2007'den Bugüne 75,942 Tavsiye, 24,845 Uzman ve 17,062 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Toplumsal Cinsiyet Rolleri
MAKALE #19435 © Yazan Psk.Dnş.Fatma YÜCEL | Yayın Mart 2018 | 619 Okuyucu
Toplumsal cinsiyet ve cinsiyet arasında ne fark vardır, toplum bizim cinsiyetimizi, ilişkilerimizi ve bizim şuan yaptığımız davranışları aslında ne kadar etkiliyor? Atasözlerimiz, deyimlerimiz, masallar, hikayeler ve aslında bunların bütünü olan kültürün bizim toplumsal cinsiyetimize etkisi ne kadar büyük?

Cinsiyet dediğimiz faktör aslında biyolojik ve toplumsal cinsiyet olmak üzere ikiye ayrılır. Biyolojik cinsiyet ; kişinin kadın ya da erkek olarak gösterdiği biyolojik özelliklerdir . Toplumsal cinsiyet ise, bu farklılıkların toplumsal ilişkilere taşınmasıdır.

Yaşadığımız çağdaş toplumda insanlar eşitlikten bahseder ama eşitlik demek aynı olmak demek değildir. Kişinin cinsiyet temelli olarak ayrımcılığa uğramaması toplumsal yaşamın her alanında eşit olarak yer almasıdır aslında bireylerin istediği şey. Bunlar kadın ve erkeklerin karar almada, seçimlerinde, hizmetleri elde etmede, fırsatlara erişimde ve kullanmada, kaynaklara erişimde ve kullanmada, eşit konumda olmalarıdır.
Kadınlar ve erkekler aynı dünyaya geliriz. Peki dünyada aynı biçimde mi yaşarız? Tabi ki de hayır. En baştan baktığımızda sen doğamadan cinsiyetine göre kız isen gül, duygu, sevgi, hayal, naz ; erkek isen mert, hakan, yiğit, can, şahin gibi cinsiyeti sınıflandıran kadının narin veya naif olduğu erkeklerin ise tam tersi olduğu isimler yazılır kimliğimize. Doğmadan önce renklere bile cinsiyete ayrılırsın. Erkek isen mavi, lacivert ve kız isen beyaz, pembe, kırmızı tonları renk seçer ailen veya doğduğun toplum.

Yapılan araştırmalara göre dışardan bakıldığında aslında bebeklerin 6 aya kadar cinsiyeti belli değildir. Ama gel gör ki ailen seni aslan oğlum, babayiğit, evimin direği , veli ahtım, varisim, erkekler ağlamaz, erkek dediğin sert olur(Ne anlamda kullanılıyorsa?), yiğit, ne canlar yakacak, erkek dediğin çapkın olmalı, erkek iş yapmaz kılıbık mıdır ile yetiştirilir. Kız çocukları ise; hanım kızım, kızlar mızmızdır, dikkatli ol, naif ol, başımıza dertler açacak güzelliği ile, cici kızım, duygusal kızım, annesinin kızı, kız dediğin ev işi yapar, mutfakta annesinin sağ koludur gibi bir sürü kalıplaşmış sözler kullanırız. Erkek çocuğunu duyguları izole edilmiş ve kaba yetiştirirken, kız çocuklarını duygusal ve naif yetiştiriyoruz ve sonra gel gelelim bu kadar faklı yetiştirilen bireylerden ilerde sağlıklı bir ilişki bekliyoruz birbirine karşı. Aslında bu yetiştiriliş tarzı erkeği güçlü göstermeye çalışan kızlar ise güçsüz ne kırılgan bir yapıya sokar ve duygularını ifade demeyen bastıran erkek en çok görülen duygu olan öfke orta çıkıyor. Öfkesini kontrol edemeyen , doğru ifade edemeyen erkek ise güçsüz ve kırılgan olan kadına yönelik fiziksel, duygusal ve cinsel şiddette bulunabiliyor hatta toplum bunu kadına hak dahi görebiliyor. ‘’Kadın evine , kocasına bakmamış, kocasının isteklerini yerine getirmemiş, yemeği yapamamış, çocukla ilgilenmemiş akşam ve gürültüden baba tv izleyememiş vs…’’

