2007'den Bugüne 73,596 Tavsiye, 24,425 Uzman ve 16,674 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
İstediğim Her Şey Olabilecektim Hani
MAKALE #16266 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN | Yayın Şubat 2016 | 813 Okuyucu
İSTEDİĞİM HER ŞEY OLABİLECEKTİM HANİ
Başlık 19 yaşındaki erkek danışanıma ait. Ciddi depresyon ve panik şikâyetleri ile geldi. Öyle ki biraz daha ilerlese depresyonu onu yataktan bile kaldırmayacaktı. “Kendisine öğretilen dünya” ile adım attığı “gerçek dünya” arasındaki farkı kaldıramadığından yaşamak istemiyordu. Bana anlattığı ayrıntılı bir intihar planı bile vardı ama onu yapmaya dahi gücü olmadığını söyledi. Bu genç danışanım ve bunun gibi yüzlercesini bu hale getiren nedir peki?
Öz güven! Evet doğru duydunuz! Çocuğum öz güvenli olsun diye harcanan onca emek bilinçsizce yapıldığı takdirde çocukları depresyona, panik atağa hatta intihara sürüklüyor.
Televizyonlara, sosyal medyaya, kitaplara, dergilere, ünlülerle röportajlara vs bakarsanız gençlere yönelik şöyle mesajlarla karşılaşmadığınız an neredeyse yok: “Hayallerinizin peşinden gidin!”, “İstediğiniz şey neyse onu bulun ve peşini bırakmayın”, “Ne isterseniz olabilirsiniz”, “Anı yaşayın”...
Artık okullarda bile çocuklara kötü not vermek, onlardan değerlendirme yapmalarını istemek, onları belli konularda kıyaslamak velinin öğretmene saldırması için bir neden olarak görülüyor. Pek çok okul not verme sistemini değiştirdi. Sınıfta kalma kaldırıldığı gibi bazı okullar ana sınıfından başlayarak herkes iyi notlar vermenin öz güven açısından harika bir fikir olduğu kanaatine vardı. Rekabet öz güveni zedeleyip kişilerin öz saygısını sekteye uğratıyormuş. Böylece çocuğun iyi not alması ya da başarılı olması için denemesine gerek kalmadı. Aynı notu alacaksa neden çabalasın ya da öğrensin ki?
Çocuklar bebekliklerinden itibaren ne kadar özel, önemli ve değerli olduklarını hissettirmek adına mesaj bombardımanına tutuluyor. Daha onlar doğmadan kapıda adlarının yazdığı odaları hazırlayarak onlara birer birey oldukları mesajı veriliyor. Çocuğun bireyselleşmesi, bağımsız olması ve kendi değerinin farkında olması kesinlikle kötü bir şey değil ancak bireysellik abartıldığı takdire ben merkezci, karşıdakini düşünmeyen ve empati kuramayan küçük narsist bireyler yetiştirildiğinin farkına varılamıyor.
Her çocuk özel, önemli ve değerlidir ancak onu nedensizce sürekli överseniz bir süre sonra sürekli övülmeye değer, muhteşem bir varlık olduğunu düşünür. Sırf öz güvenini kaybetmesin diye hatalı davranış ya da öğrenmelerini de destekleyici şekilde davranmak, düzeltmekten kaçınmakla iyi bir şey yapmış olunmuyor.
Özellikle son dönemde ana sınıfından liseye okul ortamlarında en çok karşılaşılan durumlardan birisi velilerin sürekli olarak çocuğunun neden kötü not aldığı ya da okuldaki bir etkinliğe katılmadığı ile ilgili yönetim ve öğretmenlerin üzerine gitmesi.
Çocuğunuz alkış bile çalamazken neden keman grubuna alınmadığını mı sorguluyorsunuz? Belki de herkesten iyi yazıyordur? Elinde top tutamayan bir çocuğunuz var ve siz neden basketbola yazılamadığı ile ilgili öfkeli bir konuşma hazırladınız öyle mi? Dönem içerisinde ödevlerini yapmadığı, sınava hiçbir şekilde çalışmadığı halde notu düşük geldiği için öğretmeni çocuğun kendine olan güvenini zedelemekle suçlamanın sizce hiçbir sakıncası yok?
Bu yolla ebeveynler çocuklara her şeyi kendilerinin halledeceği ve ortada ulaşılamayan bir hedef ya da hatalı bir davranış varsa bunun çocuktan değil dışarıdan kaynakladığı mesajını veriyorlar. Yani sorumluluk alması gereken çocuk bile olsa almadığı gibi bahane üretme ve sorumluluğu, suçu başkasında arama mekanizması direk anne baba tarafından çocuğa yüklenmiş oluyor. Parkta oynarken başkasının oyuncağını almakta ya da başka çocuklara zarar vermekte sakınca görmeyen ya da hayattaki her şeyin kendi etrafında dönmesini isteyip tüm ev iklimini ateşe veren ergenleri şımarık, saldırgan, bencil diye yaftalarken çocukluktan itibaren onlara verdiğimiz mesajların hiç mi payı yok?
