2007'den Bugüne 73,545 Tavsiye, 24,413 Uzman ve 16,658 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Ergenlik Dönemi ve İletişim
MAKALE #16138 © Yazan Psk.Gonca BAĞLAR | Yayın Ocak 2016 | 823 Okuyucu
Ergenlik Dönemi Gerçekten Sorunlu Bir Dönem Mi?

Çocuğunuzda değişiklikler var ama bir türlü bu değişiklikleri anlamlandıramıyorsunuz, sanki o melek gibi çocuk gitti de yerine sinirli, agresif, siz ne derseniz tersini yapan, sizi beğenmeyen bir çocuk geldi diye düşünüyorsunuz. Korkulan zaman geldi, minik bebeğiniz ergenlik dönemine giriyor. Peki, ergenlik dönemi gerçekten bu kadar kötü mü?

Ergenlik aslında herkes için ikinci bir fırsat dönemidir. Hepimiz kişilik dediğimiz kavramı ergenlikte oluşuyor diye biliyoruz. Aslına bakarsanız kişiliğimiz biz daha çok küçükken yani 0-6 yaş arasında oluşmaya başlıyor. Bu dönemler de, bizim yaşadıklarımızı en az hatırladığımız belki de hiç hatırlamadığımız zamanlar. Peki, nasıl oluyor da hatırlamadığım zamanlarda, ben farkında değilken benim kişiliğim oluşuyor? Tabii ki de anne ve babamız başta olmak üzere çevremizin katkılarıyla. Yani biz bu dönemlerde, pasif bir şekilde ebeveynlerimizin bizimle kurdukları sağlıklı iletişime bakarak kişiliğimizi oluşturuyoruz.

Ne kadar haksızlık değil mi, annem ve babam ben farkında olmadan benim kişiliğime yön veriyor. İşte bu devrede, kişiliğimizin oluşumunda bizler de söz sahibi olalım diye, ergenlik dönemi ikinci bir fırsat olarak bize veriliyor.
Herkes bu dönemi sorunlu mu atlatıyor?

Örneğin; sizler çocuklarınız gibi anne babanıza karşı geldiniz mi, onlar sizin iyiliğiniz için bir şey söyledikçe yanlış anladınız mı? Hepiniz bu ve bunun gibi sorulara “Hayır biz hiç böyle değildik, saygı vardı bizim zamanımızda, annemiz bir şey söylese tamam der yapardık,” diye cevap verebilirsiniz.
Söyledikleriniz doğru, bazı küçük problemler yaşansa da ergenlik döneminin sorunsuz atlatıldığını kanıtlayan pek çok çalışma var ve siz de bu kesime dâhilsiniz. O zaman neden çocuklarımız bu kadar gergin?

En başta korkulan zaman dedik ya, pek çok aile gerçekten bu dönemden “aman çocuğum ergenlikte, biz şimdi bu çocuğa nasıl davranacağız” gibi düşüncelerle korkmakta. Bu düşünceler de ailelerin, kendilerini ve çocuklarını farkında olmadan ve aslında istemeden soruna yönlendirmesine sebep olmakta.

Nedir Bu Ergenlik Dediğimiz Şey?

Ergenlik dönemi, eskisi gibi çocuk olamamak ile tam bir yetişkin olamamak arasında kalan dönemdir. Fiziksel, zihinsel ve ruhsal değişikliklerin hepsinin bir anda bastırdığı, fiziksel olarak bana ne oluyor derken, düşüncelerinin de değişmeye başladığı bir de üstüne ruhsal karmaşaların ortaya çıktığı dönemdir ergenlik.

Aynaya baktıklarında sivilcelerinin arttığını, kollarının bacaklarının uyumsuzluğu yüzünden sakarlıklarının hat safhada olduğunu kabullenmekte güçlük çektikleri, ama birey olmaya başladıklarının farkında oldukları zamanlardır, ergenlik.

Çocuğumu Anlamak İçin Ne Yapabilirim?

Duygulardaki değişiklik bazen ergenlere sorunlar çıkarabilir, bunları kendileri kontrol etmek isterler çünkü artık onların da her birey gibi istekleri, zevkleri ve hayalleri vardır, üstelik burada sizlerin çocukluklarındaki gibi onlara müdahale etmenizi istemezler.

