2007'den Bugüne 73,602 Tavsiye, 24,426 Uzman ve 16,675 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Şeker Hakkında Bilinmeyenler
MAKALE #18600 © Yazan Dyt.Meltem ERDAĞI | Yayın Temmuz 2017 | 335 Okuyucu
Şeker artık birçoğumuz için vazgeçilmez olmuştur. Şeker endüstrisinin gittikçe gelişmesiyle birlikte geniş bir pazara yayılan şeker tüketimi sağlığımızı tehdit eder hale gelmiştir. Meyvelerde ve sebzelerde de doğal olarak şeker bulunur. Her şeyde olduğu gibi özellikle meyve tüketimini dengeli bir şekilde yapmalıyız. Olması gerektiği kadar tükettiğimizde meyve şekerini vücudumuz sağlıklı bir şekilde kullanabilirken çok fazla miktarda tüketilen meyve de işlenmiş şeker kadar zehirli hale gelebilir.

Hangi Tür Şekerler Zararlıdır
Aslında bilinenin aksine çay şekeri, hindistancevizi, akçaağaç şurubu, agave şurubu, bal ve sorgum gibi doğal şekerler arasında pek bir fark yoktur.

Örneğin son zamanlarda çok popüler olan Hindistan cevizi şekerinin ana bileşenini Sukroz oluşturur (yarısı fruktoz ve yarısı gllikoz). Bu durumda Fruktoz içeriği %38-48,5 olan hindistan cevizi şekerinin, çay şekeriyle hemen hemen aynı olduğunu söyleyebiliriz. Fruktoz karaciğer için toksiktir ve hormon dengesini bozabilir.

Hangi formda olursa olsun şeker şekerdir. Çok fazla hindistan cevizi şekeri yerseniz, fruktoz karaciğere katılır, toksik birikime neden olur, beyin işlevini düşürür ve doğrudan yağa metabolize olur.

Özetle, Doğal besinler dışındaki şeker kaynaklarını çok fazla tercih etmemelisiniz.

Bal, taze meyveler ve sebzelerde doğal olarak bulunan antioksidanlar, vitamin ve mineraller sayesinde içerdikleri glikoz ile fruktozun yağlanma ya da hastalık yapma gibi etkileri olmaz. Tabi ki çok fazla tüketilmemesi kaydıyla.

Güvenilir Şeker Miktarı Ne Kadardır

Dünya sağlık örgütü güvenilir şeker tüketimi için bir alt limit belirlemiştir. Bir kişinin günlük enerji gereksiniminin şekerden gelen kısmının %10’dan daha az olması gerektiğini ve bu oranın %5’in altında olması halinde ise çok daha sağlıklı olacağını açıklamıştır.
Örneğin şöyle bir hesap yapacak olursak; Günlük enerji gereksinimi 1800 kcal olan bir kişinin günlük alabileceği maksimum şeker miktarı (%5) 22,5 gram olmalıdır. Bu da yaklaşık 4,5 tatlı kaşığı kadardır.

Şekerin Vücudumuza Girdiğinden İtibaren İzlediği Yol

Bir çoğumuz şekerin zararlı olduğunu ve tüketilmemesi gerektiğini biliyoruz. Hatta çayımızdaki şekeri azaltıp tatlılardan da kaçınır olduk. İyi de yaptık fakat neden bu tatlı ve güzel şeyi hayatımızdan çıkarmak zorundayız? Şekerin vücudumuza girdiğinden itibaren sebep olduğu yıkımın ne kadar farkındayız?
İşte şekerin vücudumuza girdiğinden itibaren izlediği yol şu şekilde olacaktır:

Aldığınız şekerli gıda, ağzınızda ve midenizde bir takım mekanik ve kimyasal sindirime uğrayarak bağırsaklarınıza gelir. Sindirim burada tamamlanır. Şeker yani sukroz burada iki kısma ayrılır: Fruktoz ve Glikoz. Daha sonra ikiside Karaciğere doğru yol alır. Buraya geldiklerinde ise glikoz hemen enerji için kullanılır veya daha sonra kullanılmak üzere paketlenip depolanır. Fakat Fruktoz’ un işi (işte bu kısım vücudumuz için biraz sıkıntılı) Glikoz kadar kolay değildir. Çünkü fruktoz doğada çok fazla bulunmaz ve bu yüzden Karaciğerin bunu düzenlemek için bir sistemi de yoktur. Gelen fruktoz derhal Karaciğerden gönderilir. Eğer tüm depolarımız da doluysa işte o zaman korkunç son… Hoop! fruktoz hemen yağa dönüştürülür. Karaciğer bir depo organ olduğu için bu yağlanmadan o da etkilenir. İşte tüm bunlar da insülin direnci ve diyabet gibi risklere neden olur.

Diğer bir olay ise karaciğerdeki bu yağın sadece burada kalmayıp kan dolaşımına da gönderilmesidir. Damarlarımızda dolaşan bu yağlar aşırı şişmanlık, damar tıkanıklığı gibi rahatsızlıklara neden olabilir.
Gelelim insülin’e.. Şimdi diyelim ki gün içerisinde çok fazla miktarda şeker ve karbonhidrat kaynağı (ekmek, makarna vb) tükettik. Bunların sindirimi ile birlikte çok fazla miktarda glikoz kan dolaşımına katılır. Glikozun varlığıyla birlikte ise hemen insülin hormonu salgılanır. İnsülin burada anahtar görevi görür ve glikozun hücre içerisine girmesini sağlar. Haliyle kanımızda ne kadar çok glikoz varsa insülin de o kadar fazla salgılanır. İşte burdaki önemli nokta ise insülinin yağ hücreleri üzerindeki etkisidir!! Glikozun hücrelere girmesine yardımcı olan insülin, yağ hücrelerinin ise bulunduğu yere tutunmasını sağlar. Yani yağ yakma işlemi kapanır!

