TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!




Hubic'ten herkese ücretsiz!
Açılan ekranda
■ Adınızı
■ Soyadınızı
■ Eposta adresinizi
■ Şifrenizi
belirleyin ve 30 GB alan sizin olsun.
İZMİR/BODRUM
ÇOCUK ERGEN YETİŞKİN
BİREYSEL ÇİFT GRUP
DANIŞMANLIĞI
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Mersin
■ Çocuk, Ergen ve Yetişkinler için YOĞUNLAŞTIRILMIŞ KEKEMELİK Terapileri
■ Selektif mutizm terapisi
■ Duygusal sağlamlık ve davranışsal sorunlarda pedagojik destek
■ Uzmanlara yönelik kekemelik eğitimleri ve süpervizyon

-- Mersin Kekemelik Merkezi ---
Takıntılarım Bana Saçma Geliyor Ama Birtürlü Kurtulamıyorum…
MAKALE #1822 © Yazan Dr.İbrahim BİLGEN | Yayın Kasım 2008 | 25,082 Okuyucu
Obsesyon kelimesi; halk arasındaki ifadesiyle, saplantı veya takıntı olarak bilinmektedir. Bazılarımızın aklına kötü bir düşünce geldiğinde, yer yer tahtaya vururuz. Saatlerce el yıkayabiliriz, çocuğumuzun ateşi bir derece bile yükselse, en kötü rahatsızlığın kendi çocuğumuzun başına geldiğini düşünürüz. Yada, defalarca kontrol etmemize rağmen, ya unuttuysam diyerek, ocağı, ütüyü yada arabanın kapılarını kontrol ederiz. Şimdi, ”bunlar bende de var, o zaman ben hasta mıyım?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Eğer bu tip olaylar; günde bir saatten fazla uğraşmanıza neden oluyorsa ya da artık işinizi, insanlarla olan ilişkilerinizi, aile yaşantınızı olumsuz olarak etkilemeye başladıysa, evet, malelesef bu bir hastalıktır. Ama normalde herkesin burç’u olduğu gibi birde kişilik özelliği vardır. Bu yeryüzünde kişilik özelliği olmayan bir tek insan bile yoktur. Bu kişilik özelliğinizin bir yansıması da olabilir. Özellikle stresli olduğunuz zamanları şöyle bir düşünürseniz, bu dönemlerde bu tip takıntılarınızın ve evhamlarınızın artmış olduğunu göreceksinizdir. Dolayısıyla, her soruna hemen rahatsızlık yakıştırması yapmanın pek doğru olmadığı düşüncesindeyim.

Efsanelere, edebi bir çok esere konu olmuş olan saplantı hastalığı en çarpıcı ve meşhur örneğini Shakspeare’in Macbeth adlı eserinde bulmuştur. Lady Macbeth’in etkisiyle kocası Macbeth , Kral Duncan’ı öldürür ve L. Macbeth’de bir el yıkama hastalığı başlar. “Arabistan’ın bütün parfümleri getirilse bu elin kirleri temizlenemez” der ve ellerini yıkamaya devam eder. Obsesyon ( saplantı-takıntı); insanın aklına istenmeden, elinde olmadan gelen rahatsız edici düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı ve saçma bulmasına rağmen yapmaktan kendisini alı koyamadığı bir dizi hareketler yapmaya başlar. Bu hareketlere de kompülsiyon (zorlantı) adı verilir. Mesela kirlilik düşünceleri olan kişilerin sık sık ellerini yıkaması kompülsiyona bir örnektir. Bu düşünceler ve eylemlerin zamanla şiddeti artar ve kişinin günlük hayatının büyük bir kısmını işgal etmeye başlar. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir ve bu durum tedavisi şart olan bir hastalık haline gelir. Bu nedenle misafirliğe gidemez yada eve misafir kabul edemez. Çünkü misafir eve geldiğinde adeta onları göz hapsine alır. Tek düşüncesi, misafirler gittikten sonra nereleri sileceğini ya da temizleyeceğini gözden kaçırmamaktır. Evden gittiklerinde ise belkide saatlerce sürecek olan bir temizlik başlayacaktır. Böyle kişilerin ellerine baktığınızda ellerinin kurumuş, ince beyaz çizgiler oluşmuş olduğunu görürsünüz. Bir hastam, saatlerce ellerini yıkamış olmanın bile kendisini rahatlatmadığını düşündüğü için ellerini “hipo” ile yıkamıştı.

