2007'den Bugüne 77,797 Tavsiye, 25,209 Uzman ve 17,435 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Sosyal Fobiye Psikodinamik Yaklaşımlar Açısından Bir Bakış
MAKALE #19796 © Yazan Psk.Dnş.Ahmet SOYLAMIŞ | Yayın Eylül 2018 | 208 Okuyucu
Sosyal Fobi’ye Psikodinamik Yaklaşımlar Açısından Bir Bakış
Ahmet Soylamış

Özet
Sosyal fobi ruhsal bozukluklar arasında günümüzde en sık rastlanılanlardan biridir. Sosyal fobiyi açıklayan birçok kuram mevcuttur. Bu çalışmada sosyal fobinin psikodinamik yaklaşımlara göre nedenleri anlatılmıştır. Çalışmada Freud’un dürtü kuramı, kendilik psikolojisi, nesne ilişkileri kuramı, benlik psikolojisi kuramı, Trower ve Gilbert’in sosyal fobi yaklaşımı gibi psikodinamik yönelimli yaklaşımların sosyal fobiye bakış açısı incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kaygı, sosyal fobi, Psikodinamik yaklaşım

GİRİŞ
Sosyal Fobi bireyin farklı insanlarla karşılaştığı, insanların içinde utanacağı, küçük düşeceği şeklinde davranacağından korktuğu, birden çok farklı durumda sürekli korku duyması ve kaygı belirtileri göstermesine denir. Birey korktuğu durumlardan kaçar ya da aşırı kaygı hissederek bu durumlara tahammül eder.(Evren, 2010)
Sosyal Fobi, kişisel özelliklerin, geçmişte yaşananların, fobinin yaşandığı ortamın ve bireysel beceri eksikliği gibi birçok faktörün neden olduğu karmaşık bir durumdur. Etki eden birçok faktörden dolayı nedenini bulmak güç olabilir.(Öztürk, 2014)
Psikodinamik olarak sosyal fobiye neden olan başlıca faktörler teşhircilik eğilimi, denetimini yitirme kaygısı, ayrılık endişesi ve kendilik patolojisidir.( İşcan, C ve İşcan N. E, 1996)



Freud’un Dürtü Kuramı’na Göre Sosyal Fobi
Psikanalitik kurama göre kaygı kişiyi harekete geçiren bir işi yapma, etkinlikte bulunmak için motivasyan sağlayan gerilime geçme halidir. Kaygı olabilecek tehlikeli durumlara karşı bireyi uyarır. İd, ego, süper ego arasında psişik enerjinin kontrolü için gerçekleşen çatışmalarla kaygı ortaya çıkar( Corey, 2008). Freud kaygıyı gerçeklik kaygısı, nevrotik kaygı ve ahlaki kaygı olarak üç farklı şekilde ele alır.
Gerçeklik Kaygısı
Dış dünyadan geçek bir tehlike veya tehdide bağlı duygusal bir tepki olarak korku duygusu ile kendini gösterir. Bireyin tehlikelere karşı önlem almasına yardımcı olur. Tehdit dış dünyada olduğu için tehdidin kaynağından uzaklaşmak mümkün olabilirken, nevrotik ve moral kaygı için bu durum mümkün olamamaktadır.
Nevrotik Kaygı
İd’in tehlikeli ve güçlü dürtülerinin egonun kontrol edemeyeceği ve bilinç düzeyine geleceğine yönelik verilen duygusal tepkidir. Ego’nun bu dürtülere karşı başarısız olacağından dolayı yaşanan kaygı halidir. Çocukluk dönemindeki cezalandırmalarla ilgilidir. Çocuk dürtülerini denetimsiz olarak doyuma ulaştırmaya kalkıştığında cezalandırılacağını öğrenmiştir. Çocukluk döneminde gerçekçi kaygı olarak yaşanır, yetişkinlik yıllarında otoriter figürlerin varlığında ortaya çıkar.
