2007'den Bugüne 73,977 Tavsiye, 24,495 Uzman ve 16,746 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Çatışma’ya Bir de (Aslında) Bu Gözden Bakmak
MAKALE #19039 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Erdinç ÇAĞLAYAN | Yayın YENİ Kasım 2017 | 121 Okuyucu
Toplumsal yaşam içerisinde, sosyal bir varlık olarak yaşayan bireyler olarak bizler biliriz ki, binlerce belki milyonlarca unsur, olay ya da durum, bizim diğerleriyle çatışma yaşamamıza neden olur. Bir yandan toplumsal yapıyı oluşturan farklılıklar, bir yandan ailelerimizden aktarılan yetiştirilme biçimindeki farklılıklar ve ayrıca sahip olduğumuz, bizi diğerlerinden ayıran bireysel farklılıklardan kaynaklanan anlaşmazlıklar, değer ve ihtiyaç çatışmaları yaşamamıza neden olmaktadır.

Bu durum, bir ülke, bölge, sınıf ya da zümre ile sınırlandırılamayacak kadar küresel bir unsurdur, dolayısıyla toplumsal yaşam sürecinde dahil olan insanın olduğu her yerde kaçınılmaz olarak çatışma olmaktadır ve olmaya devam etmektedir ve edecektir. Sosyal yaşamın her alanında, özellikle de teknolojik gelişim ve ilerlemenin etkisiyle yaşanan değişim ve dönüşümle birlikte artış gözlenen bireysel farklılıklar, kişiler arası çatışmaları da beraberinde getirmeye devam edecektir.

Peki, isminden bile çekinir olduğumuz ve kendisinden çoğunlukla haz etmediğimiz “çatışma”nın aslında iyi/hoş/olumlu bir durum olabileceği hiç aklımıza geldi mi, ya da bunu hiç düşündük mü?
“Bizim yerimize birileri düşünüyor zaten, düşünüp de ne diye boşa zaman ve enerji tüketeyim!” mi dersiniz; yoksa “Çatışmanın neresi iyidir, hoştur yahu, deli misin nesin!” mi dersiniz bunu söyleyecek olursam? Belki de hiçbir şey söylemeden ve düşünmeden bu satırların devamında ne anlatacağıma odaklanacaksınız ki bu seçenek doğrultusunda hareket etmeniz, hepimizin işine gelecek olan husus olacaktır en nihayetinde.

Gelin birlikte bakalım çatışma denen olgunun doğasına ve derinliklerine. Acaba gerçekten isminden bile haz etmememiz gereken bir şey mi bu? Yoksa ne olduğunu bugüne kadar bilmediğimiz ve bugünden itibaren öğrenmekle hayatımıza yeni ve büyük kazançlar getirebileceğine inanabileceğimiz bir değerin kendisi mi?

Çatışma en genel anlamıyla, “en az iki insan ya da grup arasında, ilgili istek ve ihtiyaçların çakışması durumu” olarak tarif edilebilir.

Bizde bilindiğinin aksine, bazı farklı kültürlerde ve dillerde çatışmanın sözlük anlamı “fırsat”, “kaos” gibi sözcüklerle tarif edilebilmektedir. Çatışmanın farklı kültürlerdeki bu olumlu tanımlanma biçimleri, bu unsurun, fark etmekte zorlandığımız doğasıyla ilgilidir aslında. Çünkü çatışma bildiğimiz gibi, başlı başına olumsuz, kendisinden kaçınılması gereken bir durum değildir. Sosyal yaşamımızda karşılaştığımız kişiler arası çatışmalar, ilk süreçte olumsuz ve kaçınılması gereken bir hususmuş gibi algılanmaktadır. Fakat çatışmalara yönelik bakış açımız değiştiğinde, algımız da o yönde değişmekte ve bu çatışmaların, kişisel gelişimin ve yaratıcılığın da kaynağı olarak görülebilmesi mümkün olabilmektedir.

Kişilere, olumsuz durumlar veya duygular yaşatan şey, çatışmanın kendisi değil, çatışma durumuna verilen tepkilerin biçimidir. Bu tepki biçimleri ilgili çatışmanın olumlu veya olumsuz olmasına direkt etki etmektedir. Uygun ve olumlu tepkiler verildiği takdirde, çatışma, çatışma içinde olan kişilerin ya da grupların gelişmesi ve bulundukları konum ve düzeyden daha iyi bir hale gelmeleri, ilişkilerinin daha sağlam ve daha kaliteli bir hal alması açısından önemli bir güce sahiptir.

Doğal olarak, çatışmaya olumsuz tepki vermek -ne yazık ki, bizim daha kolay öğrendiğimiz ve yaşamımıza aktardığımız tepki türü- çatışmanın olumsuz bir durum olmasına ve olumsuz bir şekilde sonuçlanmasına neden olacaktır. Bilmemiz gereken, çatışmalara daha yapıcı bir tutumla yaklaşabileceğimizin mümkün olması ve böylesi bir yaklaşımın, çatışma yaşadığımız kişilerle ilişkilerimizin sağlamlaşmasını ve bizim de gelişmemizi sağlayabilecek bir yanı olduğudur.

