2007'den Bugüne 77,860 Tavsiye, 25,225 Uzman ve 17,459 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Öğretmenlerin Evlilik Uyumlarının, İş ve Yaşam Doyumları ve Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi
MAKALE #17462 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR | Yayın Kasım 2016 | 1,632 Okuyucu
ÖZET

Bu araştırmada, öğretmenlerin, evlilik uyumlarının iş ve yaşam doyumları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır.
Araştırma Adana ilinde ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 250 evli öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin evlilik uyumlarına ilişkin veriler “Evlilik Uyum Ölçeği” (Locke ve Wallace, 1959) ile iş doyumuna ilişkin veriler “Minnesota İş Doyumu Ölçeği” ile, yaşam doyumuna ilişkin veriler “Yaşam Doyumu Ölçeği ile, kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U tesi, Kruskal Wallis ve Spearman Sıra Katsayıları korelasyonu kullanılmıştır.

Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin yaşlarına, kıdemlerine ve evlilik süresine göre evlilik uyumlarında anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunurken, bireylerin cinsiyetlerine, çalışma süresine, ek iş yapma durumuna, ek iş yapma süresine, gelirine, eş gelirine, aylık ortalama gelirine, eş mesleğine, eş eğitim düzeyine, çocuk sayısına, köken aile ile aynı kentte yaşama durumuna göre evlilik uyumlarında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur.
Son olarak ise, araştırmaya katılan öğretmenlerin evlilik uyumu ile yaşam doyumu ve yaşam doyumu ile iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, evlilik uyumu ve iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler:Evlilikuyumu, iş doyumu, yaşam doyumu
ABSTRACT
INVESTIGATION OF TEACHER’S MARTIAL ADJUSTMENT TERMS OF JOB AND LİFE SATISFACTION AND SOME OF VARIABLES
Havva BAYAR Assoc. Prof. Turan Akbaş
In this study, investigating the levels of married teachers’marital adjustment terms of job anad life satısfactıon and some of varıables is proposed.
The study is put into practice with 250 married teachers in elemantary, secodary and hıgh schools in the province of Adana. The data on individuals’marriage satisfaction “Marital Adjustment Scale” (Locke and Wallace, 1959), and their personal informations are collected within “a personal information form” created bt the reseacher. İn the analysis of the data, Mann Whitney U test, Kruskal Wallis and Spearman correlatıon are used.

According to research’s findings, ın terms of teachers’s ages, geniorities and periods of their marriage teheir marriage harmony changes meaningful level. Homewer, in terms of individuals’s sexualities, their working periods, periods of addifional jobs, incomes, their partners’s incomes, their monutly salaires, their partners’s jobs, their partners’s education levels, numbers of children, living in same city with original family, there isn’t a meaningful difference.

Finally, there is a meaningful connection between the participate teachers’s marriage harmong with living satisfactory and living satisfactory with work satisfactory. Homewer there isn’t a meaningful connection between participate teachers’s marriage connection and satisfactory.
Keywords:Martial adjustment, job satısfactıon, life satısfactıon.


GİRİŞ

Toplumların varlıklarını sürdürmeleri bireylerin mutlu olmaları, kurulan sağlıklı ve uyumlu aile ilişkileriyle mümkün olabilmektedir. Çünkü aile, kişilerarası ilişkilerin en yoğun olarak yaşandığı kurumdur. Bu durumda aile, önemli bir sosyal sistem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sosyal sistemin temeli evlilik ile atılır.
Toplumun en temel yapı taşı olan aile, anlamlı yakın ilişkilerin, doyumların, gelişim olanaklarının kaynağı olduğu gibi kimi zaman duygusal rahatsızlıkların, gerilim ve çatışmaların da kaynağı olabilmektedir (Onur, 2000).
Evlilikte kadın ve erkek arasındaki uyum eskiden beri önemli bir sorun olmakla birlikte, günümüzde de uzmanların ilgilenmesi gereken bir durumdur. Çünkü aile, sadece iki kişinin bir araya gelmesiyle oluşan bir kurum değildir. Ailenin sürekliliği için bu iki kişinin birbirine uyması zorunludur (Sayın, 1990). Bunun yanı sıra evlilik uyumu ve yaşam doyumu gibi faktörler fonksiyonel aileyi etkileyen belirleyiciler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yapılan bazı araştırmalar, evlilik ve aile öğelerinin bazen iç içe olduğunu, bazen aralarında hiçbir ilişkinin olmadığını, bazen evlilik ilişkisini etkileyen faktörlerin sadece eşleri etkileyebildiğini, bazen de eşler arasındaki ilişkiyi etkileyen faktörlerin ailenin diğer ünitelerini de etkilediğini belirtmektedir (Everett, 1990).

Evlilik insan hayatındaki önemli yaşantılardan biridir ve yaşam kalitesi ile doğrudan ilişkilidir (Hünler ve Gençöz, 2003). Yapılan araştırmalar, psikolojik sorunlar nedeniyle kliniğe başvuran kişilerin % 40’ının evlilik sorunları ile kliniğe başvurduklarını, hatta fiziksel sağlık sorunlarının evlilik uyumu bozuk olan çiftlerde evlilik uyumu bozuk olmayan çiftlere göre daha fazla yaşandığını göstermektedir (Akt: Fışıloğlu, 1992).
Mutlu ve uyumlu evlilikler, hem çiftlerin huzurunu sağlayacak, hem de toplumun genel huzuruna katkıda bulunacaktır. Evlilik uyumu ile ilgili olarak yapılan çalışmaların, bu değişkeni etkileyen faktörlerin ortaya çıkarılmasında ve evlilik ve evlilik öncesi danışmanlığı alanında yeni bilgiler sağlanmasında yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Evlilik uyumu; eşlerin birbirlerine ve evliliğin bütünlüğüne uyum sağlayacak şekilde değişiklikleri özümsedikleri, birbirleri ile iletişim kurabildikleri, anlaşmazlıkları her ikisini de memnun edecek şekilde çözümledikleri ya da anlaşmazlıklardan uzak durdukları; böylece birbirlerinden ve evlilikten mutluluk duydukları adaptasyondur (Locke, 1968).
Bloom (1978) ve Morell (1990)’ e göre, insanların evliliklerinde çatışmalar ve uyumsuzluklar nedeniyle sıklıkla psikolojik rahatsızlıklar gösterdikleri ve psikolojik destek aldıkları gözlenmektedir. Amerika’ da 1987’den bu yana evliliklerin yarısı kadar da boşanma gerçekleşmiştir. Ancak boşanma oranının yüksekliğine rağmen, evlilik, hala istenen ve gerçekleştirilen bir kurum olarak varlığını sürdürmektedir (Akt: Kışlak, 1999).
Yurt dışında yapılan araştırmalara bakıldığında, evlilik uyumu ile doğrudan ilişkili olarak; eş seçimi, rol beklentileri, olumlu-olumsuz eş davranışları, problem çözme etkileşimleri, evlilikle ilgili işlevsel olmayan inançlar, olaylarla ilgili eşlerin yaptığı yüklemeler gibi değişkenler üzerine çalışmaların yapıldığı görülmektedir (Kışlak, 1999). Aynı zamnda iş, çocuk sahibi olup olmama, evlilik süresi, dini inanç ve dinin gereklerini yerine getirme gibi değişkenlerin de evlilik uyumu ile ilişkilerine bakılmıştır (Fışıloglu,1992).
Ülkemizde ise 90’lı yıllardan itibaren evlilik uyumu konusu çalışılmaya başlanmıştır (Yılmaz, 2001). Bu çalısmalarda evlilik uyumunun; çocuklardaki davranış problemleri (Toros ve diğerleri, 2005), benlik kavramı gelişimleri ve akademik başarıları, (Yılmaz, 2001), psikolojik rahatsızlıklar (Işıloglu, 2006), alınan eğitimler (Sardoğan ve Karahan, 2005; Kalkan, 2002), cinsel yaşantılar ve cinsel doyum (Erberk ve diğerleri, 2005; Kudiaki, 2002), mükemmeliyetçilik (Tezer ve digerleri, 2005; Tuncay, 2006) iletişim şekilleri (Malkoç, 2001), depresyon (Kastro, 1998) gibi değişkenlerle ilişkisine bakılmıştır. Araştırmalarda evlilik uyumu ile ağırlıklı olarak cinsiyet, yaş, çocuk sayısı, sosyo-ekonomik düzey (SED), evlilik süresi gibi demografik değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma sonuçları genel olarak demografik değişkenlerin evlilik uyumunu yordamadığını göstermiştir (Gürsoy, 2004; Fışıloglu, 1992; Tutarel-Kışlak ve Çabukça, 2000).

Evliliği birçok faktör etkilemektedir. Bu faktörlerin en önemlilerinden biri yaşam doyumudur. İlk defa 1961 yılında Neugarten tarafından ortaya atılan yaşam doyumu kavramı, bir bireyin beklentileriyle elinde olanların karşılaştırılmasıyla elde edilen durum ya da sonuçtur (Özer ve Karabulut, 2003). Çalışmanın saç ayaklarından birini oluşturan, literatürde genel kabul gördüğü haliyle “yaşam doyumu” ile ifade edilmek istenenin yaşamaktan, hayatta olmaktan duyulan hoşnutluk değil; yaşantıdan, yaşantıyı oluşturan şartlardan duyulan hoşnutluk olduğunu belirtmekte yarar görülmektedir.

İnsanlığın büyük bir bölümü için çalışmak, yaşam içinde başka herhangi bir etkinlikten çok daha fazla yer tutmaktadır. Modern toplumlarda bir iş sahibi olmak kendine güveni oluşturmak ve korumak konusunda temel taşlardan biri olarak kabul edilmektedir. Çalışma koşullarının görece kötü, iş sürecinin basit, rutin ve sıkıcı olduğu durumlarda bile çalışmak, bir işi olmamak kadar mutsuzluğa yol açmamaktadır. Açıktır ki; yaşantının önemli bir alanını kaplayan çalışma yaşamından sağlanan doyum, genel olarak evlilik uyumunu ve yaşam doyumunu etkilemektedir.

Araştırmacıların son yıllardaki çalışma konularından birini evlilik ve iş yaşamı ilişkisi oluşturmaktadır. Bu alanda yapılan pek çok çalışma bu iki önemli yaşam alanının birbirinden ayrı ele alınamayacağı görüşünü güçlendirmektedir. Tezer’e (1994) göre, evlilik ve iş arasındaki ilişki bir dönüt veya geribildirim biçiminde birbirini etkileyen karşılıklı bir süreçtir.

Doyumun her çeşidi gibi iş doyumu da duyguların etkili olduğu bir beceridir. Etki, hoşlanma veya hoşlanmama ile ilgili duyguların tamamını ifade eder. İş doyumu, bir bireyin işinden mutlu olmasını ve haz almasını sağlayan boyuttur. Bireyler meslek seçimlerinde ilgileri, yetenekleri, değerleri dikkate alarak kendilerine uygun meslekleri tercih etmiş olsalar bile, mesleğin niteliği, çalışma koşulları, çalışma süresi, kazanç, bireyin kendini mesleki anlamda geliştirmesi için sunulan imkanlar, meslekle ilgili stres unsurlarının fazla olması, kişinin yeteneğine, ilgisine, değerlerine uygun meslek seçmiş olsa bile onun aile yaşantısını, mutluluğunu, yaşama dair aldığı doyumu etkileyebilir (Kuiper, Martin ve Dance, 1992; Martin ve Lefcourt, 1983).

Araştırmanın örneklemi olan öğretmenlere bakıldığında, uzmanlar, ekonomik sıkıntılar yüzünden toplumun gösterdiği saygın yere uygun olmayan işler yapan öğretmenlerin sıkıntılarının evde ve okulda sürdüğünü, bunalıma düştüklerini, öğretmenlerin ruh sağlıklarının gittikçe bozulduğunu ifade etmektedir. Özdayı (1990), son yıllarda Bakırköy Ruh ve Sinir Hatalıkları Hastanesine başvuran öğretmen sayısında dikkat çekici bir şekilde artış olduğu belirtmektedir

Işıkhan (2004), öğretmenlik mesleğini, eğitim ortamında kişilerin etkisinde kaldıkları özgün ve yoğun stres yaratan durumlar sebebiyle, bireylerin özellikle ruhsal sağlıklarının ve buna bağlı olarak da çalışma yaşamlarının kötü yönde etkilenmesinde önemli oranda risk taşıyan bir meslek olarak yorumlamıştır. Öğretmenlerin genel olarak diğer meslek çalışanlarına göre daha fazla stres yaşama nedenleri; eğitim-öğretim hizmetlerindeki öğrenci-öğretmen ve okul-aile çatışmaları, disiplin sorunları, kalabalık sınıflar, fiziki koşullardaki yetersizlik, bürokratik işlerin çokluğu, toplumun eleştirileri, eğitim kurumları üzerindeki sosyal ve politik baskılar, ödüllendirme ve karara katılımın yetersizliği gibi sorunlardır. Öğretmenlerin stresli bir meslek sahibi olmaları sadece bu sebeplerle sınırlı değildir. Bunların yanı sıra öğretmenlerden gerçekleştirmeleri istenen çeşitli beklentiler vardır. Günümüzde öğretmenlerden beklenen, bireyleri, sürekli ve hızlı bir şekilde değişim gösteren teknolojik bir topluma hazırlamaları ve toplumun çeşitli problemleri ile uğraşmalarıdır. Ayrıca öğretmenin sahip olduğu sorumluluklar arasında nitelikli okul-aile işbirliğini sağlamak ve aileleri, çocuklarının eğitim-öğretimi ile ilgili olarak yönlendirmek de yer almaktadır. Öğretmen eğitim-öğretim görevlerini yürütürken yöneticileri, meslektaşları, öğrencileri, velileri, okul personeli ve çevresi ile olumlu ilişkiler içinde olmalıdır. İş yaşamında bu derece çok yönlü ilişkiler kuracak olan öğretmen sürekli olarak insanlarla yüz yüze çalışmak durumundadır.

Öğretmenler eğitim-öğretim sürecinin en önemli unsuru olarak gelecek nesilleri yetiştirirken, oldukça zorlu ve emek isteyen bir süreçten geçmektedirler. Öğrenciler ile yoğun iletişimleri, öğrencilerinin gelişimlerini ve davranışlarını dikkatli bir şekilde gözlemek zorunda olmaları, sınıflarında sürekli eğitim sürdürmeleri, sınıflardaki öğrenci sayılarının fazla olması gibi sebepler öğretmenleri hem ruhsal hem de fiziksel olarak yormakta, bu nedenle de iş doyumlarını düşürmektedir (Kan, 2008). Öğretmenlerinin işinden memnun olmaması eğitim ortamını, öğrencilerini ve çalışma arkadaşlarını da olumsuz şekilde etkilemekte ve eğitim kalitesini de önemli düzeyde düşürebilmektedir (Öztürk ve Deniz, 2008).

Eğitimin nitelik ve kalitesi, öğretmen niteliği ile doğru orantılıdır (Şişman, 2005). Öğretmenler işin değerli ve önemli olduğuna inanırsa, iş yaşamları anlamlı, amaçlı ve önemli olur (Turan, 2004). İşinden duyduğu tatmin düzeyi yükseldikçe, güdülenme ve performans yükselir, eğitimin kalitesi ve verimi artar (Balcı, 2004)
Öğretmenlerin ihtiyaçları gün geçtikçe artmaktadır. Maslow (1970), insan ihtiyaçlarını hiç bitmeyen bir istekler hiyerarşisi olarak tanımlamaktadır. Düşük maaşla çalışan öğretmenler Maslow (1970)’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki yeme-içme gibi fiziksel ihtiyaçları ve güvenlik ihtiyaçlarını güçlükle karşılamaktadırlar. Böylece bu ihtiyaçların karşılandığı varsayılsa bile, öğretmenlerin daha sonraki sırada yer alan kişisel sevgi, sosyal ilişki ve onaylanma ihtiyaçlarına yöneldikleri ve bu ihtiyaçlarını karşılamak için ciddi bir arayış içine girdikleri görülmektedir (Akt: Özdayı, 1990).
En önemli sosyal ilişki biçiminin evlilik olduğu düşünülürse öğretmenlerin evlilik uyumlarının önemli olduğu görülmektedir. Öğretmenler toplumun ilerlemesinde belirli ilkeleri savunarak bu ilkeleri yerine getiren kişilerdir. Öğretmenlerin, topluma örnek teşkil eden ve model alınan bireyler olduğu düşünülürse, ruh sağlıklarının korunması ve düzeltilmesi önem kazanmaktadır.
Öğretmenlerin genel olarak diğer mesleklerde çalışan kişilerin yaşadığı ortalama stresten daha fazlasını yaşadığı kabul edilmektedir. Çünkü eğitim-öğretim hizmetlerinde; öğrenci-öğretmen, okul-aile çatışmaları, öğrencilerin disiplin sorunları, aşırı kalabalık sınıflar ve yetersiz fiziki koşullar, fazla bürokratik iş, düşük ücret, terfi etme güçlükleri, toplumun eleştirileri, toplumun desteğinin az olması, sosyal ve politik güçlerin eğitim kurumları üzerindeki baskıları, ödüllendirme ve kurumlarda karar sürecine katılımın yetersiz olması gibi sorunlar mevcuttur. Bu sorunlar stres, kaygı ve tükenmişliğin ortaya çıkmasına yol açmakta; düşük iş performansı, işten ayrılmak isteme ve hatta fiziksel, ruhsal sağlıkta bozulma gibi sonuçlara yol açarak eğitim ortamına, öğrencilere, ailelere ve tüm topluma yansımaktadır (Celep, 2003).
Öğretmenlik, alan ve meslek bilgisinin yani sıra özveri, hoşgörü, sürekli kendini yenileme, mesleği severek yerine getirme gibi özellikleri de gerektiren bir meslektir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki öğretmenlik mesleği, bazı stres kaynaklarından dolayı özellikle öğretmenlerin ruh sağlığının olumsuz yönde etkilenebilmesi açısından da riskli bir meslektir. Bu tür etkilenmeler, öğrencileri için çok önemli olan öğretmenin, öğrencilerine, işine, diğer insanlara karşı ilgisini, sevecenliğini ve mesleki rolünün gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmedeki etkililiğini azaltabilir (Kayabaşı, 2008). Öğretmenlerin meslek hayatlarında yaşadıkları zorluklar fiziksel ve ruhsal sağlık problemleri gibi sonuçlar gerek eğitim ortamına gerek öğrencilere, ailelere ve tüm topluma yansımaktadır. Bunların yanı sıra öğretmenlerin mesleki açıdan bu kadar zorlandıkları ve bunun sonuçlarının tüm topluma yansıyabileceği göz önünde bulundurulursa, evliliklerinde de problem yaşamalarının daha fazla sıkıntıya neden olacağı bir gerçektir. Dolayısıyla öğretmenlerin evlilik uyumlarını etkileyen değişkenlerin belirlenmesinin kendi yaşamalarını olumlu etkilemesinin yanı sıra, bunun tüm toplumu etkileyebileceği de düşünülmektedir.
Öğretmenlerin yüz yüze bulundukları olumsuz çalışma koşulları bir süre sonra işten aldıkları doyumun düşmesine sebep olabilmektedir. Bunun sonucu olarak da öğretmenlerde işe devamsızlıklar başlayabilmekte ve fırsatını bulabilen öğretmen işini değiştirmektedir (Akçamete ve diğerleri, 2001). Öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinin düşük olması, zaman içerisinde yaşam doyumlarını da düşürmektedir (Vural, 2004). Bu yüzden öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinin araştırılması, okulun etkililiği kadar, öğretmenin kişisel mutluluğu bakımından da önemlidir. İşinde ve yaşamında düşük doyumu sağlayan öğretmen, okulun amaçlarının gerçekleştirilmesine daha az katkı sunacaktır. Bir meslek insanın yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan ekonomik kazancın elde edilmesinde temel bir işleve sahiptir ve kişi için çok önemli bir değerdir. Her mesleğin sağladığı imkanlar ve çalışanları doyuma ulaştırma yönleri farklılık gösterebilir. Bunların arasında, öğretmenlerin iş doyumlarının incelenmesi ayrı bir önem taşımaktadır. Literatür incelendiğinde öğretmenlerin evlilik uyumları ve yaşam doyumları ile ilgili bir araştırmaya rastlanmamıştır. Öğretmenlerin içinde bulundukları psikolojik durumu yansıtabilecek akademik düzeyde temel ve uygulamalı pek çok araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırma bu anlamda önemli bir adımdır ve daha sonra yapılacak araştırmalara kaynak teşkil edecektir.
İlgili açıklamalar dikkate alındığında öğretmenlerin evlilik uyumlarının yüksek olması, kendi aile yaşantıları kadar iş yaşantıları ve yetiştirecekleri öğrencilerin gelişimleri açısından önemli olduğu görülmektedir. Mevcut araştırmalar evlilik uyumunu açıklamada bazı değişkenler için yeterli olsa da; evlilik uyumuyla ilgili ve onu birçok faktörün nasıl etkilediğini açıklayacak karmaşık modeller için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır (Robinson ve Blanton, 1993). Değişen ve gelişen dünyayla birlikte buna ayak uydurmaya çalışan eğitim sektörünün yapılan sistem yönlü ve fiziksel iyileştirmelerin yanı sıra çalışanlarının evlilik uyumlarının da incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. Dolayısıyla evlilik uyumuyla ilgili bugüne kadar birçok araştırma yapılmış olsa da özellikle öğretmenleri kapsayan yeteri kadar araştırma yapılmadığı bilinmektedir. Bu da yapılacak araştırmanın önemini arttırmaktadır. Buradan hareketle bu araştırma kapsamında öğretmenlerin evlilik uyumu yaş, cinsiyet, kıdem yılı, haftalık ortalama çalışma süresi, eş mesleği, eş eğitim düzeyi, eş gelir düzeyi, aylık ortalama gelir, çocuk sayısı, evlilik süresi, köken aileyle aynı kentte yaşama gibi değişkenler açısından anlamlı bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin evlilik uyumlarının, iş ve yaşam doyumları ve bazı değişkenler ile ilişkisini incelemektir. Yapılan bu çalışmanın öğretmenlerin mesleki sorumluluklarını yerine getirmeleri, kendilerini engelleyen öğelerin farkına varmalarına, başarı ve güdülerinin artırılmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Elde edilecek bilgilerin, evlilik uyumunun belirleyicileri hakkında alana daha fazla bilgi kazandıracağı ve evlilik danışması alanına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
YÖNTEM
Örneklem
Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde bir araştırma olup öğretmenlerin evlilik uyumlarını, iş ve yaşam doyumu ve bazı değişkenler açısından incelemek üzere düzenlenmiştir. Araştırmada bağımsız değişken bazı demografik değişkenler (yaş, cinsiyet, kıdem yılı, ek iş yapma durumu, ek işte çalışma süresi, haftalık ortalama çalışma süresi, eş mesleği, eş eğitim düzeyi, eş gelir düzeyi, aylık ortalama gelir, çocuk sayısı, evlilik süresi, köken aileyle aynı kentte yaşama durumu), iş ve yaşam doyumu iken, bağımlı değişken ise evlilik uyumudur.
Araştırmanın evreni Adana ili sınırları içerisinde resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Seyhan ilçe sınırları içerisinde bulunan, resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerden kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak ulaşılan 250 öğretmenden oluşmaktadır.

