2007'den Bugüne 84,869 Tavsiye, 26,547 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Erken Çocuklukta Demokrasi Bilinci Geliştirilebilir mi? - Bir Değer Olarak Demokrasi
MAKALE #18030 © Yazan Psk.Dnş.Beyhan ÖZPAR | Yayın Mart 2017 | 1,551 Okuyucu
“Çocuk” ve “demokrasi” kelimeleri yan yana geldiğinde hemen hepimizin aklına ilk gelen “demokratik ebeveyn tutumu” olur sanırım. Bir kalıp olarak “demokratik ebeveyn tutumu” o kadar zihnimize ve dilimize yerleşmiştir ki sokakta yürürken, parkta ya da restoranda otururken iki ebeveynin sohbetine kulak misafiri olsak kendilerinin çocuklarına karşı ne kadar demokratik ve özgürlükçü olduklarını anlatırken duyabiliriz. Ebeveynler temelde edindikleri özgürlükçü ve eşitlikçi bakış açısını çocukların da edinebilmelerini isterler ve bunun için en ideal yolun, kendi dünya görüşlerinin yansımasını, çekirdek aile sistemi içine doğrudan yerleştirmenin önemli olduğuna inanırlar. Zaten bu yüzdendir “otokratik” veya “tekelci” bir yöntem yerine, çocuğu birey olarak algıladıklarının temsili olarak “demokratik” bir tutum sergileme çabaları…

Demokrasi özünde temel hak ve özgürlükleri barındıran önemli bir kavramdır ve bir yönetim şekli olarak idealdir. Köken olarak da Antik Yunanca ’da “demos” yani halk ve “kratos” yani güç kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur ve “Dēmokratía” yani “müştereklerin/halkın yönetimi” anlamına gelir. Aynı zamanda demokrasi bir yönetim şekli olarak tüm müştereklerin yönetimde söz sahibi olduğu “doğrudan demokrasi” ve müştereklerin kendileri adına konuşacak, benzer dünya deneyimi ve görüşüne sahip olduğuna ya da müşterekler olarak kendilerinin çıkarlarını gözeteceğine güven duydukları temsilcileri seçtikleri “temsili/katılımcı demokrasi” olmak üzere iki türlüdür. Büyük ölçekli düşünüldüğünde katılımcı demokrasi daha kullanışlı görünürken, küçük ölçekli ya da aile içinde bir görüş olarak düşünüldüğünde doğrudan demokrasi zorunlu gibi ele alınır. Oysa her iki durumda da müşterekler kavramı önemli bir oynar.

“Müşterek” kavramı özellikle aile içinde demokratik olmaya çalıştığımız zaman neden önemlidir? Müşterek kelimesini düz anlamı olan “ortak” olarak düşündüğümüzde bir yaşam alanını paylaşan benzer yönelimi olan kişilerin oluşturduğu “ev arkadaşlığı”, “yurttaşlık”, “sınıf arkadaşlığı” ya da “meslektaşlık” olarak ele alabiliriz. Aynı evi paylaşıyorlar diye anne, baba ve çocuklardan oluşan bir birim olarak “aile” de böyle bir müşterekler grubu olarak ele alınabilir. Ama ortaklık kavramına yüklenen anlamları da gözden kaçırmamak gerekir. Mesela bir ortaktan beklediğiniz nedir diye sorsam deneyim, bilgi, katkı, sorumluluk, güven, açık iletişim gibi pek çok ölçüt sayabilirsiniz. Böyle bakıldığı zaman “demokratik ebeveyn tutumunun” evde doğrudan demokrasiyi ne kadar sağladığına ve çocukların gerçekte “müşterekler” olarak ne kadar varlık gösterebildiklerine bir daha bakmak gerekir. Ve belki bununla birlikte çocuklarımıza kazandırmak istediğimiz “demokratik tutum” için öncelikli olarak onları hangi değer ve becerilerle zenginleştirmemiz gerektiğini de değerlendirmemiz yerinde olur.

