2007'den Bugüne 73,524 Tavsiye, 24,406 Uzman ve 16,651 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Duygusal Hassasiyet ve Çözümü
MAKALE #16449 © Yazan Psk.Namık ACAR | Yayın Nisan 2016 | 1,407 Okuyucu
Bilimsel olarak insan biyo-psiko-sosyal bir varlık olarak tanımlanır.Burada insanın biyolojik,hissedişsel ve sosyal dünyalardan oluştuğu ve bu dünyaların da birbirleriyle etkileşim içerisinde olduğu vurgulanır.İnsanın biyolojik yapısında özellikle hormonların önemli davranışsal ve hissedişsel etkileri vardır.Bu nedenle insan duygularını tamamen hissedişler dünyasına hapsedemez.Öte yandan insan kendisinin dışındaki insanlarla,içinde yaşadığı toplumla çok yönlü iletişim ve etkileşimler içerisindedir.Bu nedenle yine insan duygularını sadece hissedişsel dünyası ile sınırlandıramaz,etrafındaki ilişkiler ve paylaşımlar dünyasıyla etkileşimlerini de muhakkak dikkate alırız.Tüm bunların yanında insanların yaşam algılarını oluşturan,iletişim ve etkileşim dünyalarında belirleyici bir özelliğe sahip olan içinde yetişilen kültürü de insan duygularının ortaya çıkması ve kullanılması açısından dikkate almadan edemeyiz.Demek ki insasnın duygu dünyası çok yönlü etkileşimlerin ortaya çıkardığı geniş ve kompleks bir yapıdır ve doğru yönetilemezse sorunlar yaratacağı da aşikardır.
Duygusallık nedir diye sorulacak olursa;duygusallık bir insanda hissedişsel dünyanın haddinden fazla aktif olması ve o bireyin yaşamında olması gerekenden yoğun belirleyiciliğe sahip bulunmasıdır.Duygusal duyarlılıklar soya çekim faktöründen bağımsızdır ve doğuştan sonra öğrenilen ve gelişen bir özellikler silsilesidir.Zaten duygusallığı hissedişsel dünyanın bir yönlü aktifliği veya yoğunluğu olarak da değerlendirmemek lazımdır.Çünkü insanların duygu dünyası oldukça geniş ve farklı parametreleri olan bir dünyadır.Gerçek anlamda duygusallık hissedişsel dünyadaki bütün parametrelerin aşırı yoğunluğu,duyarlılığı ve aktifliğinin bir sonucudur.
İnsanda duyguların olması değil sorun olan insanı duyguların yönetir hale gelmesidir.Aklı,mantığı ve bilgiyi geri plana düşüren ve duyguları öne çıkaran bu yoğunluk insanlar için hem yanlıştır hem de yıpratıcıdır.Yanlıştır çünkü insanlar hayatlarını akıl ve bilgilerin kullanılmasından yoksun ve ağırlıklı olarak duyguların kontrolünde yönetiyorsa yaşam sadece hissedişlere indirgenmiş olur ve normalin dışına çıkar.Yıpratıcıdır çünkü duygusal insanlar olayları duygusal hasssasiyetlerinin etkisiyle olduğundan ağır yaşarlar,yaşadıklarının etkisinden kolay kurtulamazlar,yaşadıklarının uzun süre etkisinde kalırlar ve daha önemlisi yaşanmış ve bitmiş bir olayla ilgili o olayı değiştirmesi imkansız bir sürü düşünce ve iç tepkiyle baş başa kalırlar.Bu durum o insanlar açısından zordur,yorucudur,yıpratıcıdr.Ancak tüm bunlar uzun süre insanların iç dünyasında saklanamaz ve zamanla ilişkilerine,yaşam algısına hatta tepkilerine yansırlar.Yani önce iç dünyada kopan fırtına zamanla iç dünyadan dışarıya yansır ve insanın kendisinin dışındaki ilişkilerinde de bir takım fırtınaların kopmasına yol açar.Tabiatıyla bu hale gelmiş bir duygusal hassasiyet sadece insanın iç dünyasında kendisinin yorulup yıpranmasına yol açmaz aynı zamanda yaşamına da yansır ve tüm ilişkilerinde iletişim çatışmalarına ve yıpranmalara sebep olarak bazı şeylerin erken tüketilmesine yol açabilir.İşte gelinen bu noktaya yaşamı ve insanı duyguların yönetmesi deriz.Kaldı ki insan duygularını yönetmezse zamanla duyguları tarafından yönetilir hale gelmektedir.Bunun yol açtığı bir sürü yoğunluk,yorgunluk,yıpranma ve ilişkilerde tükenmişlik insanların zamanla yaşamlarını normalin dışına çıkarır,ilişkilerini sağlıklı yönetememesine yol açar,psikolojik yorgunluk doğrurur ve bir çok psikolojik sorun hatta hastalığa sebep olur.
