2007'den Bugüne 86,355 Tavsiye, 26,854 Uzman ve 19,194 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Destekleyici Psikoterapi
MAKALE #18215 © Yazan Uzm.Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN | Yayın Nisan 2017 | 4,377 Okuyucu
Destekleyici psikoterapi, Winston, Rosenthal ve Pinsker (2004) tarafından, belirtileri iyileştirmek, benlik değeri, ego işlevi, uyum becerilerini onarmak, sürdürmek ve geliştirmek amacıyla müdahalelerde bulunan ikili(diadik) ve terapistin girişimlerinin planlı ve özgül bir hedefi başarmaya yönelik tasarladığı, tanısal değerlendirmeye dayalı bir tedavi olarak tanımlanmıştır (s. 4).

Buckley ve Werman’a göre (1984) destekleyici psikoterapi; ilkel savunmaları baskın olan, nesne ilişkilerindeki bozulmaya uygun şekilde karşılıklılık ve kişilerarası alışveriş kapasitesine sahip olmayan, içe bakış yetisi olmayan, habis narsizm veya otizm nedeniyle ben ve ben olmayan ayrımını yapamayan, duygulanım düzenlenmesinde özellikle saldırganlık şeklinde yetersizlik yaşayan, somatoform sorunlar yaşayan, ayrılma ve bireyleşme konularında yoğun anksiyete yaşayan kişilere uygun olarak değerlendirilmiştir (Winston vd. 2004, s. 67 ).

Winston vd. (2004) açıklayıcı psikoterapiyi, hasta ve terapist arasındaki ilişkilerin analizi ve daha önce tanınıp anlaşılmamış duygular, düşünceler, gereksinimler ve çatışmalarla ilgili içgörü gelişimi ve hastanın bilinçli olarak bu çatışmaları çözme ve daha iyi bir şekilde bütünselleştirme girişimini izleyen bir süreç yoluyla kişilik değişimini amaçlayan çeşitli yaklaşımlar için kullanılan ortak bir terim olarak tanımlamıştır(s. 5).
Tablo 1
Yıkım düzeyine göre kullanılabilecek psikoterapi yöntemleri
En çok yıkım orta düzeyde yıkım en az yıkım
------|---------------------|----------------------|---------------------|---------------------------|------
Destekleyici Destekleyici-Açıklayıcı Açıklayıcı- Destekleyici Açıklayıcı
Psikoterapiler

Not. (Tablo 1’deki veriler) C. Kaptanoğlu, G. Güleç, A. Eşsizoğlu ve A. Maraş’ın, Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından yayımlanmış olan “Destekleyici Psikoterapiye Giriş” (s. 5); 2004, Amerikan Psikiyatrik Yayıncılık A.Ş.’ye ait çalışmasından uyarlanmıştır.
Pek çok klinikte hastaların çoğunluğu için endike olan bu terapi yöntemi, psikopatoloji düzeyi açısından yelpazenin en son ucunda yer alan ve saf destekleyici terapiye ihtiyacı olan ve terapistin öncelikle belirtilerin hafifletilmesini ve hastalığın yinelemesini önlemek amaçlı kullandığı yöntem olmakla birlikte bilişsel yetilerde, gerçekliği değerlendirme yetisinde, düşünce süreçlerinde, davranışı örgütleme gücünde, duygulanım düzenlenmesinde ve insanlarla ilişki kurmadaki işlev bozukluklarına sahip majör bir ruhsal bozukluk, yaygın gelişimsel bozukluk, ağır sınır kişilik bozukluğu, psikotik bozukluk ve şizofreni gibi tanılarla tedavi edilen gruptur(Winston vd.2004, s. 6). Diğer uçta ise gerçekçi ve sağlam düşünebilen, algılama bozukluğu olmayan ve işlevselliğinde ciddi bozulmalar olmayan obsesif, bağımlı ve kaçıngan kişilik bozukluğu, panik bozukluğu veya uyum bozukluğu gibi tanılar alan grup oluşturur ve yelpazenin ortasında ise narsisistik kişilik bozukluğu veya psikotik olmayan depresyonu olan hastalar yer almakla birlikte madde kötüye kullanımı sorunları yelpazeyi yatay keser(Winston vd.2004, s. 6).