Vücudumuzdaki fazla yağın ise birçok hastalığın sebebi olduğunu da biliyoruz. En çok bilinenler damar tıkanıklığı, kalp kirizi, damar sertliği, insülin direnci ve diyabet gibi hastalıklardır.

Şekerin Zararları

Şekerin faydalı olmadığı hepimizin bildiği bir gerçektir. Buna rağmen şeker tüketiminin doymuş yağ, trans yağ ve tuz tüketimi kadar zararlı olduğu pek fazla düşünülmez. Bu ise yapılan yanlışlardan biridir. Şekerin birtakım şaşırtıcı fakat zararlı etkileri vardır. İşte bunlardan birkaçı;

1.Kalp Düşmanı
Fazla miktarda şeker tüketen bireylerin kalp hastalıklarına yakalanma riski diğer bireylere göre çok daha fazladır.

Şeker temel olarak kalp krizinden sorumlu kötü kolesterolü ve trigliseridleri (bir çeşit yağ asidi) artırır. Bu ise damar tıkanıklığı gibi sorunları beraberinde getirerek kan dolaşımında problemler yaratarak kalbin pompalama mekanizmasını etkilemekte ve kalpte arıza riskini artırmaktadır.

2. Göbek ve Bel Çevresi Yağlanmayı Arttırır

Obezite artık günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Özellikle çocuklarda aktivitenin azalması ve fruktoz yüklü gıdaların tüketiminin artmasıyla birlikte obezite oranı her geçen gün daha da artmaktadır. Aşırı fruktoz alımı (fakat glikoz alımı değil) öncü yağların olgunlaşmasına neden olur. Bu yağlar ise özellikle bel çevresinde birikerek gelecekteki kalp hastalıkları ve diyabet riskinin artmasına neden olur. Şeker ayrıca bağımlılık yaparak sürekli olarak şekerli gıda yeme hissini uyandırır. Bununla beraber kilo alımı ve uyuma zorlukları gibi rahatsızlıkların oluşmasına neden olur.

3. Farkında Olmadan Zarar Verir

Aşırı fruktoz alımı leptin direncini artırır. Leptin bize yeterli miktarda yemek aldığımızı ve artık yemek yemememiz gerektiğini bildiren bir hormondur. Biz genellikle beyinden gelen bu sinyali dikkate almayıp yemeye devam ederiz. İşte burdaki farkında olmadığımız durum ise şekerin yol açtığı hastalıklara haber vermeden zaman geçtikçe yani belirtiler göstermeden neden olmasıdır.

4. Bağışıklık Sistemini Zayıflatır

Bağışıklık sistemimiz hastalıklara karşı vücudumuzun en önemli güvenlik mekanizmasıdır. Yapılan çalışmalara göre yüksek miktarlarda şeker tüketimi bağışıklık sistemimizi zayıflatarak vücudumuzun bakterilere, virüslere, parazitlere ve çeşitli mikroorganizmalara karşı mücadele yeteneğini önemli ölçüde düşürdüğü bulunmuştur.

5. Karaciğer Düşmanı

Çok fazla miktarlarda alınan fruktozun tıpkı alkol gibi karaciğeri zehirleyici etkisi vardır. Yapılan çalışmalarda karaciğerde oluşan hasar aşırı kalori alımı veya aşırı yağlanma (kilo artışı) olmadan da ortaya çıkmaktadır.

6. Kronik Hastalıkların Öncüsüdür

Çok fazla miktarlarda ve sürekli olarak şeker tüketimiyle birlikte insülin direnci oluşabilmektedir. İnsülin ise pankreas tarafından salgılanan ve kanda bulunan glikozu (şekeri) hücre içine almakta görev alan bir hormondur. Yani kan şekeri seviyemizi ayarlar. Ne kadar fazla şeker tüketirsek o kadar çok insülin salınımı gerçekleşir. Yine bazı çalışmalar kronik insülin yüksekliğinin kalp rahatsızlıkları, kanser, sivilcelenme ve polikistik yumurtalık sendromu gibi hastalıkların oluşumuna neden olabileceğini ortaya koymuştur.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Şeker Hakkında Bilinmeyenler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Meltem ERDAĞI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Meltem ERDAĞI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Meltem ERDAĞI'nın Makaleleri
► Şeker Hastalığı Dyt.Yelda ÖZEL DAĞCI
► Şeker Hastalığında Beslenme ÇOK OKUNUYOR Dyt.Arzu AYDEMİR
► Şeker Hastalığında Beslenme Dyt.Seyhan TEMEL
► Şeker Bayramında Beslenme Uzm.Dyt.Turgay KÖSE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,675 uzman makalesi arasında 'Şeker Hakkında Bilinmeyenler' başlığıyla benzeşen toplam 81 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:54
Top