2007'den Bugüne 76,203 Tavsiye, 24,874 Uzman ve 17,101 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Boşanma ve Çocuk, Çocuklarda Kaygı Bozuklukları
MAKALE #19634 © Yazan Dr.Mustafa ERKAN | Yayın YENİ Haziran 2018 | 188 Okuyucu
Evlilik iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde bir araya gelmesidir. Boşanma, karşılıklı sevgiye, güvene ve mutluluk beklentisine dayalı olan evlilik ilişkisinin yasal olarak sonlanmasıdır.

Boşanma veya evliliği sürdürme kararlarında çocuğun rolü nelerdir?

Bu noktada çiftler boşanma hususunda kararları verirken öncelikli olarak kendileri karar vermeli ardından bunun çocuklarına iletmelidir. Evliliğin sonlandırılması veya devam etmesi çocuklara bağlanmamalı bu sorumluluk çocuklara yüklenmemelidir.

ÇOCUKLARDA KAYGI BOZUKLUKLARI

Korku yaşamın olağan ve doğal bir parçasıdır. Korku evrimsel sürecimizin bir parçası olup hayatımızın belirli dönemlerinde ortaya çıkması doğaldır. Örneğin bakım verenden ayrılma korkusu veya yabancıları fark ettiğinde verdiği tepki insan oğlunda yaklaşık 9 ay civarında ortaya çıkar. Tabi bu durum çocuktan çocuğa değişiklik gösterebilir. Yaş ilerledikçe diğer doğal korkular da ortaya çıkmaya başlar. Örneğim hayvanlardan korkma, böcek korkusu, karanlıktan ve doğaüstü varlıklardan korku sık sık ortaya çıkar. Ergenlik dönemlerinde ise diğer çocukların daha çok farkına varmaya, kendini onlarla kıyaslamaya başlar. Bu dönemde gencin kendi ve çevresiyle ilişkilerini içine alan korku ve endişeler ortaya çıkabilir.

Kaygı ne zaman sorun haline gelebilir?

Tabi bu soruya net bir şekilde cevap vermek gerçekten güçtür. Ancak korku ve kaygılar diğer çocukların korku ve kaygılarından daha belirgin hale gelmişse, sorun çıkarıyor demektir. Örneğin çoğu çocuk mikroplardan ve hasta olmaktan endişe duyar, ancak bu endişesi hayatının merkezine koyan, günde 10 kez ellerini uzun uzun yıkayan çocukta bu endişe ve korkular sorun yaratma eğilimine girmiş demektir. Burada kritik soru şu olmalı korku ve endişeler çocuğunuzun günlük hayatını, okul yaşamını, uykusunu ve genel sağlık düzeyini ne ölçüde etkiliyor? Bu konuda çocuğunuzla iletişimde olmayı ihmal etmeyin. Onunla kaygıları ve onu ne şekilde etkilediğini konuşun. Böylelikle sorunun ciddi olup olmadığına daha rahat karar verebilirsiniz.

Çocuklarda endişe ve kaygı sorunları yaygın mıdır?

Kaygı bozuklukları çocukluk çağında en sık görülen psikiyatrik sorunlardan biridir. Teknik olarak on çocuktan birinde görülür. Ancak bu sorunları gösteren çocukların ancak %20’si tedavi alabilmektedir. Bunun en büyük nedeni ebeveynlerin de kaygı sorunları yaşayıp bu belirtileri “normal” olarak anlamlandırmasıdır.

Kaygı çocukları nasıl etkiler?

Tabi ki kaygı sorunları şizofreni, bipolar bozukluk veya uyuşturucu kullanımı gibi çocuğun hayatında dramatik etkiler yaratmaz. Yine de kaygı sorunları çocuğun yaşamını olumsuz etkiler bırakabilir. Kaygılı çocuklar genellikle daha az arkadaş edinme eğilimindedir. Kaygılı çocuklar genel olarak utangaç olduklarından yeni çocuklarla tanışmakta ve sosyal ortamlara girmekte güçlük çekebilir. Çoğu kaygı bozukluğu akademik sorunlara neden olabilir. Bu çocukların yeteneksiz veya daha az zeki olduğu için değil, endişeleri yüzünden kendilerini güvende hissetmemeleri ve derse gerekli önceliği verememeleridir. Ayrıca pek çok kaygılı çocuk ders sırasında başarılı olsa bile endişelerinin odaklanmayı etkilediği için sınavlarda başarısız olurlar. Bu konuyla ilgili sitemizdeki sınav kaygısı makalesini okumanızı öneririm.

Çocuklarda kaygı kendini nasıl gösterir ?

