2007'den Bugüne 86,433 Tavsiye, 26,873 Uzman ve 19,217 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarda Yemek Yeme(Me) Problemi
MAKALE #18946 © Yazan Psk.Eser ÖLÇER | Yayın Ekim 2017 | 1,852 Okuyucu
YEMEK YEME(ME) ALIŞKANLIĞI

Bebeklerin beslenme düzenleri henüz anne karnındayken başlamaktadır.
Çocuklara düzgün bir beslenme alışkanlığı kazandırmanın ilk şartı annenin hamilelik sürecinde yeterli ve dengeli beslenmesidir.

Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı için annenin hamilelik sürecinde sağlıklı bir şekilde beslenmesi çocuğun yaşamının ileri ki yıllarında nelerle karşılaşabileceğini belirler.
Annesi hamilelik sürecinde yeterli ve dengeli beslenmeyen bir çocuğun; kalp hastalıkları, obezite riski, diyabet ve benzeri birçok hastalığa yakalanma riskinin, annesi yeterli ve dengeli beslenen çocuklara göre çok daha fazla olduğu araştırma sonuçlarıyla sabittir.

Annelerin en çok şikâyet ettikleri konuların başında çocukların yemek yememeleri gelir.
Yemek yememe ile ilgili sorunlar daha çok 1-2 yaş sonrasında ortaya çıkmaktadır.
Çocuktaki benmerkezcilik ve bağımsızlık arayışı kendini yemek seçme yoluyla belli etmeye başlamıştır.

Çocuk bu dönemlerde yenecek yemekleri seçmeye, kimi yemeklere itiraz etmeye, kimileyin de yeme eylemine karşı çıkmaya başlar.

