2007'den Bugüne 73,596 Tavsiye, 24,425 Uzman ve 16,674 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Günümüz Aileleri ve Evde İletişim
MAKALE #17400 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Hakan METAN | Yayın Ekim 2016 | 636 Okuyucu
Büyük bir malikânede yaşayan zengin bir çift bütün imkânları olmasına rağmen yine de mutlu değillermiş. Yanlarında çalışan bir bahçıvan varmış ve az para kazanmasına rağmen her zaman mutlu ve neşeli görünüyormuş. Zengin adam bir gün bahçıvanı yanına çağırmış:
“Çok merak ediyorum sendeki bu neşenin ve mutluluğun kaynağı nedir? diye sormuş. Adam hemen cevap vermiş:
“Evde bir altın topumuz var. İşten eve dönünce altın topu alıyorum elime ben hanıma, hanım da bana atıyor. O kadar eğleniyoruz ki, günümün tamamı neşeli geçiyor.” demiş.
Zengin adam şaşırmış. Mutluluğu bulacağını umut ederek hemen çağırmış kuyumcusunu yanına ve ona en güzelinden bir altın top yaptırmış. Altın topu eşiyle bir birlerlerine atıp mutluluğu aramışlar ama nafile. Hiçbir sonuç alamayınca tekrar bahçıvanı yanına çağırmış:

“En güzelinden bir altın top yaptırdım, hanımla üç aydır topu birbirimize atıyoruz ama hayatımızda bir değişiklik olmadı.” deyince bahçıvan gülümseyerek:
“İlahi beyefendi bizim altın topumuz canlı.”
“Ne canlı mı?” diye atılmış zengin adam.
“Evet ya canlı, çünkü bizim altın topumuz cennetten geldi. O bize Allah’ın en güzel hediyesi olan biricik yavrumuz” demiş. Böylelikle zengin adam da mutluluğun kaynağını anlamış.

Evet çocuksuz ev sönüktür ve onlar anne babaların mutluluk kaynaklarıdır ancak mutluluk kaynakları olan çocukları yetiştirirken günümüz ebeveynlerinin karşılaştıkları en büyük sorunların başında teknolojik mücadele geliyor. Çoğu anne baba bırakın çocuğa olumlu özellikler kazandıracak davranışlarına odaklanmayı, teknolojinin çocuğu üzerinde bıraktığı olumsuzlukları gidermeye çalışıyor.

Eskiden ne kadar farklıydı her şey. İnsanlar çocuklarını sokağa bıraksalar bile “Acaba bu çocuğun hali ne olur? Acaba orada yanlış şeyler öğrenir mi başına kötü şeyler gelir mi?” diye endişe etmiyorlardı. Çünkü toplumun değer yargıları vardı çevrede. Bir köy yeri veya herhangi bir kasaba veya şehir mahallesi fark etmiyordu, her yerin kendine ait farklı ve oraya has bir toplum kültürü vardı. O kültür çevreyi öyle sarıp sarmalıyordu ki herkes üzerinde mutlaka bir tesir bırakıyordu.

Çocuk alenen küfür etse onu sadece annesi babası değil ondan önce uyaracak bir sürü amcalar, teyzeler, dedeler, abiler vardı etrafta. Çocuk kavga edecek olsa ayıracak ve ona sahip çıkacak insanlar vardı.

