2007'den Bugüne 81,712 Tavsiye, 25,948 Uzman ve 18,155 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Narsisistlerin İç Ruhsal Yapısı
MAKALE #17308 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Ekim 2016 | 1,707 Okuyucu
Narsisistlerin iç ruhsal yapısı:
Narsistik kendilik bozukluğu; libidinal birim ile agresyon birimi olmak üzere iki ana birimden oluşmaktadır. Libidinal birimde nesne ile kaynaşmış, nesneden ayrışmamış grandiyöz kendilikle, büyüklenmeci kendilikle idealize edilmiş ebeveyn imagosunu karşılayan büyük ve güçlü ve muhteşem öteki ile ilintilidir. Masterson kendilik tarafındaki nesne parça birimine büyüklenmeci kendilik derken kaynaşmış olan diğer birime tümgüçlü nesne olarak isimlendirmektedir. Bunu savunmacı kaynaşmış parça birim olarak adlandırmaktadır. Bu birim libidinal enerji ile yüklenmiştir. Diğer tarafta agresyon enerjisi ile yüklü olan birim vardır ki burada da aynı şekilde kendilik ve nesne kaynaşmış durumdadır. Kendilik parçası yetersiz, değersiz, parçalanmış, eksik hisleriyle donanmış iken; nesne parçası sert, saldırgan ve değersizleştirici bir yapıya sahiptir. Libidinal unitteki bağlı bulunan duygulanım eşsiz, özel, üstün, takdir edilen, tapınılan, mükemmel ve yetkin duygularıdır. Agresyon biriminde ise terk edilme depresyonunun yani mahşerin altı atlısının tüm bileşenlerini görmek mümkündür. Ego işlevlerine baktığımız zaman narsisistik kendilik bozukluğunda zayıf gerçeklik algısı, dürtü kontrol bozukluğu, engellenme toleransı, ego sınırlarının kaybolması diyebiliriz. Narsistik kendilik bozukluğunun kullandığı ego savunma mekanizmalarına baktığımız zaman ilkel bölme, kaçınma, inkâr, eyleme vurum, yapışma, yansıtma, yansıtmalı özdeşim savunma düzeneklerini görmek mümkündür.
Narsistik kendilik bozukluğu her zaman için kendisini libidinal birimde tutmayı başarmış bir yapıdır. Saldırgan nesnenin etkisi altında parçalanmış ve dağılmış hislerle dolu olan yapı tamamen izole bir şekilde sistemde muhafaza edilip onun üzerine kaynaşmış nesne ile birlikte kendiliğin oluşturmuş olduğu mükemmel bir harikulade yapı her zaman sisteme hakim gibi gözükmektedir. Bu da kişinin fonksiyonel bir hayat sürmesine neden olmaktadır. Kişi bu büyüklenmeci grandiyöz yapısının içerisinde her zaman hayata tepeden bakan, eşsiz hisseden ve kendi fantezi dünyasında yaşayan birisi gibidir. Bir nevi istiridyesinin içerisindeki canlı gibi durmaktadır. Dünya onun istiridyesi şeklinde olmaktadır.
