2007'den Bugüne 80,880 Tavsiye, 25,751 Uzman ve 18,028 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Psikoloji Tarihinde Kadın
MAKALE #19004 © Yazan Psk.Dnş.Figen KARA | Yayın Kasım 2017 | 1,193 Okuyucu
Psikoloji günümüzde var olan bilimsel disiplinlerin en eskilerindendir.–M.Ö. 4. Ve 5. yüzyıllara dek uzanan dönemlerde Platon,Aristo ve diğer yunan düşünürleri günümüz psikologların ilgilendiği pek çok sorunla uğraşmışlardır.(Schultz ve Schultz,2002)
Ama bir bilim olarak baktığımızda çok da eskiye dayandığını söyleyemeyiz.Hermann Ebbinghous “ Psikoloji uzun bir geçmişe fakat kısa bir tarihe sahiptir.”der.Gerçekte psikolojinin zihinsel temelleri çok eskilere dayansada,onun modern şekli ve geleneği 100 yaşın biraz üstündedir. (Schultz ve Schultz,2002) .Wilhelm Wunt 1879 yılında ilk psikoloji laboratuvarlarını açarak deneysel psikolojinin adımlarını açmıştır.
Konumuz psikoloji tarihinde kadın olduğuna göre öncelikle kadın kavramı üzerine durmamız gerekebilir.Ama bunu dar bir anlamda açıklamak yerine daha geniş anlamıyla yani “toplumsal cinsiyet” kavramıyla ele almak daha iyi olur.Toplumsal cinsiyet (gender) kavram olarak ilk defa, 1950’lerin ortalarında psikoloji alanında kişilik patolojilerinin tedavisi alanında kullanılmıştır. Bu kapsamda toplumsal cinsiyet, “kimlik” olarak kavramlaştırılmış ve “toplumsal cinsiyet kimliği” bir kişinin kadın ya da erkek olduğuna dair öz algısı olarak tanımlanmıştır.(Sayer,2011)

Toplumsal cinsiyet kavramının feministler ortaya atmış ve onlar tarafından ortaya atılmasındaki itici güç ise, biyolojik özelliklerin toplumsal eşitsizliklerin meşru bir sebebi olamayacağını göstermek ve biyolojik nedenlerden ya da farklılıklardan dolayı oluşan anlayışın yanlışlığını ortaya koymaktır.Çünkü sadece kadın oldukları için bir bilim alanına alınmamak eşitliği temsil etmemektedir.Ayrıca sadece biyolojik faktörü baz aldığımızda psikoloji için de önemli olan diğer faktörleri (fiziksel,kültürel,çevresel…) göz ardı etmiş oluruz.

