2007'den Bugüne 90,337 Tavsiye, 27,806 Uzman ve 19,737 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Çocukluk Dönemi Ruhsal Bozuklukları
MAKALE #18168 © Yazan Psk.Dnş.Azize Gül OZAN | Yayın Mart 2017 | 6,169 Okuyucu
ÇOCUKLUK DÖNEMİ RUHSAL BOZUKLUKLARI

Temel Kategoriler ve Alt-Tipleri

1. Zihinsel Yetersizlik (Zeka Geriliği)
2. Otizm (Yaygın Gelişimsel Bozukluk)
a) Otizm
b) Asperger Sendromu
c) Rett Sendromu
d) Çocukluğun Dezingratif Bozukluğu

3. Denetimsiz Davranış Bozuklukları
a) Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Boz.
b) Davranım Bozukluğu

4. Öğrenme Yetersizlikleri
a) Öğrenme Güçlüğü
b) İletişim Bozuklukları
c) Motor Beceri Bozuklukları

5. Duygudurum Bozuklukları

5.1. Depresyon
5.2. Kaygı Bozuklukları
a) Ayrılık Kaygısı Bozuklukları
b) Fobik Bozukluklar
c) Obsesif Kompulsif Bozukluk
d) Travma Sonrası Stres Bozukluğu

6. Erken Başlangıçlı Şizofreni

7. Diğer Bazı Sorunlar
a) İntihar
b) Madde Kötüye Kullanımı
c) Seçici Konuşmazlık
d) Uyku Bozuklukları
e) Yeme Bozuklukları

DEHB’NİN YAŞ DÖNEMLERİNE GÖRE KLİNİK ÖZELLİKLERİ

Bebeklik Dönemi

Az ve düzensiz uyku
Yeme problemleri
Aşırı bağlılık

Erken Çocukluk

Aşırı hareketlilik
Olaylara ve durumlara düşünmeden dalma, korku hissetmeme
Bir obje dışındakilere dikkat edememe

Okul Öncesi Dönem

Dikkati toplama güçlüğü
Söz dinlememe
Akranları ile iletişim ve oyun kurmada güçlük çekme
Oyun oynarken başına buyruk davranma
Amaca yönelik davranış azlığı
Disipline yönelik olumsuz tavırlar sergileme

İlkokul

Dikkat toplama güçlüğü
Dürtüsel ve saldırgan davranışlar sergileme
Yaşıtları ile ilişkide güçlükler
Öğrenme güçlükleri
Düşük kendilik algısı

Ergenlik

Zayıf sosyal ilişkiler
Antisosyal ve saldırgan davranışlar
Yaşıtları ile ilişkilerde güçlük çekme
Okul başarısızlığı
Düşük kendilik algısı

Yetişkinlik

Davranım bozukluğu
İş ve evlilik yaşantısında sorunlar
Alkol ve psikoaktif madde kullanımı

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

DEHB aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve dürtüsellik özelliklerinin belirgin olduğu bir denetimsiz davranış bozukluğu olarak tanımlanabilir. Bu üç temel belirtiyi incelemek gerekirse,
1. Aşırı hareketlilik (hiperaktivite):Nedensiz ve amaçsız yoğun hareketliliktir. Hiperaktif çocuklar hemen her ortamda yorulmak bilmeyen canlı enerji depolarıdır. Buna bazen söz dinlememe, inatçılık, öfke duygusu ve saldırganlık da eşlik edebilir. Davison,G.C., Neale J. M., (2004)
2. Dikkat Eksikliği: DEHB’li çocuklar dikkat etme ve dikkati sürdürme konusunda güçlük çekerler. Sadece akademik alanda değil, yüzmeyi, bisiklete binmeyi öğrenmek gibi motor beceriler, sohbete ve grup aktivitelerine katılmayı sağlayan pratik beceriler konusunda da güçlük yaşarlar.
3. Dürtüsellik (İmpulsivite): DEHB’li çocuklar davranışlarının sonuçlarını düşünmeden hareket ederler, isteklerini erteleyemezler. DEHB’li bir çocuğun diğer yaşıtlarından farklı olarak kaldırım boyunca güven içinde yürüyebileceğine güvenemeyiz. Dikkatini çeken bir şey olursa akan trafiğe hiç dikkat etmeden karşıya geçecektir.
Dürtüsellik bu çocuklarda sosyal yaşamda da zorluklara yol açmakta, arkadaşlık kurmayı ve bunu devam ettirmeyi güçleştirmektedir.
Sürekli başkalarının sözüne karışmaları, düşünmeden konuşup yanlış şeyler söylemeleri umutsuzca arkadaş edinmeye çalışan bu çocuğun dışlanmasına neden olmaktadır. Yavuzer, (2006)