Burada iki tip narsisistik kendilik bozukluğunu görmek mümkün. Eğer yatırım kendiliğe yapılmış, libidinal yatırım kendiliğe yapılmış ise kendilik grandiyöz, büyüklenmeci, eşsiz ve muhteşem hislerle doludur ve dışarıya bakarken dış gerçekliği algılamayan, dış gerçekliği inkar eden ve kendisini muhteşem hisseden bir yapı bulunmaktadır. Eğer yatırım, libidinal yatırım nesneye yapılmış ise bu sefer kendisi nesnenin ışığı altında, nesnenin şemsiyesi altında kendini ona ait hissederek bütün mükemmelci hisleri nesneye yansıtmakta ve onun bir parçası olmaktan dolayı duyulan mutluluğu yaşamaktadır. Bu da gizli narsisist ve ya saklı narsisist diyebileceğimiz ikinci narsisist türünü oluşturmaktadır. Üçüncü bir narsisist türü kendilik bozukluklarının narsisistik kümesinin altında devalüe edici veya değersizleştirici narsisist olarak tanımlamaktadır. Bilindiği gibi kaynaşmış birim içersinde bu değersizleştirici nesne tasarımı ve onunla kaynaşan parçalanmış kendilik tasarımı libidinal unitin kontrolü altındaydı. Fakat zaman zaman libidinal unitin kontrol altından çıkan veya sisteme tamamen egemen olan kendilik bozukluklarında narsisistik yapı, yansıtmalı özdeşim mekanizması sayesinde kendisinin parçalanmış kendiliğini -tahammül edemediğinden dolayı- nesneye yüklemekte, bir nevi nesnenin o devalüe edici, saldırgan, sert yapısını içselleştirmekteydi. Her ne kadar burada nesne ve kendilik birbirinden ayrışmış değilse de yatırımın daha çok devalüe edici kısmına sahip çıkan kendilik tasarımı karşıdaki insanı her zaman devalüe edip kendi hissettiği duyguları karşıya yansıtarak sisteme o şekilde egemen olmaktadır. Bu da devalüe edici veya değersizleştirici narsisist tipini karşımıza çıkarmaktadır. Savunmacı, büyüklenmeci ve tüm güçlü kendilik ile onunla kaynaşmış olan nesne ve patolojik ego arasındaki ittifaka bakacak olursak, koruyucu ve büyüklenmeci kaynaşmış birim nesne ilişkileri saldırgan kaynaşmış birimin terk depresyonuna karşı savunma yapmak için patolojik ego ile ittifak kurar. Yani terk depresyonuna düşmemek için patolojik ego ile birlikte hareket eder. Fakat bu ittifak borderline’ınkinden farklı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Saldırgan kaynaşmış birimin terk depresyonu ya da gerçek kendilik harekete geçirme çabaları tarafından yani narsisistik mükemmeliyet, para, güç, güzellik ve benzerlerine karşılık gerçekçi kendi kendini ifade etme amaçları arayışı ya da nesnenin mükemmel yansıtma sağlamadaki başarısı tarafından hızlandırılabilir. Bunun karşılığında ikinci unit, agresyon unite geçme durumunda ise saldırgan boş nesne ilişkileri kaynaşmış birimi ve patolojik birim arasındaki ittifaktan söz edilir. Eğer savunmacı birim tarafından derhal savunulmamışsa terk depresyonun algısına düşülür. Bu algı saldırgan birim ve patolojik ego arasında bir ittifakı etkinleştirir ki bu yeni bir durumdur. Bu egoda gerçeklik şiddetle reddedilerek depresyona neden olan kendi nesne temsilinin bir yansıtmasıyla birlikte dramatik bir şekilde depresyon dışarı vurulur. Yani parçalanmış kişi kendisi değildir, parçalayandır ve parçalanan yapıyı karşıya yansıtır ve dışarıya yansıtır. Terk depresyonu telaşı büyüklenmeci kaynaşmış birim ve patolojik ego arasındaki ittifakı etkinleştirir. Ve hasta incitici uyaran algıdan kaçmaya, onu reddetmeye ve/veya onu değersizleştirmeye başlar. Böylelikle narsistik dengesinin ayarını idare eder ve depresyonu tecrübe etmekten kaçınır. Bu savunmacı birimin sürekli ve toptan yansıtımı narsistik kendilik bozukluğunun depresyon deneyimini en aza indirmesine izin verir ve duygusal gereksinimlerini kendi içinden tedarik eder görünmesini sağlar. Dahası göreli olarak saldırganlığa daha özgür erişim narsistik kendilik bozukluğunu ya saldırganca çevreyi narsistik yansıtmalarla çınlatmaya zorlar ya da eğer bu başarısız olursa kaçınma, ret ve değersizleştirme yoluyla bu başarısızlığın üstesinden gelmesine imkân verir. Masterson yaklaşımını narsistik kendilik bozukluğunu anlatırken Kohut ve Kernberg’in çalışmalarıyla mukayese etmektedir. Kohut narsistik kendilik bozukluğunu kendilik nesnesi kavramını ortaya koyarak çift kutuplu bir kendilikten bahsetmektedir. Yani nesne libidosunun ayrı bir libido olarak oraya çıktığından değil sadece kendiliğin fonksiyonlarını icra etmek üzere kendilik nesnesi kavramı ile ortaya çıktığını söylemektedir.
