2007'den Bugüne 81,700 Tavsiye, 25,946 Uzman ve 18,152 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Histrionik Kişilik Bozukluğu
MAKALE #16616 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Mayıs 2016 | 13,032 Okuyucu
Histrionik Kişilik Bozukluğu göreceli olarak yakın zamanda ortaya atıldı. Uzun bir zaman boyunca bu hastalık kökenini "histeri" kavramından alan "histerik kişilik bozukluğu" olarak bilinirdi. Histeri 4000 yılı kapsayan uzun bir tarihe sahiptir. Bu terimin kullanılışı tartışmalıdır ve histeri kavramı feministler tarafından kadınların problemlerini küçümsemek için cinsiyetçi bir etiket olarak (kolay açıklanamayan şikayetler sergilediklerinde veya aşırı görünen isteklerde bulunduklarında) sık olarak kullanıldığı için reddedilmektedir.

"Histeri" terimi, konversiyon bozukluğu, Briquet Sendromu (Somatizasyon bozukluğu ilk kez 1859 yılında Paul Briquet tarafından tanımlanmış olmakla birlikte, 1951 yılında "Briquet Sendromu" adıyla tekrar gündeme gelmiştir. DSM III'e kadar yaklaşık 30 yıl boyunca tablo “Briquet Sendromu" olarak isimlendirilmiştir.), kişilik bozukluğu, kişilik özelliği ve belki de en yaygın olarak tedavisi zor olan ve kolay heyecanlanan kadın hastaları tarif etmekte kullanılan aşırı stres kaynaklı kontrol kaybı gibi çok çeşitli olgulara referans olarak kullanılmaktadır.

Histeri kavramı, ’rahmin vücut içerisinde başıboş bir şekilde gezindiğini ve geçici olarak bir yerde kalıp burada histerik semptomları ürettiğini’ söyleyen bir Mısır inancıyla başladı. Tedavi vajinayı hoş kokulu veya değerli maddelerle kutsayıp buharla dezenfekte ederek rahmi cezbedip eski yerine çekerek veya kötü kokulu, zararlı maddelerin içe çekilmesi veya ilaçlanmasıyla yeni yerinden ait olduğu yere doğru takip ederek yapılırdı. Hipokrat’ın 2400 yıl önce tanımlamış olduğu histeri tanımına yönelik Hipokratik reçeteler, doktorların histerik hastalarına sık biçimde önerdikleri evlilik ve çocuk doğumunu içerirdi. 19. y.y.’da Charcot ve Janet histeri kavramıyla konversiyon arasında ilişki kurmuşlardır. Psikanalitik kuram, hastalığın kökenlerine Freud'un histerik semptomları açıklamasıyla sahip olsa da, Freud'un birincil ilgi odağı konversiyon türü histeriydi, sadece histerik kişilik özellikleri değildi. Eski psikodinamik tanımlar, çözümlenmemiş Ödipal çatışmaların bu bozukluğun birincil belirleyicileri olduğunu, en karakteristik olarak "bastırma" mekanizması ile görüldüğünü vurguladılar. Bastırılmış cinsel duyguların açığa çıkarılmasının tedavi sağlayacağına dayanan inanç, histerinin erken analitik tedavisini, abreaksiyonu (duygusal boşalma) kolaylaştıran hipnozu ve telkinleri kullanmayı içeriyordu. Daha sonra, iç görü ve abreaksiyonu sağlamak için Freud, serbest çağrışım ve dirençle aktarımın yorumlanmasını ekleyerek metodunu geliştirdi. Histerinin tedavisi psikanalitik metodun kökeni olarak karakterize edilmekle birlikte, bu tedavi yaklaşımının ampirik ve kontrollü olan birkaç çalışması basılmıştır.

Marmor (1953), histerik kişiliğin temelde fallik değil oral evrede duraklamaya uğrayıp uğramadığı şeklindeki hastalığın daha ısrarcı ve ilkel bir bozukluk olduğunu öne süren bir soruyu gündeme taşıyarak klasik psikanalitik yaklaşıma meydan okudu. Birçok psikanalitik düşünür, histerik kişiliğin yelpazesindeki farklılaşmayı önererek bu iki görüş arasında bir uzlaşmaya vardı.

Chodoff ve Lyons (1958) Histrionik kişilerin ‘kadınlığın karikatürünü’ sergilediklerini, Histrionik ve histerik kişilik bozuklukları tanısının daha çok kadınlarda kullanıldığını belirtirler. Bunun nedeninin toplumdaki cinsiyet rollerinden kaynakladığı görüşündeydiler. Chodoff bu hastaların aniden yalancı iç görü kazanabilmelerine dikkat çekmiştir. Ancak bu iç görü gelip geçicidir ve kalıcı etkisi sınırlıdır. Bunun nedeni bilişsel olarak bulanıklığa ve unutmaya yatkın olmaları ve beraberinde terapistin gözüne girmeye çalışmalarıdır. 1958’de histerinin 5 ayrı şekilde kullanımının olduğu görülmüştür: A- Bir kişilik ya da karakter tipi, B- Bir konversiyon tepkisi, C- Fobi ve anksiyeteyle karakterize psikonörotik bir bozukluk, D- Altta yatan psikopatolojik örüntünün özel bir tipi, E- Bir tür hakaret. Shapiro(1965) içeriğinden bağımsız olarak izlenimci, karmaşık, global (bir biliş olarak) histeriğin genel bilişsel tarzını yazdı. Bilişsel ve davranışçı kuramcılar arasında Beck (1976) histerinin bilişsel kavramsallaştırmasını sundu, fakat histeriyi Histrionik Kişilik Bozukluğu yerine konversiyon histerisi olarak inceledi. Amerikan Psikiyatri Derneği (1980) DSM II ‘te "histeri" terimine, tanı da yaşanan karışıklıktan dolayı (ve olası cinsiyetçi çağrışımları azaltma çabasıyla) yer vermedi. Bunun yerine somatizasyon bozukluğu, konversiyon bozukluğu, hipokondri, dağılmalı bozukluklar ve histrionik kişilik bozukluğunun farklı kategorilerine işaret etti. Daha sonra DSM – III’te ilk anlamı korunarak histrionik kişilik bozukluğu adı altında yeniden yer almıştır. Ayrıca farklı tanımlamalar da yapılmıştır. ‘Histeroid ve infantil karakterler’ olarak duygusal açıdan dengesiz olan ve özellikle borderline kişilik bozukluğu tanısına uyan bir grup hastayı tanımlamakta kullanmışlardır. Psikanalitik tedavilere değişik yanıt vermeleri açısından bakıldığında bir araştırmacı, -iyi histerik, -histerik özelikler gösteren depresif karakter ve -iyi sanılan histerik diye histrionik kişilik bozukluğunu üçe ayırmıştır. DSM –III ‘teki bulunan histrionik kişilik bozukluğunun çoğu ölçütü DSM-III–R ‘de yer almamıştır. Manüplatif intihar girişimleri, borderline kişilik bozukluğuyla karışmasını engellemek için kaldırılmıştır. Daha önce DSM- I ‘den çıkarılan uygunsuz, baştan çıkarıcı davranışlar ölçütü yeniden eklenmiştir. Aşırı derecede dışavurumcu ve detaydan yoksun konuşma biçimi diğer bir eklenen ölçüttür. Temoshok ve Heller (1983) "histeriyi" izlenimci, değişken, dağınık, sabit olmayan ve yüzeysel olarak görünen ilgili çeşitli fenomenlerle belirlendiği kadar tanı koyma etiketi olarak da tanımladılar. Turkat ve Maisto (1985) onun problemlerini dikkat için aşırı bir ihtiyaç ve diğerlerinin dikkatini çekmeyi başarmak için uygun sosyal becerileri kullanmada başarısızlık" şeklinde formüle ettiler.