Veri Toplama Araçları

Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ)

Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ Marital Adjustment Test) Locke ve Wallace (1959) tarafından geliştirilmiştir. Evlilik uyumunu ölçmek amacıyla oluşturulan ölçek 15 maddeden oluşmaktadır. Bu maddelerden biri genel uyumu, sekizi anlaşma alanlarını ve altısı çatışma çözme, bağlılık ve iletişimi ölçmektedir. Ölçekteki puanlar uyumsuzluktan uyumluluğa doğru artmaktadır. Ölçekten alınacak en yüksek uyum puanı 158, en düşük uyum puanı ise 2’dir. Ancak Hunt (Akt. Fredman ve Sherman,1987), puanlamayı basitleştirmiş, toplam puanı 60’a indirmiştir ve güvenirlik çalışmaları aynı sonucu vermiştir ( kadınlar için r=.92, erkekler için r=.94).
Ölçeğin orijinalinin geçerlik güvenirlik çalışmasının yapıldığı örneklem birbiriyle evli olmayan 118 evli erkek ve 118 evli kadından oluşmaktadır. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı .90’dır. Test-tekrar-test güvenirliğine bakılmamıştır. Eşlerin ölçekten aldıkları puanlar ile evlilikteki anlaşmazlıklarla ilgilenen klinisyenlerin kararlarının birbiriyle ilişkili olduğu da belirlenmiştir. Geçerlik çalışmalarında ise ölçeğin uyumlu ve uyumsuz grubu anlamlı olarak birbirinden ayırt ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ölçek Tutarel-Kışlak (1999) tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Ölçeğin çeviri işleminde Savaşır’ın önerdiği yollar izlenmiştir. Evlilikte Uyum Ölçeğinin çevirisi araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiş, daha sonra psikolog ve yabancı dil uzmanlarıyla gözden geçirilmiştir. Araştırma 311 gönüllü, evli denek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kişisel bilgi formu, Evlilikte Uyum Ölçeği, Kişilerarası İlişkiler Ölçeği ve İlişkilerde Yükleme Ölçeği kullanılmıştır.
Ölçeğin iç tutarlık katsayısı .84 olarak bulunmuştur. Değer kadınlar için .85, erkekler için .83’tür. Ölçeğin orijinalinin iç tutarlık güvenirliği .90’dır. Ölçeğin ilk yarısı ve son yarısındaki puanlamalar birbirinden farklı olduğundan, numarası tek olan ve çift olan maddeler karşılaştırılmıştır. İki yarım test güvenirliği r= .84 olarak bulunmuştur. Test tekrar test tekniği ile güvenirlik hesaplaması yaklaşık 15 gün aralıkla 36 birbiriyle evli kişiye uygulanmıştır. İki uygulamadan elde edilen puanlar için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon katsayısı .57 olup .01 düzeyinde anlamlıdır. Madde-test korelasyonları sonucu 10. maddenin korelasyon katsayısı .09 olup anlamlı bulunmamıştır. Freeston ve Plechaty’nin önerileri dikkate alınarak 10. maddenin puanlaması değiştirilmiştir. Bu durumda toplam puan 60’dan 58’e inmiştir. Evlilikte Uyum Ölçeği ile Kişilerarası İlişkiler Ölçeğinin toplam puanları arasındaki korelasyon katsayısı r=.12 (p<.05) olarak saptanmıştır. Evlilikte Uyum Ölçeği ile İlişkilerde Yükleme Ölçeği toplam puanları arasında negatif korelasyon bulunmuştur ve .01 düzeyinde anlamlıdır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla veriler üzerinde ana bileşenler yöntemi ve varimaks dönüştürmesine göre faktör analizi uygulanmış ve üç faktör bulunmuştur. Daha sonra bu iki faktöre indirgenmiştir. Anlaşma ya da anlaşamama durumları ve ilişki tarzlarını içeren iki yapıya ayrılmıştır.
Tutarel-Kışlak tarafından yapılan ilk geçerlik-güvenirlik çalışmasında ölçüt-bağımlı geçerliğin saptanmasında Aile Yapısını Değerlendirme Aracı (AYDA) ile Evlilikte Uyum Ölçeği toplam puanları arası korelasyon değeri .66 (p<.01) olarak bulunmuştur. İç tutarlık katsayısını orijinaline yakın bir yükseklikte oluşu, iki yarım ile test-tekrar test güvenirliğinin olması ölçeğin toplumumuzda kullanılabilecek güvenilir bir ölçek olduğunu göstermektedir (Kışlak-Tutarel, 1999, 54-55).
Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ)
Diener, Emmons, Larsen ve Griffin (1985) tarafından geliştirilmiş, yedi dereceli Likert tarzı bir ölçektir. Ölçek 5 maddeden oluşan ve bireyin öznel iyilik durumunu ölçen bir ölçme aracıdır. Ölçeğin iç tutarlık katsayısı .80 ile .89 arasında değişmektedir ölçek Türkçe’ye Köker (1991) tarafından uyarlanmıştır. Ölçeğin güvenirlik çalışmaları sonucunda test-tekrar test güvenirliği .85, madde test korelasyonları .71 ile .80 arasında bulunmuştur. Ölçeğin Aysan (2001) tarafından yapılan güvenirlik çalışmasında ise, iç tutarlık katsayısı .85 olarak tespit edilmiştir (Akt., Aysan ve Harmanlı, 2003).
Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ)
Minnesota İş Doyum Ölçeği, Weiss, David, England ve Lofguist (1967) tarafından iş doyumunu ölçmek amacıyla geliştirilen ve ilk kez Oran (1989) tarafından Türkçe’ye çevrilen 20 sorudan oluşan ölçektir. Her bir soru içinde, kişinin işinden duyduğu hoşnutluk derecesini tanımlayan beş şık vardır. Bu şıklar; hiç hoşnut değilim, hoşnut değilim, kararsızım, hoşnudum ve çok hoşnudum şeklindedir. Bu şıkların değerlendirilmesinde, sırasıyla 1, 2, 3, 4 ve 5 puan verilmiştir. Ölçekten alınabilecek en yüksek puan 100, en düşük puan 20 olup, orta noktaya düşen 60 ise nötr doyumu ifade etmektedir. Puanların 20’ye yaklaşması doyum düzeyinin düştüğünü, 100’e yaklaşması ise yükseldiğini göstermektedir. MİD֒nin İngilizce’den Türkçe’ye çevirisi Hacettepe Üniversitesi’nden Deniz ve Güliz Gökçora tarafından yapılmıştır (Akt. Özyurt, 2004).
Yurt içinde yapılan araştırmada iç tutarlılık Cronbach Alfa katsayısının .90 (Yıldırım, 1996), yurt dışında yapılan araştırmada ise, iç tutarlılık Cronbach Alfa katsayısının .82 ile .92 arasında değiştiği bulunmuştur (Erdwins, Buffardi, Casper ve O'Brien, 2001).
Kişisel Bilgi Formu
Öğretmenlerin evlilik uyumu yaş, cinsiyet, kıdem yılı, ek iş yapma durumu, ek işte çalışma süresi, haftalık ortalama çalışma süresi, eş mesleği, eş eğitim düzeyi, eş gelir düzeyi, aylık ortalama gelir, çocuk sayısı, evlilik süresi, köken aileyle aynı kentte yaşama durumu hakkında bilgi edinebilmek için araştırmacı tarafından “Kişisel Bilgi Formu” oluşturulmuştur.

Verilerin Analizi
Bu araştırmada veriler SPSS 17.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada ele alınan bağımsız değişkenlerin aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Evlilik Uyumu ölçeğinden elde edilen puanların yaş, cinsiyet, kıdem yılı, haftalık ortalama çalışma süresi, eş mesleği, eş eğitim düzeyi, eş gelir düzeyi, ailenin ortalama aylık geliri, çocuk sayısı, evlilik süresi, köken aileyle aynı kentte yaşama durumuna göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için ikili gruplarda Mann-Whitney U; üç ve daha fazla gruplarda ise Kruskal Wallis tekniği kullanılmıştır.
Bunun yanı sıra evlilik uyumu ve iş doyumu, evlik uyumu ve yaşam doyumu ve iş doyumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişki Spearman Sıra Sayıları korelasyonu ile belirlenmiştir. Analizlerde parametrik olmayan istetistiklerin kullanılmasının nedeni; örneklemde yer alan öğretmenlerin ölçeklerden aldıkları puanların normal dağlımı yansıtmaması sonucunda parametrik analizler için gerekli olan “normallik” varsayımının karşılanmamış olmasıdır.
Normal dağılım gösterip göstermediğinin anlaşılmasına yönelik yapılan analizler sonucu Skewnes(çarpıklık), Kurtosis(basıklık) katsayısı 1'e yakın hatta Kurtosis 2.423 çıktığı için dağılımın normal dağılım sergilemediği bulunmuştur. İdeal bir normal dağılım tablosunda basıklık ve çarpıklık katsayısının 0'a yakın olması gerekmektedir.
Ayrıca Kolmogrov-Simornov testi sonucunda p=.000 olduğu yani p<.05 olduğu için dağılımın normal dağılım sergilemediği bulunmuştur. İdeal bir normal dağılım tablosunda dağılım normal dağılım sergiliyorsa p>.05 olmalıdır. Bu bulgularda p<0.01 olduğu için parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır.
Sonuçların yorumlanmasında .05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır.
BULGULAR, TARTIŞMA ve YORUM
Araştırmanın bulguları, ele alınan değişkenlere göre aşağıda sırasıyla sunulmuş ve yorumları yapılmıştır.


1. Öğretmenlerin Cinsiyetlerine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Levene Test’inde varyansların homojen olmadığı görüldüğü için cinsiyetlerine göre öğretmenlerin evlilik uyumları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için Mann Whitney U analizi yapılmışve sonuçlar Tablo 2’de gösterilmiştir.
Tablo 2.
Öğretmenlerin Cinsiyetlerine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Mann Whitney U Testi Sonuçları

Cinsiyet
N
Sıra ort.
Sıra top.
U
P

Evlilik Uyumu
Kadın
137
119.45
16364.50
6911.500
.144
Erkek
113
132.84
15010.50


Tablo 2’de görüldüğü gibi öğretmenlerin cinsiyetlerine göre evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. (U=6911.500, p> .05). Sıra ortalamaları dikkate alındığında kadın öğretmenlerle erkek öğretmenlerin puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Bu sonuçlar bazı araştırma sonuçları ile paralellik gösterirken, bazı araştırma sonuçları ile de paralellik göstermemektedir.
Kışlak ve Çabukça (2002), Fışılıoğlu (1992) ve Kalkan (2002)’ da yaptıkları çalışmalarda cinsiyetin evlilik uyumunu etkilemediğini gözlemişlerdir. Hamamcı (2005), Çelik (2009) ve Güven (2005) de yapmış olduğu çalışmalarda, kadın ve erkeklerin evlilik uyumları arasında anlamlı bir farklılık olmadığını saptamışlardır. Bu bulgular, araştırma sonucunu desteklemektedir.
Bunun yanı sıra, Hatipoğlu (2013), Bir Aktürk (2006), Anar (2011), Canel (2007), Merves, Okin ve ark. (1991) ve Nunes (2008) ise cinsiyet değişkeninin evlilik uyumu ile anlamlı sonuç verdiğini, eşlerin evlilik uyumları arasında anlamlı bir fark olduğunu bulmuşlardır. Gottman ve Levenson (1998)’ ın çalısmalarında cinsiyetin evlilik uyumunu etkilediği ve erkeklerin kadınlardan daha yüksek düzeyde uyuma sahip oldukları görülmüştür. Bu bulgular, araştırma sonucunu desteklememektedir.
Cinsiyet rollerinin günümüzde androjen rollere kayması sebebiyle cinsiyet değişkeni evlilik uyumunu farklılaştırmamaktadır. Toplumun yüklediği geleneksel cinsiyet rollerine bağlı olarak kadınların erkeklere göre daha özverili ve idareci bir tutum sergilediklerini, ev içinde ve ev dışında daha fazla sorumluluk yüklendiği görülmektedir. Ancak kadın ve erkeğin her ikisinin de çalıştığı evliliklerde rollerin eşitlikçi cinsiyet rollerine dönüşmesiyle birlikte geleneksel bakış açısından kaynaklı toplumsal cinsiyet rollerinin evliliklerde pek fazla önemli bir yere sahip olmaması söz konusu olabilir. Kadın da erkek de hem eş, hem çalışan (öğretmen) rollerine sahiptir. Bu açıdan düşünüldüğünde evdeki cinsiyet rollerinin eşit bir dağılıma sahip olduğu söylenebilir.
Wilkie ve Ferree (1998), cinsiyet açısından evlilik uyumunu inceledikleri çalışmalarında kadın ve erkek arasında evlilik uyumu açısından farklılıkların olmadığını ifade etmişlerdir ve ev işleri, çocuk bakımı gibi cinsiyet rolleri ile ilgili görevlerin paylaşılmasının hem kadın, hem erkek açısından evlilik uyumunu arttıran önemli bir unsur olduğunu, böyle bir değişimin eşler arasındaki evlilik uyumunda farklılık meydana getirmeyeceğini belirtmişlerdir. Bu bulgular Bem (1975)’in öne sürmüş olduğu kadınsı ve erkeksi özellikleri kapsayan androjen kişilik özelliklerinin birey için çok daha sağlıklı olduğu görüşünden hareketle, evlilik için de hem kadınsı hem erkeksi kişilik özelliklerinin işlevsel olduğu şeklinde de açıklanabilir Ayrıca Berk’in (2009), de araştırmasında belirttiği gibi öğretmenlerin mesai saatlerini düşünürsek, yarım gün çalışan ya da ders saysına göre çalışan öğretmenler olabildiğini ve bunun da kadın öğretmenlerin evdeki sorumluluklarını yeteri kadar yerine getirebilmesini sağladığı, bu yüzden de evlilik uyumlarının bundan etkilenmediği söylenebilir.
Bu alanda yapılan bazı araştırmalar da psikolojik androjeninin evlilik uyumu ile olumlu ilişki gösterdiğini ortaya koymaktadır (Cooper, Chassin ve Zeiss, 1985). Dolayısıyla cinsiyet açısından evlilik uyumunda farklılık olmamasının androjen kişilik özelliklerinden kaynaklı olarak açıklanabileceği düşünülmektedir.
2. Öğretmenlerin Yaşlarına Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin yaşlarına göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 3’de gösterilmiştir.
Tablo 3.
Öğretmenlerin Yaşlarına Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Yaş
n
Sıra Ort.
Sd

P



Evlilik Uyumu
26-33
57
93.08


4


21.639


.000
34-41
91
140.42
42-49
69
118.77
50-57
27
151.04
58-65
6
169.75

Tablo 3’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin yaş düzeyine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur ( χ²=21.639; p<0.05).
Gruplar arası farklılığın hangi düzeyler arasında olduğunu anlamak için Mann Whitney-U testi yapılmıştır. Bu testin sonucunda anlamlı farklılık olan düzeylere ilişkin sonuçlar Tablo 4’de gösterilmiştir.
Tablo 4.
Öğretmenlerin Evlilik Uyumlarının Yaş Değişkeni Açısından Karşılaştırılmasına İlişkin Bulgular


Yaş Düzeyi Kaynağı
U
P



Evlilik Uyumu
34-41>26-33
1646.000
.000
42-49>26-33
1520.000
.028
50-57>26-33
410.500
.001
58-65>26-33
76.000
.026
34-41>42-49
2577.000
.052
50-57>42-49
668.000
.031