Bu konuyla ilgili olarak Masterson, Narsisistik demektedir: “Kohut nesneyi kendilikle birleştirir. Yani nesneler kendilik nesneleridir. Böylece bu kendilik nesnesi kavramı vasıtasıyla kendiliğin bir parçası olarak kendilik ve nesne yerine semantik ya da başka türlü kayda değer bir karışıklık doğuracak ayrı bir gelişim çizgisi yaratmaktadır. Dahası kendiliğin nesneden ayrışması gibi bir şeyin olmadığını fakat bunun yerine arkaik olandan daha olgun forumlara doğru büyüme ve olgunlaşma olduğunu ima eden bu kavram ortak yaşama ve ayrılma bireyleşme gibi gelişim evrelerini ve kendiliğin nesneden ayrışma ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır” diyerek eleştirmektedir. Kohutiyen bir yaklaşımla yapılacak olan bir tedavinin hastanın gerçek düzelmesini sağlamayacağını, bunun yerine bir nevi aynalanmalardan yola çıkarak -mış gibi bir iyileşme olacağını iddia eden Masterson bununla ilintili olarak da şunları ifade etmektedir: “Bu durum görünürde münhasıran hastanın narsistik yaralarını onarmaya odaklanan bir terapi ihtimaline yol açarak nesne ilişkilerini tümüyle dışlamaktadır. Bunun nihai ürünü de ancak narsistik kusurları onarılmış ve bağımsız bir şekilde kendilik saygısını düzenleyerek arzuları gerçekliğe eklemleyebilen fakat nesne ilişkileri narsistik bir düzlemde devam eden bir hasta olacaktır”.
Kohut narsistik kendilik bozukluğunun oluşmasını bebeklik döneminde annenin veya bakıcıların kusurlu aynalamasına bağlamaktadır. Bu da bir noktada Kohutiyen yaklaşımla Masterson yaklaşımının annenin kusurlarıyla ilintilendirmesi konusunda eşitlemektedir. Masterson’a göre Kohutiyen yaklaşımının eleştirisinde annenin aynalaması işlevinin niçin ve nasıl kusurlu olduğu ile ilgili anlayışı bana göre resmin sadece bir yönünü tanımlar. Kohut anneyi çocuğun büyüklenmeci teşhirci kendiliğine yönelik empatiden eş duyumdan duygudaşlıktan yoksun olarak betimler. Başka bir deyişle anne hiçbiri özellikle çocukla ilgili yapılacak şeylerden olmayan muhtemel değişik nedenlerden dolayı anlama ve cevap verme yeteneğine sahip değildir demektedir.
