TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



“Aşk’ın” Bir Hikayesi Var Mıdır
MAKALE #18684 © Yazan Uzm.Psk.Funda DOĞAN | Yayın YENİ Ağustos 2017
“Aşk diye buna denir: Bir insan bir insanda tekinsiz bir ev görür…” Ece Temelkuran
Biriyle karşılaşır ve ondan bize doğru gelen kuvvetli bir çekim hissederiz. Bazen o kişinin bir özelliğinin bizi etkilediğini düşünür, bazen henüz başlarda hissettiğimiz bu kuvvetli çekimin adını koyamayız. Bu kimya öylesine kuvvetli olur ki, kişi kendisine kötü hissettiren, iyi gelmeyen bir ilişkiden çıkamaz. Acı verdiğini bile bile o kadının ya da o adamın peşinden gider. Peki, bizi ötekine doğru yaklaştıran bu kimyanın kökleri nedir? İlk bakışta tesadüf gibi görülen, ya da mantık süzgecinden geçirip tercih ettiğimizi düşündüğümüz eş seçiminin başka bir hikayesinin olması mümkün müdür?
Klinik deneyimlerin ortaya koyduğu olası bir tablo şu ki, kişiler ebeveynlerinin olumsuz özelliklerini taşıyan kişileri seçme eğilimindeler. Bilinç seviyesinde kişilerin sıklıkla anne babasının eksik yönlerini taşıyan kişileri istemediklerine şahit oluruz. Kişilerin dilinin başka, seçimlerinin başka şey anlatması eş seçiminde bilinçli bir tercihten daha fazlasının olabileceğini düşündürtüyor.

Bebek dünyaya geldiğinde dünya ve kendisi hakkında neredeyse bir bilgisi yoktur ve yardıma muhtaçtır. Özellikle erken dönem anne baba ilişkileri, bebeğin ihtiyaçlarının nasıl karşılandığı ve eksik kalan yanları yetişkin olarak kişinin ilişki kurma tarzını etkiler. Ona bakan, ilgi gösteren, dokunma ve kucaklanma ihtiyacını karşılayan, kim olduğu ve nasıl hissettiği ile ilgilenen ve ona yol gösterip, yanında olarak koruyan birinin varlığı kişinin ona iyi gelecek bir ilişki tarzı benimseyebilmesi için çok önemlidir. Dünya nasıl bir yer? İnsanlar nasıl? Ben nasıl biriyim? gibi sorulara verilen cevapların temelleri erken dönemde atılır. İhtiyaçları karşılanan bebek dünyayı güvenli bir yer olarak algılama eğilimindeyken, karşılanmayan bir bebek için dünya güvensiz olabilir. Ağladığında, yatıştırılmaya ihtiyaç duyduğunda yanında olarak onun duygularını paylaşan biri olan çocuk için öteki insanlar şefkatli, dinleyen, güvenilir gibi özelliklere sahip olurken; ihtiyaç duyunca yalnız kalan bir çocuk için öteki zayıflıklarını saklamak zorunda olduğu, sıkıntısını paylaşamayacağı kişilere dönebilir. Yol gösterilmeye veya korunmaya ihtiyaç duyduğunda yanında biri olan ve ya duygularını paylaşabileceği ilişkiler kurabilmiş bir çocuk kendisini daha değerli hissederken; yalnız kalmış bir çocuk değersiz veya sevilmiyor hissedebilir.

Yetişkin bir birey olarak dünyayı algılama şekli, hayatının ilk döneminde oluşan bu temellerden etkilenir. Hayatımızın erken dönemlerinde bize acı veren durumları anlamlandırabilmek için belli şemalar oluştururuz. Uyum bozucu olan bu şemalar belli düşünce, duygu ve davranış kalıplarını içerir. Ve yetişkin hayatında benzer üzücü durumlarda tekrar canlanabilir. Tekrar canlanan duygular, bazen anlam veremediğimiz yoğun duyguları; tekrar canlanan davranış kalıpları bazen çocukça bulduğumuz veya kedimizi hiç savunamadığımız davranışlarımızı ve şemaların tetiklendiği belli olaylar, nasıl düşündüğümüzü, böyle durumlarda daha çok hangi açıdan baktığımızı açıklayabilir. Bu bağlamda, hayatımızın bu ilk dönemine ait hayal kırıklıklarını bilinçli olarak anımsamasak da bugünümüzde etkisi olan en canlı anılardandır.

