2007'den Bugüne 86,786 Tavsiye, 26,941 Uzman ve 19,230 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaratıcı Drama Yönteminin Farklı Disiplinlerdeki Kullanım Alanlarının İncelenmesi
MAKALE #17427 © Yazan Psk.Ebrar YENİCE KANIK | Yayın Kasım 2016 | 5,553 Okuyucu
Gündelik hayatın sürekli akış içerinde olması, teknolojik gelişmeler, bilgi kaynaklarına hızlı ulaşım, şehir hayatının mobilizasyonu, yeni sosyalleşme biçimleri, sosyal medyanın sürekli değişen dili, eğitim ve sosyal bilimlerdeki pek çok yöntemin etkililiğini ve geçerliliğini düşürmektedir. Sürekli değişen sosyal koşullar ve bilgi kaynaklarının hızlı akışına adapte olabilmek için bireylerin kendiliğindenlik ve spontanite becerilerine daha fazla ihtiyaç duydukları gözlemlenmektedir. Bu nedenle, bahsi geçen özelliklerin ortaya çıkması için elverişli bir zemin sunan Yaratıcı Drama yöntemi günümüzde pek çok farklı disiplinde kullanım alanına sahiptir. Yaratıcı drama yönteminin sıklıkla kullanıldığı alanların başında eğitim gelmektedir. Okul öncesinden, liseye, üniversitelerin eğitim fakültelerinde eğitim gören öğretmen adaylarına kadar pek çok farklı örneklemin yer aldığı çalışmalar mevcuttur. Çalışanlara yönelik hizmet-içi eğitimler, sosyal beceri programları, dezavantajlı gruplara yönelik yapılan çalışmalarda yaratıcı drama sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada yaratıcı drama yönteminin içeriği, kapsamı, farklı kullanım alanlarıyla ilgili örnek çalışmalara yer vermek amaçlanmaktadır.
Yaratıcı Drama nedir?

Drama sözcüğünün etimolojik olarak yunanca ‘dran’ kelimesinden türetildiği düşünülmektedir. Dran sözcüğünün anlamına bakıldığında, yapmak, etmek, eylemek anlamlarını içerdiği; drama sözcüğünün ise, eylem anlamı taşıyan, Yunanca’daki ‘dromenon’un, seyirlik olarak benzetme biçimindeki kullanımı olduğu görülmektedir. Özellikle tiyatro bilimi çerçevesi içinde drama kavramı, özetlenmiş, soyutlanmış eylem durumları anlamını almıştır (Adıgüzel, 2006). Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğü drama sözcüğünü dram üzerinden açıklamış; sahnede oynanmak için yazılmış oyun; acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi; tiyatro edebiyatı olarak tanımlamıştır (TDK, Güncel Türkçe Sözlük). Tiyatro bilimcisi Özdemir Nutku’ya göre ise, drama eski Yunanca’da bir şey yapma, yapılan bir şey anlamıyla kullanılırken, bir diğer anlamı da oynamaktır. Antik Tiyatronun kurulmasıyla birlikte bir kimsenin herhangi bir şey yapması değil, bir kimsenin katılanlara yönelik anlamlı bir şey yapması anlamına gelmektedir (Nutku, 1983; akt. Adıgüzel, 2006).

Kavramın güncel tanımlarına baktığımızda, San’a göre yaratıcı drama, önceden yazılmış bir metin olmaksızın, katılımcıların kendi yaratıcı buluşları, özgün düşünceleri, öznel anıları ve bilgilerinden yola çıkarak oluşturdukları eylem durumları, doğaçlama ve canlandırmalardır (San, 1998; akt. Adıgüzel, 2006). Adıgüzel’in tanımlamasına göre ise, “yaratıcı drama; bir grubu oluşturan üyelerin yaşama deneyimlerinden yola çıkarak, bir amacın, düşüncenin, doğaçlama, rol oynama (rol alma) gibi tekniklerden yararlanarak, canlandırılmasıdır. Bu canlandırma süreçleri deneyimli bir lider/ eğitmen eşliğinde yürütülürken kendiliğindenliğe (spontaniteye), şimdi ve burada ilkesine, -mış gibi yapmaya dayalıdır ve yaratıcı drama, oyunun genel özelliklerinden doğrudan yararlanır.”(2006)

Yaparak ve yaşayarak öğrenme olarak da tanımlanan yaratıcı dramanın genel amaçları şu şekilde tanımlanmıştır: yaratıcılık ve estetik gelişimi sağlama, eleştirel düşünme yeteneği geliştirme, sosyal gelişim ve birlikte çalışma becerisi geliştirme, iletişim becerileri geliştirme, moral değerleri geliştirme, kendini tanıma, problem çözme becerilerini geliştirme, dil becerilerini geliştirme, sanat anlayışı ve ruhunu kazandırmak, hayal gücünü geliştirme, dinleme becerilerini geliştirme, olayları değerlendirme yeteneği kazandırma, insanların diğer insanlar, durumlar ve doğal olaylar hakkındaki gözlemlerini geliştirmek, bireylerde, grup planlaması, grupla karar verme, yeni çözümler üretme yeteneği geliştirme, empati becerisi geliştirme vb gibi. (ÇDD, website).