Her çocuk ayrı bir bireydir ve iki kaygılı çocuk tamamen aynı şekilde davranmaz. Ancak tanımlayabileceğimiz büyük benzerlikler vardır. Kaygı yaşayan çocuklar, bunun kendilerini üç şekilde etkilediğini bulabilirler. Birincisi kaygıyı zihinsel işlemlerde ya da düşüncelerde yaşarlar. Örneğin kendinin ya da yakınlarının yaralanmasından veya kendisinin gülünç duruma düşmesinden endişe duyar. İkincisi kaygıyı fiziksel olarak bedeninde yaşar. Örneğin kalbin hızlı atması, solunum sayısının yükselmesini, mide bulantısı, baş ağrısı veya terleme gibi. Üçüncüsü belki de en önemlisi kaygının çocuğun davranışlarını etkilemesidir. Kaygılı çocuk yerinde duramaz, dolaşıp durur, ağlar ve titrer. Bazı kaygılı çocuklar ise kaçınma davranışları sergiler. Okul fobisi olan çocuğun okula gitmemesi veya karanlık fobisi olan çocuğun gece çöpü dışarı çıkarmaması gibi.

Çocuk ve Ergenlerde Görülen Kaygı Bozuklukları Nelerdir?

Başlıca Kaygı bozukluklarına kısaca anlatmak gerekirse;

Özgül Fobiler: Özgül fobi belirli nesne ya da durumlardan duyulan korkulardır. Böyle bir fobisi olan çocuk belirli şeylerden korkar; örneğin karanlık, yükseklik, örümcek, kan, iğne gibi.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu: Ayrılık kaygısı bakım veren kişiden uzaklaşamaya karşı gelişen korkudur. Ayrılık kaygısı yaşayan çocuklar herhangi bir nedenle anneden veya bakımverenden ayrılmak zorunda olduklarında sarsılırlar. Bazı şiddetli durumlarda çocuk ebeveynin gözünün önünden ayrılmamak için odadan odaya dahi geçemez. Başka bir evde gecelemeyi ret eder. Bazı çocuklarda ebeveynlerinden ayrı duruma düştüklerinde mide ağrıları veya fiziksel hastalıklardan şikayet ederler ve pek çoğunda öfke nöbetleri görülür.

Yaygın Kaygı Bozukluğu: Bu bozuktan müzdarip çocuk ve ergenler yaşamda ki pek çok alanda endişe ve kaygı duyarlar. Anne babalar bu çocukları genel olarak “endişe yumağı” olarak adlandırırlar. Böyle çocuklar evin güvenliğinden derslere, anne babasının sağlık durumundan memleket sorunlarına kadar pek çok sorun hakkında kaygı ve endişe duyarlar. Pek çoğunda akşam haberleri veya gerilim filmleri uzun günler sürebilecek kaygı nöbetlerine sokabilir.

Sosyal Kaygı Bozukluğu veya Sosyal Fobi: Sosyal kaygı bozukluğu veya sosyal fobi çocuğun diğer insanlarla ilişki kurmak veya ilgi odağı olmak zorunda kaldığı durumlarda duyduğu korku ya da endişe halidir. Bu çocuklar genellikle utangaç mizaca sahiptirler. Ana sorun diğer insanların onun hakkında kötü düşüneceği korkusudur. Bu çocuklar yeni insanlarla tanışma, telefonla konuşma, partilere katılma, sınıf önünde konuşma, parmak kaldırma, umumi yerlerde yemek yemekten kaçınabilirler.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB): Son dönemlerdeki bilimsel çalışmalar OKB’nin endişe bozukluğu mu yoksa başlı başına başka bir hastalık mı olduğu konusunda hem fikir olamamışlardır. Gerçekten de klinik açıdan hem tanısı hem takibi hem de tedavisi diğer kaygı bozukluklarından oldukça farklıdır. Ancak endişe ve kaygı bu hastalığın çok önemli bir parçasıdır. Halk arasında takıntı,vesvese de denilen bu hastalık çocuğu rahatsız eden zorlayıcı düşünceler (obsesyon) ve bu düşüncenin verdiği rahatsızlığı gidermek için çocuğun yaptığı davranışlardan (kompulsiyon) meydana gelir. Bu çocuklarda endişenin kaynağı çok farklı olabilir. Kirlilik ve temizlik ile ilgili düşüncelerden dini, cinsel veya saldırgan düşüncelere kadar bir çok alanda oluşabilir. Örneğin çocuk kir ya da mikroplara karşı sürekli bir endişe duyar ve bu endişesini gidermek için uzun süre ve tekrarlayıcı biçimde ellerini yıkayabilir. Bazen bu sorunlara çeşitli tikler ve nörolojik belirtiler eşlik edebilir. Böyle durumlarda çok fazla zaman kaybetmeden bir çocuk ergen psikiyatristine başvurma da çok büyük yarar vardır.