Destekleyici psikoterapi, etki ilkesine dayanan bilinçdışı çatışmalar ve kişilik özelliklerine yönelik girişimlerde bulunmayıp bilinçli sorun ve çatışmaların ele alındığı bir psikoterapi yöntemidir.

Destekleyici psikoterapide terapistin rolü

Terapist, hasta veya hizmet alana saygı, tam dikkat ve dürüstlükle yaklaşmalı ve profesyonel bilgi ve becerisini kullanmada gayretli olmalıdır.
Hastayla terapist arasında iyi bir işbirliği olmalı ve terapist iyi bir ebeveyn olmalıdır. Winston vd.’ ye göre (2004) iyi ebeveynlik ise, olgunlaşmaya ve kendi kendine yeterli olmaya cesaretlendirirken aynı zamanda rahatlatma, yatıştırma, yüreklendirme, yetiştirme, bütünleme, sınır koyma, kendine zarar verici davranışlardan korumayı kapsar(s. 10).

Bir kişinin bir başkasının benlik değerini arttırmasının yolu, o kişiyi kabullenmek, o kişiye ilgi ve saygı göstermesidir. Terapist, hastadan aldığı bilgileri önemseyerek aklında tutmalı ve hastanın sevdiği ve sevmediği, değer verdiği ve vermediği şeylerin farkında olmalı ve asla yargılayıcı, hükmedici, sorgulayıcı, eleştirel ve suçlayıcı rolde olmamalıdır.
Hasta için entelektüel ve ilgili bir kişi tarafından kendisine bir şey verilmesi doyurucu ve güven vericidir ve terapist, hasta için bir denge figürü, dış dünya ile kurulan bir bağlantı, hatta dış dünyanın temsilcisi olarak görüldüğünden terapistin her davranışı, söylemi ve tepkisi çok önemlidir(Winston vd.2004, s. 15).

Destekleyici terapide kullanılan müdahale yöntemleri

Benlik güçlerine dayanarak bozulmuş olan ruhsal dengenin düzeltilmesi için iyi çalışan benlik güçlerinin bulunması, hasta tarafından kullanılan savunma düzeneklerinin aşılarak kişiliğin gerçek yüzünün ortaya çıkarılması için önce ruhsal çözümleme yöntemleriyle yaklaşım gereklidir, böylece kendini daha iyi tanıyan, gerçekleri gören hastaya, dirlik ve düzeni kurmak, uyum sağlamak için başvurması gereken savunma düzenlerine ilişkin öneriler yapılarak kullanacağı olumlu benlik güçleri gösterilir( Köknel, 1995,s. 318).
Kernberg’e göre (2008), benlik işlevlerinin etkinleştirilip güçlendirilmesinin etkileri, gerçekliği sınamada, hastanın kendisiyle ilgili farkındalığında, çelişkili duygulanımlara, deneyimlere ve davranışlara karşı gösterdiği dayanıklılıkta ve bunların bütünleştirilmesinde gözlenir(s. 184).

Hastanın benlik değerini yükseltmek için başarıların veya uyuma yönelik davranışların arttırılmasını pekiştirici etkisini sağlama amaçlı övgü ifadesi belirtmek önemlidir. Övgünün düzeyi ise psikopatolojik yelpazenin ağır ucundan hafif ucuna doğru orantılı olarak azaltılır. Ayrıca hastaya gerçeğe dayanan güvence verme, hastayı cesaretlendirmek ve bakış açısını değiştirip olumluyu görmesine yardım etmek de destekleyici psikoterapide kullanılan tedavi yöntemleridir.

