2007'den Bugüne 74,783 Tavsiye, 24,656 Uzman ve 16,927 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Aktarım ve Karşı Aktarım
MAKALE #19317 © Yazan Psk.Nurhayat YÜKSEL | Yayın YENİ Ocak 2018 | 220 Okuyucu
AKTARIM VE KARŞI AKTARIM
Aktarım ve karşı aktarım terimleri ilk olarak psikoanalitik kuram içinde tanımlanmış ve psikanalitik tedavinin temel araçları olarak kullanılmaya başlanmıştır. Klasik psikanalizde
hem hastada hem de terapistte olumlu ve olumsuz aktarım çalışır. Hastanın mevcut duruma uygun olmayan, uyguzsuz ve aşırı tepkileri aktarım olarak değerlendirilmelidir. Hastanın olumlu ve olumsuz aktarımlarının terapistte karşılık bulması ya da terapistin geçmiş, şimdiki, yaşam deneyimlerinden hastaya yansıyan karşı aktarımdır. Karşı aktarım olumlu ve olumsuz olabilir. Aktarım ve karşı aktarım bilinçdışı bir süreçtir.
AKTARIM
Bireyin çocukluk dönemindeki erken deneyimlerinde kendisi için önemli olan kişilerle yaşamış olduğu duygu ve tutumlarını şimdi ilişki kurduğu kişi veya kişilerle yeniden yaşamasıdır. Bu ilişki kurduğu kişi veya kişileri kendi çocukluğundaki algı ve duygulara göre değerlendirerek tepki göstermesidir. Aktarım sadece geçmiş yaşantılarla sınırlı kalmaz aynı zamanda bugünkü yaşamıyla da ilgili aktarımlar gözlemlenebilir.
Terapist ve hasta arasındaki ilişkide gerçekçi olan (bilinçli) bir taraf varken gerçekdışı olan (bilinçdışı) bir yan da vardır. Gerçekçi olan tarafın hastanın ve terapistin birlikte sorunu çözümlemeye çalışırken hem hastanın çocukluk çağında yerleşmiş olan temel güven duygusuna hem de terapistin hastasını yargılamadan olduğu gibi kabul etmesiyle gerçekleşen bir terapötik iş birliğidir. Psikoterapide hastayla çok yakın bir ilişki kurulur. Hasta çok özel duygularını ve durumlarını terapist ile paylaşırken, terapist kendisiyle ilgili hemen hiç bir şey paylaşmaz ya da sınırlı bilgi verir. Terapist daha çok dinlediği için hasta ona yönelik fanteziler kurmaya başlar ve ilişkinin gerçek dışı tarafı gelişir. Hasta, ebeveynlerine ya da onların yerine geçen kişilere karşı, geçmişe dair duygu ve tutumlarını bir yer değiştirme mekanizması ile terapist üzerinden yeniden yaşar.
Psikanaliz ilişkisi içerisinde, terapi süreci içerisinde, aktarım paternleri hasta tarafından otomatik ve bilinçdışı olarak ortaya çıkar. Psikoterapi sürecinde terapiste aktarım doğal ilişkilerde olduğundan daha yoğun ve süreklidir. Hasta kendi çocukşluğunda anne, baba , kardeş ve başka öenmli kişilerle yaşamış olduğu sevgiyi, nefreti, korkuyu, bağımlılığı ya da bu duygularla ilgili savunucu tutumları terapiste aktarır. Hasta – terapist ilişkisinde bu durumun tanınması, çözümlenmesi (analiz edilmesi), hastanın çocuksu davranışlarının tanınmasına olanak sağlar. Bu da içgörü kazanma ve değişmenin ön koşuludur. (Öztürk, 2004)
Aktarımın ortaya çıkma nedenleri çeşitkli olabilir. Çocuklukta doyum bulamayan bilinçdışı ihtiyaçların, duygu ve çatışmaların yetişkin yaşamında doyum ya da çözüm yolları araması olabilir. Kişi bilinçdışında bunları tekrar yaşayarak üstesinden gelemediği durum, olay ve duyguların üstesinden gelmek için çabalayabilir. Terapi sürecindeki ortamın özellikleri bu tekrarları uyaran koşullar taşır. Terapistin güçlü ve sessiz konumu bu koşulların başındadır. (Öztürk, 1989)
Hastaların dikkatlerini terapistle ilişkilerinde yoğunlaştırmaları, bu ilişki dışındaki konulara ilişkin çağrışımların kıtlığı ve olup biten herşeyin bilinçdışı oluşu aktarım olgusunun diğer temel özellikleridir. Görüşme ortamında sağlanan gerileme, aktarım olgusunun gelişimini kolaylaştırır. (Odağ, 1999) Bir terapi sürecinde aktarım olduğunu hastanın verdiği tepkilere bakarak değerlendirebiliriz. Herhangi bir tepki içerik olarak uygun olmayabilir ya da aşırıdır.


