2007'den Bugüne 83,861 Tavsiye, 26,322 Uzman ve 18,761 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Özşefkat Terapi
MAKALE #18093 © Yazan Elif HERGÜNER | Yayın Mart 2017 | 2,266 Okuyucu
Neden kendimize kızarız ?

Kendinizle nasıl bir ilişki kurmuş olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Örneğin kendinizle ilgili genel olarak olumlu duygular mı taşıyorsunuz yoksa olumsuz mu? Kendinize ne ölçüde hoşgörü gösteriyorsunuz? Peki kendinize karşı merhametli, şefkatli, anlayışlı, duyarlı olabiliyor musunuz zaman zaman da olsa ? Yoksa içsel konuşmalarınıza kayı ve korku mu hakim ?

Önce evrimsel gerçeğine bakalım ; iki tane Homo Erectus düşünün bir ateşin etrafında oturuyorlar ve bir çıtırtı duyuyorlar. Biri diyor ki “Necmettin abi ayı olmasın? “ diğeri diyor ki “ Ne ayısı Kemalletin otur ateşin sıcaklığını hisset sohbet edelim “ . Kimin hayatta kalma olasılığı daha yüksek Necmettin abinin mi Kemalettin in mi ? Atalarımız ancak korku ile ayakta kalmışlardır. İnsan denilen canlı “yaşam”a güdümlüdür , hayatta kalma güdüsünün sesidir “ KORKU ”. Bu bilimsel veri altında bakınca son zamanlarda moda olan “iyi düşün” sloganının evrime ters olduğu görülmektedir, yapamam gen hafızam izin vermez J

Sonuç olarak, korkmak beni önlem almaya iter bu da bu da “BEN” varlığımı korur ; korku olmazsa ne kadar doğru davranırım ki ? Evet artık ayılar, aslanlar, dinazorlar yok fiziksel varlığımı yok edecek ama “BEN” sadece fiziksel varlık yani bedenden oluşmaz, bir de ruhsal varlığım vardır, günümüzdeki tehlikeler ruhun beni parçalayacak yok edecek tehditler oluşturmaktadır…

Genelde bir hata yaptığımızda kendimize söylemediğimizi bırakmaz, kızar, suçlar ve sert çıkarız. Neden ? çünkü kendimizi yeteri kadar iyi korkutursak bir daha hata yapmayacağımıza inanmışızdır . Çünkü bunu deneyimledik hata yapınca hep ne kadar yetersiz olduğumuzla suçlandık hatta dünya “Hata ve Ceza” kavramlarının yapışık ikiz süreç olduğu üzerinden işler … Adalet kavramı bunun üzerine oturtulur. Ben kendime yeteri kadar kızıp eleştireyim ki başkasına fırsat kalmasın çünkü ben kendi içimde halledebilir ama ikinci bir şahıs beni eleştirirse parça parça olurum hem öz saygınlığım gider hem de başkaları beni beğenmezse beni kendilerinden soyutlarlar, yapayalnız kalırım , dışlanırım LLL korkunç bunu yaşayacağıma yok olayım daha iyi !!!
Problemi çözmede ne kadar işe yarar korku ?

Tehlike anındaki adrenalin , kortizol gibi hormon kokteyline dönüşmüş kan beyin yerine kaslara ve omuriliğe gider . Omuriliğe gider çünkü refleksi kuvvetlendir ki ani karar verebileyim, kaslara gider çünkü en ilkel tepkimiz kaç veya savaşta ihtiyacım olacak hareket gücü kazanayım. Önceki sürümümüz Sapiens , kaslarda biriken hormon dolu kanı kaçarken veya savaşırken yakar ama günümüz insanında stresini aslan yaratmıyor , geçim derdi, aşk, hastalık kaygısı, başarısızlık korkusu yaratıyor yani fiziken savaş gerektirmeyen kaygı faktörleri… bu taktirde yakılmadan depolanan hormonlar tıkanıklara neden oluyor ve yıllarca biriken bu enerji blokajları önce fiziken ve psikolojik olarak düşmelere sonra hastalıklarla kendini ortaya çıkarıyor.

