TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Ergen ve Aşk
MAKALE #17754 © Yazan Psk.Nurhayat DİRİK | Yayın Aralık 2016 | 604 Okuyucu
Her dönemde ve kültürde gençlerin, arkadaş edinme ve bu ilişkiyi sürdürmede başarılı olma arzusu en büyük amaçları ve ihtiyaçları olmuştur. Seçilen arkadaşlar -anne babanın kriterlerine uygun olmasa da- gençler için her zaman birincil öneme sahip olmuştur. Yetişkinlikteki dünya görüşünün şekillenmesine katkıda bulunan akran ilişkileri, gençler için hem sosyal destek hem de ilişki deneyimi sağlaması açısından önemlidir. İnsanın tüm yaşamı boyunca gereksinim duyduğu yakınlık ihtiyacı, güvenlik ihtiyacı ve kaygının giderilmesi ihtiyacı; yaş, cinsiyet, sosyal sınıf ya da serbest zaman etkinliği, ilgiler gibi kritelere göre dahil olunan akran grubuyla giderilmeye çalışılır. Anne babalarla konuşulamayan konuların konuşulması, sırların paylaşılması, koşulsuz onaylanma ihtiyacı, grup içinde olmanın verdiği güven duygusu ergenlik döneminde akranlara verilen önemi daha da arttırmaktadır. Ergenliğin ilk dönemlerinde aynı cinsiyetten seçilen arkadaş grupları zamanla yerini karşı cinsten gruplara bırakarak geniş bir arkadaş grubuna dönüşür.

Ergenlik dönemiyle birlikte arkadaşlık ilişkileri kadar büyük öneme sahip olan flört ilişkisi, her dönemde ve kültürde farklı sınırlarla yaşanmış ve insan hayatında önemini her zaman korumayı başarmıştır. Geçmiş dönemlerde aşk-şiir ilişkisi ile başlayan, hatıra defterleri, anket defterleri ile devam eden paylaşımlar, günümüzde sosyal medya üzerinden aktif olarak yaşanmaktadır. Anne-baba ergen arasında yaşanan telefon ve bilgisayar kullanım süresine ilişkin çatışmaların, aslında gencin, ait olduğu grupta aidiyetini devam ettirebilmeye ve flört ilişkisini korumaya yönelik bir çaba olduğu unutulmamalıdır. Bütün bunlar gibi akranlar arasındaki oyunlar (doğruluk-cesaret gibi) AVM, kafe vb. yerlerdeki parti ve toplantılar da erkek ve kızların birbirlerine uyum sağlamalarına ve uygun etkileşim becerilerini öğrenmelerine yardımcı olan sosyalleşme şekilleridir. Tüm bu çabalar aslında gencin kimlik arama çabasının da bir yansımasıdır.
Sosyal gruplar içinde başlayan akranlar arası yakınlaşma, zamanla yerini flörtle yaşanacak paylaşımlara bırakır. Gençlik döneminde yaşanan iç çatışmaların paylaşımı bu yakınlık ihtiyacını bir kat daha arttırır. Çocukluk döneminde farklı alanlara yönlendirilen enerji, ergenlikle birlikte testosteron ve östrojen hormonlarının da etkin bir biçimde devreye girmesiyle flört ilişkilerine kanalize edilir. Bu durum ise, flörtle yaşanan ya da yaşanacak olan ilişkiyi daha da önemli hale getirir.Ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde flört ilişkilerine duyulan ilginin artması, gencin kendini ve diğerini tanımasına olanak sağlar. Tüm bu edinilen tecrübelerle, ilişkinin başlatılabilmesi, sürdürülebilmesi ve sonlandırılabilmesi becerisinin artması gelişim bakımından büyük önem taşır ve olumlu benlik algısının gelişmesine yardımcı olur. (Ünlü (2004). Ayrıca sağlıklı flört ilişkisi; ana babadan ayrılma ve özerk olabilmelerine, kendilerini yetişkin olarak ifade edebilmelerine, yetişkinlik yolunda adım atabilmelerine (Gray ve Stenberg, 1999), eşit konumdaki kişiler arası ilişkilerde deneyim kazanmalarına (Collins, 2003), romantik ilişki sırasında rahatça iletişim kurabilmelerine ve bu konuda kendine güven duymalarına da yardımcı olur (Bouchey, 2007).

