TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!




         
Hiperaktivite ve Omega-3 Yağ Asitleri
MAKALE #17959 © Yazan Dyt.Nursena AKKAYA | Yayın Şubat 2017 | 241 Okuyucu
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) 20.yüzyılın başında tanımlanmış olan ilk çocuk psikiyatrisi bozukluğudur. İlk kez 1845 yılında Dr. Henrich Hoffman isimli bir hekim tarafından tanımlanmış olmasına rağmen yine bir hekim olan Sir George F. Stil 1902’de yeniden bu bozukluğu vurgulayana dek hak ettiği ilgiyi görememiştir.Ancak bu tarihten sonra bu bozukluğun özelliklerini,nedenlerini,seyrini,tedavilerini araştıran çalışmalar hız kazanmıştır.

DEHB dikkat eksikliği , aşırı hareketlilik , davranışı engelleme eşiğinin düşük olması , dikkati gereken yere , gereken biçimde ve sürede yönlendirememe , arkadaş ilişkilerinde ve topluma uyumda güçlük çekme ve okul başarısızlığı gibi davranışsal özellikleri içerir.DEHB , DSM-IV ' de (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders,Fourth Edition) belirtilerin çeşidi ve sayısına göre üç alt tipe ayrılır; dikkat eksikliği önde gelen tip , hareketlilik-dürtüselliğin önde geldiği tip ve bileşik tip.Dikkat eksikliğinin önde geldiği tip genel olarak , bir konuya yoğunlaşmada güçlük , verilen görevleri tamamlayamama ,sınırlı dikkat süresi ve dikkat dağınıklığını içerir. Hareket ve dürtüselliğin önde geldiği tip ise, yaşına ve girişimsel özelliklerine uygun olmayan bir hareketliliği sonucu olduğu düşünülen , bireyin dürtülerini kontrol etmede yaşadığı güçlükleri içerir. Birleşik tip ise her iki belirti kümesinin bir arada gözlemlendiği DEHB alt tipidir(5).

DEHB DA BEYİN YAPISI VE İŞLEVLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

DEHB olan çocuklarda, normallerden farklı beyin yapılarının anlaşılması için; beyin yapısı ile işlevleri arasındaki ilişki, nöropsikolojik testlerle incelenmiştir. Genel olarak, beynin bölgesel daha küçük hacim bulgularında, DEHB semptomlarının şiddetinin arttığı gösterilmiştir.Örneğin; daha küçük toplam serebral hacim daha ciddi dikkat problemleriyle ilişkilendirilmiştir (6). DEHB de bir görevi tamamlama performansının; prefrontal korteks, kaudat ve globus pallidus hacimleri ile pozitif ilişkisinin olduğu gösterilmiştir(7).
Görüntüleme çalışmalarında dikkati çeken nokta; DEHB olan çocuklarda, boyutu küçük olarak belirtilen beyin bölgelerinin çoğunun, dikkati düzenleyen alanlar olmasıdır. Örneğin; sağ prefrontal korteks bir davranışın hazırlanmasında, ilgisiz uyaranların süzgeçten geçirilmesinde rol oynar. Kaudat çekirdek ve globus pallidusun, kortekste oluşturulan daha dikkatli tasarımlara otomatik tepkiler oluşturulmasında ve korteksin çeşitli bölgeleri arasında nörolojik girdilerin düzenlenmesinde rol aldığı ileri sürülmektedir(7)
Beyin görüntüleme çalışmaları, aynı zamanda DEHB’nun patofizyolojisinde, serebellum ve korpus kallozumunda rol aldığını göstermektedir. Serebellum, muhtemelen pons ve talamusuda içeren serebellar kortikal yolaklar üzerinden önemli ölçüde kognitif işlevlere katılmaktadır. Korpus kallozum iki serebral hemisferin aynı tip bölümleriyle bağlantı kurmaktadır. Korpus kallozumun büyüklüğü ile kortikal nöronların sayı ve hacminde azalma yönündeki değişiklikler, iki hemisfer arasındaki iletişimi de azaltarak, DEHB’nun kognitif ve davranışsal semptomlarının belirmesine katkıda bulunduğu öne sürülmektedir (8).

