2007'den Bugüne 76,820 Tavsiye, 24,971 Uzman ve 17,174 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Depresyonu Kendinizde Nasıl Tanımlarsınız?
MAKALE #17137 © Yazan Psk.Sinem KILINÇARSLAN | Yayın Eylül 2016 | 1,163 Okuyucu
Depresyonun kelime anlamı çökkünlüktür, bireyin ruhsal olarak çökkünlük, üzüntü, karamsarlık, mutsuzluk, isteksizlik gibi belirtileri yaşamasıdır. Hepimiz duygu durumumuzda yükselmeler düşmeler yaşarız. Zaman zaman moralimiz bozulur, kendimizi keyifsiz, mutsuz hissederiz, umutsuzluğa kapılırız. Aldığımız kötü bir haber, yaşanılan kötü bir olay, okulda, iş yerinde başarısızlık yaşamamız bu duyguları hissetmemize neden olabilir. Bütün bunlar yaşamın normal bir parçasıdır.

Gündelik hayatın getirdiği keyifsizlik, moral bozukluğunu depresyondan ayıran şey ise; kişi günlük aktivitelerini yapamaz ve önceden zevk aldığı şeylerden artık zevk almaz. Diğer yaşam alanlarında (ev, iş, arkadaş) bozulmalar meydana gelir. Depresyon adıyla tanımlanan klinik rahatsızlık ise zaman zaman yaşadığımız duygulardan şiddeti ve süre bakımından farklıdır.

Depresyon kişilerin ruh hali ve duygu durumlarını etkilediği gibi beyindeki bazı kimyasalları da etkileyerek kişide uyku kalitesinin bozulmasına, beynin olumlu duyguları yöneten alanın (aşk, mutluluk gibi) baskılanmasına ve olumsuz duyguları yöneten alanın (öfke, kıskançlık gibi) uyarılmasına neden olmaktadır.

Sinir hücreleri arasında iletimden sorumlu nörotransmitterlar (dopamin, noradrenalin ve serotonin) uyku, iştah, motivasyon, duygular gibi fonksiyonlar üzerinde etkilidirler. Ruh halimizi ve duygu durumumuzu etkileyen bu kimyasalların depresyonda olan bir bireyde daha az salgılandığı düşünülmektedir.

Depresyon Genetik midir?

Genlerimizin kişilik özelliklerimiz üzerinde etkili olduğu yapılan ikiz bebekler çalışmalarında görülmüştür. Doğdukları gün birbirinden ayrılan ikiz bebek çalışmasında ikizler erişkin dönemlerinde benzer depresyon özelliklerine sahip oldukları görülmüştür.

Depresyonun Belirtileri Neler?


Depresyonun bir tek nedeni olmamakla birlikte çevresel, kalıtsal ve sosyal etkileşimler sonucu depresyon gelişebilmektedir. Depresyonun en önemli iki belirtisi kişinin kendisini mutsuz, çökkün, karamsar hissetmesi ve daha önceden keyif aldığı şeylere karşı ilgisini kaybetmesidir. Bedenimizi oluşturan organların işlevlerini yerine getirmesi gibi ruhsal yapımızı oluşturan duygularımızın da işlevleri vardır. Zaman zaman bu duyguları yaşarız. Örneğin mutsuzluk duygusu bizim için önemli olan bir şeyi kaybettiğimizde ortaya çıkar. Duygular davranışlarımızı etkilediği için, davranışlarımızı ayarlar, bizim için önemli olan şeyi kaybetmemek için uğraş veririz. Fakat depresyonda olan kişi yoğun ve uzun süre mutsuzluk duygusunu yaşar, kişi kendisini ve geleceği için karamsardır, önceden zevk alarak yaptığı aktivitelerden artık zevk almaz, ilgisi azalır. Bireyin aile ve sosyal yaşamı bozulur. Depresyonun diğer belirtileri ise;
• Pişmanlık, suçluluk duyguları
• Kendine güvende azalma, kararsızlık
• Durgunluk, az konuşma, az hareket etme
• Sinirlilik, huzursuzluk, bazı zamanlarda yerinde duramama
• Kolay yorulma, enerji azalması
• Dikkat toplamada güçlük, konsantre olamama, unutkanlık
• İştahta artma, azalma
• Cinsel istekte azalma
• Bedensel şikayetler, ağrılar
• Uyku bozukluğu, aşırı uyku hali ya da uyuyamama

Depresyon tanısı koyabilmek için şikayetlerin hemen hemen tamamının en az iki hafta devam etmesi, sosyal yaşamda bozulmaların olması ve günlük işlevlerin yerine getirememesi gerekmektedir.