Genç, içinde yetiştiği aile yapısının ve kültürünün izin verdiği sınırlar içinde, zaman zaman da bu sınırları aşarak, gerçekleştirdiği flörtöz eylemlerle cinsiyet rollerini, yaşamı paylaşmayı, rekabeti, ortaklığı, sosyal becerileri, değerleri ve amaçları deneyimler (Horroks 1965).

Farklı kültürlerde ve farklı zamanlarda yaşanan flört ilişkilerinin ne kadar değişiklik gösterdiği en çok tartışılan konulardan biridir. Yapılan çalışmalar akran ilişkilerinde ve romantik ilişkilerde kültürel özelliklerin etkisini göstermektedir. Toplumsal çevreyi oluşturan insanların ve içinde yaşanan kültürün, cinsiyete ve cinselliğe ilişkin algı, inanç ve değerleri de genç üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu etkilerdeki çeşitlilik, flörtöz ilişkilerin ne şekilde ve hangi şiddette yaşanacağının belirleyicilerindendir. Aynı toplum ve kültürde de teknolojik değişikliklere bağlı olarak sürekli ve hızlı bir biçimde değişen toplumsal ve kültürel yapı ilişkilerin sergilenme biçimini değiştirebilmektedir. Bu değişim zaman zaman gencin kendini gerçekleştirmesine izin veren cesareti kazanmasına yardımcı olurken, zaman zaman fazla cesaret göstererek, riskli davranışlarını destekleyebilmektedir.

Konuyla ilgili yapılan araştırmalarda; Amerikan ve Çinli kolej öğrencilerinin çıkma ile ilgili tutum ve davranışları incelenmiş ve Amerikalı ergenlerin Çin’de yaşayanlara nazaran daha serbest oldukları, Amerika’da çıkma yaşı ortalama 14 iken Çin’de ortalama 18 yaş olduğu bulunmuştur (Tang & Zuo, 2000).

Amerika’da, gençlerin yarısından fazlasının 16 yaş civarında flört etmeye başladığı, birçoğunun 17 yaş civarında ilk cinsel deneyimini yaşadığı, %75‘inden fazlasının 19 yaşında aktif cinsel yaşamları olduğunu ortaya koymuştur.

Ülkemizde ergenlerin akran ve romantik ilişkilerinde aileler önemli etkilere sahiptir ve genellikle, öğren(ebil)diklerinde gençlerinin flört/çıkma davranışına tepki gösterirler. Ailelerin yarısından fazlasının gencin arkadaşlık ilişkilerine müdahale ettiği ve bu müdahalede erkeklere göre kızların ilişkilerine daha fazla karışıldığı ve bunun çoğunlukla anne tarafından yapıldığı çalışmaların ortaya koyduğu sonuçlardandır.(Çevik, 2008).
Flört ilişkilerinde kültürel farklılıklarla birlikte zamansal farklılıkları araştıran Diyarbekirli (2007)’ye göre; günümüz ergenlik dönemindeki kadınların flört ilişkisiyle, yetişkin kadınların ergenlik döneminde yaşamış oldukları flört ilişkilerinde flört ilişkisine başlama yaşı, süresi, sayılarına göre ergenlik dönemindeki kadınlarla, yetişkin kadınların ergenlik dönemlerindeki flört ilişkileri arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür.
Yetişkin kadınların ve ergenlik dönemindeki kadınların flört ettikleri kişiyle birlikte gerçekleştirdikleri etkinliklerde farklılıklar ortaya çıkmıştır. Flört edilen kişiye özgü fiziksel özelliklere, ergenlik dönemindeki kadınların yetişkin kadınlardan daha fazla önem verdikleri belirlenmiştir. Flört ilişkisinde yaşanan cinsel davranışların, ergenlik dönemindeki kadınların yaşadıkları ilişkilerde daha yoğun ve rahat yaşandığı bulunmuştur.

