2007'den Bugüne 85,916 Tavsiye, 26,758 Uzman ve 19,092 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Aile ve Çiftlerde İlişki Problemleri ve Çözüm Önerileri
MAKALE #16220 © Yazan Uzm.Psk.Alpaslan KESKİN | Yayın Şubat 2016 | 2,507 Okuyucu
AİLELERDE İLİŞKİ PROBLEMLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
ÇİFTLER VE AİLELERDEKİ ALGININ MEKANİĞİ
Genel olarak hepimizin insanlarla ve hayatla ilgili algılarımız vardır. Algılar, bir kişinin veya bir durumun bizim için belli bir anlam ifade eden kategorilere giren yönlerini içerir. Çiftlerde ve aile ilişkilerinde algılar, bizim nasıl etkileşime girdiğimiz ve etkileşimlerimizin seyri boyunca eşimizi ya da aile üyesini nasıl algıladığımızı belirler. Örneğin bir koca karısını “alıngan” ya da “fazla duyarlı” görebilir. Algılar insanlara nasıl baktığımızı belirlediğinden kişi eşini ona göre değerlendirecektir. Ailede beklentiler bu algılar ışığında şekillenecektir.
AİLEDE BEKLENTİLER VE STANDARTLAR
Bilişsel süreçlerimiz algılarımız sayesinde çeşitli çarpıtmalara uğrayarak karşıdaki kişiyi farklı değerlendirmemize neden olur. Buda aileden beklentilerimizi karşılanmadığı hissi uyandıracak ve ilişkilerin bozulmasına neden olacaktır.
İlişkilerde çeşitli çarpıtmalar ortaya çıkar. Bunlar;
1- Seçici dikkat: Bireyin ilişkilerinde ortaya çıkan olayların yalnızca belli yönlerini fark etmek. ( örmek: eşinin söylediklerine odaklanıp davranışlarını göz ardı etmek)
2- Atıflar: Eşinin hareketlerini etkileyen unsurlara dair çıkarımlar ( örnek: eşinin bir soruya yanıt vermemesini, ilişkiyi kontrol etmek istemesine yormak)
3- Beklentiler ve varsayımlar: ilişkide belli olayların meydana gelme ihtimaline dair tahminlerde bulunma (örnek: kişinin duygularını eşine ifade ettiğinde eşinin öfkeleneceğini düşünmesi)
4- Varsayımlar : İnsanların ve ilişkilerin genel özelliklerine dair inançlar (örneğin: Kadının erkeklerin duygusal bağlanmaya ihtiyaç duymadığına yönelik varsayımı)
5- Standartlar: İnsanların ve ilişkilerin “olması gereken” özelliklerine dair inançlar (örneğin, eşlerin birbirleri ile aralarında sınırlar olmamalı, tüm düşüncelerini ve duygularını birbirleri ile paylaşmalılar)
Bu çıkarımdaki hatalar ilişkileri zedelemekte ve karşıdakinin ihtiyacını anlamayı önlemektedir.
ÇİFTLERİN İLİŞKİLERİNİ ETKİLEYEN ETMENLER VE BUNLARIN TERAPİ ORTAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
Çiftler arasında en çok ihtiyaç duyulan şey karşıdaki kişinin kendisine saygı duyması ve değer vermesidir. Bu aslında çiftlerin birbirinin ihtiyaçlarını anlayamamasından kaynaklandığı açıktır. Çiftler terapiye iletişim kuramadıklarını veya duygusal yakınlaşma sıkıntısı yaşadıklarını düşünerek gelirler. Ancak bunun temelinde birbirlerinin ihtiyaçlarını fark edememiş olmaları aşikardır.
Sıkıntılı aileler düşüncelerin ve duyguların ifadesini içeren bir dizi işlevsiz örüntü sergilemektedirler. Yetersiz dinleme ve problem çözme becerilerinin yetersiz oluşu da bu sorunlara yol açmaktadır.
Terapi seanslarında kendi ihtiyaçlarını ilk defa karşı tarafa söyleyen çiftler oldukça fazladır. On yıllık evliliklerinde bir sürü kavga ve bağrışmalar yaşamış olmalarına karşın kırkbeş dakikalık bir seansta eşinin neye ihtiyacı olduğunu ilk defa duyduğunu söyleyen çiftler hayatlarının ne kadar garip bir döngü içinde geçtiğini görüp şaşırmaktadırlar.
Döngü veya patern dediğimiz kavram Karşı tarafın ihtiyacı fark edilemeyince ilişkilerde önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü kendi ihtiyacının fark edilmediğini gören bir kişi karşı tarafa bunun fark edilmesini (beklide biraz intikam vari) belli etmek için bir karşı tepki göstermektedir. Partneri bu tepkiden bir ders çıkaracağına bunun üzerine daha çok benzer davranışı yapıp (beklide daha fazla zarar verici başka davranışlar) ilişkinin bir kısır döngü içinde geçmesine neden olmaktadır. Bu ilişki bir nevi “tavuk mu yumurtadan çıktı yoksa yumurtamı tavuktan çıktı” sorusunu akla getirecek şekilde devam edip gitmektedir. Terapi seansları çiftlere bu döngülerini veya paternlerini fark ettirdiklerinde çiftler inanılmaz bir aydınlığa kavuştuklarını hissetmektedirler. Bu yüzden terapinin amacı ilişkiyi düzeltmek değil, ilişki kurma mekanizmasını düzenlemektir. Terapistin amacı da bireylerin ilişkilerindeki işlevsizliği azaltmalarına yardımcı olmak için dengeyi yeniden kurmaya çalışmaktır.
