2007'den Bugüne 81,712 Tavsiye, 25,948 Uzman ve 18,155 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Tik Bozukluğu
MAKALE #16438 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Mart 2016 | 25,401 Okuyucu
TİK BOZUKLUĞU

Tik bozukluğu yüzyıllardan beri bilinen bir hastalıktır. Mozart gibi birçok ünlünün tik bozukluğu olduğu bilinmektedir. İstemli çalışan çizgili beden kaslarında istem dışı ortaya çıkan, bir amaca yönelik olmayan ve belli kalıplara uygun şekilde tekrar eden ani ve aralıklı kasılmalarla ortaya çıkan hareketler (motor tikleri) ya da seslerdir (ses tikleri). Bu kasılmalar bir kas grubunda olabileceği gibi birkaç kas grubunda da olabilir. Tikler yer ve şekil değiştirebilir. Ancak bir süre sonra belli bir yerde (kasta) yerleşip kalır.
Yapılan çalışmalara göre toplumun % 0.4-2’sinde tik bozukluğu görülmektedir. Okul çağı çocuklarının % 12- 18’inde herhangi bir kategoriden tiklerin görüldüğü bilinmektedir. Ancak tanı sorunu olmasından dolayı daha sık olduğu düşünülmektedir.
Sıklıkla yüzde görülür, ancak bütün vücudun değişik yerlerinde de görülebilir. Havlamak, ulumak, hırlamak, aniden yüksek sesle ve ürkütücü şekilde haykırmak, burnunu çekmek, burnunu oynatmak, kaşlarını gözlerini yumup açmak, vücudunun değişik bölgelerini seri şekilde tekrar tekrar hareket ettirmek vb.
Erkeklerde kadınlara göre 2- 4 kat daha fazla görülmektedir.
En sık 6-7 yaşlarında ve ilk ergenlik (11-13) döneminde görülürler. Okul öncesinde göz kırpma gibi basit tikler görülebilir. Bu da ön ergenlikte kaybolur. Genellikle 3-4 yaş öncesinde tik bozukluğuna rastlanmaz. Ancak nadiren de olsa 15 ay gibi erken bir dönemde de görülebilir.

TİK BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ
Tikler genetik geçiş, çevresel nedenler, organik veya psikolojik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazı araştırmacılar tiklerin ruhsal bir bozukluğun belirtisi olduğunu, bazı araştırmacılar ise merkezi sinir sistemindeki bozukluktan ortaya çıktığını öne sürmektedir. Sosyoekonomik durumdan bağımsızdır.
Nedeni tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte tiklerin oluşmasında genetik ve çevresel etkenlerin de rol oynadığı düşünülmektedir.
Tik bozukluğuna neden olan kalıtsal hastalıklar arasında Tourette sendromu, Huntington hastalığı, torsiyon distonisi ve nöroakantozis sayılabilir. Ayrıca ensefalit, Sydenham koresi, ilerleyici bir hastalık olan Creutzfeldt-Jacob sendromu da tik sebepleri arasındadır. Karbon monoksit zehirlenmeleri, kafa travmaları, bazı kromozom bozuklukları, zeka geriliği de tik davranışlarını oluşturabilir.
Beyin kimyasallarından (nörotransmitter) biri olan dopaminin anormal metabolizmasından kaynaklandığına dair dikkate değer kanıtlar bulunmuştur. Beynin, korteksi ve subkorteksi- özellikle striatum ve talamus arasındaki hatta hareket ve duygulanımı düzenleyen yolaklarda iletiyi sağlayan dopamin isimli kimyasal maddenin yoğunluğu ve etkileşimi ile ilgili sorunların tiklere yol açtığını bildiren çalışmalar mevcuttur. Gebelik ve doğum esnasındaki komplikasyonların da tiklere yatkınlık yarattığı ileri sürülmektedir. PANDAS (Pediatric Autoimmune Neuropsychiatric Disorders Associated with Streptococcal infections) gibi otoimmün olaylar da tik bozukluğu belirtilerine yol açabilmektedir.
Tik bozukluğuna organik açıdan yatkınlığı olan bireylerde sıkıntı, heyecan ve yorgunluk tiklerin şiddetini arttırırken, kişinin zihinsel veya fiziksel açıdan odaklandığı durumlarda bunda azalma görülür. Tenis ve diğer spor olaylarında, oyun esnasında, bu durum belirginleşir.
Epilepsi (sara) hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar, L-dopa, bazı stimulan ilaçlar da bu tür bir duruma yol açabilirler. Bazı ilaçlar, özellikle de uyarıcı olanlar (metilfenidat gibi) tiklerin şiddetini daha arttırabilir.

Organik nedenlerle ortaya çıkan tikler genelde kalıcıdır ve zaman içinde Tourette bozukluğu gelişebilir.

