2007'den Bugüne 83,539 Tavsiye, 26,243 Uzman ve 18,629 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kişilik ve Kişilik Gelişimi
MAKALE #17068 © Yazan Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN | Yayın Ağustos 2016 | 2,606 Okuyucu
Kişilik en basit ifadeyle bir bireyin ne olduğunu, nasıl bir insan olduğunu tanımlamak için kullandığımız bir kavramdır. Daha geniş anlamıyla ifade edecek olursa kişilik, bir bireyin tüm ilgilerinin, tutumlarının, yeteneklerinin, konuşma tarzının, dış görünüşünün ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini içeren bir terimdir.

Kişiliğin özellikleri nelerdir?

  • Kişilik, her bireyin kendine özgüdür. Kişiyi başkalarından ayırt edicidir.
  • Kişiliği oluşturan özellikler bir bütündür ve süreklilik gösterir.
  • Kişilik özellikleri sürekli gelişme içindedir.
  • Kişilik yaşam süreci içinde yavaş yavaş oluşur, katıdır ve kolay değişmez.
  • Kişilik, temeli fizyolojik ve biyolojik olan psikolojik bir olgudur.
  • Kişilik davranışların hareket noktasıdır

Kişiliği oluşturan bütün bu nitelikler onu başkalarından ayırır, doğuştan ve sonradan kazanılır. Yani bizi diğerlerinden ayıran, bizi biz yapan kişiliğimizin bir yanı doğuştan getirdiğimiz bazı özelliklerden oluşurken bir yanı da içinde yaşadığımız çevrenin etkisiyle şekillenmektedir. Kısacası kişilik gelişiminde, doğuştan gelen genlerle yani ana babalardan çocuklara geçen özelliklerle çevresel etmenler etkili olmaktadır.

Genetik etkenler daha çok çocuğun potansiyelinin belirlenmesinde ön planda iken, çevresel faktörler de bu potansiyelin kullanımına yöneliktir. Genetik etkenler arasında anne babanın zekâ düzeyleri, kişilik özellikleri, becerileri; çevresel etkenler arasında da beslenme ve beş duyu ile elde edilen deneyimlerin yanı sıra çocuğun içinde doğduğu aile ve özellikle de ilk yıllarda ana baba gelmektedir.

Kişilik olgusu bir insan için oldukça önemlidir . Peki BİR İNSANIN KİŞİLİĞİ NE ZAMAN ŞEKİLLENMEYE BAŞLAR?
Anne ve babası evlendiği anda mı?, bir bebeğin anne rahmine düştüğü anda mı?,

HAYIR

Bir insanın kişiliği anne veya babanın zihnine bir bebek fikri düştüğü anda başlar hatta anne ve baba daha evlenmeden önce genç birer insanken geleceğe yönelik hayallerinde bir çocuk fikri oluşmaya başladığında, ilerde çocuğu olacak insanın kişiliği şekillenmeye başlar. Bu size çok abartılı gelebilir ama hepimizin "ilerde bir çocuğum olursa....." ile başlayan cümlelerimiz olmuştur, işte bu cümlelerin devamında tanımlanan özellikler çocuklarımızın üstü örtülü bir şekilde kişilik oluşumlarını etkilemektedir. Anne ve baba bir bebekleri olduğunda bu bebeğe zihinlerindeki bebek fikri doğrultusunda bakmaya başlarlar. Her ikisinin hayallerinin karışımından doğru bir kişilik oluşur. İşte kişiliğimizin doğuştan gelen fizyolojik yönünden ziyade sonradan gelişecek olan çevreden etkideki en etkili yapılar olan anne ve babanın etkisi böylece başlamış olmaktadır.

Bu en etkili yapıların diğer bir etkisi ise her bir anne ve babanın kendi anne ve babalarıyla olan ilişkilerinin etkisiyle çocuklarına yaklaşımları diğer bir önemli etkiyi oluşturacaktır. Ebeveynler kimi zaman bunu bilerek isteyerek yaparlar; "babamın bana yaptığını ben çocuklarıma yapmayacağım" söylemlerini çok duymuşsunuzdur. Kimi zaman ise ebeveynler kendi anne ve babalarıyla olan ilişkilerini bilinçsiz bir şekilde çocuklarına yansıtırlar. Kendi ebeveyni gibi veya onların tam tersi gibi davranırlar ama bunun farkında olmayarak yaparlar. Tüm bu süreçler bir insanın kişiliğini oluşturmada en önemli noktaları oluşturmaktadır. Yani bir insanın kişiliği gelişimin ilk yıllarında anne ve babasının kişiliğiyle şekillenmeye başlar.