Bir diğer değişle ne kadar başarılıdır kendimize kızmak ? Gerçekten bir daha aynı hataya düşmez miyiz ? cevabı kesinlikle HAYIR … tekrar düşeriz !!! Neden ? Çünkü düşünme , farkındalık , idrak ve son süreç çözüm kararı beyinde olur omurilikte değil !!!
Hatanın nedeni ne olursa olsun ancak döngünün resmini görebilirsem idrak gerçekleşir ve idrakle düşünce yani davranış değişebilir ve ancak ve ancak o zaman hataya ödediğim bedel hakkını verir ve ”deneyim” e dönüşür bu da yarını güzel yaratmama hizmet eder…

Kendime yumuşak yaklaşırsam şımaracağımdan korkarım çünkü öyle öğrendim defalarca herhalde 30 yaşındaki insan bunu 150 kere duymuştur okuldan, ailesinden, etrafından… o halde kendine yeteri kadar kızarsa suçlarsa ancak o zaman daha dikkatli olur . Tüm bunların bir sonucu olarak anlayış, nezaket ve hoşgörüden yoksun bırakırız kendimizi. Bu bir bilgi mi yoksa inanç mı hiç düşündünüz mü ? Her zaman veya ne kadar geçerli hiç gözlemlediniz mi ? Yoksa ezberlediğim tüm öğrendiklerim gibi otomatik vitese verdim hayatımı , onu mu yaşıyorum ???

Aslında merhamet, anlayış, duyarlık, şefkat gibi duyguları genelde başka insanlara gösterip , kendimizden esirgiyoruz. Bir yakınımız bir şeye üzülse onu teselli ederiz, sevgiyle ona dokunuruz , sarılırız . Neden ? Çünkü biz memelilerin ikincil bir güdüsü, ihtiyacı vardır ; ŞEFKAT

Kendime kızdığım suçladığım zamanlarda , kendime de en yakın arkadaşımın zor zamanındaki gibi yaklaştığımda yani şefkatle , işte böyle bir süreçte beyin oxitosin , seratonin üretmeye başlıyor bu da vücut tomografilerinde nerede aktivasyon sağlıyor dersiniz ? Tomografi de önce duygulardan sorumlu Sol Lob hareketleniyor sonra Sol Lob tan, matematiksel zekayı barındıran Sağ Lob a ve analiz becerisini barındıran Ön Frontal Lob a doğru bir akım görülüyor . Peki bu ne sağlıyor dersiniz ? İdrak … Çözüm..
Sonuç olarak korkunun salgıladığı hormon sadece omuriliği aktive ederek tetikte kalmamı sağlıyor ama bu tetik sadece tehlike ile karşılaştığım an için gerekli bir vücut durumu , kaygı ile başa çıkmak yani problem çözmek için omurilik yerine beyne ihtiyacım var . u bilimsel kanıtlar asla korkarak çözüme gidilemeyeceğini göstermektedir ; o halde seçim sizin !

Peki kendine karşı anlayışlı, duyarlı, merhametli olmayı nasıl becereceğiz ?
Öz şefkat , genel olarak kişinin zor zamanlarda, hata yaptığı durumlarda, sıkıntı yaşadığında ya da zayıf anlarında insanın kendisine karşı duygusal anlamda destekleyici ve anlayışlı olmasını içerir. Kendimize karşı duyarlı olmak, sevdiklerimiz zor zamanlardan geçerken onlara gösterdiğimiz ilgi, destek , 360 bakış ve nezaketin benzerini gerektiğinde kendimize de göstererek adaptif çözüm bulmaktır.
Başkalarından şefkat, anlayış ve merhamet gördüğünüz anları düşünün. Sizi rahatlatıcı etkisini hissedebilirsiniz. Anlaşılmak, hoşgörüyle yaklaşılmak, birinin gösterdiği sıcaklığı hissetmek, sert şekilde yargılanmamak kendimizi iyi hissetmemize, gücümüzü toplamamıza ve zorluklarla daha kolay başa çıkmamıza yardımcı olur. İşte tıpkı başkalarından gelen bu destek gibi biz de kendimize benzer desteği göstermeye çalıştığımızda olumlu duyguların artması, davranışlarımızın daha yapıcı olması mümkün. Üzgün, kırgın bir arkadaşımıza destek olup anlayış gösterdiğimiz gibi kendimize de kötü hissettiğimizde benzer sıcaklığı, nezaketi, kabulü sergilemekle merhamet göstermiş oluruz.

Kendine karşı kabul edici olmak ,duyarlık ve anlayış bizi olumsuz durumlarda çeşitli duygusal risklerden koruma gücüne sahiptir. Pek çok araştırma, öz merhametin depresyon riskini, kaygıyı, başarısızlık korkusunu azaltmaya yardımcı olduğunu, yaşamdan alınan doyumu ve yetkinlik hissini artırdığını, yaşanan acıları dindirme , yaşamın zorluklarıyla yüzleşirken gerekli cesareti ve gücü kazandırma fonksiyonu olduğu ortaya çıkmıştır. Şefkat idraki hızlandırır bu da davranış ve duygularımızı daha iyi düzenlememize yardımcı olur.

