2007'den Bugüne 78,265 Tavsiye, 25,285 Uzman ve 17,533 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Okul Öncesi Dönemde Çocuklarda Cinsel Eğitim
MAKALE #17761 © Yazan Psk.Selen MORAY | Yayın Ocak 2017 | 1,530 Okuyucu
Çocuklarda en önemli şeylerden biridir merak... İçine doğdukları dünyaya dair her şey onlarda bir ilgi uyandırır. Bulundukları bu yer ile ilgili pek çok sorular sorarlar, sınırlarını, kendilerini, diğerlerini keşfetmek isterler. Anne-baba çoğu kez çocuğunun merakını gidermek için bitmek bilmeyen sorulara sabırla yanıtlar verir. Ancak konu cinsellik olduğunda çoğu ebeveynin geri adım attığı, kaçamak yanıtlara başvurdukları, yanlış/eksik bilgilendirme yaptıkları görülmektedir. Oysa ki, insan gelişiminin doğal ve kaçınılmaz bir parçası olan cinsellik göz ardı edilip, öğretilmesi ileriki zamanlara bırakılacak ya da üstün körü cevaplarla geçiştirilecek bir konu değildir.

Erken çocuklukta çocuğun yaşına ve gelişimine uygun bir cinsel eğitimin verilmesinin pek çok yararı vardır. Bunlardan belki de en önemlisi, çocuğun hem kendi hem de karşı cinsin bedenine saygı duymayı öğrenmesi ve bu sayede yetişkinlik hayatında sağlıklı ilişkiler kurabilmesidir. Cinsel eğitimi aşama aşama ve yaşına uygun olarak alan çocuk/kişi, sonraki yaşamında karşı cinsle kurduğu ilişkilerde dengeli olur.(Tuzcuoğlu, Tuzcuoğlu, 2004) Çocuk kendi bedenini öğrenerek, ona karşı sorumluluklarını bilecek ve bilgisi ölçüsünde kendine olan güveni de artacaktır. Ayrıca çocuğun anne-babasından uygun ve doğru bir cinsel eğitim alması, kontrol edilmesi gittikçe zorlaşmakta olan teknolojik aletler aracılığı ile ya da çevreden duyacağı cinsellikle ilgili yanlış bilgileri içselleştirmesi önünde koruyucu olacaktır. Ayrıca mahrem bölgelerin gizliliği ve özel olduğu ile ilgili çocuğa bilgi verilmesi, cinsel istismara karşı koruyucu önlemlerin başında gelmektedir.

Anne babanın cinsellik ile ilgili çocuğa yansıttığı tutum, çocuğun bu açıdan kafasının karıştığı durumlarda onlara başvurup başvurmayacağını belirler. Eğer anne-baba cinsellik konusunda katı bir tutum içinde ise ya da üstün körü bir cevap veriyor ise; çocuk bu konuya dair merak ettiklerini farklı bir yolla öğrenmeye çalışacak ve belki de bu yol onun gelişimi açısından sağlıksız olacaktır. Bu nedenle ebeveynler cinselliğe dair konularda çocuklarına demokratik bir tarzda yaklaşmalı, çocuğun yaşına uygun nitelikte cevaplar ile onlara yol gösterici olmaktan kaçınmamalıdır.

Çocuklarda cinsellikle ilgili sorular genellikle 3 yaş civarında, cinsiyetlere dair farklılıklar hakkında başlamaktadır. Çocuklar, kız ile erkekler arasındaki anatomik farklılıkları ayırt ettiği noktada soru sormaya başlarlar. Bu sorular karşısında çocuğu ayıplamak, "yaşın küçük büyüyünce öğrenirsin" şeklinde cevaplamak, susturmaya çalışmak yanlış ebeveyn tutumlarıdır. Bunun yerine, çocuğun yaşına uygun şekilde cevaplarla, çocuğun merakını gidermek, hem çocuğun ebeveyni ile olan iletişimini güçlendirecek hem de daha farklı ve yanlış yollar ile bu merakını gidermesinin önüne geçilmiş olacaktır.

Çocuğa cinselliğe dair yanlış, gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek doğru bir davranış değildir. Örneğin çocukların nereden geldiği sorusuna "leyleklerin getirdiği", "klinikten alındığı" gibi cevaplar verilmemelidir. Böyle bir durumda küçük çocuk her kızdığında kardeşinin alındığı yere bırakılmasını isteyebilir, aynı zamanda anne babayı her kızdırdığında alındığı yere bırakılacağından korku duyabilir.(Yılmaz, 2009, ed. Deniz) Çocukların nereden geldiği sorusunu soran bir çocuğa "Anne karnında özel ve güvenli bir bebek yuvası vardır, orada yaşar ve büyürler. Zamanı gelince de annenin içinden çıkarlar." şeklinde bir yanıt verilebilir.

Anne-babalar, çocuğunun sorularının cinsel ilişki ile ilgili olabileceğinden endişe duyarlar. Ancak okul öncesi dönemde çocuklar, buna dair sorular sormaktan uzaktır. Onlar daha çok bebeklerin nereden geldiğini, genital organların neden kız ve erkeklerde farklı olduğunu, bebeğin anne karnına nasıl girdiğini ve çıktığını merak eder ve öğrenmek isterler. Bunlar oldukça normal sorular olup, yanıtlamaktan kaçınılmaması gerekir.