Modern psikoterapinin Avrupa ‘da ilk başlangıcından beri psikoterapi erkek toplumun sağlıklı akli durumlarının tanımının üzerinde durmuş ve hizmet verme iddiasında bulunduğu çeşitli kitlelerin ihtiyaçlarını ekseriyetle göz ardı etmiştir.Psikoloji tarihi incelendiğinde, diğer disiplinlerde de olduğu gibi, yapılan önemli işlerin çoğunun erkekler tarafından ve erkekler için olduğu görülür. Erkeklerin lehine olan sosyal yapı ve cinsiyetçilikten dolayı kadın ve psikoloji kavramları birbirinden ayrı tutulmuş ve psikoloji kadınlar için uygun bir alan olarak görülmemiştir. Kadın denekleri içeren en eski araştırmalar, kadınların daha alt derecede olduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca, kadınların dahil edildiği deney gruplarında cinsiyet farklılıkları rapor edilmemiş, erkekler ölçü olarak alınmış ve kadınlar yine daha aşağı seviyede görülmüştür. Örneğin, Sir Francis Galton’un 19. Yüzyıldaki çalışması bireysel farklılıklara odaklanmış ve kadınların bütün kapasitelerinin erkeklerden daha az olduğunu belirtmiştir (Lewin& Wild, 1991). Bunların dışında, genel olarak bakacak olursak, ilk çalışmaların %95i kadın-erkek karşılaştırmasını hiç yapmamış, dolayısıyla, cinsiyet kaynaklı olası farklılıkları göz ardı etmiştir. Bu yanlışlığı ortaya koymaya çalışan isimlerden biri Helen Thompson’dır.Thompson, yaptığı psikolojik araştırmalarla döneminin sosyal ve kültürel varsayımlarına meydan okumuştur. Doktora tezi için zihinsel yeterlikte cinsiyet farklarını inceleyen Thompson, farklılıklardan çok benzerlikler bulmuştur. Cinsiyet farkları ortaya çıktığında ise, bu sonucun biyolojik nedenlerden değil, deneyim ve çevre etkileriyle meydana geldiğini göstermiştir.Ve bu araştırmaları yaptığında yıl daha 1897 idi.Bir çok araştırmaya ve başarıya imza atmış ama hak ettiği değeri yıllar sonra almıştır.
Tarih boyunca birçok psikoterapi araştırması,uygulaması ve eğitimi erkekler için ve erkekler tarafından yürütülmüştür.Ama erkek egemen kuramcıların kuramlarını oluştururken yada araştırmalarını yaparken çoğunluğu kadın olan danışanlardan yararlandığını söylemek mümkündür.Çünkü Victoryan dönemin özelliklerine bakıldığında erkeklerin terapiye katılımları çok yoğun değildi. Buna psikanalizin “babası” olarak da kabul edilen Freud’u örnek verebiliriz.Freud’un Breuer’le birlikte yayımladığı Histeri Üzerine Çalışmalar(1895) kitabı 5 kadın hastanın tedavisini içerir.Bu kitapta yapmış olduğu çalışmaları ve bu çalışmalardan ne gibi sonuçlar elde ettiklerini anlatmışlardır.
Bunlardan Anna O. Vakası konuşma ve hatırlamanın iyileştirici etkisi olduğunu keşfettiren ve katartik yöntemin(çözülme ) doğuşunu müjdeleyen vakasıdır.
LucyR. Vakası;Lucy R.’nin tedavisi hayalleri anlatma üzerinedir.Ve bu vakayla Freud “ruhsal gerçeklik “ olgusunu daha yakından inceleme fırsatı bulmuştur.
EmmyVon N. Vakasında Freud “dinleme sanatını “, Cacilie vakasında Psikanaliz tarihçileri tarafından Freud’un ‘primadonnası’ olarak kabul edilir.Freud bu vakasında hipnoz yöntemini terk eder ve ”serbest çağrışım “ tekniğinin temellerini atar.
ElisabethVon R.’ Vakasında ise direnç kavramını keşfetmesine yardımcı olur.Freud Elisabeth vakasıyla psikanaliz devrini açar.Hasta artık sedirde uzanacak ve aklından geçenleri serbestçe söylemeye davet edecektir.Bu aynı zamanda hatırlamaya,bağ kurmaya,çağrışımlar üzerine düşünmeye ve nihayet hastanın kendi düşünceleri ,kendi ruhsal işleyişi üzerine düşünmesine davettir.(Habip,2016)

Freud bu öyküleri dinlerken değişik bir tutum takındı ve bu kadınlara, bu “birisine konuşan ve anlatan” kadınlara neredeyse imrendi ve onlar gibi olmak istedi.Yani onlar gibi en gizli köşelerini ,çocukluğunu anlatmak istedi.Ve doğal bir hareketle rüyalarını anlatan kadınlar gibi, Freud,rüyalarını not etmeye ve yazıyla kendi kendini analiz etmeye başladı.(Habip,2016)Daha sonra Freud rüyalar için “bilinçdışına giden kral yolu “ açıklamasını yapacaktır. Freud’un kendi oto-analizini yapması ve bunu yakın arkadaşlarıyla mektuplarla tartışması kuramına büyük katkılar sağlamasına vesile olmuştur.

Psikoloji tarihine baktığımızda kadınlar kuramlara ilham olmak dışında bizzat katılımlarıyla da ön plana çıkmaya başlamıştır.Bunlardan Mary Calkins; kadınların zihinsel yeterliliklerinin erkeklerden daha az olduğu yönündeki sosyal Darwinizm mitini çürüten kadın araştırmacılardan ve aynı zamanda kadın psikolojisinin öncülerinden biridir.Harvard Üniversitesi o dönemlerde kadınları üniversiteye-derse kabul etmiyordu.Her ne kadar hocası William James tarafından derse kabul edilse de Calkins ‘in resmi olarak Harvard Üniversitesine kaydolmasına hiçbir zaman izin verilmedi.Bütün hocalarının başarılı olarak nitelendirmelerine rağmen ve üniversiteye bu yönde yoğun baskılar baskı oluşturmalarına rağmen Harvard bir kadına cinsiyetinden ötürü doktora derecesi vermedi.

Calkins bellek araştırmalarında kullanılan ikili çağrışım tekniğini geliştirmiştir ve psikolojiye önemli ve kalıcı bir hizmet sunmuştur.