Ahlaki Kaygı
Ego ve süper ego çatışmalarından kaynaklanır. Bireyin içsel olarak oluşturduğu doğru yanlış standartlarını zorlayan durumlarda ortaya çıkar, suçluluk ve utanç duygularını barındırır. Ahlaki Kaygı süper egonun belirlediği standartların çiğnendiği düşünce ve davranışların cezalandırılması ile ilgilidir. İd sosyal olarak kabul görmeyen isteklerini dile getirdiğinde süper ego kınama ve suçlamaya başlar. Birey ahlaki kaygı yaşadığında süper egosunun kendisini cezalandıracağında korkar.( İnanç ve Yerlikaya, 2013).
Freud kaygıyı ödipal çatışmaların sonucu olarak ele almaktadır. Cinsel dürtüler, ensest içerikli olduğu için kastrasyon korkusu olan bir kaygı harekete geçmektedir. Ego bastırma mekanizmasını devreye sokarak cinsel içerikli olan ensest dürtülerin bilince çıkmasına engel olmaya çalışır. Bastırma yetersiz kaldığında yardımcı savunma mekanizması olarak yer değiştirme devreye girer. Böylelikle ödipal çatışma başka bir nesne veya duruma gider. Belirlenen nesne ilk çatışma kaynağının sembolüdür ve çatışmanın ilk kaynağına göre daha kolay bir şekilde kaçınılabilir.(Sungur, 1997)
Sosyal fobi sahne korkusunun genelleşmiş biçimidir, birey sahnede olmadığı halde kendisini sahnede gibi hissederse, anksiyete ortaya çıkar. Ortaya çıkan bu anksiyete de iki tür dinamik vardır, teşhircilikle ilgili olan genital yetersizlik endişeleri ile kontrolü kaybetme korkuları çerçevesinde utanç ortaya çıkar. Kendini göstermenin içindeki agresyon rakipleri yok etme dürtüsüne neden olur. Rakiplerin de öç alacağı korkusu suçluluk duygularını meydana getirir. Sahne korkusu tepkisinin bir diğer önemli nedeni ayrılma bireyselleşme sürecinin yeniden yakınlaşma dönemine ait krizin aynı şekilde canlanmasıdır. Çocuk bu gelişim döneminde özerklik kazanmaya başlar aynı zamanda bakımverenin kendisinin bütün isteklerini yerine getirmesini bekler. Bu şekilde çocuğun gururu incinmeyecek ve kendisi dışında başka birinden yardım aldığının farkına varmayacaktır. Bu isteklerinden dolayı çocuk bakımverenin kendisini terk edeceğinde korkar. Sahne korkusunda da birey kendisini ortaya koyduğu zaman tıpkı annesinin kendisini terk etmesinden korktuğu gibi, annesi yerine koyduğu izleyicilerinde sevgi ve ilgisini kaybetmekten korkmaya başlar. Çocukluk çağında ki gelişimsel çatışmalar annenin reddedici tutumları ile desteklenirse, birey hayatı boyunca her özerk davranma istediğinde çevresindeki ebeveyn figürleri tarafından terk edileceğini zannedip, dış dünyadan kaçma eğilimi gösterebilir.( Gabbard 1992, akt Kılıç, 1999)

Nesne İlişkileri Kuramına Göre Sosyal Fobi