Anne babaların bir başka çekincesi bu tarz sorulara yanıt verilmesi durumunda çocuğun merakının daha da kamçılanacağı ve bunları uygulamak isteyebileceğidir. Ancak asıl çocuğun merakının sorularına yanıt bulamadığı durumlarda daha çok kamçılanacağı ve yanıt alamadığı soruları davranışlarla dışa vurabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Örneğin bu konularla ilgili bilgilendirilmemiş bir erkek çocuğu evlerine misafirliğe gelen bir kız çocuğunun eteğini kaldırıp bakmaya çalışabilir, kafasındaki soruya bu şekilde yanıt bulmaya çalışabilir. Bu noktada uygun tepki şu şekilde olabilir: Ebeveyn, “Kız çocukların neden senden değişik olduklarını merak ediyorsun. Sorsan ben sana anlatırdım” dedikten sonra açıklamasını yapar, sonra da kesin bir dille herkesin bedeninin kendine özel olduğunu anlatır. Başka soruları olursa sorarak da öğrenebileceğini söyler. Merakı giderilen ve gereksiz yere suçlanmayan çocuk da sonraki sorularını ana babasına yöneltmekten çekinmez.(Yörükoğlu, 1984)

Çocuk hazır olmadığı bir soruyu sormaz. Sorduğu sorular tek tek ve aralıklı bir şekildedir. (Bulut, 1998) Ebeveyn nasıl yanıtlaması gerektiğini bilmediği bir soruya hemen yanıt vermek zorunda değildir. "Bunu bende tam olarak bilmiyorum ama senin için araştırıp öğrenirim." şeklinde bir yanıt, çocuğun yönelttiği sorulara değer verildiğini hissetmesini sağlayarak güven duygusu pekiştirmesine, sorularını anne/babasına sormaktan çekinmemesine, sorduğu soruyu ebeveyninden öğrenene kadar sabretmesine yarar sağlar. Ancak ebeveyn verdiği sözü unutmamalı ve en yakın zamanda çocuğun sorusunu yanıtlamalıdır.

Ebeveynlerin vereceği yanıtlar ayrıntıya girmeden, çocuğun gereksindiği bilgiyi kapsayacak şekilde olmalıdır. Örneğin neden bir penise sahip olmadığını soran bir kız çocuğuna "Kızlar ve erkekler ayrı yaratılmışlardır. Kızların vajinası ve erkeklerin penisi vardır." şeklinde bir yanıt yeterli olacaktır.

Ebeveynlerin endişe ettiği bir diğer konu ise çocukta mastürbasyondur. Bu korkulacak bir durum değildir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, çocuğun mastürbasyon yaptığı yere ve sıklığına dikkat edilmesidir. Çocuk çok çeşitli nedenlerden dolayı bu eylemi yapabilir. Bu eylem daha çok çocuğun kendini keşfetmek istemesi, merak etmesi, duygusal açıdan zevk almaya çalışması gibi amaçlara hizmet etmektedir. Araştırmalara göre dokunsal ve duygusal açıdan ihmal edilen çocuklar arasında daha yaygın olarak görülmektedir. Bu davranış karşısında azarlama, ceza verme, ayıplama gibi tutumlar pedagojik açıdan son derece yanlıştır. Bu tutumlar çocuğun suçluluk duymasına neden olarak ruhsallığında çatışma yaratacaktır. Çocuğun mastürbasyon yapması durumunda, anne babanın farklı bir etkinlikle çocuğun dikkatini dağıtarak başka yöne çekmesi uygundur. Bu şekilde çocuğun davranışının bir müddet sonra sönmesi beklenir. Ancak eğer bu davranış sıklıkla devam ediyor ve aleni yerlerde yapılıyorsa anne babanın tutumlarının değişimi, çocuğun ruhsallığında onu rahatsız eden şeyin ne olduğunun keşfedilmeye çalışılması(anne-baba boşanması, kardeş kıskançlığı, uzun sürelerle yalnız bırakılma, vs..)ve buna dair çözümlerin üretilmesi gerekebilir. Gerektiğinde bir uzmandan destek alınmasından çekinilmemelidir.

Psk. Selen MORAY

KAYNAKÇA
• Yılmaz, M., T. (2009) "Cinsel Gelişim". Erken Çocukluk Döneminde Gelişim. ed. Deniz, M. Ankara: Maya Akademi

• Tuzcuoğlu, N; Tuzcuoğlu, S. (2004). Çocuğun Cinsel Eğitimi – Anne, Ben Nasıl Doğdum?. İstanbul: Morpa, Kültür Yayınları, 2. Baskı.

• Yörükoğlu A. (1984). Değişen Toplumda Aile ve Çocuk. Ankara:Aydın Kitabevi.

• Bulut A. (1998). Çocuklukta Cinsel Eğitim. Türk Aile Hekimliği Dergisi 2(2): 53-57
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Okul Öncesi Dönemde Çocuklarda Cinsel Eğitim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Selen MORAY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Selen MORAY'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Selen MORAY Fotoğraf
Psk.Selen MORAY
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Selen MORAY'ın Yazıları
► Okul Öncesi Dönemde Din Eğitimi Uzm.Psk.Dnş.Cenk AĞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,533 uzman makalesi arasında 'Okul Öncesi Dönemde Çocuklarda Cinsel Eğitim' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Klinik Depresyon Nedir? Mayıs 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:34
Top