2007'den Bugüne 77,822 Tavsiye, 25,215 Uzman ve 17,448 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Annelik Sanatı ve Çocuk Yetiştirmek Üzerine
MAKALE #16664 © Yazan Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN | Yayın Mayıs 2016 | 1,291 Okuyucu
Nedir annelik? Anne olunca ne oluyor biz kadınlara? Neden bu role girmekte zorlanıyoruz?
Hayatta birçok rolümüz var ve her rolün kendi gereklilikleri var. Çocuğu olana kadar kadın olan kişi; çocuğu olduktan, hatta daha öncesinde hamile kaldıktan sonra toplumsal bir rol olan annelik rolünü üstleniyor. Bu bazen ağır sorumluluklar yüklüyor kadına. Hayattaki öncelikleri, kaygıları, gelecek planları, ilişkileri değişiyor. Bu değişim kaos oluşturuyor kadının hayatında. Tabi tüm bunların yanında doğum dediğimiz şey çok yönlü bir olay. Fizyolojik ve psikolojik birçok değişimi de beraberinde getiriyor. Kadın kendine yabancılaşıyor bir anda. Bu değişimi kaldırabilmek sağlıklı bir ruhsal yapıyı gerektiriyor. Bu da anneliğe hazır olma hali aslında. Bazı kadınlar bu role hazır değillerken bir anda bunun içinde buluyorlar kendilerini. Hazır olmadığı bir sahnede çok büyük rol alan oyuncunun hali gibi o sahne başına yıkılıyor. Hayatı alt üst oluyor. O nedenle ben anne olmaya hazır hissetmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Anneliğimizin kendi annemizle bir bağlantısı var mı? Yaşadığımız çocukluk anneliğimizi nasıl şekillendiriyor? Çocuklarımızla yaşadığımız problemlerin, yaşadığımız çocuklukla bir ilgisi var mı?
Kesinlikle var. Maalesef armut hep dibine düşüyor. Yapılan anne-çocuk araştırmaları gösteriyor ki anne hangi kişilik yapısına sahipse çocuk da aynı kişilik özellikleri ile varlığını devam ettiriyor. O çocuk büyüyüp anne olduğunda kendi çocuğunu da aynı yapı ile büyütüyor. Kötü bir bayrak yarışı oyunu gibi. Her yeni doğan bayrağı bir sonraki nesle teslim ediyor. Bu döngüyü biri kırarsa sağlıklı nesillerin yolunu açmış oluyor. Ancak bu döngüyü kırmak biraz çaba gerektiriyor. Çünkü kişiliğin yeniden yapılanması gerekiyor. Biz bunu terapilerde 2-5 yıllık süreçlerde gerçekleşiyoruz.

Mükemmel annelik mümkün mü? Çocukların istedikleri mükemmel bir annelik mi? Başka türlü bir annelik mümkün mü?
Mükemmel anne; çocuğuna yüzde yüz bakım veren, çocuğunun tüm ihtiyaçlarını eksiksiz ve zamanında gideren anne demektir. Her şeyden önce böyle bir şeyin gerçekliği yok, zaten gereği de yok. Çünkü böyle bir anne; bizim narsizm dediğimiz ve çağın hastalığı olarak nitelendirilen bir patolojiyi doğuruyor. Anneleri tarafından her ihtiyaçları karşılanmış ve hiç kırılmamış çocuklar büyüdüklerinde sürekli olarak hak etmişlik duyguları yaşayan, insanları kendi ihtiyaçlarını gidermek için bir araç olarak gören bir yapı geliştiriyorlar. Ancak hayatın gerçekliği bu insanları bir gün kırdığında çok ağır sorunlar yaşıyorlar. Bu nedenle mükemmel anne yerine “yeterince iyi anne” kavramı vardır psikolojide. Bir anne olması gerektiği kadar iyidir, ancak zaman zaman çocuğunun ihtiyaçlarını tam karşılayamayabilir. Bu doğal bir durumdur ve çocuğa optimal (katlanabileceği düzeyde) kırılmalar yaşatır. Bu kırılmalar, kişiyi hayatın gerçek kırmalarına karşı aşılama işlevi görür. Ancak bazı kitaplarda, dizi ve filmlerde, sosyal medyada sürekli olarak mükemmel annelik pompalanıyor. Bu durum, annelere çok fazla yük getiriyor. Kendilerini yetersiz ve değersiz hissediyorlar. Zaten temelde bu yetersizlik duygularını yatıştırmak için bu şekilde davrandıkları söylenebilir. Bu da olayın bir diğer yüzü tabi ki.