Kuşkusuz bunun oluşumunda annelerin tutumlarının etkisi de yadsınacak düzeyde değildir.
Pek çok anne çocuğunu doktora veya psikologa götürdüğünde bu durumdan şikâyet eder.
Annelerin pek çoğuna göre çocuk hiçbir şey (!) yememektedir.
Ancak yapılan ölçümlerde durumun böyle olmadığı, çocuğun normal gelişim değerlerine sahip olduğu görülür.
Ancak anneler bu durumun kendi zorlamalarından kaynaklandığını, kendi zorlamaları olmasa çocuğun hiçbir şey(!) yemeyeceğini belirtiler.
(Sanki çocuk açlıktan ölecekmiş gibi!)
Anneler bu tür problemlerin buna benzer tutumlarından kaynaklandığını akıllarına bile getirmezler.
Bu tarz bir anneye sahip bir çocuk genellikle kendi isteğiyle yemek yeme şansına pek fırsat bulamamıştır.
Sürekli ağzına bir şeyler tıkılan, aç olup olmadığıyla ilgili fikri sorulmayan, karnının doyması annenin ölçülerine bağlı olan, yemek yemesi için sürekli peşinden koşulan, tepside televizyon karşısında yemek yedirilen, masallarla veya çeşitli ödüllerle kandırılmaya çalışılıp yemek yedirilen bir çocuk yemek yeme problemi yaşamasın da ne yapsın?
(Ama annelere kızmamak lazım diye düşünüyorum. Ne de olsa onlar da annelerinden bunlara benzer davranışlar görerek büyüdüler.)
Görünen o ki annelerin yemek yeme konusundaki davranışlarını gözden geçirmeleri gerekmektedir.
Aslında yukarıdakileri söylemekle neleri yapmamamız gerektiği konusunda da bir fikir edinmiş olduk.
Şimdi de dikkat edilmesi gerekenler konusunda neler söyleyebileceğimize bakalım.
Her şeyden önce çocukların bireysel farklılıklarının bilincinde olunmalıdır.
Her çocuk nev-i şahsına münhasırdır.
Hemen her çocuk çeşitli gıdalar karşısında seçici davranabilir.
Israrcılık yerine çocuğun yemeyi reddettiği yiyeceğin yerini alabilecek başka bir besin maddesi vermek her zaman işe yarar.
Üstelik bunu çocuğa danışarak yani ona seçme özgürlüğü tanıyarak yapmak çok daha etkilidir.
Seçme şansı vermenin adam yerine koymak olduğunu unutmamalıyız.
Bunun yanında yemek yeme, ciddi bir durum olmadıkça aynı saatlerde yapılmalıdır.
Sakin bir ortamda keyifle ve ailecek yenecek bir yemeğin yerini hiçbir şey alamaz.
Topluca yenilen yemek çocuğun bilinçaltına
“Sen de bu ailenin bir parçasısın; burada huzur ve güven içindesin; yemek yeme son derece keyifli bir iş vb”
mesajlarını kodlar.
Buna destek olmak amacıyla; yemek esnasında güzel sohbetler etmek, televizyon gazete vb bir şeyle ilgilenmemek, varsa sıkıntıları sofrada konuşmamak gibi davranışlara dikkat edilmelidir.
Birlikte yemek yeme eylemi aynı zamanda çocuğun yetişkinlerin yemek yeme tarzlarını model almasına, sofra kurallarını öğrenmesine de olanak tanır.
Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da zaman zaman iştahsızlık olabileceği akıldan çıkartılmamalıdır.
Bu gibi durumlarda ısrarcılık yerine, çocuğun reddetme davranışını neden sergilediği ile ilgili araştırma yapmak daha akılcı olandır.
Mesela yaşadığı korkulu bir olay veya gördüğü kâbus ve benzeri çocukta iştah azalmasına neden olabilir.
Sağlıklı bir beslenme alışkanlığının olmazsa olmaz şartlarından birisi de çocuğun acıktığını hissetmesi, bunu ifade etmesine zemin hazırlanması, çocuğun bu süreçlerden sonra beslenmesidir.
Çocuğu sıkça ve acıkmadan beslemek, onun açlık duygusunun gelişimini baltalar.
Aynı zamanda bu, çocuğun ne zaman yemek yenileceği ile ilgili otokontrolünü kaybetmesi ile sonuçlanır ve dolayısıyla obezite riskini de beraberinde getirebilir.
Çocuğa yemek yeme konusunda yapılabilecek baskı ve ısrarlar genellikle ters teper (diğer pek çok konuda olduğu gibi).
Bu durumda çocuk zamanla yemek yeme konusunda olumsuz bir tutum geliştirmeye başlar.
O anki öğünde yemek yemeyi istemediğini ifade edebileceği gibi öfke nöbetlerine kapılabilir, yiyeceği uzun süre ağzında bekletebilir, saatlerce sofrada oturup yine de yemeği yemeyebilir.
Bunun dışında o öğün için -istemeyerek de olsa- yemeği yese de bir sonraki öğünde bu sıkıntı tekrar yaşanır ve bir kısır döngü halinde tüm öğünlerde devam edebilir.
Yemek yedirme konusunda yapılan en büyük yanlışlardan bir diğeri de çocuğa televizyon karşısında yemek yedirmektir.
Bu durumda çocuğun dikkati tamamen televizyonda olduğu için ne yediğini, ne kadar yediğini, doyup doymadığını ve benzeri anlamadan yemek yiyecektir.
Bu durum çocuğun yaşamının ileri ki yıllarında da devam edebilecek bir durumdur ve obezitenin başlıca sebeplerindendir.

Pratik Öneriler
•Çocuğun yemek yemeyi istememesi durumunda ısrarcı olmayın.
•Yenmek istenmeyen bir yiyeceğin muadili olabilecek başka bir besin sunun ve bunu çocuğun fikrini alarak yapın.
•Çocuğu bir başka çocukla yemek konusunda (ve diğer her konuda) asla kıyaslamayın. Çünkü her çocuğun özellikleri farklı farklıdır.
•Mümkün olduğunca ailecek yemek yiyin.
•Yemek esnasında olumsuz durumları konuşmamaya özen gösterin.
•Asla televizyon karşısında yemek yemeyin, yedirmeyin.
•Yemek konusunda çocuğunuza iyi bir model olmaya çalışın.
•Çocuğunuz fiziksel olgunluk adına yemek yiyebilme kapasitesine ulaşmışsa (ki bu 2-3 yaş dolaylarıdır) onun kendi başına yemek yemesine fırsat tanıyın.