DEHB NUN NÖROBİYOLOJİSİ
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun nörobiyolojisi, tam olarak anlaşılamamasına rağmen, bu bozukluğun ana semptomlarının nedeninde genel olarak, dopaminerjik ve noradrenerjik sistemlerdeki dengesizlik gösterilmektedir.Bu hipotez, dört temel araştırma alanı tarafından desteklenmiştir.Bu araştırma alanlarını; DEHB belirtilerini tedavi etmede etkili ilaçların farmakolojisi, moleküler genetik, DEHB olgularıyla yapılan beyin görüntüleme araştırmaları ve DEHB’nun hayvan modeli çalışmaları oluşturmaktadır(8). Dopamin (DA) ve dopaminden sentezlenen noradrenalinin (NA), dikkat, konsantrasyon ve bunlarla ilgili motivasyon, uyanıklık gibi diğer bilişsel işlevlerdeki önemi bilinmektedir(9). DEHB’ nda kullanılan en etkin ajan olan psikostimulanlar, dopamin taşıyıcısını (DAT) inhibe ederek dopaminin hücre dışı konsantrasyonunu arttırır. Bu nedenle, beyinde yetersiz dopamin işlevine bağlı olarak DEHB’nun oluştuğu öne sürülmüştür Yine DEHB olan bireylerin, beyindeki dopamin ve noradrenalin düzeylerini arttıran santral sinir sistemi uyarıcılarına (metilfenidat, d-amfetamin, pemolin) ve antidepresanlara verdiği olumlu yanıt katekolamin metabolizmasındaki bozukluğu destekler gibi görünmektedir. Uyarıcılar katekolamin salınımını arttırır ve geri alınmasını azaltır. Trisiklik antidepresan ilaçlar ve monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri de hiperaktiviteyi azaltır. Bu şekilde DEHB’nun belirtilerinde iyileşme sağlarlar(12).

DEHB NUN GENETİK TEMELİ

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu bir çok genin, birbirleri ve çevre ile etkileşimi sonucu oluştuğu varsayılan karmaşık bir bozukluktur. DEHB patofizyolojisi ile ilgili olarak yapılan moleküler genetik çalışmalar; bozuklukla ilişkili genlerin işlevsel sonuçlarının anlaşılması ve ilgili yeni genlerin keşfedilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmalar D2, D3, D4 ve D5 reseptörleri ve dopamin taşıyıcıları (DAT) gibi dopamin sistemi ile ilişkili, bazı aday genler gösterilmiştir. Bunlardan en fazla üzerinde durulan ve olumlu bulguların elde edildiği genler D4 ve DAT1 genleridir(10). DEHB tanılı olguların yakın akrabalarında, DEHB görülme riski % 10-35 arasında değişmekte, kardeşlerde görülme sıklığı % 32 civarındadır. Anne babasında DEHB olan çocuklarda ise, bu sıklık % 57’lere çıkmaktadır(11).

