TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



AGRESİF (SALDIRGAN) ÇOCUK

Ayça ULUÇAM GÜÇMEN Fotoğraf
Ayça ULUÇAM GÜÇMEN
İstanbul
Psikolog / Psk.Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 3 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: psikoloji danışmanlık terapi psikodrama grup çalışması osmanbey avrupaKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 566,

* Yayın Tarihi : 03-10-2008 - 15:37 (62 gün önce),

* Ortalama Günde 9.13 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 10541 , Kelime Sayısı : 1279 , Boyut : 10.29 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Ayça ULUÇAM GÜÇMEN hakkında söyledikleri:
Yüreğinizin sesini dinleyin. Ve inanın bu ses sizi yanıltmaz. Sorunlarımın çok olduğu, depresyonda olduğum bir zamandı. Ailemle olan çatışmalarım, iş hayatımdaki sorunlar, arkadaşlarla yaşadığım problemler derken hayattan memnuniyetsizliğimi bütün çevreme yansıtıyordum. Aslında kendime olan güvenimi tamamen yitirdiğim ve korkularımın arttığı bir dönemdi. Kendimi sınırda görüyordum çünkü insanlardan korkuyordum. Her inasanın zaman zaman yalnız kalmaya ihtiyacı olur elbet. Ama ben kendimi tamamiyle dış dünyadan soyutlamıştım. İletişimle, paylaşımla yani karşılıklı etkileşimle ruhumun besleneceği... [DEVAMI..]
(mukaddes, Danışan, 01-11-2008)

Ayça'yı Üniversite öğrenciliğmizden beri tanıyorum yani 1994 den beri. Bölümümüzün çalışkan, yardımsever arkadaşlarındandı. Öğrenmeye hevesliydi, öğrendiklerini paylaşırken de hiç bir beis göstermezdi bugün de olduğu gibi.
Hayatla ilgili soru ve sorunlarımda bakış açımı geliştiren biri olmuştur.
Okul psikolojik danışmanı olarak çocuklarla ilgili paylaştığım konularda da soruna inmek için doğru soruları soran ve cevapların nerden kimden geleceğini çok iyi tahmin eden bir danışman olduğunu da gördüm.

(Nuran YILMAZ, Arkadaş/Tanıdık, 09-09-2008)

Ayça 'yı yaklaşık 15 yıldır tanıyorum. Kendisi dostlukta çok iyi olduğu gibi meslektaşım olarakta son derece başarılı bir arkadaşımdır. O'nu tavsiye ediyorum çünkü başladığı noktada olmayan yenilikleri takip edip uygulayan, kendisini geliştiren, karşısındakinin nerde olduğunu ancak gerçekte ne istediğine doğru odaklanan iyi bir psikologdur.Uzun bir dönem aynı kurumda çalıştığımızdan(3-4 yıldır farklı alanlara yöneldik) şu ana dek verdiği hizmetten memnun olmayanı, şikayet edeni görmedim. Çok sevgili Ayça yolun hep açık olur umarım.
(F.D., Arkadaş/Tanıdık, 05-05-2008)

Ayça hanıma yaklaşık 2 sene önce danışan olarak tavsiye üzerine başvurdum. O dönemde hayatımda çok büyük çalkantılar yaşıyordum. Ailevi sorunlarım artık hem günlük hayatımı hem de iş hayatımı etkiler hale gelmişti. Ne evde ne işte mutlu olabiliyordum.

O zaman çalıştığı Norm Danışmanlığı ilk ararken çok çekinmiştim ama daha ilk anda telefona çıkan kişi bile belli ki bu gergin atmosferi yumuşatmak için özel olarak eğitilmişti. Randevu saati geldiğinde gerginliğim daha da artmıştı. Fakat hem ortam hem de ortamdaki herkezin sıcaklığı beni çok rahatlattı.

Odaya girdiğimiz ilk andan iti... [DEVAMI..]