Anne babaların çocuk yetiştirme tutumları, onların nasıl bir kişiliğe sahip olacağının belirlenmesinde önemli bir yere sahiptir. Pek çok araştırmacı kişinin yaşamındaki en önemli kişilerin annesi ve babası olduğunu, anne ve baba ile iyi bir ilişkinin genç ve erişkin ruh sağlığında belirleyici rol oynadığını belirtmiştir. Anne babası ile sağlıklı ve doyurucu ilişkileri olan kişiler aile dışındaki çevre ve arkadaşları ile daha kolay istendiği yönde ilişkiler geliştirebilmektedirler. Bu nedenle anne babaların çocukları ile olan ilişkileri ve onlara nasıl davrandığı önemlidir.

Çocuklar hem genel birtakım tutumları, hem de özel bazı davranışları, anne-babayı gözleyerek öğrenirler. Bir erkek çocuk babasını gözleyerek erkek gibi davranmayı öğrenir. Annesini model alan bir kız çocuğu da, bir kadın gibi davranmayı öğrenir.

Çocuğun büyümesiyle beraber de çevresel faktörler değişmeye ve genişlemeye başlamakta, ailenin etkisi azalırken; arkadaş çevresi, okul, öğretmen, kültür ve sosyal yapı gibi diğer psikososyal değişkenlerin etkisi artmaya başlamaktadır.

Ergenliğin sonlarına kadar devam eden kişilik gelişimi, duygu, düşünce davranış boyutlarında bireyin tutarlı ve bütünlük sağlayan bir yapıya ulaşması ile oluşmuş sayılmaktadır. İçinde çatışmaları daha az ve dengeli olduğunu düşündüğümüz bu yapı, zaman sürecinde değişikliklere uğramasına rağmen temel özelliklerini sürdürme eğilimindedir.

Araştırmalar çocukluk yıllarında kazanılan davranış ve özelliklerin yetişkinlikte sahip olunacak ve gösterilecek tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını yani kişiliği büyük ölçüde biçimlendirdiğini ortaya koymuştur. Kişilik ile ilgili birçok kuramın birleştiği görüş, yaşam sürecinde çocukluğun, özellikle ilk 5-6 yılın, kişiliğe olan etkisinin azımsanmayacak kadar büyük oluşudur. Dolayısıyla kişiliğin oluşumunda gelişimin bu ilk yıllarındaki ebeveynlerle çocuğun ilişkisinin önemi daha da artmaktadır.

Gelişim; fiziksel, duygusal, bilişsel, toplumsal boyutları bulunan çok yönlü karmaşık bir süreçtir. Bu süreçler daha kolay tanımlanması, incelenmesi ve anlaşılması için bazı özellikler bakımından bir bütünlük taşıyan ve yaş aralıklarıyla ifade edilen gelişim dönemlerine ayrılmıştır. Araştırmacılar genel olarak çocuğun gelişimini 0–1.5 yaş dönemi, 1.5-3 yaş dönemi, 3-6 yaş dönemi, 7-12 yaş dönemi ve 13-15 yaş dönemi olarak ayırmışlardır.


Bu dönemlerden 1.5-3 yaş dönemi özelliklerine bakacak olursak;