Hastanın kendi içsel kaynaklarını bulmasına yardım amaçlı tavsiye ve öğretme, destekleyici psikoterapinin önemli bir taktiğidir ve ağır yıkımı olan hastalara günlük yaşam etkinlikleri ile ilgili öğütlerde bulunmak her ne kadar uygunsa, hastanın kendi seçimlerini yapabileceği konularda öğüt vermek de bir o kadar yanlış bir müdahale şeklidir(Winston vd.2004, s. 35).

Terapistle birlikte belirlenen eylem planında karşılaşılabilecek engelleri gözden geçirmek ve bunlarla ilgili baş etme stratejileri geliştirme amaçlı rol playing uygulamaları da destekleyici psikoterapide de faydalı bir tekniktir. Sosyal ipuçlarını yakalama yetilerinden ve uygun yanıtlar veremeyeceklerinden emin olamayan, dışlanma korkuları olan, ve bir konu üzerinde uzun süreli düşünemeyen şizofreni hastaları için çok etkili ve gerekli bir yöntemdir(Winston vd.2004, s. 37).

Bir önleme tedavisi olarak da kullanılan destekleyici piskoterapide anksiyeteyi azaltmak dışında anksiyetenin ortaya çıkışını da engellemek temel amaçlardan biridir ve sorunun adının konulması, hastanın kontrol duygusunu güçlendirdiği için anksiyeteyi de azaltır(Winston vd.2004, s. 38).

Hastanın farkındalığını azaltma amaçlı hastanın söylediklerini özetlemek, çok hafif düzeyde yüzleştirmeler yapmak ve duyguyu basitçe adlandırıp üzerinde çalışmak ve sadece relapsı önleme amaçlı yorum tekniği kullanılır.

İntihar eğilimi akut olarak ortaya çıkarsa hastanın hastaneye yatışı gereklidir. Hastaneye yatış mümkün değilse hastanın yanında sürekli kalabilecek hasta yakınlarının yardımı sağlanmalı ve bu kişiler de terapiste istedikleri zaman ulaşabilmelidirler.

Şizofreni, bipolar bozukluk ve psikozlarda kullanılan destekleyici psikoterapi teknikleri
Şizofrenik kişi kendi benliğine ve çevresine güvenini ağır derecede yitirmiş, insan ilişkilerinin düş kırıklıkları, aldatılmalar, özerkliğin yitimi, yenilip yutulma kaygılarıyla dolu olduğunu hissedip korkup kaçarak iç dünyasına kapanırken bir yandan da insan ilişkilerine ihtiyaç duyar(Öztürk, 2002, s. 269). Bu ikilem içinde kalan hasta, kişilerarası ilişkilerini düzenleyemez, geliştiremez ve ilişki kurmak istedikçe de korkuları arttığı için şizofrenide ve psikozlarda psikoterapinin ve psikoterapötik ilişkinin rolü büyüktür( Öztürk, 2002, s. 269).

Klinberg, Jakobi ve Wittorf’ a göre (2010) destekleyici terapinin ilkeleri : (a)terapistin aktif ve empatik çabalarıyla pozitif psikoterapötik ilişki kurmak, (b) hastanın davranışlarını anlamasına yardım etmek ve hastaya bilişsel bir yönelim kazandırmak, (c) hastanın günlük sorunları ve krizlerinde ona rehberlik etmek ve hastaya tavsiyeler vermek, (d) hastanın kendine saygısını geliştirmek ve onu teşvik etmek, (e)hastaya kendi kendine yardım kabiliyeti kazandırmak, (f) çatışmacı yaklaşımlardan ve regresyona neden olabilecek yönlendirmelerden kaçınmaktır; ancak aktarım oluşursa terapist hastanın savunmalarına bakarak dikkatli ve kontrollü bir yol izler(s. 3).