DOYMAMIŞ YAĞ ASİTLERİ

Doğada 40’ı aşkın yağ asidinin mevcut olduğu bilinmektedir. Yağ asitlerinin fiziksel, kimyasal ve besleme özellikleri molekülündeki karbon atomu sayısı, karbon atomları arasında çift bağ sayısı ve karbon atomlarının pozisyonu ile belirlenmektedir. Doymamış yağ asitleri bulundurdukları doymamış bağ sayısına göre sınıflandırılmaktadır. Bir adet çift bağ bulunduran yağ asitlerine tekli (monoen) doymamış yağ asitleri (MUFA) denilmektedir. Bu yağ asitlerinden doğada en yaygın olarak bulunanları palmitoleik asit (C16:1) ve oleik (C18:1) asitlerdir. Palmitoleik yağ asidi özellikle balina olmak üzere balıklarda, tereyağında, mısırözü ve ayçiçeği yağı gibi bitkisel yağlarda bulunurken, oleik asit özellikle zeytinyağı, fındık, ceviz gibi besinlerde bulunmaktadır (12). İki veya daha fazla çift bağ bulunduran düz zincir yapısındaki yağ asitlerine de çoklu (polien) doymamış yağ asitleri (PUFA) denilmektedir. İki veya daha fazla çift bağ bulunduran düz zincir yapısındaki yağ asitlerine de çoklu (polien) doymamış yağ asitleri (PUFA) denilmektedir.. Bunların çoğu 18 karbonludur ve bitkisel kaynaklıdır. Buna karşın, özellikle balina ve derin soğuk su balıklarının yağ dokusunda 20-24 karbon atomu taşıyan daha uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. On sekiz karbon atomu taşıyan PUFA’lar daha fazla karbon taşıyanlar ile karşılaştırıldığında kaynakları ve sağlık etkileri açısından farklılıklar görüldüğünden PUFA’lar içinde yeni bir sınıflama gerekli olmuş ve çok uzun zincirli doymamış yağ asidi (LC-PUFA) alt grubu ortaya çıkmıştır (13).
Doymamış yağ asitlerinden olan ve vitamin F adı da verilen linoleik(18:2Ω6), α-linolenik asit (18:3Ω3) ve araşidonik asit esansiyel yag asitleri (EFA) olarak bilinir (14).
İnsanda ve diğer memelilerde özellikle oleik aside kadar gerçekleşen desatürasyon reaksiyonu (çift bağ eklenmesi) oleik asitten sonra (Δ12) gerçekleşmediği için linoleik asit ve α-linolenik yağ asitlerin oleik asitten dönüşümleri sağlanamamakta ve dolayısıyla dışarıdan besinlerle alınma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Ancak, dışarıdan alınan linoleik asit ve α-linolenik yağ asidinden Δ6, Δ5, Δ4 desatüraz enzimi aktivitesi sınırlı olduğundan, karbon ekleme reaksiyonu ile daha uzun zincirli yağ asitleri kısmen oluşabilir. Bazı bitkilerde ve deniz yosunlarında tüm bu karbon ekleme reaksiyonları tam olarak çalışmaktadır (14).

OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ
Yağ asidi molekülünün metil grubundan başlayarak ilk çift bağın yeri omega veya “n” şeklinde gösterilmektedir. Doymamış yağ asitleri n-3, n-6 ve n-9 olarak 3 grupta incelenmektedir. PUFA içinde beslenmede önemli iki ana grup vardır: Omega-3 (ω-3) yağ asitleri, Omega-6 (ω-6) yağ asitleri. Bitkilerin aksine hayvanlar ve insanlar omega 1'in metil grubu ile omega 7 karbon atomu arasına çift bağ oluşturamadıklarından, omega-3 ve omega-6 grubu içeren doymamış yağ asitlerini sentezleyemezler. Bu nedenle linoleik ve linolenik asitler esansiyel ve bunlardan da hayvan organizması mitokondrilerinde uzun zincirli ve çoğunlukla doymamış yağ asitleri sentezlenmektedir (15). Omega-3 yağ asitlerinin kaynağını alfa-linolenik asit oluşturur. İlk çift bağı, metil grubuna en yakın 3. karbondadır. Bu nedenle omega-3 adı verilir. Alfa-linolenik asit ayrıca EPA ve DHA'in sentezlenmesinde görev alır(16)
Omega-3 yağ asitlerine olan ilgi 30 yıl önce başlamış ve beslenme ve hastalıkların önlenmesinde yüksek doymamış yağ asidi hakkında Barselona' da 1996 yılında düzenlenen uluslar arası konferansla birlikte sonuca ulaşmıştır.Günümüzde de konu hakkında literatürde yer alan binlerce bilimsel çalışmayla etkinliği kanıtlanmıştır (17) . Omega-3 yağ asitlerinin insan beslenmesi için oldukça önemli olduğu kuşkusuzdur ve başta beyin,retina ve spermler olmak üzere vücuttaki tüm doku ve organlarda bulunan hücrelerin membran fosfolipidlerinin önemli yapısal bileşenleridir (18).Bu dokuların düzgün işlemesi için membran akıcılığı gereklidir. Genel olarak beyin gelişimi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, koroner kalp hastalıklarının önlenmesi gibi fonksiyonları bulunmaktadır. Yetersizliklerinde insanlarda ciltte kuruma gibi bazı deri hastalıkları, astım, artritis, büyümede gerileme, seker ve kanserin bazı türlerinin yanında öğrenme eksikliği de görülmektedir (19). Ayrıca diyete n-3 yağ asidi katılmasının kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, bağışıklık, alerji ve sinirsel bozuklukları önlediğine yönelik çalışmalarda bulunmaktadır. Bunlara ilaveten omega-3 yağ asitlerinin prostaglandinlerin sentezinde görev almaları ve beyin ile retinanın normal gelişmesi için gerekli olmalarının yanı sıra kardiyovasküler bozukluklar ile ilişkili hastalıkların insidansını da azalttığı , vücuttaki bağışıklık fonksiyonlarının kaybını geciktirici rol oynadığı da rapor edilmiştir (19).
Endüstriyel gelişimle paralel son 100-150 yıldır sosyoekonomik değişikliklerin bir sonucu olarak beslenme rejimindeki değişiklikler yağ asit tüketiminde de değişime neden olmuş ve omega-6 yağ asitleri tüketimi artarken omega-3 yağ asitleri tüketimi azalmıştır. Bu omega-6/omega-3 oranında bir dengesizliğe neden olmuş ve geçmiş dönemlerdeki 1:1 oranından hayli uzaklaşmıştır. Şu anda batı ülkeleri diyetleri tavsiye edilenin önemli derecede üzerinde yağ formundaki kaloriye sahiptir. Özellikle yüksek miktarda doymuş yağlar, omega-6 yağ asitlerince zengin ve omega-3 yağ asitlerince fakir olan diyetler 20-30:1omega 6/omega-3 oranlarına neden olmaktadır. Diğer yandan 1940 ve 1950 ler den beri endüstriyel gıda üretimindeki artış ve hayvansal yemlerin besin kompozisyonundaki değişimin bir sonucu olarak et,balık,tavuk gibi besinler omega-3 miktarlarının bir kısmını kaybetmiştir.Yapılan araştırmalar sağlığa zararlı etkisinin omega-3 eksikliğinden çok omega-3/omega-6 oranındaki dengesizliğin neden olduğunu göstermektedir(20).


DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU PATOFİZYOLOJİSİ İLE OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ EKSİKLİĞİ
Çeşitli çalışmalarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtilerinin , esansiyel yağ asidi eksikliği belirtilerine benzediği bildirilmiştir (21). Burgess ve ark.(2000) , Mitchell ve ark. (1987) ve Richardson ve ark.(2000) yaptıkları çalışmalarda DEHB olan çocuklarda, plazma dihommogamma-linoleik asit,araşidonik asit ve docosahexaenoic asid düzeyleri daha düşük bulunmuştur (22).Young ve ark. (2004) yaptıkları çalışmalarda ise erişkin DEHB olan olguların serumlarında toplam doymuş, toplam doymamış, toplam omega-3, omega-6,DHA düzeyleri düşük; toplam tekli doymamış yağ asitleri ve docosapentaenoik asit düzeyleri ise yüksek olarak tespit edilmiştir (23).Bu nedenle EFA eksikliğinin DEHB patofizyolojisi için bir risk faktörü olabileceği belirtilmektedir.Birçok çalışma DEHB li çocuklarda yağ asidi metabolizması üzerine yoğunlaşmıştır.Diğer bir neden sosyoekonomik durumdaki değişikliklere paralel olarak omega-3 tüketiminin azalması , omega-6 tüketiminin artması ve buna bağlı hastalık prevalansında artıştan dolayı , DEHB patofizyolojisinde de omega-3 eksikliğinin üzerinde durulmuştur(24).
EPA ve DHA üzerinde en iyi çalışılmış ve buna bağlı olarak en çok takviye edilen yağ asitleridir.Özellikle DHA prenatal dönemde kullanılan bir çok vitaminlere ve infant formüllerine eklenmiştir(25).Anne sütü doğal olarak LC-PUFA ları içerir.Anne sütü alan çocuklar ile LC-PUFA eklenmiş formülleri tüketen çocuklar karşılaştırıldığında ; anne sütü alan çocukların bilişsel performanslarının daha iyi olduğu tespit edilmiştir(36).Ayrıca , son araştırmalar kordon kanındaki DHA düzeyleri ile DEHB arasında ters korelasyon olduğunu göstermiştir(27).
Linoleik asit ve alfa-linolenik asit serebral korteksin önemli iki ana bileşenleridir (27).Vücutta özellikle alfa-linolenik asit eksikliği membran fosfolipid yas asit bileşimini önemli ölçüde etkilemektedir.Lipid bileşimindeki bu değişiklik geri dönüşümsüz olarak membran yapısı ve akışkanlığı, enzim sistemi membran elektro fizyolojisi gibi birçok fonksiyonel değişikliklere neden olabilir.Bu değişikliklere periferdeki nörotransmitter ve hormonları bağlayıcı reseptörlerde dahildir .Yapılan rat çalışmalarında, uzun süreli elzem yağ asidi eksikliğinin frontal kortekste veziküler dopamin ve dopaminin D2 reseptörüne, seratoninin ise 5-HT2 reseptörüne bağlanmasının azaldığı tespit edilmiştir(28). Dopamin (DA) ve dopaminden sentezlenen noradrenalinin (NA), dikkat, konsantrasyon ve bunlarla ilgili motivasyon, uyanıklık gibi diğer bilişsel işlevlerdeki önemi bilinmektedir. Dopaminerjik sistemdeki bu tükenme öğrenme yeteneğinde azalma ve anormal davranış değişikliklerine neden olur.Böylece dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna neden olur. Ayrıca EFA eksikliği ve metabolizmasındaki anormallikler DEHB dışında birçok psikiyatrik hastalıklarda mevcuttur ve birçoğunun patofizyolojisinden sorumlu tutulmaktadır.
Stevens ve ark.(1987) tarafında Hindistan da 6-12 yaş arası erkek çocukları üzerinde yapılan kesitsel bir çalışmada DEHB olan çocuklarda plazma AA,EPA VE DHA seviyeleri anlamlı ölçüde düşük bulunmuştur(29).Bir başka bulguda da EFA eksikliği DEHB çocuklarda daha büyük bir frekans sergilemiştir. Yehuda ve ark.(1993) ratlar üzerinde ve Reisbick ve ark.(1994) maymunlar üzerinde yaptıkları çalışmalarda EFA düzeyleri ile anormal davranış değişiklikleri hakkında benzer sonuçlar elde edilmiştir(30,31).Yine Colter ve ark.(2008) yılında yaptığı çalışmada DEHB çocukların kontrol grubuna göre plazma kırmızı kan hücrelerinde EFA düzeylerinin düşük olduğunu tespit etmiştir.Hawkey-Nigg in yaptıkları meta-analiz çalışması incelendiğinde DEHB olan ve olmayan çocukların kan lipid profillerinin incelendiği bir çalışmada ; DEHB si olan çocuklarda kan omega-3 yağ asitleri daha düşük bulunmuştur(38).Tüm bu ve benzeri raporlar EFA eksikliğinin DEHB patofizyolojisinde önemli bir rol oynadığı hipotezini doğrulamış ve EFA takviyesinin tedavide etkin olabileceği sonucunu beraberinde getirmiştir.
Oxford-Durham çalışması DEHB olan 117 çocukta plasebo ile omega-3 ve omega-6 ile beslenme desteğinin etkisi karşılaştırrılmış3 aylık bir çalışmada plasebo kontrol grubunda bir değişiklik gözlenmezken omega-3 ve omega-6 yağ asiti alan çocukların DEHB belirtilerinin azaldığı gözlemlenmiştir (32).Bloch ve Qawasmi (2011) nın DEHB li çocuklarda omega-3 yağ asidi takviyesi müdahale çalışmaları incelenmiş ve bireyler üzerinde standart etki büyüklüğü ile bir yarar sağladığı sonucuna varılmıştır(33).Gillies,Sinn,Lad,Leach and Ross(2012) yaptıkları omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin herhangi bir kombinasyonu kullanılarak yapılan , küçük örneklem büyüklüğüne sahip çalışmaların sonuçları toplanmıştır.Plasebo ile karşılaştırıldığında omega-3/6 takviyesi alan grupta iyileşme olasılığının daha yüksek olduğu kaydedilmiştir(34).Sanuga-Barke ve ark. (2013) yaptıkları 11 müdahale çalışmaları incelenmiştir ve en yakın değerlendirme seçilmiştir.DEHB li vaka gruplarında omega-3 orta düzeyde iyileştirici etkisi olduğu sonucuna varılmıştır(35).6-18 yaş aralığında yaklaşık 14.5 hafta verilen 616 mg omega-3 yağ asidin verildiği müdahale çalışmaları incelendiğinde ; DEHB belirtileri üzerinde küçük ama istatistiksel olarak anlamlı bir azalma saptanmıştır(36).
SONUÇ
Oldukça sık görülen bir bozukluk olmasına rağmen DEHB etiyolojisi hala net olarak bilinmemektedir ve bu durum küratif tedavi seçeneklerinin geliştirilmesinde oldukça önemli bir engeldir. DEHB tüm toplumun sağlığını ve ülke ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilen önemli bir ruh sağlığı problemidir. Tedavi olmayan DEHB’li bireylerde, sonradan ortaya çıkan bozukluklar göz önüne alındığında, bozukluğun küratif tedavisinin yapılmasının önemi daha çok ortaya çıkmaktadır(37).Yapılan çalışmalar incelendiğinde genel olarak; DEHB çocuklarda omega-3 yağ asitleri eksik bulunmuş,omega-3 takviyesinin hastalığın tedavisi üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Omega-3 yağ asidi takviyesi , eksiklik olan DEHB bireylerde geleneksel farmakolojik müdahaleleri güçlendirmek için kullanılabilir.