İnsan hayatı sağlıklı olarak devam etmesi doyum verici bağlanma isteklerine bağlıdır. Bireyin bağlanma isteği bakım veren ile yakınlaşmaya yardımcı olur. Bakım veren ile gerçekleşen bu yakınlaşma hayatın devamı için gerek duyulan yeteneklerin öğrenilmesini sağlar. Yeni doğanın bakım veren ile yakınlaşması, hayatında meydana gelen ilk yaşantıları oluşturur. İlk yaşantılar da “nesne ilişkileri” olarak içselleşir. .(Dilbaz, 1997) Sosyal fobili bireylerde ilk bakım verenlerle meydana gelen nesne ilişkileri terk edilmekten, utanç duygularından, aşağılanmaktan ve alay edilmekten oluşur. Bu şekilde oluşan nesne ilişkileri içsel olarak yerleşir ve insan yaşamında sürekli tekrarlanarak hayatındaki diğer insanlara yansır ve bu insanlardan uzak durulmaya çalışılır. (Türkçapar, 1999). İlk yaşantıların kalitesi ve devamlılığı nesne ilişkilerinin özünü oluşturur. Bağlanma kuramına göre de içselleştirilen nesne ilişkileri diğer insanların davranışları ile ilgili beklentileri meydana getirir. Nesne ilişkilerinde ki hatalar kişinin güven ve emniyet duygusunu sarsar ve ilişkiler de kaygı duyma karşı yatkınlığı oluşturur.(Dilbaz, 1997) Erken yaşamda sağlıksız bir şekilde oluşan nesne ilişkileri olumlu çevreyle belli bir dereceye kadar durdurulabilir. Bireyin çevresini oluşturan kişiler ilk bakım verenlerle oluşan olumsuz nesne ilişkilerine benzer davranışlar gösterdiklerinde bireyin sosyal korkusu gelişir. Sosyal fobinin gelişmemesi için bakım verenlerin çocuğun korkularını telafi etmesi gerekir. (Türkçapar, 1999). Sosyal ortamlarda kaygı duyan bireyler de gelişimleri boyunca bakım verenlerin korumacı işaretlerini almamaları anksiyete yaratabilir ve terkedilme korkuları yerleşebilir. Yaşamları boyunca ilişkilerinde bu durum tekrarlanabilir. Sosyal anksiyeteli bireyler de bakımverenlerin sevgisinin ve arzusunun odağı olma isteği bilinçaltından gelir. İlişkilerinde karşı taraftan mükemmel ve eksiksiz ilgi için bilinçdışı olarak saldırganca talepkar olurlar. Bu duruma bütün rakiplerini yok etme isteği ya da korkutarak kaçırma arzuları eklenir. Rakiplerinin yerini alma kapasitesinde ki yetersizliklere, suçluluk duygusu ile yetersizlikten kaynaklanan utanç duyguları birliktedir.( İşcan, C ve İşcan, E.N, 1996, akt Türe, 2009).
Trower ve Gilbert’in Sosyal Fobi Yaklaşımı
Trower ve Gilbert’in sosyal fobi yaklaşımına göre, sosyal kaygı bireyin iç çatışmalarından dolayı ortaya çıkar, bu çatışma savunmacı sistem ve korunmacı sistem olarak iki ayrı davranış biçimi ile sosyal ortamlarda kendini gösterir. Savunmacı davranış biçimleri üstünlük veya güç hiyerarşilerini önemser. Kişi tehlikeli durumlarda savunmacı davranış gösterir ve boyun eğerek, çatışmaya girmez. Korunmacı davranış biçimlerinde de üstünlük veya rekabetin yerini işbirliği alır. Kişilerin birbirine olan güveni öfke ve çatışmayı engeller. Sosyal kaygı yaşayanlar savunmacı davranışları daha çok sergiledikleri düşünülmektedir.( Trower ve Gilbert, 1989, Akt: Topçu Aydın, 2004)
Benlik Psikolojisi’ne Göre Sosyal Fobi
Benlik psikolojisi yaklaşımına göre sosyal kaygısı olan bireylerde kişiliğin örgütlenmesinde duyguların algılanmasında görev alan benlik işlevlerinde bir bozulma vardır.(İşcan C ve İşcan N, 1996 akt Türe 2009).