Çevrelerindeki herkes onlara ne olduğunu, onların ne istediğini anlamaya çalışıyor ancak anlamakta da çok zorlanıyor. Çünkü bir an onları anlıyorsunuz, tamam diyorsunuz bu sefer oldu fakat arkasından hızlı geliştikleri için değişiveriyorlar, bu yüzden kafanız tekrar karışıyor. Bu dönemde ergenleri anlamanın tek yolu, onların sizi yönlendirdiği yoldan gitmektir, kendilerini sizlere açıklamaları için onlara fırsat verin, çünkü bizi en iyi nasıl biz anlatabiliyorsak onları da en iyi kendileri anlatabilir.

Sizin çocuklarınızı anlamak adına yapacağınız ilk şey bu dönemle ilgili doğru bilgiler edinmektir. Karşılaştığınız bir durumla ilgili yaşayacağınız belirsizlik size kendinizi kötü hissettirir, vereceğiniz kararların doğruluğunu etkiler, kaygı ve panik yaşamanıza sebep olur. Bu sebeple siz bu dönem ve çocuğunuzun karşılaşabileceği sorunlar hakkında ne kadar bilgi sahibi olursanız kendinize ve çocuğunuza karşı nasıl davranmanız gerektiğini de daha iyi bilirsiniz.

Bir sonraki yazımda, ergenlerle iletişim kurarken nelere dikkat etmemiz gerektiğini sizlerle paylaşacağım.

Geçen hafta, ergenliğin ne olduğu ve ergenlik dönemindeki çocuklarımızı nasıl anlayacağımızı yazmıştım. Bu hafta da onlarla nasıl iletişim kuracağımızı, onlarla konuşurken nelere dikkat edeceğimizi değerlendireceğiz.

Çocukların, ergenlik dönemine girdiklerinde hem fiziksel hem de zihinsel değişiklikler yaşadıklarından bahsetmiştik. Yaşadıkları değişime anlam verebilmek için çevrelerindeki kişilerden, özellikle anne ve babalarından destek bekliyorlar. Onlar böylesine bir değişim yaşarken, anne ve babalarının hala çocukluk dönemine ait davranışları ve söylemleri devam ettirmeleri bir karışıklığa sebep oluyor ve ebeveynleriyle aralarında tartışmalar çıkmaya başlıyor.

Peki, ergenlik dönemindeki çocuklarımızla tartışmadan nasıl iletişim kuracağız?

Benim Adım Artık Çocuk Değil!

Çocuklarınızın 4-5 yaşlarındaki hallerini düşünün. Arada sırada, istedikleri şeyleri yaptırmak veya sizin ilginizi çekmek için bebek gibi konuştukları olmuştur. Siz de o zamanlar “Sen artık bebek değilsin, ne istiyorsan bana güzelce söylemelisin” diye uyarırdınız onları. Şimdi de onlar sizi uyarıyor “Ben artık çocuk değilim” diye.

Öncelikle eskiden yani onlar çocukken kullandığımız kelimeleri rafa kaldırmanın zamanı geldi. Siz onlara “Odanı topla, televizyonu kapat” gibi emir verici cümleler sunarsanız, olumsuz cevaplar alırsınız.

Çocuğunuzla yer değiştirin ve sizin de içinizden bir şey yapmak gelmediği zamanlarda çocuğunuzun size gelip “kapa şu televizyonu, kalk yemek yap” dediğini düşünün. Korkunç değil mi, bir birey başka bir bireye onun fikirlerini, benliğini hiçe sayarak kendi istediğini yaptırmaya çalışıyor. Siz onlarla bu şekilde konuştuğunuzda onlar sadece bunu düşünüyor ve benliğini kabul ettirmek için sizin söylediğinizin tam tersini yapıyor.

Onlarla anlaşabilmek için öncelikli yapacağınız şey çocukluk davranışlarını ve söylemlerini bir kenara bırakmak, onların şimdiki yaşlarına ve bulundukları döneme uygun kelimeler seçmek. Sizlerin bu davranışı, onların kendilerini değerli hissetmelerini, sizi yanlarında destekçi olarak görmelerini sağlayacaktır.

Ben de Varım!

