2007'den Bugüne 80,591 Tavsiye, 25,680 Uzman ve 17,970 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Grileşelim Güzelleşelim
MAKALE #19283 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN | Yayın Ocak 2018 | 810 Okuyucu
Ben Söylemeden Beni Anla : Grileşelim Güzelleşelim 1

Kadın:
Ümran Hocam ben sevdiğim adamın beni gezdirmesini, güzel sözler söylemesini ve istediğim hediyeleri sürprizlerle almasını istiyorum.
Ümran: Peki bunu sözel olarak ona ifade ettiniz mi?
Kadın: Ben söyledikten sonra ne anlamı kalır? Ne istediğimi bilmesi gerekmez mi, bunca zamandır tanıyor beni.
Bu diyalog size bir yerden tanıdık geliyor mu? Konuya girmeden küçük bir şeye dikkat çekeyim : “Ne istediğimi ben söylemeden karşı taraf anlasın” …
Kadın ve erkek siyah ve beyaz kadar farklı. Çift ilişkisi ise orta noktalarda buluştuğumuz, “sen” ve “ben” kalmayı ihmal etmeden “biz” olmaya çabaladığımız bir birlik olma hali. Herkesin kendinden bir parçayı alarak orta noktaya geldiği çift olma süreci bir tür grileşme. Ancak tıpkı bu iletişim kazasında olduğu gibi kadın ve erkeklerin kişilik özellikleri ve yapılarından kaynaklanan bir takım özel nedenleri bilmezsek grileşmek çok da kolay olmuyor. Çünkü taraflar bunu kişiliğine yapılmış bir saldırı gibi algılıyor. Yaşanan durumun kadınlık ve erkekliğin genel geçer hallerinden kaynaklandığını bilmemeleri durumu çatışma boyutuna taşıyor.
Şunu artık çok iyi biliyoruz ki kadınlar detaylara odaklanma ve dikkat etmede olduğu kadar bunu hafızlarında tutma kapasitesi bakımından da erkeklerden oldukça fazla kapasiteye sahipler. Diyelim ki bir çift kafede yemeğini yerken önlerindeki sokakta bir kavga çıktı. Taraflara durumu anlattırsanız her ikisinden ayrı ayrı dinlediğinizde olaya vakıf olursunuz ama birkaç farkla. Erkek olayın nasıl başladığı, kimin haklı olduğu, kimin güçlü olarak üste çıktığı ve olayın nasıl sonlandığı gibi genel ve aydınlatıcı bilgileri verir. Kadın tüm bu bilgileri verdiği gibi diyalogları, eğer işin içinde fiziksel temas varsa kimin ne şekilde yaralandığı, yüzlerindeki ifadeler, ses tonlarındaki iniş çıkışlar, tahrik unsurları, çevrede toplananların telaşları ya da ruh halleri, o anda geçmişinden bunu bağdaştırdığı şeyler ve karşılaşmalar, ortamdaki sesler ve kokular, tepkiler ve mimikler… Size o olayı karakterleri ve sahne sekansları ile senaryolaştıracak kadar anlatır. Ayrı ayrı dinlediğinizde her ikisinden de olayı anlarsınız ama kadın yaşar ve yaşatır! Yani kadın ve erkek aynı olayı görürken de, dinlerken de, yaşar ve anlatırken de farklıdır. Erkek olaya hâkim olacak ana unsurları alır, gördüğünü kaydederken; kadın tüm detayları zihnine kazır. Bu temel bir ayrımdır! Erkeğin detaylara inmesi için çoğunlukla dikkatini çekmeniz gerekir.

Hal böyle olunca kadın, erkeğin hayatı, hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyler hakkında çok daha fazla bilgiyi toplayıp depoluyor. Erkek ise, ilişkinin o her şeye dikkat kesildiği ilk zamanlarını saymazsak genellikle bu bilgiler için mutlaka söylenmesine ve talep açılmasına ihtiyaç duyuyor. Sizin imalarınız ve konuşmalarınız arasında “Ne güzel değil mi?” diye sormanızdan doğum gününüzde Swarovski taşlı telefon kabı istediğinizi anlaması biraz zor olabilir. Yani kadınlar, erkeklere istek ve taleplerinizi söylemelisiniz!