Millon (1996) Histrionik Kişilik Bozukluğu'nun biyososyal öğrenme kuramını referans alan bu bozukluğu aktif-bağımlı kişilik örüntüsü olarak gören bir yaklaşım sundu. Theodore Millon Histrionik Kişilik Bozukluğu’nun 6 alt tipini tanımladı: 1- Yatıştırıcı (Appeasing) 2- Canlı, neşeli, hayat dolu (Vivacious) 3- Şiddetli, çalkantılı, fırtınalı (Tempestuous) 4- Kurnaz, iki yüzlü, samimi olmayan (Disingenuous) 5- Yapmacık, abartılı, dramatik (Theatrical) 6- Olgunlaşmamış, çocuksu (Infantile)

Kernberg’in Borderline Kişilik örgütlenmesi tablosunda Histerik yapı nevrotik düzlemde yer alırken Histrionik Kişilik Bozukluğu High Borderline Kişilik Örgütlenmesi sınıfında tanımlanmıştır. Kernberg histerik yapının histrionik kişilik bozukluğundan daha olgun bir yapı olarak tanımlamıştır. Yani Kernberg’e göre histerik yapı, histrionik kişilik bozukluğunun daha fonksiyoneli ve daha az aşırı versiyonudur. Özetleyecek olursak; Histeri, Hipokrat tarafından tanımlandığından beri genel tıp ve psikiyatrinin en çok tartışılan konularından biri olmuştur. Zaman içinde kadın cinsiyeti ile ilişkilendirilen “histerik kişilik” kavramı ortaya çıkmış ve damgalamadan kaçınmak amacıyla tanı sistemlerinde yerini “histrionik kişilik” terimine bırakmıştır. Ancak halen psikanalitik kuramcılar sağlıklı-olgun histerik ve sağlıksız-infantil histerik-histrionik kişilik biçiminde iki farklı tanımlama yapmaktadırlar. Bazı yazarlar ise histerik ve histrionik kişiliği iki farklı bozukluk değil de, aynı devamlılığın farklı noktalarındaki bozukluklar olarak kabul etmektedir. Öte yandan, disosiyatif bozukluk, konversiyon ve somatizasyon bozukluğu başlıkları altında toplanabilen “histeri” ve “histerik kişilik” terimlerinin artık bırakılması gerektiği de savunulmaktadır.

HİSTRİONİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU TANI ÖLÇÜTLERİ

Histrionik Kişilik Bozukluğu (HKB) Amerikan Psikiyatri Derneği'nin Teşhis ve İstatistik El Kitabı olan DSM’de Küme B (dramatik, duygusal, ya da düzensiz) Kişilik Bozukluğu olarak listelenmiştir: Histrionik Kişilik Bozukluğunun DSM-IV-TR. Tanı Kriterleri: Aşağıdakilerden beşinin(ya da daha fazlasının) olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntü: 1- İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olurlar, 2- Başkalarıyla olan etkileşimi çoğu zaman uygunsuz bir biçimde cinsel yönden ayartıcı ya da baştan çıkarıcı davranışlarla karakterize edilir, 3- Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergilerler, 4- İlgiyi üzerine çekmek için sürekli olarak fizik görünümünü kullanırlar, 5- Aşırı bir düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimleri vardır, 6- Kendini dramatize etme, yapmacıklık ve duyguların aşırı abartılmış dışavurumu, 7- Telkine yatkınlık, yani başkalarından ya da olaylardan kolay etkilenme, 8- İlişkilerin, olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünme.

1.İlgi odağı olmadıkları durumlarda rahatsız olurlar. Sürekli ilgiyi üzerlerine çekmek isterler. İlgisizliğe tahammül edemediklerinden, ilgiyi üzerlerine çekmek için her yolu kullanırlar. Başkalarını etkilemek ve övgü almak, hastalık için kilit noktadır. Günlük yaşantılarında dikkatleri üzerlerine toplama isteği ile hareket ederler ilgi görmemek onlar için bir yıkımdır. Kendilerine güvenleri onayın sürekliliğiyle ilişkilidir. Tanıdıklarının olduğu ortamlarda, sürekli konuşarak, bir şeyler anlatarak bunu yapmaya çalışırlar, ama mesela, otobüs, vapur gibi yerlerde bu imkanı bulamadıkları zaman, bir şekilde gürültü çıkararak ya da yanlarındaki kişiyle yüksek sesle konuşarak, kahkahalar atarak herkesin kendisine bakmasını sağlamaya çalışırlar. İlgisiz kalamadıklarından, tanımadıkları insanlarla tanışıp, onun kendisiyle ilgilenmesinin bir yolunu bulmaya çalışırlar.

2.Başkalarıyla olan etkileşimleri çoğu zaman uygunsuz biçimde cinsel yönden ayartıcı ya da baştan çıkarıcı davranışlarla belirlidir. Sürekli birileriyle flört ederler. İlgi çekmek ve başkalarının kendisiyle ilgilenmesini sağlamanın en kolay yollarından biri olduğu için, seçicilik ya da beğenip beğenmediklerine aldırmaksızın, hemen herkesle flört ederler. Histrionik kişilik bozukluğu vakalarının tedavi başvuruları genellikle evlilik ya da ilişkilerindeki bu özelliklerinden kaynaklanan sorunlar dolayısıyla olur. Mesela, evli ya da ciddi bir ilişkisi olmasına karşın, eşi ya da sevgilisi yanında olmadığı zaman birinin kendisiyle ilgilenmesini sağlamak için, kısa süreli ve rastgele ilişki kurarlar. Hatta rastgele cinsel ilişkiye geçerler. Bu herkesle flört etme ve cinsel yakınlık kurma davranışlarının, cinsel arzuları ile bir ilgisi yoktur. Çoğunda, uyarılma ve orgazm sorunları başta olmak üzere, cinsel işlev bozukluğu görülür. Cinsel yakınlık, onlar için sadece, ilgi ve şefkat görme gereksinimleri için ödedikleri bir bedeldir. Cinsel yönden kışkırtıcıdırlar. Histrionikler cinsel çekiciliklerini, dikkat çekip ilgi görmek için bir araç haline getirmektedirler. Erken yaşlarda, cazibenin başkaları üzerinde denetim sağlamakta, ihtiyaçlarını giderme konusunda işlevselliğini keşfederler. Engellenme ve reddedilmeye bu konuda da dayanamazlar. Histrionikler için duygu sömürüsü hastalık için nasıl bir temel unsursa cinsel kışkırtıcılıklarını kullanmaları da aynı şekilde bir temel unsurdur. Kadınlar; cezbedici ya da cilveli, erkekler ise; daha çok başkalarını övmede cömert ve fırsat buldukça baştan çıkarıcı davranışlarda bulunurlar.

3. Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergilerler. Duyguları çok kolay değişir. Gülerken ağlayabilir ya da ağlarken gülmeye başlayabilirler. Dışavurumları ve tepkileri abartılıdır.

4. İlgiyi üzerine çekmek için sürekli olarak fiziksel görünümlerini kullanırlar. Renkli, dikkati çeken, dekoltesi ya da yırtmacı çok açık kıyafetler giyerler. Her zaman bakımlı olmaya özen gösterir, saçları hep yapılı dolaşırlar, büyük parlak aksesuarlar takar, renkli dikkat çeken makyajlar yaparlar. Günün önemli bir bölümünü fiziksel görünümleri ve bakımları ile ilgili olarak geçirirler. Kıyafet ve aksesuar alışverişi, makyaj yapma gibi konularda gereğinden fazla zaman ve para harcayabilirler, çok fazla kullanmadıkları kıyafetle dolu bir gardırop buna açık bir örnektir. Yaşamlarını kendi başlarına sürdürmek için gerekli temel yetenekleri edinemedikleri gibi sırf görünüşleriyle takdir, kabul görmeye çalışırlar. Bu yüzden rekabetçilik yaşamlarına çok uzak bir kavramdır.

5. Aşırı bir düzeyde, başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimleri vardır. Histrioniklerin dikkatleri üzerlerine çekerek ilgi görmek, iltifat almak için başvurdukları yöntemler belirgindir. İletişim esnasında en belirgin olan özellikleri olayları büyüterek ve dramatize ederek acınası bir durumdaymış gibi gözükmek, tepki ve mimiklerini abartılı şekilde ortaya koymak, konuşmalarında sık sık dramatik vurgular yapmaktır. Başkalarına bir şey sorduklarında bile kendileriyle ilgili bir şey anlatmaya giriş yapıyorlardır. Konuşmalarındaki yüzeysellik ve içerik fakirliği, dikkati çeker. Anlattıkları şeyler bilgi içermekten çok, ilgi çekmeye yöneliktir. Şuh, buğulu bir sesle yüzeysel şeylerden ve önemsiz olaylardan nasıl etkilendiklerini anlatırlar. Derinliğine bir bakışları olmadığı için, şeyler ya da olaylarla ilgili olarak ya “çok kötü” ya da “mükemmel ve şahane” biçiminde yorumlar yaparlar.

6. Gösteriş yapar, yapmacık davranır ve duygularını aşırı bir abartma ile gösterirler. Küçük olaylara bile aşırı abartılı duygusal tepkiler verirler. Beş dakika önce görüştüğü birine yeniden rastladığında, kırk yıldır görmüyormuş gibi davranabilir ya da küçük bir sorununu anlatan birine, kanser olduğunu haber vermiş gibi tepki gösterebilirler. Ancak bu aşırı tepkileri, daha önce anlatıldığı gibi çok kısa sürelidir ve hemen geçer. Genel olarak tavırlarının bir tiyatro sahnesindeymiş gibi olduğunu söyleyebiliriz. Abartılı olarak duygusal tepkiler ve mimik hareketlerinde bulunurlar, öyle ki toplum içinde bu şekilde davranarak yakınlarını utandırırlar, tepkileri tutarsız ve aniden değişebilir olduğu için çevrelerindekiler tarafından yadırganırlar. Örneğin aniden gelişen ağlama veya öfke nöbetleri, aşırı çocuksu sevinç tepkileri gözlenebilir. Gereksiz isteklerde bulunabilen, huysuzca davranan kişilerdirler, hareketlerinin tek amacı ilgi ve dikkati kendi üzerlerine çekmektir. Aslında yaşantılarında, çevrelerindeki ilgi çekmek üzere bir araç gibi kullanırlar.

7. Telkine yatkındırlar, başkalarından ya da olaylardan kolay etkilenirler. Kim nereye çekerse o tarafa gidebilirler. Herhangi bir şey alacakları zaman birçok kişinin fikrini sorar ve herkes başka bir şey dediği zaman da ne yapacaklarını şaşırırlar, çünkü herkesin dediğini yapmak isterler. Aslında bu şekilde danışma gereksinimi duymaları, ne istediklerine karar verememiş olmalarından çok, insanlarla ilişki içinde olmayı ve onların ilgisini üzeri -ne çekme amacına yöneliktir. Dolayısıyla da, onların beğeni ve ilgisinin sürememe endişesi ile de, her fikir söyleyenin dediğini yaparak onları memnun etmek isterler. Histrionikler daha çok dış uyaranlara karşı davranırlar. Böyle bir yönelimde olmaları ayrıntılara, çabuk gelip geçen, nasıl etkilendiklerine göre değişen ve dağınık bir ilgi göstermelerine yol açar; karasız ve “dönek “ davranışlarının nedeni de budur. Diğerlerinin düşüncelerini irdelemeden kabul edebilirler, çünkü stres altındayken gerçeği tek başlarına irdeleme yetenekleri çok zayıftır.

8. İlişkilerinin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünürler. İlişkilerindeki yakınlık ve ilgiden hiçbir zaman tatmin olmazlar, hep daha çok ilgi ve yakınlık gereksinimi içinde açlık çekerler. Sevgileri çok yüzeysel olmasına rağmen henüz tanıştıkları bir kişiye fazlaca güvenip onların telkinleri doğrultusunda hareket edebilirler. Yeni karşılaştıkları birisiyle aniden çok samimi olabilirler, aynı anda karşılarındaki kişiye kur yapar konuma dahi gelebilirler. Etki altında kalmaları kolaydır. Konuşmalarında sürekli sevilip sevilmediklerini sorup terk edilemeyecekleri anlamında sözler arayışındadırlar.

