2007'den Bugüne 81,100 Tavsiye, 25,797 Uzman ve 18,056 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Sosyal Fobi; Nedenleri, Belirtileri, Çözüm
MAKALE #19403 © Yazan Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ | Yayın Şubat 2018 | 1,197 Okuyucu
İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri hatta en temel ihtiyacı bir diğer insanın var olmasıdır. Çünkü insan bir diğer insan varsa kendini geliştirebilir, değiştirebilir ve hayattan keyif alabilir. Yaşamımızın ilk anından itibaren “bir başkasıyla” bir arada olma eğilimindeyizdir. Annemizle bir arada olma egzersizleri yaparak başlar ve diğeriyle bir arada olmayı annemizden öğreniriz. Bu beceri hayatımızın geri kalanı açısından son derece önemli bir beceridir. Ancak bazı insanlar diğer başka insanlarla bir araya gelmekte zorlanırlar, kendilerini rahat ifade edemezler, başkalarıyla bir araya gelme ihtimali olan ortamlardan kaçar, başkalarıyla bir araya geldiğinde rahat edemeyerek biran önce o ortamdan uzaklaşmak isteyebilirler. Sosyal fobi insanlarla bir arada olmayı ve insanın en temel ihtiyacı olan diğer insanlarla bir arada olma ihtiyacını engelleyen bir durumdur.

Öncelikli olarak fiziksel manada belirtiler ve tabiri caizse buz dağının görünen yüzüne baktığımızda kişide aşağıdaki fiziksel belirtiler görülebilir;

• Nefes alışverişinin hızlanması
• Terleme
• Kasılmalar
• Mide bulantısı
• Kızarma
• Titreme
• Ellerin buz kesmesi
• Baş dönmesi
• Ellerde uyuşma… gibi belirtiler görülebilir.

DSM 5 Tanı Kriterleri;

A. Kişinin, başkalarınca değerlendirilebilecek olduğu bir ya da birden çok toplumsal durumda belirgin bir korku ya da kaygı duyması. Örnekler arasında toplumsal etkileşmeler ( örn. Karşılıklı konuşma, tanımadık insanlarla karşılaşma), gözlenme ( örn. Yemek yerken ya da içerken) ve başkalarının önünde bir eylemi gerçekleştirme ( örn, bir konuşma yapma) vardır.
B. Kişi, olumsuz olarak değerlendirilebilecek bir şekilde davranmaktan ya da kaygı duyduğuna ilişkin belirtiler göstermekten korkar ( küçük düşeceği ya da utanç duyacaği bir biçimde; başkalarınca dışlanacağı ya da başkalarının kırılmasına yol açacak bir biçimde).
C. Söz konusu toplumsal durumlar, neredeyse her zaman, korku ya da kaygı doğurur.
D. Söz konusu toplumsal durumlardan kaçınılır ya da yoğun bir korku ya da kaygı ile bunlara katlanılır.
E. Duyulan korku ya da kaygı, söz konusu toplumsal ortamlarda çekinilen duruma göre ve toplumsal-kültürel bağlamda orantısızdır.
F. Korku, kaygı ya da kaçınma sürekli bir durumdur, 6 ay veya daha uzun sürer.
G. Korku, kaygı ya da kaçınma klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.




Tüm bu yazılan betimleyici belirtiler yanında sosyal fobinin kritik gelişimsel dönemlerde meydana gelen duygusal yaşantıların oluşturduğu nedenlerinden de bahsetmenin son derece önemli olduğu kanaatindeyim. Evet kişi görünürde sosyal fobiye sahip bir insan olabilir ama o kişinin ruhsal yapısı tabiri caizse neden böyle bir önlem almıştır neden böyle bir savunma oluşturmuştur ve bu savunma bu kişide ne işe yaramaktadır? Esas problemin kaynağının bu yaşantılar ve bu duygular olduğunu düşünüyorum.