KARŞIT OLMA, KARŞIT GELME BOZUKLUĞU VE DAVRANIM BOZUKLUĞU

Karşıt olma, karşıt gelme sorunu, karşısındakinin sözlerine saygısızca cevap vermek, tartışma ve alaylı sözler kullanmak, kışkırtıcı ve kızdırıcı şekilde konuşmak şeklinde görülebilir. Bu çocuklar, istediklerini elde etmek için tartışır, makul bir isteğe uymayı açıkça reddedebilir, hayır diyebilir, ya da tamamen görmezden gelebilirler.
Davranım bozukluğu daha ciddi bir durumdur. Davranım bozukluğu olan çocuklarda insanlara ve hayvanlara yönelik saldırgan davranışlar, başkalarına gözdağı verme, yaralanmasına yol açma, bir şeyi zorla yaptırma, mala mülke zarar verme, bir yere izinsiz girme, kavga çıkartma, onu sürdürme, yangın çıkarma, güvenliği tehdit etme, etrafa korku salma, hırsızlık gibi kuralların ciddi biçimde ihlal edildiği davranış bozuklukları görülmektedir. Doğan, ve diğ.(2012)

DEPRESYON

Yoğun ve sürekli mutsuz, huzursuz veya çöküntülü görünüm hali, sevinç ve ataklığını azaltan bir neşesizlik, huzursuz, sıkıntılı, bitkin, enerjisiz bir ruh hali depresyondaki çocuğun belirtileridir.
Arkadaşlarından izolasyon, okul başarısında düşme, her zamanki faaliyetlere ilgisizlik, huzursuzluk, öfke patlamaları, uyku, iştah azalması, yorgunluk, beden ağrıları, konsantrasyon ve hafıza bozukluğu görülür.
Depresyonlu çocuk ümitsizliğe ve çaresizliğe düşmüş hisseder. Depresyon bazen üzüntülü bir olayın arkasından ortaya çıksa da çoğu zaman ortada belirgin bir sebep görülmez. Çocuklarda yaş ilerledikçe depresyonun yaygınlığı da artmaktadır. Okul öncesi çocuklarında %1’den az, okul çağı çocuklarında %2-3, ergenlerde ise, %7-13 arasında değişmektedir. Balkaya, (2003)

KAYGI BOZUKLUKLARI

Korkunun kaynağı belliyken, kaygının kaynağı belirsizdir.
Fizyolojik belirtileri: titreme, terleme, hareketlerde huzursuzluk, yorgunluk, sık idrar yapma, solunum güçlüğü, kalp atış hızında artma, ağız kuruluğu, sırt ve baş ağrısı, yutkunma güçlüğü, dişleri sıkma, gıcırdatma
Psikolojik belirtileri: yaşam enerjisinde azalma, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, boğazda düğümlenme hissi, midede hareketlilik hissi, aşırı uyarılmışlık, sürekli tetikte olma hali
Kaygı bozukluklarının toplumda %8-9 oranında görüldüğü kestirilmektedir. Yetişkinlerde görülen kaygı belirtilerinin yarısı 15 yaşından önce başlamaktadır. Dolayısıyla, çocukluk çağı kaygı bozuklukları hem yaşadığı gelişim dönemi içinde etkilemekte, hem de gelecekteki yaşamı için risk oluşturmaktadır.

Kaygı bozukluklarının olası nedenleri
a) Ana babada kaygı ya da depresyon olması
b) Erken dönem ana baba çocuk iletişiminde sorunlar
c) Sık sık bakıcı değiştirme
d) Olumsuz yaşam olayları
e) Beklenmedik kayıplar
f) Bireyin kişilik özellikleri
Öte yandan, kaygının öğrenilen bir davranış olduğunu savunan görüşler de vardır. Bir çok kaygı bozukluğu çeşidi vardır, ancak çocuklarda daha çok ayrılık kaygısı bozukluğu, fobik bozukluklar, okb, tssb görülmektedir. Wenar, (1994)