Toplumumuz için evrensel sayılabilecek bir yemek yeme sahnesiyle yazımızı bitirelim.
Hepimiz farklı farklı olsak da toplumun geneline baktığımızda şöyle bir yemek yeme profilimiz olduğu görülür:
Sofra kurulduğunda genellikle annelerimiz tabaklara servis eder yemekleri.
Ama anneler tabaklara sadece yemek koymazlar.
Farkında olmadan başka bir şey daha koyarlar tabaklara.
O da şudur:
ZİHİNLERİNDEKİ DOYMA MİKTARI.
Her anne çocuğunun ne kadar yemesi gerektiğine inanıyorsa o kadar yemek koyar tabağa ve evrensel anne cümlesini ekler;
"O TABAK BİTECEK..."
Diyelim ki çocuk tabağındaki yiyecekleri bitirmeden doyduğunu belirterek sofradan kalkmak istedi.
Yani anneye dedi ki:
"ANNE BEN DOYDUM."
Ama annelerin genel cevap kalıpları şunlardır:
"Yavrucuğum daha doymadın."
"Yavrucuğum daha ne yedin ki."
"Yavrucuğum o kadar yemekle kuş bile doymaz." ve benzeri...
Şimdi bu cümlelerin çocukların bilinçaltılarına yaptığı tahribata bakmaya çalışalım.
Bir tarafta "doydum" diyen bir canlı var; diğer tarafta ise doymadın diyen bir canlı.
Üstelik "doydum" diyen canlı (çocuk), bu ifadeyi kendi midesi ve hissiyatı için derken; diğer taraf (anne-baba) bir başka canlının midesi için "doymadın" der.
Tuhaflığın farkına vardınız mı?
Bu çocuğun, bilinçaltına şu mesajlar kodlanır:
"Sen doyduğunu anlayamayacak bir canlısın."
"Sen doyduğunu bilemezsin."
"Sen doymak için bile bana muhtaçsın."
"Sen doyduğunu bile bilemeyeceğin için bir HİÇ sin."
Sanırım hiçbir anne baba çocuğuna bunu yapmak istemez.
O halde kaygılardan sıyrılma vakti.
Unutulmaması gereken şey şudur:
"ORTALIKTA YİYECEK VARKEN HİÇBİR CANLI AÇLIKTAN ÖLMEZ.
ANCAK BU GİBİ BİLİNÇALTI MESAJLARLA KARAKTERLER ÖLEBİLİR."
Fizyoloji bilimi bize der ki:
"Yumruğun kadar bir yiyecek senin doyma miktarındır."
Şimdi kendimize soralım; biz kaç yumruk yiyoruz ve çocuklarımıza kaç yumruk yedirmeye çalışıyoruz.
Çocuklarımız nakavt olmadan kaygılarımızdan sıyrılalım.

Sağlık ve Esenlik Dileklerimle..
Psikoterapist Eser ÖLÇER
Çocuk ve Ergen Psikoloğu
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Yemek Yeme(Me) Problemi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Eser ÖLÇER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Eser ÖLÇER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Eser ÖLÇER'in Yazıları
► Çocuklarda Yeme Problemi Psk.Aysu YENİEL SİLLE
► Çocuklarda Uyku ve Yeme Problemi Psk.Eda GÖKDUMAN
► Çocuklarda Yemek Yeme Sorunu Psk.Emine ÖZDEMİR
► Çocuklarda Yemek Yeme Sorunları Psk.Kemale GÜNHAN
► Çocuklarda Yemek Yeme Sorunu Psk.Dnş.Alaaddin DEBGİCİ
► Tırnak Yeme Problemi Meral HASANDAYIOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,217 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Yemek Yeme(Me) Problemi' başlığıyla benzeşen toplam 37 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Çocuk ve Allah Mart 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:22
Top