2007'den Bugüne 73,602 Tavsiye, 24,426 Uzman ve 16,675 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Çocuk Programları ve Reklamlar
MAKALE #16928 © Yazan Psk.Serap DUYGULU | Yayın Temmuz 2016 | 982 Okuyucu
Çocuk programlarının niteliği, çocuklara ne verdiği yıllardır konuşulan bir durum. Hangi yaşta, hangi programların çocuklarımıza en uygun program olacağını tartışıyoruz. Programların eğitici yönünün ne olması gerektiğini konuşuyoruz. Zaman zaman yanlışları vurguluyor, zaman zaman doğru olanları destekliyoruz. Ben özellikle anne babaların kafasını karıştıran birkaç konuyu vurgulamak ve bazı sorulara açıklık getirmek istiyorum.

Çocuk programı adı altında yayınlanan pek çok program olduğunu düşünürsek tek tek programlardan yola çıkarak yazı yazmak mümkün değilse de genel anlamda çok dikkatimi çeken bazı konular var.
Öncelikle çocuklara yönelik hazırlanan programlarda ana karakterin yaş aralığı belli olmalıdır. Çok popüler olan bir çizgi karakter dizisinde ben hala ana karakterin kaç yaşında olduğunu çözemedim. Kaç yaşında çocuklar hedeflenmiş ve tam olarak ne tür olumlu mesajlar veriyor belirsiz. Hatta bazı mesajlar olumsuz davranışlar üzerinden veriliyor.
İnsan olumsuz mesajlarla olumluya yönlendirilemez. Aksine hep söylediğimiz olumlu rol model tutumuna aykırı olduğunu söylemek istiyorum. Sürekli ağlayan, şikayet eden, mızmızlanan, kardeşini kıskanan bir karakter, çocuklara bu davranışların yapılmaması gerektiğini nasıl öğretecek?
İsim vermek istemiyorum ama özellikle yabancı kaynaklı çocuk programları belki birkaçı hariç tam bir felaket. Öncelikle kabul edelim ki hiçbir anne o programlardaki kadar soğukkanlı değil. Özellikle bizim annelerimizden bahsediyorsak.
Çocuklar bu programları izlediklerinde annelerinden de aynı tavrı bekliyorlar ve gerçek hayattaki anne figürüyle, programdaki anne figürü hem kültür hem de yapı olarak örtüşmediğinde çocuk için gerçekten kafa karıştırıcı olabiliyor.

Bir diğer konu bazı masallardaki şiddet düzeyi. Anneler haklı olarak endişe duyuyorlar ama şiddetten bahsederken dozu ve şiddetin türünü göz önünde bulundurmak gerekiyor. Kısa bir süre öncesine kadar bilgisayar oyunlarındaki şiddetin çok tehlikeli olduğu düşünülüyordu ki hala büyük bir kısmı için böyle.
Ancak artık Amerikan Pediatri Derneği bir takım araştırmaların sonucunda can almaya ve kan dökmeye özendirmeyen düşük dozlu şiddet oyunlarının yararlı olduğunu ve bu tip stratejik bilgisayar oyunlarıyla çocukların şiddet duygusunu yönetmeyi öğrenebildiklerini duyurdu. Baktığınızda doğanın kendisinde de şiddet var. Bir kedinin fareyi ya da kuşu yemesi de şiddettir, belgesellerde ailece izlediğimiz bir yırtıcı hayvanın ceylanı öldürmesi de..
Demek ki şiddet dediğimizde şiddet duygusunun hepimizde var olduğunu ama önemli olanın bu duyguyu zarar vermeyecek boyuta indirgeyip yönetebilmek olduğunu bilmek gerekiyor. Burada, insan yada hayvan olsun bir diğer canlıya zarar veren, hayat söndüren düzeyde bir vahşilikten bahsetmiyorum.
Kısacası özellikle ilkokul düzeyine gelmiş bir çocuk, klasik masallar olarak bildiğimiz Kırmızı Başlıklı Kurt ya da Hansel ve Gratel masallarındaki olaylardan travma geçirmez, endişe etmeyin.
Üstelik bu masallar bizim çocukluğumuzun da masallarıydı.