(Önder, Danışan, 22-02-2008)

Ayça ULUÇAM GÜÇMEN Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
AGRESİF (SALDIRGAN) ÇOCUK

AGRESİF (SALDIRGAN) ÇOCUK


Agresif (saldırgan) çocuk, duygusal sorunları nedeni ile yaşıtları ve genel olarak çevresi ile uyumlu ilişkiler kuramayan çocuktur. Aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Parlamaya hazırdır, kavgacıdır. Sürekli kuralları çiğner, sık sık ceza görür. Anne, baba, öğretmen ve genellikle büyüklere karşı gelmeye meyillidir. Olağan anlaşmazlıkları bilek gücü ile çözmeye çalışır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklı çıkarma eğilimindedir. Davranışlarından utansa bile yinelemekten kendini alıkoyamaz. Cezalardan hiç etkilenmez veya bir süre etkilenmiş görünür. Bu tanıma giren çocuklar, ruhsal sorunlarını davranışlarına aktarırlar. Evde, okulda, çevrede durmadan sorun yaratırlar. Yetişkinlerle sürekli çatışırlar.

Çocukta sık görülen yaramazlık, itişip kakışma, ara sıra geçimsizlik ve kavgalar bir çocuğu saldırgan olarak tanımlamaya yetmez. Burada söz konusu olan, tutum ve davranışta süreklilik gösteren saldırganlıktır. Saldırganlık cinsel dürtü gibi insanda doğuştan varolan bir dürtüdür. Aslında bireyin yaşaması için gereklidir. Ama insan aynı zamanda, en sevecen ve en uysal canlı olabilme yeteneği de gösterir. Kişinin yaşantı ve deneyleri kendisini bu iki uçtan birine doğru yaklaştırır. Kişinin eğitilmesi, bir bakıma yapısında varolan bu saldırganlığın yumuşatılması ve olumlu yollara aktarılması demektir. Toplumsal yaşam bireylerin saldırganlık eğilimlerinin törpülenmesine bağlıdır. Aslında insanda varolan saldırganlık yok olmaz veya bütünüyle bastırılmaz, ancak biçim değiştirir. Beden gücünün kavgada değil spor alanında yarışmaya araç olarak kullanılması, bu yararlı dönüşüme bir örnektir. Uygar kişi saldırganlık dürtüsünü kaba üstünlük sağlamak için kullanmaz. Onun yerine becerisi, yetenekleri ve zekası ile toplumsal amaçlara yönelir. Çocuk içinden gelen saldırganlığı başlangıçta bütün çıplaklığı ve yalınlığı ile dışa vurur.

Engellenme duygusuna yapılan en tipik davranış saldırganlıktır. Çocuğu engelleyen nesne veya kişiye yapılan saldırganlık, bazen duruma uyum göstermeye,bazen de uyumsuzluğa götürür. Bu durum bazen çocuğun gücünün dışında görülebilir


Her türlü saldırganlığın kısıtlandığı bir ortam çocukta gerginlik yaratır. Çocuk bu durumda saldırganlığını dizginlemeyi değil, ondan korkmayı öğrenir. Uygun yollarla saldırganlığını boşaltamayan çocuk içinde biriktirir ve her an patlamaya hazırdır. Sonunda ya kendine ya da çevresine zarar verir.


Saldırgan çocuk temelde güvensiz çocuktur. Öz saygısı azdır, güveni hırpalanmıştır Genelde özgüveni olmayan veya özgüveni hırpalanmış olan çocuk, en azından fiziksel olarak güçlü olduğunu göstermek ve bunu sürekli olarak yeniden ispat etmek ister. Böyle çocukların genellikle sosyal deneyimi azdır. Sevilmediğine inanır ve doyumsuzdur. Kuralları çiğnemek, vurmak, kırmak, karşı gelmek onda geçici bir güçlülük duygusu yaratır. Dikkat çeker. Zaten istediği de budur.


