2007'den Bugüne 76,525 Tavsiye, 24,914 Uzman ve 17,134 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Uzun Süreli Evlilikler
MAKALE #19296 © Yazan Psk.Dnş.Fatih FİDAN | Yayın Ocak 2018 | 478 Okuyucu
UZUN SÜRELİ EVLİLİKLER

Leslie S. Greenberg’ın Duygu Odaklı Evlilik Terapisi eğitimi esnasında çiftlerde boşanmayı öngören unsurlardan bahsederken evlilik hayatında kadınlar yüzde 70 suçlama, eleştirme gibi duygularını erkeğine yansıtırken erkekler yüzde 30 olarak yansıtmakta olduğunu anlatmıştır. Bilimsel araştırmalara bakıldığında kadınların erkeklere göre günlük kullandıkları kelime sayısının fazla olduğu ve bir konuşma esnasında birden çok konuyu konuşabilmektedir. Kelime sayısının fazlalığı ve çok dağınık konuşma ile asıl konudan uzaklaşma olduğunda öfkenin ve çatışmanın ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Çiftler sorunu konuşurken, suçlandığını hisseden eş, eşinin geçmişte yaptığı bir hatasını yüzüne vurarak eşini suçlamaya çalışır, bu davranışı ile de kendi suçlanmışlığına dayanamadığını göstermektedir. Sonrasında karşılıklı yeni suçlamalarla devam etmektedir. Sonucunda çiftler yaşanılan asıl sıkıntı üzerinde konuşmayı devam ettiremeyip geçmişte çözümlenmeyen konularla meşgul olmaya başlamışlardır. Çiftler sorun çözme yöntemleri arasına asıl konudan uzaklaşmadan konuşmayı devam ettirme çabası içerisinde olmaları ve suçlama, eleştirme yapmadan iletişimi devam ettirmeleri evliliklerinde daha mutlu olmalarına ve boşanma sürecine zemin hazırlamamalarına sebep olan bir faktördür.

Çiftlerin boşanmalarına zemin hazırlayan diğer bir konu ise; çiftlerin iletişim esnasında duygu yoğunluklarını düşürmemesidir. Kadın erkeğine “lütfen masadan bulaşıkları kaldırırmısın” der ve erkek de saldırganca karşılarsa “hayır sen bana bunu yaptıramazsın” diyerek devam ederse bu olumsuz başlangıçtır. Eğer kadın “zaten hiç masayıda toplamıyorsun, masadan bulaşıkları da mutfağa götür” diye genellemeler ile hiç yapmadığını ifade eden bir cümle muhtemelen erkeği daha kaygılı ve savunmacı yapacaktır. Kadının ve erkeğin söylemlerinde duygu yoğunluğunun fazla olduğunu görmekteyiz. Çiftler yoğunluğu az olan kelimeler seçmesi rahatlatıcı ve savunma ile karşılanmayan bir ilişkiye sebep olacaktır. Kadın erkeğine karşı geçmişte yaşanılanlardan ve genellemelerle yaklaşmadan sadece talebini ileterek “Hayatım, bana bulaşıkları toplamada yardımcı olur musun” diye başlaması daha kabul edilebilir olacaktır. Erkek bunu kabul etmeyip kadının duygu yoğunluğunu artırmadan devam etmesi daha sağlıklı olacaktır yoksa tartışma kaçınılmazdır. Bazen de kadın duygu yoğunluğu fazla kelimeleri kullandığında erkek yoğunluğu düşürmeye çalışması ve “yemek için teşekkür ederim, ellerine sağlık, bugün çok yoruldun, ben sana yardım etmeyeyim de kime yardım edeyim” diyerek eşini anladığını hissettirmesi ortamı yumuşatacaktır. Aksine çiftler yoğunluğu düşürmezse boşanmaya sebep olabilecek bir faktörü daha oraya çıkarmış olacaklardır.

Aslında kadın öfkesini yansıtırken ben yalnızım duygusunu anlatmaya çalışmaktadır. Kadın biraz üzüldü ve adamda kadını yumuşatmıyorsa bu kötüdür. Erkekler eşlerini birazda olsa kendilerine kızmasına izin vermelidir. İzin vermeyip kadındaki negatif duyguyu hafifletemiyor ve aşırı tepki verirse buda ilişkinin kalitesini düşürmektedir. Adamında negatif duygulanımını kadında hafifletemiyorsa buda kötü olup karşılıklı yumuşatma içerisine girmeleri ilişkinin kalitesini artıracaktır.

Hanna levonson’ın araştırmasında, çatışma esnasında çiftlerin kalp atışı yükselip düştüğünü ve tekrar yükseldiğini gözlemlemiştir. Ama bazılarında devamlı yükselme devam etmiştir. Yükselme devam ettikçede kavganın harareti de artmakta olduğunu görmüştür. İniş çıkış yaşayan çiftlerde ise regüle etme ve yumuşatmayı başardıkları için sorun daha rahat bir şekilde çözülmektedir. Fakat diğerlerinde sorun çözümsüzlükle ve birbirlerinden uzaklaşma ile sonlanmaktadır. Kalp atışlarını düzenleyen çiftlere bakıldığında mizah unsurunu çatışma içerisinde kullanabilmektedirler. Burada çifler duyguyu değiştirmek için duygulanımı değiştirerek eşinin de duygusunu değiştirmektedir. Sağ beyinden sağ beyine olan iletişim sayesinde, duyguların bulaşıcı etkisini çatışma esnasında mizahı kullanan çiftlerde çok net görmekteyiz. Mizah ile öfkeli olan eş bir anda duygusunun değişmesine ve sorunun çözümlenmesine yeni bir ortam hazırlamaktadır. Bunları kullanan çiftler boşanmaya giden süreci engellemektedir.