Yaratıcı dramanın kullanıldığı alanlara bakıldığında, okulöncesi yaşlardan başlayarak farklı yaş gruplarından herkesin katılabildiği yaratıcı drama, yöntem ve araç olarak pek çok alanda kullanılabilmektedir. Bu alanlar arasında, eğitim bilimleri, psikolojik danışma ve rehberlik, sosyal hizmetler, sokak çocukları, işitme-görme-zihinsel-konuşma-otistik engelli çocukların eğitimlerinde, kültürler arası çalışmalarda, ev kadınlarına yönelik çalışmalarda vb. alanlarda kullanılmaktadır (ÇDD, website).
Farklı kullanım alanları, dramayı kendi içinde farklı disiplinler tarafından tanımlamayı gerekli kılmıştır. Bu tanımlamaları incelediğimizde, dört ana kategorinin ortaya çıktığını görüyoruz: Bunlar: eğitici drama, psikodrama, sosyodrama, yaratıcı drama şeklindedir. Eğitici drama, pedagojik bir drama türü olup çocuğun hemen her konudaki eğitimi için uygulanan bir eğitim tekniğidir. Dramanın eğitimde kullanılmaya başlanması 1920’lere kadar dayanmaktadır. 1921’de John Dewey’in çocuk merkezli eğitim anlayışıyla ve oynayarak davranış geliştirme yaklaşımıyla bireyi edilgenlikten kurtaran, bireyin kendisini ifade etmesine olanak sağlayan, üründen ya da sonuçtan çok, sürece önem verilen bu yaklaşımda oyunun öneminin farkına varılmaya başlanmıştır (Tuluk, 2004). Psikodrama ise, Jacop Levi Moreno’nun 1920’lerde geliştirdiği genellikle grup terapisi olarak uygulanan psikolojik bir tedavi yöntemidir. Bireylere, dramatik canlandırmalar yoluyla, geçmiş ve güncel sorunlarını ve çatışmalarını ya da geleceğe dair beklenti, kaygı ve güçlüklerini ele alarak hazırlanma, başa çıkma becerilerini görme ve bunları deneme olanağını sağlar. Katılan bireylerin katarsis elde etme ve içgörü kazanmaları yolu ile psikolojik gelişimlerinin sağlanması ve böylece tedavi edilmeleri amaçlanır. Bir diğer drama türü olan sosyodrama ise, toplumsal sorunlarla ilgili gerçekleştirilen canlandırma çalışmaları kapsayan psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinde kullanılan bir teknik olarak tanımlanabilir. Son olarak Yaratıcı Drama, bir eylemin, bir olayın, duygunun, çeşitli rollerin, bir kavramın, konunun ya da öykünün, hatta şiirin, canlı ya da cansız varlıkların, sözel ve sözsüz, kendiliğinden davranışlarla, taklit yolu ile temsili olarak ifade edilmesi, canlandırılmasıdır. (Önder,2004; akt. Üst ve Doğan, 2013)

Yaratıcı Drama ile sıklıkla karıştırılan kavramlardan biri olan dramatizasyon, bir konunun, bir öykününü, bir masalın ya da bir durumun canlandırılması anlamında kullanılır. Dramatizasonda konunun, metnin seçimi, rol dağılımı lider tarafından yapılırken katılımcılar liderin yönlendirmelerine, metne bağlı kalarak beden dili ve sözel olarak canlandırmalar yaparak metindeki karakteri sahneler. Yaratıcı dramadan farklı olan tarafına baktığımızda ise, liderin çok aktif, yönlendirici ve belirleyici olduğunu görüyoruz. Karışıklık yaratan bir diğer kavram ise, oyun’dur. Drama çalışmasının kendisinin oyunu barındırması, her oyunun drama işlevi sağlayacağı anlamına gelmez. Tuluk’a göre, drama bir grup yaşantısı iken, oyun tek kişinin tek başına oynamasıyla da gerçekleşebilir. Dramatizasyonda da vurgulanan, dramada çok kesin kurallar yoktur yapı belirlenmemiştir. Oyunlarda ise, en basitten karmaşığına kadar kurallar vardır, yapı ve görevler belirlenmiştir ve mutlaka bir kazanan vardır (2004).

