2007'den Bugüne 73,604 Tavsiye, 24,426 Uzman ve 16,677 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
YAYGIN ANKSİYETE BELİRTİLERİ VE TEDAVİ SÜRECİ
MAKALE #18996 © Yazan Psk.Dnş.İrfan KURT | Yayın YENİ Kasım 2017 | 163 Okuyucu
YAYGIN ANKSİYETE BELİRTİLERİ VE TEDAVİ SÜRECİ

Yaygın anksiyete bozukluğu, psikiyatrik bozukluklar içinde yaygınlık oranı yüksek bozukluklardan birisidir. YAB tanısı konulan kişiler hastalığın kronik yapısı nedeniyle sıklıkla yıllar boyunca sürdürüm tedavisine gereksinim duymaktadırlar. İyi bir tedavi yaklaşımı ile birlikte giden düzenli takip hastalığın prognozu için önemlidir. Yaygın anksiyete bozukluğunun tedavisinde farmakolojik tedavi çoğu zaman öncelikli olarak tercih edilen bir tedavi yöntemi olduğu için, ilaç tedavisinin sürdürümü konusu önem kazanmaktadır. Çünkü YAB hastalarında ilaç tedavisine uyum, tedavi etkinliğini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen önemli bir konudur. Hastanın kendisine sunulan sağlıkla ilgili önerileri kabul etmesi ve bunlara uyması olarak tanımlanabilecek tedaviye uyumun sağlanması ile, tedavi süresinin kısalabileceği ve tekrarların ya da alevlenme dönemlerinin sıklığının azalabileceği öngörülmektedir. Bununla birlikte, hastalar tedaviye uyum sağlama ve sürdürme konusunda pek çok güçlük yaşamaktadırlar. Kişinin hastalığa karşı iç görüsünün olmaması veya yetersiz olması, hastanın ilaç kullanımına karşı yaşadığı korkular, ilaçlara bağlı ortaya çıkan yan etkiler, ilaç rejimine uymada yaşanılan sorunlar, sosyal desteğin yetersiz olması ve ekonomik güçlükler literatürde sıklıkla belirtilen tedavinin sürdürülmesini engelleyen durumlardır. Ayrıca, tedaviye karşı yetersiz bilgilenme veya tedaviyi yanlış yorumlama, hastanın ve çevresinin ilaç tedavisine ve ruhsal hastalığa karşı tutumu, düşünce ve algıları, ilaç kullanımının toplumsal hayatta yarattığı düşünülen güçlükler, kültürel inançlar, tedavi konusunda görülen baskı gibi etkenler de tedaviye uyumda belirleyici rol oynamaktadır. Tüm bu nedenler bilinmesine rağmen psikiyatrik bozukluklarda tedaviye uyumsuzluk görülme oranı yüksektir. Hastaların tedavileri hakkında ne düşündükleri, tedaviyi nasıl algıladıkları gibi bilişsel süreçler tedaviye uyumu etkilemektedir. Bilişsel yaklaşım, kişinin olayları yorumlama ya da anlamlandırma biçimlerinin o olaya göstereceği tepkiyi belirlediği üzerinde durur. Başka bir deyişle, bireyin olayları algılayışı ya da zihinsel olarak yapılandırışının, o olay karşısında yaşadığı duyguları ve gösterdiği davranışları belirleyeceğini savunur. Bilişsel yaklaşıma göre, insanın duygularını ve bununla ilişkili fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen şey durumun kendisi değil, genellikle otomatik düşüncelerle kendini belli eden, o durumla ilgili yaptığı yorumlardır. Bu yüzden bilişsel yaklaşımda otomatik düşüncelerin saptanması ve ele alınması önemli bir konudur. Hastalarla bilişsel sürecin tespitine yönelik tüm görüşmelerin başlangıcında, ele alınacak sorunlar belirlendikten sonra bu sorunlarla ilgili bilişsel içeriğin ele alınması bir görüşmenin ana kısmını oluşturur. Yaşanan sorunun somut bir durum özelinde ele alınmasından sonraki önemli bir girişim hastanın duygu, düşünce ve davranışsal tepkisinin tanımlanmasıdır. Burada amaçlanan, bilişsel değişiklik için ilk odak noktası olan “otomatik düşünce”lere ulaşmaktır. Bu şekilde kullanılan bilişsel model yaklaşımı ile bireylere olumlu sağlık davranışı kazandırıldığı ve olumsuz davranışların değiştirildiği belirtilmektedir. Klinik belirtilerinin belirlendiği bu tanı sınıflamasına göre bu sınıflamaya giren insanların genel sağlık durumlarının olumsuz olması ve sosyal hayata çatışmalı olması nedeniyle insanların günlük yaşamlarını yerine getirmesinde birtakım sakıncalar ve aksaklıklar olacaktır.