Pedagoji kitaplarında çocuğumuza nasıl davranacağımız öğretiliyor. Bu ne kadar sağlıklı? Çocuğuna hiç bağırmayan, kızmayan, surat asmayan bir anne olabilir miyiz? Her çocuğa kitaplardaki davranışı uygulamak ne kadar sağlıklı?
Bir önceki soruda bahsettiğim gibi öyle mükemmel bir annelik yok. Anne zaman zaman çocuğuna kızabilir, ya da sırf çocuğa sınırlarını gösterebilmek adına biraz sert davranabilir. Sadece kitaplarda yazılı bilgileri çocuğun üzerinde uygulamak çok sağlıklı bir durum değil. Çocuk bir makine değil ve çocuk yetiştirmek de öyle teknik bir mesele değil. Annelik bir sanattır. Anneyi; çocuğun ruhsal doğumunu gerçekleştiren bir sanatçı olarak görüyorum ben. Anne öğrendiği bu bilgileri çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda annelik duygusu ile şekillendirdiğinde nasıl davranması gerektiği konusunda sıkıntı yaşamaz zaten.

Bebekleri yanımızda uyutmayla bağlanmanın bir ilgisi var mı? Ne zamana kadar yanımızda uyutmalıyız?
Bağlanma; çok önemli bir kavram. Anne-çocuk arasında yaşamın ilk yılında kurulan bağlanma ilişkisi, hayatın sonraki dönemlerinde kurulacak ilişkileri belirliyor. Güvenli bağlanma ilişkisini oluşturan şey; çocuğun fizyolojik ihtiyaçlarının yanından en az bunun kadar önemli olan duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu nedenle bebeğin nerede uyuduğu ile bağlanmanın doğrudan bir ilişkisi yok. Çocuğunu sürekli yanında uyutan ancak ihtiyaçlarını karşılayamayan bir annenin güvenli bağlanmayı sağladığını söyleyebilir miyiz? Bu pek mümkün görünmüyor.
Ancak çocuğun nerede ve ne zamana kadar anneyle birlikte uyuduğu başka bir bağlamda ele alındığında oldukça önemlidir. Bu konuda kesin olmamakla beraber ben çocuğun ilk andan itibaren kendi odasında uyuması gerektiğini düşünüyorum. Anne bir süreliğine çocuğun odasında kalmalı ve zamanla kendi odasına geçiş yapmalıdır. Aksi halde ebeveyn odasına getirilen çocuğun bu odadan ayrılması sorun oluşturabiliyor. Çocuk ayrılmak istemeyebiliyor. Buna göz yuman aileler maalesef 4-5 yaşlarına kadar çocuklarını ebeveyn yatak odasında tutuyorlar. Bu hatalı davranış, çocuğun anneden ayrışamamasına neden oluyor ki ayrışma çocuğun birey olmasının temel yapı taşlarından biridir. Bunu tercih etmeyip ebeveyn yatak odasına alınan çocukların da en geç 1,5-2 yaşlarına kadar tamamen ayrılarak kendi odalarına alınmaları gerektiğini düşünüyorum.

