2007'den Bugüne 73,602 Tavsiye, 24,426 Uzman ve 16,675 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Çocuk İhmal ve İstismarı
MAKALE #16309 © Yazan Psk.Gizem HÜNERLİ | Yayın Mart 2016 | 1,275 Okuyucu
Terminolojik olarak çocuk istismarı; bir çocuğun fiziksel, sosyal, psikolojik gelişimini ve sağlığını olumsuz etkiyebilecek bir veya daha fazla yetişkin tarafından amaçlı ya da amaçsız olarak yapılan her türlü eylem olarak tanımlanabilir. Çocuk ihmali ise, bir çocuğun fiziksel, sosyal, psikolojik gelişimini ve sağlığını olumsuz etkiyebilecek şekilde çocuğun herhangi gerekli ihtiyaçlarının karşılanmaması olarak tanımlanabilir.
Dünyada ihmal ve istismara uğrayan çocukların sayısının yasal kayıtlardakinden çok fazla olduğu düşünülmektedir. T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun yaptığı çalışmada Türkiye’de Çocukların ihmal ve istismara maruz kalma yaygınlığının %46 olduğunu belirtmiştir .2000-2002 yılları arasında sadece İstanbulda yapılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan araştırmada 216 istismar ve ihmal vakasından %13,9’unun fiziksel istismar olarak belirlenmiştir. 2014 yılında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun Koordinasyonunda 1.886 çocukla yapılan çalışmada çocukların %25’inin ihmale, %45’inin fiziksel istismara, %51’inin duygusal istismara ve %3’ünün cinsel istismara uğradığı sonuçları saptanmıştır. Cinsel istismar puanlarının düşük olmasının sebebinin belirtilerin değerlendirilmesinin zor olması ve istismarcı ve istismar mağdurunun olayı saklama eğiliminde olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Çocuk istismarı klinik ve yasal araştırmalarda fiziksel, cinsel, duygusal istismar olarak kategorize edilmiştir. İstismarcı ve istismar mağdurunun istismarı gizleme eğiliminde olabileceklerinden dolayı istismarı değerlendirmenin, belirtileri takip etmenin, tanılamanın zor olduğu düşünülmektedir. En kolay belirtileri değerlendirilebilen en fazla tanılanan ve istatistiklere yansıyan istismar türünün fiziksel istismar olduğu düşünülmektedir.
Çocuk istismarı ilgili çalışmalar yaklaşık olarak 1800lü yılların sonlarına doğru başlamış olsada Türkiye’de bu konunun dikkat çekmesi çok daha yakın bir tarihe dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar yaygınlık, risk faktörleri, sonuçları gibi etkenler hakkında bilgi verdiği gözlenmiştir. Bu sonuçların, önleme çalışmalarının önünü açtığı ancak fiziksel istismarı önleme çalışmaları kapsamında yapılan çalışmaların sayısının ve etkinliğinin kısıtlı olduğu düşünülmektedir.
Çocuk ihmal ve istismarı çok geniş bir alanı kapsıyor olsa da yapılan araştırmalar çocuğa yönelik istismar değerlendirildiğinde fiziksel istismar ön plandadır. Fiziksel istismarın yaygınlığı dünya genelinde ortamala %44’lerdedir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun UNİCEF ile beraber yürüttüğü 2010 yılında 7-18 yaş arası 1.886 çocuklarla yaptığı çalışmada çocukların %45’inin fiziksel istismara uğradığını göstermiştir. Aral (1997) yaptığı çalışmada çocukların % 65.72’sinin anne ya da babası tarafından fiziksel istismara uğradıklarını belirlemiştir. Aral ile aynı sonucu da Şenol 2006 yılında yaptığı çalışmada kaydetmiştir.Şenol, örneklemi içinde çocukların ihmal ve istismara uğrama oranını %46 olarak saptamıştır. Bu grup içindeki çocukların da %40’ının fiziksel istismara uğradığını belirtmiştir.
Fiziksel istismar; 18 yaş altı bireylerin kendinden en az 5 yaş büyük veya en az 2 yaş büyük bir aile bireyi tarafından fiziksel olarak yaralanması, yaralanma ve ölüm riski olması şeklinde zarar görmesi ve görme ihtimalinin olması olarak tanımlanabilir. En sık rastlanan ve gözlenmesi en kolay istismar türüdür. İstismarı gerçekleştiren kişiler ebeveyn, öğretmeni okul görevlileri ve başka çocuklar gibi çoğunlukla yakın ilişki içinde olan kişilerdir.