İkinci olarak onları önemsediğinizi, onlara ve fikirlerine saygı duyduğunuzu, sözlerinizle ve davranışlarınızla göstermeye çalışın.

Bir arkadaşınızın sizin fikirlerinize aldırmadan sizinle konuştuğunu hayal edin. Karşılıklı oturuyorsunuz, bir şey söylüyorsunuz daha sözünüz bitmeden o kendi fikrini size kabul ettirmeye çalışıyor. O ortamda en fazla ne kadar süre durabilirsiniz?

Çocuklarınız da önemsenmediklerini hissettikleri an “Neden burada daha fazla durayım ki, zaten bu konuşmada benim yerim yok o yüzden dinlememin bir anlamı da yok” diye düşünürler ve sizin sözünüzü bitirmenize fırsat vermeden odalarına kapanırlar.

Herkes gibi onlar da kendilerini birey olarak gösterebildikleri ortamlarda olmak isterler. Çocuklarınızla kurduğunuz iletişim ebeveynden ergene doğru tek yönlü olursa, ergenin de kendisini kabul ettirmek için izleyeceği tek yol ailesine ya da otoriteye karşı gelmek olacaktır.

Beni dinlemiyorlar ben de anlatmıyorum!

Çocuğunuzun sizi dinlemesi için altın anahtar, onları dinlemek. Bütün ilişkilerimizdeki gibi iyi bir dinleyici olabilmek, ne kadar kızgın, öfkeli olursak olalım duygularımızı kontrol ederek, yargılamadan, tehdit etmeden, öğüt vermeden, bir işle uğraşmadan, televizyon seyretmeden sadece ona odaklanarak çocuğumuzu dinleyebilmek; onların da sizi dinlemesinin tek yolu.

Ergen ailesinin onu dinlediğini hissettiğinde ailesi için önemli olduğunu, anlaşılmaya çalışıldığını, düşüncelerine değer verildiğini düşünür. Bu düşünce de onu sizlerle paylaşımda bulunması yönünde destekler. Onu dinlerken, ne hissettiğini, sizden ne beklediğini anlamaya çalışın. Anladığınız şeylerin doğruluğunu kontrol etmek için ona mutlaka sorun. Arkasından kendi düşüncenizi “Ben” dili ile suçlayıcılıktan uzak, kendi duygu ve düşüncelerinizi açıklayarak ve çocuğunuzu da buna yönlendirerek ifade etmeye çalışın.
Örneğin, çocuğunuz odasını toplamadığında, “Hiç sorumluluk almıyorsun, bıktım bu dağınıklıktan, bütün gün çalışıyorum bir de eve gelip senin arkanı topluyorum,” gibi bir söylemde bulunmak yerine; “Sen odanı topladığında ben mutlu oluyorum, çünkü bana yardımcı oluyorsun ve beni anladığını hissediyorum,” gibi bir cümle ile onu, kendi davranışlarını savunmaya geçmeden açıklamaya yönlendirebilirsiniz.

Peki, ergen çocuğumuzla iletişim kurarken; artık ona çocukluğunda kullandığımız kelimelerle hitap etmiyoruz, onu dinliyoruz ve düşüncelerimizi çoğu zaman “Ben” dilini kullanarak açıklıyoruz, karar alacağımız konularla ilgili fikrini soruyoruz, sadece sormakla kalmayıp fikirlerine saygı duyduğumuzu da gösteriyoruz ama hala biz bu çocukla anlaşamıyoruz. Daha ne istiyor bu çocuk?

Ergen Ne İster?

Ergenlik dönemindeki çocuklar sizden farklı olduklarını, olmak istedikleri kişi olmaya çalıştıklarını ailelerine ve çevrelerine göstermek isterler.

Bağımsızlık İster!

Ergen; davranışlarıyla, giyim tarzıyla, dinlediği müzikle, okuduğu kitapla, arkadaş ilişkileriyle ailesine ve çevresine “Ben farklıyım” demek için uğraşır. Kendi düşüncelerini ve değer yargılarını hayatının bu alanlarına yansıtarak bağımsızlığını elde etmeye çalışır. Bu noktada biz ailelere düşen görev de onlara doğru karar vermeyi, doğru iletişim kurmayı, kendi haklarını korumayı ve diğerlerinin haklarına saygılı olmayı, sorumluluk duygusunu ve doğru hedefler seçmesini öğretmektir. Bu da en güzel aile içinde kurduğumuz iletişimle onlara model olarak gerçekleşir.