Tikler en sık psikolojik nedenler sonucunda oluşur. Tikler genellikle iç gerilimlerin veya çatışmaların yansımasıdır. Kişi tikleri sayesinde bu gerilimlerden kurtulma çabası verir. Tiklere engel olmaya çalışıldıkça daha da artış gözlenir. Duygulanma, üzüntü, yorgunluk arttıkça tikler de artış gösterir.
Tiklere neden olan ruhsal etkenlerin başında erken yaşlarda başlayan ve süren korku, tedirginlik, kaygı, gerginlik vardır. Yaşadığı çevre kavgalı ve güvensiz olan, başka bir deyişle çevresiyle çatışma halinde olan çocukta, ani aşırı korku, coşkunluk, yorgunluk öfke, acı gibi durumlar yaşamak tiklerin oluşmasına sebep olabilir.
Tiki olan çocukların genellikle yetenekleri üstünde zorlanan, sürekli kardeş ve arkadaşlarıyla kıyaslanan, yeterli ilgi ve sevgi içinde büyümeyen, aşağılanıp, hor görülen ve bu tutumun olumsuz benlik algısına ve kendine güvensizliğe yol açtığı çocuklar oldukları dikkati çeker. Bu tür aile ortamlarında, aile içinde gerginliğin egemen olduğu, anne-baba ve çocuklar arasında yeterli bir duygusal ve toplumsal iletişimin bulunmadığı görülür
Uzun süren sıkıntılı durumlarda, çaresiz kalınan durumlarda ya da hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı olan çocuklarda profesyonel yardım devreye girmez veya devreye girmesi gecikirse ortaya çıkabilir. Tiklerin ortaya çıkması için üzüntü, sıkıntı, mutsuzluk, çaresizlik, zorlanılan durumlar, haksızlık, zorlama, iki arada kalma, anlaşılamama durumlarının uzun sürmesi ve bu durumlarla birlikte olumsuz çevre şartlarının da bir araya gelmiş olması gerekmektedir.
Aile içinde ve okulda aşırı baskılı ve otoriter bir eğitim (bazı araştırmalar tiklerin çocuğun her hareketine müdahale eden, aşırı kontrolcü ve titiz annelerin çocuklarında daha sık görüldüğünü göstermektedir. Huzursuz, engellenme eşiği düşük, çabuk öfkelenen, yerinde durmakta zorlanan ve dikkat eksikliği olan çocuklarda daha çok görülür.
Tiklerin oluşmasındaki bu neden tamamlanmamış bir hareketin temsilcisi şeklinde olabilir. Örneğin çocuk vurma, kırma, saldırganlık gibi dürtülerini dışa vuramaz. Bilinçdışındaki bu istekler çocuğun devamlı el kol hareketleri yapması şeklinde temsil edilir.
Tiklerin nedenlerinden biride istemsiz olarak tekrarlanan hareketlerin zamanla alışkanlık olması ve daha sonrada otomatik olarak yinelenmesi seklinde olabilir. Örneğin göz kırpma başlangıçta göz rahatsızlığı veya yorgunluğa tepki olabilirken daha sonra otomatikleşerek tiki oluşturabilir. Boyun silkme kolalı bir gömleğin rahatsızlığından kurtulmaya çalışırken alışkanlık olan ve otomatikleşen bir tik olabilir. Omuz silkme, kaş kaldırma başlangıçta bir ret işareti olurken alışkanlık olur ve tike dönüşebilir. Uzun süren burun akıntısı sonrasında burun çekmenin tik haline gelmesi de örnek olarak verilebilir.
Tik belirtileri genellikle gerginlik veren bir olay sonrasında artar. Aile ve çevre tarafından yapılan uyarılar ve cezalandırmalar ile çocuğun dikkatinin soruna çekilmesi tiklerde artışa neden olabilir. Tiklerin genetik özelliği belirgin olup, yakın akrabalarında tikler olan çocuklarda daha sık rastlanır.
Tiklerin nedenlerinden biride taklittir. Çocuk çevresinde bulunan anne babasını, arkadaşlarını, öğretmenini taklit ederken, onların davranış kusurlarını da edinebilir. Zamanla bu hareketleri taklit eden çocukta tik gelişebilir. İstemsiz kasılmanın ortaya çıktığı bölgeye ya da organa ilişkin uzun süren fiziksel bir tahrişte tike neden olabilir. Bu fiziksel tahrişler arasında uzun süre devam eden düzeltilemeyen görme bozuklukları, burun akıntısı, boyun ağrıları sayılabilir.
Çoğu çocuk tikleri en şiddetli biçimde akşamüstleri yorgun olduklarında ya da bütün gün tikleri bastırdıkları için okuldan eve gelir gelmez yaşar. Bazı çocuklar ise da sabah uyandıklarında yaşarlar. Hareket, konuşma ve düşünmeyi engellediği için tikler çocuğun günlük yaşantısında zorluklarla karşılaşmasına yol açabilir. Örneğin tiklerini bastırmaya konsantre olmuş bir çocuk öğretmeninin verdiği ev ödevini duymayabilir. Bazen motor tikler çocuğun ince motor becerileri ile çakışabilir ve yazı yazmasını zorlaştırabilir. Konuşmanın akıcılığını engelleyerek çocuğun net konuşamamasına ve çocuğun sınıf içi konuşmalara katılamamasına yol açabilir. Tikler çocuğun dışlanmasına ya da alay konusu olmasına neden olabilir. Her iki durumda da çocukta büyük stres oluşturur ve çocuğun özgüvenini tehdit eder.
Tikler, kişilerin benlik saygısında azalmaya; aile ve okul yaşamında sorunlar yaşamasına sebep olur. On yaşından sonra çocuklar yaptıkları bu davranışların öncesinde gelen dürtüleri fark etmeye başlarlar. Dürtüler tiklerin çıktığı beden bölgesinde bir kaşıntı hissi şeklinde bir algı olarak fark edilebilir. Bunlar tiklerin istenmeyen böyle bir uyaranı rahatlatmaya yönelik, istemli bir tepki olarak değerlendirilmelerine neden olur. Aslında pek çok ergen ve erişkin tiklerini istemli yönleriyle, bazen de hem istemli hem istemsiz yönleri ile tanımlamaktadırlar. Bu durumun tersine çoğu küçük çocuk, tiklerinden habersiz olup bunları istemsiz davranış ya da sesler olarak yaşamaktadır.

Psikolojik nedenlerle ortaya çıkan tiklerde sorun genelde geçicidir ve zaman içinde tikler kendiliğinden ortadan kalkabilir. Bazen bir tik ortadan kalkıp yerine yeni tikler başlayabilir. Stresli bir yaşam ya da ortam tikleri alevlendirip artırabilir. Çabuk endişeye kapılan aşırı duygusal, sıkıntıları içine atan, ürkek ve çok titiz olan çocuklarda tikler daha uzun süre devam etmektedir. Bu sorun tedavi edilmediğinde kendiliğinden alevlenmeler ve düzelmelerle devam eder ve genelde yaşam boyu sürer. Uyku esnasında görülmez.

TİKLERİN TÜRLERİ
Tikler üç grupta tanımlanabilirler:
1- Geçici tik bozukluğu
2- Kronik tik bozukluğu
3- Başka türlü adlandırılamayan tik bozukluğu
GEÇİCİ TİK BOZUKLUĞU

Geçici Tik Bozukluğu bir veya daha fazla basit motor ve/veya vokal tikten oluşur, sıklığı ve şiddeti ne olursa olsun bir aydan fazla ve bir yıldan daha az sürer. Hemen her gün gözlenebilir, artma ve azalmalar gösterebilirler. 18 yaşından önce ortaya çıkarlar ve madde kullanımı veya fiziksel bir hastalığa bağlı değildirler.

KRONİK (SÜREGEN) TİK BOZUKLUGU
Kronik Motor Veya Vokal Tik Bozukluğu bir veya birden fazla motor ve/veya vokal tikin bir yıldan fazla görülmesidir. ancak motor ve vokal tikler aynı anda bulunmaz ve ardışık olarak üç aydan daha uzun süre tiklerin olmadığı bir dönem yoktur. Çok şiddetli ve sık olabildiği gibi seyrek ve hafif şiddette olabilirler. Bu rahatsızlıkta genelde tikler 4-6 yıl kadar sürer ve ergenlik döneminde kendiliğinden ortadan kalkar. Aralıklı dönemlerde, hemen her gün ve günde birçok kez ortaya çıkarlar. Başlangıç 18 yaşından öncedir. Zaman içinde belirtilerin ortadan kalkması özellikle baş, boyun ve üst kısımlarda görülen tiklerde kol, bacak ve gövdede görülen tiklere göre daha fazladır. Kronik tiklerin ortaya çıkışında genetik yatkınlıktan söz edilir. Bu hastaların ailelerinde tik bozukluğunun ve Tourette hastalığının görülme sıklığı normal topluma göre daha fazladır. Tourette hastalığı olarak adlandırılan türünde ise bir veya birden fazla motor ve vokal tik aynı anda ve bir yıldan fazla süre görülür ve yine tiksiz geçen üç aylık bir dönem yoktur.

BAŞKA TÜRLÜ ADLANDIRILAMAYAN TİK BOZUKLUĞU

Hastalık dört haftadan kısa sürmüş ise veya 18 yaşından sonra başlamış ise bu tanı konabilir. Belirtileri diğer tik bozuklukları ile aynıdır. Bu kategori özgül bir tik bozukluğunun tanı ölçütlerini karşılamayan tiklerle giden bozukluklar içindir.



