2007'den Bugüne 83,912 Tavsiye, 26,333 Uzman ve 18,777 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Barsak Problemlerinizin Çözümleri!
MAKALE #1687 © Yazan Dyt.Serkan TUTAR | Yayın Ekim 2008 | 5,138 Okuyucu

İshal ve kabızlık günlük beslenmemiz dâhilinde olan ve genellikle kısa sürede geçen hastalıklardır. Peki, eskiden ishalden ölen birçok insan olduğunu biliyor musunuz? Bu gün ise bazı hala aynı hatalar yapılabilmekle beraber birçok insan ishali önlemenin yollarını bilmekte, peki bütün bilgileriniz doğru mu sizce? Yani ishalli çocuğa kola vermek veya çay kaşığı ile türk kahvesi yedirmek ne derece doğru?

İshal hastası olan bireylerde hedef bir an önce ishalli durumun geçirilmesidir. Çünkü ishal vücuttan su ve mineral kayıplarına neden olmaktadır.

İshalde tüketilmesi gereken besinler;
—Yoğurt, tuzlu ayran
—Yağsız pilav, pirinç lapası
—Haşlanmış patates
—Kabuksuz elma, havuç püre ve şeftali
—Özellikle kaynatılmış ve birazda soğuk olan su bol miktarda tüketilmelidir. Sıvı alımı kesinlikle sınırlandırılmamalı aksine arttırılmalıdır.

Bu besinlerin ishal olan bireylere önerilmesinin ilk nedeni su tutucu olmaları ve ishalde kaybedilen su miktarını en az düzeye indirmektir.

Bir diğer önerimiz ise eğer uzun süre ishal hali devam ediyorsa, eczanelerde satılan toz halinde olan ORS’lerden almanız. İçerisinde vücudunuzdan ishal nedeni ile kaybolan mineralleri yerine koyacak bileşimler bulunmaktadır. Bir paket ORS, 1 litre su ile karıştırılıp gün içerisinde içilmesi faydalıdır.

Bu bileşimi evinizde de yapmanız olasıdır. 1 çay kaşığı tuz, 8 tatlı kaşığı şeker ve 1 çay kaşığı karbonatı; 1 litre su içerisine konulup karıştırdığınızda da aynı bileşimi elde edebilirsiniz.

Kabızlık ise barsakların yeteri kadar çalışmaması sonucu oluşan bir hastalıktır. Genelde az posalı besin tüketen ve az fiziksel aktivite yapan bireylerde daha sık görülür.
Kabızlıkta tüketilmesi gereken besinler ve yapılması gerekenler;
—Günlük sıvı tüketiminin arttırılması gerekmektedir.
—Sabah aç karnına veya gece yatmadan önce bir bardak ılık su içilmelidir. Eğer tercih edilirse kayısı komposto da tüketilebilinir.
—Bol posalı besinler tüketilmelidir. Bunlar meyve, sebze, kepekli ürünler ve kurubaklagiller olmalıdır.
—Fiziksel aktivitenin arttırılması da barsak hareketlerini arttıracağından kabızlığı geçmesinde zaman kazandırmaktadır.
—Fazla miktarda kahve ve koyu çay içilmemelidir.

Basit gibi görünen bu hastalıklar bile bazen insana çok fazla rahatsızlık vermesi nedeni ile bu önerilerime uyduğunuzda kısa sürede eski sağlığınıza kavuşacağınızdan şüpheniz olmasın. Sağlıklı günler sizlerle olsun…


HAYAT KAYNAĞIMIZ SU


Hepimizin bildiği gibi su yaşamımız için vazgeçilmezlerdendir. Yeryüzündeki her canlının hayatta kalmasını sağlayan elzemlerdendir. Açlık orucuna giren insanları düşündüğünüzde haftalarca yaşamalarının nedeni su tüketmeleridir. Eğer su tüketmeseler, üç gün içerisinde vücuttaki tüm faaliyetler durur ve ölüm kaçınılmaz olur. Vücudumuzun ortalama %60’ı sudur ve birey vücudundaki suyun %20’sini kaybetmesi yaşamının tehlikeye girdiği anlamına gelmektedir.
Vücudumuza suyu içecek ve yiyeceklerle alırız. Susuzluk anımızda beynimizden susama duyusu ön plana çıkar ve insan susadığını hisseder. Ayrıca insanlar vücutlarından su ile tuzda kaybederler.
Vücudumuzdaki suyu kaybettiğimiz yolların başında, böbrekler gelmektedir. Ayrıca deri yoluyla (ter ile), akciğerlerimizle(solunum ile), barsakla(dışkı ile) atılmaktadır.
Peki, günlük sıvı ihtiyacımız ne kadardır? Ortalama olarak 2–2,5 litre düşündüğümüzde 10–12 su bardağı etmektedir. Suyun vücudumuz için yararlarına geldiğimizde ise;
—Vücudumuzdaki elektrolitlerin taşınmasını sağlamaktadır.
—Vücudumuzun ısısını ayarlamaktadır. Bu nedenle ateşimiz olduğundan daha fazla su tüketmemiz önerilmektedir.
—Vücuttaki bütün metabolik olayların oluşması için ortam hazırlamaktadır.
—Eklemlerimizde problem olmasını önler.