Depresyonda Düşünce Sistemi

Duygu, düşünce ve davranış birbirini etkileyen sistemlerdir. İçinde bulunduğumuz ruhsal durumumuz düşüncelerimizi, düşüncelerimiz duygularımızı, duygularımız da davranışlarımızı etkilemektedir. Bilişsel açıdan hasta kendisi ve geleceği hakkında olumsuz bakış açısına sahiptir. Hoşa gitmeyen bütün deneyimlerini kendisine atfeder, kendisini kusurlu, yetersiz veya değersiz bir kişi olarak görme eğilimindedir. Tüm bu sebeplerden dolayı kendisini fazlaca eleştirir.

Geleceği ile ilgili kişi, şu anda yaşadığı güçlüklerin sonsuza dek devam edeceğine, sorunların çözülmeyeceğine inanır ve karamsarlığa kapılır. Birbirinden etkilenen bu durum döngü şeklinde devam eder. Örneğin; motivasyonu düşük bir kişinin canı hiçbir şey yapmak istemez ve günlük işlerini yapamaz duruma gelir. Sevdiği şeylerden artık zevk almayan, canı hiçbir şey yapmak istemeyen kişi sosyalleşmeyi, dışarı çıkmayı, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi de istemez. Aktiviteleri azalan kişinin motivasyonu daha da düşer ve kendisini ümitsiz hisseder, geleceğe karamsar bakar. Bu şekilde döngü devam eder.

Duygu ve düşüncelerimiz birbirinden etkilenir ve depresyondaki kişi içinde bulunduğu ruhsal durumdan dolayı olumsuz şeyleri hatırlar, olumluları göz ardı eder, kendisi ve çevresinde yaşanan olumsuzluklara daha çok odaklanır küçük bir aksaklığı dahi büyütür ve kendisine yordar. Yaşanılan olumsuzlukları hayatının diğer bölümlerine de geneller ‘insanlar hep kötü, çıkarcı, hiçbir şey yapmak istemiyorum, hayattan hiç beklentim yok, sabahları dayak yemiş gibi kalkıyorum, ölsem daha iyi…’ gibi düşüncelere sahiptir. Kişileri bu kadar etkileyen, olayların negatif yanını algılamasına ve genellemeler yapmasına neden olan şey olayı algılama şeklidir.

Depresyonu Neler Tetikler?

Depresyonu yaşam olayları yaşın ilerlemesi, iş kaybı, sevilen birisinin kaybı, ilişkinin bitmesi, aile içerisinde yaşanan çatışmalar, fiziksel ruhsal tükenmeler tetikleyebilmekte. Örneğin, üniversiteyi başarıyla bitiren birisi depresyona girebilir. Bakıldığında olumsuz bir durum olarak görünmeyen bu durumda kişi için öğrenci olma durumunu kaybetmesi anlamına gelir ve olayı farklı algılayarak, değerlendirerek depresyona girebilir. Beck depresyona yatkınlık açısından iki kişilikten söz eder. Kişiler arası çatışma, ilişki kayıplarıyla ilgili olanlar (sosyotropik) ve kişisel performans standardına odaklı, kendini eleştirmeye yakın kişiler (ototnom). Biyolojik açıdan bakıldığında, mevsimsel değişiklikler, bedensel hastalıklar, yaşın ilerlemesi, alkol kullanımı, ilaç kullanımını söyleyebiliriz.