Peki ya erkekler? Bir kadını seçtiyse bir erkek, o onun için uygun, özel ve değerlidir öyle değil mi? Seçtiğiniz ve özel bulduğunuz bir kadına alelade ve “herkes” gibi davranmanın işe yarayacağına sizi inandıran nedir? Onunla yan yana oturmak, her zaman birlikte vakit geçirmek olmadığı gibi yemekte “Eline sağlık” demek de “Seni Seviyorum” demek değildir. Akıllı telefonların binlerce takvim ve hatırlatma uygulamasına rağmen doğum gününü unuttuğunuzda “Yılda bir gün mü kutlayacağız Aşkım” şakası o sırada ona komik gelmez. Ya da “Zaten hep yan yanayız dışarı çıkınca ne olacak? Evde içtiğimiz kahve değil mi?” gibi cümleler sosyalleşmek isteyen eşinizin ihtiyaçlarına verilecek cevap değildir. Kadının size yönelttiği her “Yapmıyorsun” bir taleptir ve her talep altında yatan bir ihtiyacı içerir. Tabi duymak isterseniz…
Özetle grileşmek dediğimiz: kadınsanız partnerinize haksızlık etmeyin, ne istediğinizi söyleyin hatta belki farklı şekillerde birkaç kez. Çünkü karşınızda sizin gibi detay avcısı olabilen biri yok ondan kâhin olmasını beklemeyin. Söyleyin ve geri çekilin. Erkekseniz kadını dinleyin, taleplerini kulak arkası etmeyin ve mümkünse defalarca söyletmeyin.
Kadın ve erkek, siyah ve beyaz dedik…. Grileşmekten korkmayın! Grileşmek güzeldir efendim! O halde, grileşelim, güzelleşelim

Beni Hiç Dinlemiyorsun : Grileşelim Güzelleşelim 2


Kadın: Ümran Hanım eşimle iletişim kurmaya çalıştığımda bir yerden sonra beni dinlemiyor ve ben çok kırılıyorum…
Erkek: Ümran Hanım bana o kadar çok şey anlatıyor ki ben bunların hepsi ile nasıl baş edeceğimi bilemiyorum ve sanırım kopuyorum…
Bu diyalog size bir yerden tanıdık geliyor mu? Konuya girmeden küçük bir ayrıma dikkat çekeyim : “Beni dinlemiyor”’a karşı “Baş edemiyorum” …
Kadın ve erkek siyah ve beyaz kadar farklı. Çift ilişkisi ise orta noktalarda buluştuğumuz, “sen” ve “ben” kalmayı ihmal etmeden “biz” olmaya çabaladığımız bir birlik olma hali. Herkesin kendinden bir parçayı alarak orta noktaya geldiği çift olma süreci bir tür grileşme. Ancak tıpkı bu iletişim kazasında olduğu gibi kadın ve erkeklerin kişilik özellikleri ve yapılarından kaynaklanan bir takım özel nedenleri bilmezsek grileşmek çok da kolay olmuyor. Çünkü taraflar bunu kişiliğine yapılmış bir saldırı gibi algılıyor. Farka bakın: kadın dinlenmediğini, erkek baş edemediğini söylüyor. Yanı aynı diyaloğu ikisi çok farklı şekilde yaşıyor. Yaşanan durumun kadınlık ve erkekliğin genel geçer hallerinden kaynaklandığını bilmemeleri durumu çatışma boyutuna taşıyor.
Bu örnek diyalog üzerinden gidelim. Kadın partneri ile her şeyini paylaşmak istiyor Dününü, gününü, hissini, fikrini, düşüncesini, hayallerini… Çünkü kadın dinlenip, dikkat edildikçe özen gösterildiğini ve ilgilenildiğini hissediyor. Tüm bunların altında da sevme - sevilme ihtiyacı yatıyor. Yani bir kadını asgari düzeyde “dikkatle” dinliyorsanız ona göre onu seviyorsunuz demektir. Kadın için pek çok yol sevgi ihtiyacına çıkar zaten. Karşınızdaki kadının derdi günün tüm stresini üzerinize boşaltmak değil elbette. Onunla ilgilenmenizi ve destek olmanızı bizzat görmek derdi.