Fiziksel istismarda risk faktörleri incelendiğinde sonuçlar aynı tabloyu çizmektedir. Bazı kaynaklarda risk faktörleri, anne babadan kaynaklanan, çocuktan kaynaklanan ve durum kaynaklı olmak üzere kategorize edilse de ana hatlarıyla risk faktörleri aşağıdaki şekildedir;
• Gelir düzeyinin düşük olması,
• Kalabalık aile ortamı,
• Eğitim düzeyi,
• İstismara uğramış olmak,
• Çocuk sayısının fazla olması,
• Üvey ebeveyn olmak,
• Ebeveynin yaşı,
• Çocukluk çağında istismar yaşantısı
• Eşler arası olumsuz ilişki,
• Engelli veya zor çocuk olmak,
• İstismarcıda eşlik eden herhangi bir ruhsal bozukluk olmasıdır.
Cinsiyet faktörü literatürde birçok çalışmaya konu olmuştur. Yapılan araştırmaların bir çoğunda erkek çocukların istismara uğrama oranlarının kız çocuklarına göre fazla olduğunu gösterse de özellikle fiziksel istismar olgularında erkek çocuklarının daha fazla maruz kaldıklarını gösteren çalışmalarda bulunmaktadır. Zoroğlu ve arkadaşlarının 2001 yılında yaptıkları çalışmada fiziksel istismar ve cinsiyet arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulamamıştır. Bu sebeple fiziksel istismar ile cinsiyet arasındaki ilişki ile ilgili net bir açıklama yapmanın doğru olmayacağı düşünülmektedir.
Literatürde, bu sonuçların aksine eğitim düzeyi ve gelir düzeyinin bağımsız olarak istismarla istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olmadığını,ancak stres gibi şartlı bir değişkenin ilişkiyi etkilediğini belirten sonuçlar bulunmuştur .
Annelerle yapılan çalışmalar göstermektedirki, istismara uğramış olmak güçlü bir faktördür ve özellikle anneler olmak üzere istismara uğrayan ebeveynlerin istismara uğramayan ebeveynlere göre daha fazla çocuklarını fiziksel istismar etmektedir.
Yaş faktörü incelendiğinde çocuk ve ergen olgularda istismar mağdurunun yaşı büyüdükçe düşük yaş gruplarına göre fiziksel istismar riski artmakta, buna karşılık istismarcının yaşı arttıkça istismar eğilimi azalmaktadır.
Risk faktörlerinin stres ile yakından ilişkili olduğu ve stresi arttıran durumların istismara eğilim yarattığı düşünülmektedir . Buna bağlı olarak annenin stres düzeyini arttıran faktörler fiziksel istismar için risk yaratabilmektedir. Çocuk sayısının fazla olmasıda buna bir örnek olabilir. Yapılan çalışmalar özellikle 3 ve üzeri çocuk sahibi olmanın stres yarattığı ve isitmar eğilimine sebep olduğunu göstermektedir.
Fiziksel şiddet çocuğu hem bedenen hem de ruhen olumsuz etkileyen bir durumdur. Yapılan çalışmalarda fiziksel istismara uğrayan çocuklarda bazı bedensel etkiler saptanmıştır. Fiziksel istismar sonucunda en kolay ve sık gözlenen etkiler bedensel etkilerdir. Yeni, 2010 yılında yaptığı çalışmada bu etkileri fiziksel istismarın şekline göre de değişebilen yaralanmar, iç organ yaralanmaları, beyin hasarları, sakatlıklar, hastalılar ve ölüm şeklinde sıralamıştır. Bedensel etkilerin bir diğer önemli sonucu da gelişim geriliğidir. Zihinsel ve gelişimsel geriliğinin yanındafiziksel istismar ile dikkat, hafıza, öğrenme becerileri ve bilişsel işlevleri ketleyebilmekte ve çocukların akademik başarısını düşürebilmektedir.Çocukluk çağında saldırganlık, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Uyum Bozukluğu, Davranım Bozukluğu, Karşıt Gelme Bozukluğu ile ilişkili görülmüştür. İstismar sonrası ruhsal etkiler herzaman aynı dönemde ortaya çıkmayabilir. Bazen ergenlikte bazen de yetişkinlikte çocukluk çağı istismar öyküsüne bağlı olarak psikiyatrik bozukluklar ortaya çıkabilir. Fiziksel istismara uğramış olmak psikiyatrik bir hastalığa yakalanma riskini arttırmaktadır.

NOT: Çocuk İhmal ve İstismarı yazısı devam edecektir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk İhmal ve İstismarı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Gizem HÜNERLİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Gizem HÜNERLİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Gizem HÜNERLİ'nin Yazıları
► Çocuk İhmal ve İstismarı Uzm.Psk.Dnş.Nilgün YAMANER
► Çocuk İstismarı Psk.Dnş.İdem TONOZ
► Çocuk İstismarı Uzm.Psk.Yasemin EYİGÜN KANTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,675 uzman makalesi arasında 'Çocuk İhmal ve İstismarı' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Bahar Yorgunluğuna Dikkat Ağustos 2016
► Sosyal Jet-Lag Sendromu Ağustos 2016
► Kardeş Kıskançlığı Haziran 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:56
Top