Yaratıcı drama çalışmalarında üzerinde çalışılacak konu-tema herhangi bir olay, olgu, soyut- somut bir durum, bir gazete haberi, bir karikatür, edebiyatın tüm türleri, yarım bırakılmış herhangi bir metin, bir yaşantı, anı, fotoğraf olabilir (Adıgüzel, 2006). Aynı zamanda tiyatronun tekniklerinden yararlanır. Bu tekniklerden en önemlileri rol oynama ve doğaçlama teknikleridir. Yaratıcı drama da bu iki tekniğin kullanılması zorunludur (Üst ve Doğan, 2013).. Rol oynama, başka bir canlının yerini alarak, onun gibi davranmak, onun duygu ve düşüncelerini canlandırmaktır. Rol oynama sadece problem çözümünü değil, rol oynayan katılımcının insan davranışlarını gözlemlemesini, role girerek değerlendirmelerini ve insan ilişkilerindeki problemleri kavramalarını, empati kurmalarını sağlamaktadır. Doğaçlama ise, oyun gelişiminde bir araç olarak yer almaktadır. Doğaçlama, oyuncuya kendisini ayarlamasını ve davranışlarını nasıl planlaması gerektiğini, belirli koşullar dahilinde yaratıcılık ve spontanite ile nasıl duruma adapte olacağını, olaylarla başa çıkmayı öğretmektedir. Bağımsız düşünebilme ve karar alabilme, sorumluluk üstlenme, işbirliğine girebilme, sosyal duyarlılık yaratma, sözel ve eylem olarak daha iyi anlatım kazandırmada yardımcı olmaktadır (Özşenler, 2013). Yaratıcı drama çalışmalarında bunların yanı sıra, pantomim, öykü-olay canlandırma, donuk imgeler, zihinde canlandırma, öğretici oyunlar, vb. farklı teknikler de kullanılabilir. Yazılı bir metine dayalı olmayan yaratıcı drama tekniği; tiyatro gibi sunuşsal amaçlı olmadığından, seyircilere oynanması gerekmez. (Üst ve Doğan, 2013).

Yaratıcı Drama Çalışmalarının Yapısı

Yaratıcı drama çalışmalarının yapısı üç aşamadan oluşmaktadır. Bunlar: hazırlık – ısınma çalışmaları, canlandırma çalışmaları ve değerlendirme çalışmaları şeklindedir.

1. Hazırlık – Isınma Çalışmaları

Katılımcıların yaratıcı drama ortamına ısınma ve alışmalarını sağlamaya yönelik çalışmaları içerir. Bedensel hareketliliğin sağlandığı, duyuların eş zamanlı kullanıldığı, güven kazanma, uyum sağlama gibi grup dinamiğinin oluşması amaçlarına yönelik kuralları diğer aşamalara göre daha belirli, liderin daha aktif rol aldığı kısımdır. Bu aşamada sadece grup dinamiğinin oluşması hedeflenmez aynı zamanda bir sonraki aşamaya zihinsel ve bedensel olarak hazırlama işlevi de söz konusudur. Özelde bir oturum üzerinden katılımcının ısınması, alışması, hazırlanması hedeflendiği gibi, genelde de tüm oturumlar için katılımcının yaratıcı dramaya ısınması amacı göz önünde tutulur. Bu aşamada çoğunlukla çocuk oyunları ve bu oyunlardan türetilmiş oyunlar yer alır. Oyunların temel özelliği, eğlendirici olmasıdır. Böylece katılımcıların, bir sonraki aşamaya rahatlayarak geçmeleri hedeflenir. Ancak eğlence vurgusunun çok baskın olması bir yönüyle geçişi zorlaştırabilir, katılımcılar tarafından tek hedefin eğlenmek şeklinde algılanmasına neden olabilir. O yüzden geçiş çalışması vurgusunun yapılması gereklidir. Grubun etkileşimini başlatan oyunların ardından, lider canlandırma çalışmasına grubu hazırlamak amacıyla dörtlü beşli gruplarla oyunsu hazırlık çalışmaları yapar. Gerekli olması halinde bu aşamada, rahatlama, dikkat ve odaklanma, duygu paylaşımı çalışmaları da yapılabilir (Adıgüzel, 2006; Üst ve Doğan, 2013).