O yüzden kadın eşi ile bir araya geldiği an anlatmaya başlıyor. Çalışıyor ise patronu, iş arkadaşı ile yaşadıkları, iş yerindeki sorunlar; ev hanımı ise evde, akrabalarla, çocuklarla, ev işleri ile yaşadığı sıkıntılar, ev dışında bakkalı, manavı, komşusu, hışmı, akrabası….
Erkek bir noktadan sonra kopuyor! Neden biliyor musunuz? Hayır, sizi sevmediği, sizden sıkıldığı ya da çok konuştuğunuz için değil. Çünkü erkek, yapısı gereği çözüm odaklı. Siz anlatmaya başladığınız andan itibaren içinde geçen her aksaklık ve sıkıntıyı çözmesi gerektiğine inanıyor ve sıkıntılar üst üste geldikçe ne yapacağını bilemiyor. Çözemeyeceğini düşündüğü anda da kaçıyor ve sizi dinleyemez hale geliyor. Sıkıldığı için değil başaramayacağından korktuğu için iletişimden ayrılıyor.
Artık herkesin bildiği üzere kadınların gün içinde kullanma ihtiyacı duyduğu kelime sayısı da, dinleme kapasitesi de erkeklerden fazla. Kadınların konuşma ve dinleme süreleri erkeklerden uzun. Erkekler daha kısa konuşup dinlerken bunlara es verecek uzun aralara ihtiyaç duyuyorlar. Yani sık sık sessizlikle şarj olmaları gerek. Dolayısıyla dinleme ve konuşarak iletişim konusunda da oldukça farklıyız. Bu farklılığı bilmemek ciddi kavgalara gebe bırakıyor ilişkiyi.
Artık bildiğimize göre nasıl grileşeceğiz. İşten ya da uğraştığı herhangi bir şeyden sizin alanınıza giriş yapan bir erkek henüz o tekrar şarj olma arasını kullanmamış demektir. Ona zaman tanıyın. Size yönelip, sizi dinleyebilecek kadar kendini hazırlaması için ona süre verin. Anlattığınız her şeyi çözmek isteyecek. Çözmesini istediğiniz bir şey varsa “Senden bir konuda yardım isteyeceğim” diyerek baştan belirtin ki hangi konuda devreye girmesi gerektiğini ve diğer anlattıklarınızın sadece paylaşım olduğunu bilsin. Hemcinsleriniz gibi çok uzun yorumlar ve sohbetlerle size gelmeyeceklerini de bilirseniz paylaşım ihtiyacınıza nitelikli ve doyurucu şekilde karşılık alabilecek bir hale gelebilirsiniz.
Erkeklere gelirsek, karşınızda sizi bile üreten muhteşem bir canlı var. Korkamayın. Kadın mevzuyu çözer, çoğunlukla bir çözümü vardır, hatta bazen sizinle konuşurken çözer. Ya emin değildir ya da sizin onayınıza, desteğinize ihtiyacı vardır. Eğer ne konuda yardım istediğini anlamadıysanız bunu sormaktan çekinmeyin. Hallettiği ve yardım istediği şeyleri size sıralayacaktır. Bir kadın size kendiniz şarj etme süresi tanıyorsa siz de ona paylaşım ve destek için süre ayırın ki ona özen gösterdiğinizi hissetsin. Özen ve dikkat gören her kadın sevildiğini hisseder. Ve bir kadın en çok eşi tarafından sevilmek ister…
Kadın ve erkek, siyah ve beyaz dedik…. Grileşmekten korkmayın! Grileşmek güzeldir efendim! O halde, grileşelim, güzelleşelim

Beni Suçlama Beni Dışlama : Grileşelim Güzelleşelim 3

Kadın: Sen yine sorunları konuşma. Her zamanki gibi kaçıyorsun, her zamanki gibi umursamazsın!
Erkek: Başladık yine… Sen yine bana yüklen bütün stresini at rahatla oldu mu? Bir kez ya bir kez şu tokatlarını atmadan konuş benimle?
Kadın: Görüyorsunuz değil mi Ümran Hanım nasıl da duygusuz, nasıl da anlamıyor ne hissettiğimi!!