Tablo 4‘de görüldüğü gibi öğretmenlerin evlilik uyumu puanı ile ilgili 34-41 yaş aralığında olan öğretmenler ile 26-33 yaş aralığında olan öğretmenler arasında 34-41 yaş aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır (U= 1646.000, p < .05). Buna göre 34-41 yaş aralığında bulunan öğretmenlerin 26-33 yaş aralığında bulunan öğretmenlere göre evlilik uyumlarının daha fazla olduğu söylenebilir.
Tabloda 42-49 yaş aralığında olan öğretmenler ile 26-33 yaş aralığında olan öğretmenler arasında 42-49 yaş aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır (U= 1520.000, p < .05). Buna göre 42-49 yaş aralığında bulunan öğretmenlerin 26-33 yaş aralığında bulunan öğretmenlere göre evlilik uyumlarının daha fazla olduğu söylenebilir.
Yine 50-57 yaş aralığında olan öğretmenler ile 26-33 yaş aralığında olan öğretmenler arasında 50-57 yaş aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır(U= 410.500, p < .05). Ayrıca 58-65 yaş aralığında olan öğretmenler ile 26-33 yaş aralığında olan öğretmenler arasında 58-65 yaş aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır (U= 76.000, p < .05). Buna göre 50-57 yaş aralığında bulunan öğretmenlerin 26-33 yaş aralığında bulunan öğretmenlere göre evlilik uyumlarının daha fazla olduğu söylenebilir.
Bir diğer sonuçta, 34-41 yaş aralığında olan öğretmenler ile 42-49 yaş aralığında olan öğretmenler arasında 34-41 yaş aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır (U= 2577.000, p < .05). Buna göre 34-41 yaş aralığında bulunan öğretmenlerin 42-49 yaş aralığında bulunan öğretmenlere göre evlilik uyumlarının daha fazla olduğu söylenebilir.
Ayrıca, 50-57 yaş aralığında olan öğretmenler ile 42-49 yaş aralığında olan öğretmenler arasında 50-57 yaş aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır (U= 668.000, p < .05). Buna göre 50-57 yaş aralığında bulunan öğretmenlerin 42-49 yaş aralığında bulunan öğretmenlere göre evlilik uyumlarının daha fazla olduğu söylenebilir.
Heaton ve Albercht (1991) araştırmalarında, bireylerin yaşları ilerledikçe evliliklerinde daha fazla emek harcadığını evlilik uyumlarının arttığını bulmuşlardır. Carstensen, Gottman ve Levenson (1995), Miller, Hemesath ve Nelson (1997) ve Broman (1993) ise yaşlı çiftlerin evliliklerinin daha genç çiftlere göre daha fazla istikrar, doyum ve samimiyet taşırken; bu evliliklerde daha az çatışma yaşandığını belirtmişlerdir.
Demiray (2006)’ ın çalışmasında yaş ile evlilik uyumu arasında anlamlı düzeyde ilişki bulmuştur. Bu bulgu, araştırma sonucunu desteklemektedir.
Araştırmaya katılan bireyler genel olarak orta yaş grubunda olsa da farklı yaşlarda evlilik uyumlarının benzer olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla evlilikte eşlerin yaşlarının evlilik uyumlarını etkilediği, buradan da evlilikte birlikte geçirilen zamanın niteliğinden çok niceliğinin önemli olduğu söylenebilir.
Evliliklerde uyumun en çok düştüğü yıllar ilk 5 yıl olmakta, boşanmalar en çok bu dönemde yaşanmaktadır. Araştırma sonucunda yaş değişkeninin evlilik uyumu üzerinde anlamlı fark oluşturması, bireylerin yaşları ilerledikçe evliliklerinde daha fazla emek harcamasıyla açıklanabilir.
3. Öğretmenlerin Kıdemlerine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin kıdemlerine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 5’de gösterilmiştir.
Tablo 5.
Öğretmenlerin Kıdemlerine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Kıdem
n
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
1-11
64
98.88


3


14.099


.003
12-22
134
131.11
23-33
39
137.40
34-44
13
163.04
P*< 0.05
Tablo 5’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin kıdemlerine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur ( χ²=14.099; p<0.05).
Gruplar arası farklılığın hangi düzeyler arasında olduğunu anlamak için Mann Whitney-U testi yapılmıştır. Bu testin sonucunda anlamlı farklılık olan düzeylere ilişkin sonuçlar Tablo 6’da gösterilmiştir.
Tablo 6.
Öğretmenlerin Evlilik Uyumlarının Kıdem Değişkeni Açısından Karşılaştırılmasına İlişkin Bulgular

Kıdem Düzeyi Kaynağı
U
P

Evlilik Uyumu
12-22>1-11
3191.500
0.04
23-33>1-11
839.000
0.05
Tablo 6’da görüldüğü gibi öğretmenlerin evlilik uyumu puanı ile ilgili kıdemleri 12-22 yıl aralığında olan öğretmenler ile 1-11 yıl aralığında olan öğretmenler arasında 12-22 kıdem aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır (U= 3191.500, p < .05). Buna göre 12-22 kıdem aralığında bulunan öğretmenlerin 1-11 yıl kıdem aralığında aralığında bulunan öğretmenlere göre evlilik uyumlarının daha fazla olduğu söylenebilir.
Tabloda kıdemleri 23-33 yıl aralığında olan öğretmenler ile 1-11 yıl aralığında olan öğretmenler arasında 23-33 kıdem aralığında bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılık vardır (U= 839.000, p < .05). Buna göre 23-33 kıdem aralığında bulunan öğretmenlerin 1-11 yıl kıdem aralığında aralığında bulunan öğretmenlere göre evlilik uyumlarının daha fazla olduğu söylenebilir.
Öğretmenlerle ilgili birçok araştırma yapılmış olsa da kıdem değişkeninin evlilik uyumunu yordayıp yordamadığına ilişkin pek az araştırma bulunmaktadır. Dolayısıyla araştırma sonuçlarına bakıldığında, elde edilen bulgular bazı araştırma sonuçlarıyla tutarlılık gösterirken bazılarıyla da tutarsızlık göstermektedir. Akbaş (2008), endüstri meslek lisesinde görev yapan öğretmenlerin evlilik uyumları ile öğretmenlik tutumları arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmasında öğretmenlerin kıdem yıllarına göre evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığını belirtmiştir.
Günümüzde öğretmenlerden beklenen, bireyleri sürekli ve hızlı bir şekilde değişim gösteren teknolojik bir topluma hazırlamaları ve toplumun çeşitli problemleriyle uğraşmalarıdır (Akçamete, Kaner ve Sucuoğlu 2001). Buna bağlı olarak, öğretmenlerin genel olarak diğer mesleklerde çalışan kişilerin yaşadığı ortalama stresten daha fazlasını yaşadıkları kabul edilmektedir (Baltaş ve Baltaş 1998). Çünkü eğitim-öğretim hizmetlerinde; öğrenci-öğretmen, okul-aile çatışmaları, öğrencilerin disiplin sorunları, fazla bürokratik iş, terfi etme güçlükleri, toplumun eleştirileri, toplum desteğinin az olması, sosyal ve politik güçlerin eğitim kurumları üzerindeki baskıları, ödüllendirme ve kurumda karar sürecine katılımın yetersiz olması gibi sorunlar mevcuttur (Campell ve Liyod 1983). Uluslararası literatüre göre öğretmenlik en stresli mesleklerden biri olması dolayısla mesleğin stresinden kaynaklı olarak ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik sorunlar öğretmenliğin niteliğini zayıflatmaktadır. Bu sorunlar birlikte, işe katılımın ve iş doyumunun düşmesi, işten ayrılmaların artması, performansın düşmesi, grup bağlılığının azalması, fiziksel ve duygusal semptomların artması, sağlık harcamalarının artması, aile hayatının çökmesi gibi problemlere neden olabilmektedir. (Golembiewski ve ark. 1998).
Sözü edilen sorunlara ek olarak uzun süredir hizmet veren öğretmenlerin meslek heyecanını kaybetmeleri, performans düşüklüğü yaşamaları, hep benzer sorunlarla uğraşmaktan artık bıkkınlık duymaları, fiziksel - duygusal anlamda yorulmuşluklarının birikmesi evliliklerinde sorunlara yol açmasına neden olarak gösterilebilir.
4. Öğretmenlerin Çalışma Süresine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin çalışma süresine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 7’de gösterilmiştir.
Tablo 7.
Öğretmenlerin Çalışma Süresine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Çalışma Süresi
n
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
5-15
14
130.39

3

1.364

.714
16-26
130
120.39
27-37
101
131.03
38-48
5
133.00
P*< 0.05
Tablo 7’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin çalışma süresine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=1.364; p<0.05).
Eşlerin birlikteliğinde, uyumu sağlayacak olan paylaşma duygusudur. Uyumlu bir evlilik demokratik bir yönetim anlayışıyla yaşatılabilir. Evlilik ve aile yaşamının gerektirdiği iş bölümü konusunda kesin reçeteler vermek doğru değildir. Farklı kültürler bu iş bölümünü şekillendirici ölçütler geliştirmişlerdir. Günümüzde tartışılan konulardan birisi, iş bölümünün erkeğin lehine kadının ise aleyhine gelişmiş olmasıdır. Ailede iş bölümü, ailenin yapısı ve koşulları göz önüne alınarak aile üyelerince birlikte yapılmalıdır.
Evde iş yükünün, birlikte yaşamanın öngördüğü kurallar doğrultusunda paylaşılması, düzenli bir yaşamın gereği, dayanışmanın ise ön koşuludur.Ayrıca Berk’in (2009), de araştırmasında belirttiği gibi öğretmenlerin mesai saatlerini düşünürsek, yarım gün çalışan ya da ders sayısına göre çalışan öğretmenler olabildiğini ve bunun da öğretmenlerin evdeki sorumluluklarını yeteri kadar yerine getirebilmesini sağladığı, bu yüzden de evlilik uyumlarının bundan etkilenmediği söylenebilir.
5. Öğretmenlerin Ek İş Yapma Durumuna Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Ek iş yapma durumuna göre öğretmenlerin evlilik uyum puanlarına ilişkin Mann Whitney U testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 8’de gösterilmiştir.
Tablo 8.
Öğretmenlerin Ek iş Yapma Durumuna İlişkin Mann Whitney U Testi Sonuçları


Ek İş Yapma Durumu
N
Sıra ort.
Sıra top.
U
P

Evlilik Uyumu
Evet
23
120.65
2775.00
2499.000
.735
Hayır
227
125.99
28600.00


Tablo 8’de görüldüğü gibi öğretmenlerin ek iş yapma durumuna göre evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. (U=2499.000, p> .05). Sıra ortalamaları dikkate alındığında ek iş yapan öğretmenlerle ek iş yapmayan öğretmenlerin puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Literatürde bu bulguyu destekleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır.
Öğretmenler her şeyden önce bir büro işi yapmamaktadır. Ayrıca bilindiği gibi öğretmenler daha serbest mesai dilimleri içerisinde çalışmaktadır. Örneklemimizin hemen hemen yarısını ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. İlkokul öğretmenleri genellikle yarım günlük bir mesai sonunda serbest kalmaktadır. Ortaokul ve lise öğretmenleri ise haftada belirli saat dersin yapılmasından ve bu derslerle ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sorumludurlar. Diğer çalışanlara göre mesaileri oldukça serbesttir. Ayrıca verdikleri dersin içeriğini belirlemek bakımından görece bir özerkliğe sahiptirler. Böylece daha özerk, çalışma saatleri daha esnek, çalışanların işin bütününü görebildiği ve işten geribildirim elde edebildiği işlerin evlilik uyumuna etkisi vardır sonucuna varılabilir.
Bu çalışmaya göre öğretmenlerin evlilik uyumunun, ek iş yapma değişkeni açısından manidar düzeyde farklı çıkmaması, öğretmenlerin yaşanan ve yaşanması gereken hayat arasındaki pozisyonları tolere edebilme becerileriyle açıklanabilir.
6. Öğretmenlerin Ek İş Yapma Süresine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin ek iş yapma süresine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 9’da gösterilmiştir.
Tablo 9.
Öğretmenlerin Ek İş Yapma Süresine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Ek İş Yapma Süresi
N
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
2-13
10
12.65


4


2.153


.708
14-25
6
8.92
26-37
1
10.00
38-49
4
14.50
50-61
2
14.00
P*< 0.05
Tablo 9’da görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin ek iş yapma süresine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=2.153; p<0.05). Literatürde bu bulguyu destekleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır.
Bu çalışmaya göre öğretmenlerin evlilik uyumunun ek iş yapma süresine göre farklılık göstermemesi, bireyin çalışma süresini bireysel ve toplumsal gereksinimlerine göre düzenleyebilmesiyle açıklanabilir.
7. Öğretmenlerin Eş Mesleğine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin eş mesleğine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 10’da gösterilmiştir.
Tablo 10.
Öğretmenlerin Eş Mesleğine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Eş Mesleği
N
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
Çalışmıyor
34
140.76




8




9.606




.294
Öğretmen
104
114.15
İşçi
3
95.83
Esnaf
9
121.39
Serbest Meslek
21
130.10
Memur
33
149.95
Emekli
11
142.18
Çiftçi
2
110.50
Diğer
33
117.33
P*< 0.05
Tablo 10’da görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin eş mesleğine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=9.606; p<0.05). Literatürde bu bulguyu destekleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır.
Evli çiftlerin eşlerinin mesleği de evlilik uyumuyla ilişkilidir. Kadınların mesleksel statüleri, kocalarının evlilik doyumu üzerine etkili olmamaktadır. Bununla birlikte çalışan kadınların kocaları, çalışmayan kadınların kocalarına oranla daha az evlilik doyumuna sahiptirler (Lye ve Biblarz, 1993). Meslek statüsü yüksek bireyler, orta ya da düşük bireylerden daha iyi yaşam standardı sergilemektedir. Mesleksel statüleri yüksek bireyler ve eşleri, mesleksel statüleri düşük bireyler ve eşlerinden daha fazla evlilik uyumuna sahiptirler (Cooper et all, 1985).
Kadının çalışmasının, evlilik uyumunu etkileyip etkilemediğine ilişkin yapılan çalışmalarda, çalışan kadınların sosyal yaşamdan daha kopuk olmasına, daha az arkadaşlarının bulunmasına ve boş zamanlarının çoğunu evde geçirmelerine yönelik sonuçlar ortaya konmuştur. Nathawat ve Mathur (1993), Hindistan’da ev hanımları ile çalışan kadınların evlilik uyumu uzerine yaptıkları çalışmada, çalışan kadınların evlilik uyumunun ve oznel mutluluğunun, ev hanımlarından daha yüksek olduğunu saptamışlardır. Başka bir araştırmada ise ABD’de Rutter ve Quinton’un (1977) şehirde yaşayan ve çalışan kadınların evlilik uyumu uzerine yaptıkları bir araştırmada ise bunun tam tersi bir sonuç ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmanın bulgularına gore, çalışan kadınların evlilik uyumunun, çalışmayanlara oranla daha düşük olduğu görülmüştür (Akt: Çelik, 2006).
Sezer (2005) yaptığı çalışmada 85 evli kadının uyum düzeylerini incelemiş ve evli kadınların herhangi bir işte çalışıyor olmalarının onların uyum düzeylerini olumlu yönde etkilediğini bulmuştur. Günümüzde aile içerisinde ekonomik zorlukların yarattığı sıkıntılardan ötürü kadınların çalışma oranlarındaki artış ve bu durumun olağan olarak görülmesi ile yorumlanabilir.
Evli kadının çalışmasının evlilik uyumunu yordadığını gösteren araştırmalar (Çilli ve diğerleri, 2004; Nathawat ve Mathur (1993), çalışan kadınların daha uyumlu evliliklere sahip olduklarını destekler niteliktedir.
8. Öğretmenlerin Eş Eğitim Düzeyine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin eş eğitim düzeyine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 11’de gösterilmiştir.
Tablo 11.
Öğretmenlerin Eş Eğitim Düzeyine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları


Eş Eğitim Düzeyi
N
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
Okur-yazar değil
1
233.00




7




6.559




.476
Okur-yazar
3
142.33
İlkokul Mezunu
5
93.10
Ortaokul Mezunu
5
171.80
Lise Mezunu
36
130.79
Yüksekokul/Üniversite Mezunu
175
124.64
Yüksekokul Mezunu
22
111.70
Doktora Mezunu
3
137.67
P*< 0.05
Tablo 11’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin eşlerinin eğitim düzeyine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=6.559; p<0.05)
Bal (2007) araştırmasında eğitim durumunun eş uyumunu etkilemediğini, Singh ve arkadaşları (2006) araştırmasında evlilik uyumunun kadının eğitim düzeyinden ve çalışma durumundan etkilenmediğini bulmuştur. Kışlak ve Çabukça (2000) ve Erberk ve diğerleri (2005)’ nin çalışmaları eğitim düzeyinin evlilik uyumunu etkilemediğini göstermiştir. Bu bulgular, araştırma sonucunu desteklemektedir.
Eğitim, evlilik uyumuyla ilişkili görünen bir değişkendir. Çiftin eğitim düzeyi aynı ise ailevi roller ve sorumlulukların paylaşılması olanağı daha fazladır ve bunun sonucu olarak, çiftin her iki üyesinin de memnuniyeti artmaktadır (Tynes, 1990). Tynes (1990) çalışmasında, eğitim düzeyi yüksek kadın ve eşlerinin, eğitim düzeyi düşük erkek ve eşlerinden daha fazla evlilik uyumuna sahip olduklarını bulmuştur. Annenin hangi eğitim seviyesine sahip olduğunun evlilik uyumunu etkilediği söylenebilir. Eğitim duzeyi yukseldikce eşler birbirlerine duygu ve düşüncelerini daha rahat ve daha doğru bir şekilde ifade ediyor olabilir ve empati kurarak eşini anlamaya çalışabilir. Ayrıca eğitim seviyesi arttıkça her iki eş de yaşanan çatışma ve anlaşmazlıkları birbirlerinin göruş ve düşüncelerine saygı göstererek çözmeye çalışabilir, eğitim seviyesi azaldıkça empati düzeyi azalabilir ve anlaşmazlıklar bir eşin beklentisi doğrultusunda sonlandırılabilir. Tüm bu nedenler evlilik uyumunu etkileyebilir.
Kurdek (1987) ise araştırmasında, eşlerin eğitim düzeyleri ve gelir düzeyleri arttıkça kendilerini daha bağımsız hissettiklerini belirtmiştir. Bu da, bireylerin boşanma eğilimlerini artırabilmektedir. Bireylerin eşlerinin eğitim düzeylerine göre evlilik doyumları arasında anlamlı farklılıklar olması, eğitim düzeyi yükseldikçe bireylerin evliliklerine yönelik daha çok yardım arama davranışında bulunmaları ile de açıklanabilir. Ayrıca bu araştırmanın örnekleminde yer alan çiftlerin, eşleri ile eğitim düzeyleri benzerdir. College Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, en uygun eşlerin eğitim seviyesi aynı olan eşler olduğu bulunmuştur. Üç binin üzerinde çiftin katıldığı araştırmanın analizi için birçok ekonomist görev yapmıştır. Çiftlerin nasıl evlendikleri ve ne bekledikleri, gelir dağılımları, hangi okullarda ne kadar ücret ödeyerek eğitim aldıkları, analizde tek tek ele alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, iyi evliliklerin %59' unun aynı eğitim seviyesindeki eşler arasında gerçekleştiği bulunmuştur.
Konuyla ilgili olarak, Fışıloglu (1992) tarafından yapılan araştırma, eşin eğitim düzeyi ile evlilik uyumu arasındaki ilişkinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Sonuçlara göre, deneklerden eşleri bilim uzmanlığı derecesine sahip olanların evlilik uyumu, eşleri lise ve lisans derecesine sahip olan grupların evlilik uyumundan daha yüksektir. Ayrıca eşleri doktora derecesine sahip grubun evlilik uyumu, eşleri lisans derecesine sahip grubun evlilik uyumundan daha yüksek bulunmuştur. Bu bulgu, araştırma sonucunu desteklememektedir. Bu durum ise Fışıloglu (1992) tarafından yapılan araştırmanın, yurt dışında eğitim gören 70 lisans üstü öğrenci ile yapılmış olmasına bağlanabilir. Arastırmanın hem farklı bir ülkede eğitim gören bir grupla, hem de sadece lisans üstü eğitim gören öğrencilerle yapılmış olmasının, sonuçları etkileyeceği düşünülmektedir.
Kamo (1993), evli bireyleri bazı demografik değişkenler açısından incelediği çalışmasında eğitim düzeyi düşük olan bireylerin evliliklerinde sorunlar yaşadığını belirtmiştir.
Bulut (1991) kadınların eğitim durumları yükseldikçe evlilik ilişkilerini kötü olarak ifade etme oranının arttığını, gelir durumları iyi olan kadınların evliliklerini iyi olarak değerlendirdiğini ortaya çıkarmıştır.
Eğitim düzeyine göre evlilik uyumu açısından fark olduğu ve okuryazar olanların lise mezunlarına göre daha düşük düzeyde evlilik uyumuna sahip olduğu görülmüştür. Sezer (2005) ve Gürsoy (2004)’ un çalışmalarında evli kadınların eğitim düzeylerinin yüksek olmasının uyum düzeyini olumlu yönde arttırdığını bulmuşlardır. Bu bulgular, araştırma sonucunu desteklememektedir.
Toplumumuzda, evliliklerde yaşanan problemlerin çözümüne yönelik yardım arama davranışı hala gereken düzeyde değildir. Kol kırılır yen içinde kalır görüşüyle de bağlantılı olarak, çiftler yaşadıkları problemleri kimsenin bilmesini istemedikleri için, profesyonel bir yardım almaktan çekinmektedirler. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin evlilik uyumu ve eş eğitim düzeyi arasında anlamlı bir farklılığın bulunmaması evliliklerine yönelik yardım arama davranışında bulunmamaları ile açıklanabilir.
9. Öğretmenlerin Eş Gelirine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin eş gelirine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 12’de gösterilmiştir.
Tablo 12.
Öğretmenlerin Eş Gelirine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Eş Geliri
N
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
Geliri yok
31
140,55