Bilinçdışı bir arzu hayatımızın hayal kırıklıkları yaşadığımız o ilk dönemlerine geri dönerek, tekrar tekrar o anıları canlandırmaya çalışır. Özellikle erken dönem hayal kırıklıkları bir mıknatıs gibi kendisine tanıdık gelen yöne doğru bizi çekebilir. Bilinçdışı olan bu arzunun amacı anlaşılmamış, dile dökülmemiş o anıları tekrar tekrar canlandırarak, bir anlamlandırma çabasıdır. Şema kimyası olarak da tanımlanan bu durum; geçmiş acılarımızı hatırlatan kişilere karşı, bir “tanıdıklık” duygusu ile hatırlatmayan kişilere oranla daha çok çekim hissetmemiz olarak tanımlanabilir.
Hayatımızın genellikle erken döneminde oluşturduğumuz belli başlı uyum bozucu şemalar; terkedilme, duygusal yoksunluk, kuşkuculuk/kötüye kullanılma, bağımlılık, yüksek standartlar, sosyal izolasyon, cezalandırıcılık, kusurluluk, başarısızlık, içiçelik, boyun eğicilik, fedakarlık, haklılık, yetersiz özdenetim, karamsarlık, dayanıksızlık, duyguları bastırma ve onay arayıcılıktır. Örnek vermek gerekirse; duygusal yoksunluk şeması olan biri; korunma, ilgi ve ya empati ihtiyacını karşılayamayan ebeveynler ile büyümüş olabilir. Duygularını paylaşamadığı, yeterince yatıştırılmadığı bir ortamda büyüyen bir çocuk kendi kendini yatıştırmak zorunda kalmıştır. Bir başkasının onunun sıkıntısını paylaşabileceğini, yardım edebileceğini veya onu dinleyebileceğini kabulde zorlanabilir. Bu kabulde zorlandığı için ihtiyacını fark ettiği noktada veya beklentisi olduğunda iletmeyebilir. Mesela böyle bir çocuk için ileride soğuk, empati göstermekte zorluk çeken, mesafeli biri çekici olabilir. Kişi böyle bir kişiyi partner seçtiğinde ve ilişkide bu şema yoğun olarak tetiklendiğinde “şemanın devamlılığı” sağlanmış olur. Bir çocuk olarak karşılanmayan ihtiyaçları yetişkin hayatında karşılanmamaya devam eder. Mesela ihtiyaç duyduğu güveni ve desteği veremeyecek bir partnerle ilişki kuran bir kişi, kendisini açamaz, destek alamaz, açsa da karşısında ki kişi suçlayıcı ve vurdumduymaz olabilir. İhtiyacını ona ulaştıramaz. Aksine ihtiyacını açtığında kedisini çok daha fazla yaralayacak tepkiler alabilir. Veya partneri işkolik veya evli olabilir. Yani fiziksel olarak ihtiyaç duyduğunda yanında olamayacak birisi olabilir.
Kimya belli bir noktaya kadar bir ilişkinin anlam bulması için gereklidir. Ancak uyum bozucu şemaların yoğun olarak tetiklenmesi birçok sorun için temel oluşturabilir. Başlarda “tanıdıklık “hissi veya “heyecan” ile başlayan ilişkiler, uyum bozucu şemaların yoğun olarak tetiklenmesi ile sevgi, saygı, güven, empati gibi temel ihtiyaçların karşılanmadığı ilişkilere dönebilir. Bu noktada süreç her iki taraf içinde yaralayıcı olabilir.
Terapide kişinin uyum bozucu şemalarını fark etmesi, bu şemaların kökenleri ve bu şemalar ile ne yaptığı üzerine çalışılır. Şemanın kökenleri araştırılırken günümüze ikame eden duyguların kökenleri deneyimlenmiş olur. Bu da bugünümüzü hem daha net anlamamızı sağlar hem de geçmişin kırılgan duyguları deneyimlenebildiği zaman bugüne ikame olan etkileri daha görünür olur ve şiddetleri azalır.