2. Canlandırma Aşaması
Canlandırma aşaması, çalışılacak konu çerçevesinde, bir başlangıç noktasından yola çıkarak, doğaçlama, rol oynama ve diğer tekniklerin kullanıldığı aşamadır. Yaratıcı drama çalışmalarındaki tüm yaşantılar, paylaşımlar, değerlendirmeler bu aşamada yapılan canlandırmalar ve sonuçlarına, katılımcılarda bıraktığı izlere göre yapılır (Adıgüzel, 2006). Bu aşamada kurgu söz konusu olduğundan hayal gücü ve yaratıcılık ön plandadır. Belirlenmiş bazı kurallar içinde özgürce oyun kurma ve bu oyunları geliştirmek için pandomim, rol oynama, doğaçlama, öykü oluşturma, kukla, maske kullanma ve dramatizasyon gibi etkinliklerden biri veya birkaçı seçilerek uygulama yapılmaktadır. Bu çalışmalarda katılımcılar bireysel ya da grup olarak aktif yer almaktadır (Özşenler, 2013). Belirlenen konuyu canlandırırken oluşan dramatik anları çözmek için gerekli olan teknikler, stratejiler bu aşamada gerçekleştirilir.

3. Değerlendirme Aşaması

Değerlendirme aşaması, tüm drama çalışmasından elde edilen sonuçların değerlendirildiği ve grupla paylaşıldığı aşamadır. Katılımcıların çalışma boyunca deneyimlediği duygular, düşünceler, kazanımlar paylaşılır. Öğrenilenlerin kazanıma dönüşüp dönüşmediği ve bu durumun gelecek yaşantılara etkisinin nasıl algılandığı, anlaşıldığına yönelik duygu ve düşüncelerin paylaşılması bu aşamada söz konusu olmaktadır. Drama çalışmasının eğitsel bir hedefi varsa bu hedefe yönelik kazanım elde edilip edilmediğini ölçmek için çeşitli anket ve ölçekler kullanılabileceği gibi yalnızca görüş, tutum ve yaşantıların sözel olarak paylaşılması şeklinde de gerçekleştirilebilir (Adıgüzel, 2006).

Yaratıcı Drama Yöntemi Kullanılarak Yapılmış Çalışmalar

Pek çok farklı kazanımı elde etmede kullanılabilecek etkin bir yöntem olan yaratıcı drama eğitim, psikoloji, toplum çalışmaları, iş yaşamı gibi farklı alanlarda kullanılmaktadır. Bu alanlarda yapılmış çeşitli çalışma örneklerine aşağıda yer verilmiştir.

Yaratıcı dramanın tasarım eğitimine katkısını inceleyen Üst ve Doğan (2013) tasarım öğrencilerinin tasarım becerilerini ve yaratıcılığını geliştirilme fırsatı bulduğu ilk deneyiminin, bilinmezlikler içeren muğlak ve dolayısıyla zorlayıcı bir süreç olduğunu ifade etmektedir. Öğrencilerin sürece dayalı öğrenmeyi keşfetmelerini sağlamak ve geçmişle gelecek arasında kendi kişisel deneyimleri ile ilişki kurmalarını yardımcı olmak amacına yönelik olarak Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık Proje I stüdyosu 2010-2011 güz yarıyılı kapsamında yaratıcı drama atölyesi gerçekleştirmişlerdir. 32 öğrencinin katıldığı “Ben bir bilyeyim” projesi 4 aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada katılımcılarda merak uyandırma, yaratıcılıklarını geliştirme ve üretkenliklerini arttırma, kavramsal problem çözme becerisini kazandırma ve senaryo oluşturarak kavramsal düşünceyi gerçek hayata aktarmalarını sağlama amaçlarına yönelik yapılan yaratıcı drama çalışmasında katılımcılardan bir bilyeye özgü farklı eylemleri tanımlamaları, o eylemlere göre yaşam senaryosunu oluşturmaları ve bu senaryoyu yazılı bir rapor haline dönüştürmeleri istenmiştir. Projenin ikinci aşamasında, katılımcılardan kendi beden boyutlarında basit yollar veya hareket alanları ve biçimleri tasarlamaları, bunlar içindeki devinimi araştırmaları istenmiştir. Öğrenciler fiziksel olarak devinirken hareket edecek olan nesneden kendi bedenlerine doğru bir tasarıma yönelmiş, dolayısıyla ilk nesnenin (yani bilyenin) olasılıklarını bir tasarıyı hayal etmeye çalışarak dışarıdan değil kendilerini tasarının içine yerleştirip onunla eğlenerek araştırmaları sağlanmıştır. Bu aşamada katılımcıların bilişsel, duyuşsal, davranışsal gelişimlerine olanak sağlayacak, tasarım-yaratıcılık arasında ilişki kurup kendilerini yeniden organize edebilecekleri bir ortam hazırlanması hedeflenmiştir. Bir sonraki adımda katılımcılardan bilye için tasarladıkları mekânın seramik çamurundan üç boyutlu modelini yapmaları istenmiştir. Bu noktada atölye çalışmasının düşünceyi görselleştirebilme, keşfetme, ilişkilendirme, gruplama, sistemleştirme, bütünleştirme gibi yetilerini geliştirme hedeflenmektedir. Projenin son aşamasında ise öğrenciler kendi tasarımlarını teknik çizim ve perspektifler ile ifade ederek birer poster tasarlamış ve tasarladıkları posterler ile bilyelerine ait yaşam önerisini arkadaşları ile paylaşmışlardır.