Birçok insandan duyduğum ve duyunca şaşırdığım su ile ilgili bazı noktalar bulunmakta. Bunlardan da kısaca bahsedersek; suyun yemek anında veya yemekten önce tüketilmesi kilo alımına neden olur diye bir kavram insanları aklında oluşmuş. Açıkçası bunu nereden ne şekilde duyduklarını bilmiyorum ama bu kavrama fazlası ile inanılmış. Bu nedenden dolayı birçok insan kesinlikle yemek öncesi ve yemek anında su tüketmemektedir. Şimdi basitçe bu yargıyı düşündüğümüzde, çok aç olarak masaya oturdunuz ve yemek yiyeceksiniz. Mideniz boş durumda, ama siz iştah açar diye su tüketmiyorsunuz. Aksine kilosu fazla olan insanlara yapabileceğimiz önerilerden biride yemek öncesi ve yemek anında sürekli olarak tüketmeleridir. Çünkü su mide kapasitenizi doldurarak daha az besin tüketmenize neden olur. Suyun kendisinde de herhangi bir enerji içeriği olmaması nedeni ile rahatlıkla tüketilir.

Diğer kafalara yerleşen yanlış bir kavramda, sıcak içilen suyun vücudumuzdaki yağları erittiğine dairdir. Özellikle aç karnına içilen suların. Bu konu ile ilgili ise sadece söylemek istediğim, ülke olarak çayı çok severiz fakat ülke olarak da şişmanlık sınırlarını zorlamaktayız. O zaman neden zayıf bir ülke değiliz. Evet, ılık su içmenizi öneririm; fakat bu kilo vermeniz için değil, gastrointestinal sisteminiz içindir. Sağlıklı günler sizlerle olsun…


ANNE SÜTÜ ve BEBEK BEDENİ


Evet, sağlıklı beslenmenin ilk başladığı noktadır; anne sütü. Çocuğunuzla olan ilk temasınız ve annelik içgüdüsünü ilk tattığınız andır çocuğunuzu emzirmek. Günümüzde anne sütüne bile gereksiz, onun yerine tüketilir birçok mama var diyen ve bunları dergi ve gazetelerde yazan birçok kişi var. Ve maalesef bunlara inananların sayısı da azımsanmayacak kadar fazla.
Anne sütü sadece o an için değil bir ömür boyu sizi sağlığınızı koruyan bir olgudur. Yapılan çalışmalarda görülmüştür ki, bebekken alınan anne sütü ileride çocuğunuzun alerji olma ve kronik hastalıklara (obezite, kalp hastalığı, şeker hastalığı) yakalanmasını azaltmaktadır.
Sadece bebeğinizi değil sizin sağlığınızı da korumaktadır. Bebeğinizi emzirmeniz, sizin göğüs kanserine yakalanmanızı, osteoporozise yakalanmanızı (kemik kitlesinin azalması ve kemiklerin çabuk kırılması) ve anemi olma riskinizi azaltmaktadır.
İlk 6 ay sadece anne sütü verilmesi dünya sağlık örgütünün (WHO) önerisidir. Ve biz annelerden tek istediğimiz başka hiçbir besin vermeden sadece kendi sütünü çocuğuna vermesidir. Su bile verilmemelidir, çünkü anne sütünden bebeğiniz ihtiyacı olan her türlü besin öğesini sağlamaktadır. Gerekli tamamlayıcı besinlere ise 6. aydan sonra başlanabilir.
Bebeğiniz için emzirme neden önemlidir?
—Her zaman siteril ve ısısı idealdir
—Besin öğesi bileşimleri bebeğin ihtiyaçlarını karşılamaktadır
—Çocuğun bağışıklık sistemini koruyan ve geliştiren etmenleri içerir
—Enfeksiyonlardan çocuğunuzu korur
—Orta kulak iltihabını riskini azaltır
—Kemik gelişimi için önemlidir
—İleride çocuğunuzun kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır
—Allerjiye karşı koruyucudur
—Zekâ gelişimine (IQ) çok önemli katkı sağlamaktadır
—Bebeğinizin daha az ağlamasını sağlar
Emzirme ilk 6 ayla sınırlı kalmamalı 6. aydan sonra tamamlayıcı besinler ve anne sütü verilmelidir. Özellikle 2 yaşına kadar verilmesi yukarıda saydığımız maddeler için önemlidir.
Bebeğin ilk aldığı süt çok önemlidir, özellikle ilk 5 gün. Çünkü bu dönemde kolostrum adı verilen ve rengi sarımtrak olan bu süt bebeğinizin enfeksiyona yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kolostrum, doku gelişimi ve bebeğinizin sindirim sistemini korur bunun yanında daha fazla protein ve çinko içermektedir.
Mamalarda bebeklerin büyümesi için çok önemli besinlerdir ama her zaman ilk tercih anne sütü olmalıdır. Sizin ve bebeğinizin sağlığı için önemlidir. Sağlıklı günler…

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Barsak Problemlerinizin Çözümleri!" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Serkan TUTAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Serkan TUTAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Serkan TUTAR Fotoğraf
Dyt.Serkan TUTAR
İstanbul
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi144 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Serkan TUTAR'ın Makaleleri
► Kısa Barsak Sendromu ve Beslenme Dyt.Ezgi TOPTAŞ BIYIKLI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,777 uzman makalesi arasında 'Barsak Problemlerinizin Çözümleri!' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:51
Top