Olumlu (Pozitif) Aktarım:
Olumlu aktarım sevgi ve sevginin öncül belirtilerinin terapiste aktarılmasıdır. Bunların başlıcaları sevgi, hoşlanma, güvenme, anlayışlı bir yaklaşım, teslimiyet, hayranlık, tutku, sevecenlik ve saygıdır. Yani terapistine güvenmek, onu sevmek, ona saygı göstermek, ona tutulmak ve ona kendisini teslim edebilmek olumlu bir aktarımın göstergeleridir. Kuşkusuz terapiste duyulan her türlü güven saygı ve sevgiyi bir aktarım belirtisi olarak anlamamak gerekir. Çünkü güven, saygı ve sevgi günlük ilişkilerin de çok önemli birer parçasıdır. Söz konusu güven, saygı ve sevginin garipsenecek derecede aşırılığı, ölçüsüzlüğü ve inatçı bir süreklilik göstermesi bize aktarım olgusunu düşündürmelidir. Hasta oral dönemdeki yaşantılar sonucu terapistine abartılı bir güven gösterir, umutludur, onu beklenmeyen bir sevgiyle karşılar ve sonsuz bir sevgi kaynağı olarak görür. Kendisi de bu sevgiyi hakettiği inancı içindedir.
Hasta - terapist ilişkisinde bu inanç duygu ve tasarımların aşırılaşması, yoğunlaşması ve ambivalansın eşliğinde belirginleşmeleri kökü oral döneme dayalı olumlu aktarımın belirtileridir. Hastaların hiç tanımadıkları terapistini sınırlara saygılı, aşırı yasaklar koymayan, özerkliklerini onaylayan ve verimnliliklerine sevinen bir kimse olarak algılayıp ona bu özellikleri taşıyan yakın biriymiş gibi davramaları, bu algı ve davranışın aşırılaşıp sürmesi kökü anal döneme uzanan olumlu aktarımın belirtileridir.

Olumsuz (Negatif) Aktarım:
Oral, anal ve ödipal dönemden gelen olumsuzluk yüklü davranışların terapiste yöneltilmesidir. Bu davranışlara duygu ve tasarımlar da eşlik eder. Oral dönemde olumsuz yaşantıları olan hastalar terapistlerine karşı güvensizdirler, ondan fayda sağlayacakları umudunu taşımazlar. Terapistleri onları iten, sevmeyen, vermekten çok almayla ilgilenen ve kişisel çıkarlarını önde tutan bir kişi konumundadır. Kendilerine yönelik olumsuz duyguları kendilerini sevilecek, sevgiyi haketmiş biri olarak algılamalarına olanak tanımaz. Bu duygu, davranış ve tasarımlar hasta terapist ilişkilerinde yinelenir, tekrarlanır ve aktarım olgusu olumsuz özellikler kazanır. Hastaların terapistlerini sınırlayıcı, aşırı yasaklar koyan, özerklik tanımayan, verimliliklerine sevinmeyen, tutucu, dediğim dedik ve büyüsel gücü olan bir insan gibi algılayıp ona böyle biriymiş gibi davranmaları anal dönemin etkilediği olumsuz aktarımın belirtileridir. (Odağ, 1999)
Bazı hastaların kendi cinslerinden bir terapiste gitmek istememeleri ödipal dönemin çözülmemiş sorunlarını düşündürmelidir. Hasta için anne bağımsızlığını engelleyici, aşırı kıskanç, kadınsal özdeğerlerle özdeşleşmeyi engelleyen, rekabet edilmesi olanaksız, yutucu ve korkutucu biri olarak algılanıyorsa kadın terapist istememesinin ardında bu korkular yatabilir. Tüm kadınların aynı özellikleri taşıdıklarını düşünebilirler.Buna karşın babalarını tartışılması olanaksız, çok güçlü ve cezalandırıcı bir insan olarak yaşayan hastalar erkek terapistlerin de aynı özellikleri taşıdığı inancı içinde olduklarından terapistlerine karşı da böyle biriymiş gibi davranırlar ve terapistlerinin her düşüncesini hemen doğru bulup onaylarlar. Görüşmelerde rekabetle ilgili sorunlar, anılar ya da çağrışımlar ortaya çıkmaz, gereğinden fazla dingin bir alan ortaya çıkar ki bu da çözülmemiş ödipal çatışmaların belirlediği olumsuz aktarımın belirtisidir. Bu hastaların terapistleriyle aynı düşüncede olmadıklarını söylemeye başlamaları, ona direnmeleri ve çok az bile olsa onu eleştirmeleri terapi sürecinde çok değerli bir değişimin işaretidir.