İPUCU: ÖV BENİ (PRAISE ME) - Kışkırtıcı (ya da baştan çıkarıcı) davranış (Provocative (or seductive) behavior) -İlişkiler aslında olduklarından daha samimi kabul edilir. (Relationships are considered more intimate than they actually are) - İlgi düşkünü (Attention-seeking) -Kolay etkilenen (Influenced easily) - Konuşma tarzı etkilemek isteyen; ayrıntıdan yoksun (Speech (style) wants to impress; lacks detail) - Duygusal değişkenlik; sığlık (Emotional lability; shallowness) -Makyaj; fiziksel görünümü dikkati kendine çekmek için kullanılır (Make-up; physical appearance is used to draw attention to self) - Abartılı duygular; yapmacıklık (Exaggerated emotions; theatrical) Dünya Sağlık Örgütünün ICD-10 listesinde Histrionik kişilik bozukluğu şöyle tanımlanmıştır: • Sığ ve kararsız duygulanım, • Kendini acındırma, • Aşırı abartılı olma, • Duyguların ifadesinin abartılması • Telkine açıklık • Ben-merkezcilik, • Kendi isteklerini frenlememe, rahatına düşkünlük, • Ötekileri değerlendirme eksikliği, • Duygularının kolayca incinmesi, • Sürekli heyecan, takdir ve ilgi arayışı. Histrionik kişilik bozukluğu toplum içerisinde ‘İlgi Arsızlığı’ ("drama queen veya "drama şefi".) olarak adlandırılır. Bu kişiler, diğerleri üzerinde duygusal ve olumlu izlenimler bırakma çabasındadırlar. Duyguları, düşünceleri ve inançları sık sık değişir. Konuşmalarında çoğu zaman dramatik vurgular yaparlar. Farkında olmadan karşısındaki kişiyi taklit edebilirler. Hayal güçleri oldukça yüksektir. Ve yaratıcı düşünürler. Kaprislidirler. Kolay tahrik olurlar. Engellenmeye, reddedilmeye ve düş kırıklığına gelemezler. Histrionik kişiler, dost canlısı ve yardımsever olarak görünürler. Övgüye çok meraklıdırlar. Kaygısız ve çokbilmiş davranırlar. Kişisel ilişkilerinde iyi geçinseler de derinlik ve süreklilik yoktur. İlişkileri sığdır. Sevgileri yüzeyseldir. Devamlı olarak değişim, şatafat, canlılık peşindedirler. Kendilerini ve isteklerini ön plana çıkaran, samimi olmayan, olaylara genel olarak yaklaşım tarzları isteklerini yaptırmaya zorlayıcı tutumları olduğu için çevreleri tarafından reddedilebilirler. Bu durum histrionikler için büyük bir bunalımdır. Tekdüzelikten, sürekli şeylerden, aynılıktan hiç hoşlanmazlar, büyük bir hevesle başladıkları işleri heyecanları geçtiği için yarıda bırakabilirler. İşi bitirmenin gerekliliği ya da sonucun yaratacağı mutluluk tekrar istek uyandırıcı bir unsur değildir. Sorumluluk almaktan ve iç gözlem yapmaktan kaçınırlar. İç görüden yoksundurlar. Bilinç dışı duygularını kontrol etmek için çaba harcarlar. Histrionik kişilik bozukluğu olan kişilerde, iç ruhsal dünya tam olarak oluşamamıştır. Dış dünyaların düşünce ve sezgilerine önem verdikleri için iç dünyalarını geliştirememişlerdir. Hastalar sürekli çevrelerindekilerden ilgi ve kabul görmek amaçlı yaşadıklarından dolayı kendi tercih ve isteklerini sürekli bastırmaktadırlar. Kabul görme, teşvik edilme ve övülme gibi konularda aşı doyumsuzdurlar. İlgi ve kabul görememelerinin sonucunda ise kaygı yaşarlar, bu da değersizlik ve boşluk duygusu yaratır. Kendilerini yaşadıkları ilişkilere ve kişiler üzerinde bıraktıkları izlenimlere göre tanımlarlar. Yani başkaları olmadan onlar da bir hiçtir; öyle ki ilgi odağı olmadıklarında çevresindekileri kendilerine odaklamak için olmamış sahte olaylardan, yaşantılardan bahsederler, gösteri amaçlı davranışlar sergilerler. Aniden yalancı iç görü kazanabilirler, ancak bu kalıcı değildir, gelip geçicidir. Bilişsel olarak unutmaya bastırmaya yatkındırlar, bu sebeple duyguları, düşünceleri, inançları sıklıkla değişir. Bu gelip geçici yaşantıları esnasında kolaylıkla yalan söyleyebilirler. Bir işi başarabilmek için yapamayacaklar şey yoktur. Hilelerinin ortaya çıkacağı düşüncesi ve korkusu onların ilişkilerinde süreklilik yaratmaz. Gereksiz isteklerde bulunan, huysuzca davranan ve ilişkilerinde uyumsuz olan insanlardır. Kolay etki altında kalırlar. Rahatsızlık yaratabilecek duygulardan ve belek yükünden uzak durmayı ve bunları baskılamayı iyi öğrenmişlerdir. Bundan dolayı geçmişlerinin büyük bir kısmı boştur. Deneyimlerden kazançları ve beklenen belirli tutum ve duyguları yoktur. Geçmişte yaşamış olduklarından ders almadıkları için kendi başlarına pek faal olmazlar ve devamlı başkalarına bağımlılık duyarlar. **Histrionik kişilik bozukluğu olan kişilerin altta yatan iki yerleşik düşüncelerinin olduğu söylenir. Bunlar ‘Ben yetersizim ve kendi yaşamımı kendim çekip çeviremem’ ve ‘değerli olabilmek için herkes tarafından sevilmeliyim’ düşünceleridir. Kendilerine bakamayacakları düşüncesine inandıkları için sürekli ilgi arayışında olurlar. Başlarından kendilerine bakmalarını ihtiyaçlarını gidermelerini ve devamlı övgüyle bahsetmelerini arzu ederler. Sevimli olmak ve devamlı sevilen kişi olmak, dışlanmaya ve yalnız kalmaya karşı duyarlı olmalarına sebep olur. ‘Ya hep ya hiç’ şeklinde düşünürler. Genellemeler ve yaşadıkları duygulara göre çıkarımlar yaparlar.”

Histrionik Kişilik Bozukluğunun Belirli Bilişsel Profilleri:

Kendilerine Bakışları: Kendilerini büyüleyici, etkileyici, ilgi ve dikkati hak eden kişiler olarak görürler.

Diğerlerine Bakışları: Eğer istedikleri şefkati, ilgiyi, hoş tutulmayı elde ederlerse, diğer insanları olumlu görürler. İçinde bulundukları grubun yıldızı olmak koşuluyla güçlü kişilerarası bağlar kurabilirler. Benlik saygıları sürekli onaylanmalarına ve takdir edilmelerine bağlıdır. Diğerlerini (Narsisistlerden farklı olarak) nasıl etkilediklerini sürekli kontrol ederler.

Temel Şemaları: aslında çekici bir birey olmadıkları, mutlu olmak için diğerlerinin beğenisine ihtiyaçlarının olduğu, hayran olunmaya haklarının olduğu hatta insanların da aslında kendilerine hayran olmak için var olduğu, zevklerini engellemeye kimsenin hakkının olmadığı fikirleri üzerine temellenmiştir. “Aslında hiçte çekici birici değilim.”, “Mutlu olabilmem için diğer insanların bana hayran olmaları gerekir.”, Bunun yanında “Ben çok hoş biriyim.” “Hayran olunacak biriyim” gibi ödünleyici şemaları vardır. Diğer şemaları: “Dış görünüş önemlidir. İnsanlara dış görünüşlerine göre değer veririm.” “Hayatta hiçbir zaman engellenmemeliyim. İstediğim her şeyi elde etmeliyim.” “Duygularımı hemen ve doğrudan ifade etmeliyim.” İşlevsel olmayan İnançları: insanları etkilemezlerse bir hiç olacakları, diğerlerini eğlendirmezlerse dışlanacakları ve yardım görmeyecekleri fikirlerine dayanmaktadır. “Eğer insanları büyülemezsem hiçbir işe yaramam” “Eğer insanları eğlendirmezsem beni terk ederler.” “ Eğer insanlar bu yaptıklarıma cevap vermezlerse kötüdürler.” Düşüncelerinde global ve izlenimcidirler. Derin düşünmezler.

Stratejileri: “Duygularım beni yönlendirir.” “İnsanları hoş tut.” “Duygularını yansıt” “Seni incittiklerini onlara göster.”