8




7.723




.461
750 TL'den az
6
164,25
751-1000 TL arası
7
109,79
1001-1500 TL arası
11
154,32
1501-2000 TL arası
29
130,97
2001-2500 TL arası
78
114,85
2501-3000 TL arası
45
123,59
3001-3500 TL arası
22
114,00
3501 TL ve üstü
21
130,50
P*< 0.05
Tablo 12’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin eşlerinin gelirine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=7.723; p<0.05).
Doğan (1998) çalışmasında kadınların gelir durumları yükseldikçe evliliklerini ‘iyi’ olarak değerlendirme oranının arttığını ortaya çıkarmıştır.
İçli (2001) kadınların evliliklerindeki gelir durumları arttıkça eşlerinden şiddet görme oranlarının azaldığını belirtmektedir.
Gelirin evlilik uyumu üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalara baktığımızda birbirinden farklı sonuçlar çıktığını görebiliriz. Wilson, Larson, McCulloch ve Stone’a (1997) göre, eşlerin gelir değişkenine ilişkin araştırmalar tutarlı değildir ve bundan dolayı gelir ve çift uyumu arasında bir ilişki önerilemeyecektir (Akt. Curun, 2006). Örneğin, Yıldırım (1992) araştırmasında, ailenin aylık gelirinin evli bireylerin uyum düzeyleri üzerinde önemli düzeyde etkili olduğunu bulmuştur. Hatipoğlu (1993) ise araştırmasında, gelirin evlilik uyumunu yordamadığını bulmuştur. Karney ve Bradbury’e (1995) göre, gelirin evlilik konusundaki olumlu etkileri geliri kazanan kişiye bağlıdır. Eğer gelir sağlayıcı erkek ise bu durum evlilik istikrarını olumlu yönde etkilerken, kadının gelir sağlayıcı olması ise evlilik istikrarını olumsuz etkilemektedir.
Şener’in (2002) araştırmasında, kadınlar ve erkekler arasında aylık gelir arttıkça evlilik uyum puan ortalamaları da artmaktadır.
Ayrıca araştırmalar incelendiğinde, gelirin tek başına evlilik uyumunun yordayıcısı olmadığı, bunun yanında eğitim düzeyi, meslek, çiftler arası uyum gibi değişkenlerin de gelir ve evlilik uyumu ilişkisi üzerinde etkisi olduğu görülebilir.
Sonuç olarak, bireylerin eşlerinin gelirlerine göre evlilik uyumları arasında anlamlı bir farklılık bulunamaması, araştırmalar arasındaki tutarsız sonuçlar ve diğer değişkenlerin de evlilik uyumu üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, normal bir sonuç olarak değerlendirilebilir.
10. Öğretmenlerin Gelirine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin gelirine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 13’de gösterilmiştir.
Tablo 13.
Öğretmenlerin Gelirine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Gelir
N
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
751-1000 TL arası
1
171,50



6



12.152



.059
1001-1501 TL arası
3
77,17
1501-2000 TL arası
18
169,25
2001-2500 TL arası
133
116,02
2501-3000 TL arası
65
130,81
3001-3500 TL arası
11
117,64
3501 TL ve üstü
19
142,05
P*< 0.05
Tablo 13’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin gelirine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=12.152; p<0.05).
Gelir düzeylerine göre evlilik uyumu açısından fark olmadığı görülmüştür. Erberk ve diğerleri (2005) tarafından yürütülen çalışmada, evli çiftlerin gelir düzeyi açısından evlilik uyumlarının farklılık göstermediği bulunmuştur. Bu bulgu, araştırma sonucunu desteklemektedir. Bu bulgu, günümüz hayat şartlarının zorluğundan ötürü evli bireylerin sosyo-ekonomik düzeylerini kabullenmelerinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak, Yıldırım (1993) ve Polat (2006)’ın araştırmalarında gelir düzeyi evlilik uyumunu yordadığını ve ekonomik düzey yükseldikçe evlilik uyumunun da arttığını bulmuşlardır. Bu bulgular araştırma sonucunu desteklememektedir.
Evlilik uyumu ve gelir düzeyi ilişkisi konusunda genelde, geliri daha yüksek çiftlerin daha rahat edeceği ve bu durumun evlilik uyumlarını artıracağı veya gelirleri düşük olan bireylerin ise, geçim konusunda zorlanacakları ve bunun da evliliklerini olumsuz etkileyeceği düşünülmektedir. Bunu destekleyen araştırma bulgularının yanı sıra Fitzsimmons’a (1951) göre, aileler tasarrufta bulunamamış veya bulunmamışlarsa ya da gelirlerine oranla daha fazla harcama yaparlarsa ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmak durumunda kalabilirler. Borç bir yandan ailenin ekonomik güvenliğini sarsabileceği gibi öte yandan ailenin hedeflerine ulaşmasına da yardımcı olabilir (Akt. Çopur ve Şafak, 2003). Yani, gelirin düşük olması ve borçlar nedeniyle eşler arasındaki bağın kuvvetlenme ihtimali de vardır.
Bu araştırmada öğretmenlerin aylık ortalama gelirlerine göre evlilik uyumları arasında anlamlı bir fark çıkmaması, bireylerin hak ettikleri ücreti aldıklarına inanmaları, becerilerini kullanabilme veya işe yarama gibi değerlere öncelik verip ücreti ikinci planda tutmaları ve aldıkları maaş konusunda iş arkadaşlarıyla eşit muamele gördüklerini düşünmeleri gibi faktörlerden kaynaklanıyor olabilir.
11. Öğretmenlerin Aylık Ortalama Gelirine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin aylık ortalama gelirine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 14’de gösterilmiştir.
Tablo 14.
Öğretmenlerin Aylık Ortalama Gelirine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Aylık Ortalama Gelir
N
Sıra Ort.
Sd

P


Evlilik Uyumu
1500 TL ve altı
3
115,83




7




8.548




.287
1751-2000 TL arası
3
135,67
2001-2500 TL arası
13
148,04
2501-3000 TL arası
19
132,68
3001-3500 TL arası
20
157,50
3501-4000 TL arası
19
103,97
4001-4500 TL arası
63
114,93
4501 TL ve üstü
110
125,54
P*< 0.05
Tablo 14’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin aylık ortalama gelirine göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=8.548; p<0.05).
Araştırmadaki bir diğer sonuç ise öğretmenlerin aylık ortalama gelirine göre evlilik uyumlarında anlamlı bir farklılığın olmamasıdır.
Evlilikte yaşanan sorunların en önemlilerinden biri paranın kullanımıyla ilgilidir. Aile gelirinin yönetimi, bunun için gerekli planlamanın yapılabilmesi eşler arasında uzlaşma ve anlaşmayı gerektirir. Eşlerin beklentileri, değer yargıları ve alışkanlıkları bu planlamanın önde gelen etkileyicileridir. Bütçe ailede ortak bir planlamanın ürünü olmalıdır, iyi bir bütçe ile gelirin akılcı yönetimi, ihtiyaçların karşılanmasını daha da kolaylaştırır.
Ekonomik durum açısından değerlendirildiğinde, ekonomik durumu düşük olan bireylerin iyi olanlara göre daha düşük çift uyumu; ekonomik durumu orta olanların da iyi olanlara göre daha düşük çift uyumu, çift birlikteliği ve duygulanım ifadesi ve daha fazla evlilik çatışması bildirdikleri bulunmuştur. Evlilik konusunda yapılan araştırmalar, çiftlerin maruz kaldığı sık yaşanan travmatik olayların, ekonomik ve işle ilgili stresörlerin ya da stres yaratan genel yaşam olaylarının evlilik yaşamını olumsuz etkileyebileceği yönünde bulgulardan söz etmektedir. Bu anlamda ekonomik durumun getirdiği zorlukların evlilik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi beklenir bir sonuçtur (Bradbury, Fincham, 2000). Bradbury, Finclıam ve Beach (2000), düşük ekonomik gelire sahip bireylerin, evliliklerinde daha fazla stres ve daha fazla çatışma yaşayacaklarını bildirmişlerdir. Benzer sonuçlar Larson ve Wilson'un (1994) çalışmasında da bildirilmiştir. Araştırmacılar, iş güvensizliğinin evlilik ve aile işlevleri üzerindeki etkisini inceledikleri çalışmalarında, eşlerden en az birinin güvensiz bir iş ortamına sahip olduğu 111 evli çiftle çalışmışlardır. Sonuçta iş güvensizliği stresinin, çalışma statülerine bakmaksızın hem kadınlar hem de erkekler için, evlilik ve aile işlevleriyle negatif yönde ilişkili olduğunu göstermişlerdir.
Bireylerin yaşama ilişkin beklentilerinin karşılanması ile ilişkili olan evlilik uyumu, bireylerin sahip olduğu ekonomik güçle ilişkilendirilebilir. Beklentilerin birçoğu sahip olunan ekonomik güçle karşılanabilir.. Ekonomik güç insanların gereksinimlerini gidermede önemli bir araçtır. Ayrıca ekonomik güç, başarı ve saygınlık için de geçerli bir ölçüt niteliğini korumaktadır (Gözüm, 1996). Herzberg, bireyin güdülenmesinde ekonomik etmenlere yer verir ve bu ihtiyaçlar giderilmedikçe başarılı olunamayacağını belirtir (Coşkuner, 1994). Maslow’a göre insanlar, fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için para kazanmak zorundadır. Ekonomik güç insanların beklentilerini karşılamada önemli bir etkindir (Maslow, 1954). Araştırmanın bu sonucuna bakarak bireylerin beklentilerinin ekonomik güçleriyle karşılanabilir bir özelliğe sahip olduğu söylenebilir.
12. Öğretmenlerin Çocuk Sayısına Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin çocuk sayısına göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Kruskal-Wallis Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 15’de gösterilmiştir.
Tablo 15.
Öğretmenlerin Çocuk Sayısına Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları

Çocuk Sayısı
N
Sıra Ort.
Sd

P



Evlilik Uyumu
Yok
15
107,93


3


5.032


.169


Tek çocuk
76
117,31
2 çocuk
124
126,55
3 ve üstü çocuk
35
147,10
P*< 0.05
Tablo 15’de görüldüğü üzere, öğretmenlerin evlilik uyum ölçeği toplam puanlarının öğretmenlerin çocuk sayısına göre grupların sıra ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (χ²=5.032; p<0.05).
Araştırmada öğretmenlerin çocuk sayısına göre evlilik uyum puanları arasında fark olmadığı görülmüştür. Çocuk sahibi olmayan, ‘tek çocuk’ ile ‘iki çocuk ve üstü’ çocuğu olan öğretmenlerin evlilik uyumları anlamlı bir farklılık göstermemektedir.
Literatüre bakıldığında, bazı araştırmalarda bireylerin çocuk sayısına göre evlilik uyumları arasında anlamlı bir fark olmadığı, bazılarında ise çocuk sahibi olan bireylerin evlilik uyumlarının çocuk sahibi olmayan bireylerin evlilik uyumlarından anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunmuştur. Fışıloğlu (1992), Hatipoğlu (1993), Tutarel-Kışlak (2002), Gürsoy (2004), Çınar (2008) ve Akbaş (2008) çocuk sahibi olup olmamaya göre evlilik uyumuyla arasında anlamlı fark bulamazken; Kurdek (1995) çocukların varlığının evlilik uyumuyla pozitif ilişkili olduğunu bulmuştur. Bunun yanı sıra Feldman(1964), Luckey-Bain (1970) ve Glenn (1990) evlilik uyumunun belli yönlerinin çocuk yetiştirme yıllarında azaldığını bulmuşlardır. Lang (1932), Çamur (1998), Ödemiş (2008) ve Yılmaz (2009) ise araştırma sonuçlarıyla tutarlı olarak çocuk sahibi olmayan bireylerin evlilik uyumunun anlamlı şekilde daha yüksek olduğunu bulmuşlardır.
Ödemiş (2008), yaptığı araştırmada çocuk sahibi olmayan bireylerin evlilik uyumlarının daha yüksek olduğunu bulmuş, dolayısıyla bu bireylerin çocuk sahibi olan bireylere göre ilişkiye daha bağlı, daha memnun, fikir birliği içinde oldukları ve duygularını daha açık ifade ettiklerini belirtmiştir. Çamur (1998) ise araştırmasında, evlilik kurumuna çocuk eklendiğinde aile içi beklentilerin ve fikir çatışmalarının arttığını, bunun sebebinin ebeveynlerin çocukları kendi istedikleri gibi yetiştirme isteğinden kaynaklandığını ve bu isteklerin bireylerde çatışmaya yol açtığını savunmuştur (Akt. Ödemiş, 2008). Benzer şekilde Yılmaz da (2009), 15- 49 yaş arası 435 evli kadınla yaptığı araştırmada, çocuk sahibi olmayan eşlerin birbirleriyle daha fazla vakit geçirebilmek, karşılıklı ilgi ve sevginin başka yerlere yönelmemesi açısından çocuk sahibi olmayan bireylerin evliliklerinde daha uyumlu olduklarını bulmuştur.
Çocuğun evliliği olumsuz etkilediğini belirten araştırmalara göre çocuklar eşler için bir stres kaynağı olup, eşler arasındaki yakınlaşmayı engelleyerek uyumsuzluğa neden olmakta ve bu da evlilik uyumunu azaltmaktadır (Belsky, 1990). Özelikle sosyo ekonomik düzeyi yüksek olan kadınların çocuk sahibi olduklarında özgürlüklerinin kısıtlanması gibi nedenlerle evlilik uyumlarının azaldığı belirtilmektedir (Jenkins, Rasbash ve O’Connor, 2003). Çocuğu olmayan öğretmenler eşiyle birlikte daha fazla zaman geçirmekte, eşine ve kendine daha çok vakit ayırabilmektedir. Sosyal aktivitelere katılma şansı daha fazla olmaktadır. Ancak çocuğu olan evli öğretmenlerin eğer eşleri de çalışıyorsa eşinin dışında kalan zamanını evde çocuğun bakımıyla geçirmek zorunda kaldığı için kendine ve sosyal aktivitelerine zaman ayıramamaktadır. Hatta evde geçirdiği süre içinde dinlenebilmek için zaman bulamayabilir. Ayrıca evli bir öğretmenin çocuğun bakımının yanında evin işleriyle ilgili sorumluluklarını da yerine getirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu durum evli öğretmenin zamanla bu sorumluluğun altında ezilmesine ve zorlanmasına sebep olabilir. Bunlardan dolayı evli öğretmenler ilişkilerinde yeterince mutlu olamayabilir, zaman zaman eşleriyle sorunlar yaşayabilir ve zamanla evlilik uyumu düşebilir (Çelik, 2006).
Öğretmenler okul ortamında bulunduğu sürece çocuklar ile yeterince vakit geçirmektedirler. Bu nedenle okuldan sonra eve gittiklerinde çocuklarıyla ilgilenmek için yeteri kadar enerjiyi ve sabrı bulamayabilmektedirler. Çocuklarıyla daha az ilgilenip kendilerine ya da eşlerine vakit ayırdıklarında ise çocuklarına karşı vicdan azabı duyabilmektedirler. Çünkü öğretmenlik mesleği gereği bu mesleğe sahip olan bireyler, çocukları yetiştirme konusunda oldukça disiplinli ve beklentisi yüksek olan bireylerdir diyebiliriz. Bu da çocukların bakımında onlara daha çok zaman harcayıp daha çok ilgi göstermek anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu da eşlerin birbirine daha az zaman ayırmasına, birlikte daha az aktivitede bulunmalarına neden olabilmektedir.
Çalışan kadınların sayısının hızla artış göstermesiyle, ev işleri, çocuk bakımı gibi sorumluluklara çalışma hayatının da sorumlulukları eklendiğinde bütün bunlarla tek başına ilgilenen kadınlar çok yorulmaktadır ve bu durumun da evlilik ilişkilerine yansımaları görülmektedir (Akt. Ergin, 2008). Bu öngörüyü destekleyen veri olan başka bir çalışmada çocuk sahibi olmak eşlerin özgürlüklerini kısıtlamakla birlikte, rol paylaşımı ve sorumluluk alma konularında ailelerin yeni düzenlemeler yapmalarına neden olmaktadır. Buda evlilik uyumunu negatif yönde etkilemektedir (Akt; Demiray 2006). Bununla birlikte Örneğin; literatürde değinilen bir araştırmada; (Grych ve Fincham, 1990 ) çocuk yetiştirirken hangi stratejilerin kullanılacağı, anne-babadan hangisinin kararının çocuk üzerinde uygulanacağı ve çocuk hakkında kimin söz sahibi olacağı gibi konularda evlilik uyumunu etkilemektedir. Ayrıca bir evlilikte çocuk olup olmaması, bireyleri ekonomik yönden de oldukça sarsmaktadır. Ülkemiz koşulları göz önüne alındığında öğretmenlik mesleğinin maddi açıdan bireyleri pek fazla tatmin etmediği bir gerçektir. Çiftlerin kendi geçimlerini sağlamanın yanında bir de çocuklarına ekonomik bütçe ayırmaları evlilik uyumlarını olumsuz yönde etkileyebileceği düşünülmektedir. Bunun yanı sıra yaşadığımız toplum göz önüne alındığında, genel olarak toplum yapısının geleneksel olduğu söylenebilir. Geleneksel toplumda ev işleri ve çocuk bakımı daha çok kadına yüklenen bir görevdir.
Fışıloğlu (1992)’ nun yapmış olduğu araştırma sonucunda çocuk sahibi olup/olmama durumunun evlilik uyumunu etkilemediği görülmüş, Tutarel-Kışlak ve Çabukça (2000) çalışmalarında çocuk sayısının evlilik uyumu üzerinde anlamlı fark yaratmadığını bulmuştur. Gürsoy (2004)’ da çalışmasında çocuk sayısının evlilik uyumunu etkilemediği sonucuna ulaşmıştır. Bu bulgular araştırma sonucunu desteklemektedir. Araştırmada çocuk sayısı ile evlilik uyumu arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu çalışmada elde edilen bulgu, grubunun büyük çoğunluğunun çocuk sahibi olmasına (N=235) bağlanabilir.
Öğretmenler sahip olduğu meslek gereği okulda harcadığı zaman ve enerjiyi aynı şekilde evine geldiğinde çocuğuna ve ev işlerine de harcama sorumluluğuyla karşı karşıya kalmakta bu nedenle eşinden hem işiyle hem ev işleriyle ilgili destek gördüğü düşünülürse hem kadın hem de karşılıklı olarak erkek evlilikten daha fazla uyum sağlayabilmektedir.
Evlilik uyumunun çocuk sayısına bağlı olarak değişmediğine işaret eden çalışmalar bulunmaktadır (Turarel- Kışlak, 1997). Çocuklar küçük yaştayken evlilikte istikrarı artırmaktadır. Ayrıca evli bireyler birbirlerini tamamlıyorlarsa, birbirlerinin ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılayabiliyorlarsa çocuklarının olması ya da olmaması evlilik uyumlarını etkilememiş olabilir.