Depresyon tek bir nedene bağlı kalmamakla birlikte yaşanan olaylar, kişilik yapısı, beyindeki değişiklikler gibi faktörler de depresyonu etkilemektedir. Depresyonu tetikleyen önemli faktörlerden birisi de strestir. ‘Stres, vücudun ve ruhun zorlanmasıdır. Kaldırabileceği yükten fazlasını yüklenmesidir.’ İnsanın hayatı denge üzerine kuruludur. Özel hayatında dengelerin bozulması sonucu oluşabilecek sarsılmalar sonucunda kendi içsel kaynaklarını, manevi kuvvetlerini yardıma çağırır. Fakat bu kuvvetler ya tükenmiştir ya da yoktur. Bu durumda yaşamdaki zorlanmalara gücü yetmez, takatini aşar. Bu tür zorlanmalar depresyona ve kaygı bozukluklarına neden olmaktadır. Kemal Sayar bu durumu şöyle açıklamıştır: ‘Depresyon adeta negatif enerjinin birikmesi halidir. İnsan hayat boyu olumsuz olaylara göğüs gerer ve sonra bir bakarsınız en basit olayda depresyona girmiştir. Depremden önce fay hattında enerji birikmesi gibi…’ Hepimiz böyle olumsuz olayların getirdiği enerjiyi biriktiriyoruz içimizde. İçimizde fay hattı kırıldığında da depresyon ve panik bozukluğu gibi rahatsızlıklar ortaya çıkıyor.’

Stresin bir de bedene yansıması vardır. Psikosomatik hastalıklar dediğimiz bu rahatsızlıklarda tetkikler sonucu organik hiçbir şey yoktur. Fakat duyguların dışa vurulmaması ve içte birikmesi sonucu kişinin yaşam kalitesini düşürmektedir. Sempatik sistemin fazla çalışması sonucu ortaya çıkan bu belirtiler (aşırı terleme, titreme, kalp atışının hızlanması) vücutta kortisol (stres hormonu) salımını arttırmaktadır. Kortisolün artması ise depresyona neden olabilmekte. Yapılan çalışmada depresif belirtilerin klinik depresyona dönüşmesinde kişilerin yaşamlarını ya da kişiler arası ilişkilerini algılama biçimlerinde öfkenin önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir.

Depresyonu tetikleyen bir diğer şey ise, günlük yaşantımız olan, bazen yolda giderken, bazen gece uyumadan önce dinlediğimiz, sözleri ve müziği ile bizleri etkileyen müzikler. Müzik ruhun gıdasıdır sözü tamda bunun için söylenmiş olsa gerek. Dinlenilen müzikler ruh halimize, duygularımıza ve doğrudan veya dolaylı olarak olayları algılama şeklimize etki eder. ‘Batsın bu dünya, paramparça, depresyondayım…’ gibi şarkılar depresyonu tetiklemekte, isyana neden olmaktadır. Tetikleyen bir diğer şey ise diziler. Gerçeklikle bağlantısı olmayan aşk dizileri, acıklı, yoğun duygusallık içeren temaları olan, ayrılık, üzüntü gibi durumlarda dünyaya isyan eden diziler de tetikleyebilmekte.

Depresyonun Tedavisi

Depresyon belirtileri yaşayan kişinin bir uzamandan yardım alması, yaşam kalitesinin arttırılması ve sürdürülmesinde oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalar çoğu hastada ilaç ve psikoterapinin birlikte kullanımında daha iyi sonuçlar aldığını ortaya koymuştur. Tedavide ne sık kullanılan yöntem Bilişsel Davranışçı Terapidir.

Depresyonun İlaçsız Tedavisi Var mı?

Hafif düzeydeki depresyonda sadece psikoterapi ile tedavi yeterli olabilir. Orta ve ağır düzeydeki depresyonda ilaç ile tedaviye ek olarak psikoterapi birlikte uygulanmaktadır.

Depresyona Yakalanmamak için İpuçları

Günlük hayatımızda bizi etkileyen irili ufaklı pek çok sorunlarla karşılaşıyoruz. Kimileri bu sorunları kolaylıkla atlatıp, üstesinden gelebilirken kimisi de sorunlar içerisinde boğulmakta. Sıkıntılar herkeste olan bir durumdur peki nasıl oluyor da bazı insanlar kolaylıkla baş edebiliyor? Bakış açımız, onları algılama ve değerlendirme şeklimiz yaşadığımız sıkıntı ile baş etmemizi kolaylaştırıyor. Yukarda verdiğimiz örnekten devam edecek olursak, sınavda başarısız olan bir öğrenci kendisini yorgun, bitkin hisseder ve ‘başarısızım, beceriksizim, zaten hiçbir şeyi başaramıyorum’ diye düşünürse olayı bu şekilde karşılar, yorumlar ve değerlendirirse motivasyonu düşecektir, ders çalışmayı istemeyecektir. Ders çalışmaya enerjisi olmadığı için, motivasyonu düştüğü için suçluluk duygusu yaşayacak ve kısır döngü şeklinde devam edecektir. Burada olayı algılama ve yorumlama şeklimiz önemlidir.