Panik Bozukuğu: Panik bozukluk panik atak geçirmekten duyulan korku ve endişe halidir. Panik atak ise ani başlayan bir dizi fiziksel (kalp çarpıntısı, terleme, baş dönmesi, karıncalanma, nefes darlığı, uyuşma) ve zihinsel (kalp krizi geçirdiğini, boğulduğunu veya aklını yitirdiğini düşünme) belirtilerdir. Panik ataklar beklenmedik şekilde ve ani olarak ortaya çıkar. Çocuk bu belirtiler olacağı için pek çok ortamdan kaçınır, okula gidemez, yalnız kalamaz ve aileye bağlılık gösterebilir. Özellikle ergenlerde bayılma ve ya bayılacakmış gibi olma durumlarında panik bozukluk akla gelmelidir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Travma sonrası stres bozukluğu; çocuğun aşırı derecede korktuğu, yaralandığı ya da şahit olduğu ciddi travmatik olaya tepki olarak ortaya çıkar. Araba kazaları, terör eylemleri, savaş, doğal afet, cinsel taciz, gasp gibi bir çok olay travmatik olaydır. Bu olaylar neticesinde her çocuk az ya da çok bir takım endişe reaksiyonları gösterir. Bunlar birkaç hafta sürmesi doğal reaksiyonlardır. Ancak bazı çocuklarda tepkiler aylarca artarak sürer. Endişe tepkilerinin yanında ciddi kaçınma davranışları da ortaya çıkabilir. Özellikle cinsel istismar olguları ile çalışan profesyoneller bu tepkileri sıklıkla görürler. Bunun yanında bu çocuklarda ürkeklik, uyku bozuklukları ve sinirlilik gözlenebirlir.

Çocuklarda Kaygı Yaratan Etmenler Nelerdir?

Bu konuda kesin bir yanıt vermek çok güç. Ancak yapılan çalışmalar kalıtımın önemli bir etken olduğunu bildirmektedir. Kaygı bozukluğu olan çocukların birinci derece akrabalarında benzer sorunlar olduğu gözlenmektedir. Ancak kalıtımsal olarak geçen davranış modelinden çok kaygıya yatkınlık yaratacak kişilik özellikleridir. Bu çocuklar daha duygusal, strese daha yatkın bir beyin kimyası ile dünyaya gelir. İşin iyi tarafı bu çocuklar daha duyarlı, düzenli ve mükemmeliyetçi kişilik yapılarına sahipken yanlış anne baba tutumları, olumsuz yaşam olayları ve yanlış rol modeller kaygı sorunlarının su üzerine çıkmasına sebep olur.

Kaygılı Çocuğa nasıl yardımcı olunmalı?

Bu konuda ailelere düşen görev kaygının nedenini ortadan kaldırmaktan çok kaygı ile çocuğun nasıl baş etmesi gerektiğine odaklanmaktır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi kaygı bozukluklarının nedeni çoğu kez genler veya geçmişte yaşanan olumsuz yaşam olayları olabilir. Bunları değiştirmek şu an için mümkün görünmemektedir. Ancak aile içi iletişimi devamlı açık tutmak, iyi rol modelleri sergilemek ve destekleyici yaklaşım aileler için önem taşımaktadır. Eğer çocuğun hayatı kaygılar yüzünden olumsuz etkilenmeye başladıysa bir uzmandan yardım istemekten çekinilmemelidir.

Boşanma sürecinde çocuğun en mühim ihtiyacı nedir?

Bu dönemde çocuğun psikolojik ihtiyaçları anne baba tarafından gözden kaçırılabilmektedir. Anne babası boşanma sürecinde olan çocukların psikolojik ihtiyaçlarının neler olduğuna bakacak olursak; en temel ihtiyacın “güven duyma ihtiyacı” olduğunu görürüz. Alışılmış, tanıdık olan düzenin altüst oluşu (evden bir ebeveynin ayrılışı, eşya paylaşımı, yeni eve çıkmak v.b.) çocuk için benim yerim, benim konumum ne olacak, ben ne yapacağım sorularını gündeme getirir. Aile ev demektir.Belki de aileyi aile yapan bir çatı altında bir arada bulunma hissidir. Çocuklar için mekan olarak ev güven içinde ve bir bütün olma duygusunu belirler.

Boşanma sürecinde anne babalara düşen görevler nelerdir?