Bizim sandığımız gibi bizden tamamen serbest kalmayı, akıllarına eseni anında yapmayı değil; bizden farklı değerlere, zevklere sahip birey olduklarını bize kabul ettirdikleri zaman bağımsız olduklarını hissedeceklerdir. Yani, ergen kendi kimliğini bulabilmek için ebeveyne olan bağımlılığından kurtulmak ister.

Mahremiyet İster!

Artık o da bir birey olduğu için onun da kendine ait zamanları, paylaşımları, anları olacaktır. Her yaşadığını sizinle paylaşması artık mümkün değildir.
Odası ergen için en önemli yerdir, oraya anne ve babasını sokmak istemez, yazdıklarının okunması, arkadaşları ile olan mesajlarının karıştırılması onu çok rahatsız eder. Aileler bu noktada çocuklarının kendilerinden bir şeyler sakladığını düşünerek endişeye kapılır ve bu panikle çocuklarının odalarını, dolaplarını, telefonlarını karıştırmaya başlar. Bu davranış, ergenlerin aileye olan güvenini sarsar, aynı zamanda aile de çocuğuna güvenmez “bizden bir şey saklıyor, kesin kötü şeyler yapıyorlar arkadaşlarıyla, yapmasa niye saklasın” diye düşünür. İki tarafta birbirine güvenmediği için aradaki ipler iyice gerilir.

Hâlbuki ergenin istediği sadece mahremiyetine saygı duyulmasıdır. Bu dönemde yaşadıklarını sadece kendi seçtiği arkadaşları ile paylaşmak ister, çünkü kendisi ile aynı dönemde olan, aynı sorunları yaşayan kişilerin, yani arkadaşlarının kendisini ailesinden daha iyi anlayacağını düşünür. Ailesi ona hayatı ile ilgili sorular sorduğunda da ailesinin söylediği her sözü baskı olarak algılar, aile de baskıya karşılık yapılan bütün davranışları asilik olarak görür.
Aslında durum çok basit siz nasıl eşinizle, arkadaşlarınızla özel paylaşımlarda bulunuyorsanız ve çocuğunuz size ne konuştuğunuzu, neler yaptığınızı sormuyorsa, siz de onun özel hayatına saygı duymalısınız.

“Ama şimdi ortam çok kötü, benim çocuğumu korumam lazım, yanlış arkadaşlıklar kurarsa başına kötü bir şey gelirse her şey daha kötü olur” dediğinizi duyar gibiyim. Doğru haklısınız, artık ortam sizin zamanınıza göre daha kötü ve çocuklarımızı kesinlikle korumalıyız.

Ama hem onların özel hayatına saygı duyup, hem onları nasıl koruyacağız?
Çocuklarınız sizler için de bizler için de çok önemliler. Yarının doktoru, elektrikçisi, öğretmeni, başbakanı onlar olacak, geleceğimizi onlar oluşturacak. O yüzden sağlıklı bir gelecek için ne istediğini bilen, olumsuzluklar karşısında nasıl bir tutum sergileyeceğini bilen, karar verme yetisi güçlü ve sağlıklı çocuklara ihtiyacımız var bizim.

Şimdi bizler, onların ayakları taşa takıldığında onları daha yere düşmeden tutar kaldırırsak, onların kendilerini keşfetmelerine engel oluruz. Bu keşif için, kendilerini geliştirebilmek için arkadaşlarına gereksinim duyarlar. Grup içinde sosyalleşir, kimliklerini çevrelerine göstermek için fırsat edinirler. Bizlerin, yani ailelerin burada yapması gereken onlara bu fırsatı vermek ve grup içinde arkadaşların etkisi ile yanlışlar yapılabileceği konusunda onları bilinçlendirmektir.

Herkes gibi ergenler de herhangi bir konuda yanlış bir karar verebilir. Sorumluluk sahibi genç bir birey bu yanlış kararın sorumluluğunun kendisine ait olduğunun aynı zamanda çözüm için ne yapılması gerektiğinin de farkındadır.

Aileler Çocuklarına Nasıl Yaklaşmalı?