Bu yazının konusunu belirlerken “çocuklar aile içinde neden müştereklerimiz değildir?” sorusuna öncelik verdim; dolayısıyla buradan başlayacağız. Daha sonra ise Demokrasiyi bir değer olarak nasıl ele alacağımızı ve değerler eğitiminin temel prensiplerini tartışacağımız ikinci bir yazı ile devam edeceğiz…

İnsan yavrusu doğduğu an bir başkasına bağımlı olarak yaşamını sürdürür. Bu bağımlılık zaman içinde gelişen ruhsallık ve zihinsel/duygusal/sosyal/fiziksel beceriler sayesinde, “erken yetişkinlik” dediğimiz yuvadan ayrılmaya değin zamanla azalarak devam eder. Bu süreçte insan yavrusu düşünce üretmeyi, uygulamaya koymayı, sonuçları gözlemlemeyi, değerlendirmeyi ve yeni düşünceler ya da uygulamalar geliştirerek bağımsız olarak hayatta kalmayı öğrenir. Yani bir birey olarak doğar ancak birey olduğunu becerileri, ruhsal ve zihinsel kapasiteleri geliştikçe öğrenir. Öğrenme sürecinde en temel eşlikçileri ise anne babalarıdır; onlar aile sistemini oluşturan temel müştereklerdir. Deneyimsel, düşünsel, sosyal ve duygusal olarak birbirini karşılayabilen yetişkinler olarak varlık gösterirler ve yaşamlarını sürdürebilmek için birbirlerine ebeveyn-çocuk düzlemindeki gibi bir muhtaciyetleri yoktur. Bu ortaklığı gönüllü olarak, sevgi, saygı ve güven bağıyla oluşturmuşlardır, dolaysıyla kararlar konusunda tam yetkili iki müşterek olarak varlık sürdürebilirler. Çocuklar aileye sonradan dâhil olur. Üstelik dâhil oluşları ebeveynlerin mutlak bakımına bağımlı olarak vuku bulur. Müşterek olarak adlandırılamazlar çünkü ne deneyim ne beceri ne de zihinsel ve ruhsal olarak ebeveynleri ile benzer bir konumda değildirler. Bu noktada ailede işlerlik kazanabilecek tutumun “temsile dayalı demokrasi” olduğu söylenebilir. Tek farkı temsilciler olan anne babanın, temsil edilenler olan çocuklar tarafından seçilmemesi, doğal olarak o konumda bulunmalıdır. Deneyim, bilgi ve dünya algısı bakımından çocuklarının azami iyi oluşlarını ve çıkarlarını gözeterek doğal olarak onları temsil ederler. Onlar için en iyisini isterler; bazen bu iyiye ulaşmanın belli noktalarda engellenmelere ve çatışmalara neden olduğunun da farkındadırlar, bunu hem göze alabilirler hem de yönetebilirler. Çocukların göremediği fırsatları da tehlikeleri de görebilirler ve buna uygun bir eylemsellik içinde bulunurlar. Dolayısıyla çocuklarının haklarının koruyucusu ve temsilcisi olarak var olurlar. Bunu birkaç örnekle açıklama çalışayım…

Mesela dört yaşındaki çocuğunuza arabanın anahtarını verip onun kullanmasına izin vermeyeceğiniz gibi, arabanızın dizel mi yoksa benzinli mi, otomatik mi yoksa düz vites mi olmasına da karar vermesine izin vermezsiniz. Çocuklu bir aile olarak çocuğunuzun beden bütünlüğüne olası bir tehlikede en az zarar verecek derecede güvenli ve sağlam bir araç seçersiniz, kullanım kolaylığınızı ve bütçenizi gözetirsiniz ve ona göre karar verirsiniz. Ancak belki rengi konusunda onun fikrini sorabilirsiniz ya da bu noktaya varmadan önce araç içinde onun oturacağı çocuk koltuğunu, onun konforu ve beğenisine göre birlikte seçmek için gidebilirsiniz. Ki bunu yaparken bile güvenlik, sağlamlık ve rahatlık ilkelerine göre ebeveynler olarak ön bir elemeden geçirirsiniz.