Anne, Baba ve Kardeş Aktarımı:
Terapiste aktarılan ruhsal ögelerde ve ona yönelik davranışlarda anneyle ya da babayla ilgili yaşantıların ağırlıkta oluşu ebeveyn aktarımının belirgin özelliğiyken rekabet ve kıskançlık ise kardeş aktarımının belirgin özellikleridir. Anne, baba ve kardeş aktarımlarının birbirlerinden ayrı oluştuklarını söylememiz mümkün değildir. Örneğin hasta annesiyle ilgili olumsuz yaşantılarını, geliştirdiği tasarımları terapiste aktarıp ona sanki annesiymiş gibi davranmaktayken bir yandan terapistin yakınlık ve sıcaklığını isteyerek, oturumları uzatarak, onun yanında biraz daha kalmayı isterken aynı zamanda horlanacağı, dışlanacağı ve itileceğinden korkabilir. Kırılıp incineceğine, yaralanacağına ilişkin korkuları çok kez oturumları hızla terketmesine neden olabilir.

Heinz Kohut 1970’lerde Nesne İlişkileri Teorisinde kendilik ve nesne temsilleri arasındaki ilişkiyi vurgularken, diğer kişilerle olan ilişkilerimizin kendilik değeri ve kendilik bütünlüğünü oluşturmadaki önemini vurgular. Kohut bireyleri kendilik bütünlüğünü kuruyabilmek için başkalarından yanıt alma ihtiyacında olduklarını ve bunun korunması için insan davranışının temel güdüleyici ve gereksinim olduğundan bahseder. Bu kendilik nesnesi doğduğunda anneyle, onun sıcaklığı, kapsayıcılığı, severek bakması ve iyi hissettirmesi sonucu çocuğun “ben”inde kalan izlerle kendini gösterir. Zamanla bu anne olmaktan çıkarak arkadaş, eş, terapist vb. olur. Bu nesne sayesinde duygusal gelişimimiz yoğunlaşarak iyi olma halimiz desteklenir.
Kişi kendini iyi hissedebilmek için diğer insanlardan gelecek olumlu tepkilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle kuram iki kişi psikolojisi olarak da adlandırılır. Kohut hastalarda üç tür aktarımın geliştiğini gözlemlemiştir.
Ayna Aktarımı:
Narsistik hasta terapistin, onayını ve beğenisini arar. Anneden gelen onaylayıcı tepkiler normal bir gelişim içn büyük bir önem taşır ve çocuğun kendine değer vermesini sağlar.Bu tepkileri alamayan ve bütünlüğünü koruyamayan çocuk umutsuzluk içinde kusursuz olmaya ve performansı ile ebeveyni etkilemeye çalışır.Tedaviye gelen yetişkin, terapistiyle ayna aktarımı gerçekleştirdiğinde terapisti için performans göstererek ondan onay alma çabalarına girebilir. Ayna aktarımı çocuğun mükemmellik hislerine cevap verir.
İdealize edici aktarım:
Çocuk nasıl anneyi sınırsız gücüyle rahatlatan ve iyileştiren bir varlık olarak idealize etme ihtiyacındaysa hasta da terapistini idealize etme ihtiyacıdır. Anne, baba tarafından bu ihtiyacın karşılanmamış olması ya da idealize edilecek bir anne olamayışı, erişkinde bu arayışı devam ettirir. Bu eksiklik büyüklenmeci bir tavır geliştirmesine yol açar. Terapi sürecinin başında terapistin rahatlatıcı ve güç veren bir yapıda olması güvenebilmesi için gereklidir. Ancak süreç içerisinde yavaş yavaş terapist normalleşmelidir. İdealize edici aktarım, çocuğun tümgüçlülük imgesine hizmet eder ve idealize etme ihtiyacına karşılık gelir.