Psikoeğitim ve Aile Psikoterapisi

Şizofrenik hasta ailelerinin eğitiminin amaçları: relaps oranlarını azaltmak, aile işlevlerini iyileştirmek, işbirliğini ve tedaviye uyumu artırmaktır. Bu hedeflere ulaşıldıktan sonraki aşama, hastanın bağımsız bir birey olarak yaşamasını kolaylaştırmaya çalışmaktır. Çalışmalar, aile üyelerinin bazılarının şizofrenik bozukluklar hakkında yeterli bilgisinin olmadığını, hastalarına karşı aşırı eleştirel ve koruyucu olabildiklerini, bu davranışların relaps oranlarını artırdığını göstermiştir. Hastanın aile ya da akrabalarıyla yakın ilişkide olmasının ve ailede aşırı duygu dışavurumunun olmasının relaps oranlarını artırdığı gösterilmiştir. Uyaranın çok olması pozitif belirtileri, az olması negatif belirtileri kötüleştirebilir. Şizofreni hastalarının tedavisinde biyolojik yöntemler temel öneme sahip olmakla birlikte, psikososyal yaklaşımlarla desteklenmedikçe, bu yöntemlerin başarısı sınırlı kalmakta ve bu alandaki eğitim çalışmalarının gerek bozuklukla ilgili sorunlarda, gerekse yaşam kalitesinde olumlu etkilerinin olduğu gösterilmiştir (Arslantaş, Sevinçok, Uygur, Balcı,Adana, 2009, s .4).

Psikoeğitim programı, şizofreni hakkındaki genel bilgiler, şizofreni belirtileri ile baş etme, stresle baş etme, ilaç tedavisinin amaçları, yan etkileri ve dikkat edilmesi gereken önemli konuları içermekte ve bunlarla; şizofreninin belirtileri, tedavisi, gidişi, sonlanması ve ilaçlar hakkında eğitim, belirtilerin şiddetini ve komorbiditeyi azaltma, aile içi ve kişiler arası ilişkileri geliştirme, aşırı duygu dışavurumunu azaltma, erken tanı ve erken tedavi, relapsı önleme ya da azaltma, toplumsal işlevselliği artırma, toplumda özerk davranmayı ve toplumsal yeterliliği sağlama, bağımsız yaşamayı artırma, gerçekçi beklentiler oluşturma, günlük yaşam etkinliklerini yerine getirmeyi sağlama, yaşam kalitesini artırma amaçlanmıştır (Arslantaş vd. 2009, s. 4).

Doğan ve arkadaşları (2002) 23 şizofrenik hasta ailesine ve hastaların kendilerine 3 aylık bir sürede yaptıkları psikososyal yaklaşım/psikoeğitim sonucu hastaların ve ailelerinin yaşam kalitelerinin arttığını, aile ilişkilerinin ve toplumsal ilişkilerinin iyileştiğini, işlevlerini yerine getirmede daha iyi bir konuma geldiklerini bildirmişlerdir(Arslantaş vd. 2009, s. 4).
Aile içindeki duygusal alışveriş ortamında ailenin hastadan ve hastanın aileden beklentilerine bağlı olarak ortaya çıkan aşırı duygu dışa vurumları hastalığın depreşmesinde, yeniden hastaneye yatırılma zorunluluğunun ortaya çıkmasında önemli etken olabileceğinden, ailenin de ele alınmasında aile ile görüşme çok önemlidir(Öztürk, 2002, s. 271).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Destekleyici Psikoterapi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN Fotoğraf
Uzm.Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN
Hatay (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi11 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN'in Makaleleri
► Destekleyici Psikoterapi Psk.Erol AKDAĞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,194 uzman makalesi arasında 'Destekleyici Psikoterapi' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutluluk Kuramları Kasım 2018
► Mutluluk Kasım 2018
► Sosyal Kaygı Kasım 2018
► Kaygı ve Sosyal Kaygı Kasım 2018
► Uyku Nisan 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:42
Top