Tikler ayrıca dört grupta tanımlanabilirler:
1- Basit motor tikler
2- Basit vokal tikler
3- Karmaşık motor tikler
4- Karmaşık vokal tikler




BASİT MOTOR TİKLER
Basit motor tikler hızlıdır (ani), tekrarlayıcıdır ve belli bir amaca yönelik değildir (anlamsızdır). El çırpma, ağız hareketleri, boyun esnetme hareketleri, omuz silkme, kafa, kol, bacak sallama, dudak yalama, parmak tıklatma, vurma, göz kırpıştırma, ve yüz kaslarını oynatma (yüz buruşturma vb) gibi tek bir kas grubunu ilgilendiren, belli bir bölgeye lokalize olan ve 1-2 saniyeden kısa süren hareketler görülür. Sadece tek çeşit hareket varsa basit tikten söz edilir.

BASİT VOKAL TİKLER
Herhangi bir ses ya da gürültü çıkarılması olabilir. Basit vokal tiklerde öksürme, boğazı temizleme, burun çekme, burundan soluma, hırıltı, horlama ve hıçkırma gibi sesler aniden ortaya çıkar. Bunlar solunum sistemi ile ilgili hareketlerdir. Ayrıca vokal tiklerde ritim bozukluğu, sesin şiddetini ayarlayamama veya kelimelerin uzatılması gibi konuşma bozuklukları da olabilmektedir.


KARMAŞIK MOTOR TİKLER
Karmaşık motor tikler basit tiklere göre daha yavaş, törensel ve belli bir amaca yöneliktir. El ve yüzün anlamlı hareketleri, “şaşırmış” ve “anlamamış” gibi bakma, eşyalara ve insanlara dokunma veya koklama, parmaklarıyla “sayma” hareketi yapma, sıçrama, çömelme, eğilme, karşısındaki kişinin davranışlarını taklit etme (ekopraksi), garip şekilde durma (kopropraksi) vb. karışık motor tiklerdendir. Genellikle amaçlı yapılmış gibi görünür ve daha uzun sürer. Elbise çekiştirme (üzerine çeki düzen verme), hareketleri taklit ya da toplumda ayıp sayılacak hareketlerin tekrarı olarak ortaya çıkar.


KARMAŞIK VOKAL TİKLER
Karmaşık vokal tiklerde normal konuşmanın içeriğine uymayan kelime veya cümlelerin aniden söylendiği görülür. İstemsiz olarak kişinin kendi kelimelerini tekrar etmesi (palilali), başkalarının son söylediği sözcükleri tekrarlaması da (ekolali), okuduktan sonra kelimelerin tekrarı (leksilali ) veya küfür etme (koprolali) karmaşık vokal tiklerdendir. Küfür veya cinsel içerikli sözcükler gibi sosyal olarak kabul edilemeyecek garip kelimeler ve cümleler konuşmanın arasına girebilir veya aniden patlar gibi ortaya çıkabilir.

Küfürlü konuşma, bağırmak, patlayıcı bir şekilde cinsel içerikli saldırganca küfürler etmek (“ananı s…” gibi) gibi vokal tiklere ise Gilles de la Tourette hastalığında rastlanır (en az 1 yıl boyunca süren çoklu motor tikleri ve en az bir sesli tikinin olması). Bunda en sık görülen motor tikler göz kırpma, yüz buruşturma, baş silkme ve baş sallamadır. En sık görülen vokal tikler ise boğaz temizleme, öksürme ve hırıldama şeklindedir. Hafif şiddette olanlarda bu hareketler basit hareketler şeklindedir. Her ortamda ortaya çıkmayabilir. Sadece yakından tanıyan kişiler fark edebilir. Orta şiddetteki vakalarda bacak gibi diğer kas grupları olaya dâhil olur. Şiddetli vakalarda tikler karmaşık hâl alabilir. Örneğin kol savurma, tekme atma, sıçrama, havlama, sözcük veya hecelerin tekrarlanması, kısa deyimlerin kullanılması görülebilir. Hastaların %10-15’i küfürlü veya sosyal yönden uygun olmayan kelimeler sarf edebilir. Genellikle tikten önce bir tahrik edici duygu hissedilir (duyusal tik). Kişi, tikin oluşmasına karşı koymaya çalışır. Ancak, bu durum uyarıcı hissi yoğunlaştırır. Tikler zaman içerisinde artma ve azalmalar şeklinde dalgalanmalar gösterir. Ergenlik döneminden sonra tiklerin şiddeti azalır, erişkinlikte sadece hafif şiddette görülür. La Tourette hastalığı vakalarının yaklaşık üçte biri obsesif kompulsif bozukluk (OKB) teşhis kriterlerini karşılarken, üçte ikisinde ise Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) ana belirtileri olan dikkatsizlik, itkisellik, aşırı hareketlilik bulgularına da rastlanmaktadır


Tik bozukluğu bir yardım çağrısı olduğu için sık sık farklılaşarak çocuğa ve ailesine kendisini sürekli olarak göstererek “var”, “sorun çözülmedi” mesajını verir. Bazen aile “sorun var, yardım edilmeli” mesajını almaz ise tik bu kez daha ağır olan ses tikine dönüşür. Bu çok önemli ve önlem alınması gereken bir durumdur. Eğer aile çocuğa bakmıyorsa, ilgisi azsa tiki göremez fakat ses tiki kulağa hitap ettiği için daha çok dikkat çekicidir. Çocuklar bu tiklerle okulda arkadaşlarını ve öğretmenlerini rahatsız ederken evde aile bireyleri tarafından dayanılmaz hale gelir. Zaman zaman öğretmenler bu durumla ilgili aileyi uyarabilir.



AYIRICI TANI

Tikler, deneyimi olmayan kişilerce kolay tanınamaz. Çocuğun ense kaslarından kaynaklanan tik nedeniyle başını geriye atması, saç kâküllerinin kesilmesine neden olabilir. Gözlerin açılıp kapanması öncelikle göz hekimine, burun çekme ve geniz temizleme ise alerji uzmanına başvurulmasına neden olabilir. Tik tanısının ancak bir hekim tarafından konabileceği veya onaylanabileceği unutulmamalıdır. Tanı için çoğunlukla çocuk nörolojisi uzmanının gözlemi ve muayenesi yeterlidir. Diğer hareket bozuklukları ve epilepsiden ayırımı genellikle zor değildir. Şüpheli vakalarda tetkikler gerekebilir.

Olguların %50’sinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), %35’inde OKB (bazı nesnelere durdurulamayan dokunma isteği veya sayma, sıralama, devamlı el yıkama gibi ritüeller ve düşünce takıntıları) ve davranış sorunları eşlik eder.

Dikkat edilebilecek bazı noktalar:
- Hareketler düzensiz, değişken ve süreklidir.
- Hareketler kasların uzun süreli kasılmasıyla belirli, yavaş hareketlerdir.
- Hareketler bazen de tüm kas grubunun değil, bir kasın veya bir kısmının hareketleri şeklindedir.
- Tedavi geciktiği durumlarda yüzde çiğnemeye benzer hareketler vücutta kasların seğirmesi veya atması şeklinde art arda gelen hareketler olur.
- Tedavi sonucu; Stres bittiğinde veya ortadan kalktığında biter.

Ayrıca otizm ya da kalıplaşmış hareket bozukluğu da tiklerle karıştırılabilir. Tikler OKB ve kriz hareketlerinden de ayrılmalıdır. Hareket bozuklukları ile ilgili diğer hastalıklara ait hareketlerle karıştırılmamalıdır.