Aşırı baskıcı ve dayağın hakim olduğu evlerde çocuk problemlerin ancak bu yolla çözülebileceğini öğrenmektedir. Kızgınlığın ifadesi ona göre budur. Kendi ailesinde gördüğü bu tutum çok doğaldır. Sosyal yaşantısında da bir güçlükle karşılaşan çocuk öğrendiği bu sorun çözme yöntemini kullanır.


Öfkesini bedensel tepkilerle gösterir. Çünkü o sürekli bu yolla başarılı olmakta olduğunu görmüş, istediklerini bu yolla elde etmiş, vurarak, iterek istediği oyuncağı arkadaşının elinden almış, hatta artık diğer çocuklar o vurmadan, tekmelemeden onun istediklerini yapar olmuşlardırYa da çocuk kendi isteklerini ifade etmek için başka bir yol göremez, bilmez. Genellikle kendini sözlü olarak iyi ifade edemeyen, ifade ve konuşma zorluğu olan ve de konuşabilmek için tez canlı, sabırsız olan çocuk için ısırmak, tükürmek tavır almaya veya derdini anlatmaya göre en kolay ve hızlı yoldur


Aksi durumda ise gücünün yetmediği durumlarla karşılaştığında, kendi anne babasına karşı gücü yetmediği durumlarda, engellenme sonucu ortaya çıkan kızgınlık yer değiştirir ve gücünün yettiği kişi ve nesnelere yönlenir, kendinden küçük çocuklara, kardeşine, arkadaşlarına, eşyalara…

Aşırı serbest gevşek tutumda yetişmiş çocuklarda da saldırganlık görülebilir. Böyle bir aile ortamında çocuk kuralla ve hiçbir kısıtlanmayla karşılaşmadığından her istediğinin gerçekleştirilmesine alışmıştır. Aksi durumda tepkisini saldırgan bir tutumla gösterir. Tutarsız aile tutumlarında da aynı durum görülebilir. Çocuk kuralları, doğruları öğrenmekte güçlük çekmekte toplumsal hayata uyum sağlayamamaktadır. Kendisine sınır konmadığından herkesin kendisine uymasını bekler.


Tüm bunlar ve benzeri nedenlerle yetişkinler çocukları saldırgan tutumlarından uzaklaştırmak istiyorlarsa, önce bu davranışı ortaya çıkaran sebebi bulmalıdırlar. Ondan sonra, çocuğa zaman tanınmalıdır. Değişim için ilk önce zaman gereklidir. Genellikle okul çağına kadar çocuklar için tartışmak kavga etmek, birbirine vurmak, hızla girişmek demektir. Yavaş yavaş bu tutumlarını terk ederler. Ancak bu bizlerin sürekli davranışlarını doğru bulmadığımız, devamlı ayıpladığımızı söylememizle olmaz. Çoğu kez bu tutum ters teper.

Diğer yandan birçok ailede erkek çocukların süratle vurması veya tekme atması genellikle normal görülür. Hatta “görüyor musun yaramazı, kaşla göz arasında ne yaptı” derken biraz da memnuniyet, hayranlık dile getirilir. Çoğu kez “erkek çocuğu dediğin biraz haylaz, yaramaz olmalı” denilerek çocuğa rolü verilir ve bu rol onaylanır da. Kız çocuğu yapmaz, yapmamalı, kıza yakışmaz, ayıp derken”, ama o erkek, doğasında var, ne yapsan engelleyemezsin” denilmez mi? Çoğu durumda, yaşamın bir çok alanında zaten erkek çocuğu eğer erkek gibi erkek olmak istiyorsa vurucu olması gerektiğini ve erkek rolünün de bu davranış biçimi olduğunu görmektedir. Kız çocuğu da genellikle kurbandır, kurban rolünde kalır. Ve yine bir çok kız çocuğu kendileri lehine durumu değiştirmek için saldırıyı yavaşça , sinsice(!) yaparlar; cimdirerek, sessizce saç çekerek.