KAYNAKLAR
1- Doğruyol H,(2006).Gıdalardaki katkı maddeleri ve zararları;Çocukluk Hiperaktivitesi,Güncel Pediatri 42: s 8
2-Perçinel İ,Yazıcı KU,(2015).Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu patofizyolojisinde demir eksikliği,Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 7(1): ss 41-55
3-Polanczyk G,Jensen P(2008) Epidemiologic considerations in attention deficit hyperactivity disorder:a review and update.Child Adolesc Psychiatr Clin N Am, 17: ss 245-260
4-Ercan ES,(2010).Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda epidemiyolojik veriler,Türkiye Klinikleri J Pediatr Sci;6(2): ss 1-5
5-Yazıhan N,Özşahin A,Sütçigil L (2009) .Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun yetişkinlikteki yansımaları,Klinik Psikiyatri, 12: ss 43-50
6-Castellanos FX, Giedd JN, Berquin PC, Walter JM, Sharp W, Tran T, Vaituzis AC, Blumenthal JD, Nelson J, Bastain TM, Zijdenbos A, Evans AC, Rapoport JL(2001). Quantitative brain magnetic resonance imaging in girls with attention-deficit/hyperactivity disorder. Archives of General Psychiatry 58: ss 289−295
7- Drane DL, Logemann JA (2000). A critical evaluation of the evidence on the association between type of infant feeding and cognitive development. Paediatric and Perinatal Epidemiology. 14(4): ss 349–356

8-Berquin PC, Giedd JN, Jacobsen LK, Hamburger SD, Krain AL, Rapoport JL, Castellanos FX. (1998) The cerebellum in attention-deficit/ hyperactivity disorder: A morphometric study. Neurology; 50: ss 1087−1093.

