2007'den Bugüne 86,339 Tavsiye, 26,852 Uzman ve 19,190 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Stres Yönetimi ve Öfke Kontrolü
MAKALE #16568 © Yazan Psk.Namık ACAR | Yayın Nisan 2016 | 2,587 Okuyucu
İnsanın iç dünyasında hissettiği sebepli sebepsiz tüm gerilimlere "stres",stresin olağan üstü bir tepkiyle bir başka insana yansıtılan şekline de "öfke" deriz.Normalde sters ve öfke insanın doğasında var olan duygulardır.Bu nedenle varlıkları aşırı yoğun olmadıkları sürece boşuna sorgulanmamalıdır.Çünkü insan kendisine göre retleri ve kabulleri olan bir varlıktır.Bu nedenle her şeye eyvallah demesi,hiç bir şeye kızmaması bir insandan beklenmez ve beklenmemelidir.Çünkü içsel ve dışa dönük tepkiler bir yerde de insanın var olduğunun,yaşadığının ve yaşamında olup bitenlere canlı bir tepki geliştirdiğinin göstergesidir.Burada önemli olan ölçüdür.Bir insanda stres ve öfkenin olması değil.Çünkü stres bir insanın hissedişselliğinin çalıştığını,öfke ise tepki ve savunma mekanizmalarının çalıştığını gösterir.Ayrıca hiç bir şeyden etkilenmeyen,hiç bir kaygı duymayan,hiç bir tepki geliştirmeyen insanı psikolojik olarak da normal kabul etmek olası değilidir.Bu nedenle insanda demeliyiz ki öfke ve stres olmalı ama doğru yönetilmelidir.
Peki insanlarımız stres yönetimi ve öfke kontrolü noktasında ne durumdadır.Maalesef iyi bir durumda olmadığımız bir gerçektir.Bunun da kaynağında toplumsal kültürümüz,bu kültürün bize yüklediği bireysel olamayan ve her türlü etkileşime açık müşterek yaşam kültürü bulunmaktadır.Kendisi olma,kendisi için yaşama bizim ülkemizde bırakın kabul görmeyi bencillikle eleştirilen bir yaşama biçimidir.Oysa insanların etkileşim yönünden birbirlerine yapışık yaşamaları birbirlerinin sorunlarından çok fazla etkilenmelerine,psikolojik yorgunluklarının sadece kendi sorunlarından kaynaklanmamasına ve sadece kendilerini kendilerine sorumlu hissederek yaşayamamalarına yol açmaktadır.Psikolojik anlamda bu aslında bir insana fazla yük yüklemek ve fazla yüklenmek anlamına gelmektedir.Sonuçta bu hissedişsel yapının kendisini yakın hissettiği herkesin sorunlarından olumsuz etkilenecek olması nedeniyle önce psikolojik yorgunluğa ,sonra aşırı duyarlılaşmaya ve bir süre sonra da stres yönetimi ve öfke kontrolünde bocalamaya yol açacağı aşikardır.
Nitekim genelde psikolojik yönden savunma mekanizmalarını aşırı kullanan,teyakkuz halinde yaşayan ve olaylara normal dışı veya normal üstü tepkiler veren insanlarımız çoğunluktadır.Bu kültürel kodlarla yerleştirilen aşırı sorumluluğun ve hissedişsel havzanın genişliğinin tabii bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.Son yıllarda ülkemizde insan ilişkilerinde aile içi ilişkilerde,kadın-erkek ilişkilerinde giderek artan bir sorun trafiği vardır.Bu nedenle depresif hastalıklar çok fazla artmış,ilişki sorunları çok yükselmiş ve antidepresan ilaçlar çok yaygın kullanılan ve en çok tüketilen ilaçlar arasına girmiştir.Daha yetiştirilir iken insanlarımıza ne istediği,istediğini talep etmesi değil de "el neder ar neder" sözcükleriyle kendisini kendisi dışındaki belirleyicilere göre ayarlaması öğretilmektedir.Bu öğreti aynı zamanda bilimsel açıdan insanın şahsi doğasının oluşması ve ortaya çıkmasına engel olmakta ve beraberinde bir sürü sorun getirmektedir.Ancak olayları neden-sonuç bağıntısıyla yeterince sorgulayan bir toplum olmadığımızdan aynı yanlışlar maalesef kuşaktan kuşağa aktarılmaya da devam etmektedir.