Çocukta güven duygusu geliştikçe beklemeyi ve tepkisini dizginlemeyi öğrenir. Gereksinimleri doyuruldukça yatışır. Daha az tepkiyle de isteklerinin karşılanabildiğini öğrenir. Başkaldırma yerine uysal davranmanın kendi yararına sonuçlandığını görür. Kendisine sevgi ile yaklaşıldıkça bu sevgiyi sürdürmek amacı ile kendi kendini kısıtlamaya başlar. Bir yandan da saldırganlığını oyuna aktarır; bastırmak zorunda kaldığı dürtülerine boşalım alanı sağlar. Daha sonra benimsediği anne-babasına benzemek, onlar tarafından beğenilmek için davranışlarını onlara uydurmaya çalışır. Bunlara, anne-babasının ilgisini yitirmek ve cezalandırmak korkusu da eklenince çocuk saldırganlığını daha da azaltır.

Çocuğun saldırganlığının grup içinde çözülmesi, yani konuyu grup ortamında çok yönlü ele almak gerekir. Ayrıca sorunu grup içinde çözmek aile içinde çözmeye göre daha kolaydır. Çocuk, evde belki de çok farklı davranıyordur. Evde azarlamak, bağırmak ve ceza vermek genellikle duruma yardımcı olmaz, sorunu ağırlaştırır. Sonuç olarak, grup içinde saldırgan davranışlar gösteren çocuklar dışlanmamalı, olay sosyal bir görev olarak benimsenmeli, eğitimciler ele almalıdır. Sonuçtan herkes, çocuk da, arkadaşları da, eğitmen ve veli de bir şeyler öğrenecektir.

Saldırganlığın Nedenleri

Dıştan gelen baskı ve kısıtlamalar.
Dayak.
Temel güven gereksiniminin azlığı.
Psikolojik gereksinimlerin doyurulmaması, ilgisizlik.
Evdeki eğitim ortamının tutarsızlığı, dengesizliği.
Evdeki gevşek disiplin. Kurallara sınır getirilmemesi, çocuğun kendi özbenliğini denetleyememesi.
Çocuğun anne-babası ile sağlıklı bir özdeşim yapamaması.
Organik bir rahatsızlık, beyin zarı yangısı ve doğum sırasındaki beyin örselenmeleri sonucunda da saldırganlık olabilir.

Öneriler

Anne-baba olarak çocuklara saldırgan birey örneği olmayınız. Onların gördüğü, duyduğu veya farkettiği yerlerde eşinize, arkadaşlarınıza ve özellikle çocuklarınıza karşı saldırgan davranışlar göstermeyiniz.

Çocuğunuza her fırsatta topluma uymayan, saldırganca yapılan davranışların zararlarını, topluma uyan davranışların yararlarını örneklerle anlatınız.

Anne, baba, öğretmen ve eğitici olarak çocuklara saldırganlık örneği olmamalıdır. Saldırganlığın istenmeyen bir davranış olduğu sadece sözel nasihatlerle değil tutum ve davranışlarla da gösterilmelidir.

Saldırgan davranışlar karşısında duyarlı olunuz, hoşgörülü olmayınız. Özellikle saldırgan olduğu zaman çocuğunuzun isteğini yerine getirmeyiniz. Davranışının istenmeyen davranış olduğunu gösteriniz.

Saldırgan davranışları dayakla cezalandırmayınız. Aksi halde çocuğunuzun düşmanlık duygularını geliştirmiş olursunuz. Başka bir yer ve zamanda saldırganlık daha kötü biçimde patlama olarak ortaya çıkabilir.

Çocuklar öfkeli, gergin, heyecanlı iken tartışmayınız. Çünkü bu anda etkilenme olmamaktadır. Çocuk sakinleşip, hazır hale geldikten sonra davranışının mantıksızlığını ve düşünülmeden yapıldığını anlatınız.

