2007'den Bugüne 76,794 Tavsiye, 24,970 Uzman ve 17,173 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaygın Kaygı Bozuklukları ve Tedavisi
MAKALE #17859 © Yazan Uzm.Psk.Melis TUNCAY NEÇARE | Yayın Ocak 2017 | 995 Okuyucu
YAYGIN ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU

Halk arasında aşırı kuruntu ve evham hastalığı olarak ta bilinir. Genellikle kişi ya olursa.. tarzı düşünerek olumsuz sonuçların olasılığını olduğundan daha yüksek görür ve bunun sonucunda devamlı bir endişe hali yaşar. Kaygı, herhangi bir tehdit unsuru karşısında doğal olarak hissedilen ve kişinin kendini korumasında olması gereken olağan bir duygu durumu olsa da, bu kaygı oldukça yoğun ve aşırı olarak yaşandığında kişinin işlevselliğini bozar.
Yaygın Anksiyete (kaygı) bozukluğunu yaşamın çeşitli alanlarında (Örneğin; Finansal meseleler, mesleki performans, aile/arkadaşlık ilişkileri, günlük hayatla ilgili konular) duyulan endişeye bağlı olarak ortaya çıkan ısrarcı kaygı ve gerginlik belirtileri ve buna fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği bir hastalık olarak tanımlayabiliriz.

Psikiyatristler ve Psikologların Tanı kitabı olan DSM-5 ‘te “Yaygın Kaygı Bozukluğu” söyle tanımlanır :

A. En az 6 ay süreyle hemen her gün ortaya çıkan, birçok olay ve etkinlik hakkında aşırı kaygı ve endişe (evhamlı beklenti ) duyma
B. Kişi, endişesini kontrol etmeyi zor bulur
C. Anksiyete ve endişe aşağıdaki semptomdan üçüne ( ya da daha fazlasına) eşlik eder ( son 6 ay boyunca hemen her zaman en azından bazı semptomlar bulunur):
• Huzursuzluk, aşırı heyecan duyma ya da endişe
• Kolay yorulma
• Düşünceleri yoğunlaştırmada zorluk ya da zihnin durmuş gibi olması
• İrritabilite
• Kas gerginliği
• Uyku bozukluğu
D. Anksiyete, endişe ve fiziksel yakınmalar klinik açıdan belirgin bir strese ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur.
E. Bu bozukluk bir maddenin (uyuşturucu, ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. Hipertiroidizm) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
F. Anksiyete ve endişe bir başka mental bozukluk ile açıklanamaz.

Kişiler endişeyi daha sık, aşırı ve kontrol edilemez şekilde yaşasalar da; endişelendikleri konular aslında diğer insanlarınkilerden farklı değildir. Kişilerde devamlı olarak yoğun bir endişe ve evham söz konusudur. Günlük hayatın içinde hepimizin karşılaşabileceği ufak tefek olumsuzlukları dahi kafalarına takma ve bunları abartma eğilimindedirler. Örneğin, kişi eşinin veya çocuğunun her evden çıkışında bir trafik kazası geçireceğini düşünür ve evhamlanır ya da her mesai saati sonunda işten çıkarılacağını düşünerek gereksiz bir endişeye kapılır. Bu tür olumsuz düşünceler kişinin iş ve özel hayatını olumsuz etkileyerek işlevselliğini bozar. Örneğin, üzüntünüzü ve kaygınızı kontrol etmekte güçlük yaşadığınızda, işyerindeki performansınızda, ilişkilerinizde veya günlük hayatınızı sürdürmede ciddi problemler yaşarsınız. Sürekli kaygı ve endişe hali, huzursuzluk, kolay yorulma, konsantre olamama, gerginlik, uykuya dalamama gibi şikayetleri de beraberinde getirir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu olan kişiler sahip oldukları endişe sayesinde felaketleri önlediklerini veya kendilerini gelecekte olabilecek bir felakete hazırladıklarını düşünürler ama bu durum kaygının daha da artmasına sebep olmaktadır. Çünkü; endişe etmek bir kaçınma davranışıdır ve gerçek bir olay sırasında kişinin durumla etkili olarak başa çıkmasına engel olur. Kaygı yaratan şeylerden kaçınma başlar. Örneğin uçağa binmekten korkuyorsanız, uçakla seyahat edemezsiniz. Çocuğunuzun başına bir şey geleceğinden korkuyorsanız, onu dışarı çıkaramazsınız. Sonuç olarak hayatınız ve işlevselliğiniz ciddi boyutta engellenir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu genellikle erken gençlik döneminde başlar ve tedavi edilmezse kronikleşebilen bir hastalıktır. Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık görülmektedir. Araştırmalara göre tanı koyulanların %75’inde eşlik eden bir başka anksiyete hastalığı ve depresyon olduğu bildirilmiştir. Hastalığın nedeni henüz tam olarak netleşmese de, sebep olarak bir çok faktörün rol oynayabileceğini söyleyebiliriz. Beynimizdeki kimyasal ve hormonal denge, stres yaşadığımızda veya yaşanan bir travma sonrası değişebilmektedir. Dolayısıyla kaygı bozukluğuna sebep olabilmektedir. Araştırmalar kaygı bozukluğunun genetik olup aileden de geçebileceğini, bununla beraber kişinin çocukluk dönemindeki aile tutumunun bu hastalığın gelişmesinde önemli roller oynadığını göstermektedir.