Çatışmaya dair böylesi bir bakış açısı ile yaklaşıldığında, doğal bir durum olan çatışmaları, kendisinden kaçınılması gereken bir problem olarak değil; kişinin yaşantısından ve ilişkilerinde değişimin ve gelişimin odağı olan olağan bir yaşantı olarak değerlendirebilmek mümkün olabilmektedir. Ki böylesi bir anlayışa sahip olmak, çatışma gibi kişiler arası bir mevzuda, ilişkilerin güçlenmesi, anlayışın artması, yaratıcılığın gelişmesi ve yeni olanakların fırsatların, fikirlerin ortaya çıkması, bireylerin daha yapıcı ve sağlıklı bir tutumla hareket etmeleri açısından işlevsel olacaktır.

Toplumsal bir yanı da bulunan insanın, sosyal yaşam içerisinde günlük hayatın doğal bir parçası olan kişiler arası çatışmaları yaşamasının doğal bir zorunluluk olduğundan bahsettik. Bununla birlikte, kişiler arası problemlerin çözülmeye çalışılması aşamasında sorun çözmek için kullanılan yöntemler veya oryaya koyulan tepkiler birbirinden farklılaşmaktadır. Bireylerin çatışma çözerken kullandığı yöntemleri etkileyen unsurlar ise genel olarak, mizacı, karakter özellikleri, eğitim düzeyi, yetiştirilme biçimi, rol model olan yetişkinlerin tutumları gibi yaşamlarında önem arz eden kişi, olay ve unsurlardır.

Çatışma durumunda ortaya konan tepkiler açısından psikoloji literatüründe ileri sürülen bir yaklaşım, kişilerarası problemlerde beş farklı çözüm yolu modelini ele almaktadır. Bu yaklaşıma göre, kaçınma/geri çekilme (kazan-kaybet), güç kullanma (kazan-kaybet), taviz verme (kazan-kaybet), uzlaşma (bir miktar da olsa kaybeden ve kazananın olması) ve amaçları başarma ve ilişkiyi sürdürme (kazan-kazan). Bu beş çatışma çözme stilinden sonuncusu hariç diğer dördü kullanıldığında çatışmanın sonucunda en az bir tarafın kesinlikle kaybettiği bir durumla karşılaşılmaktadır. Bununla birlikte son yöntem olan çatışma çözme stilinde yaşanan sorunu her iki tarafı da tatmin edebilecek ölçüde sağlıklı biçimde çözme becerisi bulunmaktadır.

Özetle, çatışmaların çözülmesi sırasında, olumsuz tepkiler söz konusu olduğunda, bu durum çatışmadaki iki kişi ya da gruptan birinin kazanıp, diğerinin kaybetmesine “kazan-kaybet” ya da her ikisinin kaybetmesine, “kaybet-kaybet” neden olurken; aynı çatışma durumunda her iki kişi ya da grubun karşılıklı olarak ihtiyaç ve isteklerinin dikkate alınması, duygu-düşüncelerin önemsenmesi ve ilişkilere önem verildiğinin hissettirilmesiyle bir sonuca ulaşılmaya çalışıldığında, çatışma “kazan-kazan” anlayışıyla çözülmüş olacaktır. İşte böylesi bir çatışma çözme yönteminin, bizim çatışmalardan keyif alacağımız, kendimizi ve ilişkilerimizi besleyeceğimiz ve yaşadığımız topluma gerçek huzur ve anlayışın yerleşmesini sağlayabileceğimiz katkıları açısından oldukça elzem ve hayati bir yanı bulunmaktadır.

Bireylerin yaşadığı çatışmalar katı, sert, güç unsurları kullanılarak çözümlenmeye çalışıldığında kişilerde hâkim olan duygular genel itibari ile; öfke, düşmanlık, üzüntü, çaresizlik, şiddet temelli olmaktadır. Çatışmanın yapıcı/sağlıklı biçimde çözülmesi durumunda ise daha çok, huzur, mutluluk, güven, rahatlık, başarı gibi duygular ortaya çıkmaktadır ve böylesi bir durum, kişiler arası ilişkilerin daha sağlam ve güçlü olmasına katkıda bulunmaktadır.

Bu noktada kendimize soracağımız soru şu olabilir: “Ben kazanırken karşımdaki kaybetsin mi, yoksa ikimiz de birden kaybedelim mi; ya da hem ben hem karşımdaki aynı anda kazanabilsin mi?”
Bu sorunun cevabını düşündüğünüzde, cevabınız çatışma çözme yönteminizle ilgili ipuçları verecektir size.

Gerisi, daha önce çoğu kez vurguladığım gibi; sağlıklı iletişim, karşılıklı anlayış, saygı ve sevgi çerçevesinde harekete geçtiğimiz esnada karşılık bulacaktır bütün ilişkilerimizde…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çatışma’ya Bir de (Aslında) Bu Gözden Bakmak" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Erdinç ÇAĞLAYAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Erdinç ÇAĞLAYAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erdinç ÇAĞLAYAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Erdinç ÇAĞLAYAN
Adana
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Erdinç ÇAĞLAYAN'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,746 uzman makalesi arasında 'Çatışma’ya Bir de (Aslında) Bu Gözden Bakmak' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:33
Top