OTİZM

Tipik olarak yaşamın ilk üç yılında beliren, nörolojik bir bozukluğun beynin normal işleyişini etkilemesi sonucunda sosyal etkileşim ve iletişim becerileri alanında bozulmalarla karakterize karmaşık bir gelişimsel yetersizlik türüdür. ASA, (2007)
Otizm başlıca 3 temel alanda sorunlarla kaşımıza çıkar
a) Toplumsal ilişkide ve bu ilişkinin sürdürülmesinde bozukluk
b) Sözel ve sözel olmayan iletişimde ve oyun etkinliğinde bozukluk
c) Kısıtlı ilgi ve yetkinlik, tekrarlayıcı hareketler. APA, (1994)
Erkek çocuklarında kız çocuklarına göre 4 kat fazla görülür.
Nedenlerine dair yeterli bilgi bulunmamaktadır. Genetik, nörobiyolojik, bilişsel, psikolojik faktörler incelenmiştir. Kalıtımsal etkenlerin önemli rol oynadığı ileri sürülmektedir.
Birçok otistik çocukta davranış sorunları öne çıkar. Başlıca sorunlar arasında, aşırı hareketlilik, saldırganlık, kendine zarar verici davranışlar, uygunsuz korkular, öfke nöbetleri, aşırı sinirlilik, inatçılık, tekrarlayıcı hareketler, tikler, uyku ve yeme sorunları, cinsel taciz, mastürbasyon ve eşya, kişi veya eylemlere yönelik takıntılar yer alır. Kırcaali-İftar,(2007)
Ancak şu nokta önemlidir ki, otizm ruhsal bir bozukluk değildir, ruhsal sorunlara da yol açabilen gelişimsel bir bozukluktur.
Otizmde Sağaltım
Otizmin temel sorunlarına yönelik farmakolojik bir sağaltım söz konusu değildir. Bu tip sağaltım biçimleri, davranış sorunlarına yönelik olarak uygulanır. Otizm yaşla belirtilerin yumuşadığı ve bazı belirtilerin ortadan kalktığı ve uyum yetilerinin giderek artığı gözlenen bir hastalıktır. Davranışçı yöntemler, çocuğun özelliklerine uygulanan özel eğitimler, konuşma ve öğrenme sorunlarına yönelik sağaltımlar uygulanmaktadır. Korkmaz, (2005)

İYİLEŞTİRMEYE DÖNÜK UYGULAMALAR

Oyun Terapisi
Küçük çocuklarda oyun en temel ifade biçimidir. Oyun dışında ifade edemeyecekleri şeyleri oyun içinde söyleyebilirler. Oyun ve oyuncaklar dolaylı iletişim araçları haline gelmiştir ve terapistin oyun yoluyla kurduğu iletişim çocuk dünyasında doğrudan kurulacak iletişimden daha az tehdit edicidir. Linden, Hewitt, (2013)

Bilişsel Davranışçı Terapi
Çocuğun içsel duyguları ve dürtüleri yerine doğrudan o anki düşünce ve davranışlarına odaklanır BDT’ye göre ruhsal sorunlar hatalı düşünce biçimlerinden kaynaklanır. Korkular, fobi, genel kaygı, okb, ayrılık kaygısı bozukluklarında bu yöntem etkilidir ancak bu yöntem için tüm çocukluk çağı bozukluklarının tedavisindeki en iyi seçenek diyemeyiz. Örneğin erken başlangıçlı şizofrenide etkili olamamıştır. Doğan ve diğ. (2012)

Aile Terapisi & Sistem Terapisi
Aile etkileşimsel ve sistemik bir bakış açısıyla değerlendirilir. Çocuk yaşayan bu sistemin parçasıdır; sistemin bir parçasındaki değişiklik diğer parçalarda da değişiklikle sonuçlanır.
Aile, bireylerin birbirleriyle ilişki halinde nasıl hareket ettiği ve nasıl davrandığını anlamayı olanaklı kılacak bir yapı oluşturur. Terapide aile bir bütün olarak ele alınır ve aile ile çalışılır. Linden, Hewitt, (2013)
Çocuğun sahip olduğu olumsuz davranışlar aile içindeki işlev bozukluğundan veya daha büyük sistemlerden kaynaklanmaktadır

Biyolojik Tedaviler

İlaç tedavisi: Dikkat toplamak, öğrenmeyi kolaylaştırmak için ya da kriz anlarında, stresli anlarda, tedavinin başlangıcında kullanılır.
Uyarıcılar, antidepresanlar, duygudurum dengeleyiciler, kaygı gidericiler, sakinleştiriciler, antipsikotik ilaçlar şeklinde sıralanabilir.
a) İlacın iyileştirmeyi hedeflediği belirtiler
b) İlaç kullanımın amacı
c) İlacın beklenen etkileri
d) İlacın olası yan etkileri
e) Tedavi sırasında ailenin alması gereken önlemler
f) Tedavinin yaklaşık süresi
g) Çocuğa ne zaman ve ne tür bir izleme uygulanacağı
h) Ne zaman ve hangi koşullarda ilacın yeniden uygulanacağı veya durdurulacağı iyi belirlenmelidir. Davison, Neale, (2004)

