2007'den Bugüne 80,880 Tavsiye, 25,751 Uzman ve 18,028 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Engelli Çocuğa Sahip Ebeveynlerin Psikolojik Tepkileri
MAKALE #17739 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Altuğ EFEOĞLU | Yayın Aralık 2016 | 1,921 Okuyucu
Engelli Çocuğa Sahip Ebeveynlerin Psikolojik Tepkileri
Engelli bir çocuğun dünyaya gelişi ailede diğer bireylerin yaşamlarını, duygularını ve davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir. Normal özelliklere sahip bir çocuk bekleyen aile, gelecekle ilgili beklenti, plan ve umutlarını bu yönde kurmaktayken farklı özelliklerdeki çocuğun dünyaya gelmesiyle ailenin sosyal çevresinde, gelecekle ilgili planlarında, meslek yaşamlarında ve beklentilerinde değişiklikler yaşanmasına neden olmaktadır (Ceylan, 2004).
Normal bir bebeğin dünyaya gelişi bile anne- babada karmaşık ve yeni duygular oluştururken, özürlü bir bebeğin aileye katılımı aileyi birçok problemle karşı karşıya bırakabilmektedir. Aile düzeninde köklü bir değişiklik olmasını sağlayabilir. Bu sebepten çocukla ilgili kurulmuş beklentiler sarsılmaktadır (Erturan & Yukay, 1998).
Aile içerisinde, bu durum ileride anne-babanın kişilik yapısı ve aile dinamiğinden etkilenerek kavramsal ve duygusal karmaşıklığa dönüşebilir (Erturan & Yukay, 1998). Ebeveynlerin, eş olarak birbirlerinden, mesleklerinden, aile yakınlarından, çevreden, toplumdan ve hayattan beklentileri farklılaşır. Anne-babalar farklı özellikleri olan çocuklarının durumunu ilk öğrendikleri zaman yaşamış oldukları duygular çok karmaşık duygulardır (Akkök ve diğerleri, 1992). Fakat problemli çocuğu olan her anne-baba bu gerçeği er ya da geç kabullenmek zorunda kalır. Anne-babalar bu yeni duruma uyum sağlama sürecinde iken çocuklarının gelecekte neler yapabileceklerini araştırırlar (Erturan & Yukay, 1998).
Anne-babanın göstermiş olduğu duygusal tepkileri anlamaya yönelik farklı modeller öne sürülmüş, bunlar: aşama, sürekli üzüntü, kişisel yapılanma, çaresizlik-güçsüzlük ve anlamsızlık olarak gruplanmaktadır (Ceylan, 2004).
Aşama modeli. Anne ve babalar ilk olarak karmaşık bir duygusal süreç içerisine girerler. Daha sonra kaygı, red, suçluluk duyma ve savunma mekanizmalarının yoğun kullanıldığı tepkisel aşama gelir. Anne babanın durumdan ötürü herhangi bir sıkıntı ya da tedirginlik hissetmeyecek halde olmaları, çocuklarıyla daha olumlu ilişkiler kurabileceklerini fark etmeleri ile uyum ve duruma alışma aşaması başlar (Abidoğlu ve diğerleri, 2002; Akkök, 2003). Bu son aşamanın gerçekleşmesi ile aileler bilgilenmeye, becerilerini geliştirmeye, kendileri ve çocukları için ileriye yönelik planlar yapmaya ve geleceği düşünmeye başlarlar (Abidoğlu ve diğerleri, 2002; Akkök, 2003). Genellikle bu aşamalar 3 ana başlık altında toplanmaktadır.
Birinci aşama: şok, inkar, keder ve depresyondan oluşmaktadır.
Şok; Gargiulo’a göre (1985), ailelerin öncelikli tepkisidir. Çünkü hiçbir aile özürlü bir çocuk için hazırlıklı değildir. Bu tepki genellikle sürekli ağlama, duygusuzluk ve çaresizlik davranışları ile birlikte görülmektedir. Ancak ailenin doğum öncesi döneminde bir tanılanma sonucunda hazırlanması ile bu duygunun yaşanmaması mümkün olabilmektedir (akt. Akkök, 2003).