Çocuk birine küfretse bakkal amca:
“Sen Ahmet’in oğlu değil misin? Hiç sana yakışıyor mu böyle konuşmak? Diye uyarır olmadı kulaklarından çekip evine gönderirdi.
Bu yerlerde insanlar birbirlerini tanır ve birbirlerinin çocuklarına da sahip çıkarlardı. Çocuk hem kontrol altında oranın kültürüyle büyürdü hem de anne babalar çocuklarını sokağa çok rahat bırakırlardı. Çünkü o dönemde herkes birbiriyle ilgiliydi.
Bunun zaman içinde değişmesiyle beraber başlıca iki sorun karşımıza çıktı. Birincisi; eğitim sokak ağırlıktayken ve toplum temelliyken, ev ağırlıkta ve ev kültürü ağırlıkta olmaya başladı. Biz büyüklerin komşuluk ilişkilerini kaybetmemiz sonucu çocukların kontrol altında büyümesini sağlayan olumlu sokak kültürü de ortadan kalkmış oldu.
Bununla beraber sokaklar, çocuklara ve gençlere kötü alışkanlıklar kazandırma yeri gibi olumsuz bir vasıf da kazandı. Bizler de anne babalar olarak mecburen çocuklarımızı sokaklardan eve çekmek ve onları eve mahkûm etmek zorunda kaldık. Yüz metrekare evin içinde çocuklarımızla bağımız koptu. Aile bireylerinin her biri evin başka bir köşesinde televizyonun veya bilgisayarın karşısına geçti ve herkes kendine birbirinden farklı bir dünyalar kurdu.

Ev içinde herkes kendine ait farklı bir kültür geliştirince evde yaşayan ama kültürleri, anlayışları, dünyaya bakışları –farklı kaynaklardan beslendikleri için- farklılaşmış bireylerden oluşan yeni bir aile görüntüsü karşımıza çıktı.

Anneye sorsanız, “Ne yapayım kocam maç seyretmek istiyor, kızım müzik dinlemek istiyor, oğlum da internet kullanmak istiyor ve benim de en çok sevdiğim dizinin bu akşam en heyecanlı bölümü yayınlanacak.” diyor.

Babaya sorsanız, “Ne yapayım bütün gün işte güçte yorulmuşum bir de onlarla mı uğraşacağım, herkes ne güzel istediği şeyi yapıyor ben de maçımı izliyorum.” diyor.
Çocuklara sorsanız, “Aman bize karışmasınlar da ne yaparlarsa yapsınlar bizi onların neler yaptıkları o kadar da ilgilendirmiyor.” diyorlar.

Görünüşte herkes mutlu ama derine indiğinizde herkes huzursuz ve mutsuz. Bir kurt içten içe kemiriyor aileyi. Herkes farklı oda ve köşelerdeyken bağlar her geçen gün kopuyor. Farkına şimdilik varmasalar da her geçen gün sevgi bağları, saygı bağları ve netice itibarı ile aile bağları zayıflıyor, kopmaya meyilli hale geliyor ve en ufak bir sarsıntıda dirençsiz olduğu için bağlar kopuveriyor.

Bu bağları güçlendirmek bizim elimizde. Çocuklarımıza eğitimin en güzelini vermek için elimizden geleni yapıyoruz. İleride meslek edindiklerinde zorluk yaşamasınlar diye bir eğer imkânımız varsa iki yabancı dil öğretmeye çalışıyoruz. Ama tüm bunların yanında bizim anne babalarımızın bizlere öğrettiği bir dili çocuklarımıza öğretemedik. Gözlerimizle kurduğumuz iletişim dili.

Katıldığım seminer programlarında velilere “Kaçınız anne babanız gözünüze baktığında ne demek istediğini anlardınız?” diye soruyorum. Velilerin en az %70’i evet ben annemin babamın bana baktığında ne demek istediğini anlardım ve ona göre davranırdım diyorlar.
Soruyu biraz değiştirip tekrar soruyorum. “Peki, kendi çocuklarınızın gözüne baktığınızda kaçınızın çocuğu gözünüzden anlıyor ve ona göre davranıyor?” diye sorduğumda oran %10 ila en fazla %30 civarlarında çıkıyor.