ÖNLEMEYE DÖNÜK ÇALIŞMALAR

a) Çocuklarda saldırganlığı azaltmak için destekleyici öğretmen-öğrenci ilişkisini arttırmak
b) Duygusal/davranışsal sorunların çoğunu önlemek için çocuk-ebeveyn bağlanmasını gerçekleştirmek
c) Uyumu arttırmak ve saldırganlığı azaltmak amacıyla, ebeveynlere olumlu ebeveynlik becerilerini öğretmede psikolojik danışamanlık hizmeti alınması
d) Bilişsel-davranışçı teknikleri kullanarak, çocuklarda kaygı bozukluklarının önlenmesinde kullanılabilecek koruyucu bir program geliştirilmesi
e) Ebeveynlerin kişilerarası ilişki geliştirme ve depresyondan korunma ile ilgili bilişsel stratejiler hakkında eğitilmesi
f) Yoksul ailelere ve topluluklara ek kaynaklar ve kapsamlı hizmetler sunarak çocuklarda birçok duygusal ve davranışsal problemin engellenmesi olası çalışmalardır. Kramer, Bernstein, Phares, (2014)

SONUÇ

a) Çocuklarla çalışmanın zor etik kısımları vardır
b) Psikopatolojik etiket oluşturmak zordur çünkü çocuğun kimliği ailesi ve yakın çevresi ile yakın kaynaşma halindedir.
c) Çocuklarda erken tanı tedavinin maliyetini azaltırken, geç kalınırsa süre, maliyet ve tedavi yönteminde farklı uygulamalar gelişmektedir.
d) Değerlendirme araçları belirli yaş grupları için geliştirilmiş ve standardize edilmiştir.
e) Çocukluk çağı sorunlarının bütün hayatı etkilediği bir gerçektir.
f) Erken müdahale ve birincil koruma çok önemlidir. Linden, Hewitt,( 2013)

KAYNAKÇA
• APA – Amerikan Psikiyatri Birliği (1994) DSM-IV (Çev. Ed. E. Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği
• ASA - Autism Society of Amerika Defining Autism. http://www.autism-society.org
• Balkaya, F. (2003). Çocukluk Depresyonu. Türk Psikoloji Bülteni Çocuk Psikoloji Özel Sayısı, 9(30-31), 73-86
• Doğan, M., Uzuner, K., İftar, G., Turan, Z., Kapçı, E., (2012). Çocuk Ruh Sağlığı. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi
• Davison, G.C., Neale J. M., (2004). Anormal Psikolojisi (Çev. Ed. İ. Dağ). Ankara: Türk Psikologlar Derneği
• Erdoğan, E., (2002). Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğunda Frontal ve Parietal Bölge Disfonksiyonları. Klinik Psikiyatri, 5:145-150
• Kırcaali-İftar, G (2007). Otizm Spektrum Bozukluğu. İstanbul: Dactylos
• Korkmaz, B., (2005). Otizm. Nörolog Olmayanlar İçin Nöroloji Sempozyum Dizisi. No:42: 199-208
• Kramer, G. P., Bernstein, D. A., Phares, V. Klinik Psikolojiye Giriş (Çev. Ed. İ.Dağ). Ankara: Mentis
• Linden, W., Hewitt P.l. (2013). Klinik Psikoloji. Ankara: Nobel
• Wenar, C.,(1994). Kaygı Bozuklukları ve Aşırı Kontrol (Çev. Y. Türköz). Türk Psikoloji Bülteni Çocuk Psikoloji Özel sayısı, 9(30-31), 97- 107
• Yavuzer, H., (2006). Okul Çağı Çocuğu. İstanbul: Remzi
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocukluk Dönemi Ruhsal Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Azize Gül OZAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Azize Gül OZAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Dnş.Azize Gül OZAN
Tekirdağ (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi33 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Azize Gül OZAN'ın Yazıları
► Çocukluk Dönemi Ruhsal Sorunları Psk.Kamil ERTEKİN
► Çocukluk Çağı Ruhsal Sorunları Psk.Dnş.Kıvanç TIĞLI
► Çocukluk Dönemi Depresyonları Psk.Cenya KATALAN
► Çocukluk Dönemi Korkuları Psk.Dnş.Tuğba ŞENDİR
► Çocukluk Dönemi Korku ve Kaygıları Psk.Dnş.Aslı DENİZ
► Çocukluk ve Ergenlik Dönemi Sorunları Dr.Psk.Melis DEMİRCİOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,737 uzman makalesi arasında 'Çocukluk Dönemi Ruhsal Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:49
Top