Arkadaş seçimi, aileden uzak olma isteği, giyim tarzı, okul başarısı, karşı cinsle olan ilişkiler ergenlik döneminin belli başlı sorunlarındandır. Her aile çocuğuyla bu sorunları yaşamış, kimi çabuk üstesinden gelmiş, kimi belki çok zorlanmıştır.

Çocuğumuza bu sorunlarda nasıl destek olacağız, ona nasıl yardım edeceğiz?
Ergenin temel isteklerini göz önünde bulundurup, öncelikle onun birey olma hakkını kendisine vermeliyiz. Yapacağı yanlışları biz önceden görebiliriz ama bazen ona yanlışı da yapması için fırsat vermeliyiz, kendisini geliştirmesi ve keşfetmesi için.

Çocuğunuz kendisine yanlış arkadaşlar seçiyorsa ve bu yanlışı tekrarlıyorsa, onun neden buna yöneldiğini sorgulamamız gerekir. Bu yanlışı birkaç kez tekrarlamasının mutlaka çok iyi bir sebebi vardır ki çocuğunuz bundan vazgeçemiyordur.

Çocuğunuzu yanlış arkadaş çevresi yüzünden yargılamak, arkadaşları ile ilgili kötü sözler söylemek çocuğunuzun sizden daha da uzaklaşmasına sebep olur. Sizin kendisini anlamadığınızı düşündüğü için daha da yalnızlaşır ve yanlış olan arkadaşlarına daha çok bağlanır. Bunun yerine onunla güzel bir iletişim kurarak ne istediğini, sorununun ne olduğunu anlamaya çalışmalı, çözüm yolunda destekleyici olmalı ve onu koşulsuz sevdiğimizi ona hem söylemeli hem hissettirmeliyiz.

Sorunlarını konuşurken onları suçlamak, sürekli nasihat vermek aranızdaki gerginliğin daha çok artmasına sebep olur. Onların sizlerle, yaşadıklarını paylaşmaları için kurduğunuz iletişimin açıklayıcı ve destekleyici olması gerekir. Kaygı ve korku yaşadığı alanlarda hem bir arkadaş gibi destekleyici hem de ebeveyn olarak koruyucu olmalısınız.

Örneğin eve canı sıkkın gelen çocuğunuza tekrarlayıcı bir biçimde “ne oldu, arkadaşlarınla mı kavga ettin, biri bir şey mi yaptı” gibi sorular sormak yerine “moralin bozuk gibi duruyor, ben ne zaman istersen seni dinlemek için buradayım” gibi onu sizinle derdini paylaşmaya teşvik edici konuşabilirsiniz. Onun gözünde bu cümle “ annem veya babam beni anlamak için çaba gösteriyor, sıkıntımı onlarla paylaşırsam bana nasihat etmezler, belki beraber bir çözüm bulabiliriz, bulamasak bile derdimi onlara anlatırsam rahatlarım” anlamına gelir.

Yaşam alanlarınızdaki bu tip küçük değişiklikler hem sizi hem de çocuklarınızı rahatlatacaktır.

Belirsizlik size kendinizi kötü hissettirir, vereceğiniz kararların doğruluğunu etkiler, kaygı ve panik yaşamanıza sebep olur. Bu sebeple siz bu dönem ve çocuğunuzun karşılaşabileceği sorunlar hakkında ne kadar bilgi sahibi olursanız kendinize ve çocuğunuza karşı nasıl davranmanız gerektiğini de daha iyi bilirsiniz.

Psikolog Gonca BAĞLAR
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ergenlik Dönemi ve İletişim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Gonca BAĞLAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Gonca BAĞLAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Gonca BAĞLAR Fotoğraf
Psk.Gonca BAĞLAR
Eskişehir
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Gonca BAĞLAR'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,658 uzman makalesi arasında 'Ergenlik Dönemi ve İletişim' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Cahil Cesareti Ocak 2016
► Okul Korkusu Kasım 2015
► Görünenin Arkası Ekim 2015
► Psikoterapi Nedir? Eylül 2015
► Çocuğum Okula Hazır mı? Ağustos 2015
► Kayıp ve Yas Süreci Temmuz 2015
► Çocukta Tuvalet Eğitimi Haziran 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:09
Top