Sekiz yaşındaki çocuğunuz üçüncü kattaki evinizin pencere pervazında yürürken, ona bir birey olarak davranmayı garanti altına almaya çalışmak için “oradan düşebilirsin ve başına ciddi bir yaralanma gelebilir ama yine de sen bilirsin” demezsiniz. Altı yaşındaki çocuğunuz kardeş istiyor diye çocuk sahibi olmaz, etrafınızdaki diğer kişilere ve hatta çocuğunuza “sen istediğin için kardeş yaptık” demezsiniz.

On dört yaşındaki çocuğunuz maddi olarak size hala bağımlıdır örneğin; henüz kendisini finanse edemez. Ona karşı bir birey olarak, demokratik bir şekilde davranmayı garanti altına almak için onu arzularının götürdüğü yerde yalnız bırakmazsınız; erken cinsel deneyimler, madde kullanımı ya da suç teşkil eden davranışlarını “kendini ifade etmesine ve özgürce davranmasına” izin vermek adına meşrulaştırmaz ya da onaylamazsınız.

Yukarıdaki üç örnekte de yetişkinlerin çocukları adına temsili bir sorumluluk alması ve hatta yasama, yürütme ve yargı organı olarak üst bir pozisyonda bulunması söz konusudur. Tabi ki bunlar uç konulardır ancak etrafınızda bunları bile “biz çok demokratik bir aileyiz ve böyle şeylere izin veriyoruz” size sunan ailelerle karşılaşmanız çok olasıdır. Konu bu noktada çocuğunuzun dâhil olamayacağı, sizin onun adına, kendi adınıza, aileniz adına düşünüp değerlendirmeniz gereken şeylerin varlığıdır. Sadece çok önemli konularda değil, mevsime ve hava durumuna uygun kıyafetler giymek, hastayken ilaç içmek, bilgisayar oyunu ve televizyon içerikleri ya da yatma saati gibi önemsiz konularda da çocuğunuz belli bir yaşa gelene dek karar vericinin siz olması gerekir. Çocukların arzuları ile onlar için yararlı ve önemli olanı ayırt edebilecekleri beceriler, -onlar bu becerileri geliştirene dek- yetişkinler olarak sizde mevcuttur. Bununla birlikte onların temsil edilenler olarak şiddetle protesto etmeleri, hoşunuza gitmeyen davranışlarda bulunmaları ya da taşkınlık yapmaları da hem kaçınılmazdır hem de demokrasinin gereğidir. Bunu göğüsleyecek, protesto, taşkınlık ya da davranışlarını anlayacak ve onların duygularına ifade etmelerine olanak tanıyacak olan da yine güvenle yaslanabilecekleri temsilciler olarak sizler olmalısınızdır. Konu sadece özgürlükler ve birey olmak değildir; birey oluşunun etkilerinin farkına varmak ve hem birey olmanın hem de özgürlüklerin sorumluluğunu alabilmektir. Bu da her şeyden önce belli bir deneyim ve gelişimsel olgunluk gerektirir.