Kendilik Psikolojisi’ne Göre Sosyal Fobi
Kendilik psikolojisine göre, sosyal fobinin merkezinde kendilik kavramında bozulma yer alır. Bu bozulma kendilik algısındaki, kendilik saygısındaki, kendilikle ilgili gerçekçi olmayan değersizlik ya da idealizasyonu gösterir. Kişi kendini aşırı eleştirir ve kendinden utanır. Bu kişiler takdir duygusundan yoksundur. Bu süreç dönüştürücü içselleştirme ile bozucu bir kimliği bürünür. Kompansatuar, çoğu zaman bilinçdışı, grandiyöz dinamik yapı vardır. Bu yapı fantastik konuşmalar ve performans içerir. Bu bireyler yansıtma gibi immatür savunma düzeneklerini daha sık kullanır.( Leichsenring, 2007, akt: Keskin ve Orgun 2007).
Kendilik psikolojisi kuramcılarında Hoffman’a göre sosyal fobi yaşan kişiler kendileri ilgili inançlarını telafi etmek için mükemmel performans gösterdikleri fantaziler üretirler. Ürettikleri fantezilerini gerçekleştirecek çabalara girerler.( Hoffman, 2002, 2003 akt: Eldoğan, 2012).
SONUÇ
Sosyal fobi günümüze en sık rastlanan ruhsal bozukluklardan biridir. Yurt içinde yapılan çalışmalar incelendiğinde psikodinamik yaklaşımlara göre sosyal fobinin nedenlerini incelenmesi sınırlı sayıdadır. Sosyal fobinin psikodinamik yaklaşımlarla ele alınması, sosyal fobinin tedavisinde farklı bakış açıları getirecektir.

KAYNAKÇA
1. Corey, G. (2008). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları. ( Çev: Ergene. T.) Ankara: Metis Yayıncılık.
2. Dilbaz, N. (1997). Sosyal Fobi. Psikiyatri Dünyası 1 (1), 18-24.
3. Eldoğan, D. (2012). Üniversite Öğrencilerindeki Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ve Sosyal Fobi Belirtileri İlişkisinde Duygu Düzenleme Güçlüğünün Aracı Rolünün İncelenmesi.(Yüksek Lisans Tezi). Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara
4. Evren, C. (2010). Sosyal Anksiyete Bozukluğu ve Alkol Kullanım Bozuklukları. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2(4):473515
5. İnanç, B ve Yerlikaya E. (2013). Kişilik Kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayınları.
6. Keskin, G ve Orgun, F. (2007).Bir Grup Üniversite Öğrencisinde Sosyal Fobi Yaşama Durumlarının ve Başa Çıkma Stratejilerinin Değerlendirilmesi. Anatolian Journal of Psychiatry (8):262-270
7. Kılıç, E. Ö. (1999). Sosyal Fobi Etiyolojisine Yönelik Gelişimsel Bir Model. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, 52( l), 45-51.
8. Öztürk, A. (2014). Sosyal Kaygıyı Açıklayan Yaklaşımlar. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi. 13 (48), 15-26.
9. Sungur, Z. M. (1997). Fobik Bozukluklar. Psikiyatri Dünyası, (1), 5-11.
10. Toçu Aydın, A. (2004). Sosyal Fobi Olgularında Aile İçi Yaşantıların İncelenmesi.(Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul
11. Türe, E. (2009). Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencilerinde Sosyal Kaygı Düzeyini Etkileyen Faktörler.(Uzmanlık Tezi). Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Manisa
12. Türkcapar, H. (1999). Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı. Klinik Psikiyatri, (2), 247-253.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Fobiye Psikodinamik Yaklaşımlar Açısından Bir Bakış" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Ahmet SOYLAMIŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Ahmet SOYLAMIŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ahmet SOYLAMIŞ Fotoğraf
Psk.Dnş.Ahmet SOYLAMIŞ
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Ahmet SOYLAMIŞ'ın Makaleleri
► Korkuların Fobiye Dönüşmesi Psk.Saadet UÇAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,435 uzman makalesi arasında 'Sosyal Fobiye Psikodinamik Yaklaşımlar Açısından Bir Bakış' başlığıyla benzeşen toplam 37 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
--
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:22
Top