ÇALIŞMANIN GEREKÇE VE AMACI


Günümüz gelişen teknolojisi ile birlikte insanlarda depresyon ve kaygı düzeyinin artmasına bağlı olarak sosyal hayatta ruh hallerinin bozulması sonucu birtakım klinik vakalar gerçekleşmiş olup bu vakaların insanların sosyal hayatta sağlıklı ve etkili bir yaşam sürmesine engel olması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bozulan sosyal sağlık düzeyinin artması üzerine bu sorunsal üzerinde araştırma yapma ve bu sorunsalların tedavi etme yöntemleri üzerine ihtiyaç duyulmuştur. Yaygın anksiyete bozukluğunun klinik bulguları ve sorunları tanımlanması bireylerin tedavi sürecinde önemi vurgulanması. Tedavi sürecinin belirlenmesi ve tedavi yöntemlerinin tanımlanması.

HEDEFLER
  • Panik atağın nasıl ve neden meydana geldiğini anlamak
  • Anksiyeteyi, paniği ve bunların sonucunda ortaya çıkan depresyonu kendi düşüncelerimizle yarattığımızı anlamak.
  • Paniği önlemek ya da en azından asgariye indirmek için atılması gereken adımların neler olduğunu kavramak
  • Depresyonun çeşitli derecelerini derinlemesine değerlendirmek ve anlamak
  • Panik, anksiyete, stres ve depresyonu kontrol etmeye ve rahatlatmaya yönelik teknikleri denemeye başlamak
  • Depresyonun hem fiziksel hem de psikolojik kökenleri olduğunu anlamak
  • Depresyonu rahatlatmaya dönük yöntemleri uygulamaya başlamak
İLKELER

Bu bölümde önce yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri ve sınıflanmasına değinilmiş ve ardından yaygın anksiyete bozukluğunun tedavi sürecinde uygulanan ilkelere değinilmiştir. Yaygın anksiyetenin tedavisi için hasta doktor ve hemşirenin işbirliği içinde olmalıdır. Hastanın tedavi sürecinde kendi isteği ve gönül rızası olmalıdır ve gönüllülük esastır. Tedavi sürecinde de doktor ve hemşirenin gizlilik ilkesine uymalı ve hastaya güven vermelidir. Aşağıda anksiyetenin tanımı ve klinik bulguları belirtilmiştir;

ANKSİYETE BOZUKLUKLARI


Anksiyete bozuklukları, genelde önemli derecede üzüntü ve bunaltıya yol açan, ve yaşam kalitesini düşüren bir zihinsel hastalığın sık görülen bir şeklidir.

Anksiyeteye genel bir bakış:

Anksiyete aslında strese, üzüntüye ya da bir tehdide karşı verilen normal bir cevaptır - ancak bu cevap çok şiddetli olduğunda ve uzun süre devam ettiğinde ya da orantısız olduğunda, anksiyete bozukluğu adını alır. Anksiyete bozukluğun çok sayıda farklı tipi bulunur: örneğin, jeneralize anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, panik bozukluk ve obsesif–kompulsif bozukluğu bunlardan bir kaçıdır. Anksiyete bozukluğu kişinin ruhsal durumunu ve davranışlarını etkilediğinden, kişinin günlük yaşamda evinde ya da işyerinde ve hatta okulundayken ve sosyal yaşama adapte olmaya çalışırken zorluklarla başa çıkmasını güçleştirebilir. Anksiyete bozukluğu beyinde kimyasal maddelerde meydana gelen dengesizlikten kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Mamafih bu türde bir değişikliğe nelerin yol açtığı tam anlamıyla anlaşılmış olmasa da, bazı biyolojik ve sosyal durumlara maruz kalan kişilerde anksiyete bozukluğu meydana gelme riski artabilir.