Kaygının, doğal ve kaçınılmaz “doğal” bir yaşantı olduğunu kabul etmek önemlidir. Özeleştirinin dozunu kaçırdığımızda bizi motive etmek yerine kendimizi değersiz algılamamıza yol açabilir ve bizi hedeflerimize yürümekte demotive edebilir.
6 saat aç bırakılan küçük maymunlar en sonunda kocaman bir pelüş maymunun ve metalden yapılmış ama elinde biberon tutan başka bir maymunun olduğu bir odaya alınırlar , bebek maymunlar o kadar açlık sonucu önce ne yapmışlar dersiniz ? Pelüş maymunun kucağına tırmanmışlar… bu bize canlıların doğasındaki “şefkat” ihtiyacını göstermektedir. Doğanın fiziksel kanunlarını nasıl ki yaşamak için bilmek zorundayız , aynı şekilde ruhun yaradılış kurallarını uyumlu davranarak huzurlu bir hayat sürebiliriz. sonuçta bizlerin şefkat ihtiyacımız var , vücutta yaptığı değişimleri ve sonuçları artık bilimsel olarak biliyoruz, artık tek yapmamız gereken onu yaşamımıza geçirmek.

Öz Şefkat Süreci

Hatalarınıza bakın , döngüsel nedenleri görün ve sonra sanki bir annenin cocuğuna karşı hissettiği o şefkat, anlayış, koruma, yardım etme hislerini önce “hissedin “ sonra KENDİNİZE yöneltin

  • Öncelikle olumsuz bir olayda , ne hissediyorum ona odaklanacağım . Çünkü ancak duygum ile içimde neler oluyor bilebilirim , kendimi tanımam için bağ kurmam için tek köprü duygudur. Duygumu tanımlayacağım onu adlandıracağım, bedendeki zuhur etmesini sağlayıp onu konuşturacağım. Her duygunun söyleyeceği bir şeyler vardır, o söylediklerinden korkularımın köküne inme tekniklerini kullanacağım.
Genelde insan kendine acı veren duygudan kaçar . Onu hissetmemek için elinden geleni yapar . Amigdala ancak 9 sn duyguda kalabilir. Bu kısıtlı süreyi iyi kullanıp o duyguda kalamaya çalışmak lazım. Önceleri zor olsa da bu yol çünkü kullanılmaya kullanılmaya yabani otlar kaplamıştır, ama sonraları yaptıkça duyguda kalmayı başaracağız. Peki neden duyguda kalıyoruz çünkü o duygu içimde olup bitenin sesidir, onu dinlemezsem kimim nereden anlayacağım veya neye ihtiyacım var nereden bileceğim. Duygunun anlatacağı şeyleri yorum yapmadan dinleyebilme becerisi ise zamanla kazanılır onun sözünü kesmemek lazım …

Sonra bu sözlere yargılayıcı ve sert olmaktansa sakince kuş bakışı bakıp, kişinin neyi neden yaptığını , hangi ihtiyacının olduğunu fark etmesi ile devam eder öz şefkat süreci .
  • Hatanın büyümenin , düşünmenin de idrakin ön aşaması olduğunu göreceğim yüksek sesle de söyleyeceğim. Kendi gücümü alkışlayacağım ( her ne kadar komik , çocuksa da gelse inanın ruhunuza ne kadar iyi geldiğini göreceksiniz ).
Daha sonra bir arkadaşıma yaklaşıyor gibi yaklaşacağım kendime , önce iyi, güçlü taraflarımı hatırlatacağım daha sonra geçmişte çözdüğüm atlattığım güçlükleri anımsayacağım.