Yazarlar, yaratıcı dramanın tasarım eğitimine katkısını bu tekniğin katılımcılara farklı perspektifler sunan, yaratıcı düşünme yeteneklerini geliştiren sürdürebilir bir eğitim modeli olarak eğitimde oynadığı rolün altını çizmiş ve projenin sonuçlarını şu şekilde özetlemiştir:

• Yaratıcı drama ile desteklenen bu tasarım stüdyosunda “öğrenme eylemi” spontane olarak gelişmiş ve yapıcı olmuştur.
• Stüdyo ortamı öğrenciye tasarım problemlerinin beraberce yaşanılarak öğrenildiği bir platform haline gelmiştir.
• Öğrenci ve proje yürütücüsünün stüdyoya girmeden önce tüm koşullanma ve şartlanmalardan arınmış olarak yalın bir zihinle projeye başlamasının gerekliliği ve bu ortamı sağlamada yürütücünün önemi kavranmıştır.
• Stüdyo bir çalışma mekânından öte, öğrencilerin tasarım kültürünü içselleştirdikleri bir ortam haline gelmiş: öğrenciler bu içselleştirme sürecini herhangi bir zorlukla karşılaşmadan ya da bir ikileme düşmeden geçirmiş olsa da, ikilem ve engellerin tasarım sürecinin doğasında yer aldığını öğrenmeleri ve tasarım hayatları boyunca bu gibi zorluklarla mücadele edebilmeleri açısından proje sonunda önemli birer deneyimler olmuştur. (Üst ve Doğan, 2013).

Yaratıcı dramanın ruh sağlığı alanındaki örneklerinden biri olarak Gündoğdu’nun (2012) yaratıcı drama tekniğinin atılganlık eğitimindeki etkisini araştırdığı çalışmasına bakabiliriz. Çalışmaya Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü öğrencilerinden 12 kişi deney grubu, 11kişi kontrol grubu olmak üzere 23 kişi katılmıştır. Yaratıcı Drama Temelli Atılganlık Programı (YDTAP) 10 hafta sürmüş, katılımcılara öntest ve sontest uygulmalarında Rathus Atılganlık Ölçeği ve araştırmanın nitel verilerini toplamak için deney grubundaki öğrencilere, YDTAP’na yönelik görüşlerini içeren 4 açık uçlu değerlendirme sorusu sorulmuştur. Açık uçlu sorulara verilen yanıtlar içerik analizi ile çözümlenmiştir.

Öncelikle çalışmada atılganlık kavramının nasıl ele alındığına bakabiliriz. Atılganlık, başkalarını küçük görmeden onların haklarını göz ardı etmeden kendi haklarını koruyabilme olarak tanımlanmıştır. Atılgan davranış biçimine sahip bireylerin; ilişkilerde eşitliği gözeten ve gereksiz endişelerden arınmış bir şekilde kendini savunabildiğini, duygularını dürüstçe, rahatlıkla ifade edebildiğini ve başkalarının haklarını çiğnemeden kendi haklarını kullanabilmesine olanak veren davranışlar sergilediği gözlemlenmektedir (Alberti ve Emmons, 2002, akt. Gündoğdu, 2012).

Araştırmada uygulanan YDTAP 10 oturumdan oluşmaktadır. Oturumların hedefleri şu şekilde özetlenmiştir: (1) Tanışma, programdan beklentileri ve amaçları belirleyebilme, grup bağlılığı oluşturabilme, işbirliği sağlayabilme, (2) atılgan, çekingen ve saldırgan davranışları tanıma ve ayırt edebilme, (3) atılganlığın sözsüz mesajlarını kullanabilme, (4) iletişim becerileri kazanabilme, (5) atılganca ricada bulunma ve ricayı reddetme, (6) olumlu ve olumsuz duyguları ifade etme, (7) düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişki hakkında bilgi sahibi olma, (8) üyelerin atılganca davranmalarını engelleyen gerçek dışı düşüncelerin tanımlamalarını sağlama, (9) öfkelenmeden ve başkalarını "incitmeden hayır diyebilme, (10) gruptan olumlu duygularla ayrılabilme. (Gündoğdu, 2012).