Peki, hangi tür takıntılarımız bulunmaktadır? İsterseniz biraz da bunlara bakalım.
  • Temizlik: saatlerce el yıkama, banyo yapma veya tekrar tekrar ev temizleme gibi. Bu şekilde el yıkayarak günde bir kalıp sabun bitiren veya çamaşır suyu ile elini yıkayan hastalar sıktır.
  • Tekrarlama: takıntılı düşünce ile oluşan sıkıntıyı gidermek için tekrarlayan davranışta bulunma veya akıldan başka düşünceleri geçirme gibi. Yakınlarının başına kötü bir şey geleceğini düşünen bir hasta bunun olmaması için halen yapmakta olduğu davranışı ikinci kez yaparak bu düşünceden kurtulabilir (yolda yürürken aynı yolu geri dönüp tekrar yürümek gibi)
  • Kontrol etme: evine bir şey olacak veya yangın çıkacak korkusu ile tekrar tekrar kapıyı veya tüpün kapalı olup olmadığını kontrol etmek gibi.
  • Biriktirme: işe yaramayan bir çok eşyayı biriktirmek gibi. Örneğin bazı kişilerde yeterli yerleri olmadığı halde gazeteler, boş kavanozlar veya konserve kutuları gibi işe yaramayan şeyleri atamama davranışı görülebilir. Son birkaç yıldır yurdumuzda gazetelere yansıyan çöplük evler buna en güzel örnektir.
  • Sayma: yolda yürürken kaldırım taşlarını sayma veya araba plakalarını okuma, günlük işleri yaparken belli sayılarda tekrar etme v.b.(örneğin kazağını beş kere giyip çıkarma veya aynı yere üç kere gitmeme gibi)
  • Tamamlama: bu kompulsiyonu olan hastalar bir dizi davranışı mükemmel olana kadar tekrar tekrar yaparlar. Örneğin kirlilik takıntısı olan bazı hastalar el yıkamadan önce lavaboyu, musluğu ve sabunu yıkar (genelde belli sayıda) daha sonra belli sayıda elini yıkar ve elini yıkadıktan sonra tekrar aynı işlemi tekrarlar.
  • Aşırı tertipli ve düzenli olma: Örneğin çalışma odasında her şeyin simetrik durması veya masanın üstündeki her şeyin belirli bir sıra ile dizilmesi gibi.
  • Cinsel yada Saldırganlık Takıntıları: Bu kişilerinde aklına aniden şu düşünceler gelebilir; “ Ya çocuğumu öldürürsem, ya homoseksüelsem, ya eşimi aldatırsam, ya uyurken çocuğumu boğarsam vb” .Bunların saçma olduğunu bilir ama aklına geldiği an kendi kendisine “ Ben bunları nasıl düşünürüm, ben nasıl bir insanım diyerek kendi kendisini suçlamaya başlar.” Bu olayları hiçbir OKB (Obsesif-kompulsif Bozukluk) ‘lu hasta yapmamıştır. Zaten, bu kişilerde bunun saçma olduğunu bilirler. Ama bu bir düşünce bozukluğu olduğu için, sık sık akıllarına bu düşünceler gelir. Biraz rahatlar sonra tekrar gelir. Bu rahatsızlık tedavi edilmediğinde beraberinde depresyon gelişeceği için intihar ile sonuçlanabilir. “Yolda yürürken başka birisinin cinsel organına baktım ve ya o beni gördüyse, Allah’ım! ben sapık mıyım?” diye düşünebilir.
Yukarıda sayılanlar dışında sayı sayma, aşırı liste yapma veya aşırı dua etme gibi başka kompulsiyonlarda vardır. Kişi saatlerce abdestler alabilir, ya da namaz kılarken duaları tekrar eder, içinden kötü bir düşünce geçer diye namazı baştan kılmaya başlar ya da abdestini defalarca, saatlerce tekrar eder.