13. Öğretmenlerin Evlilik Süresine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkinBulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin evlilik süresine göre evlilik uyum puanlarına ilişkin Mann Whitney U Testi kullanılmış ve sonuçlar Tablo 16’da gösterilmiştir.
Tablo 16.
Öğretmenlerin Evlilik Süresine Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Mann Whitney U Testi Sonuçları

Evlilik Süresi
N
Sıra ort.
Sıra top.
U
P

Evlilik Uyumu
1-18
209
121.24
25339.00
3394.000
.035
19-38
41
147.22
6036.00


Tablo 16’da görüldüğü gibi öğretmenlerin evlilik süresine göre evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. (U=3394.000,p<.05). Sıra ortalamaları dikkate alındığında 1-18 yıl süreyle evli olan öğretmenlerin evlilik uyum puanlarının 19-38 yıl süreyle evli olan öğretmenlerin evlilik uyum puanlarından daha düşük olduğu görülmüştür. Evlilik süresi uzadıkça evlilik uyum puanları anlamlı olarak daha uzun süre evli olanlar lehine farklılaşmaktadır.
Yapılan bazı araştırmalar (Gürsoy, 2004; Fışıloğlu, 1992; Kışlak ve Çabukça, 2000) evlilik süresinin evlilik uyumunu etkilemediğini bulmuşlardır. Fışıloğlu (1992) yüksek lisans öğrencilerinin evlilik süreleri ile evlilik uyumları arasındaki ilişkiyi incelemiş, bu iki değişken arasında anlamlı bir ilişki olmadığını belirlemiştir. Bu bulgular, araştırma sonucunu desteklememektedir.
Evlilik süresinin, cinsiyetler açısından evlilik uyumunu nasıl etkilediğine ilişkin araştırmalarda ise, kadınlarda evlilik uyumunun evlilik süresi arttıkça düştüğü, erkeklerde ise yükseldiği belirlenmiştir (Houseknech, Vaughan ve Macke, 1984). Turan (1997) tarafından yapılan bir çalışmada ise erkekler için evlilik süresi anlamlı bulunurken, kadınlar için anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Evlilik süresi ile evlilik çatışması ve çift uyumu arasındaki ilişkilere bakıldığında evlilik süresi ile sadece çift uyum ölçeğinin alt boyutu olan duygulanım ifadesi arasında negatif yönde bir korelasyon bulunmuştur. Bu bulgu, evlilik süresi arttıkça bireylerin birbirlerine sevgi gösterme davranışlarında bir azalma olduğu şeklinde açıklanabilir.
Demiray (2006)’ın yürüttüğü çalışma evlilik uyumu ile evlilik süresi arasında ilişki olduğunu göstermiştir. Evliliğin ilk yıllarında kadınların daha fazla sorumluluk aldıkları ve eşlerinden çeşitli konularda baskı gördükleri evlilik süresinin ilerlemesine bağlı olarak 31- 41’li yaşlarda kadının özgürleşmesinin ve eşlerin evlilikleriyle ilgili plan ve hedeflerinin büyük çoğunluğunun gerçekleştirmiş olmalarının evlilik uyumunda azalmaya yol açtığı düşünülmektedir.
Evlilik uyumuyla ilgili çalışmalar uyumun on yıldan sonra azaldığını göstermiştir. Aile yaşam döngüsü evrelerinde uyumun seviyesinin; genç çocuk varlığı (Luckey, 1966), ayrılma (Paris ve Luckey, 1966), boş yuva (Gurin et al 1960) ya da emeklilik (Blood ve Wolfe, 1960) evreleriyle bağlantılı olarak düştüğü açıklanmaktadır (Akt: Demiray, 2006). Buna göre evlilik süresinin artması evlilikte uyumun azalmasında neden olabilir.
Karney ve Bradbury (1997), zaman içerisinde evlilik kalitesinde (evlilikte yaşanan mutluluk ve uyum) değişimlerin olduğunu belirtmiş ve özellikle uyumdaki bu değişimi yaşam dönemlerindeki stresle açıklamıştır (Akt: Kudiaki, 2002).
Evlilik sürelerinin evliliklerindeki sorunlar karşısındaki tutumlarına göre dağılımına baktığımızda; evlilik süresi ilerledikçe sorunlar karşısındaki tutumları arasında konuşarak tartışmanın azaldığı ve kadınların % 50’sinin sorunlar karşısındaki tutumunun genellikle “sessiz kalma” olduğu görülmüştür. Arslan ve ark. (2000) tarafından yapılan çalışmada da benzer bulgular elde edilmiş, kadınların eğitim düzeylerinin ve evlilik sürelerinin evlilikteki sorunlar karşısındaki tutumlarını etkilediği; eğitim düzeyi ve evlilik süresi arttıkça sorunlarını konuşarak çözümlemelerinin de arttığı belirlenmiştir.
Literatüre bakıldığında bazı araştırmalarda da evliliğin ilk yıllarında evlilik uyumunun düşük olduğuna ancak, evlilik süresi ilerleyip çocuklar evden ayrıldıktan sonra daha yükseldiğine ilişkin sonuçlar bulunmaktadır. Spainer, Lewis (1980) yaptıkları araştırmada evliliğin ilk yıllarında evlilik uyumunun daha düşük olduğunu, ilerleyen yıllarda ise yükseldiğini saptamışlardır. Bu bulgular, araştırma sonucunu desteklemektedir.
Evlilik süresi ile evlilik uyumu arasında fark olması, 19-38 yıl süreyle evli olan bireylerin evlilik uyumlarının daha yüksek olması, 1-18 yıl süreyle evli olan gruba oranla birbirlerini tanımada çok ileri bir aşamaya ulaşmaları, evliliklerinin daha genç çiftlere göre daha fazla istikrar, doyum ve samimiyet taşıması, bu evliliklerde daha az çatışma yaşanması, sorunları konuşarak çözümlemelerinin artması, gereksinimlerin karşılanması, düşünsel ve bedensel yakınlık, evlilik yolu ile kurulan ailenin toplumların temel taşı olarak görülmesi ile açıklanabilir. Diger taraftan 1-18 yıl süreyle evli olan bireylerin evlilik uyumlarındaki düşüş ise evlilikleriyle ilgili plan ve hedeflerinin büyük çoğunluğunun gerçekleştirilememiş olmasından kaynaklı olabilir.
14. Öğretmenlerin Köken Aileyle Aynı Kentte Yaşama Durumuna Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Öğretmenlerin köken aileleriyle aynı kentte yaşama durumu ve evlilik uyum puanlarına ilişkin Mann Whitney U analiz sonuçları Tablo 17’de gösterilmiştir.
Tablo 17.
Öğretmenlerin Köken Aileyle Aynı Kentte Yaşama Durumuna Göre Evlilik Uyumuna İlişkin Mann Whitney U Testi Sonuçları

Köken Aileyle Aynı Kentte Yaşama Durumu
N
Sıra ort.
Sıra top.
U
P

Evlilik Uyumu
Evet
146
122.86
17937.00
7206.000
.492
Hayır
104
129.21
13438.00


Tablo 17’de görüldüğü gibi öğretmenlerin köken aileleriyle aynı kentte yaşama durumuna göre evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. (U=7206.000, p> .05). Sıra ortalamaları dikkate alındığında köken ailesiyle aynı kentte yaşayan öğretmenlerle köken ailesiyle aynı kentte yaşamayan öğretmenlerin puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir..
Sosyal destek kaynakları evlilik uyumunda önemli rol oynamaktadır. Sosyal desteği; bireyde stres meydana getiren durumların olumsuz sonuçlarını azaltan değerlerin ve duyguların paylaşılmasına yardımcı olan, sosyal rollerin ve yaşamın getirdiği yeniliklere ve rollere uyum becerisini destekleyen bir sistem olarak tanımlamak mümkündür. Bu sistem içerisinde akraba, kişiye yakın bir insan ya da aile bulunmaktadır. Sosyal destek sistemi ebeveynlerin ve çocukların davranışlarını etkilemekte, yeterliliklerini güçlendirmekte ve bu yönüyle eğitici işlev görmektedir. (Kaner, 2010). Okanlı (2003) sosyal destek gören kadınların problem çözme becerilerinin önemli ölçüde geliştiğini ve komşuluk ilişkilerinin gelişmesinin çocuğun da gelişimi üzerinde önemli rol oynadığını belirtmektedir.
Evli bireylerin aileleriyle aynı kentte yaşama durumuna göre evlilik uyumu açısından fark olmadıgı görülmüştür. Literatürde bu bulguyu destekler nitelikte herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu bulgu, evli bireylerin birbirlerine yetebilmeleri ve birbirlerini tamamlamaları, eşlerin evlilik sorunlarını aile üyelerini dahil etmeden çözmeyi prensip edinmeleri, her iki tarafında ailelerince onaylanmış bir evliliğe sahip olmaları ile yorumlanabilir. Ayrıca nesne ilişkileri kuramı ile bu desteklenebilir. Çocukluk dönemlerinde bastırılmış olan nesne ilişkileri, tekrar bilinç düzeyine çıkarak bireylerin kendisi ile ilgili kayıp yönleri eşlerinde bulmasını sağlıyor olabilir.
Öğretmenlerin aileleriyle aynı kentte yaşama durumu ne olursa olsun yaşam standartlarının benzer olması (maddi durum, evlilikten beklentiler, sosyal yaşam gibi), uyum düzeylerinin benzer olacağını, çok fazla farklılık olmayacağını göstermektedir.
15. Öğretmenlerin İş ve Yaşam Doyumuna Göre Evlilik Uyumlarına İlişkin Bulguların Tartışılması ve Yorumu
Araştırmaya katılan öğretmenlerin iş ve yaşam doyumu puanlarına göre evlilik uyumları arasındaki ilişkiyi anlamak için Spearman Sıra Saıları Korelasyon Katsayısı hesaplanmış ve sonuçlar Tablo 18’de gösterilmiştir.
Tablo 18.
Araştırma Değişkenlerine İlişkin Korelasyonel Bulgular

Ölçekler
Evlilik Uyumu
İş Doyumu
Yaşam Doyumu
Evlilik Uyumu
1,000
,005
,295**
İş Doyumu

,005
1,000
,378**
Yaşam Doyumu
,295**
,378**
1,000
** p<0.01

Değişkenlere ilişkin alt boyutlar incelendiğinde evlilik uyumu ile yaşam doyumu arasında, iş doyumu ile yaşam doyumu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Evlilik uyumu ve iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmektedir.
Araştırma bulguları öğretmenlerin evlilik uyumu ile yaşam doyumu arasında pzitif yönde anlamlı bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuca göre bireylerin evlilik uyumları arttıkça yaşam doyum düzeyleri de artış göstermektedir.
Yaşam doyumu, kişinin amaç ve ideallerine ulaşmasıyla, istediği şartların oluşup oluşmamasıyla ilişkilidir. Wilson (1967), yaşam doyumu seviyesinin yükselmesini bireyin ihtiyaçlarının doyurulmasına bağlamıştır. Wilson’a göre birey belirlediği hedeflere ulaşarak yaşam doyumunu yükseltebilir. Yaşam doyumu bireyin yaşantısında var olan gerçek standartlarla bireyin hedeflediği standartlar arasındaki farkla ortaya çıkar. Bireyin olmak istediği standartla sahip olduğu standart arasındaki fark ne kadar az ise bireyin yaşam doyumu o kadar fazla olacaktır (Diener, 1984).
Evlilik ve ailesel tatmin yaşam doyumu için en güçlü öngörücüdür.Bireyin, yaşamında karşılaştığı olumlu-olumsuz duygu durumlarını evliliğine aktarmasının olağan olduğu söylenebilir. Yaşam doyumunun evlilik uyumuna etkisi konusunda ülkemizde yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle yaşam doyumunun evlilik uyumu üzerine etkisini daha iyi açıklamak için, bu alanda daha çok büyük örneklem grubunda iyi tasarlanmış çalışmalara ihtiyaç vardır.
Bu araştırmada evlilik uyumu ve iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Bireylerin evlilik ve iş yaşamlarını birbirinden ayırdıkları ve iş yaşamlarının evliliklerini, evlilik yaşamlarının da iş yaşamlarını etkilemesine izin vermedikleri söylenebilir.
İş yaşamı ve özel yaşam arasındaki dengeyi açıklayan bölünme kuramına göre, iş yaşamı ve özel yaşam birbirinden bağımsız alanlardır. Bireyler özel yaşamlarında serbest zamanlarını, iş yaşamlarının etkisinde kalmadan değerlendirirler (Gupta ve Beehr, 1981). Dolayısıyla bölünme kuramının, bu araştırmada elde edilen sonucu desteklediği söylenebilir.
Araştırma bulgularıöğretmenlerin işdoyumu puanlarının yaşam doyumu puanlarıile pozitif yönde anlamlıbir ilişki içinde olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuca göre bireylerin işdoyumlarıarttıkça yaşam doyum düzeyleri de artışgöstermektedir. Literatür içinde yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalar incelendiğinde; araştırmanın bu sonucunun; Ünal, Karlıdağve Yoloğlu’nun (2001), Gümüş’ün (2006), Dağdelen’ in (2008) çalışmalarıile paralellik gösterdiği görülmektedir. Dolayısıyla bu sonuç kuramsal çerçeve ile uyumludur ve öğretmenlerde bu araştırma kapsamında işdoyumu arttıkça yaşam doyum düzeyinin de artışgösterdiği; iş doyum düzeyi azaldıkça yaşam doyumunda da düşme meydana geldiği bunun yanısıra işdoyumunun yordanmasında yaşam doyumunun yüksek olmasının önemli bir katkı sağladığıgözlenmektedir. Çalışan bireyler günlük hayatlarının büyük bir kısmınıçalışarak geçirmektedirler. Bu durumda çalışanların yaşamlarıişve işdışıyaşam olarak ayrıldığı gibi, işdışıyaşam da bireyin sevdiği şeyleri yaptığıboşzaman ve diğer işdışızaman olmak üzere ikiye ayrılır. Bireyin kendisine işdışında kaliteli zaman ayırabilmesi, boş zamanınıuygun ve nitelikli olarak geçirebilmesi yaşam doyumun arttıracak ve işgören işine çok daha motive olmuşbir şekilde gidecektir. Aynışekilde çalışma yaşamında yaşanan günlük rutinin olumlu ya da olumsuz olmasıbireyin işdışındaki genel yaşam döngüsünü etkileyeceği gibi, işdışıgenel yaşam koşullarındaki olumlu ya da olumsuz etkiler de işyaşamına doğrudan yansıyacaktır. Özellikle öğretmenler eğitim sektöründe çalışanlar için işdışında fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak tatmin olmuşolmak işteki performansınıda arttıracaktır. Bu nedenle araştırma bulgularıile literatürün paralellik göstermesi anlaşılır görünmektedir.
Yapılan birçok araştırmada iş doyumu ile yaşam doyumu arasında anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Özellikle Avşaroğlu ve diğerlerinin (2006) yaptığı bir araştırmada öğretmenlerin yaşam doyumu ile iş doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yine yapılan araştırma sonucuna göre, çalışma yaşamından eldeedilen doyum ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca çalışmayaşamındaki doyum düzeyinin genel yaşam doyumunu açıklama oranı da %12 olarak saptanmıştır (Keser, 2005).
İş doyumu ve yaşam doyumu birbirinin içerisine giren, birbirini tamamlayan, birbirini anlamlandıran iki kavram olarak düşünülmektedir. İnsan, yaşamının önemli bir bölümünü işinde geçirmekte; burada karşılaştığı güzel ve kötü anların izlerini ise işi dışında sürdürdüğü yaşamına, ailesine ve arkadaşlarına taşımaktadır. Benzer biçimde ailesiyle veya arkadaşlarıyla yaşadığı hoş ve hoş olmayan anların izlerini de işine taşımaktadır. Bu bakımdan iş ve yaşam, sanki bir yap-boz oyunu gibi birbirinin içerisine girerek bir bütünü oluşturmakta, birbirini anlamlandırmaktadır. Bu nedenledir ki iş ve yaşam doyumu arasındaki ilişki büyük önem taşımaktadır. (Dikmen, 1995).
Eğitimin nitelik ve kalitesi, öğretmen niteliği ile doğru orantılıdır (Şişman, 2005). Öğretmenler işin değerli ve önemli olduğuna inanırsa, iş yaşamları anlamlı, amaçlı ve önemli olur (Turan, 2004). İşinden duyduğu tatmin düzeyi yükseldikçe, güdülenme ve performans yükselir, eğitimin kalitesi, verimi artar (Balcı, 2004).
Eğitim yönetiminde öğretmenin güdülenmesi sorunu önemlidir. Michigan Üniversitesi Sosyal Bilimler Alıntılama İndeks’inde yer alan dergilerde iş doyumu konusunda 1999-2008 tarihleri arasında toplam 7776 makale yayınlanmış olup, bunlardan 1820’sinin öğretmenlerin iş doyumunu konu alan makaleler olduğu görülür. SSCI’de, genel toplam içinde, öğretmenlerin iş doyumu ile ilgili makalelerin %18’lik bir dilimi oluşturması, konunun araştırmacıların çok fazla dikkatini çeken bir konu olmadığını göstermesi bakımından dikkate değerdir ( Ayan, 2009).
Bazı araştırmalarda iş doyumu ile yaşam doyumu arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu (Piccolo ve ark. 2005, Heler ve ark. 2002, Uyguç ve ark. 1998, Keser 2005) bazı araştırmalarda ise negatif bir ilişkinin bulunduğu ifade edilmektedir (Şener 2002, Iverson ve Maguire 1999). İlişkinin yönü ister negatif ister pozitif olsun iş doyumu ile yaşam doyumu arasında var olan ilişki sezgisel olarak da tahmin edilebilir. Çünkü iş doyumu, genel yaşam doyumunu oluşturan yaşam alanlarından biridir ve bir yaşam alanında meydana gelen bir gelişimin hem diğer yaşam alanlarını hem de genel yaşam doyumunu etkileyeceği açıkça görülmektedir.
Yaşamının büyük bir bölümünü işinde geçiren bireyin, iş ortamında karşılaştığı olumlu-olumsuz duygu durumlarını iş dışındaki yaşamına aktarması; ayrıca iş dışı yaşamındaki duygu durumlarını da iş yaşamına yansıtması olağandır (Avşaroğlu, Deniz ve Kahraman; Kuzgun, 2004). İş ve yaşam doyumu düzeylerinin bireyin işindeki verimliliğine ve işine karşı güdülenmesine etkisi düşünüldüğünde iş ve yaşam doyumunun artması ile bireyin işindeki performansının da arttırması beklenir (Telman ve Ünsal, 2004). Hemen her çalışma alanının verimliliğini etkileyen iş ve yaşam doyumunu, okullarda çalışan öğretmenlerin de iş verimini etkilemesi beklenir
SONUÇ VE ÖNERİLER
Sonuç
1. Araştırma kapsamında evlilik uyumu ile cinsiyet, yaş, kıdem, çalışma süresi, ek iş yapma durumu, ek işte çalışma süresi, eş mesleği, eş geliri, eş eğitim düzeyi, gelir düzeyi, ayık ortalama gelir, evlilik süresi, çocuk sayısı ve köken aileyle aynı kentte yaşama durumu arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Cinsiyet, çalışma süresi, ek iş yapma durumu, ek iş yapma süresi, eş mesleği, eş geliri, eş eğitim düzeyi, gelir düzeyi, ayık ortalama gelir, çocuk sayısı ve köken aileyle aynı kentte yaşama durumu değişkenlerinin evlilik uyumu ile bir ilişki göstermedikleri belirlenmiştir.
2. Araştırma bulguları öğretmenlerin yaş, kıdem ve evlilik süresi değişkenlerinin evlilik uyumunu yordamada etkili olduğunu göstermektedir.
3. Evlilik uyumu ile yaşam doyumu arasında ve iş doyumu ile yaşam doyumu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir.
4. Araştırma bulgularına göre, evlilik uyumu ve iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.
Öneriler:
1. Boşanmaların arttığı günümüzde evlilik uyumunun ne denli önemli olduğu ve bunu etkileyen önemli faktörlerin unutulmaması gerektiği düşünüldüğünde toplumun bilinçlenmesi adına uzmanlar tarafından evli bireylere ve evlilik sürecindeki bireylere evlilik uyumunu arttırmaya yönelik grup çalışmaları ve eğitimler verilebilir.
2. Evlilik uyumu, tek ölçek ile değil görüşme tekniği gibi farklı nitelikler taşıyan teknikler kullanılarak değerlendirilebilir.
3.Araştırmada evli bireylerin evlilik uyumları incelenmiştir. Bundan sonraki çalışmalarda yalnızca evli bireylerin değil, boşanmış bireyler de çalışmaya dahil edilebilir; bunun yanı sıra ülkemizde evlilik uyumu çok düşük olmasına rağmen boşanmayan birçok çift bulunması göz önüne alınırsa, evliliğin devam etmesine neden olan değişkenler ya da boşanmayı geciktiren sebeplerin ortaya konması sağlanabilir.
4. Araştırmada evlilik uyumunu etkileyen yaş, cinsiyet, kıdem, çalışma süresi, ek iş, ek iş yapma süresi, eş eğitim düzeyi, eş geliri, aylık ortalama gelir, çocuk sayısı, evlilik süresi ve köken aileyle aynı kentte yaşama durumu değişkenleri incelenmiştir. Başka bir çalışmada evlilik biçimi, çocukların yaşı, akraba ilişkileri, kayınvalide ya da kayınpederin varlığı gibi değişkenlerin dahil edildiği bir örneklemin incelenmesi alan yazına katkı sağlayabilir.
5. Bu çalışmada sadece öğretmenlerin evlilik uyumları incelenmiştir. Başka bir araştırmada da farklı meslek grubundaki bireylerin evlilik uyumlarını etkileyen değişkenler incelenebilir.
6. Bu araştırmada evlilik uyumu, iş ve yaşam doyumu ve demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Başka bir çalışmada evlilik uyumunu etkileyen duygu, iletişim ve kişilik özellikleri gibi boyutlar ele alınabilir.
7. Farklı bir çalışmada eşlerin evlilik uyumunu etkileyen sadakat ve bağlılık gibi iki önemli değişken incelenebilir.
8. Araştırmada yaşam doyumu ve evlilik uyumu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki çıkmıştır. Farklı bir çalışmada yaşam doyumunun evli bireylerin evlilik uyumunu ne düzeyde yordadığı araştırılabilir.
9.Evlilik uyumu ile ilgili yapılacak araştırmalarda, eşlerin çift olarak değerlendirmeye alınması daha spesifik sonuçlara ulaşılmasını sağlayabilir.diğer öğretim kademelerini de içine alan boylamsal araştırmalar yapılabilir.