Bu diyalog size bir yerden tanıdık geliyor mu? Konuya girmeden küçük bir farka dikkat çekeyim : “Ne hissettiğimi anlamıyorsun” a karşı “Tokatlamadan konuşamıyorsun”…
Kadın ve erkek siyah ve beyaz kadar farklı. Çift ilişkisi ise orta noktalarda buluştuğumuz, “sen” ve “ben” kalmayı ihmal etmeden “biz” olmaya çabaladığımız bir birlik olma hali. Herkesin kendinden bir parçayı alarak orta noktaya geldiği çift olma süreci bir tür grileşme. Ancak tıpkı bu iletişim kazasında olduğu gibi kadın ve erkeklerin kişilik özellikleri ve yapılarından kaynaklanan bir takım özel nedenleri bilmezsek grileşmek çok da kolay olmuyor. Çünkü taraflar bunu kişiliğine yapılmış bir saldırı gibi algılıyor. Yaşanan durumun kadınlık ve erkekliğin genel geçer hallerinden kaynaklandığını bilmemeleri durumu çatışma boyutuna taşıyor.
“Laf ola kese başı, laf ola kese savaşı” demiş ya atalar. İletişim ve kullanılan dilin önemine dair en sevdiğim deyişlerden biridir. Kadın ve erkekler neyi nasıl söyledikleri ve söylenenleri nasıl duydukları ile alakalı olarak da oldukça farklıdır.
Kadınlar his ve düşünce dili ile konuşur, bunu duymak, erkeğin düşünsel hayatında kendine yer açmak ister. Erkekler ihtiyaç dili ile duyar suçlama dilini gördüklerinde kaçarlar.
Erkeklere bağırıp çağırdığınızda ya da keskin sıfatlarla yaklaştığınızda iletişimi keserler. Suçlamanın olduğu yerde peşin yargıları görür orada başarısız hissederek iletişimden kaçarlar. Karşısında ona başarısız olduğunu söyleyen bir kadını dinlemez erkekler. Onun yerine erkekler “İhtiyaç Dili” ile konuşur. Yani onlara ihtiyaç duymanızı isterler ama bu muhtaçlık olarak algılanmamalıdır. Zayıf ve güçsüz olmanız beklentisinde değildirler. Sadece onlara ihtiyacınız varsa ilişkideki varlıkları onaylanır, mutlu ve başarılı bir ilişki yürüttüklerini düşünürler. “Korkaksın sen, sevmekten korkuyorsun!” demek yerine “Gerçekten yanımda olduğunu, ellerimi tutup bırakmayacağını ve gitmeyeceğini bilmeye ihtiyacım var” derseniz sizi duyma ihtimali daha yüksektir. “Her gün her gün geç gelmenden bıktım! Yeter artık burası otel değil” demek yerine “Eve geldiğimde seni görmeye, seninle vakit geçirmeye ihtiyacım var. Bana birazcık sarılır mısın?” dediğinizde karşınızdaki erkek duracak ve düşünecektir. Bu muhtaçlık hali değildir. Suçlama dili erkeği kaçırır çünkü ne yaptığını, neyi doğru yapması gerektiğini bilmediğinde çaresiz kalır. Olumsuz gelen şeyi, olumlu bir dille söylerken talebinizi de ona iletmiş olursunuz. O da alt yazılara, tahmin etmek zorunda kaldığı taleplere gerek kalmadan neyi düzeltmesi ve kendisinden ne beklendiğini anlar.
Kadınlarsa alt yazı okuma peşine düşerler. Erkekler konuşmadığında her şeyi kendi pencerelerinden anlamlandırmaya çalışırlar. Erkeğin her hareketinizi yorumlar, her cümlesinden sebep ve sonuç ilişkisi devşirir, her mimiğinden duygu analizleri çıkarırlar. Sonunda ellerinde kalan kocaman bir “Ne alakası var?”. Dır dır etmekle, her şeyi abartmakla, yanlış yorumlamaya bayılmakla suçlanmaları da cabası. Çareyi hislerine, içgüdülerine, yaptığı kelime avlarına güvenmekte bulur kadın. Çünkü erkeğin açmadığı her noktayı kadın kendi bulguları ile tamamlar. Oysa erkeklerin tek yapması gereken biraz da olsa duvarlarını indirip açık iletişime geçmek, duygu ve düşüncelerinden bahsetmek. Biraz olsun kadına açık alan bırakarak kendi alanına girmesine izin vermek. Sevdiği adamın hayatında kendine alan açan her kadın özel ve sevgi dolu hisseder.