Annenin davranışları bir çocuğun kişiliğini nasıl oluşturuyor? Güncel bir örnek verebilir misiniz?
Kişilik dediğimiz şey; bir insanın dış dünya ile ilişki kurma şeklidir. Yaşamın ilk 6 yılında şekillenen bir yapı olmasına rağmen özellikle 2-3 yaşları çok önemlidir. Zaten annenin önemi; bu yaşlarda çocuğun en yakın ilişki kurduğu kişi olmasından kaynaklanıyor. Burada bir şeyi belirtmem gerekiyor. Psikolojide anne; biyolojik anne değil, çocuğa bakım veren kişi (anne, teyze, hala, abla, babaanne) anlamında kullanılır. Çocuk dünyaya geldiğinde dünya ile nasıl ilişki kuracağını bilemez. Bunu öğrenebilmesi için annesinin kendisiyle ve dış dünya ile nasıl ilişki kurduğuna bakar. Burada anne eğer sağlıklıysa, bu yapı olduğu gibi çocuğa geçer. Ancak anne sağlıksız bir ruh dünyasına sahipse maalesef çocuk da sağlıksız olur. Mesela tutarsız ve çocuğunun ihtiyaçlarını göremeyen bir anne; bir nedenle kendini iyi hissettiğinde her şey çok güzeldir. Kendini iyi hissettiği için çocuk ne yaparsa yapsın ona iyi davranır. Fakat aynı anne kendini kötü hissettiği bir anda çocuğunun hatalarına ya da bir önceki gün severek tepki verdiği davranışına kötü muamele ile cevap verir. Fakat çocuğun dünyasında bunun bir karşılığı yoktur. Çocuk seviliyor mu, sevilmiyor mu bunu bilemez. Ancak annesini iyi hissettirebildiği zaman sevildiğini düşünür. Bu da kendi içinden gelen tüm her şeyden, yani kendi kimliğinden vazgeçip anneyi iyi hissettirmeye yönelik davranmayı gerektirir. Bu yapılar; hayatlarının ilerleyen dönemlerinde, insanlar tarafından sevilmek ve değer görmek adına kendi kimliğinden vazgeçen davranış kalıpları geliştirirler. Yani dış dünya ile ilişki kurma şekilleri; insanlar beni seviyor mu sevmiyor mu şeklindedir. Bu yapılar kişilik bozukluğu olan yapılardır. Örnekler çeşitlendirilebilir, klinikte çok farklı kombinasyonları ile karşılaşıyoruz.

Uyumlu çocuklar istiyoruz hep. Sağlıklı bir çocuk uyumlu olan çocuk mudur?
İnsanoğlu; kendini harekete geçiren temel güdülerle dünyaya geliyor. ‘Keşif ve merak duygusu’ bunlardan biri. Dolayısıyla insanın doğasında bu merak ve keşif duygusunu tatmin etmeye yönelik bir ruhsal ve fiziksel hareketlilik söz konusu. Bunun yanında bazı gelişim dönemlerinde farklı psikolojik özellikler de devreye giriyor. Mesela 2 yaşlarının başında özerk davranma gibi bir ihtiyacı olur çocuğun. Anne-babaya karşı gelme davranışları ortaya çıkar. Yemeğini kendi yemek ister, ayakkabısını kendi giymek ister, anne babanın isteklerine karşı kendi özerk davranışları olsun ister. Bu da bir uyumsuzluk halidir aslında ve desteklenmelidir. Ancak anne-babalar olarak çocuğun bu özerk hareketleri engellenir. Böyle bir durum da uyum getirir ama bu sağlıklı bir uyum değildir.