Calkins 1905 yılında Amerikan Psikoloji Derneği(APA)’nin ilk kadın başkanı oldu ve 1906 yılında ABD’deki en önemli 50 psikolog sıralamasında 12. Sırada yer aldı.(Schultz,2002)
Psikolojide doktora derecesini alan (1894) ilk kadın Margaret Flay Washburn’dür. Washburn,karşılaştırmalı psikoloji üzerine ilk ders kitabını yazmıştır.Washburn, yapısalcı kuramın öncüsü olan Edward Titchener ‘in öğrencisiydi.Hocası Titchener zamanın deneylerini tartışmak için düzenli toplantılar düzenlemekteydi ve bu toplantılara kadınları kesinlikle kabul etmiyordu.Bunun sebebi olarak Deneyciler grubunun oluşturulduğu yıllarda yani 1904 te kadınlar sigara içmek için çok temiz adlediliyorlardı.Çünkü Titchener “ Bir adam puro içmeyi öğrenene kadar bir psikolog olmayı aklına getirmesin “ derdi.Harvard ve Columbia Üniversiteleri o dönemde kadınların yüksek lisans ve doktora programlarına kabul etmezken Titchener onları derslerine kabul etmiştir.Ve öğrencisi Washburn’u bu konuda desteklemiştir. (Schultz,2002)
Amerika ‘da kadınların eğitim hayatı sıkıntılıyken aynı durum Avrupa’da da görülmekteydi.

Kadınların üniversiteye kabulü 1900’lerin başında gerçekleşmiştir. Avrupa ‘da üniversiteye kabul edilen kadınlardan biri de Karen Horney’dir.Horney, anne-babasının desteğini almadan 1906'da kadınları kabul eden çok az okuldan biri olan Berlin Üniversitesi’nin ,parmakla sayılacak kadar az olan kadınlardan biri olarak tıp fakültesine girdi.(Burger,2006)

Karen Horney ,Freud’dan etkilenmiştir ve onun kuramını geliştirme yönünde çalışmalar yapmıştır.Ama Freud’cu kurama karşı ilk itirazlarını da Freud’un kadınları küçümseyen görüşlerini okuduktan sonra dile getirdi.Freud penis kıskançlığını ,kız çocuklarının erkek olma isteği olarak açıklamıştır.Horney ise erkekleri pohpohlayan bu kavrama rahim kıskançlığıyla kavramı ile (erkeklerin kadının çocuk doğurma ve bakma yeteneklerini kıskanması) karşılık vermiştir.Horney erkeklerin bu yüzden kendilerinden memnun olmadığı gibi bir sonuca ulaşmadı;bunun yerine iki cinsiyetinde karşı tarafın hayranlık duyduğu bir özelliği olduğunu belirtti.

Horney ,Freud’un gözlemlerinin ve yazılarının ,toplumun kadınları ikinci sınıf insanlar olarak gördükleri zamana denk geldiğine dikkat çekti.Eğer o çağda yaşayan bir kadın erkek olmayı dilemişse,bunun nedeni kadınların biyolojik yetersizlikleri değil,kültür tarafından maruz bırakıldıkları kısıtlamalardır demiştir.(Burger,2006)
Dönemin kadın psikologlarından bir diğeri de Anna Freud ‘dur.Anna Freud adından da anlaşılacağı üzere Sigmund Freud ‘un kızıdır. Anna Freud diğer kadın meslektaşlarından daha şanslıydı çünkü psikanaliz dünyasının içinde doğmuştu. Anna öğretmen olmak istiyordu ve bu alanda eğitim almaya başlamıştı.Öğretmenliğiyle aynı zamanda psikanaliz eğitimine de başladı.O sıralarda böyle bir eğitimin herhangi bir plan ve programı olmadığı için doğrudan doğruya en birinci kaynaktan yani babası Sigmund Freud ‘dan bu eğitimi almaktaydı.Psikiyatri bilgisi içinde Wagner von Jauregg’in psikiyatri kliniğine gidiyor ,orada Dr. Paul Schilder ve Dr.Heinz Hartmannla çalışıyordu.Bu klinikte oldukça ağır psikoz vakalarını görüyor , o zaman kullanılan tedavi yöntemlerini öğreniyor,hastaların bütün hezeyan sistemlerini dikkatle gözleyip izliyordu.İki yıldan fazla süren bu genel eğitim yanında babasının dersleri başta olmak üzere Viyana Üniversitesi’nin psikoloji derslerine de devam ediyordu.
Babası tarafından bizzat analiz yapma izni verilmesi hatta Freud’un muayenehanesinin karşısındaki salonu kendi elleriyle kızına bir muayenehane hazırlamasına karşın ,kendi yaşıtı olan öbür analistler tarafından bile uzunca yıllar ciddiye alınmadı ve “Acemi” olarak kabul edildi ve babasının ünlü Çarşamba toplantılarında yıllarca hiç söze karışmadan “ustaları” yalnızca dinlemekle yetindi.