Birçok anne babanın korktuğunun tersine, erken romantik ilişkilerde ergenlerin çoğu bağlılığı ve hatta seksüel ihtiyacı karşılamak üzere eyleme geçmez (Messina’ya (2003). Bu dönem ilişkilerinde grup içinde rahatlık ve güven duygusunun yaşanması çabası önceliklidir. Oysaki ebeveynler genellikle, çocuklarının karşı cinsle yakınlaşmasını yetişkinlik dönemi ilişkilerine benzeterek kaygı yaşarlar. Bu dönemde gençler ilişkileriyle ilgili yaşadıkları duygusal sıkıntıları daha çok anneleriyle paylaştıkları için bunu taşımakta ve kontrol altında tutmakta güçsüzlük duygusu yaşayan anneler- kendilerinden farklı sebeplerle birçok bilginin saklandığı- babalara göre daha fazla kaygı yaşarlar. Yaşanacağını düşündükleri olası risklerden korumak adına gence ve ilişkilerine yönelik daha fazla izleyici ve kontrol edici davranışlar içinde bulunurlar.

Ebeveynlerin, gençlerinin kendilerine zarar vermelerini engellemek ve sorumluluk bilinci gelişmiş bir yetişkin olmalarını sağlayabilmek amacıyla uyguladıkları uygun olamayan kontrol yöntemleri zaman zaman ilişkinin daha fazla yıpranmasına ve gençlerin inatlaşarak kendilerine daha fazla zarar verici davranışlar içinde bulunmalarına sebep olabilmektedir. Bu zararlar akademik başarıda düşüşle başlayıp intihara kadar giden geniş bir skalada kendini gösterebilmektedir. Çünkü ergenlik dönemi insan hayatında en cesur dönemdir.

Normal koşullar altında yaşandığında yararlı olabileceği ispatlanan flört ilişkisi, özellikle aile ile yaşanacak bazı ilişkisel sıkıntılarla boyut değiştirerek oldukça riskli bir duruma da dönüşebilmektedir. Gençlerin, gerek bedenen gerek duygusal olarak hazır olmadığı, kendine ve diğerine zarar verebileceği, riskli davranışlarını kontrol altında tutabilmesinin temelinde, anne babanın gencine yansıttığı duygular ve bunlarla bağlantılı davranışları büyük önem taşır. Tabiî ki sadece anne babalarla bitmeyen toplumun da gençleri flört etmek dışında aktivitede bulunamayacağı, akademik başarı beklentisi içinde sadece ders çalışması gerektiği beklentileriyle, taşan enerjilerini deşarj edecekleri ortamlardan mahrum bırakarak, üretebilecekleri imkanların sunulmaması da riskli davranışlarının artışında etkilidir. Sadece flörtü yaşayan ve sadece flörtleri üzerinden bağlantı kurabilen, her türlü uyaranla sadece cinselliği ve öğretilmiş öğrenilmiş aşkları yaşamak dışında yatırım yapılmayan gençlerin en doğal duygularını kontrol dışı ve sınırsızca yaşamaları da ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.

Bu risklerden bir tanesi olan depresyonun gençlik döneminde özellikle romantik ilişkiyle bağlantısına yönelik araştırmalar yapılmıştır. Döneme özgü yaşanan depresif duygu durumlarla birlikte; flört ilişkisinde yaşanabilecek olan dışlanmışlık ya da tercih edilmemişlik duygularının da sebep olduğu depresif duygulanım, flörtün olmaması, flörtten ayrılması ya da flörtünün terk etmesiyle şiddetini arttırmaktadır.(Steinberg & Davila, 2008).