KAYNAKÇA
Adams, A. (2000). Hospital nurses job satisfaction, individual and organizational characteristics. Journal of Advanced Nursing, 32 (3), 536–543.
Akbaş, M. (2008). Endüstri meslek liselerinde görev yapan öğretmenlerin evlilik uyumları ile öğretmenlik tutumları arasındaki ilişki. Yüksek lisans tezi,Yeditepe Üniversitesi, İstanbul.
Akçamete, G., Kaner. S. ve Sucuoğlu, B.(2001). Öğretmenlerde Tükenmişlik İş Doyumu ve Kişilik. Ankara: Nobel Yayınları.
Akıncı, Z. (2002). Turizm sektöründe iş gören iş tatminini etkileyen faktörler: beş yıldızlı konaklama işletmelerinde bir uygulama. Akdeniz Üniversitesi İİBFDergisi, 4, 1-25
Akman, Y., Kellecioğlu, H. & Bilge, F. (2006). Öğretim elemanlarının iş doyumlarını etkileyen faktörlere ilişkin görüşleri. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 30, 11-20.
Alanyalı, K. (2006). Örgütsel stres kaynaklarının iş tatminine olan etkilerinin tükenmişlik ve dinçlik (coşku) etkileri bağlamında incelenmesi. Yüksek lisans tezi, Uludağ Üniversitesi, Bursa.
Allen, S.M., Goldscheider, & Ciambrone, D. (1999). Gender roles, marital intimacy and nomination of spouse as primary caregiver. Gerontologist, 39, 150-158.
Anar, B. (2011). Evli ve çalışan yetişkinlerin toplumsal cinsiyet rolleri ile evlilik doyumu ve iş doyumu ilişkisinin incelenmesi.Yayınlanmamış yüksek lisans tezi,Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.
Arslan, H., Engin, F., Ekşi, Z., Can, O. (2000). Evlilik öncesi çiftlerin üreme sağlığına yönelik eğitim ve danışmanlık gereksinimlerinin belirlenmesi. Antalya I. Uluslararası VIII. Ulusal Hemşirelik Kongresi Kongre Kitabı, s:94-102.
Aslan, H. (2006). Çalışanların İş Doyumu Düzeylerine Göre Depresyon, Benlik Saygısı ve Denetim Odağı Algısı Değişkenlerinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Aşan, Ö., Erenler, E. (2008). İş Tatmini ve Yaşam Tatmini İlişkisi, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.13, S.2 s.203-216.Bakan İ ve
Ataman, G. (2002). İşletme yönetimi temel kavramlar yeni yaklaşımlar. İstanbul, Türkmen Kitabevi.
Avşaroğlu, S., Deniz, M.E. & Kahraman (2005). Teknik Öğretmenlerde Yaşam Doyumu İş Doyumu ve Mesleki Tükenmişlik Düzeylerinin İncelenmesi. S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, 14, 115-129.
Ayan, S. , Kocacık, F. Ve Karakuş, H. (2009). Lise öğretmenlerinin iş doyumu düzeyi ile bunu etkileyen bireysel ve kurumsal etkenler: Sivas merkez ilçe örneği. Anadolu Psikiyatri Dergisi. 10 , 18-25.
Aysan, F., & Harmanlı, Z. (2003). Yaşam Doyumunu Yordamada Yaşam Uyumu, Özyeterlik ve Başaçıkma Stratejileri. VII. Ulusal Psikolojik Danışma Ve Rehberlik Kongresi Bildiri Özetleri. 09-11 Temmuz, İnönü Üniversitesi, Peget Yayımcılık, 93, Malatya.
Bakan, İ., Büyükbese, T. (2004). Örgütsel iletişim ile iş tatmini arasındaki İlişkiler: Akademik örgütler için bir alan araştırması. Akdeniz Ünversitesi İİBF Dergisi, 7, 1-30.
Bal, H. (2006). Bağlanma stilleri, cinsiyet rolleri ve evlilik uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi. Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. Mersin.
Balci, B. (2004). Milli Eğitime Bağlı Meslek Okullarında Görev Yapan Öğretmenlerin İş Tatmini. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul.
Baltaş, A. ve Baltaş, Z.(1998). Stres ve Başa Çıkma Yolları. 18.Baskı, İstanbul: Remzi Kitabevi
Barkers, P. (1992). Family Lifecycle. Basic Family Therapy. New York: Oxford University Press. SS.34-79.
Barling, J. (1986). Inter role conflict and marital functioning amongst employed fathers. Journal of Occupational Behavior, 1, 1-9.
Barling, J. (1990). Employment, stress, and family functioning. Chiester, England: Wiley.
Bartoloma, F.& Evans, P. A. L. (1980). Must success cost so much? Harvard Business Review, 58(2), 137-148.
Başaran, E. (2000). Örgütsel davranış. Feryal Yayınev, Ankara.
Becker, P. E. & Moen, P.(1999). Scaling back: dual-earner couples’ work-family strategies. Journal of Marriage and the Family, 61, 3-33.
Belsky, J., Pery-Jenkins, M. & Crouter, A. C. (1985). The work-family interface and marital change across the transition to parenthood. Journal of Family Issues, 6, 205-220.
Belsky, J. (1990). The effects of children on marriage, the psychology contributions. (Editor: Fincham, D. F. Bradbury, T.M.) New York Guilford Press.
Bem, S. L. (1981). Bem sex role ınventory: Professional manual.Palo Alto, CA: Consulting Psychologist Pres.
Berk, M. (2009). Evli öğretmenlerin yükleme tarzları ve evlilik doyum algılarının bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi.Yüksek lisans tezi, ÇukurovaÜniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.
Berk, S.F. (1985). The gender factory. Plenum Pres, Newyork.
Bianchi, S.M., Milkie, M.A. & Sayer, L.C. (2000). Is anyone doing housework? Trend in the gender division of household labor. Social Forces, 79, 191-228.
Binici, S. A. (2000). “Psikolojik Yardım İçin Başvuruda Bulunan ve Bulunmayan Evli Çiftlerin Evlilik İlişkilerini Değerlendirilmelerinin Karşılaştırılması” Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı, Ankara.
Bir Aktürk E. (2006). Marital Satisfaction In Turkish Remarried Families: Comparison Among Marital Status, Effect Of Stepchildren, And Contributing Factors.Yüksek lisans tezi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,Ankara.
Bishay, A. (1996). Teacher motivation and job satisfaction: a study employing the experience sampling method. J Undergrad.Sci,3: 147-154.
Bradbury, T. N. ve Fincham, F.D. (1990). “Attributions in Marriage: Review and Critique”, Psychological Bulletin, 107, 3-33.
Broman, C. L. (1993). Race differences in marital well-being. Journal of Marriage and the Family, C. 55, 724-732.
Bulut, İ. (1991). Türkiye’de Erken Evlenme. Türk Aile Ansiklopedisi 2. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, Ankara.
Burley, K. (2001). Family variables as mediators of the relationship between work-family conflict and marital adjustment among dual-career men and women. The Journal of Social Psychology, 134, (4), 483-497.
Büyükbeşe T (2004). Örgütsel İletişim ve İş tatmini Unsurları Arasındaki İlişkiler: Akademik Örgütler İçin Bir Alan Araştırması, Akdeniz İ.İ.B.F Dergisi (7) 1-30.
Büyüköztürk, Ş. (2002). Sosyal Bilimler İçin Veri analizi El Kitabı. (1. Baskı) Pegem A Yayıncılık. Ankara.
Campbell A (1976). Subjective Measures of Well-being. American Psychologist, 31 117-124.
Campell, L.L. (1983). Teacher burnout: Description and prescription. The Clearing House, 1983.
Canel, A. N. (2007). Ailede problem çözme, evlilik doyumu ve örnek bir grup çalışmasının sınanması. Yayınlanmamış doktora tezi, Marmara Üniversitesi.Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.
Carstensen, L. L., Gottman, J. M. ve Levenson, R. W. (1995). Emotional behavior in long term marriage. Psychology and Aging, 10, 140-149.
Carter, H. ve Glick, P. C. (1970). Marriage and divorce. Asosial and economic study. Cambridge, MA: Harward University Press.
Carter, B., McGoldrick, M. (1999). Family Life Cycle Model; The Expanded Family Life Cycle. (3. Baskı). Boston: Allyn& Bacon. 154-178.
Celep, C. (2003). Ortaöğretimdeki öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri. 2000’li Yıllarda Lise Eğitimine Çağdaş Yaklaşımlar Sempozyumu. 239-252. İstanbul Kültür Üniversitesi, İstanbul.
Cenkseven, F. ve Akbaş, T. (2007). Üniversite öğrencilerinde öznel ve psikolojik iyi olmanın yordayıcılarının incelenmesi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3 (27), 43-65
Christensen, A., Jacobson, N.S., Babcock, J.C. (1995). Integrative Behavioral Couple Therapy. Clinical Handbook of Couple Therapy. (Jacobson, N.S.; Gurman, A.S. Editörler.), New York, London The Guilford Press. SS. 235-278.
Cohan CL, Bradbury TN. (1997). Negative life events, marital interaction, and the longitudinal course of newlywed marriage. Journal of Personality and Social Psychology, 73(1): 114-128.
Cooper, K., Chassin, L., ve Zeiss, A. (1985). The relationship of sex role self concept and sex role attitudes to the marital satisfaction and personal adjustment of dual-worker couples with preschool children. Sex Roles, 12 (1/2), 227- 241.
Coşkuner, A. (1994). İletişim becerisini geliştirme eğitiminin işgörenlerin iletişim çatışmalarına girme eğilimlerine, yalnızlık düzeylerine ve iş doyumlarına etkisi. Yayınlanmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Cowan, G. (1984). The double standars in age- discrepant relationship. Sex Roles, 11,17-23
Curun, F. (2006). Yüklemeler, iletişim çatışmaları, cinsiyet ve cinsiyet rolü yönelimi ile evlilik doyumu arasındaki ilişki.Yayınlanmamış doktora tezi, AnkaraÜniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Cutler, H. A. & Radford, A. (1999). Adult children of alcoholics: Adjustment to a college environment. The Family Journal: Therapy for Couples and Families, 7, 148-153.
Çağlıyan, Y. (2007). Tükenmişlik sendromu ve iş doyumuna etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli.
Çeçen, A.R. (2008). Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumunu yordamada bireysel bütünlük (Tutarlılık) duygusu, aile bütünlük duygusu ve benlik saygısı. Eğitimde Kuram ve Uygulama, 4(1), 19-30
Çakır, S. (2008). Evli Bireylerin Evlilik Uyumlarının Ana-Babalarına Bağlanma Düzeyleri ve Demografik Dağişkenler Açısından İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Çekmeloğlu, H. G. (2005). Örgüt İkliminin İş Tatmini ve İşten Ayrılma Niyeti Üzerindeki Etkisi: Bir Araştırma”, C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt: 6, No:2.
Çekmelioğlu, H .(2006). İş tatmini ve örgütsel bağlılık tutumlarının işten ayrılma niyeti ve verimlilik üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi: Bir araştırma. İş, Güç, Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, 8 (2), 153-168.
Çelik, M., Tümkaya, S. (2012). Öğretim Elemanlarının evlilik uyumu ve yaşam doyumlarının iş değişkenleri ile ilişkisinin incelenmesi. Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 13(1, 223-238.
Çelik, C.K. (2006). Eğitim yöneticilerinin mesleki tükenmislikleri ile evlilik doyumu arasındaki ilişki. Yüksek lisans tezi, Gaziosmanpasa Üniversitesi SosyalBilimler Enstitüsü, Tokat.
Çelik, M. (2006). Evlilik doyum ölçeği geliştirme çalışması.Doktora tezi, Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.
Çelik, H. (2003). Fen bilgisi, fizik, kimya, biyoloji öğretmenlerinin iş doyumu (Kırıkkale il örneği). Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kırıkkale.
Çınar, L. (2008). Evlilik doyumu: cinsiyet rolleri ve yardım arama tutumu. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Çilli, S.A., Kaya, N., Bodur, S., Özkan ve Kucur, R. (2004). Ev Kadınlarında ve Çalışan Evli Kadınlarda Psikolojik Belirtilerin Karşılaştırılması. Genel Tıp Dergisi, 14 (1), 1-5.
Çivitçi, A. (2007). Çok boyutlu öğrenci yaşam doyumu ölçeğinin türkçe’ye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları. Eğitim Araştırmaları Dergisi, 7(26),51-60.
Çopur, Z. ve Şafak, S. (2003). Ailede Gelirin Kullanımına İlişkin Karşılaşılan Problemlerin İncelenmesi. Aile ve Toplum Dergisi, 6 (2), 7-14.
Dağdelen, M. (2008)."Üretim ve Hizmet Sektöründe Çalışan İşçilerde Ruhsal Sağlık Düzeyi, Ruhsal Belirti Dağılımı, Algılanan Sağlık, İş Doyumu, Yaşam Doyumu ve Sosyo demografik Özelliklerinin Karşılaştırılması." Tıp Fakültesi Uzmanlık Tezi, İnönü Üniversitesi.
Dallar, Y., Arıkan, F. İ., Aslan, S., Çakır, İ. (2007). Çocuk Kliniğinde Çalışan Personelin İş Doyumu ve Tükenmişlik Düzeyi. www.millipediatri.org/bildiriler.
Danielsen, A.G. ve ark.(2009). School-Related Social Support and Students’ Perceived Life Satisfaction Norway: University of Bergen.
Dattilio, F. M. (1998). Case Studies In Couples and Family Therapy: Systemic and Cognitive Perspectives. New York: Guilford. SS.34-48.
Dattilio, F. M., Bevilacqua, L. J. (2000). A Cognitive- Behavioral Approach. Comparative Treatments For Relationship Dysfunction. SS. 137-159. NewYork: Springer.
Davis, K. (1988). İşletmelerde insan davranışı örgütsel davranış. İstanbul Üniversitesi Yayınları.
Değirmencioğlu, C., ve Küçükahmet, L. (1999). Öğretmenlik mesleğine giriş. İstanbul:(2. bsk), Alkım yayınları.
Demato, D ve Curcio, C. (2004). Job Satisfaction of elemantary school counselors. Professional School Counseling, 7, 236-246.
Demiray, Ö. (2006). Evlilik uyumunun demografik özelliklere göre incelenmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dicle Üniversitesi Sosyal BilimlerEnstitüsü, Diyarbakır.
Diener, E. (1984). Subjective Well-being. Psychological Buletin,95, 542-575.
Diener, E., Emmons, R. A., Larsen, R. J. & Griffin, S. (1985). The satisfaction with life scale. Journal of Personality Assessment, 49 (1), 71-75.
Dikmen, A. A. (1995). İş doyumu ve yaşam doyumu ilişkisi. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 50/ 3-4.
Dilsiz, B. (2006). Konya ilindeki ortaöğretim okullarında çalışan öğretmenlerin tükenmişlik ve iş doyumu düzeylerinin bölgelere göre değerlendirilmesini çok değişkenli istatistiksel analizi.Yüksek Lisans Tezi, SelçukÜniversitesi, Konya.
Doğan, B. & Moralı, (1999). Üniversite öğretim elemanlarının sporla ilgili tutumları ile yaşam ve iş doyumu düzeylerinin spor yapma alışkanlıkları ile incelenmesi. Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, 3 (1), 16.27.
Dönmez, B. (2008). Seyahat acentasında çalışan işgörenlerin iş doyumu ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki.Yüksek lisans tezi, Mersin Üniversitesi,Mersin.
Ebert, B. (1978). The Healthy Family. Family Therapy. C.5, S.3, SS. 227-232.
Egglestion, E.; Wong, E. L.; Hardee, K. (2001). Measuring women’s psychological well-being in Indonesia. Women and Health. C.32, S.4, SS.17-32.
Ellis, N. (1986). Rational-emotive therapy applied to relationship therapy. Journal of Rational-Emotive Therapy, 4.
Emir, O., Baytok, A. (2004). Otel işletmelerinde iş gören tatmini ve afyonda yerleşik yıldızlı oteller örneği. I. Balıkesir Ulusal Turizm Kongresi, 251-267, Balıkesir.
Erberk, E., Beştepe, E., Akar, H., Eradamlar, N., Alpkan, R.N. (2005). Düşünen Adam; 18 (1): 39-47
Erdil, O., Keskin., H., İmamoğlu, S. Z., Erat, S. (2004). Yönetim tarzı ve çalışma koşulları, arkadaşlık ortamı ve takdir edilme duygusu ile iş tatmini arasındaki ilişkiler: tekstil sektöründe bir uygulama. Doğuş Üniversitesi Dergisi, 5 (1), 17-26.
Erdoğan, S. (2007). Evlilik Uyumu ile Psikiyatrik Rahatsızlıklar, Bağlanma Stilleri ve Mizaç ve Karakter Özellikleri Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı. Uzmanlık Tezi. Ankara.
Erel, O. ve Burman, B. (1995). “Interrelatedness of Maritial Relations and Parent-Child Relations; A Meta Analytic Review” Psychological Bulletin, 118, 108- 132.
Eren, E. (2000). Örgütsel davranış ve yönetim psikolojisi.İstanbul: Beta Basım Yayım.
Ergin, N.G. (2008). Evli ve boşanmış kişilerin evlilik uyumu ve cinsiyetçilik açısından karşılaştırılması. Yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal BilimlerEnstitüsü, Ankara.
Eroğlu, E.(2011). Örgütlerde İletişim Kalitesini Etkileyen Faktörlerin Değerlendirilmesi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 26.
Everett, C. A. (1990). The field of marital and family therapy. Journal of Counseling and Development, 68, 498-502.
Farley, F. (1990). Type “T” behavior and families: introduction and background to a new theory. Family Psychologist, 6, 24-25.
Feldman, H. (1964). Development of the husband-wife relationship: A research report. Ithaca, N.Y.: Cornell University. Mimeo.
Fışıloğlu, H. (1992), Lisans üstü öğrencilerinin evlilik uyumu, Psikoloji Dergisi, 7 (28), 16-23.
Fışıloğlu, H. (2001). Consanguineous marriage and marital adjustment inTurkey. The Family Journal: Counseling and Therapy for Couples and Families, 9, 215-222.
Fidanoğlu, O., (2006). Evlilik uyumu, mizah tarzı ve kaygı düzeyi arasındaki ilişki.Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Sağlık BilimlerEnstitüsü, İstanbul.
Fidanoğlu, O. (2007). Evlilik uyumu ve eşlerin somatizasyon düzeyleri arasındaki ilişki ve diğer sosyodemografik değişkenler açısından karşılaştırılması.Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sağlık BilimleriEnstitüsü, İstanbul.
Fleishman E. A. (1988). Some new frontiers in personnel selection research. Personel Psychology, 41 (4), 679–701.
Fowers, B. J. (1993). Psychology as public philosophy: An illustration of the moral dimension of psychology with marital research. Journal of Theoretical and Philosophical Psychology, 13, 124-136.
Fowers, B. J.; Pomerantz, B. (1992). Reconceptualizing Marital Conventionalization: Examining Psychological, Relational and Cultural Explanation. Paper Presented At The Theory Construction and Research Methodology of The National On Family Relations. Orlando, FL.
Framo, J. (1992). Family of Origin Theory: An Intergenerational Approach. NewYork: Brunner/ Mazel. SS.69-78.
Friedlander, M. L.; Wildman, J.; Heatherington, L. (1991). Interpersonal control in structural and Milan Systemic Family Therapy. Journal of Marital and Family Therapy. C.17, SS.395-408.
Gerson, R. (1995). The family life cycle: Phases, stages and crises, ıntegrating family therapy. Washington, DC: American psychological Association.
Gibson, J.H. (1993). Couples communications getting on the right track. Total Health. C. 15. S.5. SS. 201-227.
Gibson, J. L., Ivancevich J.M. ve Donnelly, J.H. (2000). Organizations-Behaviour-Structure- Processes. 10th Edition, Boston: McGraw- Hill.
Girgin,G. (2009). Öğretmenlerin iş doyumuna etki eden faktörlerin incelenmesi, NEWWSA, 4(4), Yayın no: 1C0096.
Gladding, S.T. (2002). Family Therapy. History, Theory and Practice. Second Edition, Merrill Prentice Hall. SS.3-26.
Glenn, N. (1990). Quantitative research on marital quality in the 1980’s: A critical view. Journal of Marriage and the Family, 60, 569-576.