Bazı okullar, bazı uzmanlar, bazı eğitimciler rekabetin çocuğun güvenini zedelediğini iddia ediyor. Çocuklara eşsiz olduğunu söylemenin, ev içindeki her karara onları da katmanın, istedikleri her şey olabileceklerini söylemenin çocukları kendine güvenli yapacağını, bu yolla hayatta başarılı olacaklarını ifade ediyorlar. Yani onlara “İstediğini her şey olabilirsin”, “Hayallerinin peşinden koş” dememiz yeterli.
Bu şekilde merkeze kendisini koyup “önce benim mutluluğum” diyen, başkaları ile ilişki kuramayan, sorumluluk almayı öğrenememiş bireyler yetişiyor. Sonra bu “çok özel”, kararlarının sorumluluğunu almak, hedeflere ulaşmak ya da hayallerinin peşinden gitmek için çabaya gereksinimi olmadığına inanan bireyler, ailelerinin kanatlarından gerçek dünyaya adım atıyorlar. Milyonlarca kişinin yarıştığı sınavlar, lisans hatta yüksek lisans diplomasının bile yetmediği iş başvuruları, akademik kariyer adına yüzlerce adayla baş etmeye çalıştıkları mülakatlar, herkesin kendi mutluluğunu merkeze koyduğu “eşsiz” insanlar içinde sosyalleşme çabası, aldıkları maaşla yaşam şartları arasındaki fahiş fark…
“Öz kontrol, öz gelişim çabası olmadan öz güven aşılayan” bu sistem çocukları hayata hazırlamıyor. Hayatın en önemli kurallarını es geçerek temelsiz bir öz güven aşılamasına maruz bırakırken hayatın gerçek kurallarına karşı savunmasız bırakıyoruz çocuklarımızı. Belli bir yaşa geldikleri anda iş ortamından sosyal ortama dek sürekli rekabete ve kıyaslanmaya maruz kalacak çocuklara devamlı sadece kendisinin ve ihtiyaçlarının önemli olduğu, istediği her şeyi üstelik hemen olabileceğini söylemek ne derece doğru? Bir işi yetiştiremediğinde patronunu suçlayabilecek mi? Yüksek lisansı kazanamadığında sistemi suçlayınca eline ne geçecek? Ya da diğerleri çalışırken o çabalamadığında “neden terfi alamıyorum” diye sızlanırken ona ne diyeceksiniz? “Evet, istediğin her şeyi olabilirsin ama söylemeyi unuttuk biraz da öğrenmen ve çabalaman gerek”…
Günümüz çocukları okulda öğretmeni, dershanede sistemi, üniversitelerde ders programı ve hocaları, işte patronları suçluyor. İyi üniversitelerden mezun olduğu halde iyi kazançlı iş bulan mezunların sayısı azken bile işten istifaların sayısı oldukça yüksek. Sebepleri dinlediğimizde genelde öz denetim ve öz geliştirmeden yoksun bireylerin cümleleri ile karşılaşıyoruz. Üç yıl içerisinde genel müdür olmak isteyenler mi dersiniz, çalışma şartlarını çok zor bulan, patronunun ona çalışmasını emrettiğinden şikâyet eden, yeterince takdir görmediğine inananlar mı? Sürekli övülüp hiçbir şey yapmadığı halde desteklenen çocuklar sınavlar ve iş hayatında da zahmetsizce yükselmek ve devamlı pohpohlanarak hiçbir şey yapmadan iyi mevkiler ve kazançlar elde etmek istiyorlar.
Bu arada hayalindeki işin bu olmadığını söyleyerek işinden istifa eden büyük bir çoğunluk da var. Bu çocuklara her gün yüzlerce farklı kanaldan hayallerini takip etmeleri söylendi. Hemen hepsi kolayca para kazanmak, büyük çoğunluğu şöhretli ve başarılı bireyler olmak istiyor. Kimse onlara oyuncu, müzisyen ya da sporcu olmak için önce kesinlikle yetenekli olmaları, sonrasında çok çalışmaları ve fark yaratmaları gerektiğini anlatmadı. Televizyonda izledikleri ünlü ve başarılı kimselerin sadece “vitrinlerini” izleyerek büyüdüler. Gazetelerin eklerinde hangi markayı, ne kadar yüksek fiyatlarla giydikleri, ne kadar başarılı, eşsiz, şaşaalı ve süper bir hayatları olduğu anlatıldı. Televizyonda normal standartlarda yaşayan ailelerin olduğu program ya da diziler göremez olduk.