Yukarıda açıklamaya çalıştığım obsesyonların (takıntıların) hepsinin bir kişide olmasını bekleyemeyiz. Sadece birisinin bile, o kişide olması, o,kişinin hayatını zehir etmeye yeterde artar bile. Bu kişilerin aileleri de çok sıkıntılı günler yaşamakta ve hastalara yararlı olsun diye bir şeyler yapmaya çalışırken hâlbuki zarar vermektedirler. Bu hastalarla yaşayan kişilere çok iş düşmektedir. Bu hastalığın aslında tedavi edilebilir olduğunu anlatmak ve doktora gelme konusunda bu hastaları ikna etmek genelde yakınlarına düşmektedir. Hastalığın tedavisi yorucudur ve hastayı oldukça gerginleştirir, bu dönemlerde hastanın yanında olmak ve destek vermek çok önemlidir. Belirtileri tartışarak düzeltmek mümkün değildir. Hastalar, zaten bu düşünce ve davranışın saçma olduğunun farkındadırlar ve onlarla bunu tartışarak üzerlerine gitmek hastanın sıkıntısını artırmaktan başka bir işe yaramaz. Kişi, böyle durumlarda, kendisini yalnız ve anlaşılmamış olarak hissedebilir. Bu gibi davranışları, onlara karşı sergilemektense, onları anladığınızı ve yanlarında olduğunuzu belirterek destek olmak tedavinin seyri açısından oldukça önemlidir. Davranış tedavisinde amaç, takıntılı düşünceleri ortadan kaldırmak değil hastanın bu düşüncelerle barışık yaşamasını sağlamaktır. Örneğin çöp bidonunun yanından geçerken eline kir bulaştığını düşünerek, defalarca elini yıkayan bir hastaya “hayır kir bulaşmadı” demek yerine “eline kir bulaşıp bulaşmadığına karar vermek için çaba harcamamalısın, kir bulaştığını kabul etsen bile elini tekrar tekrar yıkamamak için direnmelisin” düşüncesi aşılanır ve hastanın bunu başarması istenir. Bu nedenle hasta yakınlarının bu düşünceye uymayan yaklaşımları tedaviyi zora sokmaktan başka bir işe yaramaz.

Bu tür yaklaşımlar, OKB belirtilerinin artmasına sebep olabilir. Bu gibi durumlarda, aileler, kişiye inanmamakta, baskı yapmakta yada gülebilmektedirler. Bu şekilde yapılan davranışlar, kişinin kendisini daha da değersiz hissetmesine sebep olacaktır.

Aile içi sorunlar bu hastalığın sebebi olmaz ancak çoğu zaman hastalığın belirtileri aile içinde sorunlara neden olur. Bu hastalık pek çok hastalıktan daha fazla hasta yakınlarını rahatsız eder. Örneğin yıkanma obsesyonu olan bir hasta gün boyu banyoyu işgal ettiği için, hasta yakınları banyoyu kullanamaz hale gelebilir veya dışarıdan, kir bulaşacak diye obsesyonları olan bazı hastalar sadece kendileri değil ailenin diğer fertlerini de bazı davranışlar yapmaya zorlayabilirler (örneğin dışarıdan gelir gelmez soyunup banyo yapmak gibi, inanmayıp onları kendileri yıkamak gibi,). Bu nedenle tedaviye gelindiğinde çoğu zaman hasta yakınları da hastalar gibi yorgun ve tükenmiştirler. Yakınları, OKB tedavisi gören kişilerin, zaman zaman tedaviyi yapan doktoru ziyaret ederek tedavinin seyri konusunda bilgilendirilmesi ve ne yapacakları konusunda bilgi almaları, oldukça faydalıdır. Ne olursa olsun çok zor olan bu hastalıkta, onlara karşı öfkelensek bile onlara bunu belli etmemeliyiz. Hastalarda şunu bilmelidir ki, kan bağı olan akrabalarının da, bunun, neden sizin başınıza geldiği hususunda çok fazla üzülüyor ama ellerinden de bir şey gelmemenin verdiği çaresizlik duygusu içerisinde sizlere, sadece öğütler verebiliyorlar. Örnek vermek gerekirse;” Güçlü olacaksın” “Kafanı takmayacaksın”, “Bak ben takıyor muyum?” gibi yada “Ya Allah başka hastalık verseydi...” gibi öğütler o kişide yetersizlik, yalnızlık ve anlaşılmamışlık duygusu yaratır ki buda hiç istemediğimiz sonların başlangıcı olabilir.