Glenn, N.D. (1991). The recent trend in marital success in the United States. Journal of Marriage and The Family, 53, 261-270.
Goldenberg, I.; Goldenberg, H. (1996). Family Therapy: An Overview. (4.Baskı.), CA: Brooks/Cole. SS.106-123.
Golembiewski, R. T., Boudreau, R. A., Sun, B. and Lou, H. (1998). Estirnates of burnout in public agencies: Worlwide, how many employees have which. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (2) Sayı:12
Gottman, J. (1990). Finding the laws of close personal relationship. Methods of Family Research. C.1, SS. 249-263.
Gözüm, S. (1996). Koruyucu sağlık hizmetlerinde görev yapan hemşire ve ebelerde iş doyumu, tükenmişlik ve devamsızlığı etkileyen faktörlerin araştırılması. Yayımlanmamış doktora tezi, Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü.
Greenberg, J., Baron, R. A. (2003). Behavior in organisations: understanding and managing the human side of work. New Jersey: Prentice Hall.
Griffin, W.A.; Greene, S. M. (1999). Bowen Systems Therapy. Models of Family Therapy: The Essential Guide. SS.81-89. George H. Buchanan Co. Philadelphia.
Grych, J.H. ve Fincham, F.D. (1990). “Marital Conflict and Children’s Adjustment: A Cognitive-Contextual Framework”, Psychological Bulletin, 108 (2), 267-290.
Gupta, N. ve Beehr, T. A. (1981). Relationship among employee’s work and nonworkresponses, Journal of Occupational Behavior, 2 (3), 203-209.
Gurman, A.S.; Kniskern, D.P. (1981). Family Therapy Outcome Research: Knowns And Unknowns. Handbook of Family Therapy. (Gurman & Kniskern Editörler.), New York: Brunner/Mazel. SS. 244-279.
Güler, M. (1990). Endüstri İşçilerinin İş Doyumu ve İş Verimine Depresyon, Kaygı ve Diğer Bazı Değişkenlerin Etkisi. Yayımlanmamış Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Gümüş, H. (2006). Farklı mesleklerde çalışanların iş ve yaşam doyumlarının tükenmişlik düzeyleri açısından karşılaştırılması. Doktora tezi, AtatürkÜniversitesi, Erzurum.
Gümüseli, A.İ. (2004). İlköğretim Okulu Müdürlerinin Çatışma Yönetimi Stilleri ile Öğretmenlerin İs Doyumu Arasındaki İlişki. Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1, 1.
Günay, S.(2007). Evlilik çatışması, nedensellik-soruınlulukyüklemeleri, eşlerin evlilik ilişkisinden sağladıkları genel doyuma ilişkin görüşleri ve evliliğe ilişkin değerlendirmeler arasındaki ilişkiler. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Gündoğar, D., Sallan-Gül, S., Uskun, E., Demirel, S. & Keçeci, D. (2007). Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumunu etkenlerin incelenmesi. Klinik Psikiyatri, 10, 14-27.
Gündoğdu, F. B. (1995). “Otistik ve Normal Çocuğu Olan Anne-Babaların Evlilik Uyumlarını Algılamaları ve Bazı Değişkenler Bakımından Karşılaştırılması”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dalı, Ankara.
Gürbüz, A. G. (2008). “Öfke Denetimi Eğitiminin Lise Son Sınıf Öğrencilerinin Öfkeyle Başa Çıkmaları, Yaşam Doyumları ve Depresyon Düzeylerine Etkisinin İncelenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ġzmir.
Gürbüz, Z. (2008). Kars ilinde görevli okul öncesi öğretmenlerinin iş tatmin düzeyleri ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Marmara üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.
Güres, N., Demirer, H., Akgül, V. (2007). The effects of psychological well-being of salesperson perceived performance and job satisfaction: a field research in turkish travel agencies. Third International Conference on Business Management and Economics, 1-16, Çeşme, İzmir.
Gürsoy, F. Ç. (2004). Kaygı ve demografik degiskenlerin evlilik uyumu ile ilişkisi.Yayımlanmamıs yüksek lisans tezi, Mersin Üniversitesi Sosyal BilimlerEnstitüsü, Mersin
Güven, N. (2005). İlişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve evlilikte problem çözme becerilerinin evlilik doyumu ile ilişkisi.Yayınlanmamış yüksek lisans tezi,Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Hackman, J. R., Lawler, E., Edward E. (1971). Employee reactions to job characteristics. Journal of Applied Psychology, 55 (3), 259-286.
Hackman, J.R., Oldham, G.R. (1975). Development of the job diagnostic survey, Journal of Applied Psychology, 60: 159.170.
Hamamcı, Z. (2005). Dysfunctional relationship beliefs in marital satisfaction and adjustment. Social Behavior and Personality, 33(4), 313-328.
Hatipoglu, Z. (1993). The Role of certain demographic variables and marital conflict in marital satisfaction of husbans and wives.A master’s thesis, Middle EastTechnical University, Ankara.
Hayran, O. ve Aksayan, S. (1991). Pratisyen hekimlerde iş doyumu. Toplum ve Hekim Dergisi, 6, 16-17.
Heaton, T.B. ve Albrech, S. L. (1991). Stable unhappy marriages, Journal of Marriage and the Family, 53(55), 747-758.
Heler, D., Timothy, A. J., Watson, D. (2002). The Confounding Role of Personality and Trait Affectivity in the Relationship Between Job and Life Satisfaction Journal of Organizational Behavior, 23, pp. 815- 835.
Henne, D. ve Locke, E. A (1985). Job dissatisfaction: what are the consequences International Journal of Psychology, 20, 221- 240 .
Herzberg, F. (1966), Work and the nature of man, Cleveland: The World Publishing Company.
Herzberg, F. (1987). One more time: How dou you motivate employees?. Harward Business Review. September–October: 6- 12
Hops, J. ve Reschly, D. (2002). Regional differences in school psychology practice. School Psychology Rewiew, 31,11-30.
Houseknecht, S., Vaughan, S. & Macke, A. (1984). Marital disruption among professional women: The timing of career and family events. Social Problems, 31, 273-284.
Hünler, O.S. ve Gençöz, T. (2003). Boyun eğici davranışlar ve evlilik doyumu ilişkisi: algılanan evlilik problemleri çözümünün rolü. Türk Psikoloji Dergisi, 18, 99-108.
Işıkhan, V. (2004). Çalışma Hayatında Stres ve Başa Çıkma Yolları. Ankara: Sandal Yayınları.
Işıloglu, B. (2006). Anksiyete ve Depresyon Tanısı ile İzlenen Evli Kadınlarda Aile İçi Şiddetin Sosyodemografik Faktörler, Çift Uyumu ve Hastalıkla İlişkisi. Uzmanlık Tezi, T.C Sağlık Bakanlıgı Bakırköy Prof. Dr. Mahzar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Arastırma Hastanesi 12. Psikiyatri Birimi, Istanbul.
Iverson, R. D., Maguire, C. (1999). The Relationship Between Job and Life Satisfaction: Evidence From a Remote Mining Community, Department of Management Working Paper, Number 14.
Izgar, H. (2000). Okul yöneticilerinde tükenmişlik. Ankara, Nobel Yayın Dağıtım.
İçli G. (2001). Çalışma Yaşamında Kadınlar: Aile ve İş İlişkileri. C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt : 25, No: 1, 81-100.
İlkketenci R. (2004). “Evli Bireylerin Problem Çözme Becerileri ve Evlilik Uyumları Arasındaki İlişki”. Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Konya.
Jackson, S. E., Schwab, R. L., ve Schuler, R. S. (1986). Toward an understanding of the burnout phenomenon. Journal of Applied Psychology, 71(4). 630-640.
Jensen, A.R. (1978). Genetic and behavioral effects of nonrandom mating. Human Variation: Biopsychology of Age, Race and Sex. (Osborne, R. T.; Noble, N. Editörler.) SS. 51-151. Newyork: Academic.
Jenkins, J.M., Rasbash, J. ve O’Connor, T.G. (2003). The role of the shared family context in differential parenting [Elektronic Version]. Developmental Psychology, 39(1), 99 113.
Jex, S. and D. Gudanowski. (1992). Efficacy beliefs and work stress: An exploratory study. Journal Organizational Behavior, 13: 509-517
Jiangi Y. (2005). The influencing and effective model of early childhood teachers‟ job satisfaction in china. US-China Education Review,ISSN1548, 2 (11).
John, D. C., Susan J. H., Tobby D. W., Peter B. W. (1983). The experience of work. Academic Pres Inc, 19.
Johnson DR, Amazola TO&Booth A (1992). Stability and developmental change in marital quality: a three wave panel analysis. Journal of Marriage and the Family. 54: 582-594.
Jones, E. (1994). Developments In The Milan-Systemic Therapies. Family Systems Therapy. John Wiley & Sons. Inc. New York. SS.1-30.
Kağan, M. (2005). Devlet ve özel ilköğretim okulları ile rehberlik ve araştırma merkezlerinde çalışan rehber öğretmenlerin iş doyumlarının incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Ankara üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
Kalkan, M. (2002). Evlilik İlişkisini Geliştirme Programının, Evlilerin Evlilik Uyum Düzeyine Etkisi. Doktora Tezi, On Dokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun.
Kamo, Y. (1993). Determinants of marital satisfaction: A comparison of the United States and Japan. Journal of Social and Personal Relationships, .52, 551 -568.
Kan, Ü.D. (2008). Bir grup okul öncesi öğretmeninde tükenmişlik durumunun incelenmesi. Kastamonu Eğitim Dergisi, 16 (2), 431- 438.
Kaner, S. (2010). Psychometric properties of revised parental social support scale. Education and Science. 35(157):15–29.
Karababa, A.ve Acun Kapıkıran, N. (2014). Psikolojik Danışmanlarda Olumlu-Olumsuz Mükemmelliyetçilik Düzeylerinin İş ve Yaşam Doyumunu Yordamadaki Rolü. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 5 (42), 138-147.
Karney, B. R. ve Bradbury, T. N. (1995). The longitudinal course of marital quality and stability: A review of theory, methods and research. Psychological Bulletin, 18 (1), 3-34.
Kastro, R. M. (1998). “Evlilik İçi Uyum ve Depresyon: Evlilik İlişkisinin Niteliği ve Eşlerde Semptom Oluşumu Hakkında Bir Çalışma”. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Kayabaşı, Y. (2008). Bazı değişkenler açısından öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri. Sosyal Bilimler Dergisi, 20, 191-210
Kayapınar, İ. (2007). Yöneticilerin Çalışanlar Tarafından Algılanan Yönetim ve Liderlik Anlayışlarının Çalışanların İş Doyum Düzeyleri Üzerine Etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Keim, J. (2000). Strategic Family Therapy. Family Counseling and Therapy. (3. Baskı). Itasca, IL: F. E. Peacock. SS. 170-207.
Keser, A. (2005). İş doyumu ve Yaşam Doyumu İlişkisi: Otomotiv Sektöründe Bir Uygulama, Çalışma ve Toplam Dergisi, 1 (4), 77-95.
Kışlak, Ş. (2002). Empati ve demografik değişkenlerin evlilik uyumu ile ilişkisi. Aile ve Toplum Dergisi. (2):18-26.
Kışlak-Tutarel, Ş. (1999). Evlilikte uyum ölçeğinin (EUÖ) güvenirlik ve geçerlik çalışması. 3P Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi, 7(1), 54-56
Kışlak-Tutarel, Ş., Çabukça F. (2002). Empati ve demografik değişkenlerin evlilik uyumu ile ilişkisi. Aile ve Toplum Eğitim Kültür ve Araştırma Dergisi, Cilt: 2 Sayı : 6.
Koç, M. (2004). “Gelişim Psikolojisi Açısından Ergenlik Dönemi ve Genel Özellikleri”, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, s.17, ss.231-256.
Koçel, T. (2001). İşletme yöneticiliği: yönetim ve organizasyon, organizayonlarda davranış, klasik-modern-çağdaş ve güncal yaklaşımlar. (8. bs.), İstanbul, Beta Basım Yayın Dağıtım.
Koydemir, S., Selışık, Z.E.S. ve Tezer, E. (2005). Evlilik Uyumu ve Mükemmeliyetçi Boyutları Arasındaki İlişki. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3 (23), 65-75.
Köker, S. (1991). Normal ve sorunlu ergenlerin yaşam doyumu düzeyinin karşılaştırılması. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Kuidaki, Ç. (2002), “Cinsel Doyum ile Evlilik Uyumu Arasındaki İlişki”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Ana BilimDalı, Ankara.
Kuiper, N. A., Martin, A. & Dance, K. A. (1992). Sense of humor and enhanced quality of life. Personality and Individual Differences, 13, 1273-1283.
Kurçer, M.A. (2005). Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hekimlerinin İş Doyumu ve Tükenmişlik Düzeyleri. Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 2(3): 10-15.
Kurdek, L. A. (1987). Sex role self-schema and psychological adjustment in coupled homosexual and heterosexual men and women, Sex Roles, 17 (9-10), 549-562.
Kutanis, R. Ö., Bayraktaroğlu S. (2002). Karayolu turizm taşımacılığında iş tatmini unsurları: Bir uygulama. Akdeniz University First Tourism Congress of Mediterranean Countries, 604-618, Antalya.
Kuzgun, Y. (2006). Meslek rehberliği ve danışmanlığına giriş. Nobel Yayınevi.
Kuzgun, Y., Sevim, S.A. ve Hamamcı, Z. (1999). Mesleki doyum ölçeğinin geliştirilmesi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, (2), 11, 14-18.
L’Abate, L. (1994). Why Evaluate Families. A Psychological Approach. Family Evulation. Sage Publications. International Educational and Professional Publisher. Thousand Oaks. London. New Delhi. SS. 1-18.
Lang, R. O. (1932). The study of ratings of marital adjustment. Unpublished M.A. thesis. University of Chicago.
Larson, J.H. & Wilson, S.M. (1994). The impact of job insecurity on marital and family relationships. Family Relations, 43(2), 138-147.
Lazzari, S.A. (2000). Emotional Intelligence, Meaning and Psychological Well Being: A Comparison Between Eary And Late Adolesence. The Degree of Masters of Arts Graduate Counselling Psychologicy Program. Trinity Western University.
Levenson, R. (1993). Longterm marriage: Age, gender, and satisfaction., 5, 301-313.
Locke, E., (1968). American institutes for research. Handbook of Industrialand Organisational Psychhology, University of Maryland.
Luckey, E. B. ve Bain, J. K. (1970). Children: a factor in marital satisfaction. Journal of Marriage and the Family, 32, 43-44.
Lukowsk, A. V. (2004). The Relationship Between Employer-Employee Congruence of Values, Job Satisfaction and Life Satisfaction, University of Northern Colorada, Thesis.
Lye, D. N. ve Biblarz, T. J. (1993). The effects of attitudes toward family life and gender roles on marital satisfaction. Journal of Family Issues, 14 (2), 157-188.
Lykken, D. & Tellegen, A. (1996). Happiness is a stochastic phenomenon. Psychological Science, 7(3), 186-189.
Macewen, K. E. & Barling, L. (1988). Inter role conflict, family, support and marital adjustment of employed mothers: A short-term longitudinal study. Journal of Organizational Behavior, 9, 241-250.
Malkoç, B. (2001). “The Relationship Between Communication Patterns and Marital Adjustment”, Yüksek Lisans Tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Bölümü, Ankara.
Martin, R.A. & Lefcourt, H. M. (1983). Sense of humor as a moderator of the relation between stressors and moods. Journal of Personality and Social Psychology, 45, 1313-1324
Marx, E. ve Granger, R.C. (1992). The policy implications of job satisfaction ratings for recruiting and retaining early childhood teachers. Child and Youth Care Forum, 21(4). 229-246.
Maslow, A.H. (1954). Motivation and personality. NewYork: Harper and Row.
McCormick E.J., Tiffin J. (1974). Industrial psychology. Prntice Hall Psychology Series, New Jersey.
Merves-Okin, L., Amidon, E. ve Bernt, F. (1991). Perceptions of intimacy in marriage: A study of married couples. The American Journal of Family Therapy, 19, 110-118.
Mete, C. (2006). İlköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin kişilik özellikleri ile iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Mikesell, R. H., Lusterman, D., McDaniel, S. H. (1998). The family life cycle: Phases, stages and crises. Integrating Family Therapy. Handbook of Family Psychology and Systems Theory. SS. 89-91.
Miller, R. B., Hemesath, K. ve Nelson, B. (1997). Marriage in mid and later life. In T. D. Hargrave ve S. M. Hanna (Eds.), The Aging Family: New Visions in Theory, Practice and Reality, New York: Brunner/Mazel
Minuchin, S., Fishman, C.H. (1981). Family Therapy Techniques. Cambridge, MA: Harvard University Press. 65-90.
Möller, A.T. ve Zyl, P.D.V. (2006). “Relationship Beleifs, Interpersonal Perception and Marital Adjustment”. Journal of Clinical Psychology, 47 (1), 28-33.
Murat, M. (2003). Üniversite öğretim elemanlarında tükenmişlik. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi. 2(19), 25-34.
Myers, J. E.; Madathil, J.; Tingle, L.(2005). Marriage satisfaction and wellness in India and United States: A preliminary comparison of arranged marriages and marriages of choice. Journal of Counseling and Development. C.83, SS.183-190.
Nathawat, S., Mathur, A. (1993). Marital adjustment and subjective well being in Indian educated housewive sandworking women. Journal of Psychology. 127(3):353-358.
Nazlı, S. (2001). Aile Danışması.Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Nazlı, S. (2003). Aile Danışmanlığı.(2.Baskı) Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.
Neugarten, B. L., Havighurst, R. J., Tobin, S. S. (1961). The measurement of life satisfaction. Journal of Gerentology, 16, 134-143
Nichols, M.P., Schwartz, R. (2002). Family Therapy.(5. Baskı), Boston: Allyn and Bacon. SS.203-227.
Noller, P. (1993). Gender and emotional communication in marriage: Different cultures or differential social power? Journal of Language and Social Psychology, C.12, SS.132-152.
Noller, P., Fitzpatrick, M.A. (1990). Marital communication in the eighties. Journal of Marriage and The Family. C.52. SS.832-843.
Nunes, N. A. (2008). Marital problems and marital satisfaction: An examination of brazilian sample. Master of Science, Schoool of Family Life, Brigham YoungUniversity.
Nystul, M.S. (1999). Marriage and family counseling. The Art and Science of Counseling and Psychotherapy. New York. SS. 247-266.
Okanlı, A., Tortumluoğlu, G., Kırpınar, İ. (2003). Gebe kadınların ailelerinden algıladıkları sosyal destek ile problem cozme becerileri arasındaki ilişki. Anadolu Psikiyatri Dergisi. 4(2):98–105.
Olson, D.H. (1993). Circumplex model of marital and fanily system: Assesing family functioning. (F. Walsh. Editör). Normal Family Processes. (2.Baskı). New York. 104-137.
Onaran, O. (1981), Çalışma Yaşamında Güdülenme Kuramları, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yayınları, Ankara.
Ono, H. & Raymo, J.M. (2005). Housework, market work, and “doing gender” when marital satisfaction declines. Social Science Research, 35(4), 823-850.
Onur, B. (2000). Gelişim psikolojisi.Ankara: İmge Kitabevi