Elbette duyguları olmayan bir insan düşünemeyiz.İnsanlar duygularıyla vardır.Ancak unutmamalıyız ki duygular yaşamı olumlu ve olumsuz anlamda hissetmemize yarayan bir alemdir.Bu aleme yaşamı yönettirmek veya onu yaşamı yönetecek dominantlığa taşımak yanlıştır.Duygusallık veya duygusallaşma daha çok yaşamda duyguların yoğun kullanılmasıyla akıl, mantık ve bilginin geri planda tutlmasının bir sonucu olarak gelişir.Bilgiyi kullanmamak insanı bilmeyen noktasına oturtur,mantığı kullanmamak insanı düşünmeyen noktasına oturtur.Oysa bilmeden ve düşünmeden de insan olunmaz veya olunsa da insanca yaşanılmaz.Çünkü insanı diğer varlıklardan ayıran ve öne çıkaran en önemli özelliği öğrenmesi,düşünmesi yani aklıdır.Duygusal hassasiyet ise insanların bu melekelerini ya kullandırtmayan ya da eksik klullandırtan bir işleve sahiptir.Bu nedenle duyguların olmasıyla yaşamı yönetme ve karar alma süreçlerine haddinden fazla duyguların karıştırılması aynı şey değildir.Örneğin eş seçiminde sevgi önemlidir ama tek belirleyici olmamalıdır.Bir insan mantık süzgecinden geçirilip o insanda eş olması için aranan vasıfların olduğuna inanıldıktan sonra o insana bir yakınlığın,bir sevginin duyulması gayet normaldir.Çünkü burada ne istediğini bilen bir insanın karşısındaki insanda eşi olması için aradığı vasıfları görmesi ve bu nedenle o insana yakınlık duyması gibi akıl süzgecinden de geçirilmiş bir tercih vardır.Zaten bir şeyin akıl süzgecinden geçirilmesinden sonra duygu dünyasıyla buluşturulmasına bir itirazımız da söz konusu değildir.Ama bir insanın körü körüne hiç bir düşünce süzgecinden geçirmeden bir insana duygusal olarak bağlanmasını herhelde sağlıklı göremeyiz.Sevgi de bile sevilmişse neden sevdin diye sorulduğu an şu şu sebeplerle diye o insana yöneltilen sevginin sebepleri ortaya konulabilinmeli ve sevgi dayanaklı bir sevgi olabilmelidir.Ama biz psikolglar olarak mesleki pratiklerimizde seven ama neden sevdiğini sorduğumuzda bir türlü cevap veremeyip "bilmem sevdim işte" diye cevap veren insanlara rastlarız.Ne için sevildiğini bilmeyen insanla ne için sevdiğini bilmeyen insanın ilişkisinden mutluluk çıkar mı..?