İnkar; Gargiulo’a göre (1985), çocuğun engelli olmasının kabul edilmemesi ile problemlerden kaçma eğilimin görülmesidir. Bu eğilim, bir engelin olmadığını söyleyecek bir uzman arayışı, problemlere mantıklı bir çözüm yolu bulma ya da geleceğe yönelik belirsizlikten duyulan korku ve kaygıyla ortaya çıkan bir savunma mekanizması şeklinde olabilmektedir (akt. Akkök, 2003).
Gargiulo’a göre (1985), zararsız gibi hissedilen bu duygu, çocuğa yönelik yüksek ve düşük beklentilerin geliştirilmesinden, gerekli destekler için uzmanlara gidilmesinin gecikmesine kadar olumsuz etkilere sebep olabilmektedir (akt. Akkök, 2003).
Keder ve depresyon; Gargiulo’a göre (1985), ailelerin bu aşama sürecinde yaşadıkları duygu, çok sevdiği birinin kaybı ile yaşanılan duygu ve acısıyla benzerdir. Aile engelli çocuğun gelişi ile ideal çocukları hayallerini kaybetmişlerdir. Keder duygusunun arkasından sıklıkla depresyon gözlenmektedir (akt. Akkök, 2003).
Gargiulo’a göre (1985), durumu düzeltme isteğinin karşısında duyulan güçsüzlük, bu güçsüzlükten dolayı yaşanan kızgınlık onları, kendisine ya da çevresine yönelttiği bir depresyona sürükleyebilmektedir. Bu, çoğu aile için gerçekleri kabule doğru bir adım olabilmesine rağmen, bazı ailelerin bu duyguları yaşamları boyunca sürebilmektedir (akt. Akkök, 2003).
İkinci aşama: karışık duygular, suçluluk, kızgınlık ve utanmadan oluşmaktadır.
Karışık duygular; Gargiulo’a göre (1985), özürlü çocuğun getirdiği günün yirmi dört saati bakım verme ihtiyacı, maddi ve manevi yükler aileyi yıpratmakta, aileler engellenmiş oldukları duygularını yaşamaktadırlar. Bunun yanı sıra çocuklarını sevmekte ve onlar için birçok şey yapmak istemektedirler (akt. Akkök, 2003).
Sonuçta aile karmaşık bir duygu döneminden geçmektedir. Aileler bu dönemde duyulan acı ve özürlü çocuklarını kabul etmeye karşı verilen bir tepkiyle çocuğu reddebilmektedirler. Ret etme çocuktan beklentilerin çok yüksek ya da çok düşük tutma, çocuğun maddi ve manevi sorumluluklarından kaçma ya da çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarından birini göz ardı etme şeklinde görülebilmektedir (Akkök, 2003).
Suçluluk; Gargiulo’a göre (1985), ailelerin üzüntü ve acı duyguları ile birlikte yaşadıkları en yoğun duygu suçluluk duygusudur. Engelli bir çocuğa sahip olmanın kendilerinden kaynaklandığı, bundan dolayı suçluluk duygusu yaşamaları ya da cezalandırıldıkları düşüncesinde olan aileler bu durumun neden başlarına geldiğini sorgulamaya başlarlar (akt. Akkök, 2003).
Kızgınlık; Gargiulo’a göre (1985), aileler oldukça yoğun olarak hissettikleri ve kabul aşamasına geçişi zorlaştıran kızgınlık duygularını” Neden bize/bana ne oldu?” şeklinde çevrelerine ve kendilerine yönelik olmak üzere iki şekilde yaşayabilmektedirler. Çevrelerinde çocukla ilgili ilişki kurdukları kişiler (doktorlar, öğretmenler, vb.) bazen de yaşamlarında bu kadar güçlüğe yol açtığı için özürlü çocuk bu kızgınlığın hedefi haline gelebilmektedir (akt. Akkök, 2003).
Utanma; Gargiulo’a göre (1985), özürlü çocuğun tüm gelişim alanlarında çeşitli sınırlılıkları ve gerilikleri olmaktadır. Buna sosyal çevrenin engelli çocuğa acıma, engelli çocuğu ret etme, küçümseme hatta alaycı davranış ve tutumlarla karşı karşıya kalmaları aileye utanma duygusunu yaşatabilmektedir. Bu duygular anne-babaların öz saygılarının azalmasına sebep olabilmektedir (akt. Akkök, 2003).