Bütün isimlendirmeler, beklentiler, onaylamalar ve cezalandırmalar, çocukların çok küçük yaştan itibaren bir takım kalıplara uygun olarak cinsiyet kalıpları olarak biçimlenmelerini sağlar.Cinsiyet kalıplarına “kız kalıpları” ya da “erkek kalıpları” da denebilir. Aslında, bütün kızlar ya da bütün erkekler için tek bir kalıp yoktur: Yaşanan yere, ailenin durumuna, zengin ya da yoksul olmaya, kültür gibi pek çok şeye göre farklılaşan kalıplar vardır. Örneğin, Diyarbakır’da küçük bir ilçede yaşayan bir ortaokul öğrencisi kızın içine sığması gereken kalıpla İstanbul’da büyük ve lüks imkanlara sahip bir ilçede yaşayan kızın uyması gereken kalıp aynı değildir. Bu kalıpların hem biçimleri, hem de genişlikleri farklıdır: Bazı kalıp çok geniştir, hatta bol gelebilir ve insanın yolunu kaybetmesine yol açabilir. Bazısı da o kadar dardır ki, içinde soluk bile alınamaz, okula gidebilmek bile büyük bir lüks haline gelebilir. Uyulacak kalıplar çeşit çeşit de olabilirler: İffetli genç kız kalıbı, uysal gelin kalıbı, fedakâr anne kalıbı, cadı kaynana kalıbı, vb. Yetenekler, hayaller, istekler bu kalıplara uymakta zorluk çıkarırlar: Örneğin, okumak isteyen kız okuldan alınmış, komşu kızı da üniversiteye girmeyi başarmış ise, evde çeyiz hazırlamak daha bir zor gelir. Bazen de şartlar kalıbın dışına çıkmaya zorlar: Örneğin, kadın fedakâr anne, iffetli eş kalıbına uymak için elinden geleni yapmaktayken, koca kadını ve çocukları terk ederse, bu kalıp dağılıverir. Ayrıca, sadece kadınlar için değil, erkekler için de kalıplar vardır. Kadınlara ilişkin kalıplardan daha geniş olsalar bile, erkeklik kalıpları da içinde yaşanması güç kalıplardır: Örneğin, her zaman güçlü olmak, her zaman kararlar vermek, sorumluluk taşımak, namus bekçiliği yapmak kolay bir şey değildir.

Kadınlık ve erkekliğin toplumda nasıl algılandığını, bunlara hangi anlamların yüklendiğini bize gösteren bunlar dışında pek çok şey olabilir: Örneğin, deyimler, atasözleri, halk hikayeleri vs. Modern toplumlarda etkisini yitirmiş ve güçsüzleşmiş gibi görünseler de farklı biçimlerde varlıklarını sürdüren geleneksel ifadeler yalnızca insanın içinde yaşadığı toplumun özelliklerini anlamasını kolaylaştırmakla kalmamakta, aynı zamanda, kadınlar ve erkekleri belirli rol kalıplarına girmeye de zorlamaktadırlar. Atasözlerimizden bazıları: ‘‘Elinin hamuru ile erkek işine karışma . Er kocarsa koç olur, kadın kocarsa hiç olur. Oğlan babadan öğrenir sohbet ile gezmeyi, kız anadan öğrenir sofra dizmeyi. Kızını dövmeyen dizini döver. Dişi yalanmazsa erkek dolanmaz. Adamı ar, avradı er zapt eder. Avrat attır, gemini boş tutma. Yuvayı dişi kuş yapar.’’ Gibi…. Atasözlerimizden de anlaşılacağı gibi kadın v erkek arasında ne kadar kalıplaşmış davranışlarımız ve kadına ve erkeğe biçilen roller olduğu görülmektedir.