Belirtiler

Her ne kadar belirtiler kişiden kişiye değişiyor olsa da,anksiyete bozukluğun tipik belirtileri korku, ruhsal gerginlik, alınganlık ve konsantrasyon zayıflığı dahil, ağız kuruluğu, baş dönmesi, kaslarda gerilme, terleme ve çarpıntı gibi tamamı fiziksel belirtileri de kapsayabilir - öyle ki bunların tümü günlük yaşama müdahale edebilir. Bir kişi aynı anda birden fazla sayıda anksiyete bozukluğu yaşıyor olabilir. Üstelik, bunun yanı sıra, bazen depresyon gibi bir duygu durum bozukluk da tabloya eşlik edebilir (buna "ko-morbidite" denir).

Jeneralize anksiyete bozukluğu (GAD) anksiyete ye-özgü olmayan bir endişe halidir ve beklenmedik bir şeylerin ortaya çıkabileceği ile ilgili kaygıdır. Jeneralize anksiyete bozukluğu kendisini aşırı ve kontrol edilmesi mümkün olmayan kederlilik hali, bunaltı ve gerginlik gibi tipik belirtilerle gösterse de, ağız kuruluğu, ıslak avuçlar, terleme ya da sersemlik gibi fiziksel belirtiler de tabloya eşlik edebilir.

Sosyal anksiyete bozukluğu (SAD) kişinin toplum içinde bulunduğu durumlarda gösterdiği mantıksız korkudur ve bunun sonucunda hasta başkalarıyla etkileşimde bulunmasını gerektiren her türlü durumdan kaçar ve dolayısıyla toplumsal etkinlikleri de zorunlu olarak azalır. Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişi, başkaların yanında küçük düşecek ya da utandıracak bir davranışta bulunmaya çok korkar. Panik bozukluk önemli seviyede korku ya da sinirlilik haliyle birlikte ortaya çıkabilen ani panik ataklar şeklinde tanımlanır. Panik bozukluk ayrıca kişilerde terleme, ağrı, baş ağrısı, bulantı, kalp çarpıntısı ya da ağız kuruluğu gibi fiziksel belirtilerle de kendini gösterebilir.

Obsesif–kompulsif bozukluk (OCD) tekrarlayıcı, rahatsız edici ve istenmeyen düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Söz konusu bu düşünceler, aşırı temizlilik hali, vücut salgılarında artma ya da örneğin sağlıkla ilgili korkulara yol açabilir ve mantıksız korkularla (saplantı) birlikte görülebilir. Bu korkuların bir sonucu olarak, kişi devamlı olarak ellerini yıkamak, temizlik yapmak, banyo yapmak, sürekli olarak bir şeyleri kontrol etmek ve tekrar kontrol etmek ya da çok sıkı bir diyeti devam ettirmek gibi bir takım özel hareketler (zorlantılar) yapabilir.

İstatistik

Anksiyete bozukluğunun genel popülâsyonun yaklaşık %5-7 'sini etkilediği ve insanların yaklaşık %29 'unun yaşamlarında en az bir defa anksiyete bozukluğu yaşayacakları tahmin edilmektedir. 2004 yılında, 28 milyonun üzerinde insanda obsesif- kompulsif bozukluk ve 30 milyonun üzerinde insanın da panik bozukluk yaşadıkları tahmin edilmektedir. Anksiyete bozukluğu dünya genelinde, hem erkekleri hem de kadınları etkileyen bir rahatsızlıktır. Ancak bu rahatsızlığın yükü erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha fazladır.

Tanı konulması ve tedavi

Anksiyete bozukluğun etkin bir şekilde tedavi edilmesinde çok sayıda tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Bu süreçte kişinin arkadaşlarından ve ailesinden göreceği kişisel destek hastalığın her aşamasında çok önemlidir. Tıbbi bir randevu sırasında, hekim hastada gözlenen belirtiler, hastanın günlük yaşamı ve aile geçmişi hakkında sorular sorarak anksiyete bozukluğu ile ilgili tanı koymaya çalışacaktır. Ancak bu süreçte diğer rahatsızlıkları ayırmak için fiziksel bir muayene de yapılacaktır. Anksiyete bozukluğu tanısı onaylanırsa, ilaçlar, danışma, sosyal destek, egzersiz, kendini rahatlatma ve kendi kendine yardım etme teknikleri gibi çeşitli tedavi seçenekleri göz önüne alınmalıdır. Vakaların tümünde profesyonel tavsiye alınması çok önemlidir.