İlişkileri etkileyen bir başka faktörde geçmiş yaşantılarımızdır. Geçmiş yaşantılar insanlarda çeşitli şemalar, yani olayları algılama ve değerlendirme biçimi oluşturur. Buda aile ilişkilerini etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. İlk aile ilişkilerimizdeki bağlanma biçimlerimizi bilmeden şimdiki ilişkilerimizi anlamak kolay olmayacaktır.
Bartholomew ve Horowitz (1991) bağlanma biçimlerini dört şekilde ele almışlarıdır.
Güvenli bağlanma: kişinin kendini ve diğerlerini güvenilir olarak gördüğü bağlanma biçimidir. Kişiye yakınlık ve ilişkide rahat olabilmesine izin veren bağlanma türüdür.
Kaygılı bağlanma: kişinin kendine karşı olumsuz bakış geliştirdiği ve kendini değerli hissedebilmek için diğerlerine bağlı olduğu bağlanma türüdür.
Korkulu- kaçıngan bağlanma: hem kendisine hem de diğerlerine dair olumsuz bakış açısı bulunan, kişinin yakın ilişkilere dair korku duyduğu ve diğer insanlarla ilişkilerden kaçındığı bağlanma türüdür.
Kayıtsız/ Reddedici bağlanma: Kendisine karşı olumlu bakış geliştiren ama diğerlerine karşı olumsuz bakışı bulunan, kişinin diğerleri ile ilişkiden kaçındığı, bağımsız kalmayı tercih ettiği, yakın ilişkilerden kendini geri çektiği bağlanma türüdür.
Bağlanma problemleri aile içindeki problemler için hayati önem taşımaktadır. Bundan dolayıdır ki terapilerde genogram çıkarılıp daha sonra aile ilişkileri ve bağlanma problemleri belirlenmeye çalışılır.
Terapide önemli olan konulardan biriside çiftlerin terapiye gelme amaçlarında nadiren hem fikir olmalarıdır. Ancak ilişkileri en çok etkileyen faktörlerin iletişim ve duygusal yakınlık eksikliği olduğunu bildiğimizden zaman içinde bu ihtiyaçların fark edilmesi ile çiftler daha fazla ortak noktada buluşmaktadırlar.
Terapilerde duygusal yakınlık eksikliğini belirlemek ve bu paterni ortadan kaldırmaya yönelik olarak Duygu Odaklı Terapi çok önemli bir işlev görmektedir. Duygu odaklı terapi, birincil ve ikincil duyguların belirlenmesi ve bu duyguların fark edilmesi üzerine odaklanmış bir terapi türü diyebiliriz. Duygu odaklı terapiye göre ilk başlarda ifade ettiğimiz duygular aslında temelde ihtiyaç duyduğumuz duyguların dönüştürülmüş halidir. Örneğin temelde terk edilme duygusu ikincil bir maladaptif duygu olan öfke ile ortaya çıkmaktadır. Terapide terk edilmesi duygusunun fark edilmesi önemli bir ihtiyacın karşılanmasına kapı aralamaktadır.
SIKINTILI AİLELER İÇİN ÖNERİLER
Empati duygusunun geliştirilmesi için eşlerin birbirlerine ihtiyaçlarının ne olduğunu ifade etmesi. Yani eşlerden birisi kendisinin neye ihtiyacı olduğunu söyleyince diğeri ona onun isteğini tekrar ona ifade etmesi.
- Kadın: Ben bana değer vermeni istiyorum.
- Erkek: Sana değer vermemi istiyorsun
Şeklindeki bir konuşma empati yeteneğinizi geliştirici rol oynayacak ve ilişkilerinize önemli katkısı olacaktır.
“İlgi Günleri” düzenlenebilir. Bir eş birkaç gün partnerine aşırı ilgi gösterip daha sonra diğer eş aynı şekilde aşırı ilgi göstereceği birkaç gün geçirmeleri. Bunun neticesinde yaşadıklarının değerlendirilmesinin yapılması karşılıklı ihtiyaçların anlaşılması için güzel bir yöntem olacağını düşünmekteyim.
Sağlıcakla kalın.
Klinik Psikolog Alpaslan KESKİN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aile ve Çiftlerde İlişki Problemleri ve Çözüm Önerileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Alpaslan KESKİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Alpaslan KESKİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Alpaslan KESKİN Fotoğraf
Uzm.Psk.Alpaslan KESKİN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Alpaslan KESKİN'in Makaleleri
► İlişki Sorunları ve Çözüm Yolları: Psk.Dnş.Perihan SAYIN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,092 uzman makalesi arasında 'Aile ve Çiftlerde İlişki Problemleri ve Çözüm Önerileri' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:01
Top