2007'den Bugüne 73,545 Tavsiye, 24,413 Uzman ve 16,658 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Gelişim Dönemleri Işığında Ebeveyn-Ergen Çatışması
MAKALE #18916 © Yazan Uzm.Psk.Ebru YURDALAN | Yayın Ekim 2017 | 187 Okuyucu
“Bugünün gençleri lüksten hoşlanıyor. Kötü davranışlar benimsiyor, olumsuz tutumlar kazanıyor. Beden eğitimi ve sporla ilgileneceklerine boş sözlerle zaman geçiriyorlar. Öğretmenleri önünde bacak bacak üstüne atıp bildiklerini okuyorlar. Misafirin önünde gelişigüzel konuşuyorlar. Yaşlılara saygı göstermiyorlar. Onlar odaya gelince yerlerinden kalkmıyorlar. Sofrada güzel yemekleri kapışıyorlar, çok yiyip içiyorlar.”

Gençlerden bahsederken benzeri cümleleri duymayan yoktur herhalde. Aslında sadece bu çağa özgüymüş gibi görünen bu söylemler MÖ 450 yıllarında yaşamış olan Sokrates’e ait. Devirler değişse de cümleler değişmiyor. Eski kuşak, yeni geleni hep benzer sebeplerle eleştiriyor. Bu evrensel ve ortak çatışmanın arka planında iki tarafın yaşadığı adaptasyon sorunun olduğunu düşünüyorum; çocukluktan ergenliğe geçen evlatla, gençlikten yetişkinliğe geçenin ebeveynin hem kendi hem de birbirlerinin değişim süreciyle ilgili yaşadığı uyumsuzluk sorunu. yani yıllardır süren “ergenlik döneminde gencin yaşadığı olağanüstü değişim”i çatışmanın tek sebebi olarak görmüyorum.
Şimdi her iki gelişim dönemine de Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı’nı temel alarak yakından bakalım.

1) Ergenlik (Kimlik Bütünlüğü-Kimlik Karmaşası)

Yaklaşık olarak 12-18 yaş arasında tanımlanan bu dönemin çatışması rol karmaşasına karşı benlik bütünlüğüdür. Birey kendini psikolojik olarak tanımlamaya başlar çünkü bu yaşa kadar bilişsel gelişimi sadece somut kavramlarla işlem yapmasına olanak verirken, ergenlik dönemiyle birlikte soyut kavramlar da hayatına dahil olmaya başlar. daha önceden kendini sadece somut özellikleri ve ailesinin onu gördüğü şekliyle tanımlarken bu gelişmeyle birlikte duyguları, ilişkileri, tutumları gencin kendini tanımlarken göz önüne aldığı özellikler olur. Ailesinin anlatılarından koparak, kendi soyut kavramlarıyla yeni bir dünya oluşturmaya çalışan gence dünya o kadar kaotik gelir ki keskin genellemelere ihtiyaç duyar. Böylelikle kendi iç dünyasında tutarlılık sağlayacağına inanır. Dünyasının kendi kontrolünde güvenli bir yer olarak algılanması ihtiyacı, fanatik düşüncelerin oluşmasına sebep olur ve bu süreç aslında bu dönem için normaldir. Örneğin bazı siyasi görüşlere mükemmelik atfedip idealize ederken, bazılarını tamamen kötüleyip develue eder. Bazı kişileri kahraman ilan edip hayatlarına idol olarak alırken, bazılarına düşman rolü vermek zorunda kalırlar. Ancak bunu yaparken ortaya çıkan tehlike, henüz soyut kavramlar üzerinde yeterli denetim sağlayamamış olması sebebiyle gencin aşırı genellemelerle, “ya hep ya hiç” gibi bir düşünce tarzı benimsemesidir. Bunun yarattığı sıkıntıyı kendi kimliklerini oluştururken görebiliriz. Bazı yerlerde dışa dönük olamayan ergen, ihtiyaç duyduğu tutarlılıktan dolayı kendini tamamen içe dönük bir kimlik içinde bulabilir. Kendisine bazen içe kapanık bazen dışa dönük olma esnekliğini vermez. Bu tehlike kendi öz değerlendirmesinde, kendine yaptığı haksızlıklarla son bulacağı gibi ilkel bir savunma mekanizması olan bölmeyi devreye sokarak kimliğini bütünleştiremez.

Bu dönemdeki bir diğer değişim de fiziksel ve hormonal gelişimlerdir. Soyut işlemlerle bilişsel aktivitelerin artmasının yanında ergen yeni kazandığı bedenle ilgili de bir uyum sürecinden geçer. Kendi kurduğu dünyasında gittikçe büyük bir yer kaplayan akran grubunda fikirleriyle olduğu kadar değişim içindeki bedeniyle de varolmaya başlar. Bu dönemde ergenlerdeki beden algısı ruhsal yapıyı büyük oranda etkiler. Bedensel olarak dış görünüşünden hoşnut olmayan genç, hem “ya hep ya hiç” düşüncesiyle kendine olumsuz pek çok özellik yükleyerek kendini değersizleştirebilir hem de karşı cinsle ve hemcinsleriyle ilişkilerinde daha pasif ve kaçıngan bir tutum benimseyerek birçok alanda kendi potansiyelini ortaya koymaz.

Gelişimsel olarak bundan önceki evreleri sağlıkla yaşayan bireyin, bu dönemde tüm bu çatışmaları aşarak kendine özgü yepyeni bir kimlik oluşturması beklenen bir durumdur. Öte yandan diğer gelişim dönemlerinde duraklama yaşayan, yanlış anne-baba tutumlarına maruz kalmış bireyler içinde ikinci bir şanstır ergenlik dönemi. Akran ve çevre desteğiyle rol karmaşasından kurtulup, gerçek kendiliğine uygun olarak potansiyellerini ortaya koymaktan kaçınmayan, sağlıklı bir kimlik oluşturabilir. Geçmişinde travmatik deneyimleri olan ve ergenlik döneminde de yeterli çevre desteğini edinemeyen bireyin rol karmaşasından çıkması ve bu dönemi sağlıklı atlatması zor görünmektedir.

2) Yetişkinlik ( Üretkenliğe Karşı Durağanlık)

Ortalama 35 yaşında başlayıp 65 yaşına kadar devam eden bu dönemin çatışması orta yaşın toplumsal ve ruhsal bunalımındaki durağanlığına karşı üretken olmaktır. Üretkenlik kavramı birincil olarak, gelecek kuşağı kurmaya ve yönlendirmeye olan ilgidir. diğer yanıyla yaratıcılığı da kapsayan bu dönemde ürün vermeye yönelik güçlü tutkunun ve ortaya çıkan ürüne yönelik derin sevginin olmadığı durumlarda durağanlık duygusu öne geçecektir. Peki bu durağanlık ne demek? Yaşamda bir hedefin olmaması, amaçsızca yaşamanın hüznü, can sıkıntısı ve boşluk duygusu. Bunu yaşamak yetişkin için bile olsa zordur. Tabi ki bu evrenin tek üretkenliği çocuk yapmak değil ama bu bilgiler ışığında ergen-ebeveyn çatışmasına bir daha bakalım. Hayatında tutkuyla peşinden gittiği bir amacı olmayan bir yetişkin düşünelim ve ürettiği tek şey çocuğu. Bu durumda aileden kopan ve bağımsız bir yaşam oluşturmaya çalışan ergenin, bu davranışlarının anne- baba açısından nasıl büyük bir kaygıya, kayıp duygusuna sebep olduğunu anlamak zor olmayacaktır. Aslında kendi gelişimsel döneminde duraksama yaşayan yetişkinin, bu dönemde kendini canlı tutabilmek için eserinin yani çocuğunun kendinden ayrılmamasına, ona öğrettiği dünyayla gözünün önünde durmasına ihtiyacı vardır. bu boşluğa düşmemek için yetişkin çocuğuna kendini adar. Aslında çocuğu, çocuğun ihtiyaçlarını görmeden kendi ihtiyaçları yüzünden yapılan bir davranıştır bu. Çocuk küçük yaştayken onu kontrol etmesi bu anlamda daha kolayken, büyüdükçe ve ayrılmak istedikçe yetişkin kendi kriziyle yüzleşmek zorunda kalır. Yeni duruma uyum sağlayamaz ve ergenin her davranışından rahatsız olan, hoşnutsuzluğunu belirten bir yetişkin ortaya çıkar. Bu süreçte ebeveynin ergenle uğraşması onun hayatına yeni bir gaye verir, gelişimsel duraklamanın önüne geçmiş olur ancak bu durumun ergene verdiği zarar göz ardı edilemez.

Tüm Bu Çatışmalar Nasıl Çözülür?

• Burada aileye büyük iş düşmektedir. Öncelikle kendi duyguları ve düşünceleri üzerinde düşünmeleri gerekir. Kaygıların ne kadarının kendileriyle ilgili, ne kadarının gerçeğe dayalı olduğunu bulmaları gerekir. Eğer çocuklarını kontrol etmediklerinde onları büyük bir boşluğun beklediğini içlerinde bir yerlerde hissediyorlarsa ve çocuklarının onlarsız doğru bir şey yapacaklarına dair inançları zayıfsa bir uzmanla görüşmeleri hem kendi kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak hem de çocuğun bu dönemi en az sorunlar atlatmasına yardımcı olacaktır.
• Son yıllarda yapılan çalışmalar ergenlik döneminde limbik tepkiselliğin yani tehlikeye karşı hassasiyetin arttığını, ürkme refleksini büyüttüğünü ve ergen beyninin özellikle duygusal durumlara karşı tepkisel olduğu önerisini desteklemektedir. Yani gencin yaşadığı tepkisellik aslında fizyolojik değişimlerden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden çocuğun tepkiselliğini kişisel olarak algılamayıp hoşgörülü kalabilmek çok önemlidir. Duyguların çok yoğun yaşandığı, duygu regülasyon problemlerinin arttığı bu dönemde, ergenin yapamadığı duygu regülasyonu sakin kalan aile tutumlarıyla mümkündür. Her ne olursa olsun kapsayan, anlayan, sakin kalan ebeveyn gencin duygu düzenlemesini sağlamasına yardım eder.
• Bu dönemde ergenin her türlü sosyal faaliyetle ilgili girişimlerinin, ilgi ve yetenekleriyle ilgili araştırmalarının desteklenmesi, oluşturduğu düşünce sitemlerinin size ters bile olsa anlayışla karşılanması sağlıklı bir kimlik oluşturması açısından çok önemlidir.
• Akran ilişkileri ergenlik döneminde büyük önem kazanmaktadır. Bu dönemde arkadaşlarla ilgili yapılan müdahaleler gençle aile arasında uçurumlar oluşmasına sebep olabilir. Bu sebeple ergeni uzaktan, sınırlarına girmeden, ilişkilerine müdahil olmadan takip etmek ve ona güvendiğinizi hissettirmek çok önemlidir. Yanlış arkadaşlıklar olsa dahi bunu deneyimlemesi ona çoğu zaman katkı sağlayabilir. Ailenin yapması gereken topraklaşmış bir şekilde beklemek ve ihtiyaç duyduğunda destek olmaktır.
• Ergenlik döneminde öfke kontrol bozuklukları, kaygı bozuklukları, obezite, erken ve uygun olmayan cinsel deneyimler, davranış problemleri ortaya çıkabilir. Bu sorunları aşmak için ergenin de rızasıyla psikolojik destek almak önemlidir. Çocuğunuz destek almadığı durumlarda aile olarak sizin aile tutumları konusunda yardım almanız süreci sağlıklı atlatmanız açısından faydalı olabilir.

Uzman Psikolog / Psikolojik Danışman Ebru YURDALAN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Gelişim Dönemleri Işığında Ebeveyn-Ergen Çatışması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ebru YURDALAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ebru YURDALAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ebru YURDALAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Ebru YURDALAN
İstanbul
Uzman Psikolog - Psikolojik Danışman
Pedagog, Oyun Terapisti, Çocuk ve Ergen Psikoloğu
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi39 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ebru YURDALAN'ın Yazıları
► Ergen ve Aile Çatışması Psk.Dnş.Melis AKDEMİR
► Çocuklarda Gelişim Dönemleri ve Özellikleri ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Yasemin TÜZEMEN
► Çocuklarda Gelişim Dönemleri: Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş) ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Nevin BAKIRCI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,658 uzman makalesi arasında 'Gelişim Dönemleri Işığında Ebeveyn-Ergen Çatışması' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Tırnak Ye-Me ! Eylül 2017
► Korku Hakkında Her Şey Eylül 2017
► Ölümü Anlamak ve Anlatmak ÇOK OKUNUYOR Kasım 2016
◊ Herkül Eylül 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:16
Top