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞUNUN TEDAVİ İHTİYACININ BELİRLENMESİ

Yaygın anksiyetenin tedavi ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla anketler ve formlar doldurulup bu ihtiyacın ve tedavinin belirlenmesi sağlanmıştır. Bunlara ek olarak kişilerin görüşleri ve önerileri dikkate alınmıştır.

ZAMANLAMA


Tedavi süreci 12 oturum olmak üzere toplam 12 hafta süreyle gerçekleştirilecektir. Her hafta bir oturum gerçekleştirilecektir.

ANKSİYETE BOZUKLUĞUNUN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Anksiyete bozuklukları tedavi edilebilir ve bu bozuklukların büyük kısmı profesyonel yardım alınarak tedavi edilir. Tedavinin başarısı değişkenlik gösterebilir. Bazıları birkaç hafta ya da ay içinde cevap verirken bazılarında ise bu süre 1 yılı aşabilir. Tedavi, bireyde birden fazla anksiyete bozukluğu varsa, depresyon problemi komplike hale gelebilir.
Anksiyete bozukluklarının tedavisinde birçok standart yöntemin etkili olduğu kanıtlanmıştır. Bu tedavi yöntemleri şunlardır:
· Terapi
· Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi

NOT: Yaygın anksiyete bozukluklarının bir diğer tedavi yöntemi ise ilaç ile tedavi yöntemidir. Ancak uzmanlık alanım olmadığından dolayı bu tedavi yöntemlerine pek değinmeyeceğim

1.TERAPİ

Bilişsel Davranışçı Terapi


İyi yapılandırılmış, hayli etkili ve sürekli olan tedavi çeşididir. Bilişsel davranışçı terapide düşünceleri ayırt etmeye, anlamaya, değiştirmeye ve davranışları tekrar şekillendirmeye odaklanılır. Terapinin sonuç verme süreci bireye göre 12-16 hafta arasında değişir.
Bu terapi çeşidinde hasta iyileşme sürecinde aktif olarak yer alır ve duygularını kontrol etmeye ve kendisine hayat boyu faydalı olabilecek yetenekleri öğrenir.

Maruz Bırakma Terapisi

Bu tedavi de bilişsel davranışçı terapinin değişik bir formudur. Maruz bırakma terapisinde hastaya korkuları ve kaygıları azaltma seansları verilir. Terapide hasta kademeli olarak korkulu bir durum ya da objeye maruz bırakılır ve zamanla hasta bunlara daha az duyarlılık göstermesini öğrenir. Bu terapinin özellikle obsesif kompulsif bozukluk ve fobiler için etkili olduğu bulunmuştur.

Kabullenme ve Bağlanma Terapisi

Kabullenme ve bağlanma terapisinde kabullenme ve farkındalığın (anı yaşama ve olayları yargılamadan tecrübe etme) yanında istenmeyen düşünceler ve hislerle mücadele etme yolları olan bağlanma ve davranış değiştirme stratejileri kullanılır.

Diyalektik Davranışçı Terapi


Doğu Meditasyon un’dan teknikler kullanarak bireysel ve grup terapisiyle farkında lığın yanında kişiler arası etkinlik, stresi talere edebilme ve duyguları dengeleyebilme yeteneklerini öğretmeye çalışır.

Kişilerarası Terapi

Kişilerarası terapi yetişkinler, ergenler ve diğer yetişkinlerde görülen depresyon türleri üzerine destekleyici bir psikoterapi türüdür. 12-16 hafta arası süren seanslardan oluşur.

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Tedavisi

Bazı koşullarda göz hareketlerinin rahatsız edici düşünceleri azaltmada etkili olduğu gözlenmiştir. EMDR terapisinde beynin bilgiyi işleme süreci üzerinde durulur. Temel olarak, insanın rahatsız edici olarak gördüğü bir materyali nasıl daha az rahatsızlık verici olarak algılayabilmesi üzerinde çalışılır. Bilimsel bulgular bu terapinin travma sonrası stres bozukluğunda etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu tedavi yöntemi panik atak tedavisinde de kullanılır

2.TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TEDAVİ

Tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin çoğu hastalık için oldukça etkili sonuçlar verdiğine dair bilimsel bulgular her geçen gün artmaktadır. Aşağıdaki tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemleri anksiyete bozukluklarının tedavisinde sıkça kullanılmaktadır.