Hiç kimse bu çocuklara birkaç istisna dışında gerçekten çok çalışmadan (ama çok fazla), emek harcamadan, belli bir artı değer ya da yeteneğe sahip olmadan bir yerlere gelinemeyeceğini anlatmıyor, çünkü gerçek hikâyeleri vermek yerine pırıltılı hayatların eğlenceli kısımlarını göstermek daha çok satıyor. Bir başka değişle gerçeği pazarlayamazsınız çünkü gerçek can sıkar! Bu konuda söylenecek en güzel lafı Cem Yılmaz söylemiş zaten: “Tanıdığım, hayalini gerçekleştirmiş, başarılı insanlarla ilgili bildiğim tek şey hepsinin deliller gibi çalıştığıdır”.
Çocuğun kendini sevmesi ve kendisine güvenmesi elbette çok önemlidir ancak başkaları ile iletişim kuramayan birisinin kendilik kavramı da düzgün oturmaz. Empati kuramayan bireylerin sosyal davranışlarda başarılı olması beklenemez. Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşan ve sizin sıranızı almaktan çekinmeyen insanların kafasında “Önce ben ve istediklerim” den başka bir şey yok.
Hiç kitap okumadan yazar olamayacaklarını, yetenekleri yoksa sporcu olamayacaklarını, yetenekleri olsa dahi mutlaka çok çalışmaları gerektiğini onlara anlatmak güvenlerini zedelemez. Aksine onları hayata hazırlar. Onları kendine yer bulmanın gitgide güçleştiği bir dünyaya hazırlamak istiyorsak hata yapmalarına ve öğrenmelerine izin vermek zorundayız. Bu onları değersiz ya da önemsiz yapmayacak. Kendine güvenmesi elbette önemlidir ancak “temelsiz öz güven” kendisi ile ilgili gerçekçi olmayan beklentiler kuran bireyler yaratır ve bunun sonu enikonu psikolojik yıkımdır.
19 yaşındaki danışanımın da başına gelen buydu. Çok özel ve değerli olduğu inancı ile büyümüştü. Eğitim aldığı okulda öz güveni zedelenmesin diye ne yaparsa yapsın hep yıldızlar ve ortalama notlarla ilerlemişti. Hatasını görme ya da sorumluluk alma ile ilgili sıkıntısı vardı çünkü okulda karşılaştığı her sıkıntıda kendi değimi ile “kartal gibi yetişen” bir ailesi vardı. Çalışmadığı ya da ödevlerini teslim etmediği halde düşük not aldığı derslerde öğretmenlerine hesap soruyordu. Bir gitarı vardı ve ünlü ses yarışmasının birinde birinci olacağına gönülden inanıyordu. Gitarı iyi çalamaması ve ses yarışmasından iki kez sesinin yetersiz olduğu gerekçesi ile nazikçe reddedilmesine rağmen hayallerinin peşinden koşmayı bırakmayacağını defalarca belirtti. Gitar ya da şan dersi almasına gerek yoktu. Doğru yerde doğru insanlarla karşılaşmamıştı o kadar. Ses yarışmasına girecek, birinci olacak, milyonlarca hayranı olacak ve bana sonrasında şöhretle baş edebilmek için destek almaya gelecekti. Ama dünya ondan saçma bir şekilde çabalamasını, “diğerleri gibi olmasını”, “bir şeyler olabilmek” için çalışmasını bekliyordu.
Bunları yaşaya yaşaya yaşadığı kabuktan çıkan danışanım gerçek dünya ile karşılamanın şoku ile savunmasız kalmış, paniğe sürüklenmişti. Temelsiz olan öz güveni başına yıkılmış ve duygudaşlık kurmayı ya da sosyalleşmeyi kendi üzerinden belirlediği için gitgide kendi dünyasına çekilerek depresyona sürüklenmişti. Kalabalık mekânlara yaklaştığı zaman ya da ona yaşam içerinde geleceği çağrıştıracak basit yaşantılar ve yahut anlarda panik benzeri atakları oluyordu.
Şimdi sorulacak tek soru var? Biz çocuklarımızı sadece kendilerinin önemli olduğuna, hiçbir çaba göstermeden başarılı olacaklarına, kıyas ve rekabetin olmadığı bir dünya olduğuna, bir hata ya da başarısızlık varsa bunun kendilerinden kaynaklanmadığına inandırıp onları “öz güvenli” yetiştirirken onları korumuş mu olduk?...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İstediğim Her Şey Olabilecektim Hani" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ümran ÖRKÜN Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN
Adana
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi40 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'ün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,674 uzman makalesi arasında 'İstediğim Her Şey Olabilecektim Hani' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► Ergenin Gizli Öznesi Şubat 2015
► Dinmeyen Bir Acı: Yas Mayıs 2014
► Tamamla Beni Mart 2014
► Sevgi (Li) mi? Şubat 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:21
Top