Erken dönemde, gerek bedenen gerek duygusal olarak hazır olunmadan tanışılan flört ilişkisi, gençlerin yeni denemeler konusunda daha cesur davranmalarına sebep olabilmektedir. Hazır olunmadan atılan cesur adımlar da incitici sonuçlara sebep olabilmektedir.

Aile içindeki farklı sebeplerden dolayı özellikle babasıyla ilişkilerinde uzaklık yaşayan gençler, flört ilişkilerinde sorumluluk almakla ilgili sıkıntı yaşamaktadırlar, (Erdoğan, 2004), ayrıca babasıyla, zaman zaman paylaşımlar yaşayabilseler bile, flörtüyle ilgili bilgi paylaşımına yönelik kapıların kapalı olduğunu hissettikleri ve bunu paylaşamadıkları durumlarda, gençlerin yaşadıkları ilişkide kendine güven duyguları daha düşük olmaktadır. Tam da burada daha otoriter davranmak/görünmek adına gençleriyle mesafeli olmayı deneyen ebeveynler ve özellikle babalar gençlerin yaşadıkları duygulara yabancı kalarak, akıl veren, öğüt veren, yargılayan, sorgulayan tutumlarla, disiplin uygulamaya çalışarak gencini kendinden daha da uzaklaştırmaktadır. Duygusal anlamda açılan bu mesafeyle gencini tanıyamamakta ve gencin karşılaşabileceği olası risklere karşı zamanında doğru tepkiyi verebilme şansını da kaçırabilmektedir. Bu durumda olan genç kendini yapayalnız hissederek yanında olduğunu düşündüğü yanlış kişilerden destek alabilme hatasını yapabilmektedir.

Özellikle kız ergenlerin ailesinin yansıttığı otoriter tutumu reddedilme gibi algıladıkları ve yaşadıkları reddedilmişlik duygusunun onları diğerlerinin desteğine daha fazla ihtiyaç duymalarına ve yine reddedileceği beklentilerinden kurtulmak için flört ilişkilerinde daha fazla çabaya girmelerine sebep olmaktadır. (Erözkan (2007). Reddedilme korkuları, tercih edilme ihtiyaçları ve yalnız kalma tedirginlikleri, istemedikleri/hazır olmadıkları adımları sırf flörtü istiyor diye, erken dönmede atmaları riskini beraberinde getirir.
Çocukluğunda anneden yeterince sıcaklık sevgi algılamayankızların yetişkinlik döneminde daha fazla flört ihtiyacında bulundukları ve flörtü başlatma eğiliminde oldukları da konuyla ilgili yapılan çalışmaları destekleyen bulgulardandır.
Aile yapısında tutarsızlık yaşanan, kötü muamele uygulanan gençler, karşılanmamış yakınlık ihtiyaçları ve reddedilmişlik hisleri nedeniyle flört ilişkisi kurmaya hızla itilmekte ve ailelerine duydukları bağlılık hislerini olgunlaşmamış şekilde akranlarına transfer etmektedirler. Olgunlaşmamış bu transferin sonunda birbirlerine yönelik şiddet içeren davranışlar uygulayabilmekte ve kendilerini flört ilişkilerinde şiddet yaşarken bulabilmektedirler. Şiddet uygulama ve tartışma nedenleri arasında kıskançlık en belli başlı nedendir.

Gencini tanıyan, çocukluk döneminden itibaren doğru sınır yöntemlerini kullanabilen, koşulsuz kabulün hissettirildiği, özellikle onları ilgilendiren kararlarda söz hakkı verilen, demokratik aile yapısının uygulanabildiği aile ortamlarında, gençler olası risklere karşı daha korunaklı durumda olacaklardır. Ebeveynleriyle sıkıntısını paylaşabilen, sorgulanmadan yargılanmadan, kıyaslanmadan, kaygı ve korkulardan bağımsız olarak hissedilen sevginin- güvenin aktarılabildiği ortamlarda yaşayan gençler de kendilerini severek ve kendilerine güvenerek, bağımlı ve sıkıntılı her türlü ilişkiden kendilerini koruyabileceklerdir.