TİK BOZUKLUĞUNUN BAŞLANGIÇ VE İLERLEYEN DÖNEM ÖZELLİKLERİ (PROGNOZ)


Yapılan araştırmalara göre ilk oluşan tik genellikle göz kırpmadır. Onu izleyerek kol ve bacakta yerleşik tikler, daha nadiren de sese dayalı tikler başlangıç tikleri olmaktadır. Küfür etme şeklindeki tikler (koprolali) de daha nadir başlangıç yakınmasıdır. Başlangıçta % 2-3 oranında görülen koprolali ilerleyen dönemlerde % 2-30’lara dek çıkabilmektedir. Dikkat eksikliği sorunun ilk belirtilerinden olmasına karşın obsesyon ve kompulsiyonların başlaması sorunun ileri evrelerindedir.
Tik bozukluğu kişilerin yaklaşık % 40 kadarında ergenliğin başlangıç evrelerinde tamamen düzelmektedir. % 30 kadar hastada bir miktar düzelme ile hafiflemiş olarak devam eder. Geri kalan % 30 kadar hasta erişkinlik hayatında da tik bozukluğu belirtilerini göstermektedir.

Tik bozukluğu obsesif kompulsif bozukluk ile sıklıkla bir arada görülebilmektedir. Sıklıkla kontrol etmeye, saymaya ve düzenleme ve benzerleştirmeye yönelik davranışlar şeklindedir.

Hastalığa sebep olan geni saptama çalışmaları sürmektedir. Bu rahatsızlığı olan kişilerin bazı beyin bölgelerinde metabolizma hızı artmış, bazı bölgelerde ise azalmış bulunmuştur.



TİK BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ


Tiklerin tedavisine başlamadan önce detaylı bir öykü alınarak tam bir tanı konur, tiklerin sıklığı ve şiddeti değerlendirilir, eşlik eden diğer psikiyatrik sorunlar ayırdedilir. Tiklerin stres dönemlerinde arttığı bilindiği için, tedavide ilk yapılması gereken, bu stres etkenlerinin neler olduğunun ortaya konması, ortadan kaldırılmaya çalışılması veya çocuğun kaygı ile başa çıkma becerisinin arttırılmasıdır (stres yönetimi). Basit tiklerin tedavisinde bazen bu kadarı bile yeterli olabilir. Karmaşık tiklerin varlığında ve çocuğun yaşam kalitesinin bozulduğu noktada ilaç tedavileri, davranışçı tedaviler, ailenin çocuğa olumlu tutumlar sergilemesini hedefleyen aile eğitimi de diğer yaygın tedavi yöntemleridir.
Tedavide aile danışmanlığı, bireysel psikoterapi ve ilaç tedavisinin bir arada uygulanması en yüz güldürücü sonuçları doğurur.
Aile danışmanlığında, ev içi dinamiklerinde çocuğun gerginliğini arttırabilecek olan unsurlar incelenir ve ele alınır. Çocuğun tikleriyle yüzleştirilmemesi, bu konuda ikaz veya tenkit edilmemesi çok önemlidir. Tiklerin çevredekiler tarafından engellenmeye çalışılması, çocuktaki gerginliği arttıracağı için, tam tersine olumsuz pekiştirici bir rol oynar.
Bireysel psikoterapide çocuğun tikleri sebebiyle yaşamakta olduğu sosyal ve akademik sorunlar ele alınır. Bunlarla nasıl başa çıkabileceğine yönelik çalışmalar yapılır. Tek bir zihinsel ve fiziksel aktiviteye odaklanmayı gerektiren sportif faaliyetlerin desteklenmesi tiklerin sıklığını ve şiddetini azaltmada faydalı olabilir. Ruhsal gerginliğe veya sıkıntıya yol açabilecek başka ruhsal sorunlar varsa, onlara yönelik tedavi yaklaşımları planlanır. Ruhsal gerginlikle baş etmesini kolaylaştıracak gevşeme teknikleri öğretilebilir. Obsesif kompulsif hastalık, dikkat eksikliği aşırı hareketlilik bozukluğu, depresyon veya diğer ilâve psikiyatrik teşhisler söz konusuysa, bunların tedavisi düzenlenir.

Tiklerin ilaçla tedavisi semptomatiktir, küratif değildir. Nöroleptikler olası en etkin tedavidir. Tourette sendromunda (TS) kullanılan nöroleptiklerin dozu şizofrenide kullanıldığı kadar yüksek değildir. Genelde kural düşük başla, yavaş git (start low, go slow). Tik bozukluğu için üzerinde en çok klinik çalışma yapılmış olan ilaçlar dopamin antagonistlerinden haloperidol (1–5 mg/gün) ve pimozid’dir (2–10 mg/gün). Daha yeni ilaçlardan Risperidon ise dopaminerjik D2, serotoninerjik 5-HT2 ve alfa1-adrenerjik reseptörlere etkilidir. Risperidon’un (1-3mg/gün) ve ziprasidon’un (30 mg/gün) tikler üzerinde olumlu etki yaptığı bilinmektedir. Klasik ilaçlardan hemen hepsi işe yarar ancak bazı kalıcı yan etkiler açısından olanzapin gibi yeni kuşak ilaçlar da tercih edilmektedir.


Clonidin’in etkinliği tartışmalıdır. Dopamin antagonisti olmayan bir ilaç olup, la Tourette hastalığında tikler üzerinde olumlu tesiri olduğuna dair çalışmalar mevcuttur. Clonidin deri yamaları ve 0.1 mg tabletleri uygun bölünmüş dozlarda (0.15–0.2 mg/gün) verilebilir.

Tetrabenazine 1996 aralık ayında Kanada'da onaylanmış, ABD’de onaylanmamıştır. Postsinaptik dopamin blokerlerinden farklı olarak presinaptik vezikülleri azaltır.

Tedaviye dirençte ilaçların etkinliğini artırmak için: klonozepam veya transdermal nikotin eklenebilir. Fakat çift-kör çalışmalarda etkinlikleri onaylanmamıştır




DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAZI NOKTALAR

Tiklerin yerleşmesinde anne baba ya da öğretmen gibi çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolü önemlidir. Yetişkinler çocukta ortaya çıkan bu davranışlar nedeniyle kaygılanmakta ve çocuğun bu tür davranışlarını görebilmek için tüm davranışlarına dikkat etmeye başlamaktadırlar. Hatta sürekli uyararak çocuktan bu davranışlarını kontrol etmesini istemektedirler. Bu ise şu iki şekilde etkili olarak çocukta tiklerin yerleşmesine neden olacaktır. Birincisi çocuğa anne babanın kaygısı bulaşacak, çocuk bu davranışlarını kontrol etmeye çalışacak, sonuçta çocukta ortaya çıkan gerginlik ise tikleri doğuracaktır. İkincisi ise yine gergin, çocuğuna ayıracak zamanı kısıtlı olan ve bu kısa süre içinde onun davranışlarını değiştirmeye çalışan anne babaların tutumudur. Burada çocuk anne babanın azalan ilgisini bu belirti ile üzerinde tutmaya çalışır. Çünkü anne baba bu davranışları sergilediğinde ona zaman ayırmakta ve ilgilenmektedirler. Bu yüzden tik sorunu ile başvuran anne baba ve çocuğun tedavisinde öncelikle eğitimsel ve destekleyici yaklaşımlar ve gerektiğinde ilaç tedavisi önerilmektedir. Bu tedavi şekli ailenin ilişkilerini ve beklentilerini düzenlemede olumlu etkiye sahiptir. Özellikle aile ve çevresi çocuk ve ergendeki bu davranışları istemli ve kendilerini kızdırmak amacıyla yaptığı şeklinde yanlış olarak değerlendirmektedirler. Bu nedenle tikleri söndürme ve yok etmede aile ve öğretmen ile yapılan işbirliği büyük ölçüde yarar sağlar. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu ve destekleyici bir çevre sağlanabilir. Tersine çocuğun tikleri nedeniyle sürekli azarlanması ciddi zararlar verebilir. Çocuk otorite figürlerine olumsuz tavırlar geliştirebilir. Okula devam etmek istemeyebilir. Öğretmenin tik davranışlarına olumlu yaklaşması çok önemlidir.
Anne baba çocuğun karşısında yer alarak, sürekli onu davranışları ile eleştirmek yerine çocuğu anlamalıdır. Bu davranışlarının onun elinde olmadan ortaya çıktığını belirterek gerginliğini azaltmalı, çocuğa kaygısı bulaştırmamalıdır. Eğer çocuk tikleri ev dışı ortamlarda sergilemiyor, belirli durumlarda gösteriyorsa; tiklerin ortaya çıktığı durumların değerlendirilmesi gerekecektir. Ancak son durumda ilgi çekmek amacıyla yapıldığı düşünülerek çocuğa tümüyle kayıtsız kalmamak gerekmektedir. Burada da anne babanın birlikte geçirilecek kaliteli bir zaman ayırması tik belirtilerini söndürecektir. Gerginliğin arttığı ya da yoğun ilginin gösterildiği durumlar tespit edildiğinde gerginliğin azaltılması, destek ve ilginin çocuğun pozitif yönlerine kaydırılması, tiklerin ortadan kalkmasına yardımcı olur. Tikler sık sık yeniden ortaya çıkıyor, çocuğu rahatsız ederek arkadaş ilişkilerinde sosyal hayatında sorun yaratıyor, çocuğun kendine güvenini olumsuz etkiliyorsa, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı, ilaç tedavisi eklenmelidir.
Tikler çocuğun özgüvenini tehdit eder, sosyal uyumunu bozar. Tikleri olan çocuklar genellikle sosyalleşme konusunda ve arkadaş edinmede zorlanırlar. Çocuğun sosyalleşmesi için arkadaşlarıyla oyun ortamı yaratmasına ve ilişkide olduğu öğretmen, takım antrenörü, büyükanne gibi diğer yetişkinlerinden destek alınarak olumlu sosyal ilişkilere girmesine yardımcı olunabilir. Bu yetişkinlerin tiklerin doğası hakkında yanlış bilgiye sahip olmadığından emin olunmalıdır. Gerekirse bu kişilere çocuğun tikleri karşısında nasıl davranmaları gerektiği, çocuğun yaşayabileceği gereksiz stres ve maruz kalabileceği alaydan nasıl koruyabileceği hakkında bilgi verilmelidir.
Burada sayılan olumlu tutumlar tiklerin hemen tamamının yerleşmeden sönmesini ve bitmesini sağlayabilecektir. Tiklerin bir kısmı ise burada belirtilen olumsuz tutumlar ile ya da çocuk ve ergenin önerilen söndürme çabalarına karşın yerleşmekte ve uzun süre devam etmektedir. Çocuğu ve çevresini rahatsız eden tikler zaman zaman yeniden ortaya çıkıyor ve bu süre bir yılı aşıyorsa ilaç tedavilerinin bu çabaya eklenmesi önerilmektedir.
Anne baba ve öğretmenler çocuklarda ortaya çıkan tik bozukluklarında başlangıçta ya da burada önerilen çabalarının fayda etmediği durumlarda bir Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanına başvurarak gerekli beceri ve desteği alabileceklerdir

ÖNERİLER
• Çocuk 3-4 yaşına kadar bu davranışı devam ettiriyorsa anne baba tarafından görmezlikten gelinebilir. Ancak ilerleyen yaşla davranış ısrarlı bir şekilde devam ediyorsa, alışkanlık haline gelmeden kurtulmasına çaba harcanmalıdır. Çünkü müdahale ne kadar gecikirse, davranış o kadar yerleşir.
• Çocuğa sevildiği hissettirilerek, olumlu bir benlik algısı ve kendine güven duygusu geliştirmesi sağlanmalıdır.
• Çocuğu yeteneklerinin üstünde zorlamaktan, başkalarıyla kıyaslamaktan ve sürekli eleştirmekten kaçınılmalıdır.
• Çocuğu sürekli ikaz edip bu tiki yapmaktan vazgeçmesini istemek onu duygusal ve fiziksel yük altına sokmakta, bu da çocukta tiklerin devam etmesine ya da yeni tikler oluşmasına yol açabilmektedir.
• Ailedeki tüm bireylerin bu davranışı ön plana çıkartarak rahatsız olduklarını sık sık hissettirmeleri, tike bağlı kaygıyı arttırarak davranışı sıklaştırabilir.
• Ev ortamındaki çatışma ve gerginlikleri mümkün olduğu kadar azaltarak, çocuğun kendini güvende hissetmesi sağlanmalıdır.
• Korku ve gerginlik karşısında arttığı için konuyla ilgili sert tepki gösterilmemelidir.
• Tiklerin ne olduğu anne baba tarafından tam olarak öğrenilmeli ve çocuğunda öğrenmesine yardımcı olunmalıdır. Çocuk ne kadar bilgili olursa tikleriyle o kadar kolay başa çıkabilir. Anne baba ne kadar bilgili olursa, çocuğa tikleri konusunda ona o kadar yardımcı olabilir.
• Çocuğun arkadaş ilişkilerinde zorlanmasına neden olan sosyal beceri eksikliklerinin giderilmesi için çok küçük yaşlardan itibaren farklı sosyal çevrelere sokulması önem taşımaktadır (örneğin alışverişe götürmek, yaşıtlarıyla bir arada bulunmasına, sokakta oyun oynamasına izin vermek, anaokuluna göndermek).
• Çocuk tikleri bir süre durdursa dahi, bu tiklerin onun kontrolü altında olmadığı bilinmelidir. Anne babalar çocuklarının sık sık okulda bütün gün tiklerini kontrol altında tutup eve gelince bunları yaptıklarını dile getirirler. Çocuklar bütün gün okulda tiklerini bastırmak için çaba harcayıp yorgun düşerler. Ayrıca tikleri bastırmak tik dürtüsünü artırır ve çocuk eve geldiğinde bu dürtüyü kontrol edemeyeceği bir hale gelmiş olabilir. Bu durum aynı zamanda evin okula oranla daha güvenli bir ortam olduğu ve çocuğun bu davranışı saklama gereği duymadığı anlamına gelebilir. Evde artan tiklerin bir itaatsizlik olmadığı bilinmeli ve çocuk bu yüzden cezalandırılmamalıdır.
• Çocuklar alay edilmeye karşı korumalıdırlar. Bütün çocuklar evde ve okulda güvenli ve tehdit olmayan bir çevreyi hak ederler. Tik bozukluğu olan bir çocuk için bunun anlamı anne baba ve öğretmenlerinin çocuğun alay konusu olmaması konusunda aktif rol alması gerektiğidir. Tikler genelde diğer çocuklar için alay konusu olup bir eğlence kaynağı oluşturabilir. Kendisine alay edilmesine sinirlenen bir çocukta tiklerin sıklığı artabilir, bu da daha fazla alay konusu olmasına yol açabilir. Alaylar eğitim veya doğrudan müdahale ile engellenebilir. Çalışmalar tikler hakkında bilgilendirilen çocuklardan bazılarının alay etmeyi kestiklerini hatta başkalarının alay etmesini engellediklerini göstermektedir.
• Çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile öğrenme güçlüğü olup olmadığı konusunda inceleme yapılmalıdır. Çünkü dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, Tourette bozukluğu olan erkek çocukların %40’ında, başka tik bozukluğu olanların %25’inde görülmektedir. Öğrenme güçlüğü ise bu çocuklarda daha sık görülür. Çocuğun öğretmeniyle iletişimde bulunarak onun okuldaki başarısı hakkında bilgi alınmalıdır. Öğrenme güçlüğü veya dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna dair işaretler varsa gerekli önlemler alınmalıdır.