Benim dikkatimi çeken çok daha başka bir şey var. Sözde çocuk kanallarında sözde çocuk programları arasındaki reklamlar inanılmaz bir şekilde tüketime özendirici. Sadece oyuncak reklamlarının yapıldığı ve geri planda sürekli ‘beni al, beni al, beni de al’ şeklinde mesajlar veren, renkli, ışıltılı, pırıltılı onlarca oyuncak çocukların gözüne sokula sokula veriliyor. Reklamlar ancak bu kadar sinir bozucu olabilir, bu kadar rahatsız edici olabilir.
Bütün çocukların ekrana kilitlendikleri bir anda bir tek eğitici reklam olmaması, çocuklar üzerinden anne babaların da sömürüldüğünün ve hızla tüketim çılgınlığına sürüklendiğinin en belirgin kanıtıdır.
Oysa çocukların okumasını teşvik etmek amaçlı kitaplar da duyurulsaydı, ya da onlara yönelik etkinlik merkezleri, onlara hitap eden sinema, müze, gösteri merkezleri de duyurulsaydı ne kadar güzel olurdu.

Ama sadece yüzlerce lira verilerek alınacak hazır oyuncakların reklamını vermek, en açık ifadeyle çocuklar üzerinden popüler kültürü dayatmaktır.
Üstelik biliyoruz ki, hazır yapılmış oyuncaklara çocukların ilgisi en fazla 90 saniye. Yani bir oyuncağı eline alan çocuk, evirip çeviriyor, oyuncağı tanıyor ve 90 saniye sonra bir kenara fırlatıp atıyor. En fazla odasında bir dolabın üstünde süs görevi görüyor. Sonra o oyuncakları çocukların önüne yığan biz anne babalar da neden bu oyuncakları oynamıyorlar diye şaşırıyoruz. Çünkü o oyuncağın çocuğa verdiği, kattığı hiçbir şey yok. Çocuğun da oyuncağa kattığı bir şey yok. Bu kadar 'Yok'un bir arada bulunduğu bir 'şey'e çocuğun 90 saniyeden fazla ilgi göstermemesinde şaşılacak bir şey yok.
Günümüzdeki çocukların çok erken yaşta bilgisayar ve internetle tanışan çocuklar olduğunu da unutmamak gerek. Birçok anlamda çok zeki ve meraklılar. Kendisinin şekil veremediği, bir şey oluşturamadığı, yapıp bozamadığı hiçbir şey onlara bir değer katmıyor. Yeni şeyler öğrenmesine yardım etmiyor, çocuk ortaya yeni bir şey koyamıyor. Son zamanlarda moda olan hareketli hayvan figürleri bile sadece görsel anlamda ilgi çekiyor ama kısa süre sonra onlar da bir kenara atılıp dolap bekliyorlar. Ortalıkta kalabalık yarattıkları için de nereye koyacağımızı bilemiyoruz.

Reklamları izlerken çocuklarımıza yönelik ne büyük eksikliklerimiz olduğunu fark ediyorum her seferinde. Örneğin kaç aile çocuğunu gün içinde alıp bir resim atölyesine götürebilir, kaç anne baba çocuğuyla seramik hamur çalışması yapabilir? Kaç ailenin bulunduğu semtte jimnastik, müzik ya da spor kursları var?
Büyük merkezlerde belli başlı yerlerde olabilir ama bulunduğunuz mahallede var mı?
Arabaya binmeden, saatlerinizi yollarda geçirmeden çocuğunuzu götürebileceğiniz spor ve etkinlik merkezleri bulabilir misiniz? Oysa neredeyse her sokakta pek çok kahvehane, oyun salonu, lokanta, butik hatta alışveriş merkezi görebilirsiniz ama çocuklara yönelik spor ve etkinlik merkezi bulamazsınız. Aslında girişimci işadamları, belki ilçe belediyeleri, Milli Eğitim müdürlükleri bu konuda bir işbirliği geliştirseler ve ortaya çocuklarımızı ve geleceğimizi farklı yerlere taşıyacak bu tür adımlar atılsa muhteşem olmaz mı?
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk Programları ve Reklamlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Serap DUYGULU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Serap DUYGULU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Serap DUYGULU'nun Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,675 uzman makalesi arasında 'Çocuk Programları ve Reklamlar' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Baba Çocuk İlişkisi ÇOK OKUNUYOR Kasım 2016
► Alınganlık Kasım 2016
► Kıskançlık Kasım 2016
► Yılbaşı ve Çocuklar Kasım 2016
◊ Dizi Dizi Hayatlar Ekim 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:56
Top