Araştırmanın sonuçlarına göre, deney grubundaki katılımcıların son test puan ortalamalarının kontrol grubundaki katılımcıların son test puan ortalamalarına göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bulgular, YDTAP’nın atılganlık becerisini arttırmada etkili olduğunu göstermektedir (Gündoğdu, 2012).

Toplum çalışmalarına örnek gösterilebilecek bir diğer çalışma, Altınova ve Adıgüzel’in (2014) yaratıcı drama yönteminin kadınların toplumsal cinsiyet bilinci üzerindeki etkisini incelediği araştırmadır. Çalışmalarında, kontrol gruplu ön test-son test modeli kullanılmıştır. Araştırma, 16 deney grubunda 15 kontrol grubunda olmak üzere toplam 31 kadınla yürütülmüştür.

Toplumsal cinsiyet konulu yaratıcı drama çalışması 12 oturum olarak tasarlanmıştır. Programın içeriğine bakıldığında, ilk oturumda grubun amacı, uyulması gereken kurallar oluşturulmuş, grup üyelerinin kendilerini gruba tanıştırması ve gruba katılım amaçlarını anlatmaları istenmiştir. İkinci oturum “Kendini Tanıma, Güven” başlığı üzerine yapılandırılmış: bu amaçla iletişim ve etkileşimi arttırıcı oyunlar ile başlanmış, “Kadın Koca” arasındaki ilişkileri konu alan doğaçlamalar yapılmıştır. Grup canlandırması olarak kadın fotoğrafları gösterilerek ve onlardan yola çıkarak bir canlandırma hazırlamışlardır. Üçüncü oturum “İletişim Becerileri” başlığında yapılmıştır. Bu oturumun temel amacı kadınların temel iletişim becerilerini geliştirmek ve aynı zamanda grup içindeki iletişim ve etkileşimi artırmaktır. Dördüncü oturum “Kadın Olmak-Erkek Olmak” başlığı ele alınmış; katılımcılara cinsiyet ve toplumsal cinsiyet hakkında bilgi vermek, aralarındaki farkı anlamalarının yanı sıra kadınlığın ve erkekliğin toplumdaki rollerine nasıl bir süreç ve sosyalleşme içinde hazırlandıklarını görmelerini sağlamak amaçlanmıştır. Beşinci oturum “Kadın Sorunları ve Problem Çözme Yaklaşımı” başlığında yapılmış; temel amaç, sorun çözme becerisini geliştirmek ve kadınların kendi (kadın) sorunları üzerinde düşünmesini sağlamak olarak tanımlanmıştır. Altıncı oturum ise, “Toplumsal Cinsiyet” başlığında yapılmış; kadınların toplumsal cinsiyet hakkında bilgi sahibi olması ve kendi toplumsal cinsiyet rollerinin farkına varmaları amaçlanmıştır. Yedinci oturum “Toplumsal Rol, Statü, Kalıp yargılar” başlığında yapılmıştır. Bu oturumun temel amacı kadınların toplumdaki rollerini, statülerini ve kendilerine karşı oluşturulan kalıp yargıları fark etmelerini sağlamaktır. Sekizinci oturum “Kadın Hakları, Eğitim, Çalışma Hayatına Giriş, İş Bölümü” konusu ele alınmış; kadınların iş yüküyle ilgili bilinçlenmesi, üretim-yeniden üretim hakkında bilgi sahibi olması, çalışma yaşamında kadınların karşılaştıkları engelleri görmesi, toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümünü görmeleri ve günlük yaptıkları işlerin değerini anlamaları amaçlanmıştır. Dokuzuncu oturumda “Kitle İletişim Araçlarında Toplumsal Cinsiyet” konuları çalışılmış, kadınların kitle iletişim araçlarında kullanılan kadın imgesinin toplumsal cinsiyet rollerini nasıl etkilediği ve kitle iletişim araçlarıyla oluşturulan kadınlık imajının farkına varmaları amaçlanmıştır. Onuncu oturum “Kamusal Alan - Özel Alan” başlığında yapılmıştır. Bu oturumda kadınların özel alan- kamusal alan arasındaki ayrımı fark etmeleri ve özel alanda yaşananların kamusal alanda kadınları nasıl kısıtladığını fark etmeleri amaçlanmıştır. On birinci oturumda “Cinsiyetçi Çocuk Yetiştirme” başlığı ele alınmış; on ikinci oturumda ise, genel değerlendirme ve bitirme etkinlikleri yapılmıştır. (Altınova ve Adıgüzel, 2014) Toplumsal cinsiyet konulu yaratıcı drama programının genel konu başlıklarına bakıldığında, her bir oturumun yukarıda bahsi geçen ısınma, canlandırma, değerlendirme aşamalarını içerdiği aynı zamanda genel olarak tüm programın bu aşamalar çerçevesinde yapılandırıldığı görülmektedir. Tüm program içerisinde birinci ve ikinci oturum hazırlık ve ısınma maçına yönelik olarak tasarlanmış; ardından diğer oturumlarda ana konu başlıkları ele alınmıştır. Son oturumda ise, genel değerlendirme ve bitirme etkinliklerine yer verilerek sürecin değerlendirilmesi yapılmıştır. Yani tek bir oturum için gerekli olan ısınma, canlandırma, değerlendirme aşamaları on iki haftalık tüm programa da yansıtılmıştır.