Üçüncü aşama: anlaşma, uyma ve yeniden düzenleme, kabullenme ve uyumdan oluşmaktadır.
Anlaşma; Gargiulo’a göre (1985), aileler, özürlü çocukların normale dönmesi için bunu gerçekleştirebileceğine inandığı doktor, uzman ya da doğaüstü güçlerinin olduğunu düşündükleri kişi ile bazen de Tanrı ile anlaşma/pazarlık etme yoluna girebilmektedir (akt. Akkök, 2003).
Uyma ve yeniden düzenleme; Gargiulo’a göre (1985), zamanla ailenin yoğun kaygı duygularında azalma ile birlikte durumdan duydukları rahatsızlık da azalmaya başlamaktadır. Bu devrenin sonunda aileler çocuklarıyla olan ilişkilerini gereksinimleri doğrultusunda yeniden düzenleme yoluna giderler (akt. Akkök, 2003).
Kabullenme ve uyum; Gargiulo’a göre (1985), tanıma, anlama ve problemlere çözüm bulmayı kapsayan önemli bilinçli bir çabadır. Önceki aşamalarda yaşanılan olumsuz duygular tamamen yok olmasa da anne-babaların çocuğundaki engelliliği kabul etmenin yanı sıra kendilerinin güçlü ve zayıf yönlerini fark edip kabul etmeleri gerekmektedir (akt. Akkök, 2003).
Sürekli üzüntü modeli. Bu yaklaşımda, aileler gerek aile içi yaşantılar, gerekse toplumun tepkilerine bağlı olarak, sürekli kaygı ve üzüntü içindedirler. Bu süreç doğal olarak algılanmakta ve patolojik bir durum olarak düşünülmektedir. Çocuktaki farklılığın kabul edilmesi ve üzüntü bir arada yaşanabilir. Ailenin uyum süreci böyle gelişmektedir (Akkök, 2003).
Kişisel yapılanma modeli. Bu model duygulardan çok bilişi temel almaktadır. Aileler hamilelik süresince yaşadıkları çevrenin değer yargılarından etkilenerek, gelecekteki beklentilerine ve çocuklarının geleceğine ilişkin bilişsel yapılar oluşturmaktadır. Farklı özelliğe sahip olan çocuk bu yapıları karşılamadığı için aile yoğun kaygı yaşar, bu şok sürecinin ardından aile tekrar bir yapılanma sürecine girer, çocuklarına ve aileye ilişkin farklı yapılar oluşturmaya başlar (Akkök, 2003).
Çaresizlik, güçsüzlük ve anlamsızlık modeli. Farklı özelliklerdeki çocuğa sahip anne ve babanın duyguları sosyal çevrenin tepkileriyle yakından ilişkili ve ebeveynlerin tepkilerinin, duygularının şekillenmesinde temel teşkil etmektedir (Akkök, 2003). Ailenin sorularıyla baş edebilme kapasiteleri, ailenin büyüklüğü, anne babanın kişilik özellikleri ve ailenin kültürel yapısı, eşlerinin birbirlerine olan yakınlıkları, evlilik uyumları, dini inanışlar ve ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, çocuğun özrünün derecesi ve türü gibi etkenler ailenin tepkilerini etkileyen faktörlerdir (MEB, 2006). 20
Devletin ve toplumun bu çocuklara ve ailelerine verdiği hizmetlerin niteliği ve niceliği de ailelerin tepkileri üzerinde önemli olmaktadır. Ayrıca, ailenin ve çocuğun aldığı destek eğitimi, danışmanlık ve toplumun tepkileri de ailenin tepkilerini etkilemektedir (MEB, 2006). Özürlü bir çocuğa sahip olma, ailenin beklentileri ile gerçek durum arasındaki farklılıkların artışı, yaşadıkları gerçek durumla baş etmelerini zorlaştırmakta ve aile içinde stres yaratmaktadır (Akkök, 1994; Özkahraman ve diğerleri, 2006).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Engelli Çocuğa Sahip Ebeveynlerin Psikolojik Tepkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Altuğ EFEOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Altuğ EFEOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Altuğ EFEOĞLU Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Altuğ EFEOĞLU
Bursa
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Altuğ EFEOĞLU'nun Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,028 uzman makalesi arasında 'Engelli Çocuğa Sahip Ebeveynlerin Psikolojik Tepkileri' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:59
Top