Duyguları: Histrionik kişilikleri yönlendiren duygulardır. Kızgınlık yaşayan bir histronik bu duygusunu temel alarak karşısındakini cezalandırabilir. Eğer “Şefkat” yaşıyorlarsa, bu duygularına dayanarak şefkat saçarlar. (Ama birkaç dakika içinde bir başka duygu edinebilirler.) Temel duyguları; neşe, mutluluk, hafifliktir. Engellenme ve çaresizlik duygularını histrionik kişiler intihar girişimleriyle ifade ederler.

Tipik Davranışları: İnsanları kendilerine bağlamak için dramatize edici ifade tarzlarını kullanırlar. Renkli bir iletişim içindedirler. İstediklerini elde edemezlerse, kendilerine haksızlık yapıldığına inanırlar. İkna etmek ya da intikam almak için sinir krizlerine girerler. Engellenmeye toleransları çok düşüktür ve ağlama, saldırma krizlerine girip intihar girişimlerinde bulunurlar. Bazen intihar girişimleri çok ciddi olabilir, hatta ölümle sonuçlanabilir.

Dikkat edilmesi gereken bazı noktalar: Histrionik bireylerin duygulan yoğun biçimde ifade edilir; ama bunlar yine de abartılı ve ikna edici değildir ve hasta dramatik biçimde rol yapıyormuş gibidir.

Histrionik Kişilik Bozukluğunun değerlendirmesinde, terapist bu bozulduğun tanısını koymayı düşünürken kendi duygularından faydalanabilir. Eğer hasta aşırı bir stres ifade ediyorsa, terapist birey için empati hissi yerine bunu bir performans izliyormuş gibi hissediyorsa bu durum olası Histrionik Kişilik Bozukluğunun ileri keşfi için yardımcı olabilir. Bu hastalar oldukça sıcakkanlı, çekici ve hatta baştan çıkarıcı görünür, yine de samimiyetlerinin derinliği kayıp gibi görünür. "Göster ve anlat" tarzı iletişimden keyif alıyor gibi görünürler. Bu hastalar genellikle semptomlarını, düşüncelerini ve eylemlerini sanki onlara dışarıdan, iradeleri dışında, empoze ediliyormuş gibi sunarlar. Konuşmaları güçlü ve dramatik olabilir, büyük bir abartmayı içeren, dramatik jestleri kullanırlar ve bunu içeren tüm ifadeleri yapmaya eğilimlidirler: "Bu şeyler neredeyse her zaman benim başıma geliyor!" gibi. Oldukça kuvvetli ve dikkat çekici görünen kalıpları kullanmaya yatkındırlar. Ancak, terapist hastanın söylemeye çalıştıkları hakkında gerçekten bir fikir sahibi olmadığının farkına varır. Genellikle dikkat çekecek biçimde giyinir ve kışkırtı tarzda açık renkler ve ağır makyajla saç şekilleri kullanır.

Kendiliğin dramatik betimlemesi Histrionik Kişilik Bozukluğunun varlığı için faydalı ipuçları olarak yardımcı olabilir, tanı koymak için dramatik bir stil veya sıra dışı giyim kendi başına yeterli bir veri değildir. Kişilerarası ilişkilerden gelen veri Histrionik Kişilik Bozukluğu değerlendirmesini bütünlemektedir. Detaylar ilişkilerin nasıl başladığını, ne olduğunu ve nasıl bittiğini içermelidir. İlişkilerin romantik bakış açısının nasıl kısa bir sürede paramparça olduğunu, ilişkilerin( hoş ve sakin başlayıp bir felaket olarak bittiğini ve fırtınalı ilişkileri (dramatik sonlarla) içeren belirtiler izlenir. Sorulması gereken bir başka alan ise bu bireylerin öfke, kavga ve anlaşmazlıklarla nasıl başa çıktığıdır. Terapist özel örnekler sormalıdır ve dramatik öfke patlamalarıyla hileli biçimde öfkenin kullanılmasının herhangi bir işaretine bakmalıdır.

Çoğu insan hali hazırda Histrionik Kişilik Bozukluğunun olumsuz özelliklerini kabul etmez, fakat ilgili materyal, hastalara diğer insanların onları nasıl gördüğünü sorarak ortaya çıkarabilir. Bunu ifade etmenin bir yolu iyi gitmemiş olan önceki ilişkileri tartışmak ve diğer kişilerin onlar hakkında nasıl şikâyetlerde bulunduğunu sormaktır. Onların kişilerarası ilişkileri hasarlıdır ve diğerleri tarafından sığ, talepkar, aşırı derecede bağımlı, çok gergin ve bunu devam ettiren kişiler olarak tarif edilirler. Ayrıca hastanın en çok keyif aldığı aktivite tiplerinin detaylarını sormak özellikle ilginin odağı olmaktan keyif aldığını veya aktivite ya da heyecan için yoksunluk gösterdiğini anlamak için faydalı olabilir.

ETİYOLOJİ VE EPİDEMİYOLOJİ

DSM-IV ‘e göre sınırlı sayıda yapılan genel popülasyon çalışmaları Histrionik Kişilik Bozukluğunun toplumda % 2-3 arasında görüldüğünü ortaya koymuştur. Yapılandırılmış değerlendirme teknikleri ile psikiyatri kliniklerinde % 10- 15 kadar hastanın yatan ve ayakta tedavi gören kişiler olduğu bildirilmiştir. Kadınlara erkelerden daha sık histrionik tanısı konmakla birlikte her iki cins için de karşılaşma riski aynıdır. Temelde psikolojik bir durum olarak kabul edilir. Toplumdaki cinsiyet rollerinin sebep olduğu düşünülen Histrionik Kişilik Bozukluğu üzerine, MMPI histrionik özellikler temel alınarak yapılan bir araştırmada genetik etki düşük düzeyde bulunmaktadır. Klinik olarak Histrionik Kişilik Bozukluğu en sık kadınlarda tanılanmaktadır ve erkeklerde tanı koyulduğunda ise homoseksüellikle ilgi görülmektedir. Histrionik Kişilik Bozukluğunun daha uygun biçimde genel olarak aşırı erkeksiliği ve aşırı kadınsılığı içeren, cinsiyet rollerinin bir karikatürü olarak görüldüğü de öne sürülmektedir. Kadın histrionikler (aynı zamanda erkeklerin bazıları) erken yaşlarında sevimlilikleri, yeterliliği veya sistematik düşünce ve plan gerektiren herhangi bir emek yerine fiziksel çekicilikleri ve etkileyicilikleri için ödüllendirilmiş gibi görünür. Daha "maço" erkek histrionikler aşırı bir erkeksi rol oynamayı öğrenmişlerdir, kişilerarası ilişkilerde yetkinlik veya problem çözme becerisi yerine erkeklikleri, dayanıklılıkları ve güçleri için ödüllendirilmişlerdir. Anlaşılabilir biçimde, daha sonra, erkek ve kadın histrionikler oynadıkları rollere ve diğerlerine performans sergilemeye odaklamayı öğrenirler.