İkizlik Aktarımı :
Hasta çocukluk yaşamında ve daha sonra da terapistle ortak şeyler bulma çabasındadır. Çocuk insanlarda kendine benzer yanlar bulma ihtiyacındadır. Başkalarına benzer olma duygusu evrenseldir.
Terapistle kurulan kendilik ve kendilik nesnesi ilişkisiyle aynalama, idealleştirme ve ikizliği sağlıklı olarak analist üzerinden yeniden yaşayabilen hasta daha sonra diğerleri üzerinden bu durumu yaşar. Böylece kendini yeni baştan düzenleme fırsatını yakalamış olur.

KARŞI AKTARIM
Hastanın aktarımına karşı terapistin geliştirdiği bilinçdışı duygusal tepki kısaca karşı-aktarım olarak tanımlanır (Odağ,1999). İlk kez Freud 1910 yılında yazdığı bir makalede karşı aktarımdan bahsetmiş terapistin bir yandan hastasını gözlemlerken bir yandan da kendi analizini yapması ve bunu giderek derinleştirmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bazılarına göre terapistin hastanın tüm davranış, duygu ve isteklerine yönelik her türlü tepkisi karşı aktarımdır. Bazıları ise karşı aktarımın hastanın aktarım tepkilerine karşıt bir olay olmadığını, hekimin kendi çocukluk yaşamı ve çözülmemiş çocuksu duygu, çatışma ve beklentileriyle ilgili olduğunu ileri sürer .
Freud karşı aktarımı terapide üstesinden gelinmesi gereken bir engel olarak görmüştür . 1950'lerden sonra karşı aktarıma terapi süreci için bir engel olarak değil hastanın bilinçdışını anlamada önemli bir araç olarak bakılmaya başlanmıştır . Günümüzde karşı aktarım iki kişi ilişki içerisindeyken kaçınılmaz olarak gelişen etkileşimsel bir fenomen olarak kabul edilmektedir. Terapistin görevi bu yaşantıyı mümkün olabildiğince taşıyabilmesi ve hasta ile bunu daha iyi anlayabileceği fırsatları kollamasıdır. Terapist, her zaman kendi hissettiklerinin sıklıkla hastanın iç dünyasını anlamak için en iyi rehber olduğunu göz önünde bulundurmalıdır.

Psikoterapide uygulanan supervizyonun bir amacı da terapistin hastaya ve hastanın aktarımına karşı oluşturduğu bilinçdışı yansıtmaların ve yanıtların farkına varması konusunda geribildirim ve rehberlik almasıdır.


KAYNAKLAR
Çakıcı, E. Psikoterapi Teorileri Ders Notları, Kıbrıs 2017
Odağ,C. Nevrozlar-1,İzmir 1999
Özakkaş, T. Bütüncül Psikoterapi, Litera, İstanbul 2017
Psikanaliz Yazıları, Baharlık Kitap Dizisi 17, Bağlam, Sonbahar 2008
Yalom,I.D.Divan, istanbul 2016
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aktarım ve Karşı Aktarım" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Nurhayat YÜKSEL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Nurhayat YÜKSEL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nurhayat YÜKSEL Fotoğraf
Psk.Nurhayat YÜKSEL
Ankara
Psikolog
Psikolog, Psikoterapist, Hipnoterapist, Aile Danışmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi26 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (6) - Videolar - İletişim Bilgileri
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Nurhayat YÜKSEL'in Yazıları
► Terapide Aktarım ve Karşı Aktarım Uzm.Psk.Alpaslan KESKİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,927 uzman makalesi arasında 'Aktarım ve Karşı Aktarım' başlığıyla benzeşen toplam 31 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİUyku Evreleri Ocak 2018
► YENİSavunma Mekanizmaları Ocak 2018
► YENİDepresyon Modelleri Ocak 2018
◊ Roller Nasıl Oluşur? Ekim 2013
◊ Boşanma ve Çocuk Ekim 2013
◊ Taciz Şubat 2012
◊ Kadınlar Günü Ocak 2012
◊ Aşk ve Emdr Ocak 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:34
Top