Daha sonra Psikanaliz kongre ve seminerlerine katılamayan babasını temsilen bütün kongrelere katılıp onun ağzından konuşarak ve aynı zamanda kendi görüşlerini de babasından ayrıştırarak -ayrı olarak sunarak- ikisi arasındaki ayırımları da gösterme fırsatı yakaladı ve bu Anna açısından çok büyük bir önem taşımaktaydı.Çünkü kendisini ifade etme şansı yakalıyordu.

Anna Freud psikanaliz kuramına çok önemli katkılarda bulunmuştur.Hayatının neredeyse 60 senesini psikanalizi çocuklara ve ergenlere adapte etmek için harcamıştır.Anna psikanalizin sınırlarını,psikanalitik içgüdü teorisinin tabanını terk etmeyerek doğrudan dikkate alarak genişletmiştir.Savunma mekanizmaları hakkındaki anlayışı genişletmiş ve sistemleştirmiştir.(Prochaska ve Norcross,2013)
Bir diğer isim de kendisini Freud’un manevi kızı olarak addeden Melanie Klein de psikoloji alanına önemli katkılar sağlamıştır.SandorFerenczi ‘ye psikanalize başlayan Melanie Klein ‘ın bu anda sergilediği yeteneği analistinin gözünden kaçmaz .Çocuklara psikanaliz uygulamasını doğrudan teşvik eden Ferenczi,Klein’ın Budapeşte Kiniğinde çalışmasını sağlar.1919 yılında Klein,Macaristan Psikanaliz Derneği’nde “Bir Çocuğun Gelişimi” adlı ilk çalışmasını okur.1932 yılında yayımladığı Çocukların Psikanalizi’yleMelanieKlein ,psikanaliz çevrelerinin ilgi odağı haline geldi.(Habip,2016)
Psikanalize kayıp nesne,haset,melankoli ve yas,yansıtmalı özdeşim gibi kavramlar kazandırmıştır.Terapide aktarıma önem vermiştir.Freudyen ekole göre daha aktif ve daha fazla yorum yapan bir terapist modeli olmuştur.Kendisi hiçbir zaman psikotik hastalarla,gruplarla ve aile terapileriyle çalışmamıştır.Ancak teorisi bu alanlarda da uygulanmıştır.

Şimdiye kadar psikoloji tarihine yön veren kadınların yaşamış oldukları süreçleri ve yaptıkları katkıları kısa bir şekilde anlatılmıştır.Bu isimlerin yanına Ruth Mack Brunswick,Jeanne Lampl de Groot,Helene Deutch,Franoise Dolto ‘yu sayabiliriz ama bunların yanında sayamayacağımız bir çok isim daha vardır. Önceleri kadınların alana yaptıkları önemli katkılar göz ardı edilmişse de, son dönemlerde kadınlar verdikleri uğraşlar ve mücadele sayesinde psikoloji disiplininin önemli bir parçası olmayı başarmışlardır.Ve bu alana damga vuran bir çok kadının olduğu açıkça görülmektedir.

KAYNAKÇA
Burger ,J.M.(2006) Kişilik .İstanbul :Kaknüs Yayıncılık
Freud S.(2010) Psikanaliz üzerine konferanslar.Ankara: Alter Yayıncılık
Habip ,B.(2007) Psikanalizin içinden (3.Baskı).İstanbul :Yapı Kredi Yayınları
Schultz ,D.P . ve Schutz S.E. (2002)Modern psikoloji. İstanbul :Kaknüs Yayıncılık
Prochaska J.O. ve Norcross J.C. (2013)Psikoterapi sistemleri teoriler ötesi bir sistem. İstanbul: Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları.
Sayer H.(2011) Toplumsal cinsiyet eşitliğine erkeklerin katılımı. Ankara:T.C Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Psikoloji Tarihinde Kadın" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Figen KARA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Figen KARA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Figen KARA Fotoğraf
Psk.Dnş.Figen KARA
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Figen KARA'nın Makaleleri
► Fotoğraf ve Psikoloji Psk.Barış Kemal KİRİK
► ‘barış ve Psikoloji’ Psk.Ebru ÖZTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,028 uzman makalesi arasında 'Psikoloji Tarihinde Kadın' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:23
Top