Narsisistik kendilik bozukluğu konusunda Kernberg’in düşüncelerine baktığımızda Kernberg narsistik kendiliğin gelişimin erken narsistik dönemlerdeki gelişimsel bir duraklama veya saplanmadan kaynaklanmadığını aksine patolojik kendilik aşkı ve nesne aşkı biçimlerinin eş zamanlı gelişimlerinden kaynaklandığı görüşündedir. Kernberg Jacobson’dan şu fikri ile başlar: Erken gelişimde kendilik ve nesne imgesi ayrıştıktan ve ego sınırları ile gerçeklik sınaması geliştikten sonra aşırı hayal kırıklığı kendilik ve nesne imgeleri regresyonuna gerçeklik sınamasının kaybına ve bir psikotik regresyona neden olabilir. Kernberg daha sonra narsistik kişilikte ego sınırları durağanlaştığında gelişimin bir noktasında kendilik ve nesne imgelerinin bir yeniden kaynaşmasının meydana geldiğini ileri sürer. Nesne imgeleri yıkılmaksızın bu ideal kendilik ve ideal nesne kaynaşması ile gerçek kendilik imgeleri bunu takip eder demektedir. Bu regresif yeniden kaynaşama kuramı nesne ilişkileri kuramının temel bir ilkesini ihlal eder ve hala yanıtlanmamış soruların ortaya çıkmasına neden olur demektedir. Masterson, ego gelişimi, kendilik ve nesne temsillerinin gelişimi ile birlikte hem ileriye doğru hem de regresif olarak geriye doğru paralel bir şekilde hareket eder. Aslında bazıları ilkinin sonrakinin gelişiminden sorumlu olduğuna inanır. Jacobson bu ilkeyi saygı ile kabul eder. Çünkü kendilik ve nesne temsilleri geriledikçe gelişim de geriler ve hasta psikotik olur. Kernberg bu durumda şunu önerir. Narsisistik kişilikte kendilik ve nesne temsilleri ego gelişiminde bir regresyona, gerilemeye neden olmaksızın regresif bir şekilde yeniden kaynaşır ki bu şimdiye kadar mümkün olduğuna inanılmayan bir şeydir. Dahası Kernberg kendi savını şu deliller ışığında desteklemeye çalışır. Narsisistik kişilik; narsisistik kişilik özelliklerini küçük çocukların normal narsisizim diye betimlenen şeyle (ki bu onun betimidir), karşılaştırmak yoluyla ortaya çıkan gelişimsel bir duraklama değildir demektedir. Bu konuda Masterson Kernberg’ten ayrı düşünmekte, Kernberg’in bireyleşme ve ayrışma dönemine ulaşmış olan bebeklerin herhangi bir nedenle ego kontrolünde ve sağlıklı ego yapısı içersinde regrese olduğunu, egonun regrese olmadığını bu nedenle de fonksiyonel bir kaynaşmışlık durumuna döndüğünü ifade etmesini reddetmekte, onun yerine yeniden yakınlaşma evresinden önceki bir dönemde ve bebeğin narsisistik bir duraklamaya uğradığını ifade etmektedir. Hiçbir zaman egonun gelişmediğini, çocuğun ayrışma dönemine ulaşmadığını, narsistik bir düzlemde kaldığını ifade etmektedir.
Narsisistik kendilik bozukluklarının psikoterapi ve psikanalitik psikoterapilerle tedavisinde borderline yapılarda olduğu gibi yüzleştirme tekniğinin uygulanmadığını onun yerine narsistik incinebilirliği yorumlama dediğimiz, aynalayarak yorumlama tekniği ile çalışılması gerekir. Hastanın gerçekliği değerlendirme konusundaki yetilerinin bozuk olması ve toptan inkâra yönelik bir savunma içersinde bulunması nedeniyle hastaya önce inicinmenin ortaya çıkardığı duygulanımını aynalamak, ardından da narsisistik incinmeyi yorumlayarak tedavi süreçleri ilerlemektedir.
Şayet narsisistik yapılardaki hastalara direk yüzleştirmeler yapılır ve kendi savunmaları onlara gösterilirse hastalar tedaviyi terk etmekte ve toptan reddetmektedirler. Onların tedavileri borderline tedavi tekniklerinden farklı olarak sürdürülmelidir. Bu da ayırıcı tanıda kullanılan önemli bir argümandır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Narsisistlerin İç Ruhsal Yapısı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     25 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Emdr Terapisti/ Evlilik / Eş / Aile Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Şizoid Kişilik Yapısı Uzm.Psk.Tuncay ÇALIKOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,155 uzman makalesi arasında 'Narsisistlerin İç Ruhsal Yapısı' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutlu Evliliğin Pin ve Puk Kodları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2018
► Terk Depresyonu Nisan 2017
► Kendi Bedenine Güven(E) Meme (Panik Atak) ÇOK OKUNUYOR Nisan 2018
► Tik Bozukluğu Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:22
Top