Gerilme ve Gevşeme Teknikleri

Çalışmalar gevşeme egzersizlerinin fobiler ve panik atak tedavilerinde yardımcı olduklarını göstermektedir. Gevşeme teknikleri depresyon tedavilerinde de kullanılmaktadır fakat bilişsel davranışçı terapiler kadar etkili değildirler.

Yoga

Yoga fiziksel duruşla nefes alma egzersizlerini, meditasyonu ve kimlik felsefesini kombine eden bir alternatif tedavi yöntemidir.

Akupunktur

Akupunktur vücudun belirli kısımlarına yerleştirilen iğnelerle vücutta enerji akışını manipüle etmek için kullanılan Çin kökenli bir tekniktir. Elde edilen bulgular akupunkturun anksiyete bozukluklarında kullanımının çok iyi sonuçlar verdiğini göstermektedir.

Kava

Güney pasifikte bulunan bir bitki olan kava anksiyete tedavisinde ve akıl sağlığını geliştirmede oldukça etkilidir. Tablet halinde de satılan kava depresyon ilacı olarak da kullanılmaktadır. Özellikle yaygın anksiyete bozukluğu tedavisinde etkilidir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Günümüz teknolojisinin artmasına bağlı olarak insanlarda depresyon ve kaygı düzeyinin artması birtakım sorunsallara neden olmaktadır. Bu sorunsalların tedavi edilmesi ve tedavi sürecinde uygulanan yöntemleri belirlemek amacıyla böyle bir çalışma yapılmıştır. İnsanların anksiyete durumlarında yapması gerekenler ortadaki durumla eğlenmeye kalkışmayın; asla bu konuyla dalga geçmeyin. Onun ilerlemesini sürekli ona sorarak "şu anda şunu yapıyor olman gerekmiyor mu" gibi cümleler söyleyerek izlemeye teşebbüs etmeyin. Bu durum onda sizin beklentilerinizi karşılayamadığı düşüncesini uyandıracak ve onu son derece kaygılı kılacaktır. Onun durumunu başka insanlara anlatmayın. Eğer eşiniz durumunun birileri tarafından bilinmesi gerektiğini düşünüyorsa bunu o kişiye anlatmak onun kendi hakkıdır. Ona bebek muamelesi yapmayın. Destekleyici ve şefkatli davranın. Onun korkuları ya da atakları karşısında sinirlenmeyin. Unutmayın ki bu yönde hisse kapıldığında bunu engellemek onun gerçekten de elinde değildir. Siz ona ne kadar kötü davranır ya da onun kendisini ne kadar suçlu hissetmesine neden olursanız sorunlarını aşması da o kadar uzun sürecektir. Eğer onunlayken bir panik atak yaşarsa, oradan ayrılmayı, eve ya da hastaneye gitmeyi önermeyin. Onu yukarıda anlatıldığı biçimde sakinleştirmeye çalışın. Ona ait materyalleri okumayın. Bu program sizinle paylaşmaya karar vermediği sürece onun şahsına aittir. Böyle bir paylaşım çabasına girerse konuya ilgi gösterin. Başlangıçta bir parça sinirli ya da bencil birine dönüşürse bunu çok fazla dert etmeyin. Bu yalnızca sinirli ya da bencil biri olması durumunda dahi insanların yine de onu sevmeye devam edeceğini idrak ettiği ilk döneme özgü bir durumdur ve zamanla değişecektir. Tedavi edilen hastaların da görüşleri ve değerlendirmeleri dikkate alındığında anksiyete tedavi başarı oranı anlamlı bir şekilde artmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"YAYGIN ANKSİYETE BELİRTİLERİ VE TEDAVİ SÜRECİ" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.İrfan KURT'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.İrfan KURT'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İrfan KURT Fotoğraf
Psk.Dnş.İrfan KURT
Adana
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.İrfan KURT'un Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,677 uzman makalesi arasında 'YAYGIN ANKSİYETE BELİRTİLERİ VE TEDAVİ SÜRECİ' başlığıyla benzeşen toplam 3 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
--
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:10
Top