Yaşamımızı etkileyen bir sürü değişken vardır.Bilim bunları Bağımlı değişkenler ve bağımsız değişkenler olmak üzere iki grupta toplar.Bağımlı değişkenler bizim yönetebildiğimiz değişkenlerdir ve yaşamın %30'na tekabül etmektedir.Bağımsız değişkenler ise bizim kontrolümüzde olmayan ama olduğunda da etkilendiğimiz değişkenlerdir ve yaşamın %70'ne tekabül ederler.Demek ki insanoğlu sürdürdüğü yaşamında zaten her şeye hakim değildir.Bir de hakim olabileceklerine hakim olamazsa o yaşamın o insanın ne kadar kendi yaşamı olabileceği,ne kadar o insanın kendi yaşamı olarak kalabileceği iyi düşünülmelidir.İşte burada kendi iç dünyamızda şekillenen hissedişsel dünyamız ve o dünya üzerindeki belirleyiciliğimiz son derece büyük önem kazanmaktadır.Sahip olduğumuz duyguları hiç birimiz bizim ve yaşamımızın sahibi noktasına getirmemeliyiz.
Peki bunu sağlamak ve duygusal dengeleri kurmak için ne yapılmaldır.?En önemli önceliklerden birisi yaşamı yönetir iken ve karar alır iken akıl,bilgi ve istişare dediğimiz başkalarına danışma olayını aktif halde kullanmalı ve her şeyi duygu dünyasında değerlendiren bir insan alışkanlığı oluşturmamaya özen göstermeliyiz.Bunun yanısıra yaşamı tek duygular gözüyle okumamalı,duygularımıza olması gerekenden geniş yaşamımız içerisinde hareket alanı ve etki sahası bırakmamalıyız.Bu da önemli ölçüde yaşamı bilgi ve tecrübelerden oluşan bir ilkeler ve prensipler silsilesine oturtabilmekle sağlanabilmektedir.Unutmayalım ki duygularımıza açık alan bırakırsak hemen oraya akıverirler.Bu nedenle duygusal yoğunluklar çoğunlukla insanların kendi alışkanlıklarının yol açtığı ve haddini aşarak onların yaşamlarını yönetmeye yeltenen bunu yaparken de o duyguların sahibi olan insanı haddinden fazla hırpalayan bir şartlanmalar silsilesidir.Zamanla insanı duygularına ve yaşamına egemen olmaktan çıkardığı da unutulmamalıdır.
Peki ne olmalı..?Öncelikle yaşam akıl,bilgi yöntem ve duyguların iş birliği ile yönetilmelidir.Duygulara tek başına öne çıkma imkanı verilmemeli,böyle bir alışkanlığa zemin açılmamalıdır.Yaşamı melekelerin işbirliği ile yönetmek tercih edilmeli,yaşamın duygularca yönetilmesine izin verilmemelidir.Bu saydıklarım duygusal yoğunluk problemi henüz yaşamayan insanların o soruna düşmemek için alabilecekleri önlemlerdir.Bir de artık duygusal yoğunluğun pençesine düşmüş,duygularını yönetemeyen hatta duygularınca yönetilen ve bu yüzden depresyon gibi,tükenmişlik sendromu gibi,duygu durum bozukluğu gibi aşırı alınganlık gibi,ilişki çatışmaları gibi sorunlar yaşayan insanlar vardır.Bu insanlar için en önemli çıkış yolu bu duygusal koşullanmışlıklardan kurtulmak için deneyimli bir psikologtan yardım almak ve duygularını önce dengeleyip sonra onları yönetmeyi öğrenmektir.Sevgiyle...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Duygusal Hassasiyet ve Çözümü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Namık ACAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Namık ACAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Namık ACAR Fotoğraf
Psk.Namık ACAR
Kocaeli
Psikolog
KLİNİK PSİKOLOG-PSİKOTERAPİST-EVLİLİK TERAPİSTİ-CİNSEL TERAPİST
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Namık ACAR'ın Makaleleri
► Üç Duygusal Beceri: Duygusal Zeka,aleksitimi,empati Yrd.Doç.Dr. Psk.Şükriye VAROL
► Stres ve Çözümü Psk.Dnş.Halil İbrahim ÇABUK
► 4+4+4 Okula Uyum Problemi ve Çözümü Psk.Sinem Gül ŞAHİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,651 uzman makalesi arasında 'Duygusal Hassasiyet ve Çözümü' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Öfke Kontrolü Ekim 2017
► Güven Sorunu Nisan 2017
► Psikolojik Yorgunluk Ekim 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:34
Top