Çocukta saldırgan davranışlar görüldüğü zaman, boşalmasını sağlamak amacı ile çocuğa çekiçle bir şeyler kırması, yastığı yumruklaması, makasla kesmesini sağlayınız. Bunlar çocuğun saldırgan yönlerini doyuracak ve biriken saldırgan enerjilerini zararsız şekilde harcamalarını sağlayacaktır.

Çocuklarınıza her yaşta beden, ruh ve zihin olgunluğu ile uyuşan çeşitli sorumluluklar vererek saldırganlığını olumlu durumlara yöneltiniz.

Saldırgan çocuklar mümkün olduğu kadar grup etkinliklerine teşvik edilmelidirler. Buradaki görev ve sorumluluk sonucu elde edeceği başarı onun üstünlük elde etme, hakim olma, herkese varlığını hissettirme duygularını doyurur.

Çocuklarınızın akla uygun gereksinimlerini ve isteklerini, olanaklar ölçüsünde yerine getirmeye çalışın, gereksiz engeller koymayınız.

Çocukların haklarına saygılı olduğunuzu her fırsatta gösteriniz.

Çocuga her fırsatta saldırgan davranışların dezavantajları, sosyal davranışların avantajları gösterilmelidir. Çocuk böyle davranmakla bir şey elde edemediğini görmeli yaşamalıdır.

Saldırgan çocukları grup etkinliklerine teşvik etmeli ve katılımları sağlanmalıdır. Bu çocuklara grup içinde başarabilecekleri roller ve sorumluluklar verilmelidir. Böylece çocuğun kabul görmesi, üstünlük elde etmesi, olumlu alanlara kanalize olması sağlanmalıdır.

Çocuğun makul istekleri ve ihtiyaçlarına anlayış göstermeli lüzumsuz engeller konulmamalı, onların haklarına saygılı olduğumuz gösterilmelidir.

Aileler saldırgan çocuklara yönelik, profesyonel bir destek alabilirler. Grup terapisi ve bireysel terapiden yararlanabiirler.




Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"AGRESİF (SALDIRGAN) ÇOCUK" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ayça ULUÇAM GÜÇMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Psikoterapi Nedir? , Emir Emre DOĞAN
  • Otizm , Emir Emre DOĞAN
  • Okul Fobisi , Emir Emre DOĞAN
  • Bir Cinsel Sapma: Teşhircilik , Emir Emre DOĞAN
  • Transseksüellik (Cinsel Kimlik Bozukluğu) , Emir Emre DOĞAN
  • Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu (Dehb) , Emir Emre DOĞAN
  • Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu , Emir Emre DOĞAN
  • Kişilik Ve Kişilik Bozuklukları , Emir Emre DOĞAN
  • Şimdiki Çocuklara Kitap Okuma Alışkanlığını Nasıl Kazandırırız? , Hülya TOPAL
  • Hiperaktivite Ve Dikkat Eksikliği (Hade) Hakkında Amerikan Psikoloji Birliği’ne Mektup , Üstün ÖNGEL
  • Merak Ve Öğrenme , Arzu GÜNEŞ
  • Kurban Bayramının Çocuklar Üzerindeki Etkisi , Ayhan ALTAŞ
  • Çocuklarımızın Sağlıklı Gelişimi İçin Tavsiyeler , Asım EREN
  • Doğal Farklılıklar Neden Hastalık Olarak Etiketleniyor? , Üstün ÖNGEL
  • Çocuk Gelişim Dönemi Ve Özelikleri , Abdullah TOPAL
  • Panik Atak Mıyım?... , Füsun BUDAK
  • Geleceğimize Yön Vermek , Selahattin ÖNER
  • Öfke Yönetimi , Gülçin Dönmez FİDAN
  • Boşanmada Çocuk Psikolojisi: Anne Babanın Ayrıldığını Durumlarda Çocukların Ruhsal Durumu , Füsun BUDAK
  • Engelli Hakları, Yasal Düzenlemeler Ve Yaşanan Sorunlar , Halil TÜRKMEN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    00:20
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler