2007'den Bugüne 75,942 Tavsiye, 24,845 Uzman ve 17,062 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İletişim ve Bilişsel Çelişki Kuramı Üzerine
MAKALE #18926 © Yazan Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ | Yayın Ekim 2017 | 710 Okuyucu
İLETİŞİM VE BİLİŞSEL ÇELİŞKİ KURAMI ÜZERİNE

FESTİNGER’İN BİLİŞSEL ÇELİŞKİ KURAMI: Eğer kişinin sahip olduğu bir inanç, bilgi ya da tutum, yine o kişinin sahip olduğu bir başka inanç, bilgi ya da tutumun tersini gerektirirse, bu iki inanç, bilgi ya da tutum arasında ‘bilişsel çelişki’ vardır.

Çelişki durumunun varlığı, kişinin bundan kurtulmaya çaba sarf etmesi için yeterli bir güdüdür. Çelişen bilgiler arttıkça tüm bilişsel çelişki de artacaktır.

Bilişsel çelişkiyi azaltmak için, çelişen bilgilerin sayısını azaltmak ya da uyuşan bilgilerin sayısını artırmak gerekir. Bu yol bir çeşit savunma mekanizması gibidir.
(a) Karar verme sonucu meydana gelen bilişsel çelişki: Verilmiş bir karar, söylenmiş bir söz, yapılmış bir tercih gibi ‘olmuş bir davranış’ ile bu davranışa ters düşen bir tutum arasındaki tutarsızlıktır. Davranış-tutum tutarsızlığı kişiyi rahatsız eder. Kişi geriye dönemeyeceği bir karar verdikten sonra ortaya çıkan uyuşmazlığı, tutumunu kararı (davranışı) doğrultusunda değiştirerek azaltır. Yani verdiği kararın akıllıca olduğuna kendini inandırır.
(b) Davranışa gerekçe bulma ihtiyacı: Kişi, davranış-tutum arasındaki çelişkiyi açıklayacak ya da davranışını makul gösterecek objektif bir dış gerekçe bulamazsa, bir iç gerekçeyle, yani tutumunu değiştirerek açıklamaya çalışacaktır.
Bir kişinin gerçek tutumuna ters düşen bir şeyi söylemesi ya da yapması sağlandığında, kişi bu davranışını baskı, zorlama, durumun gerekleri, yeterli bir ödül gibi makul bir nesnel gerekçeyle kendi kendine açıklayamazsa, gerçek tutumunu davranışı doğrultusunda değiştirme eğilimi gösterecek, yani, yapmış olduğu davranışa bir iç öznel gerekçe yaratacak ‘aslında öyle düşündüğüm için böyle yaptım’ diyecektir.
(c) İtaat, benimseme ve bilişsel çelişki: kişinin tutumuna ters düşen bir davranışı yeterli bir nesnel gerekçeye bağlayabilme durumunda tutum-davranış tutarsızlığı makulleştirildiğinden bilişsel çelişki meydana gelmemektedir ve bundan ötürü tutum değişmesi de meydana gelmemektedir. İtaat ile uyma’da da benzer bir durum söz konusudur. Kişi ancak göz altında olduğu zaman, yani bir dış baskı, ceza ya da zorlama hissedince uyma davranışı göstermekte ama bu davranış gerçekten tutumunu yansıtmamaktadır. Yani davranış-tutum farkı vardır.
Benimseme yoluyla uyma’da da benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Benimsemede, kişinin davranışı aynı zamanda tutumunu yansıtır. Kişi, gerçekten doğru bulduğu için (inandığı için) bir şeyi yapar. İtaat’de bilişsel çelişki oluşmamaktadır. Bilişsel çelişki meydana geldiği taktirde ‘benimseme’ ile gerçek tutum değişikliği olasılığı artmaktadır.

1. İŞLEVSEL KURAMLAR: Kişinin tutumları ne işe yarar?

Bu kurama göre, kişi bir tutumu belirli bir gerekçeyle geliştirir. Yani tutum onun bir gereksinimini karşılar. Bu gereksinim ortadan kalkarsa tutuma da gerek kalmaz. Bu kurama göre, tutumların 3 ana işlevi vardır.
Tutum objesiyle ilgili bilgi sağlayıcı işlev.
Kişinin başkalarıyla olan iyi ilişkilerini koruma işlevi.

İLETİŞİM, PROPAGANDA: TUTUM DEĞİŞTİRME SÜRECİ

Propaganda: kişi ya da grupların fikir, tutum ya da davranışlarını etkileme amacına yönelik iletişim, yani tek yönlü haberleşmedir. Propagandayı anlamak için geliştirilmiş iki yaklaşım vardır.
A. MESAJI ANLAMA TEZİ: Kuramsal temeli ‘öğrenme kuramı’dır. Etkileyici iletişim, tutum öğrenme ya da yeniden öğrenme (tutum değişmesi) süreci olarak ele alınmıştır.
Hovland’a göre tutum değişiminin süreçleri:
Gönderilen mesaja dikkat etmek,
Mesajı anlamak,
Mesajı kabul etmek,
Her süreç bir önceki sürecin gerçekleşmesine bağlıdır.
İletişimin ne kadar etkili olabileceğini şu dört faktör belirler:
a) Mesajın kaynağına ait özellikler
b) Mesajla (iletişimle) ilgili özellikler
c) Hedef ögesinin özellikleri
d) Ortamın özellikleri
Ana soru şudur: kim, neyi, kime, nasıl iletiyor?
B. BİLİŞSEL TEPKİ TEZİ: Mesaj öğrenme tezinde ikna sürecinin ‘nasıl ve ne zaman’ meydana geldiği araştırılırken, bilişsel tepki tezinde insanların etkileyici iletişim karşısında ‘tutumlarını neden değiştirdikleri’ sorusuna cevap aranmaktadır. Ana soru: kişi ikna olduğunda ne tür bilişsel süreçler devreye girer?
İKNA ETMENİN İKİ YOLU
Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli: Bir kimsenin, mesajın içindeki bilgiyi işleme olasılığı, yani dikkatlice anlama ve analiz etme çabasını inceler. Burada anlaşılmaya çalışılan iki temel nokta vardır;
a) İnsanların, ikna edici bir iletişimle karşılaştıkları zaman ne düşündükleri
b) Oluşan bu düşüncelerin, insanların tutumlarını değiştirip değiştirmeyeceği, değiştiriyorsa ne ölçüde değiştireceğidir.
İkna etme ya da etkileme hangi yollardan geçerek meydana gelir?
Petty ve Cacioppo’ya göre ikna etmenin iki yolu:
İkna etme ‘merkezi’ ve ‘çevresel’ olarak iki farklı yolla olur.
Eğer kişi, mesajı dinleme ve mesaj hakkında düşünme yolunu seçiyorsa, ikna ‘merkezi’ yoldan gerçekleşmiştir.
Ancak kişi, mesaj üzerinde düşünmek istemiyor ya da düşünemiyorsa, ikna ‘çevresel’ yoldan gerçekleşir. Bu durumda kişi, mesaj kaynağının prestijine, güvenilirliğine, mesajın sunulma şekline bakar. Yani tutum değişimi, mesajı anlamama durumlarında da gerçekleşir.
Çevresel yoldan gerçekleşen tutum değişimi, daha kolay ancak zayıf, karşıt fikirlere daha dirençsiz ve davranışı belirlemede daha başarısız olur.
Merkezi yoldan gerçekleşen tutum değişimi ise daha zor, ancak daha kalıcı, daha güçlü ve davranışı belirlemede daha başarılı olur.

İLETİŞİMİN AMACI VE ONA DİRENME
İletişimin üç farklı amacından bahsedilebilir:
• Dinleyicide yeni bir tutum geliştirmek
• Dinleyicide var olan tutumun şiddetini artırmak
• Dinleyicide var olan tutumu değiştirmek

PROPAGANDAYA DİRENMENİN 5 YOLU
• Propagandanın görüşünü bir karşıt görüşle çürütmek
• Propagandanın görüşünü reddetmek (kabul etmemek)
• Propagandacıyı reddetmek
• Propagandada verilen bilgiyi esas amacından saptırarak bozmak, yozlaştırmak
• Mantığa bürünme ve diğer savunma mekanizmalarına başvurmak.

İletişim 4 ana ögeden oluşur:
 Kaynak (propagandacı)
 İletişim (propaganda)
 Hedef (dinleyici)
 Ortam

KAYNAĞIN ÖZELLİKLERİ (KİM DEDİ?)
 İNANILIRLIK
Saygınlık (Prestij): Yüksek saygınlığı olan kaynaktan gelen iletişim daha kolaylıkla kabul edilmektedir. Propaganda kaynağının saygınlığı (uzmanlık) ne kadar çok ise inanılırlığı da o kadar çok olacaktır.
Güvenilirlik (Amaç): Kişi, ne kadar saygın (uzman) olursa olsun o iletişimi yapmaktaki ‘amacı’ dinleyiciyi kandırmak olarak yorumlanırsa, dinleyici üzerinde fazla bir etkisi olmaz. Kişisel kazanç sağlamadığı düşünülürse iletişimin etkisi artar.
Dinleyici, etkileyici iletişimin kendisine yöneltilmemiş olduğunu düşünürse ondan daha fazla etkilenmektedir. Bu, kişinin etkilenmediğini sandığı zaman aslında daha fazla etkilendiğini gösteren ilginç bir yorumdur.
İnsanlar, açıkça tutumlarını değiştirmeye çalışan propagandayı kabul edip, tutumlarını ona uygun bir şekilde değiştirmeyi kendilerine yedirememektedir. Fakat bu amaç açıkça ortaya konmamışsa, pekala propagandayı kabul edebilmektedirler.
Peki, açıkça dinleyicinin tutumunu değiştirmeye yönelmiş, art niyetli iletişim (reklam) nasıl etkili olabilmektedir? Burada propagandanın bir diğer özelliği söz konusudur; Sevilmesi.

 HOŞA GİTME, BEĞENME
Propagandacının bizi etkilemeye uğraştığı açıkça belli olduğu halde, sevdiğimiz, beğendiğimiz bir kimse olduğu için sanki bu etkiyi severek kabul etmekteyiz. Beğenilen iletişim kaynağı izleyici için aynı zamanda taklit edilebilecek ya da özdeşleşilecek bir kişi olarak belirebilir.

İLETİŞİMİN ÖZELLİKLERİ (NE DEDİ?)

 GÖRÜŞ FARKI
Propagandada öne sürülen görüşle, dinleyicinin görüşü birbirine ‘yakınsa’ bilişsel tutarsızlık olmadığından tutum değişimi için de sebep yoktur. ‘Orta derecede’ bir fark olursa, kişinin tutumunu değiştirmesi için önemli bir zorlama var demektir. Aradaki fark ‘fazlalaşırsa’ gittikçe artan bir tutum değişimi gerektirdiğinden, bu fazla tutum değişiminin meydana gelmesi güçleşecek, propagandaya direnme artacaktır. Ancak ‘Yüksek inanılırlığı ve güvenilirliği olan kaynak’ gibi etkenler de bu iletişimi etkiler.
Dinleyicinin görüşünden oldukça farklı bir görüşü savunan bir propaganda bile eğer yüksek inanılırlığı olan bir kaynaktan geliyorsa, kişide tutum değişikliği oluşturabilecektir.
Kişi, kuvvetle inandığı bir görüşten ‘az farklı’ görüşleri bile reddetme eğiliminde olabilir. Bu olgu Harvey ve Sherif tarafından ‘Kabul-Ret Alanı’ kavramlarıyla açıklanmıştır.
Kuvvetli ya da aşırı tutumlar için farklı propagandayı ret alanı, kabul alanından fazladır. Kişi, fikre çok kuvvetle bağlanmışsa, farklı fikirleri, farklı yorumlayıp (Kontrast) reddedecektir.

 TEK YÖNLÜ-ÇİFT YÖNLÜ İLETİŞİM
Tek yönlü iletişimde sadece ileri sürülen (tez) görüş açıklanır. Çift yönlü iletişimde ise karşıt tezin görüşünden de söz edilir. Çift yönlü iletişim eğitim ve zeka düzeyi yüksek kişilerde etkili olurken, tek yönlü iletişim eğitim ve zeka düzeyi düşük kişilerde etkili olur.

 DUYGUSAL-USSAL İLETİŞİM
Bir konuşmacı duygusal bir şekilde konuşursa mı etkili olur? Yoksa ussal bir şekilde konuşursa mı etkili olur?
Tamamen duygusal ya da tamamen ussal bir iletişim genellikle kullanılamaz. Çoğunlukla aynı iletişim içinde her ikisi de bir arada görülür.
Önemli olan iletişim konusunun dinleyiciyi ne kadar ilgilendirdiğidir. Konu dinleyiciyi ilgilendiriyorsa duygusal olabilir. Aksi halde olmaz.

 İLETİŞİMİN SUNUM SIRASI

HEDEF ÖGESİNİN ÖZELLİKLERİ

 TAAHHÜT (BAĞLANMA)
Dinleyicinin tutumuna bağlıdır. Bu bağlanış ne kadar kuvvetli ise tutum değişimi de o kadar zor olacaktır.
 KENDİNE GÜVEN
Kendine güveni az olan kişiler, kendi görüş ve fikirlerine de fazla değer vermedikleri için, onları değiştirmeleri güç olmaz.
 GRUP İÇİ SAY6GINLIK FARKLARI
Düşük saygınlığı olan dinleyiciler daha kolay etkilenebilirler.
 ZEKA VE EĞİTİM
Zeka ve eğitim düzeyinin propagandadan etkilenebilme ile ilişkili olup olmadığı hakkında yapılan araştırmalar kesin bir sonuca ulaşmamıştır. Dolayısıyla, zeka her zaman az etkilenme sebebidir, diyemeyiz.
 CİNSİYET FARKI
Etkilenebilirlikte bulunan cinsiyet farkını bir taraftan toplumsal rol ve beklentilere (kadının uysallığı), diğer taraftan da bazı yöntemsel (erkek araştırmacılar) nedenlere bağlanabilir.
 DÜŞÜNME İHTİYACI
Araştırmalar, yüksek düşünme ihtiyacı olan kişilerin, merkezi yoldan ikna olduklarını; düşük düşünme ihtiyacı olan kişilerinse bilişsel kestirme yöntemlerini kullanmaya eğilimli olduklarını ve çevresel yollardan ikna edilebildiklerini göstermiştir.
 KENDİNİ İZLEME
Kendini izlemeye yatkın kişiler için gerektiği yerde gerektiği gibi davranmak önemlidir. Başkalarının beklentileri, kendileri hakkında ne düşündükleri önemlidir. Kendini izlemeyen kişiler, başkalarının kendileri hakkında ne düşündüklerini önemsemez ve kendi bildikleri gibi davranırlar.

Hakan Tokgöz
Klinik Psikolog
Yararlanılan kaynak: Yeni İnsan ve İnsanlar, Çiğdem Kağıtçıbaşı
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İletişim ve Bilişsel Çelişki Kuramı Üzerine" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ'ün Makaleleri
► Bağlanma Kuramı Üzerine Psk.Tolga Nasuh ARAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,062 uzman makalesi arasında 'İletişim ve Bilişsel Çelişki Kuramı Üzerine' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kişilik Kuramları Haziran 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:47
Top