Birinci olarak insanlarla bir taraftan yakın olmak diğer yandan uzak olmakla ilgili ikilem yaşayan insanlar bu ikilemin yarattığı sıkıntılar nedeniyle sosyal fobi yaşıyor olabilirler. Çünkü bu insanların duygusal anlamda en rahat ettikleri zaman dilimi daha çok “yalnız” kaldıkları zaman dilimidir. Buradaki yalnızlık fiziksel olarak kendini soyutlamanın yanı sıra duygusal anlamda adeta kendini uzay boşluğuna göndermek gibi düşünülebilir. En önemli özelliklerinden biri “başkasına muhtaç olmama” ve “kendi yağında kavrulma” konusunda hassas olmalarıdır. Bunu istemelerinin nedeni diğer insanlardan kendilerini üstün görmeleri gibi algılanabilir; ancak asıl neden kendilerini diğer insanlardan üstün görmeleri değil, diğer insanlar arasında kendilerini bir yabancı ve insan dışı bir varlık olarak görmeleridir. Bu yüzden insanlarla duygusal temas ve insanların iç dünyalarını gördüklerini hissetmek onlarda müthiş bir sıkıntı yaratır. Çünkü birisinin onları gerçekten görmesi demek onlar açısından “el konulmak”, “köle gibi kullanılmak”, “mahkum edilmek” olarak algılanabilir. O yüzden insanlardan fiziksel ve duygusal olarak uzak oldukları ortamlar görece daha rahat ettikleri yerlerdir. Görece diyorum, çünkü içlerinde büyüttükleri fantezi dünyasında birinin onları birgün gerçekten göreceğine dair bir “umut”ları vardır. İşte ikilem de tam bu noktada kendini gösterir. Bir yanları uzak olmak isterken diğer yanları insanlara yabancılaşma, elian olma, yaratık gibi olma korkusuyla bir umut ışığı arayarak yakın olmak isterler. Çoğunlukla hiç kimsenin onları görmeyeceğine dair inançları kemikleşerek insanlarla bir arada olmaya dair umutlarını tamamen yitirebilirler ve işte bu yönlerini sosyal fobi olarak ortaya koyabilirler. Gelişimsel manada bu insanların seyrine kısaca değinmek gerekirse bu insanlar kritik gelişimsel dönemlerde, özellikle ilk 3 yaş, anneleri tarafından (Burada anneden kasıt bakım veren kişidir. Örneğin annesi doğum esnasında vefat etmiştir teyze bakmıştır. O zaman anne olarak teyze düşünülür.), belki fiziksel olarak çok iyi bakılmıştır ancak duygusal anlamda alışveriş çok az ya da hiç olmayabilir. Bu da bir insanın karşılaşabileceği en ağır gelişimsel travmalardan biridir. Bu insanların ruh halini yakından görebilmek adına Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” kitabı harika bir eserdir. Ayrıca Kafka’nın “Dönüşüm” kitabı da bu özellikler açısından çok derin izler taşımaktadır. (Gelişimsel süreç hakkında)