‘Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından zevk alır.’

Yapılan deneylerde hayvanlar üzerinde stres ve depresyon ilişkisine bakılmış ve stres altında kaldıklarında depresyondaki insan gibi tepki verdikleri görülmüştür. Yapılan başka bir çalışmada stresin beyin üzerindeki etkisi incelenilmiştir. ‘Olumlu duygu ve davranışları kontrol eden beyin alanları etkilendiğinde ketlenme, stres sisteminde aşırı çalışma ve dopamin, noradrenalin ve serotonin seviyesinde düşme olduğu saptanmıştır.’ Çalışmalar gösteriyor ki stres altında beynimiz farklı çalışıyor bu yüzden stresli durumlarla karşı karşıya kaldığımızda başa çıkma yöntemlerimiz önemli. Örneğin sınavınızda başarısız olduğunuzda tekrar çalışıp bir dahakine başarabilirim diyebilmek, stresin beyninize yapmış olduğu etkiyi en aza indirir, yaşanılan sorunun çözümlenmesinde kolaylık sağlar.

Kendinizi tanıyın ve kendinize telkinde bulunun. Çünkü sözcükler sihirli bir etkiye sahiptir. Bu çiçekler üzerinde yapılmış bir deney ile kanıtlanmıştır. Çiçekle konuştuğunuzda, olumlu sözcükler söylediğinizde çiçek açar, büyür, güzel kokar. Fakat onunla ilgilenmez, kötü sözler söylerseniz size küser, büyümez, solar. Vücudumuza komut veren beynimizdir, ne kadar güzel düşünür, güzel sözcükler kullanırsak beynimize komut o şekilde gider ve diğer azalarımız o emre göre çalışır. ‘daha iyi olabilirim, evet bu sınav zor ama başarabilirim, bir uzvum yok fakat gözlerim ne kadar sağlıklı görüyor, bu işten ayrılmamda da var bir hayır belki karşıma daha iyi bir fırsat çıkacak…’ Yurt dışında yapılan bir çalışmada kişinin kendi kendisine söylediği telkinlerin ve bu olumlu telkinlere inanmanın kişilerin iyileşmesi yönünde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür.

Gülümseyin, gülümsemeyi hayatınızdan eksik etmeyin, mutluluk, üzüntü, kaygı bulaşıcıdır bir virüs gibidir unutmayın. Sabah uyandığınızda yüzünüzü yıkarken aynaya bakın ve gülümseyin, iş yerine gittiğinizde gülümseyerek günaydın deyin, akşam yorgun argın eve geldiğinizde bile gülümseyin çünkü çalışmalar gösteriyor ki gülmek beynimizi harekete geçiriyor ve serotonin salgılanmasına neden oluyor.

Duygularını anlatın, çevrenizde sizi dinleyen, olduğunuz gibi kabul eden samimi arkadaşlarınız olsun. Günümüz teknoloji çağı, gençlerin elinde tablet, telefon, ebeveynler televizyondaki maça veya diziye odaklanmış durumda, ‘beni neden dinlemiyorsun?’ cümleleri sık sık duyulur oldu artık. Kimse birbiriyle iletişim kurmuyor, paylaşımlarda bulunmuyor. Yaşam sanal dünyada gördüklerimizden ibaret oldu. Hangisi gerçek hangisi sahte ayırt edemez olduk. Hastalıkların tedavisinde ailenin, yakın çevrenin desteği önemlidir. Ailenizle birlikte kaliteli zamanlar geçirin.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyonu Kendinizde Nasıl Tanımlarsınız?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Sinem KILINÇARSLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Sinem KILINÇARSLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Sinem KILINÇARSLAN'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,174 uzman makalesi arasında 'Depresyonu Kendinizde Nasıl Tanımlarsınız?' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
--
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:54
Top