İşte geçmişle günümüzün küçük bir kıyaslaması. O günün çocukları gözden anlıyordu da şimdiki çocuklar neden gözden anlamıyorlar? Anlamıyorlar çünkü evlerimizde aile bireyleri arasında gözle iletişim kurduğumuz zamanlar azaldığı için çocuklarımız bu dili öğrenemediler. Biz gözlerimizle konuşabiliyorduk ama şimdiki çocuklar gözlerden anlamıyorlar. Eskiden bir masanın etrafında yapılan sohbetlerin yerini şimdi teknolojik aletler aldı. Herkes evin bir köşesine çekildi. Akşamları aynı evi paylaşan bireylerin birçoğu birbirinin gözüne bir kere bile bakmadan günü tamamlar oldu.

İletişimin en kaliteli en vasıflı hali ancak gözler devreye girdiğinde kurulabiliyor. Gözlerin devreden çıkmasıyla evdeki iletişimimiz “Bilgi” düzeyine düştü. İletişimimiz; Onu aldın mı? Bunu getirdin mi? Okulda ne yaptın? Akşam geç geleceğim. Gibi bilgi düzeyindeki soru ve cevaplarla kısırlaştı. Halbuki geleneksel kültürümüzde “Hasbihal etmek” diye bir kavram vardı. Sohbet etmek, karşılıklı konuşmak ve halleşmek yani birbirinin duygu durumlarını anlamak demek olan hasbihal, günlük hayatımızdaki yerini gittikçe kaybediyor.

Hasbihal olan yerde göz iletişimi ve duygu paylaşımı vardır. Hasbihal olan yerde birbirini anlama ve birbirlerinin dertleriyle dertlenme vardır. Hasbihal olan yerde gözlerden anlayan ve birbirleriyle sıkıca kenetlenmiş aile vardır. Bunun için evimizdeki bilgi düzeyindeki iletişimi, hasbihal etme seviyesine yükseltme en temel gayelerimizden biri olmalıdır.

Çocuklarımızın gözlerden anlar hale gelmesi zaman ister. Bu aynı bir dili öğrenmek gibidir. Evde tam da çocukların en sevdiği dizi oynarken televizyonu zoraki kapatıp “Hadi anlatın bakalım ne derdiniz var?” tarzı yaklaşımlarla hasbihal ortamı yakalanamaz. Bunu yakalamak için uygun zaman beklenir. Herkesin uygun olduğu bir zamanda ailece yerde veya sofra başında daire şeklinde oturulur ve muhabbet başlatılır. Anne baba çocuklara bilgi düzeyinde değil duygu düzeyinde sorular sorabilir. “Bugün okulda neler yaptın?” demek yerine; “Yorgun ve bitmiş görünüyorsun kızım, bugün okulda seni çok mu yordular?” gibi bir soru ile sohbet açılabilir. Yine bunun gibi: “Matematik nasıl gidiyor?” demek yerine “Matematik çalışırken ne hissediyorsun? Matematiği zaman içinde daha iyi yapabileceğine inanıyor musun?” gibi duygu ve inançlarını anlamaya yönelik sorular sorulabilir. Hatta bunlardan da önce sizin duymak istedikleriniz değil çocukların anlatmak istediklerine öncelik verilmelidir. Çocuk spordan hoşlanıyorsa öncelikle spordan muhabbet açılmalı. Onun üzerinde konuşulmalı ve çocuğun istediği doğrultuda muhabbet sürdürülmelidir.

Bu şekilde evde oluşturulan “Hasbihal” ortamlarında zamanla hem çocuklarımız gözle iletişim kurmayı öğrenecek hem de ailecek hepimiz birbirimizi daha iyi anlayacağız.

Hakan METAN
Uzman Psikolojik Danışman
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Günümüz Aileleri ve Evde İletişim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Hakan METAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Hakan METAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Hakan METAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Hakan METAN
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Hakan METAN'ın Yazıları
► Özel Çocuklar ve Aileleri Psk.Dnş.Ömer MENTEŞE
► Günümüz Toplumunda Meslek Seçimi Yrd.Doç.Dr. Özge SOYSAL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,674 uzman makalesi arasında 'Günümüz Aileleri ve Evde İletişim' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:21
Top