Tüm yetişkinlerin her ortamda ve durumda eleştirme hakkını kendinde gördüğü gençlerin incitilmiş duygularının sağaltımı için ve döneme özgü diğer sıkıntıların üstesinden gelebilmeleri için akran ve flört ilişkileri ilaç kadar önemli destek kaynağıdır. Ailesinin koşulsuz kabulünü yaşayan, biriken enerjilerini deşarj edebilecekleri ve yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri imkanlar sunulan, koşulsuzca sevildiğini ve saygı duyulduğunu hisseden, zamanında ve doğru cinsel bilgileri öğrenen gençler, kendine ve diğerine zarar vermeden, hazır olunmayan adımları atmamayı başararak sağlıklı doyumlu ve onları geleceğe taşıyan akran ve flört ilişkilerini insanın doğasına uygun olarak yaşayabilecektir.

KAYNAKLAR
* Collins, W. A. (2003). More than myth: The developmental significiance of romantic relationships in adolescence. Journal of Research on Adolescence, 52, 25-42
*Demir, Ö. N., Baran, G. A. ve Ulusoy, D. (2005). Ergenlik Döneminde İlişkiler: Akran ve Romantik İlişkilere Genel Bakış. Türkiye’de Ergenlerin Arkadaş-Akran Grupları İleİlişkileri ve Sapmış Davranışlar: Ankara Örneklemi. Ankara.
*Diyarbekirli, H. (2007). Ergen ve yetişkin kadınların ergenlik dönemindeki flört ilişkilerinin karşılaştırılması. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
*Erözkan A. (2007). Üniversite öğrencilerinin reddedilme duyarlıkları ile sosyal kaygı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 17, 225-240.
*Eryılmaz, A. & Ercan, L. (2011). Beliren Yetişkinlikte Romantik Yakınlığı Başlatma Ve Algılanan Kontrol. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 31, Sayı 2 (2011) 359

*Gray, M., & Steinberg, L. (1999). Unpacking authoritative parenting: Reassesing a multiddimensional construct. Journal of Marriage on the Family, 61,574-587.*Hatipoğlu, S.(2010) Başkent Üniversitesi Öğrencilerinde Flört Şiddeti Prevalansı Anketi. Uzmanlık Tez. Ankara. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı*Krich,A. (2005), Aşkın Anatomisi (Derleme Kitap), Çeviren: Harmancı Mehmet; Derleyen: Say Yayınları, İstanbul.

*Öztürk E., (2013) Sosyo-Tarihsel Perspektif Süreci İçinde Aşk Sosyolojisi İnceleme Araştırma Eleştiri Cinius Yayınları. İstanbul.

*Şakiroğlu M., (2012). Seni Seviyorum Aşk. Ergenlik Büyümenin Değişimin Anlamı. Türkiye Aile Sağlığı Ve Planlaması Vakfı yay. İstanbul.

*Türkoğlu İ.E.,(2013) Üniversite Öğrencilerinin Flört Davranışlarına Göre Çocuklukta Algılanan Ebeveyn Kabul-Ret Ve Karşı Cinsle İlişkide Sosyal Yetkinlik İnancının İncelenmesi Yüksek Lisans Tezi. Adana.Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı.

*Tang, S. & Zuo J., (2000). Dating attitutes and behaviours of American chineese college students. The Social Science Journal, 37, 67-78.

*Ünlü, V. (2004). Karşı cinsle ilişkide sosyal yetkinlik beklentisi ölçeği. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ergen ve Aşk" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Nurhayat DİRİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Nurhayat DİRİK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Nurhayat DİRİK'in Makaleleri
► Ergen ve Aşk Dr.Melda ALANTAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,679 uzman makalesi arasında 'Ergen ve Aşk' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:52
Top