3. Gelişimsel Dönem (3-6 yaş)

Bu dönemde çocuk cinsel organını, cinsel organların kız ve erkekte farklılaştığını fark eder. Buradan hareketle kadın ve erkek kimliğini fark eder. Kendisini bu kimliklerden birine oturtur ve onun gibi olmayı denemeye başlar. Aslında bu dönem çocukların yetişkin kimliğinin rol denemelerini yaptığı bir dönemdir. Kız çocuk anne gibi olmayı dener, anneyi taklit eder, onun gibi giyinmeye, onun topuklu ayakkabılarını giymeye, takılarını takmaya, rujunu sürmeye yönelir. Ayrıca bir de annenin diğer bir özelliği babanın eşi olmasıdır, annenin babanın sahibi olmasıdır. Denecek roller arasında babının eşi olmak da vardır. İşte bu dönemde çocukların karşıt ebeveyne cinsel bir arzu duydukları kargaşası buradan kaynaklanmaktadır. Gerçekte karşı ebeveyne duyulan cinsel bir arzu değildir, sadece annenin cinsel arzusunun çocuk tarafından taklit edilmesidir, bu ise cinsel arzunun bir kız çocuk için erkeğe yönlendirilmesinde gerekli bir deneyimlemedir. Kız çocuk burada eş olarak bir erkeği seçmeyi öğrenmektedir, cinsel arzuyu bir erkeğe yönlendirmeyi öğrenmektedir. Peki sonra ne olur? Çocuğun bu tepkileri yine uygun ebeveyn tutumlarıyla desteklenirse kız çocuk babanın eşinin anne olduğunu, kendisinin ilerde başka bir erkeği eş olarak seçebileceğini anlar ve babadan vazgeçerek ilerde gelişecek cinsel arzusunu başka bir erkeğe yöneltebilecektir. Burada uygun tutumdan kastedilen ise kız çocuğunun babaya yönelik bu davranışlarının anne tarafından önce anne gibi olmaya çalışması, bir kadın kimliği kazanmaya çalışması açısından taktir edilmesi ama devamında da babanın sahibinin anne olduğunu, çocuğun büyüyüp anne gibi çok güzel bir kadın olacağı ve başka bir erkeği eş olarak seçebileceği mesajının verilmesidir. Bu noktada anne kız çocuğuna karşı destekleyicidir, onun kadın kimliğini onaylar, sevecendir ve onu gelecekte olumlu özellikler içeren bir kadın kimliğinin olacağı doğrultusunda destekleyerek geleceğe yönlendirir. Kız çocuğu anneyle uyum sağlayarak ona güvenir ve onun gibi olumlu özellikler içeren bir kadın kimliği olacağına inanarak babadan vazgeçer. Yani bence yazılanların aksine kız çocuk annenin sevgisinden dolayı annenin sevgisini kaybetmemek için babadan vazgeçer yoksa anne tarafından cezandırılacağı için değil. Ancak kız çocuğuna rol denemelerindeki davranışlarına karşı tutumda bu mesaj net olarak verilmez onun anneyi taklit eden o sevimli davranışları pekiştirilirse, onun kadın kimliği onaylanmazsa (anne kız çocuğunu bir rakip olarak görürse), anne cezalandırıcı bir tutum sergiler ise anneyle aradaki çatışma yani babayı onun elinden alma çatışması bitmeden tükenmeden devam edecek ve ayrıca ilerdeki ilişkilerinde baba imgesi olan erkekleri eş olarak seçmeye yönelecektir. Bu illaki kendisinden büyük, yaşlı erkekleri eş olarak seçmesi olarak anlaşılmamalıdır. Bu erkek ona babası gibi davrandığını hissettiği yaşıtı bir erkek de olabilecektir. Bu sürece neden olan asıl sorun ise anne kız arasında sıcak canlı bir ilişki olmaması ve kız çocuğunun annenin sevgisinden vaz geçebilecek kadar arada derin bir sevgi olamayışıdır.

Aynı döngü erkek çocuk içinde geçerlidir. Erkek çocuk da kadın ve erkek kimliklerini fark etmesinin ardından, kendisini oturttuğu erkek kimliğe dair rol denemeleri yapmaya yönelecektir. Bu da babayı taklit etmekten geçecektir. Aynı şekilde baba gibi olmaya hatta babadan daha güçlü olup, onu yenip annenin gözüne girmeye, babanın elinden anneyi almaya çalışacaktır. Bu dönemde erkek çocuğunun babayla sıcak canlı bir ilişkisinin olması oldukça önemlidir. Bu sıcak canlı ilişkiyle baba oğul erkek erkeğe vakit geçirir. Erkek çocuğunun baba gibi ilerde güçlü olabileceği mesajı baba tarafından aktarılır. Bu sayede çocuk ilerde baba gibi bir erkek olacağına, kendisine anneden başka bir eş bulabileceğine inanır ve güvenir. Erkek çocuğunun anneden vazgeçmesini sağlayan babayla kurduğu destekleyici sıcak canlı ilişkiden doğru baba gibi olabilme arzusudur, inancıdır. Aksi taktirde çocuğun bu davranışları eleştirilir cezalandırılırsa babayla rekabet hep devam edecek, çocuk hayatı boyunca babayı yenmeye çalışacaktır. Ama babayı yenmek de büyük bir suçluluk duygusu doğuracaktır çünkü babayı yenmek demek anneyi onun elinden almak demektir, ama anne yasak elmadır, yasak elmayı alırsan cezalandırlırsın. Dolayısıyla bu döngüde sıkışıp kalan erkek sürekli baba türevlerini (patronu, öğretmeni, vb.) alt etmeye çalışacak, bundan dolayı yoğun bir suçluluk duyacak ve devamında da kendini cezalandırma gelecektir. Yine burdaki süreçten sağlıklı çıkışı sağlayan da erkek çocuğunun babayla özdeşim kurabilecek kadar arada sıcak canlı bir ilişkinin gelişmesiyle, erkek çocuğunun babasına duyduğu derin sevgi ve bağdan ötürü anneden vazgeçişidir.