DSM-IV-TR kriterlerini karşılıyor olsa bile (aşırı derecede "maço" olan, dramatik, uyarıcı arayan, sığ, kibirli ve bencil) erkekler nadiren Histrionik Kişilik Bozukluğu tanısı alır. Ayrıca böyle bir erkek tedavi arayışında olmayacaktır ve bundan dolayı bir tanı almayacaktır.

Histrionik Kişilik Bozukluğunun kadınlarda daha çok görülmesinin sebepleri hakkında farklı açıklamalar bulunmaktadır. Ancak en çok öngörülen açıklama, histrioniğin küçük bir çocukken edindiği anne baba örüntüsüdür. Bakış açılarından birine göre bir histrioniğin prototipi, babalarının üstüne titreyip el üstünde tuttuğu biricik kız çocuklarıdır. Küçük kız esirgenme ve bakımın güçlü bir erkekten sağlandığını, dahası bu kaynaklara erişmenin ‘sevimlilik’ ile mümkün olduğunu öğrenir. Hele bir de babası küçük kızına annesine olduğundan daha fazla ilgi göstererek, anneyle dalga geçiyorsa, Freud’a göre, kızların kendilerini anneleriyle yarışta gördükleri bu dönemdeki izlenimleri, diğer tüm kadınların beceriksiz ve bayağı olduğudur. Babanın dikkatini çekmek için küçükken kullanılan dramatik teşhircilik ve flörtçü davranışlar histrionik rahatsızlığın temelini oluşturmaktadır.

Ayrıca Histrionik Kişilik Bozukluğunda babanın mesafeli ve hoşgörüsüz davranması, annenin ise; kışkırtıcı ve ayartıcı davranması örüntüsü de sık karşılaşılan bir durumdur. Yaklaşık bir asırdan beri histrionik kişilik bozukluğu olan hastalarda yapılan psikanalitik çalışmalar sonucunda genelde çocukluk çağı gelişimleri ve psikodinamikleriyle ilgili olarak birçok veri toplanmıştır. Çocukluktaki ödipal dönemin sağlıklı bir şekilde tamamlanmamış olması ve çocukluk döneminde ki yakınlaşma ve ayrışma dönemi ilgili sorunlar olması söz konusudur.

Histrionik kadın; çocuklukta annesinin sevgisinden umudunu yitirip, beklentilerini babasına yöneltir. Babasının ilgisini çekebilmek için dramatik bir teşhircilik ve flörtçü davranışlar geliştirmeye başlar. Yetişkin bir yaşama ulaştığında ise babasının küçük kızı olarak kalabilmek için genital cinselliğini bastırmak zorunda kalır. Baştan çıkarıcı davranışlarının amacı; anne memesi yerine penisi koymuş olmasından kaynaklanır. Asıl amacı; ulaşamamış olduğu anne memesidir. Fakat baştan çıkarıcı davranışları yüzünden ulaştığı yer uzun vadede düş kırıklığıyla sonuçlanır. Genel olarak histrionik kadınların cezp edici davranışlar sergiledikleri; histrionik erkeklerinse daha çok başkalarını yücelterek, fırsat bulunca baştan çıkartıcı davranışlarda bulunarak problemi ortaya koydukları söylenilebilir. Genel düşünce zincirlerinin şu şekilde olduğu belirtilmiştir; - Dış uyaranların isteklerine göre düşünme, - Ayrıntılara ve etkilenme derecesine göre değişen tepkiler verme

AYIRICI TANI: Tanı koyma ve ayırt etmede tanı koymaya yönelik önem sıralaması konusunda Slavney (1987): -Kendiliği dramatize etme, - Çekicilik, - Duygusal değişkenlik ve - Baştan çıkarıcılık özelliklerinin en önemlileri olduğunu belirtmiştir. Öncelikle Histrionik Kişilik Bozukluğu ile birlikte (en) sık görülen ya da benzer taraflar gösteren hastalıkları bilmekte fayda vardır; - Somatizasyon Bozukluğu - Majör Depresyon - Konversiyon Bozukluğu - Kişilik Bozuklukları (Borderline, Narsisistik, Antisosyal, Bağımlı Kişilik Bozuklukları) -Anksiyete Bozuklukları -Bipolar Bozukluk -Anorexia Nervosa -Madde Kullanımı

Ayırıcı tanıda terapistlerin DSM IV TR kriterlerini değerlendirilmesi önerilmektedir: -Borderline Kişilik Bozukluğu: Histrionik ve Borderline Kişilik Bozukluğu tanısı aynı hastaya konulabilir. Bu yüzden ayır edilmeleri zordur.
- Antisosyal Kişilik Bozukluğu: Histrionik Kişilik Bozukluğu olan bireyler fiziksel veya duygusal olarak doyuma ulaşmak için manipülasyon yaparken, Antisosyal Kişilik Bozukluğu olan bireyler güç ve kar elde etmek için manipülasyon yapar.
- Narsistik Kişilik Bozukluğu: Her iki bozukluk da ilgi çekmeye çalışır. Histrionik Kişilik Bozukluğu olan bireyler kırılgan görülmeye gönüllü oldukları için ilgi çekmeye çalışırken Narsisistik Kişilik Bozukluğu olan bireyler başkalarına üstünlük sağlamak istediği için ilgi çekmeye çalışır.
-Bağımlı Kişilik Bozukluğu: Histrionik Kişilik Bozukluğu gösterişli, abartılı duygusal özellikler içerirken Bağımlı Kişilik Bozukluğu bu unsurları ile karakterize değildir.
-Tıbbi durumlara bağlı kişilik değişikliği: Çifte tanı konulabilir. Histrionik Kişilik Bozukluğunun tıbbi durumun başlamasından önce bulunması gerekir.
- Kronik Madde Bağımlılığı: Çifte tanı konulabilir. Histrionik Kişilik Bozukluğunun Kronik Madde Bağımlılığının başlamasından önce bulunması gerekir.

SIKLIKLA BİRLİKTE GÖRÜLDÜĞÜ EKSEN I BOZUKLUKLARI:

Genellikle Histrionik Kişilik Tipi ile ilişkili bir takım DSM-IV Eksen I Bozukluğu vardır. Terapist Eksen I bozukluklarının farkında olmalı ve bunları elemelidir. - Somatizasyon Bozukluğu: Somatizasyon Bozukluğu Histrionik Kişilik Bozukluğunda mevcut olabilir. Bu bozukluk, tekrarlayan doktor muayenelerini içeren önemli fiziksel şikayetlerle sonuçlanır. Bu bozukluğun kriterlerini karşılayabilmek için fiziksel şikayetlerin dört kategoriden olması gerekir: ağrı şikayetleri, gastrointestinal şikayetler, seksüel şikayetler ve yalancı nörolojik şikayetler. Bu fiziksel belirtiler bu kişilik tipinin ilgi çekme davranışının bir sonucu olabilir. - Konversiyon Bozukluğu: Konversiyon Bozukluğu motor veya duyusal fonksiyon ile ilgili fiziksel belirtilerin varlığıdır. Belirtiler büyük ölçüde felç, yutma güçlüğü, boğazda yumru hissi, idrar sorunları, dokunma veya ağrı hissi kaybı, çift görme, körlük ve sağırlığı içeren bir çeşitlilik gösterir. Bu belirtiler genellikle nörolojik veya diğer tıbbi rahatsızlıkları taklit eder. Konversiyon Bozukluğu tanısını ancak bir tıp doktoru olası tıbbi rahatsızlıkları elimine ettiği zaman konulur. Histriyonik Kişilik Tipi ile Konversiyon Bozukluğu olan bireyler arasında ilgi çekmek için yapılan davranışlar ve aşırı duygusallık ilişkili olabilir. -Major Depresif Bozukluk: Histriyonik Kişilik Tipinim ilişkileri genellikle inişli çıkışlıdır. İlişkileri başarısız olduğunda bir Majör Depresif Bozukluk yaşama olasılıkları vardır. Bu bozukluğun genel duygusallığı da depresyonu hızlandırabilir. -Distimik Bozukluk: Major Depresyondaki unsurların birçoğunu içerir. Ana farklardan biri depresif semptomların (en az iki yılın üzerinde süren) uzun doğasıdır. Semptomlar daha az şiddetli olsa da, bu kişiler depresif veya "mavi" bir ruh hali (“blue” mood) içerir. Histriyonik Kişilik Tipinin Distimik Bozukluğa doğru eğilimi onların süreğen kişilerarası çatışmaları ile ilgili olabilir. -Sosyal Fobi: Histriyonik Kişilik Tipi olan bireyin tecrübe ettiği süreğen kişilerarası çatışma potansiyeli nedeniyle, Sosyal Fobi ihtimali bariz bir olasılıktır. -Anksiyete Bozuklukları: Bu bireyler, süreğen kişilerarası çatışma ihtimali nedeniyle, çeşitli anksiyete bozuklukları yaşayabilirler. Histrionik bireylerin kişilerarası ilişkileri fırtınalı ve tatminsiz olmaya eğilimlidir. Diğerlerinin ilgisine olan bağımlılığı yüzünden, Histrionik Kişilik Bozukluğu olan bireyler özellikle de ayrılık anksiyetesine yönelik incinebilirdir ve bir ilişkisi bittiğinde yoğun biçimde üzüldüğü için tedavi arayışına girebilirler. Histrionik Kişilik Bozukluğu tanısı ile psikiyatri hastanesine yatırılan 32 hastanın olduğu bir çalışmada, Slavney ve McHugh (1974), bu hastaların neredeyse %80'ninin intihara meyilli, depresyonda veya her iki duruma da sahip olduğunu bulgulamıştır. İntiharların çoğu hayati tehlikeye yol açmamış ve çoğu bir öfke veya hayal kırıklığı sonrasında ortaya çıkmıştır. Histrionik Kişilik Bozukluğu olan hastalarda, bipolar bozukluk olan hastalarda olduğu gibi hipomanik periyotlar bulunabilir. Millon (1996) hipomanik aşamasını aciliyet, huzursuzluk ve yoğunluk salınımının histrionik hastaya özgü olmayan bir şekilde tanımlar. Histrionik hastanın davranışı buna rağmen bazen uygunsuz olabilir, histrionik genellikle yeteri kadar sosyal beceri öğrenmiştir ve ciddi bir kesinti olmadan rutin sosyal ve mesleki işlevselliğini devam ettirerek hipomaniyi yaşar oysa bipolar hastalarda hipomanik dönemler çok daha yıkıcıdır. Histrionik ve diğer kişilik bozuklukları arasında bir örtüşme olabilir ve bunlar çoklu boyutlarda bir arada var olabilirler. Histrionikler de narsisistler de ilgi odağı olmak isterler. Bununla birlikte, histrionikler dikkatin devam etmesine hizmet etmeye istekli davranırlar, fakat narsisistler kendi üstünlüklerini korumak için ilgi odağı olmayı feda ederler. Borderline kişilikler ve histrionikler değişken ve dramatik duygular sergiler; bununla, birlikte, borderline hastalar kendilik yıkıcı davranışları sergilemeye daha çok meyillidir ve güçlü duygu karşısında aşırı bir rahatsızlık yaşar.

GİDİŞ VE SONLANIŞ

Histrionik kişilik bozukluğu semptomları yaşlandıkça azalma göstermektedir. Bunun ana sebebi olarak rahatsızlığın bir yandan da enerjik olmayı gerektirmesi gösterilebilir.

TEDAVİ

Histrionik Kişilik Bozukluğu olanlar genellikle tedavi için başvurmazlar. Fakat çevreleriyle ilişkilerinin getirdiği bazı sorunlar, başka psikiyatrik bozukluklar, sinirlilik, gerginlik veya depresyon nedeniyle hekime başvurabilirler. Psikoterapi bu hastalar için tercih edilen tedavi yöntemidir ve psikoterapi ile hastanın yavaş yavaş kendi yaşamlarını etkileyen kararlar almaları sağlanabilir. Sonuçlar genelde uzun süreli tedavi sonucunda gerçekleşir. Başlangıçta bu hastalar tedavisi kolay gibi görünebilirler çünkü bu kişiler ilgili, işbirliği yapan ve minnettar davranan kişilerdir. Tedaviye harfi harfine uyarlar ve doktorun söylediği her şeyi yaparlar. Fakat bir süre sonra hastanın sadece terapiste veya tedaviye bağımlılık geliştirdiği ve her hangi bir şekilde sorumluluk almaya yanaşmadığı görülür. Bu nedenle kişinin tedavi sırasında daha aktif olması gerekir. Bu değişim oldukça zordur ve bağımsız olmanın getireceği tehlikeler ile ilgili fantaziler geliştirmesine yol açabilir. Başlangıçta bilişsel ve davranışçı teknikler faydalı olabilir. Hastanın hedeflerine bağlı olarak çeşitli belli teknikleri kullanmanın kesin olarak yerinin belirlenmesi, otomatik düşüncelere meydan okumak, düşünceleri test etmek için davranışçı deneyler düzenlemek, aktivite takvimi ve gevşeme eğitimi, problem çözme ve girişkenlik yardımcı olabilir. Histriyonik bir hasta ile terapi yapmanın zorluklarından biri histriyonik hastaya tamamen yeni bir biçimde algılama ve işlemleme deneyimi yaşatmaktır. Bunun nedeni de kendi içsel kaynaklarına çok az dikkat etmeleridir. İlişki içinde oldukları gibi terapide de derinlik gereksinildiğinde nasıl tepki verecekleri hakkında hiçbir fikirleri yoktur. Bu nedenle ilişkileri gibi terapilerinde de çok sığ, yüzeysel ve rol oynamaya yatkındırlar. Ayrıca "duygusal muhakeme" çarpıtmasına yatkındırlar, bu nedenle terapist danışanın yavaşça kabul etmesini sağlayacak kadar yeterli bir esnekliği devam ettirmelidir. Histrionik kişilik bozukluğunda temel problemlerden biri, hastanın bastırma savunma mekanizmasını normal insanlardan daha sık kullanarak, geçmişlerini kendileri için daha silik hale getirmeleridir. Bozukluğun düzeltilmesi için temel adım da hastaların aslında farkında olmadıkları, yalan söyleyerek, olmamış gibi davranarak bastırdıkları asıl duygu ve düşüncelerinin farkına varmalarını sağlamaktır. Terapist tarafından duyguların netleştirilmesi, doğru ifade edilmelerinin sağlanması önemlidir. Derinde yatan duyguların keşfi iyileştirici açıdan terapistin üzerinde durması gereken konulardır. İçgörü sahibi olmamaları histrionik bozukluğun önemli noktalarından birisidir. Çünkü, bu sebeple yaptıklarını doğru ya da yanlış değerlendirmeleri yüksek oranda yanlış olacaktır. İçgörü kazandırmak için izlenecek yol hastaların sevgi ilişkilerini güçlendirmek için de önemli olacaktır. İlgisizlik karşısında kendilerini çok kötü hissedecek olan histrionikler terapistlerinden destek ve yönlendirme beklemektedirler. Hasta ne zaman terapistine yardım için yalvarsa terapist hastanın problemleri için kendi çözümlerini geliştirmesine yardım etmek için sorgulamayı kullanmak yerine, bir kurtarıcı rolüne (bazen çok baştan çıkarıcı olan) doğru ayartılmamak için dikkatli olmalıdır. Dikkatsiz bir terapist kurtarıcı rolü içine alınarak kolayca yönetilebilir, eğer hasta değişime yönelik çalışmazsa terapist çok fazla sorumluluğu üzerine alabilir. Bu da terapistin duygularının manipüle edilmesine, kızmasına, hasta tarafından aldatılmasına yol açar.