Hepimiz; hayatın tek amacı olan, kendimizi değerli hissetmek için yaşıyoruz. Bir şeyi isteyip de başaramıyor olmak hiç kimseyi değerli hissettiremez. Bizlere düşen en önemli görev ise, bu kişilere ve her türden psikiyatrik hastalığı olan kişilere karşı yardımcı ve destek olmaktır. Her hastamın, hep bir ağızdan dediği tek bir şey vardır” Kanser olsaydım bundan daha iyiydi doktor bey, bu hastalığın her saniyesi ölüm gibi geliyor. Böyle yaşamaktansa............” gibi. sözlere, bende çok sık olarak rastlamaktayım. Bu hastamızda da olduğu gibi bu hastalıktan yakınan her kişide amaç; öncelikle var olan hastalığı tedavi etmek, sonrasında da, hastalığın tekrarlamasını önlemektir. OKB, uzun süreli ve zamanla iyileşme dönemleri gösterebilen, şart olmasa da zaman zaman tekrarlamalar ile seyir edebilen bir hastalıktır. Muhakkak ilaç tedavisi kullanılması gerekir. Bu ilaçlar kişinin uykusunu getirmeyen, günde bir kez alınan ve asla bağımlılık yapmayan ilaçlardır. Etrafınızda duyduğunuz gibi “ Bunu, ağır hastalar kullanıyor.” veya “Ne ilacı!!! güçlü olmalısın kendi doktorun kendin olacaksın” gibi ve satırlarca uzatılabilecek sözlere asla ama asla inanmayın. Toplum olarak maalesef hem çok iyi niyetli hemde, her şeyden birazcık anlarız. Ama lütfen, bu iyi niyetli insanlara inanarak doktora gitmemeye kalkışmayın. Burada kaybeden kişi siz olursunuz. Bir bakarsınız ki, hiç düzelmeyeceğine inandığınız bu hastalıkla beraber 10 yılınız geçmiş. Ama iyileştikten sonra bu kaybolan 10 yılı size kimse geri veremeyecektir. Sadece ilaç tedavisi değil davranışçı terapilerde yapılması gerekmektedir. Korkunun üzerine gittiğimizde biz onu yeneriz ama kaçtığımızda o, bizi yener. Basitçe bu şekilde anlatmaya çalıştığım davranışçı terapi tekniklerinin de tedaviye eklenmesi, hastalığın iyileşmesini ve tekrarlamamasını sağlamaktadır. Mutlu ve huzur dolu nice yıllar geçirmeniz dileğiyle. Sağlıcakla Kalın…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Takıntılarım Bana Saçma Geliyor Ama Birtürlü Kurtulamıyorum…" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.İbrahim BİLGEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.İbrahim BİLGEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İbrahim BİLGEN Fotoğraf
Dr.İbrahim BİLGEN
İstanbul
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi12 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Hubic'ten herkese ücretsiz!
Açılan ekranda
■ Adınızı
■ Soyadınızı
■ Eposta adresinizi
■ Şifrenizi
belirleyin ve 30 GB alan sizin olsun.
İZMİR/BODRUM
ÇOCUK ERGEN YETİŞKİN
BİREYSEL ÇİFT GRUP
DANIŞMANLIĞI
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.İbrahim BİLGEN'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,430 uzman makalesi arasında 'Takıntılarım Bana Saçma Geliyor Ama Birtürlü Kurtulamıyorum…' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşk ve Sadakatsizlik Mayıs 2010
► Kaygıdan Kurtulmak İçin ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2009
Mersin
■ Çocuk, Ergen ve Yetişkinler için YOĞUNLAŞTIRILMIŞ KEKEMELİK Terapileri
■ Selektif mutizm terapisi
■ Duygusal sağlamlık ve davranışsal sorunlarda pedagojik destek
■ Uzmanlara yönelik kekemelik eğitimleri ve süpervizyon

-- Mersin Kekemelik Merkezi ---
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:31
Top