Suçlamak yerine ihtiyaç duyduğu şeyleri söylemek. Susmak ve geride durmak yerine konuşmak ve bir miktar açık alan bırakmak. Grileşmesi çok da zor olmasa gerek…
Kadın ve erkek, siyah ve beyaz dedik…. Grileşmekten korkmayın! Grileşmek güzeldir efendim! O halde, grileşelim, güzelleşelim

Sorun Çözme Sorunsalı : Grileşelim Güzelleşelim 4


Kadın: Hocam çözmemiz gereken devasa bir sorun var. Yani acilen karar vermemiz . Konuşalım diyorum, o ne yapıyor? Haftalardır saçma sapan işlerle uğraşıp görmezden geliyor. Delireceğim ya bir insan bu kadar mı vurdumduymaz olur?
Erkek: Ümran Hanım ben delireceğim ya! Sabah akşam tepemde. Bir sussa, bir rahat bıraksa düşüneceğim de bırakmıyor ki!
Kadın: Düşündüğünü, ilgilenip ciddiye aldığını görsem sorun yok. Abuk sabuk işler peşindesin. Ne ara düşüneceksin acaba?
Bu diyalog size bir yerden tanıdık geliyor mu? Konuya girmeden küçük bir şeye dikkat çekeyim : “ben konuşmak istiyorum o abuk sabuk işler peşinde” ye karşı, “Bir rahat bıraksa düşüneceğim”…
Kadın ve erkek siyah ve beyaz kadar farklı. Çift ilişkisi ise orta noktalarda buluştuğumuz, “sen” ve “ben” kalmayı ihmal etmeden “biz” olmaya çabaladığımız bir birlik olma hali. Herkesin kendinden bir parçayı alarak orta noktaya geldiği çift olma süreci bir tür grileşme. Ancak tıpkı bu iletişim kazasında olduğu gibi kadın ve erkeklerin kişilik özellikleri ve yapılarından kaynaklanan bir takım özel nedenleri bilmezsek grileşmek çok da kolay olmuyor. Çünkü taraflar bunu kişiliğine yapılmış bir saldırı gibi algılıyor. Yaşanan durumun kadınlık ve erkekliğin genel geçer hallerinden kaynaklandığını bilmemeleri durumu çatışma boyutuna taşıyor.
Hayatımızda karar vermemiz gereken ya da dönüm noktası yaratan durumlar söz konusu olduğunda kadın ve erkek çok farklı tepkiler verir. Kadın genellikle diyalogdan yanadır. Meseleyi enine boyuna konuşmak, etraflıca ele alarak tüm eksi ve artılarını masaya yatırmak ister. Erkekten beklentisi bir süre meseleyi baş köşeye koyması ve eksik bir taraf kalmayıncaya kadar bu mevzu üzerinde birlikte durmalarıdır. Çünkü kadın konuşurken ürettiklerinin niteliği ve niceliğinden korkmaz. Aklına gelenleri sıralar o sırada doğru, yanlış ya da mantıklı, mantıksız olmasından korkmaz. Ona ayırdığı süreden çekinmediği gibi bunu paylaşmaktan da geri durmaz.