Çalışmanın etkisini ölçmek amacıyla, katılımcılara Bem Cinsiyet Rolü Envanteri ve çeşitli konularda sorular içeren araştırmacılar tarafından oluşturulmuş Soru Listesi kullanılmıştır. Sorularla ilgili konu başlıkları: kadınların yaşamına kadın ve erkekler için uygun meslekler, kadına karşı şiddet, ailen için önemli kararları almak, kadın ve erkeğin ailedeki rolü, kadın olmakla erkek olmak arasında farklılıklar, kadın ve erkekte olması gereken özellikler, günlük yaşam, toplumsal hayata (dernek, siyaset vb. gibi) katılım ve evliliğe ilişkin sorulara yer verilmiştir. Bulgulara bakıldığında, uygulama öncesi, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark görülmezken, deney sonrası sontest yüzdelerinde adrojenlik lehine farklılık olduğu görülmektedir. İzleme çalışmasında da deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Bu sonuçlar doğrultusunda uygulanan yaratıcı drama programının kadınların androjenlik düzeylerini yükselttiği ancak bu yüksekliğin zaman içinde gerilediği şeklinde yorumlanmıştır. Sonuç olarak, yaratıcı drama deneyimi yaşamış kadınların (deney grubu) androjenlik düzeylerinin anlamlı düzeyde artış gösterdiği, bu artışın izleme çalışmasında düştüğü ancak ön teste göre hala oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında nitel verilerde kadınların cinsiyet rolleriyle ilgili farkındalık kazandıkları gözlemlenmiştir.

Yaratıcı Drama yönteminin yaygın olarak kullanıldığı eğitim alanındaki bir diğer örneği ise, fen ve teknoloji derslerinin öğretilme biçimine dair bir öneri mahiyetindeki Özdemir ve Üstündağ (2007)’a ait çalışmadır. Araştırmacılar, çalışmalarında fen ve teknoloji alanındaki ünlü bilim adamlarının yaşam öyküleri ve bilime olan katkılarını yaratıcı drama yöntemi ile işlemeyi hedeflemişlerdir. Yazarlar, fen ve teknoloji alanıyla ilgili bir müfredatı neden yaratıcı drama yöntemini kullanarak işlediklerini şu şekilde açıklamıştır: bu alanındaki bilginin hem kitaplarda hem de sınıf ortamında müfredatı işleyen öğretmenler tarafından çoğunlukla doğrudan ve mutlak birer doğru gibi sunulduğunu, sadece bilimsel bilgi içeriğinin aktarıldığını sonuç olarak, öğrencilerde bilginin elde ediliş sürecinin, gelişiminin göz ardı edilmesi gibi bir durum sz konusudur. Yaratıcı dramanın bir yöntem olarak kullanılması halinde ise, bilimin nasıl bir gelişim sürecine sahip olduğu öğrencilere kavratılabilir, bilim adamlarının da yanlış yapabilecekleri, bilim yapmanın tek bir formülü olmadığı, bilimin ve bilim adamlarının da tam olarak nesnel olamayabileceği vd. görüşler kazandırılabilir (McComas, 1996, akt., Özdemir ve Üstündağ, 2007). Bu çalışma ile öğrencilerde fen bilimlerinin gelişmesi için gereken bilimsel merak, istek ve kuşku oluşabilir, bu noktada da bilim adamlarının yaşam öyküleri pek çok kazanımı elde etmeye elverişli bir kaynak sağlamaktadır.