Güçlü bir şekilde yardımcı olmak isteyen terapist, elde olmayarak hastanın çaresizlik duygularını kuvvetlendirebilir ve hastanın normal ilişki tipini yeniden canlandırarak onun döngüsüne girebilir. Bu hastalar deneyimli bir terapist için bile oldukça meydan okuyucudur, çünkü bir histriyonik has-tanın tarzı çok cazip, çekici ve dramatik temsil deneyimleri, oldukça sürükleyici, eğlenceli ve güldürücü olabilir. Terapist için hastanın oyununa kendini kaptırmaktan kaçınmak ve terapi içindeki manipülasyon girişimlerinin farkında olmak hayati önem taşır. Terapist hastaların duygusal görünmelerine aldanmamalı daha çok duygularının doğru bir şekilde ifadesini netleştirmelidir. Kendilerini ifade etmeleri sağlanmalıdır. Derinde yatan duyguların üzerinde durulmalıdır. Sevgi ilişkisini sürdürme zorlukları konusunda içgörü kazandırılmalıdır. Histrionik kişilik bozukluğu olan hastalar gerçek duygularının farkında değillerdir. Bundan dolayı bu duygularının açığa çıkarılmasında terapötik yaklaşım önemlidir. Terapistlerinden destek ve yönlendirilme beklentisi içinde olurlar. Terapistlerini hızla idealize etme eğilimi içindedirler. Histriyonik hastanın doğal eğilimi seansın çoğunu dramatik biçimde, hafta boyunca meydana gelmiş olan heyecan verici ve travmatik olaylarla geçirmektir. Bu eğilimle savaşmak yerine, her seansın bir bölümünü bu amaç için ayarlamak önemli olabilir. Böylece, gündemin bir kısmı hafta boyunca işlerin nasıl gittiğini gözden geçirilebilir (kesin bir zaman sınırıyla), terapist destekleyici olabilir ve böylece hasta iyi hissedebilir. Sonra seansın geriye kalan kısmında diğer hedeflere yönelik çalışmayla zaman geçirilebilir. Seans gündeminin düzenlenmesi, hastaya belli bir konuya dikkatini odaklamayı öğretmeye başlamak için en mükemmel yerdir.

Histriyonik Kişilik Bozukluğu olan bireylerin tedavisindeki en büyük problemlerden biri onların tedavide önemli bir değişim yapacak kadar uzun kalmamalarıdır. Hastalar diğer aktiviteler ve ilişkilerde olduğu gibi, ilgilerini kaybetmeye ve daha heyecan verici bir şeye yönelmeye eğilimlidirler. Histriyonik hastaları tedavide tutmanın bir yöntemi, kısa süreli faydaları kadar uzun süreli kazançları elde etme olasılığı sunularak onlar için gerçekten anlamlı ve önemli olarak algılanan hedefler düzenlemektir. Onlar bir terapi hastasından beklenen imajlarına uygun olarak geniş ve muğlâk fakat özellikle samimi görünmeyen hedefler belirleme eğilimindedir. "Kimlik" veya "kendilik algısı" kavramları histriyonik hastalar için çoğu işlevsiz düşüncenin kaynağı olabilir. Bu hastalar kimliği, diğer insanların sahip olduğu ancak kendilerinde eksik olan, büyük, sihirli bir şey olarak görmeye yatkındırlar. Kendi kimliklerini keşfetme fikri tamamen bunaltıcıdır ve kimliğin kişinin zaten sahip olduğu ya da olmadığı bir şey olarak görmeye yatkındırlar. Histriyonik hasta çok yoğun biçimde diğerlerinin onayını ve dikkatini almaya yatırım yapağı için, tedavinin tamamlanmasına doğru bir adım olarak yapılandırılmış bir grup terapisi özellikle tedavi için etkin bir yol olabilir. Güncel olarak önemli bir ilişkisi olan hastalar için, ayrıca çift terapisi özellikle faydalı olabilir. Çift tedavisinde, her iki eşin de, ilişkideki kalıpların ve onların bu kalıpların devamlılığını kolaylaştıran yollarının farkına varmaları için yardım edilebilir Bu kişiler için belli hedeflere yönelik kısa süreli terapiler de faydalı olabilir. Histrionik kişilik bozukluğunda nesne ilişkilerine ve kendilik psikolojisine ağırlık veren analitik psikoterapiler uygulanabilir. Hem bireysel hem de grup terapisi histrionik kişilik bozukluğunda genel olarak tercih edilecek sağaltım yöntemleridir. Genelde terapist hastanın histrionik davranışının altında yatan gerçek duyguların farkına varmasına yardımcı olur. (Scully, 1990) Yüzleştirme tekniklerinden hiç hoşlanmazlar. Sağaltımda bunu göz önünde bulundurmak gerekir. (Arsu, 2001) Bazı hastalar için sakinleştirci veya antidepresan gibi ilaçlar önerilebilir fakat bu tip hastalar ilaca karşı bağımlılık geliştirebileceklerinden dolayı zararlı olabilir. Hasta, insanlara bağımlı olmak yerine bu sefer ilaca bağımlı hale gelebilir. Bu kişilik tipiyle ilişkili olan mizaç bozukluklarının sağaltımında antidepresif ilaçlar ve özellikle MAO inhibitörleri yararlıdır. (Scully, 1990).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Histrionik Kişilik Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     113 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Emdr Terapisti/ Evlilik / Eş / Aile Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Narsistik Kişilik Bozukluğu ÇOK OKUNUYOR Psk.Damla ARAZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,152 uzman makalesi arasında 'Histrionik Kişilik Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutlu Evliliğin Pin ve Puk Kodları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2018
► Terk Depresyonu Nisan 2017
► Kendi Bedenine Güven(E) Meme (Panik Atak) ÇOK OKUNUYOR Nisan 2018
► Tik Bozukluğu Mart 2016
► Mahremiyet Bilinci Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:43
Top