İkinci olarak “kırılma ve incinme” endişesi nedeni ile insanlardan uzak durma ihtiyacı hisseden ya da soysal fobi geliştiren insanları düşünebiliriz. Tabi burada “sosyal fobi geliştiren insanlar” derken insanların ruhsal yapısı bunu bilinçdışı bir şekilde bir güvenlik ve koruma fonksiyonu olarak bir sosyal fobi gelişitirmektedir.. Kırılma ve incinme hassasiyeti diğer insanlara göre daha yoğun olan insanların reddedilmeye ve onaylanmamaya toleransları düşük düzeydedir. Ruhsal dünyalarında kendilerini çok önemli ve değerli gören, insanlık ve dünya için çok önemli bir insan olduğunu hisseden, özel bir insan olduğunu hisseden… kişiler
olabilirler. Ama bu özelliklerini kendi başlarına ortaya koymaktan çekindikleri için insanlarla duygusal temastan uzak durabilirler. Bu kişiler direk kendileri üzerinden özel ve değerli
olduklarını ortaya koymak yerine ancak bir başkasının ışığı ve şemsiyesi altında değerli ve özel olduğunu ortaya koyabilmektedir. Çünkü kendini direk olarak ortaya koyduğunda diğerleri tarafından gelecek eleştirilerle ruhsal dünyasında oluşacak kırılma, incinme ve dahası iç dünyasındaki parçalanma kaygısına yönelik önlem almaktadır. Genelde bu insanlar bir takım, bir siyasi parti, bir okul, bir lider… üzerinden söylemleriyle kendi değerlilik
hislerini ortaya koyar. Der ki mesela “Bizim takım var ya bizim takım gibisi yok.” ya da “Bizim okulu gör bir de sen. Müthiş bir okul müthiş hocalar…” Yani sürekli bir diğerinin ne kadar değerli olduğunu söyleyerek kendini ortaya koyma çabası mevcuttur. En nihayetinde okul iyidir, özeldir dolayısıyla okulun şemsiyesi altında kendisi değerlidir, hocası değerlidir dolayısıyla onun ışığında kendisi değerlidir… Bu şekilde direkt olarak kendisine gelecek olan eleştirilerin önüne geçme ve incinme, kırılmaya karşı önlem alma çabası yatmaktadır. İnsanlardan uzak durma ya da sosyal fobi de yine bu incinme ve kırılmaya karşı alınan bir tedbir olarak nitelendirilebilirler. Bu insanlar meslek olarak da kırılma ve incinme riski taşımayan meslekler seçebilirler. Örneğin bilişim ve teknoloji işiyle uğraşıp hem kontrolün kendisinde olduğunu hissedeceği hem de parçalanma kaygısını kontrol altında tutabileceği bir meslek seçebilirler. Gelişimsel serüvenlerinde bu insanların genellikle anne babaları tarafından fazlaca kırıldıklarını, tabiri caizse ne zaman kafalarını kaldırıp kendilerini ortaya koysalar öfkeyle yerlerine oturtulduklarını söyleyebiliriz. Bir diğer taraftan bazı anne babaların kendilerinin sevilme ve değerli olma istek ve arzularını bu çocuklar üzerinden gidermeye çalışarak onlara birer proje gibi yaklaştıklarını söylemek sanırım yanlış olmaz. Bunun yetişkinlikteki yansımalarından biri de insanlarla olabildiğince az iletişim olarak karşımıza çıkabiliyor; çünkü kişi kırılma, incinme ve eleştirilme korkularına ancak bu şekilde önlem alabiliyor.

Üçüncü olarak temel korkusu “otorite ve ceza” olanların yaşadığı sosyal fobi ele alınabilir. Bu insanlar, diğerleriyle rekabet ortamına girdikleri anda , özellikle iş ortamı, hele de sunum gibi bir performans ortaya koymaları gerekiyorsa yoğun bir korku ve kaygı yaşayabilirler. Çünkü kendini ortaya koymak diğerlerinden öne geçmek anlamına gelebilir ve kendini açıkça ortaya koymak demek cezalandırılma için açık hedef haline gelmek demek olabilir (bütün bu düşünceler varsayımdır ve bu varsayımın doğru olduğu durumlar bilinçdışı olarak ortaya konur. Kişi çoğunlukla neden endişelendiğini ya da korktuğunu bilmez. Bildiği ve onun için gerçek olan tek şey hissettiği korku ve kaygıdır.) O yüzden bu insanlar işlerinde daha yüksek bir mevki teklif edildiğinde mantıklı nedenler bularak, örneğin işinin rahat olduğunu ve fazla sorumluluk almak istemediğini etrafta sıkça anlatmak gibi, bu teklifi reddederler. Otorite dair olan bu korkunun temeli de 3 ile 5 yaş arasında özellikle kendi cins ebeveyniyle yaşanılan travmatik yaşantılara dayanabilir. Örneğin bir erkek için düşünecek olursak, eğer babası özdeşim yapmasına izin vermeyen, korkutucu ve cezalandırıcı bir yapıdaysa yetişkinlikte böyle bir durumla karşı karşıya kalınabilir.

Görüldüğü üzere sosyal fobinin bir görünen yüzü mevcuttur bir de altında yatan temel duygusal yaşantılar mevcuttur. Günümüzde en çok görülen psikolojik sorunlardan olan sosyal fobi için psikoterapi uygulamaları ile yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Sosyal fobi problemi yaşayanlar, bir ruh sağlığı profesyonelinden yardım alarak bu problemin üstesinden gelebilirler.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Fobi; Nedenleri, Belirtileri, Çözüm" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Necdet DÖNMEZ'in Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,056 uzman makalesi arasında 'Sosyal Fobi; Nedenleri, Belirtileri, Çözüm' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Hasta Olma Korkusu ve Hastalık Takıntısı ÇOK OKUNUYOR Kasım 2017
► Dini Takıntılar Nisan 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:08
Top