Hep anneyi soruyoruz babanın rolü nedir çocuğun hayatında?
3 yaşlarına kadar babanın doğrudan bir rolü yoktur ailede. Daha çok anneyi iyi hissettirmesi, annenin yükünü hafifletmesi düzeyinde dolaylı ancak çok önemli bir katkısı vardır aile içi ilişkide. 3 yaşlarına kadar hep anne-çocuk ilişkisi varken 3 yaşları civarında anne-baba-çocuk üçgeninde bir ilişki başlar. Bu çocuk için yeni bir durumdur. Çocuk babayı nasıl konumlandıracağını bilemez. Bu ayarlamayı baba yapmalıdır. Ancak Türk toplumunda baba; maalesef baba gibi yer almıyor ilişkide. Bazı babalar çocuk için çok sert ve ulaşılmaz olurken bazı babalar baba rolünün dışında çok yakın ve sıcak davranabiliyor. Bu da çocukların ruh sağlığı açısından çok tehlikeli bir durum. Özellikle cinsel işlev bozukluklarının büyük bir kısmı, sosyal fobik yapılar bu dönemlerde babanın ilişkide yanlış konumlanmasından kaynaklanıyor.

Annelik ve çocuk üzerine eğitimler veriyorsunuz? Eğitimlerde en sık karşılaştığınız sorunlar-sorular neyle ilgili oluyor?
Evet, son zamanlarda anneler çocuklarının ruh sağlığını çok fazla önemsemeye başladılar ve bu ülkemiz adına umut verici. Özellikle annelerin bu ihtiyacını gidermek için de eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlerde en sık karşılaştığımız sorun; annenin ailede kendini yalnız hissetmesi. Eşinden yeterince destek göremeyen ve maalesef annelik rolü yok sayılan kadın gittikçe yalnızlaşıyor ve değersiz hissediyor. Kadınlar genelde bunu nasıl aşacaklarını bilemiyorlar ve çaresiz kalıyorlar. Bu noktada eşlere çok büyük bir görev düşüyor.

Annelere tavsiyeleriniz nedir?
Annelere yönelik verdiğimiz eğitimlerde soruyorlar bu soruyu. Hep aynı cevabı veriyorum. Annelik rolü “şunu yapın” “bunu yapın” gibi teknik bir rol değil. Bir anne ruhsal yönden sağlıklı ve doğalsa fazla bir şey yapmasına gerek yok. Böyle bir anne yeterince iyi bir annedir zaten. Bu nedenle önce annenin kendini ruhsal yönden sağlıklı bir konuma ulaştırması gerekiyor. Bunu sağlayan bir anne, çocuğunun ruhsal ihtiyaçlarını hissedebilir ve çocuğuyla kurduğu ilişki doğal bir ilişki olarak ortaya çıkar. Bir de şunu söylemekte yarar görüyorum. Bazı anneler istemden, doğru olduğunu düşünerek yaptıkları hatalarından dolayı pişmanlık duyguları yaşıyorlar. Anne-çocuk ilişkisinde sürekli olarak hatalı davranışlar olur. Bunlar önemli değildir. Önemli olan; bu hatalı davranışları onarıcı yeni bir ilişkinin her an yeniden kuruluyor olmasıdır. Anne-çocuk ilişkisinde her an yeni bir ilişki süreci vardır. Annelik duygusu onlara bu süreçte yol gösterecektir diye düşünüyorum.

07.04.2016
Klinik Psikolog
Abdullah ALPASLAN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Annelik Sanatı ve Çocuk Yetiştirmek Üzerine" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Abdullah ALPASLAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi49 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'ın Yazıları
► Çocuk Yetiştirmek ve Ebeveynlik Uzm.Psk.Harun ÇOLAK
► Çocuk (Toplum’u) Yetiştirmek Psk.Sabahattin ZENGER
► Mutlu Çocuk Yetiştirmek İçin Psk.Aslı PAKSOY
► Özgüveni Yüksek Çocuk Yetiştirmek Uzm.Psk.Gülşah ÖZTÜRK ERTEN
► Ebeveyn Tutumları ve Özgüvenli Çocuk Yetiştirmek Uzm.Psk.Dnş.Ayfer SUMMERMATTER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,448 uzman makalesi arasında 'Annelik Sanatı ve Çocuk Yetiştirmek Üzerine' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:20
Top