Masallar da pek masum değil bu konuda. Masalardaki mesajlar; kırmızı başlıklı kız ormanda sessiz ,tenha yerlerde dolanmamalı tek başına çünkü etrafta kötü yetiştirilen erkekler var aslında ve ona zarar verebilir hatta onu yiyebilir de güzel olduğu için. Pamuk prenseste üvey anne kötü, evden kaçıyor ve 7 adamın evine sığınıyor ve orda da ona biçilen rol temizlik yapması ev işi yapmasıdır. Sonra tanımadığı , hiç görmediği bir adam gelir o bayılmış bir vaziyette ölüm döşeğindeyken gelir ve onu dudaklarından öper ve iyi olur. Rapunzel de ise kadın erkek için saçını süpürge etmek zorunda erkeğine ulaşması için ve erkek orda aptal rolünde olduğu için kapıdan girip kadını kurtaramaz. Çirkin ördek yavrusunda farklılıklara saygının olmadığı ve çirkin olduğu için dışlanan bir ördek yavrusu vs…

Masallarda anlatılan şeyler aslında hayatımızda kullandığımız hemen hemen bütün önyargılarımızı içeriyor maalesef. Tıpkı masallarda olduğu gibi üvey anneler hep kötü olmak zorunda, farklılıklara saygı yok ve çirkin olduğunda dışlanırsın kimse seni sevmez, kadının kişiliği veya zekası önemli değil en güzeli olması yeterli bir erkek için ve kadın en güzeli olmalı tabiki de bir erkek tarafından beğenilmesi için, erkek her zaman aptaldır ve bir kadına her zaman ihtiyacı vardır, kadın dediğin ev işi yapmak zorunda, kadın baygın halde ölüm döşeğinde dahi olsa hiç tanımadığı bir erkek gelir onu taciz edebilir ve ne olursa olsun bu taciz koşulsuz kadına zevk vermelidir, cinsel birliktelik hep gizlidir , kadın cinsel birliktelik evlenene kadar yaşayamaz ve öpüştüğü kişi ile evlenmeli, kadın saçını erkek için süpürge etmeli, kadın dediğin akşam vakti veya tenhada gezmemeli çünkü saldırgan veya sapkın erkekler toplumda yetiştirilmiş, üvey anne vardır ama üvey baba yoktur çünkü kadınlar ikinci evlilik yaparsa toplum hoş karşılamaz, erkek o kadar aptaldır ki masallarda bir kadını yüzünden, bakışlarından değil ayakkabı numarasından bulmaya çalışır. Kadının gerçek olan kişiliği, benliği, karakteri geri planda olur sadece ve sadece en güzeli olması istenirken, erkeğin ise duygusuz kadına değer vermeyen ve aynı zamanda aptal olup her zaman bir kadına ihtiyacı olduğu mesajları verilir. Küçükken masalları okurken veya şimdi çocuklarımıza okurken pek farkında değilizdir bunların ama eleştirel bir bakış açısı sağladığımızda aslında nasıl önyargılar oluşturduğunun farkına varırız.

Kadın ve erkek için; “erkekler güçlü, kadınlar narindir, aslında kadınlar zayıf görünür ama erkekleri ellerinde oynatırlar, kadınlar anne oldukları için sevecen, kadınlar anlaşılmazdır, kadınlar fitnecidir, erkekler rasyoneldir, erkekler saldırgandır, erkek adam ağlamaz, erkek gibi mert ol!’’ uygun görülen bazı özelliklerdendir. Bunlar gibi bazı yaygın inanışların ortadan kalkabilmesi için cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramlarını birbirinden ayırmak gerekmektedir. Kadın ve erkeklerin biyolojik farklılıklarına dayanarak onların toplumda oynadıkları rolün “doğal ve kaçınılmaz” olduğunu ileri süren eğilimlerden kaçınmak önem arz etmektedir. Bu ayrım kadınların ve erkeklerin onları kadın ya da erkek yapan özelliklerinden önemli bir kısmının toplumsal olarak belirlendiğini dolayısıyla değişebileceğini vurgulamaktadır. Bizim ailede olmaz, biz çocuklarımı ayırmayız demeyin çünkü bu bir döngü ve hepimiz bu döngünün içinde bilinçsiz bir şekilde bunları yapıyoruz. Önemli olan farkındalık kazanmak ve eleştirel bir bakış açısı yakalamak…

Psk.Dan.Fatma YÜCEL
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Toplumsal Cinsiyet Rolleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Fatma YÜCEL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Fatma YÜCEL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Fatma YÜCEL Fotoğraf
Psk.Dnş.Fatma YÜCEL
Diyarbakır
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Fatma YÜCEL'in Makaleleri
► Bebekte Yanlış Cinsiyet Tahmini Psk.Serap DUYGULU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,062 uzman makalesi arasında 'Toplumsal Cinsiyet Rolleri' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:25
Top