Oshagbemi, T. (2000). Satisfaction with co-workers’ behaviour. Employee Relations. 22 (1):88-106.
Ödemiş, H. (2008). İlköğretim öğretmenlerinin iş tatminleri ile evlilik uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, YeditepeÜniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Örücü, E., Yumuşak, S., Bozkır, E. (2006). Kalite yönetimi çerçevesinde bankalarda çalışan personelin iş tatmini ve iş tatminini etkileyen faktörlerin incelenmesine yönelik bir araştırma. Celal Bayar Ünversitesi İİBF Yönetim ve Ekonomi Dergisi, 13 (1) , 39-51.
Özdayı, N. (1990). “Resmi ve Özel Liselerde Çalışan Öğretmenlerin İş Tatmini ve İş Streslerinin Karşılaştırmalı Analizi”. Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Özer, M. ve Karabulut, Ö. (2003). “Yaşlılarda Yaşam Doyumu”. Turkish Journal of Geriatrics. 6(2), 72.
Özgen, H. ve Efeoğlu, İ. E. (2007). İş-aile Yaşam Çatışmasının İş Stresi, İş Doyumu ve Örgütsel Bağlılık Üzerindeki Etkileri: İlaç Sektöründe Bir Araştırma, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 16 (2), 237- 254.
Özgüven, İ.E. (2000). Evlilik ve aile terapisi. Pdrem Yayınları, Ankara.
Öztürk, A. ve Deniz, M.E. (2008). Okul öncesi öğretmenlerin duygusal zeka yetenekleri, iş doyumları ve tükenmişlik düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi. İlkogretim-Online, 7(3), 578-599.
Özyurt, A. (2004). “İstanbul Hekimlerinin İş Doyum ve Tükenmişlik Düzeyleri”. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: Marmara Üniversitesi, Sağlıkk Bilimler Enstitüsü.
Özyürek, A. (2009). Okul öncesi eğitimi öğretmen ve yöneticilerinin iş doyumu, kişisel özellik ve mesleki algılarının değerlendirilmesi. Milli Eğitim Dergisi, 182, 8-21.
Piccolo, R. F., Timothy, A. J., Takahashi, K., Watanabe, N., Locke, E. A. (2005). Core Self Evaluations in Japan: Relative Effects on Job Satisfaction, Life Satisfaction, and Happiness. Journal of Organizational Behavior, 26, pp. 965-984.
Polat, D. (2006). Evli bireylerin evlilik uyumları, aldatma eğilimleri ve çatışma eğilimleri arasındaki ilişkilerin bazı değişkenler açısından incelenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal BilimlerEnstitüsü, Ankara.
Ponzetti, J.J., Long, E. (1989). Healthy family functioning: A review and critique. Family Therapy. C.14, SS.43-49.
Rapaport, R. & Rapaport, R.N.(1976). Dual-career families re-examined: New integrations of work and family. London: Martin Robertson.
Rask, K., Kurki, P. & Paavilainen, E. (2002). Adolescent subjective well-being and family dynamics. Scandinavian Journal of Caring Sciences, 17, 129- 138.
Rathus, S. A.; Nevid, J. S.; Fichner-Rathus, L. (1998). Essentials of Human Sexuality. Needham Heights, MA: Allyn and Bacon. SS. 40-76.
Rice, D. G. (1979). Dual-career marriage: Conflict and treatment. Newyork: Free Press.
Robinson, L. C. ve Blanton, P. W. (1993). Marital strenghts in enduring marriages. Family Relations, 42, 38-45.
Sabatelli, R.M. (1988). Exploring relationship satisfaction: a social Exchange perspective on the interdependence between theory, research and practice. Family Relations, 37(2), 217-222.
Sabattelli, R. (1995). Evli bireylere yönelik bir insan iliksileri beceri eğitimi programının evli bireylerin evlilik uyum düzeylerine etkisi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi,2 (388), 89-102.
Sardoğan, M.E. ve Karahan, T.F. (2005). Evli Bireylere Yönelik Bir İnsan İlişkileri Beceri Programı’ nın Evli Bireylerin Evlilik Uyum Düzeylerine Etkisi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 38 (2), 89-102.
Satir, V. (2001). İnsan yaratmak(Çev. S. Yeniçeri). Beyaz Yayınları. İstanbul. Shachar, R. (1991). His and her marital satisfaction: The double standart. Sex Roles,25, 451-467.
Sayın, Ö. (1990). Aile Sosyolojisi. Ailenin Toplumdaki Yeri. İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi.
Saxton, L. (1982). Marriage. The Nature of Marriage, The Individual, Marriage, and the Family. (5.Edith). Wadsworth Publishing Company Belmont, California A Division of Wadswort, Inc. (pp.216-224).
Schumm, W.R. ,Webb, F.J. , Bollman, S.R.(1998) . Gender and marital satisfaction:data from the national survey of families and households. Psychological Reports, 83 (1), 319-327
Selçukoğlu, Z. (2001). Araştırma görevlilerinde tükenmişlik düzeyi ile yalnızlık düzeyi ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından değerlendirilmesi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Selçuk Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.
Sevimli, F. ve İşcan Ö. (2005). Bireysel ve İş Ortamına Ait Etkenler Açısından İş Doyumu. Ege Akademik Bakış Dergisi, 5 (1-2), 55-64.
Sezer, Ö. (2005). Kadınların Uyum Düzeylerinin Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3 (23),87-98.
Sezgin, A. (2010). "Üniversite hastanelerinde çalışan başmüdür ve müdürlerin iş doyumu ile tükenmişlik düzeylerinin incelenmesine yönelik bir araştırma". Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Shadish, W. R., Ragsdale, K., Glaser, R. R., Montgomery, L. M. (1995). The Efficacy and Effectiveness of Marital and Family Therapy: A Perspective From Meta Analysis. Journal of Marital and Family Therapy.C.21, S.4, SS. 345-360.
Shin, D., Johnson, D. (1978). Avoved happiness as an overall assessment of quality of life. Social Indicators Research, 5, 475–492.
Singh, R., Thind, SK., Jaswal, S. (2006). Assesment of Marital Adjustment among Couples with Respect to Women’s Educational Level and Employment Status. Anthropologist; 8(4):259-266
Skinner, D. A. (1983). Dual-career families: Strains of sharing. In H. I. McCubbin, C. R. Figley, (Eds.). Stress and Family: Newyork: Brunner-Mazel.
Skyner, A. C. R. (1976). Systems of Family and Marital Psychotherapy. Newyork: brunner/Mazel.
Small, S. A. & Riley, D. (1990). Toward the multidimensional assessment of work conflict into family life. Journal of Marriage and Family,52, 56-61.
Smith, P. C., Kendall L. M., Hulin C. L. (1969). The measurement of satisfaction in work and retirement. Rand Mcnally and Company, 103, 377–173. Chicago.
Smith, C. A., Organ, D. W. & Near, J. P. (1983). Organizational citizenship behavior: its nature and antecedents. Journal of Applied Psychology, 68, 653-663
Smith, R. L. (1995). Directions in marriage and family graduate level training. Counselor Education and Supervision. C.34, SS. 180-183.
Spanier, G. (1976). “Measuring Dyadic Adjustment: New Scales for Assessing the Quality of Marriage and Similar Dyads”. Journal of Marriage and the Family, 38, 15-28.
Spanier, G. B. ve Lewis, A. R. (1980). Marital quaility: A rewiew of the seventies. Journal of Marriage and the Family, 42, 825-850
Sperry, L.; Carlson, J. (1991). Marital Relations. Marital Therapy: Inter-Grating Theory And Tecnique. Denver, CO: Love. 43-68.
Stinnet, N.; DeFrain, J. (1985). Secrets of Strong Families. Boston: Little, Brown. SS.112-129.
Stroup, L.A. (1966). The Developmental and Life Cycle Approach In Marriage and Family. Marriage And Family A Developmental Approach. Sociology Series. (Cuber, F.J. Editor, Clarke, A.C. Associate Editor). New York. SS. 61-72.
Suchet, M. & Barling, J. (1986). Employed mothers: Inter role conflict, spouse support and marital functioning. Journal of Occupational Behavior, 7, 167-178.
Sullivan, B.F.; Scwebel, A. I, (1995). Relationship beliefs and expectations of satisfaction in marital relationships: Implications for family practitioners. The Family Journal: Counseling and Therapy for Couples and Families. C.3, SS. 298-305.
Sulu, H. (2007). Resmi ve özel ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin iş tatmin düzeyleri ile denetim odağı arasındaki ilişkinin incelenmesi. Yüksek lisans tezi. İstanbul Üniversitesi, SosyalBilimler Enstitüsü, İstanbul.
Sun, H. Ö. (2002). İş doyumu üzerine bir araştırma. Yayınlanmamış uzmanlık yeterlilik tezi, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü. Ankara.
Şahin, Ş. (2008). Beden eğitimi öğretmenlerinin tükenmişlik ve yaşam doyumu düzeyleri. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Mersin Üniversitesi, Mersin.
Şanlı, S. (2006). Adana İlinde Çalışan Polislerin İş Doyumu ve Tükenmişlik Düzeylerinin Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.
Şanlı, D. (2007). “Annelerin Çocuk Yetiştirme Tutumlarını Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi”. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Ana Bilim Dalı, İzmir.
Şendil, G. ve Kızıldağ, Ö. (2003). “Çocuk ve Ergenlerde Ebeveyn Evlilik Çatışması Algısı”. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, 10 (2), 58-66.
Şener, A. (2002). Ailede eşler arası uyuma etki eden faktörlerin araştırılması. Yayınlanmamış doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi Saglık Bilimleri Enstitüsü,Ankara
Şener, A. ve Terzioğlu, R. S. (2002). Ailede eşler arasında uyuma etki eden faktörlerin araştırılması. Ankara: T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı.
Şener, A. ve Terzioğlu, G. (2008). “Bazı Sosyo-Ekonomik ve Demografik Değişkenler ile İletişimin Eşler Arası Uyuma Etkisinin Araştırılması”. T.C. Bakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Eğitim-Kültür ve Araştırma Dergisi, 4 (13), 1-7.
Şener, E. T. (2002). Hemşirelerin İş Doyum Düzeyleri İle Genel Yaşam Doyum Düzeyleri İlişkisi: Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Örneği. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2002.
Şirvanlı-Özen, D. (1999). “Eşler Arasındaki Boşanmanın Farklı Yaş ve Cinsiyetteki Çocukların Davranış ve Uyum Problemleri ile Algıladıkları Sosyal Destek Üzerindeki Rolü”. Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Şişman, M. (2005). Öğretmenliğe Giriş. Sekizinci Baskı. Ankara: Pegem A Yayıncılık.
Tellioğlu, A. (2004). İstanbul İli Beyoğlu İlçesinde Çalışan İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İş Doyum Düzeyleri. Yüksek Lisans Tezi, YTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Telman, N. ve Ünsal, P. (2004). Çalışan memnuniyeti. İstanbul: Epsilon.
Temgilimoğlu, D. (2005). Hizmet işletmelerinde liderlik davranışları ile iş doyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma. G.Ü. Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Dergisi. 1, 23-45.
Terry, J. & Kottman, M. (1995). Working with families. Guidance and Counseling in the Elementary and Middle Schools(pp.254-281) Brown Benchmark Publishers.
Tezer, E. (1992). Evlilik Doyumu ve İş Doyumu: Bir Ön Çalışma, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 1 (3), 24-26.
Tezer, E. (1994). Evlilik ve İş Doyumu İlişkisi: İkili Çatışmalar ve Bazı Demografik Değişkenlerin Rolü. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi,3 (1), 1- 12.
Tezer, E., ve Uzer, A. S. (1992). “Okullarda Görev Yapan Psikolojik Danışmanların İş Etkinlikleri ve İşlerinde Karşılaştıkkları Sorunlar iİle İş Doyumları Arasındaki İlişkiler”. Yayınlanmamış Araştırma, Ankara: Orta Doğu Teknik Üniversitesi.
Tezer, E., Selışık, Z.E. ve Koydemir, S. (2005). Evlilik Uyumu ve Mükemmeliyetçilik Boyutları Arasındaki İlişkiler. Türk Psikolojik Danısma ve Rehberlik Dergisi, 3 (23), 65-71.
Thompson, L.; Rudolph, L.B. (1996). Children and Counselling. Counselling Children: Counselling Theories and Tecniques. (4. Baskı.). Brook/Cole Publishers. Com. SS. 267-289.
Toros, F., Solak, B. ve Metin, Ö. (2005). Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuk ve Ergenlerin Annelerinde Depresyon ve Evlilikte Uyum Düzeyleri. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 3, 205-214.
Tuncay, E. (2006). Predictive Role Of Perfectionism On Marital Adjustment. The Degree of Master, Middle East Technical University Social Sciences, Ankara.
Turan, M. (1997). Erzurum’daki evli çiftlerin evlilik ilişkilerinin değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi. Ataturk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Erzurum.
Turan, S. (2004). “Yönetim ve Öğretmenlik Mesleği”. Öğretmenlik Mesleğine Giriş Alternatif Yaklaşım (s. 255–275). İkinci Baskı. Ankara: Öğreti-Pegem A Yayıncılık.
Tutarel-Kışlak, Ş. (1999). Evlilik uyum ölçeğinin güvenirlik ve geçerlik çalışması. 3P Dergisi, 7(1), 50-57.
Tutarel-Kışlak, Ş ve Çabukça, F (2002). Empati ve demografik değişkenlerin evlilik uyumu ile ilişkisi. Aile ve Toplum, (Nisan-Haziran), 35- 41
Tümkaya, S., Hamarta, E., Deniz, M.E., Çelik, M. & Aybek, B. (2008). Duygusal zeka, mizah tarzı ve yaşam doyumu: Üniversite öğretim elemanları üzerine bir araştırma. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3(30), 1-18.
Tütüncü ve Çiçek (2000). İş doyumunun ölçülmesi: İzmir il sınırlarında faaliyet gösteren seyahat acenteleri üzerinde bir inceleme. Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi, 11 (4), 124-128)
Tynes, S.R. (1990). Educational heterogamy and marital satisfaction between spouses. Social Science Research, 19: 153-174.
Uslu, M. (1999). “Resmi Eğitim Kurumlarında Çalışan Psikolojik Danışma Ve Rehberlik Uzmanlarının İş Doyumu ve Tükenmişllik Düzeylerinin Danışmanların Denetim Odağı Ve Bazı Değişkenlere Göre Karşılaştırılması”. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya: Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Uyguç, N., Ethem, D., Arbak, Y., Çıraklar, N. H. (1998). İş ve Yasam Doyumu Arasındaki İlişkinin Üç Temel Varsayım Altında İncelenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 13, Sayı II, s.193-204.
Ünal, S., Karlıdağ, S. ve Yoloğlu, S. (2001). Hekimlerde Tükenmişlik ve İş Doyumu Düzeylerinin Yaşam Doyumu Düzeyleri İle İlişkisi. Klinik Psikiyatri Dergisi, Sayı:4
Vara, S.(1999). Yoğun Bakım Hemşirelerinde İş Doyumu ve Genel Yaşam Doyumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesi”. Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İzmir.
Veenhoven, R. (1996). Is happiness relative? Social Indicators Research, 24, 1- 34.
Veenhoven, R. (1996). The Study of Life Satisfaction, W E Saris, R Veenhoven, A C Scherpenzeel ve B A Buntıng Eds., Comparative Study of Satisfaction with Life in Europe. Eötvös University Pres., pp.11-48.
Vural, B. (2004). Yetkin- İdeal-Vizyoner Öğretmen. Hayat Yayınları. İstanbul..
Watanabe, M. (2002). International comparison of part-time work and temporary employment. International Labor Report. 319, 65-99.
Whisman, M. A., Uebelacker, L. A., & Weinstock, L. M. (2004). Psychopathology and marital satisfaction: The importance of evaluating both partners. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 72, 830-838.
Whisman, M. A., Uebelacker, L. A., Tolejko, N., Chatav, Y., & McKelvie, M. (2006). Marital discord and well-being in older adults: Is the association confounded by personality? Psychology and Aging, 21, 626-631
White, M., Epston, D. (1990). Narrative Means To Therapeutic Ends. New York: Norton. SS.121-148.
Wilkie, J.R. ve Ferree, M.M. (1998), Gender and forress: Marital satisfaction in two earner couples. Journal of Marriage and Family, 60(3), 577-595.
Williams, K. (2003). Has the future of marriage arrived? A contemporary examination of gender, marriage, and psychological well-being. Journal of Health and Social Behavior, 44, 470–487.
Wilson, W. (1967). Correlates of avowed happiness. Psychological Bulletin, 67, 294-306.
Wuerffel, J., DeFrain, J., Stinnet, N. (1990). How strong families use humor. Family Perspective. C.24. SS.129-141.
Yaşar, F. (2009). İlköğretime devam eden öğrencilerin anne-çocuk ilişkisini kabul edici ve reddedici algılama düzeyinin annenin evlilik doyumu ve evlilik uyumu düzeyiyle ilişkisi. Yayınlanmamış doktora tezi, Çukurova Üniversitesi SosyalBilimler Enstitüsü, Adana.
Yavuzer, Haluk. (2012). Evlilik Okulu. Remzi Kitabevi, İstanbul.
Yazgan İnanç, B., Bilgin, M. ve Atıcı Kılıç, M. (2004). Gelişim Psikolojisi Çocuk ve Ergen Gelişimi. Adana:Nobel Kitabevi.
Yetim, Ü.(1991). Kişisel Projelerin Organizasyonu ve Örüntüsü Açısından Yaşam Doyumu. Doktora Tezi, Ege Üniversitesi, İzmir.
Yeşilyaprak, B. (2006). Eğitimde Rehberlik Hizmetleri. Nobel Yayıncılık.
Yıldırım, F. (1996). Banka Çalışmalarında İş Doyumu ve Algılanan Rol Çatışması ile Tükenmişlik Arasındaki İlişki. Yüksek Lisans Tezi, HacettepeÜniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Yıldırım, İ. (1992). Evli bireylerin uyum düzeylerini etkileyen bazı etmenler. Yayınlanmamış doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,Ankara.
Yılmaz A. (2000). “Eşler Arasındaki Uyum ve Çocuğun Algıladığı Anne Baba Tutumu İle Çocukların, Ergenlerin ve Gençlerin Akademik Başarıları ve Benlik Algıları Arasındaki İlişki”. Doktora Tezi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Yılmaz, A. (2001). Eşler arasındaki uyum: kuramsal yaklaşımlar ve görgül çalışmalar. Aile ve Toplum Eğitim Kültür ve Araştırma Dergisi, 1 (4).
Yılmaz, E. ve Izgar, H. (2009). İlköğretimde çalışan öğretmenlerin iş doyumlarının okullardaki örgütsel yaratıcılık açısından incelenmesi. İlköğretim Online, 8(3), 943-951.

[1] Bu makale, Havva Bayar’ın Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalında Prof. Dr. Turan Akbaş danışmanlığında tamamladığı yüksek lisans tezinden üretilmiştir

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Öğretmenlerin Evlilik Uyumlarının, İş ve Yaşam Doyumları ve Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     10 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Havva BAYAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR
Adana
Uzman Psikolojik Danışman
Psikoterapist, Aile Terapisti, Ergen Terapisti, Cinsel Terapist, Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,459 uzman makalesi arasında 'Öğretmenlerin Evlilik Uyumlarının, İş ve Yaşam Doyumları ve Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sınav Kaygısı Nisan 2018
► Sosyal Fobi Mart 2018
◊ Çocuklukta İstismar Aralık 2016
◊ Çalışan Anne Olmak Aralık 2016
◊ Depresyon Aralık 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:39
Top