9- Colter AL, Cutler C, Meckling KA(2008). Fatty acid status and behavioral symptoms of attentiondeficit hyperactivity disorder in adolescents: a case-control study. Nutr J.;7: ss 8


10-Faraone SV, Perlis RH, Doyle AE, Smoller JW, Goralnick JJ, Holmgren MA, Sklar P.(2005). Molecular genetics of attention-deficit/ hyperactivity disorder. Biol Psychiatry 57: ss 1313–1323.

11-Bedriye Öncü, Selahattin Şenol.(2002). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Etiyolojisi: Bütüncül Yaklaşım. Klinik Psikiyatri 5: ss 111-119

12- Burdge GC(2005). Conversion of α-linolenic acid to longer chain polyunsaturated fatty acids in human adults. Reprod Nutr 45: ss 581-97.

13- Eliaçık K, Yenigün A(2012).The potential effects of omega-3 faatty acids on asthma pathogenesist. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hast. Dergisi 2: ss 55-61.

14- Watkins, B. A. (1991). Importance of essential fatty acids and thei r derivates inpoultry. J. Nutr,121: ss 1475-1485.

15-Eseceli H,Değirmencioğlu A,Kahraman R (2006).Omega yağ asitlerinin insan sağlığı yönünden önemi. : ss 403-406
16-Gogus, U. ve Smith, C., (2010). n-3 Omega fatty acids: a review of current knowledge. Int. J. Food Sci. Technol. 45: ss 417–436.
17-Connor WE (2015).İmportance of n-3 fatty acids in health and disease.The American Journal of Clinical Nutrition
18- Lin DS, Connor WE, Wolf DP, Neuringer M, Hachey DL(1993). Unique lipids of primate spermatozoa: desmosterol and docosahexaenoic acid. J Lipid Res;34: ss 491–9.
19- Lewis N.M., Seburg, S., Flanagen, N.L.(2000). Enriched eggs as a sourced of n-3
polyunsaturated fatty acids for humans. Poult. Sci., 79: ss 971-974.

20- Williams C.D.,Whitley B.M., Hoyo C., Grant D.J., Iraggi J.D., Newman K.A., Gerber L., Taylor L.A., McKeever M.G. andFreedland S.J. (2011). A high ratio of dietary n-6/n-3 polyunsaturated fatty acids is associated with increased risk of prostate cancer. NutritionResearch31 : ss 1-8.

21- Richardson AJ, Puri BK (2000) The potential role of fatty acids in attention-deficit/hyperactivity disorder. Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids 63(1-2): ss 79-87.
22- Mitchell EA, Aman MG, Turbott SH ve ark. (1987) Clinical characteristics and serum essential fatty acid levels in hyperactive children. Clin Pediatr (Phila) 26(8): ss 406- 411.
23- Young GS, Maharaj NJ, Conquer JA (2004) Blood phospholipid fatty acid analysis of adults with and without attention deficit/hyperactivity disorder. Lipids 39(2): ss 117- 23.
24-Decsi T, Kennedy K(2011). Sex-specific differences in essential fatty acid metabolism. American Journal of Clinical Nutrition. 94(6): ss 1914–1919
25-Drane DL, Logemann JA(2000). A critical evaluation of the evidence on the association between type of infant feeding and cognitive development. Paediatric and Perinatal Epidemiology 14(4): ss 349–356

26-Belfort MB, Rifas-Shiman SL, Kleinman KP, Guthrie LB, Bellinger DC, Taveras EM, et al(2013). Infant feeding and childhood cognition at ages 3 and 7 years: Effects of breastfeeding duration and exclusivity. JAMA Pediatrics.;

27-Kohlboeck G, Glaser C, Tiesler C, Demmelmair H, Standl M, Romanos M, et al(2011). Effect of fatty acid status in cord blood serum on children’s behavioral difficulties at 10 y of age: Results from the LISAplus Study. American Journal of Clinical Nutrition 94(6): ss 1592–1599.