Bu dönemin diğer bir riski ise rol denemelerinde karşı cinsteki ebeveyni cinsel kimlikte özdeşim kuracağı rol olarak seçip hemcinsindeki ebeveyni ele geçirmeye yönelmedir yani eşcinsel rol denemeleridir. Bu sürece neden olan ise anne baba rollerindeki kargaşadır. Aile dinamiği içinde anne, anne kimliği, kadın kimliği açısından bir güce sahip olursa kız çocuk anne gibi olmaya çalışacaktır, baba da erkek kimliği ve baba kimliği açısından gerekli olan niteliklere, güce sahipse erkek çocuk da baba gibi olmaya çalışacaktır. Ancak erkek ya da baba kimliğinde olması gereken güç anne tarafından kullanılıyor, baba ise pasif kalıyorsa erkek çocuk model olarak anneyi tercih edecektir, yani anne gibi olmaya çalışacaktır. Neden mi? Güçlü olmak için çünkü yaşam bundan ibarettir, her birey özünde güçlü olmayı istemektedir. Çeşitli okullar bitiriyoruz, neden?; eğitimsel anlamda güçlü olmak için, spor yapıyoruz, neden?; bedensel anlamda güçlü olmak için, bakımımıza dikkat ediyoruz, neden?; fiziksel görünüş olarak güçlü olmak için... İşte erkek çocuk da erkeksi güç kimdeyse onun gibi olmayı deneyecektir, bu gücü anne kullanıyorsa anne gibi olmayı deneyecektir ama anne aynı zamanda kadındır dolayısıyla erkek çocuk anne gibi olmayı denerken kadın gibi olmayı da deneyecektir, cinsel arzuyu da anne gibi diğer bir erkeğe yöneltmeyi deneyimleyecektir.

Erkek çocuğunu erkek kimliğinden ziyade kadın kimliği gibi olmayı tercih etmesinin bir başka nedeni ise aşırı sadist nitelikteki baba olabilir veya babanın özdeşim kurmaya izin vermeyecek şekilde çocukla hiç iletişimde olmaması olabilir. Baba burada fiziksel açıdan güçlüdür ancak, zorba, sadisttir bundan dolayı erkek kimliği kötü, çirkindir. Buradaki anne babanın sadistliğine ya da duygusal yokluğuna nazaran daha bir çocukla ilişki içerisindeyse çocuk yine anne gibi olmayı tercih edebilir. Onu bu tercihten vazgeçirecek en önemli şey ise annenin çocuğun erkek kimliğini vurgulaması ve desteklemesidir.

Tabi ki tüm bu anlatılanlardan ötürü illa bu durum gelişecek diye kesin bir kural yoktur. Baba yoktur ama sağlıklı bir erkek imgesi dayı vardır, amca vardır veya bir başkası... Yani bu süreç çok etkenli bir dinamiktir.

Kaynaklar

Sezer Ö. Ergenlerin kendilik algılarının anne baba tutumları ve bazı faktörlerle ilişkisi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 2010; 1:1-19.

Karakavak ÇG. Üniversite öğrencilerinin ahlakî yargı yetenekleri ve ahlakî yargı yetenekleri ile kendini gerçekleştirme düzeylerinin karşılaştırılması (Yüksek lisans tezi). Adana, Çukurova Üniversitesi, 2006.

Çamlıbel İA. Çocukların gelişim süreci ve televizyonun etkileri (Uzmanlık tezi). Ankara, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 2012.

Türker A. Anne babanın çocuğun kişilik gelişimine etkisi. http: // www.bilted.com/ icsayfa.asp?an=5&id=23 (7 Mart 2012’de ulaşıldı).

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kişilik ve Kişilik Gelişimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Şükriye KARAHAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi130 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN'ın Makaleleri
► Kişilik Gelişimi ve Bozuklukları Psk.Nihal ARAPTARLI
► Çocuklarda Kişilik Gelişimi Psk.Büke TUNCEL
► Ergenlik Döneminde Kişilik Gelişimi Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,629 uzman makalesi arasında 'Kişilik ve Kişilik Gelişimi' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:25
Top