Doğduğumuz anda elimize bir kullanım kılavuz vermiyorlar ki tabii hayatı hatalardan yaşanmışlıklardan tanıyacağız öğreneceğiz , başka yolu var mı ? YOK !!! Tecrübe dene şey bu yaşanmışlıklardan çıkardıklarımız değil mi ? - Hata kavramını başka bir yazıda detaylıca inceleyeceğim . – hatanın evrensel bir kavram olduğunu benim de hata yapma HAKKIM olduğunu zaten aksinin yaşamın doğasına ters olduğunun farkına varmak , idrak etmek çok ama çok önemli bir kavrayıştır ve HATA EVRENSELDİR… Ben de sıradan bir insanım yani tüm kurallar benim için de geçerli J Hata gibi duygularda evrenseldir, yaşadığım her durumu yaşayan milyarlarca insan var …

Ayrıca , hata kavramı “sonrasaldır” yani sadece gelecekte anlaşılır, şimdi de bugün de bir şeyin hata olduğu bilinmez. Bir sonucun ortaya çıkmasında etkili en az 6 faktör vardır bunlardan sadece biri benim bilinçli emeğimdir ki onu da oluşturan birçok alt faktör vardır … Kendi güçlü yönleri, sevdiği özelliklerini, başardıklarını kendi kendine hatırlatarak , “ben bir hatayım” yerine “burada hatalı davrandım” diyebilmektir. Ne yaptım ne oldu ne yapmadım ne oldu nun idraki ile deneyim kazanılır ancak.

Daha sonra kişinin, yaşadığı sorunları ve deneyimleri bireysel olarak görmesinden ziyade yani kişiselleştirmesinden uzaklaşarak , tüm insanların yaşadığı sorun ve deneyimler olarak görmesi , “normal” olarak algılama sürecine geçmesidir. Hepimizin kuvvetli zayıf yönlerimiz olduğunu hatta bazen kuvvetli olduğumuz konuda bile şartlardan dolayı motivasyonumuzun düşebildiğini görmesidir.
  • Tek yapabileceğimiz sorunu analiz edip en son sadece çözüm odaklı düşünmeye odaklanmaktır.
Bu konuda yetersiz olmak veya hata yapmak sizi nasıl bir ödülden mahrum bırakıyor ? Bu ödül ne kadar önemli sizin için ? kendinizde geliştirmeniz gereken özellikler neler ? atlanız gereken ilk adım ne ? Peki ikinci ? haydi bir hedef planlaması yapın .
En yakın zamanda problem çözme becerisini geliştirme ve teknikleri hakkına yazacağım.

Son olarak ;

Kendimize karşı geliştirdiğimiz anlayış, hatalarımızı görmezden gelmek, yanlış yaptığımızda bunun için bahaneler üretmek değildir. Aksine; hataları fark etmek, ancak bunları kabul ederek gelişimimiz için kullanabilecek şansı kendimize vermektir, sorumluluğun idrakidir.

Ayrıca kesinlikle kendimize acımak değil, bir durumun veya yaşantının zor olduğunu, zaman zaman kötü hissedebildiğimizi kabul edebilmektir.

Bir başarısızlığı veya hatayı benliğimizin yansıması olarak görmemek, o olaya, o şartlara bağlı tepkimiz olduğunun bilincine varmaktır.

Öz şefkatte geliştirilmesi gereken beceriler ise ;
Kendinizi kötü hissettiğinizde, kendinizi iyi hissettirecek şeylere yönelin ( tabii önce bunların listesini yapmaya ne dersiniz ) .
İşler kötü gittiğinde zorlukların yaşamın bir parçası olduğunu ve “ herkesin “ bu zorlukları yaşadığını hatırlatın ( kendi geçmişinizden birçok tecrübeniz vardır eminim )
Yetersizlikleriniz aklınıza geldiği zaman hemen 3 tane de yeterliliğinizi aklımdan geçirin
Yetersizliklerinizi kabul edin , yok hamurunuzda bu beceriler J
Dünyada herkesin yetersizlikleri olduğunu bilirim - onlarda saklarlar çünkü yargılanmaktan korkarlar - .
Hatalarınıza karşı kendinize acımasız davranmaktansa neyi neden yaptığınız yazın .
Duygusal olarak acı yaşadığınız kendinizi suçladığınız durumlarda, mutlaka kendinize önce sevgi sözcükleri ile başlayıp – ne kadar saçma olduğunu düşünmeden, nasılsa kimse bilmeyecek - “ bunu atlayacaksın bu da geçecek her şey gibi “ deyin
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Özşefkat Terapi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Elif HERGÜNER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Elif HERGÜNER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Elif HERGÜNER Fotoğraf
Elif HERGÜNER
İstanbul
Psikoloji Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Elif HERGÜNER'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,761 uzman makalesi arasında 'Özşefkat Terapi' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Başarısızlık Ağustos 2017
► Sokratik Yöntem Ağustos 2017
► Terapide Yüzleştirme Temmuz 2017
► Kusurluluk Hissi Nisan 2017
► Terapi Nedir? Mart 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:23
Top