28- Thapar A,Cooper M,Eyre O,Langley K(2013).What causes attention deficit hyperactivity disorder?Arch Dis Child,97:260-265

29-Kohlboeck G, Glaser C, Tiesler C, Demmelmair H, Standl M, Romanos M, et al(2011). Effect of fatty acid status in cord blood serum on children’s behavioral difficulties at 10 y of age: Results from the LISAplus Study. American Journal of Clinical Nutrition; 94(6):ss 1592–1599
30- Yehuda S, Carasso RL(1993). Modulation of learning, pain thresholds, and thermoregulation in the rat by preparations of free purified alphalinolenic acids: determination of the optimal n23 to n26 ratio. Proc Natl Acad Sci U S A 90: ss 10345–9.

31- Reisbick S, Neuringer M, Hasnain R, Connor WE(1994). Home cage behavior of rhesus monkeys with long-term deficiency of omega-3 fatty acids. Physiol Behav 55: ss 231–9.

32- 6. Sinn N, Bryan J (2007). Effect of supplementation with polyunsaturated fatty acids and micronutrients on learning and behavior problems associated with child ADHD. J Dev Behav
Pediatr. 28(2): ss 82–91

33- Williams C.D.,Whitley B.M., Hoyo C., Grant D.J., Iraggi J.D., Newman K.A., Gerber L., Taylor L.A., McKeever M.G. andFreedland S.J. (2011). A highratio of dietary n-6/n-3 polyunsaturatedfattyacids is associatedwithincreased risk of prostatecancer. NutritionResearch31 : ss 1-8.
34-Hawkey E, Nigg JT (2014). Omega-3 fatty acid and ADHD :Blood level analysis and meta-analytic extension of supplenmentation trials. Clin. Psychol Rev.34-6 : ss 496-505

35-Sonuga-Barke EJS, Brandeis D, Cortese S, Daley D, Ferrin M, Holtmann M, et al(2013) Nonpharmacological interventions for ADHD: Systematic review and meta-analyses of randomized controlled trials of dietary and psychological treatments. American Journal of Psychiatry.; 170: ss 275–289.

36-Bloch MH, Qawasmi A(2011). Omega—3 fatty acid supplementation for the treatment of children with attention-deficit/hyperactivity disorder symptomatology: Systematic review and meta-analysis. JAACAP. 50 (10): ss 991–1000.

37- Cortese S, Lecendreux M, Bernardina BD, Mouren MC, Sbarbati A, Konofal E (2008) Attention-deficit/hyperactivity disorderTourette’s syndrome, and restless legs syndrome: The iron hypothesis. Medical Hypotheses, 70: ss 1128-1132
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Hiperaktivite ve Omega-3 Yağ Asitleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Nursena AKKAYA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Nursena AKKAYA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
   
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Nursena AKKAYA'nın Yazıları
► Omega-3 Yağ Asitleri ÇOK OKUNUYOR Dyt.Öznur ALAZOĞLU
► Yeni Bir Yağ Asidi.. Omega 7 Dyt.Ece ALTINEL
► Omega 3 Neden Önemlidir Dyt.Nilgün AYDIN
► Yedi Temel Omega Diyeti Dyt.Deniz BERKSOY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,353 uzman makalesi arasında 'Hiperaktivite ve Omega-3 Yağ Asitleri' başlığıyla benzeşen toplam 99 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİObezite ve D Vitamini Şubat 2017
► Avokado Yağı Şubat 2017
◊ YENİMatcha Çayı Mart 2017
◊ Hindistan Cevizi Yağı ÇOK OKUNUYOR Şubat 2017
◊ Gentestdiet Şubat 2017
     
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:54
Top