• Bunların dışında tiklere müdahalede çok yönlü yaklaşım gerekebilir. Aileye danışmanlık, çocuğa psikoterapi ve davranış tedavisiyle birlikte ilaç tedavisi de uygulanabilir.
Çocukta özel yetenekler var ise bunların desteklenmesi ve teşvik edilmesi tiklerin azalmasına yardımcı olur. Akut ve kronik stres etkenleri, tiklerin alevlenmesine neden olabilir. Benlik saygısını, okul, iş, aile ilişkileri ve sosyal ilişkileri konusunda yapılacak psikoterapi tiklerin şiddetini azaltmada olumlu etki yapar. Tiklerin, kişinin iş, okul, aile ve sosyal ilişkilerini bozması anksiyete ve depresyona yola açabileceğinden psikoterapi bu konuda da faydalı olabilir.


Doğrudan davranış değiştirmeye yönelik olarak aşağıdaki adımlar da önerilmektedir.

Alışkanlığı Tersine Çevirme Adımları

Bu yöntemde takıntılı bir alışkanlığı (tikler, tırnak yeme, parmak emme, vb.) kırmak için adımlar kullanılır. Oldukça basit olmasına rağmen, uygulanabilmesi için çocuğun en az 6-7 yaşında olması gerekir.
Uygulamayı nasıl gerçekleştireceğinize çocukla birlikte karar vermeli, çocuğunuzun bunu yapmaya istekli olduğundan emin olmalısınız.

Rahatsızlıkların gözden geçirilmesi
Çocuğunuzla birlikte bu alışkanlığın yol açtığı güçlükleri sıralayın. Çocuk niçin bundan kurtulmak istiyor?, Hangi durumlarda onun için probleme neden oluyor?.



Farkındalık eğitimi-ortaya çıktığı durumları saptama
Alışkanlığın ne zaman ve hangi durumlarda meydana geldiğini fark etmek, onu kontrol etmede ilk adımdır. İki tane çizelge hazırlayın. Birine siz, diğerine çocuğunuz ne zaman ve nerede takıntılı hareketi tekrarladığını işaretleyin. Bir hafta sonra çizelgelerinizi karşılaştırın.

Alternatif tepki
Bu yöntemde anahtar adım budur. Alışkanlığı durdurmak için çocuğunuzla birlikte takıntılı hareketi her tekrarladığında yapacağı bir şey üzerinde anlaşın. Bu öyle bir davranış olmalı ki dakikalarca yapıldığı halde başkalarına garip gelmesin, çocuğunuzun normal etkinliğini engellemesin ve takıntılı hareketin farkına varmasını sağlasın.

Aşağıda Azrin ve Nunn tarafından geliştirilen tablo bu konuda fikir verebilir.

Takıntılı Hareket Yerine Ne yapmalı?

TAKINTILI ALIŞKANLIK
ALTERNATİF ALIŞTIRMA

Parmak Emme
Yumruk Sık

Tırnak Yeme
Eşyayı Tut

Kirpik -Kaş Yolma
Eşyaları Tut

Kafa Sallama-Boyun kütürdetme
Boynunu Kas

* Düzeltici ve Önleyici Tepki: Alternatif tepkiyi öğrendikten sonra, bunu alışkanlığı yarıda kesmek ya da ortaya çıkışını engellemek için kullanmasını sağlayın.

* Bağlantılı Davranış: Takıntılı hareketten hemen önce yaptığı davranışı belirlemeye çalışın ve alternatif tepkiyi bir önceki bağlantılı davranışı durdurmak için kullanmasını sağlayın. Örneğin ikinizde tırnağını yemeye başlamadan önce ayaklarını sallamaya başladığını farkettiyseniz bu bağlantılı davranıştır.

* Gevşeme çalışması: Seçebileceğiniz bir sürü gevşeme tekniği vardır. Okul rehber öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.

* Toplumsal Destek: Bu destek çabalarını teşvik veya övgü olarak sizden veya yakın arkadaşından gelebilir.

* Deneme: Çocuğunuzu, alternatif davranışı her gün tekrarlayarak rutin hale getirmeye yönlendirin. Ayrıca takıntının ortaya çıktığı durumları düşünürken de alternatif tepkiyi denemesini önerin.

* Kayıt: Ne kadar ilerleme kaydettiğini görmek için günlük olarak alışkanlığın görülme sıklığını kaydedin.





ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK BAŞLICA TİKLER
• Göz kırpma
• Burun karıştırma
• Şaşı bakma
• Omuz silkme
• Baş çevirme
• Burun kıvırma
• Dudak yalama
• Dudak oynatma
• Dudak ısırma
• Kaş kaldırma
• Parmak oynatma
• Baş sallama
• Diş gıcırdatma
• Çömelme
• Zıplama
• Dokunma
• Elini koklama
• Nesneleri koklama
• Kendine vurma
• Cinsel organıyla oynama
• Bir nesneye vurma • Deri yolma
• Başı vurma
• Tüm gövdeyi döndürme
• Dil çevirme
• Sırıtma
• Öpme
• Yalama
• Öksürme
• Aksırma
• Boğaz temizleme
• Değişik sesler çıkarma
• Vızıldama
• Islık çalma
• Burun çekme
• Havlama sesi çıkarma
• Sövgülü konuşma
• Beddua etme
• Müstehcen konuşma
• Çiğneme sesi çıkarma
• horlama sesi çıkarma
• Mırıldanma

TOURETTE SENDROMU (Gilles de la Tourette)

Tourette sendromu (TS) veya Tourette bozukluğu DSM-III-R ve TS Sınıflandırma Çalışma Grubu tarafından şöyle tanımlanmıştır: birden fazla motor tik ve en az bir vokal tikin bir arada bulunması (aynı anda birlikte bulunması şart değil. Çok sayıda motor ve vokal tiklerle karakterizedir.), 12 aydan daha uzun sürmesi, artış ve azalmalar göstermesi ve 18-21 yaştan önce başlar. DSM-IV’de bazı kriterler değişikliğe uğramıştır.