Aslında insan normalde bir kişidir.Bir kişilik gücü ve taşıma kapasitesi vardır.Ona birden çok insana duyarlı olmasını öğretir,kendisini öne çıkarmasını engeller ve onu kendi yaşamak istediği biçimden uzaklaştırırsanız böylesi insanların yaygınca yaşadıkları birinci problem istediği gibi yaşayamamak kaynaklı "mutsuzluk sendromu"dur.Bu epey bir süre devam ettikten sonra "tükenmişlik sendormu"na dönüşür ve daha sonra da "depresyon"a dönüşür.Mesleki pratiğimizde de görüyoruz ki maalesef bir çok insanımız bu kıkacın içerisinde yaşıyor.çünkü insanlarımıza kendi bireysel yaşamlarında etken olmaları değil de edilgen olmaları öğretiliyor.Bu edilgenlik ise olaylara itirazlarını yerli yerinde koyamayan,pasif ve agresif etkileşim olasılığını arttıran ve tepkiyi dışa vuramadığı için de içinde biriktiren bir yaşam karakteri ortaya çıkarmaktadır.Sonra da ortaya tepkilerini ölçülendiremeyen,psikolojik yönden yorgun,stresi yoğun,öfkesi patlama olarak dışa vurulan bir insan yapısı ortaya çıkmaktadır.Bunların bir insanın kendisiyle,yaşamla ve diğer insanlarla ilişkilerine olumsuz yansımaması imkansızdır.İnsan biraz da çevresinden sevgi,saygı,anlayış ve kabulgörü görerek beslenir.İnsan psikolojisinin olumlu gıdaları bunlardır.Ama bu gıdaları yeterince alamadığı gibi hep beklenti içinde davranılan,hep başkalarını da düşünmesi istenen ve pek kendisini hatırlamasına müsaade edilmeyen bir insanın önce yaşamdan yeterince beslenememesi sonra algılarının bozulması ve daha sonra da tepkilerinin ölçüsüzleşmesi aslında doğaldır.Biz başka makalalelerimde de fırsat buldukça vurgulamışımdır ki hayatı "dengeler kurma ve dengeleri yönetme sanatı" olarak tanımlarız.İşte bu dengelerin oluşması için önce insanın alması gerektiği kadar alması sonra vermesi gerektiği kadarını vermesi gerekir ve böyle beklenmelidir.Ama vermeye gelince az verilen,almaya gelince fazla istenilen bir toplumsal etkileşim düzeni içerisinde yaşadığından bir çok insanımız maalesef önce erken psikolojik yorulma,sonra erken tükenme ve en son da ölçüsüz tepkisellik sorunlarıyla boğuşmak zorunda kalmaktadır.Bu nedenle önce farkındalık oluşsun diye vurgulamalıyım ki insanlar bireysel alanlarına bizim toplumuzda oldukça duyarlı sahip çıkmalı,olmayanın veya kendisine lazım olanın kimseye verilmeyeceğini öğrenmelidir.Yaşamdan doğru beslenmeyen insanın bir süre sonra yoğun stres taşır hale geleceği,yoğun stres taşır hale geldikten sonra da o stersi yönetmekte zorlanacağı aşikardır.Stresini yönetmekte zorlanır hale gelmiş bir insanın tepkilerini yönetmesinin de zorlaşacağı bu nedenle öfkelerinin daha çok bir patlama olarak ortaya çıkacağı da bir gerçektir.Akşamdan sabaha toplum değişmeyeceğine göre bu toplumsal yapının içinde yaşayan insanların alacağı ilk önlem yaşamlarıyla kendi aralarında doğru bir doyum ve menuniyet bağı kurmaya çalışmaları ve ölçülü bir ben merkezcilikle yaşamlarını yönetmeye yönelmeleridir.Basit bir örnekleme ile sevgisiz kalırsanız kimseye sevgi veremezsiniz ama sevginiz olursa paylaşmanız gerekenlerle o sevgiyi paylaşabilirizsiniz.Çünkü paylaşım ancak ve ancak olanla yapılır.olmayan bir şeyin zaten paylaşılması da olası değildir.
Kimse kendisini bir kenara bırakıp çocuk yaşlarında öğretilen fedakarlık motuna girerek başkaları için yaşamamalıdır.Çünkü kendisi için ve kendisi gibi yaşayamayan insanların hayatı kendi hayatları olmaktan çıkmış olur.Böylesi bir hayattan kimse kendisi olarak doğru beslenemez ve kimseye de uzun süre verici olamaz,verici kalamaz.Zira hoşnut olmayan insanın hoşnutluk dağıtması beklenemez.Yaşamdan hoşnutluk ise kişiseldir ve bir bireyin yaşamından hoşnut olabilmesi için önce kendisi olması,kendisi gibi yaşaması gerekmektedir.kendi öncelikleri tamamlandıktan sonra insanlar için başkalarına sıra gelir,o zaman da kim için güç ve imkan dahilinde ne yapılacaksa yapılır.Ama yaşamdan kendisini besleyememiş insanların hep başkalarını beslemelerinin önce bir tükenme,sonra da bir psikolojik tıkanma yaratacağı aşikardır.
Tabiatıyla stersini doğru yönetmek ve öfkesini kontrol edebilmek isteyen insanların işe önce kendilerinden,kendi yaşam tarzlarından başlamaları gerekir.Stres yönetimi ve öfke kontrolüğ ile ilgili sorunlar kimi insanların dünyasında diğer insanlarla,karşı cinsle veya eşle de sorun yaşanmasını tetikleyebilmekte,iletişim çatışmalarına yol açabilmektedir.Dolayısıyla stres yönetimi ve öfke kontrolü sorunlarında psikolojik yardım alınması yaşam içerisinde yaşanan tahribatın daha çabuk atlatılmasına ve sorunun daha çabuk çözülmesine yol açacaktır.Sevgiyle...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Stres Yönetimi ve Öfke Kontrolü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Namık ACAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Namık ACAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Namık ACAR Fotoğraf
Psk.Namık ACAR
Kocaeli (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Namık ACAR'ın Makaleleri
► Öfke Kontrolü (Öfke Yönetimi) Psk.Seda BOYACIOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,190 uzman makalesi arasında 'Stres Yönetimi ve Öfke Kontrolü' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Korkulara Esir Olma Ocak 2021
► Duygusal Boğulma Kasım 2020
► Yaşama Tutunmak Eylül 2020
► Pandemi ve Psikolojimiz Temmuz 2020
► Kontrol Bozuklukları Ekim 2019
► Teknoloji Bağımlılığı ÇOK OKUNUYOR Ekim 2019
► Evlilik Olgunluğu Mart 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:41
Top