Boşanmak üzere olduğunuz eşinize yönelik kendi duygu ve düşüncelerinizi, çocuğunuzun ona yönelik duygu ve düşüncelerinden ayırın, birbirine bulaştırmayın. Çocuklarınızı boşanma nedenleriniz konusunda ne kadar bilgilendireceğinize karar vermek için acele etmeyin. Karı-koca olarak ilişkiniz bitmek üzere olabilir, ancak anne baba olarak sorumluluklarınız devam etmektedir. Bu noktada çocuğunuza verilecek bilgiler konusunda uzlaşmanız gerekmektedir. Buradaki en büyük tehlikelerden biride evlilik süresince paylaşılmış sırların deşifre edilmesidir. Bir yakınlaşma veya zayıflık anında verilmiş bir sırrın, taraf kılmak yada yandaş sağlamak amacıyla ilgisi olmayan kişilere aktarımı çocukları nedeniyle boşanma ardından yeni bir çerçeve ile düzenlenmesi beklenen ilişkinin kopmasına neden olabilecektir. Hayatın uzun olduğunu, eski eşinizle birlikte mezuniyetlere, düğünlere katılmak zorunda olduğunuzu unutmayın.

Boşanma sürecinde çocuklarda ve ergenlerde gözlenen belirtiler nelerdir?

0-1 yaş: Sinirlilik , uyku ve yeme düzeninin bozulması, Dışa atım sorunları ve huzursuzluk gelişebilir. Ağlama, parmak emme, anneye yapışma gözlenebilir.

1-3 yaş: Çocuk, anne yada babanın evde olmadığını anlar. Birlikte yaşadığı ebeveyne adeta yapışır. Daha çok ağlayan ve korkan bir çocuk olmuştur. Kızgınlık, öfke, masturbasyon gözlenebilir.

Okul öncesi dönem (3-6 yaş): Neden boşanıldığını tam anlayamazlar. Ancak anne babanın üzgün olduğunu ve ayrı yaşadığını anlayabilirler. Korkular, kabuslar ve boşanmadan kendini sorumlu hissetme duyguları yaşayabilirler. Sinirlilik, karşı gelme, uyku ve yeme düzeninde bozulma olabilir. Anne babanın çocuğa zaman ayırması ve sevgisini hissettirmesi önemlidir.

İlkokul Çağı (7-12 yaş): Bu dönemde kişisel bağımsızlık ve arkadaşlık ilişkilerinin gelişmesi beklenir. Anne babadan birine ya da her ikisine de öfke duyabilirler. Kendilerini reddedilmiş ve kandırılmış hissedebilirler. Anne babadan birini iyi diğerini kötü görme eğiliminde olurlar. Genellikle daha zayıf ve güçsüz olanın tarafını tutarlar. Olumsuz davranışlar, ders başarısızlığı, depresif yakınmaları olabilir. Geçici bir süre için okul başarısızlığı normal kabul edilmektedir. İlgili ve değer veren bir ebeveynin varlığı süreci olumlu etkiler.

Ergenlik Çağı: Ergenlik bedensel, bilişsel ve toplumsal olarak olgunlaşmanın olduğu dönemdir. Daha çok kendi yaşamlarına odaklanmışlardır. Çoğunlukla boşanmayı kabul etmezler. Kızgınlık çok yoğundur (fiziksel şiddet dahi görülebilir) İhanete uğramış, reddedilmişlik duygusu yaşarlar. Gelecekteki evlilikleri dahil ilişkilere güvenlerini kaybederler.

Boşanma sonrası ebeveynlerle görüşme nasıl olmalıdır?

Görüşmede çocukla yeterince zaman geçirilmelidir. Görüşmelerin zaman ve sıklığı net olmalıdır. Diğer ebeveynin evinde de bir odasının olması yararlı olabilir. Çocuğa eski eşe yönelik olumsuz duygu ve düşünceler aktarılmamalıdır. Eski eşle yaşanan sorunlar nedeniyle görüşmeler aksatılmamalı, Eşler arasındaki sorunlar çocuğa yansıtılmamalı, Çocuğun diğer ebeveynle görüşmesi gerçek tehdit kaynağı olmadıkça engellenmemelidir. Görüşmelerde çocuk şımartılmamalıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Boşanma ve Çocuk, Çocuklarda Kaygı Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Mustafa ERKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Mustafa ERKAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mustafa ERKAN Fotoğraf
Dr.Mustafa ERKAN
İstanbul ve Antalya
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi, Uzman Doktor, Pedagog, Psikoterapist, Çocuk Psikologu
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Mustafa ERKAN'ın Yazıları
► Çocuklarda Tik Bozuklukları Yrd.Doç.Dr. Serdar ALPASLAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,101 uzman makalesi arasında 'Boşanma ve Çocuk, Çocuklarda Kaygı Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 94 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ YENİÇocuklarda Tik Bozuklukları Haziran 2018
◊ YENİKardeş Kıskançlığı Haziran 2018
◊ YENİOtizm Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:42
Top