Gelelim bir değer olarak demokrasinin kazanılmasına… Bu erken çocuklukta konuşulması çok zor bir konu gibi görünür. Üç ülkenin erken çocukluk eğitimi müfredat kitapçıklarının karşılaştırıldığı bir araştırmada, Fransa’nın sadece milliyetçi değerlere vurgu yapan anadilin etkin kullanımı gibi etkinliklere öncelik verdiği, Kore’nin birlikte yaşama kültürüne ilişkin becerilerin geliştirilmesine ve dolaysıyla demokrasiye değindiği, İsveç’in ise doğrudan demokrasiye vurgu yaptığı ve tüm eğitim sistemini erken çocukluktan itibaren bunu temel alarak yapılandırıldığı görülmüştür. İsveç erken çocukluk eğitim müfredat kitapçığı şu sözlerle başlar: “Demokrasi erken çocukluğun temelini şekillendirir. Bu sebeple tüm okul öncesi etkinlikleri, temel demokratik değerlerle uyum içinde olmalıdır. Okul öncesi dönemde çalışan her bir birey, hep birlikte, her bir bireyin gerçek değerine ve paylaştığımız ortak çevreye saygı göstermelidir.” O zaman erken çocuklukta demokrasiden bahsedilebilir ve bu belli değerler ile bu değerlere ilişkin davranışların kazandırılması olarak ele alınabilir. Bu okul müfredat kitapçığı toplumun genel algısı, değerleri ve beklentisini yansıtmaktadır. Demokrasi sadece bir kavram değil, bir yaşam biçimidir ve çocukların gittikleri kurumlarda, ailenin sergilediği tutumlardan ve değerlerden ayrı düşmelerinin önünde temel bir engel olarak durmaktadır. Kitapçık bunu vurgular şekilde şöyle devam eder: “Okul öncesinin önemli bir görevi toplumumuzun temelindeki değerleri kazanmaları için çocuklara yardım etmektir. İnsan hayatının, bireysel özgürlüklerinin ve bütünlüğünün çiğnenmezliği, herkese eşit değer verme, cinsiyetler arasında eşitlik ve bir o kadar da zayıf ve savunmasız olanla dayanışma okul öncesinde çocuklarla çalışanların aktif olarak sergilemeleri gereken değerlerdir.”

O zaman demokrasinin temel ilkelerinden biri olan “azınlıkların haklarının ve taleplerinin duyulması ve gözetilmesi” noktasında çocukların yanında sergilediğiniz değerler ve bu değerleri ele alışınızdaki tutumlarınızdır asıl öğretici olan. Tıpkı çocuklarınızı emanet ettiğiniz kurumlarda öğretmen ve yöneticilerinin değerlerini dikkatle değerlendirdiğiniz gibi kendinizi de mercek altına almanız yararlı olabilir… Sizce çocuğunuzun temelde kazanması önemli olan değerler neler? Bu değerlere siz de sahip misiniz? Sahip olduğunuz bu değerleri nasıl sergiliyorsunuz?

Sizi bu sorularla baş başa bırakarak yazımı sonlandırıyorum. Önümüzdeki ay çocuklara demokrasi bilinci kazandırmak için sahip olmamız ve sergilememiz gereken temel değerler, bunları nasıl sergileyeceğimiz ve çocuklara nasıl sunacağımız üzerine yazmaya devam edeceğim. O zaman dek sevgiyle ve barışla kalın…

Kaynakça:
Bennett, John – Early Childhood Education, Democracy and Citizenship; Asia Pacific Journal of Research Early Childhood Education (2007, Vol.1, No.1, pp.63-79)

Wikipedia - https://en.wikipedia.org/wiki/Democracy
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Erken Çocuklukta Demokrasi Bilinci Geliştirilebilir mi? - Bir Değer Olarak Demokrasi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Beyhan ÖZPAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Beyhan ÖZPAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Beyhan ÖZPAR Fotoğraf
Psk.Dnş.Beyhan ÖZPAR
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Beyhan ÖZPAR'ın Makaleleri
► Eşimin Bana Değer Verdiğini Nasıl Anlarım Psk.Dnş.Mustafa Kemal ÇELİK
► Mahremiyet Bilinci Psk.Erol AKDAĞ
► "Biz Bilinci" ile İletişim Psk.Bilge ÇAPOĞLU
► Çocukta Sorumluluk Bilinci Psk.Hatice ÇETİNKAYA ŞAHİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'Erken Çocuklukta Demokrasi Bilinci Geliştirilebilir mi? - Bir Değer Olarak Demokrasi' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:39
Top