Araştırmada tek grup, ön test son test deseni kullanılmış, 5 hafta süren 15 saatlik yaratıcı drama programına, ilköğretim fen bilgisi öğretmenliği anabilim dalında eğitim gören 21 kişi katılmıştır. Katılımcılar çalışmanın öncesinde ve sonrasında bilim adamlarının yaşam öyküleri ve bilime katkıları ile ilgili açık uçlu sorulardan oluşan bir anket uygulanmış, ayrıca atölyeler süresince katılımcılardan atölye hakkında günlük tutmaları istenmiştir. Bahsi geçen anket soruları şu şekildedir: (1) Sizce bilim insanlarının nasıl bir yaşamları vardır? (2) Bir bilim adamı düşündüğünüzde, onun hayatı ile ilgili hangi sözcükler aklınıza geliyor? (3) Yaşam öyküsünü en iyi bildiğinizi düşündüğünüz bir bilim insanının yaşam öyküsü için neler yazabilirsiniz?
Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, ön test ve son test sorularının anıtları arasında farklılıklar olduğu görülmektedir. Başlangıçta katılımcıların büyük çoğunluğu bilim adamlarının sıkıcı, baskı ve ekonomik zorluklarla hayatlarını geçirdiğini ifade ederken sonraki ölçümler bu konuyla ilgili çok çeşitli yanıtlar olduğunu göstermiştir. Özellikle 3. Soruda büyük ölçüde farklılık saptanmıştır. Bu soruyu boş bırakan pek çok katılımcının yaratıcı drama çalışmalarından sonra belirli bir bilim adamı üzerinden cevaplayabildiklerini göstermektedir. Katılımcıların atölyelerle ilgili duygu ve düşüncelerini yazdıkları günlüklerinden elde edilen verilerde ise, hem bireysel düzeyde hem de öğretmen kimlikleriyle ilgili olumlu ifadeler yer verdikleri görülmüştür (Özdemir ve Üstündağ, 2007).

Tüm araştırma örneklerini bir arada değerlendirdiğimizde yaratıcı drama yönetiminin toplum bilimleri, ruh sağlığı ve eğitim alanlarında pek çok konuyu çalışırken işlevsel bir araç olabileceği düşünülmektedir. Özellikle interaktif bir yapı sunması, katılımcıların kendini ifade etme, kendiliğindenlik, empati gibi pek çok sosyal beceriyi içselleştirmelerini kolaylaştırmaktadır. Drama ile ilgili temel yanlış anlamalardan biri dramatizasyon ya da oyun oynama ile karıştırılması şeklindedir. Bu nedenle yukarıda örnek olarak gösterilen çalışmaların drama içeriği detaylıca incelendiğinde ısınma, canlandırma ve değerlendirme aşamalarının göz önünde bulundurularak hazırlandığı görülmektedir.

KAYNAKÇA
Adıgüzel, Ö. (2006). Yaratıcı Drama Kavramı, Bileşenleri ve Aşamaları. Yaratıcı Drama Dergisi. 1(1).
Altınova, H. Ve Adıgüze, Ö. (2014). Yaratıcı Drama Yönteminin Kadınların Cinsiyet Rolü Bilincine Etkililiği. Toplum ve Sosyal Hizmet, 25(1).
Gündoğdu, R. (2012). Yaratıcı Drama Temelli Atılganlık Programının Psikolojik Danışman Adaylarının Atılganlık Becerisine Etkisi. Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri. 12(2).
Özdemir, P. Ve Üstündağ, T. (2007). Fen ve Teknoloji Alanındaki Ünlü Bilim Adamlarına İlişkin Yaratıcı Drama Eğitim Programı. İlköğretim Online, 6(2), 226-233, 2007.
Özşenler, S. D. (2013). Grup İçi İletişimin Etkinliğinde Yaratıcı Drama Kullanımı Ve Kendini Açma Becerisi, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler Ve Tanıtım Anabilim Dalı Kişilerarası İletişim Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.
Tuluk, N. (2004) Yaratıcı Drama. P i V O L K A, 3 (15), 10-13
Üst, S. ve Doğan, M. G. (2013). İç Mimarlık Eğitiminde Yaratıcı Drama. Sanat ve Tasarım Dergisi (11).

WEB Kaynakları
Çağdaş Drama Derneği web sitesi: http://istanbuldrama.org.tr/?page_id=267
Türk Dil Kurumu:
http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.581f30aede10f8.0777497 6
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaratıcı Drama Yönteminin Farklı Disiplinlerdeki Kullanım Alanlarının İncelenmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Ebrar YENİCE KANIK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Ebrar YENİCE KANIK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Ebrar YENİCE KANIK'ın Makaleleri
► Çocuklara Drama Gerekli mi? Öznur SİMAV
► Emdr Yönteminin Teorisi Psk.Cem GÜMÜŞ
► Yaratıcı Dramanın Tanımı ve Önemi Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
► Yaratıcı Dramanın Tanımı ve Önemi Psk.Dnş.Hicran KAYNAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,230 uzman makalesi arasında 'Yaratıcı Drama Yönteminin Farklı Disiplinlerdeki Kullanım Alanlarının İncelenmesi' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Şema Terapi Yaklaşımı Aralık 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:40
Top