Şemalarımız tetiklendiği zaman ne düşündüğümüz ve ne yaptığımız da çok önemlidir. Bazen bu şemalar tetiklendiğinde onların içinde kayboluruz. Aktif olarak baş edemeyiz. Bir çocuk olarak bizi yaralayan olaylara verebileceğimiz tepkiler sınırlıdır. Ancak bir çocuk olarak bizi koruyan stratejiler yetişkin hayatında bizi sınırlandırır. Şemanın dışına çıkmayı, farklı yolları görmeyi zorlaştırır. Terapide kişinin istediği sonuçlar için ne yaptığı ve sorunu çözmek için başka neler yapabileceği ele alınır. Böylece kişi için ona daha iyi gelecek işlevsel baş etme yolları daha görünür olur. Mesela, duygusal yoksunluk şeması olan kişi ihtiyaçlarını ötekine açma konusunda rahat olmayabilir. İstediği veya beklediği şeyi söylemeyebilir. Söylememek ihtiyaçlarına kulak verilmeyen bir aile ortamında bir çocuk için çok anlaşılırdır. Bir çocuğu hem daha fazla hayal kırıklığından hem de ailesi ile çatışmadan korur. Ancak yetişkin olarak susmak yetişkin olarak bir ilişkide alabileceklerini sınırlamasına neden olur. Kişide belli şeyleri ifade etmemek içsel bir tatminsizlik yaratabilir veya karşısında ki kişi bunları anlamıyor diye partnerine karşı öfkeye neden olabilir. Kişiye isteklerini dile getirmek utanç verici geliyor olduğu için yahut dile getirdiğinde anlamı kaybolacağı için söylemekte zorlanıyor olabilir. Terapide karşısında ki kişiden bir şeyler bekleyebileceği, ifade edebileceği ve desteği kabul edebilmesi üzerine çalışılır. Destek almadığı ve yalnız kaldığı bir ilişkide kişinin farklı yollar deneyerek ilişkisini daha destek aldığı ve duygusal yakınlık kurabildiği bir ilişki olarak temellendirmesi hedeflenir. Kişi istek ve ihtiyaçlarına hak verir hale gelir ve bunların izini sürer. Partneri bunları karşılayacak biriyse ilişki onun için daha paylaşımlı bir hale döner ancak partneri bunları karşılayamayacak biri ise kişi kendisine zarar veren durumlardan uzaklaşıp, daha iyileştirici ilişkiler kurmaya yönelebilir.

Kişi özellikle hayal kırıklıklarını anlamlandıramadığı ve dile dökemediği ölçüde bu tarz bir büyüye kapılma eğilimde olabilir. Bu nedenle hayatımızın ilerleyen yıllarında özellikle aşk ilişkilerinde bu incitici anıları canlandıran insanları seçmeye meyil gösterebiliriz. Psikoterapi bu süreçleri aydınlatmaya çalışır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"“Aşk’ın” Bir Hikayesi Var Mıdır" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Funda DOĞAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Funda DOĞAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Funda DOĞAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Funda DOĞAN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Funda DOĞAN'ın Makaleleri
► Aldatma Hikayesi Uzm.Psk.Ali BIÇAK
► Kısa Bir Terapi Hikayesi Psk.İzzet GÜLLÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,740 uzman makalesi arasında '“Aşk’ın” Bir Hikayesi Var Mıdır' başlığıyla benzeşen toplam 34 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:43
Top