TS önceleri nadir olduğu düşünülürken, artık oldukça yaygın olduğu kabul edilmektedir. Bu bozukluğun farkındalığın artışı ve nöropsikiyatrik bir bozukluk olduğu görüşü ilgiyi artırmıştır. Bozukluğun kesin sebepleri henüz açığa çıkarılamamıştır. Tanı için herhangi bir biyolojik testin olmaması, genellikle semptomlara dayalı tanı konmaktadır. Sadece tiklerin göz önüne alınarak tanının konması karışıklıklara yol açabilmektedir. Tiklerin Sebepleri; “alışkanlık”, “stres”, “emosyonel bozukluklar”, bazen “dikkat vermeyi gerektiren durumların sonucu” ve cinsel kötüye kullanımın sonucunda da olabilmektedir.
Son yıllara kadar tiklerin psikolojik orijinli olduğu düşünülüyordu. Şimdi ise kabul gören görüş TS’nin büyük oranda nörogenetik orijinli nörogelişimsel bozukluk olduğudur.
Tikler gün içinde sıklıkla ortaya çıkar ve kişinin toplumsal uyumunu ileri derecede bozar. Toplumda %oo 4-5 (bazı kaynaklara göre %1) oranında görülür. Motor tikler genelde 7 yaşından önce, vokal tikler ise 11 yaşlarında görülür. Başkalarının sözcüklerini tekrarlama ise en son ortaya çıkan belirtilerdir. Zaman içinde artma ve azalmalar gösterebilir. Vokal tikler boğaz temizleme, burun çekme gibi basit tiklerdir. Koprolali (küfür etme) gibi karmaşık tikler nadir görülür. Motor tikler basit tikler olabileceği gibi, karmaşık tikler de olabilir. Genellikle tikler sayılamayacak kadar sıktır. Dışarıdan peş peşe yapılan garip hareketler ve sesler olarak algılandığından rahatsız edici olurlar. Ayrıca dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu bu sorunla sıkça birlikte olur. Bu sorunda genetik yatkınlık fazladır.
Bu hastalığın görülmesi erkek çocuklarında kız çocuklarına göre üç kat daha fazladır.
Tourette hastalığı olan çocukların yaklaşık %50-60’ında obsesyona da rastlanmaktadır. Yapılan araştırmalarda iki hastalığın beyindeki benzer biyolojik mekanizmalardaki bozukluk ile oluştuğu fikri doğmuştur. Tiklerin yanı sıra obsesyon ve bunu düşünceden atmak için oluşturulan kompülsiyonlar (saplantı halindeki bir düşünceyi uzaklaştırabilmek için ortaya çıkan tekrarlar) çocuğun ve gencin hayatını oldukça zorlaştırır. Artık tiklerle birlikte obsesyon ve kompülsiyonlarla uğraşmak gerekmektedir. Zaman zaman tiklerle kompülsiyonlar birbirlerine karışabilir ve neyin tik neyin kompülsiyon olduğunu ayırt etmek güç olabilir.


TANI VE TANI PROBLEMLERİ

En son DSM-IV kriterlerinin bazıları, şu sebeplerden ötürü bu alanda çalışan uzmanlar tarafından eleştirilmektedir. Örneğin tiklerin 3 ay yok oluşu tanıyı ekarte ettirir. Halbuki TS’daki tiklerin artma ve azalma dönemleri vardır. Diğer bir kriter olan 1’den fazla motor tik olması ve en az 1 vokal şartıdır. Vokal tiklerde artık motor tik olarak kabul edilmektedir fakat vokal tikler (boğaz temizleme vb) motor değildir.

TS tipik olarak 5-7 yaşlar arasında başlar. Çoğu hasta tiklerini gerginlik gibi hoş olmayan duyumlar olarak veya vücudun özel kısımlarındaki artmış duyarlılık olarak tanımlarlar. Tikleri tanımak her zaman kolay olmamaktadır. Tikler, istemsiz hiperkinezilerden ayrımının yapılması gerekir. Göz etrafındaki kas seğirmeleri ve kas demetlerinin fasikülasyonları tik değildir. Ayrıca konuşmadaki takılmalar, manyerizm (kişide yer etmiş, alışkanlık olmuş, abartılı ve anlamsız istemsiz hareketler ve sesler) (otizmdeki gibi), mental sorunu olanlarda stereotipiler ve allerjideki hareketler karışabilir. Tik semptomları çok çeşitlilik gösterir. Tikler genellikle koordine kas gruplarında, nöbetler halinde gelmeye meyilli ani, stereotipik, istemsiz hareketler olarak tanımlanır. En sık tikler; aşırı göz kırpma (sıklıkla kısa süreli blefarospazmla birliktedir), boğaz temizleme, baş sallama ve yüz buruşması tarzındadır. Daha çok vücudun üst kısımlarında olur, gövde ve alt ekstremitede görülmesi daha nadirdir. Genellikle vücudun üst kısımlarından basit tik olarak başlar ve zamanla vücudun diğer kısımlarına yayılır. Koprolali (sosyal olarak uygunsuz konuşma, küfür), dramatik olmasına rağmen sık değildir. Tiklerin şiddeti ve sıklığı; heyecan, gerginlik, sıkıntı ile artar.



NEDENLERİ

Bu hastalıkta genetik yatkınlık fazladır. Tourette hastalarının yakınlarında obsesif kompulsif bozukluk ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna daha sık rastlanmaktadır. Tourette hastalarında da %60 oranında dikkat eksikliği ve hiperaktivite, %40 oranında da obsesif kompulsif bozukluk görülmektedir.

Beyindeki dopamin sisteminin bu hastalığın oluşumunda rol oynadığı belirtilmektedir. Dopamin sistemini baskılayan ilaçların tiklerde azalmaya yol açtığı, bu sistemi uyaran ilaçların ise tikleri artırdığı görülmektedir.

Bazı hastalarda enfeksiyon hastalıklarını takiben bu hastalığın ortaya çıktığı görülmektedir. Bu vakalarda bağışıklık sisteminin hastalığın ortaya çıkışında rol oynadığı düşünülmektedir.

BELİRTİLERİ

Sıklıkla 7 yaşlarında başlar. Ancak 2 yaşında semptomları ortaya çıkan hastalara da rastlanmaktadır. Bu hastalığın tanısını koyabilmek için belirtilerin 18-21 yaşından önce başlaması şarttır. Hastalığın belirtileri sürekli görülebilir veya zaman zaman ortaya çıkabilir. Motor tikler genelde yüzden başlar ve zamanla vücuda kollara, bacaklara yayılır.

Yüz kaslarında oynama, burnu kırıştırma veya hareket ettirme, göz kapaklarını kaldırma, göz kırpma, ağız bükme, dili dışarı çıkarma, baş sallama, omuzu, kolları ve bacakları sallama, sıçrama, esneme, iç çekme, koklama, emme ve yalama sesleri çıkarma, boğaz temizleme sesleri çıkarma gibi istemsiz sesler ve davranışlar görülür. Bu hastalarda tanı koyabilmek için motor ve vokal tiklerin bir arada olması gerekir.