Bu sırada erkekler ne yapar? Evde bir yılı aşkın süredir şikayet ettiğiniz gıcırdayan kapıları yağlar. Parçalı resimlere merak salıp 5000 parçalık puzzle alır ve onu yapmayı kafasına koyar. Birden bire spor salonu, yüzme ve koşuya başlar bayılana dek spor yapar. Kadınların değimi ile “Olmayacak zamanda olamayacak işlere başvurur”. Kadınların vurdumduymazlık diye algıladığı şey erkeklerin duruma tamamen başarı ve başarısızlık ekseninden bakması ile alakalı. Erkek içine konuşur. Tüm ihtimalleri kafasında tarar. Onlarca seçeneği kafadan geçirir. Ama çoğunu duymazsınız bile. Nihai karar kadar süreçte düşündüklerinin de doğru ve mantıklı olması önemlidir. Yanlış ve mantıksız şeyleri söylemekten çekinir o nedenle paylaşmaktan geri durur. Tüm o abuk sabuk şeyleri yapan adam aslında içten içe arpacık kumrusu gibi düşünür durur. Sonra artık kadın sinir krizinin eşiğinde iken eleye eleye bir hal olduğu o düşüncesini alıp kadının önüne koyar. Sonuç: Kadın onu başından savmakla ve özensizlikle suçlar. Bu öyle bir iletişim kazasıdır ki adam düzgün karar verip kadını şaşırtacağım diye yanlıştan korkup kaçarken korktuğu başına gelir ve kadın onları özensizce yanlışa sürüklemekle itham eder.
İlişki içindeki dönüm noktası karar ya da hamlelerinde çok sık yaşanan bir kadın erkek çatışmasıdır bu. Kadının diyaloga, erkeğin ise düşünmeye ve kendi içinde tartıp konuşmaya ihtiyacı var. Bu temel bir farklılık ancak kişi üzerine aldığında büyük kavgalara sebep oluyor.
Tam da bu noktada grileşmek gerekiyor. Erkeğin ihtiyaç duyduğu zamanı belirleyip düşünmek istediğini kadına söylemesi durumu kolaylaştıracaktır. Kadın erkeğin durumu önemsediğini ve uzun uzun düşünerek kendisine döneceğini bilirse erkeğin onu başından attığını düşünmez. Kadın erkeğe ihtiyacı olan süreyi vererek beklerken süreç sonunda buna nasıl ulaştığını anlamak adına iletişim kartını talep edecektir elbette. Zaman talebi karşılanan erkek, iletişim ihtiyacı karşılanan kadın. Farklı kulvarlardan başlayan ve birlikte tamamlanan bir maraton. Sizce de grisi kolay, ulaşılabilir, pratik ve rahatlatıcı değil mi?
Kadın ve erkek, siyah ve beyaz dedik…. Grileşmekten korkmayın! Grileşmek güzeldir efendim! O halde, grileşelim, güzelleşelim

Zihnini Okuyabiliyorum: Grileşelim Güzelleşelim 5

Kadın: Ümran Hocam bu adam biz birlikte olduktan sonra ya horlamaya başlıyor ya da yataktan kaçmak için o an yapılacak ne varsa yapıyor. Kendimi berbat hissediyorum.
Erkek: Ümran Hanım şimdi nasıl anlatsam, o da istiyor ki sarılalım, kalalım, sohbet edelim... Nasıl yani ben yapamıyorum ki!
Bu diyalog size bir yerden tanıdık geliyor mu? “Berbat hissediyorum”’a karşı “Yapamıyorum” …
Kadın ve erkek siyah ve beyaz kadar farklı. Çift ilişkisi ise orta noktalarda buluştuğumuz, “sen” ve “ben” kalmayı ihmal etmeden “biz” olmaya çabaladığımız bir birlik olma hali. Herkesin kendinden bir parçayı alarak orta noktaya geldiği çift olma süreci bir tür grileşme. Ancak tıpkı bu iletişim kazasında olduğu gibi kadın ve erkeklerin kişilik özellikleri ve yapılarından kaynaklanan bir takım özel nedenleri bilmezsek grileşmek çok da kolay olmuyor. Çünkü taraflar bunu kişiliğine yapılmış bir saldırı gibi algılıyor. Yaşanan durumun kadınlık ve erkekliğin genel geçer hallerinden kaynaklandığını bilmemeleri durumu çatışma boyutuna taşıyor.
Kadın ve erkek iletişimde olduğu kadar cinsel temas, etkilenme ve sonlandırma konusunda da oldukça farklı. Her ikisi de aynı şekilde cinsellik döngüsüne girmesine rağmen cinsel uyarılma süresi ve sonlandırmadaki duygulanımlar konusunda ayrılıyorlar.
