu ve aşıya cevap değerlendirilir
Bu durumda tedavi seçenekleri
1) Uzun süreli açık uçlu idame tedavisi
2) Dozaj artırımı
3) Farklı ilaç kullanımı
4) Oral tedavinin intravenöz tedaviye çevrilmesi
5) Kombinasyon veya pulse tedavi
6) Tedaviye kolestramin eklenmesi(nörotoksinlerin atılması için)
7) Artrit varsa etken burada saklanabileceği için eklem içi sıvının aspirasyonu
8) İlave enfeksiyon araştırılmalı ve varsa tedavi edilmeli
9) Gerekiyorsa destekleyici tedavi(ağrı, tansiyon düşüklüğü, psikiatrik problemler vs)

ANTİBİOTİK TEDAVİSİNE CEVAPSIZ ISRARCI BELİRTİ VE BULGULAR

1) Teşhis yeniden gözden geçirilmeli(negatif serolojide) 6-12 hafta antibiotiksiz dönemden sonra serolojik test tekrarlanmalı
2) İlave enfeksiyon araştırılmalı ve tedavi edilmeli(babesia,bartonella,erlichia,anaplasma ayrıca virus, chlamidia ve mycoplasma)
3) Kolestramin eklenmeli
4) Belirtilere uygun destekleyici tedavi
5) Antienflamatuar ilaçlar ve hydroxychloroquine ( hidroksiklorokin makrolit antibiotiklerin hücre içi etkinliğini arttırır ve ayrıca kist formunada etkilidir) verilmesi
6) Antidepressan, analjezik, kas gevşetici, ve amantadin kullanımı
7) Tek eklem önemli ölçüde iltihaplıysa eklem sıvısının aspirasyonu
8) Tedavi gerekiyorsa psikiatrik , psikometrik değerlendirme(psikolojik stres immun baskılanmayı arttırır)
9) Uzun dönem hastanın takibi
10) Durum değişikliğinde tedavinin tekrarlanması
11) Antibiotik tedavisine direnç varsa alternatif tedavi seçenekleri (MMS,Rife makinası,Colloidal Silver,Hiperbarik Oksijen ,Bitkisel tedaviler) düşünülür

SON SÖZ

Lyme hastalığı teşhisi zor bir hastalıktır. Erken dönemde yakalandığında 1,5 -2 aylık antibiotik tedavisiyle tamamen düzelebilir. Ancak çoğunlukla geç evrede teşhis konmakta ve tedavisi zor olmaktadır.Ayrıca bu dönemde yapılan labaratuar testlerinde negatiflik oranı da yüksektir. Hastanın klinik belirtileri teşhiste ön plandadır. Kimi hastalarda serolojik testler başta negatifken daha sonra tedaviyle hastanın bağışıklık sisteminin baskıdan kurtulması sonrasında lyme testi pozitifleşebilmektedir. Sadece antibiotik tedavisiyle geç evre lyme hastasını iyileştirmek mümkün değildir. Çünkü tabloya genelde immun yetmezlik eklenmiştir ve hastanın vucudunda yoğun toxin yükü vardır.Tedavi süresi uzun ve açık uçludur.(1-4 yıl veya bir kısım hastada ömür boyu) Ayrıca bakteri uygulanan antibiotik tedavilerine dirençli olabilir. Tekrarlayan değişik kombinasyon antibiotik tedavileriyle sonuç alınamazsa alternatif tedavi yöntemlerinin denenmesi gerekir. Bu arada ilave enfeksiyonlar her zaman göz önünde bulundurulmalı ve testleri yapılmalıdır(babesia, bartonella, erlichia, mycoplazma, candidiasis, viral enfeksiyonlar). Sık görülen 3 ilave enfeksiyonun(babesia, bartonella, erlichia) testlerinin negatif gelebileceği akılda tutulmalı ve klinik tablo teşhis koymada birinci derecede dikkate alınmalıdır
Kronik geç evre lyme hastası tedaviyle remisyona sokulabilir ama borrelia bakterisi vucuttan tamamen temizlenemez( vucutta çok iyi gizlenir ve kan akımının zayıf olduğu yerlerde saklanır). Onun için hastanın tamamen iyileşmesi mümkün değildir. Mühim olan hastanın remisyonda kalmasını sağlamaktır. Bunun içinde en önemli şey bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olabilecek hertürlü durumdan hastanın uzak durması ve doktorla iletişimini belirli aralıklarla hastanın sürdürmesidir(immunosupressif ilaçlar, uykusuzluk, beslenme bozukluğu, aşırı stres)

Tedavi zor ve uzun sürelidir.Hastanın klinik durumuna göre tedaviye nörotoksin eliminasyon tedavisi, karaciğeri destekleyici tedavi, kronik enflamasyonu engelleyici tedavi(aşırı sitokin üretimi vucut hücrelerine zarar verir ve otoimmun mekanizmalarını tetikler), multivitamin takviyesi, magnezyum takviyesi, hormonal bozuklukta hormonal sistemi destekleyici tedavi, bağışıklık sistemini destekleyici tedavi, civa toksisitesi varsa civa arıtma tedavisi, fırsatçı enfeksiyonlara yönelik tedavi, ağrı tedavisi ,uyku bozukluğu tedavisi , candida gelişimini önleyici tedavi eklenmelidir. Ayrıca hastanın psikiatrik bozuklukları(genelde lyme hastalarında anksiete ve depresyon gözlenir) tedavi edilmelidir. Çünkü bu rahatsızlıklarda immun sistemi olumsuz etkiler.antibiotik antidepressan, antidepressanda(immun baskılanmayı azaltarak) antibiotik gibi etki gösterebilir

Hasta vucuttaki kronik enflamasyonu arttıracak besinlerden kesin olarak kaçınmalıdır( şeker ve basit karbonhidratlar,tatlandırıcılar, alkol, katı yağlar)
Antibiotik tedavisinin etkinliğini arttırmak için tedaviye hipertermi, hiperbarik oksijen tedavisi eklenebilir.

Hasta sabırlı olmalı ve tedavinin uzun süreli, sıkıntılı(herx reaksiyonları çoğu hastaya tedaviye başladıktan sonra 2-46 ay cehennem azabı yaşatır ve giderek şiddeti azalır)), belirli dönem inişli ve çıkışlı olabileceğini bilmesi (veya tekrarlayan tedavi başarısızlıkları olabileceğini ve bunun hastalığın hiç iyileşmeyeceğini düşünmesine yol açmaması gerektiği ve çok alternatif tedavi metodları olduğu kendisine söylenmelidir)ve kendisini tedavi eden doktorun önerilerini dikkatle uygulaması ve kronik lyme remisyona girdikten sonrada bu remisyonu en uzun süre devam ettirebilmek için (belki hayat boyu) durumunda en ufak bir değişiklikte(alevlenme işaretinde) mutlaka kontrole gitmesi ve tekrar bakteri yükü artmadan ve immun yetmezlik gelişmeden tedavisine başlanması oldukça önemlidir.

Dr. Ahmet Akif Özbek

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"LYME HASTALIĞI: Belirtiler, Teşhis ve Tedavi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Ahmet Akif ÖZBEK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Cinsel Dürtü Bozukluğu(Seks Bağımlılığı) , Dr.Necati ÇOBANOĞLU
  • Vajinismus Tedavisine Başlarken Dikkat Etmeniz Gerekenler , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Tedavisi , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Tedavi Sonrası Dönem , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Tedavi Fiyatları , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Kimlerde Görülür? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Egzersizleri , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Belirtileri , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajen Daraltma Operasyonları , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajina Daraltma Ameliyatları Neden Yapılır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajina Daraltma Ameliyatları Nasıl Yapılır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Labioplasti (İç Dudak Estetiği) Nedir? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Labioplasti Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kızlık Zarı Nedir? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Yapılır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kızlık Zarı Dikimi Nasıldır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vestibulit Sendrom , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Cinsel İlişkide Ağrı Tedavisi – Disparoni , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Bekarlarda Vajinismus Tedavisi , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Ağrılı Cinsel İlişki (Disparoni Nedir?) , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    10:02
    Top