Hastalık genelde unutkanlık, dalgınlık ve çabuk sinirlenme belirtileri ile ortaya çıkar ve bunu sıklıkla yüzde ortaya çıkan tikler takip eder. Birkaç yıl içinde de karmaşık tikler ortaya çıkar. Dikkat eksikliği hastalığın ilk belirtileri olmasına karşın obsesyon ve kompulsiyonların başlaması hastalığın ileri evrelerindedir.

Bu hastaların bir kısmında, ayrıca, aşırı ve abartılı irkilme (hiperekpleksi) ve karşısındakinin yaptıklarını aynen tekrarlama(ekopraksi) veya söyleme (ekolali) de görülebilir

Bu hastalığın tanısı konmadan önce benzeri semptomlar ortaya çıkaran başka bedensel ve ruhsal hastalıklar gözden geçirilmelidir. Hastalık tedavi edilmediği taktirde kendiliğinde alevlenmeler ve düzelmelerle devam eder ve genelde yaşam boyu sürer. Bazen bir tik ortadan kalkıp yerine yeni tikler başlayabilir. Hastalık uzun sürelidir ve buna bağlı olarak başka psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir. Belirtiler nedeni ile hastalar sıklıkla toplumdan dışlanır veya utanmaları nedeni ile toplum içine giremez. Buna bağlı olarak sosyal, akademik ve mesleki performansta düşme görülür.

AYIRICI TANI

TS tanısı koyma veya ayırt etmek için test yoktur. Tiklerin nadir gözlendiği durumlardan biri Wilson hastalığıdır. Serum bakırı, 24 saatlik idrar bakırı ve seruloplazmin bakılarak ayırımı yapılabilir.

Beyini etkileyen bazı durumlar TS benzeri (TS-like symptoms) semptomlara yol açabilir. Buna sekonder Tourettism de denmektedir. İlaçlara bağlı serebral toksisite, Huntington’s hastalığı, kafa travması ve ensafilitler TS benzeri (TS-like symptoms) semptomlara neden olabilmektedir. Nöroleptiklerin birden kesilmesi de akut çıkan tiklere yol açabilmektedir.

Son yıllardaki çalışmalarda ani veya birdenbire başlayan TS ve OKB’nin A grubu beta hemolitik streptokokların hücre duvarlarındaki M proteinine çapraz reaksiyon sonucu olabileceği ileri sürülmektedir. Bu durum streptokoklarla ilişkili pediatrik otoimmun nöropsikiyatrik bozukluk olarak adlandırılmaktadır (PANDAS: pediatric autoimmune neuropsychiatric disorder associated with streptococcal infections). PANDAS’da klinik gidiş fluktasyonlar gösterir. Sydenam Koresinde vokal tikler sıktır ve aynı etyoloji suçlanmaktadır.

PREVALANS

Unutulmamalıdır ki TS birçok psikiyatrik bozuklukla komorbidite gösterebilmektedir. Erkeklerde belirgin olarak daha sık gözlenir. Eğer kronik multipl tikler de dahil edilirse genellikle kabul edilen prevalansı %0.05 ‘dır. Zeitlin ve Robertson İngiltere’de 13-14 yaşlarında seçilmiş okul öğrencilerinde prevalansı %3 olarak bulmuşlardır. Oysa psikiyatri kliniklerine başvuru oranı yalnızca %0.03 idi. Bu bulgu şunu düşündürmektedir: kabaca 60 TS’li çocuktan 1 tanesi kliniklere müracaat etmektedir.

PROGNOZ

Bir kaç çalışmada gösterilmiştir ki; TS yaşam boyu süren bir bozukluktur. Geniş ölçekli çalışmalarda TS’nin semptomlarının zaman içinde artış ve azalmalar gösterdiği; yetişkin yaşama geçişte semptomların her 10 yılda sıklıkla azaldığı yönündedir. Tikler sıklıkla çocuklukta en şiddetlidir. Ergenlik döneminde artış gösterebilir. Çocuklukta tiklerdeki şiddetin derecesi ilerisi için gidişi belirlemez. Gidiş daha çok komorbid bozukluklarla ilişkili olmaktadır.

TS genetik mi?

Büyük olasılıkla major dominant gen vardır. Ancak kabul edilen bir gen hala tespit edilememiştir. Multipl genetik ve çevresel faktörlerin rol aldığı poligenik model şimdilerde kabul görmektedir.

TEDAVİ
Tourette hastalığının tedavisinde ilk seçenek ilaçtır. Hastalığın seyri esnasında tedaviden alınan sonuçlar değişken olabilir. Çocuklar sıklıkla ilaç tedavisinden yarar görürler. Ancak bu yararın oranı hastadan hastaya değişebilir. İlaçlara düşük dozlarda başlanır ve yarar sağlanmadığı durumlarda doz artırılır. Hastalık tedavi altında iken dahi alevlenme dönemlerinde rastlanabilir. Ergenlik döneminde hastalığın şiddetinde azalma gözlenebilir. Erişkin dönemde tiklerin tamamen ortadan kaybolduğu hastalar da vardır. İlaç tedavisi yanında hasta ve ailesinin Tourette hastalığı hakkında bilgilendirilmeleri de gerektir. Hastalığın oluş nedenini ve seyrini bilen çocuk ve ailesi tedaviye daha iyi uyum sağlayacaktır.


Tedaviyi sıklıkla komorbid durumlar belirlemektedir. Girişimde bulunmadan önce mutlaka çocuk, aile ve öğretmen görüşü alınarak değerlendirilme yapılması gerekmektedir.

DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu): DEHB %16-89 gibi yüksek oranlarda TS ile komorbid bulunmaktadır. Stimulanlarla DEHB tedavisi sırasında da akut olarak TS açığa çıkabilmektedir.

Stimulanlar hakkında en yaygın görüş; TS’li hastaların az bir kısmında semptomların artmasına yol açtığıdır, genelde etkisi yoktur, bazen de belirgin iyileşme yapabilmektedir. Diğer alternatif ilaçlar daha az etkilidir.

OKB: OKB genellikle TS de sık olduğu düşünülür, fakat Shapiro aynı görüşte değildir. OKB davranışları sık olmasına rağmen, tanı konacak şiddete ulaşmadığını belirtmektedir. Tiki olmayan OKB’lilerin daha fazla anksiyete yaşadıkları bildirilmektedir. Tedavide SSRI’lar, klomipramin ve davranışcı terapi uygulanır.

Diğer ko-morbid problemler: Tiki olanlarda öğrenme bozukluğu, uyku problemleri, impulsivite ve agresiviteye de sık rastlanır.

İlaç tedavisi bu hastalarda genelde faydalı olmaktadır. Tek başına psikoterapinin bu hastalarda yararlı olmadığı görülmüştür. Hastaların toplumsal uyumunu artırmak ve psikiyatrik sorunlarının çözülmesine yardımcı olmak için ilaç tedavisine psikoterapi eklenebilir.

Ailelerin ve okulun bu hastalık konusunda bilgilendirilmesi ve işbirliğine girmesi tedavi açısından önemlidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Tik Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     107 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Emdr Terapisti/ Evlilik / Eş / Aile Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,155 uzman makalesi arasında 'Tik Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 10 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutlu Evliliğin Pin ve Puk Kodları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2018
► Terk Depresyonu Nisan 2017
► Kendi Bedenine Güven(E) Meme (Panik Atak) ÇOK OKUNUYOR Nisan 2018
► Mahremiyet Bilinci Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:19
Top