Her iki taraf da ya fiziksel ve psikolojik olmak üzere iki yolla cinsel etkilenme yaşar. Dokunarak, düşünerek, hayal ederek benzer şekilde uyarılan kadın ve erkeğin cinsel ilişkiye hazırlık süreçleri ise oldukça farklıdır.
Erkekler her daim kadınların hazırlanamayıp onları kapıda beklettiğinden şikâyet ederler ya; durum burada da durum aynı fakat bu fizyolojilerinin farklı olmasından kaynaklanıyor. Kadın cinsel organı içerde iken erkeğinkiler dışarıda. Bu donanım farklılığı erkeği uyarılma ve hazırlanma konusunda daha hızlı yapıyor. Cinsel uyarımı iç içe halkalar olarak görecek olursak kadının daha dış halkalardan içe doğru ilerlemesi gerekiyor ki hazırlanıp bağlama girebilsin. Bu da daha fazla ön hazırlık, daha fazla temas ve özen anlamına geliyor. Yani anlayacağınız kadınlar size naz yapmıyor beyler, cinsel uyarım açısından kendilerini sizlere hazırlıyorlar. Bu noktada grileşmek oldukça basit, ön hazırlığa dikkat eden bir erkek ve kendini bağlama veren, ortamda kendini var etmeye istekli bir kadınla bunun sorun haline gelmesi bile mümkün değil.
Peki ya ilişki bittikten sonraki çatışma? Buradaki sorun nedir? Erkek neden kaçmaya çalışır bir görüntü sergiliyor? Hayır, adamlar işlerini bitirdiği için kaçmıyor. Bu durum onların on binlerce yıllık psiko-genetik kodları ve ilkel benliklerinde var. Evrimsel Psikoloji bunu çok iyi anlatıyor bize. Duyguları ile temasta olmak erkeklere her zaman tehlikeli geliyor çünkü bu durum ta av-avcı ilişkisine dayanan döneme denk geliyor. Erkek başarmak, o avı edinmek zorunda. Duygusal bağ kurarsa avını kaçırabilir, başka avcıya kaptırabilir ya da en kötüsü kendisi av olabilir. Alın bunu modern yaşamda iş, ev, aile yaşantısına uyarlayın. Değişen çok az şey var.
Cinsel birliktelik sırasında aradan tüm duvarlar kalkıyor ve erkek hisleri, istekleri ve duyguları ile çok fazla baş başa kalıyor. Bu nedenle o duygu yoğunluğu azalıp temas bittikten sonra erkekte kırmızı ışıklar yanmaya başlıyor. Erkek o kodlardan gelen panikle kaçmak istiyor. İlişki sonunda birden uyuyan, tuvalet ya da banyo ihtiyacını gideren ya da alakasız bir sohbete başlayan erkek sizden değil duygularından kaçıyor aslında. Sizi kullandığı yok sadece kullanmak istemediği duygular var.
Orta noktayı bulmak sanıldığı kadar zor değil. Her durumda olduğu gibi bu durumda da kadının amacı arıza çıkarmak değil sevildiğini hissetmek. Cinsel birliktelik sonrasında sizden beklediği sadece biraz duygusal temas…
Erkek kaçmak istiyor biliyoruz ama korkmayın eşinizin yanında güvendesiniz. O halde erkek kadına o bir dakikalık duygusal teması sarılarak ve yanında durarak verirken kadın da bu fedakârlığı karşılıksız bırakmayıp o süreyi uzatmayacak ve erkeğe nefes alacak alanı açacak.
Şarkıda da söylediği gibi “Aşk bir dengesizlik işi. Sensiz olmaz, sensiz olmaz! Dengeye dönüşendir sevgi, sensiz olmaazzz…”.
Kadın ve erkek, siyah ve beyaz dedik…. Grileşmekten korkmayın! Grileşmek güzeldir efendim! O halde, grileşelim, güzelleşelim

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Grileşelim Güzelleşelim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ümran ÖRKÜN Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN
Adana
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi42 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'ün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,970 uzman makalesi arasında 'Grileşelim Güzelleşelim' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► Hepimiz Kopyayız! Ocak 2018
► Ergenin Gizli Öznesi Şubat 2015
► Dinmeyen Bir Acı: Yas Mayıs 2014
► Tamamla Beni Mart 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:27
Top