Biz insanlara kalp atışlarını düzenlemesini nasıl öğreteceğiz. Tam da çatışmanın ortasında iken bu insanlar nasıl yumuşayacak. Boşanmaları engellemek için kilit bir noktadır. Yukarıda basedilenlerle birlikte Gottman’ın anlatımına da kulak verirsek, başarılı evliliklerin beşe bir oranından bahseder ve beş pozitif, bir negatif duygulanımdan bahsetmektedir. Eve geldiniz ve eşiniz güler yüzle sizi karşıladı, sizinle ilgilendi, gününüzün nasıl geçtiğini sordu, yorgunluğunuzu anlayışla karşıladı ve çocuklarla oyun oynadı gibi 5 pozitife odaklanmak gerektiğinden bahseder. Bu bakış açısı beş pozitif yanında bir negatifi çabuk tolere edebilecek duruma gelmemizi sağlar. Fakat negatife yoğunlaşmamız eşe karşı öfke ile dolmamıza ve bu öfkeyi farkında olmadan anında olmasada başka bir olay esnasında çıkarmamızın yolunu açacaktır. Bakış açısını pozitife yoğunlaştırmak kalp atış hızının düzenlenmesine, kişinin zihnini daha fazla olumluya odaklanmasına ve çift ilişkisinin daha olumlu ilerlemesine sebep olacaktır.

Çift ilişkisinde her iki tarafında taş gibi sert olması, çatışma esnasında taşın birbirine vurulmasıyla kırılmalar, çatlamalar meydana gelir ve iki tarafında zararına bir sonuç ortaya çıkar. İki tarafta öfke ile dolup taşar. Haklı haksız mücadelesi içerisine girerek çatışma döngüsü içerisinden çıkamayacak bir duruma gelirler. Bu sağlıksız bir iletişimdir. Bir başka çift ilişki biçiminde ise bir tarafın taş diğer kişinin ise hamur gibi olması sonucunda, taş olan hamur olana çattığında hamur taşın şeklini alır ve taş ayrıldığında yani iletişim bittiğinde hamur olan kişi taşın şeklini almasıyla karşı tarafın öfkesi ile hareket etmeye devam eder. Eski haline gelmesi biraz zaman alacaktır. Bu hamur olan kişiler kendisi gibi hareket edemeyip karşının duygusu ile hareket eden kendisi olamayan ve kendi duygularının bir önemi olmayan karakterlerdir. Bir diğer ilişki biçiminde ise, bir kişi taş gibi sert ve soğuk iken diğer kişi peluş oyuncak formundadır. Yani peluş sıkıldığında elin şeklini alan ve el çekildiğinde eski haline dönen bir yapıdır. İlk başta peluş olan kişi taşın şeklini alır yani sert olan eşinin öfkesini göğsünde yumuşatır, onu anlar ve anladığını hissettirir. Anlaşıldığnı hisseden eş ise rahatlar ve öfkesinin boşaldığını hissederek iletişim sağlıklı bir şekilde sona erer. Taş ayrılınca peluş eski şekline geri dönerek kendi duyguları ile hayatına devam eder. Peluş ne taş olup ortalığı dağıtmış ne de hamur gibi her önüne gelenin duygusu ile hareket etmiştir. Çiftlerinde ilişkilerinde peluş oyuncak gibi olmaları ve ilk başta eşinin duygularını bir miktarda almaları ve paylaşmaları eşinin yumuşamasına sebep olacaktır. Uzun süreli hayatlarını bir arada devam ettiren çiftlerde bunu gözlemleyebiliriz.

Duygu dediğimiz şey küçük etkileşimlerde yatmaktadır. Tartışma esnasında mizah kullanmak, 5 pozitif, 1 negatif bakış açısı, yumuşamayı ve yumuşatmayı öğrenmek, bazen eşin negatif bir şeyler yansıtmasına izin vermek, duyguları tolere edebilmek, eşin duygularını yumuşatarak anlaşıldığını hissettirmek gibi bir çok yöntem ile sağlıklı bir ilişki ve sorun çözme yöntemleri bulunmaktadır. Çok basit yöntemlerle evliliklerin uzun süreli sağlıklı bir şekilde devam etmesi çiftlerin elindedir.
Evlenmeden önce gözünüzü dört açın, evlendikten sonrn yarısını kapayın. Benjamin Franklin,

Evlilikte büyük hedef barıştır, mutluluktur, huzurdur; münakaşaları kazanmak ve sana böyle olduğunu söylemiştim demek değil. Askeri deyişle, muharebeyi kaybedip savaşı kazanmak, muharebe kazanıp savaşı kaybetmekten çok daha iyidir. David Schwartz

Psikoterapist &Uzm.Klinik Psikolog
Fatih FİDAN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Uzun Süreli Evlilikler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Fatih FİDAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Fatih FİDAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Fatih FİDAN Fotoğraf
Psk.Dnş.Fatih FİDAN
Antalya
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi24 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Fatih FİDAN'ın Makaleleri
► Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi Psk.Dnş.İsa Ozan GÜN
► Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi Psk.Dnş.Şerife AKSOY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,134 uzman makalesi arasında 'Uzun Süreli Evlilikler' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:56
Top