ANKSİYETE BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ

Öncelikle kişinin fizyolojik belirtilerinin psikiyatrik olmayan başka tıbbi bir durumdan kaynaklanmadığı kesinleşmelidir. Hipertiroidizm veya diğer endokrin kaynaklı rahatsızlıklar, kalsiyum eksikliği, düşük kan şekeri, bazı kalp rahatsızlıkları ve kullanılan ilaçların yan etkileri bir uzman tarafından kapsamlı olarak değerlendirilmelidir. Bu tıbbi rahatsızlıklar ekarte edildikten sonra yaygın anksiyete bozukluğundan söz edilebilir.

Yaygın Anksiyete bozukluğunun tedavisinde ilaçlı tedavi, psikoterapi veya her ikisi kullanılabilir. Araştırmalar ilaç ve psikoterapi birlikte kullanıldığında daha etkili sonuçlar alındığını göstermektedir.

En etkili psikoterapi tekniği olarak bilişsel davranışçı terapi kullanılmakta olup, aynı zamanda diyalektik davranışçı terapi ve gevşeme teknikleri gibi psikoterapi yöntemleri de kullanılmaktadır. Bilişsel davranışçı terapide hastaların terapist ile işbirliği yaparak kendilerini daha iyi fark etmeleri sağlanır. Karşılıklı hedefler belirlenir ve buna uygun alıştırmalar yapılır. Hastaya kaygı ile etkili bir şekilde mücadele etmesini sağlayacak bireysel karşı koyma teknikleri öğretilir. Psikoterapideki hedef, hastanın kaygılarını iyi tanıması ve onları kendi kendine kontrol edebilmesi olmalıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaygın Kaygı Bozuklukları ve Tedavisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Melis TUNCAY NEÇARE'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Melis TUNCAY NEÇARE'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Melis TUNCAY NEÇARE'nin Makaleleri
► Yaygın Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Uzm.Psk.Gonca RASLAYAN
► Yaygın Kaygı Bozukluğu (Kuruntular) Uzm.Psk.Romina KUYUMCUOĞLU
► Yaygın Anksiyete/ Kaygı Bozukluğu Psk.Yasemin MERİÇ
► Kaygı Bozuklukları Uzm.Psk.Aslıhan DEĞERLİ
► Kaygı Bozuklukları Psk.Başak SOYSAL
► Kaygı Bozuklukları Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
► Çocuklarda Kaygı Bozuklukları Psk.Sinem ERUSTA DÜNDAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,173 uzman makalesi arasında 'Yaygın Kaygı Bozuklukları ve Tedavisi' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:17
Top